You are on page 1of 206

GR

Demirpene Riva'nn Aldur Ta'nm koruyucusu oluunun ve Nyissa'dan gelen habasetin hikyesidir.

-Alorn Kitab'na ve daha sonraki yklere dayanarak.

BIR

GN GELDI, erek ve olu, Byc Belgarath ile Mallorya'ya

gittiler. Bereberce, yaral Tanr Torak'n ald Aldur Ta'n geri almay amalamlard. Torak'n demir kulesinde Ta'n sakl olduu yere vardklarnda, muhteem mcevhere dokunmaya bir tek erek'in oullarnn en k olan Demirpene Riva cesaret etti. nk ruhunda kt niyet tamayan bir tek Riva'yd. Tekrar Bat'ya dndklerinde, Belgarath Riva'ya ve onun soyuna Ta'n koruyuculuu grevini verdi ve dedi ki: "Ta sende ve senin soyunda kald srece, Bat emniyette olacaktr." Sonra Riva Ta' alp halkyla birlikte Rzgrlar Adas'na yelken at. Gemileri adaya yanatnda oraya bir Hisar ve etrafna da surlarla evrili bir ehir ina edilmesini emretti. nsanlar bu ehre Riva adn verdiler; sava iin yaplm, kale gibi bir ehirdi bu. Hisarn iine dev bir salon yapld; bu salonda kara tatan oyulmu, duvara dayal bir taht vard, insanlar bu salona Riva Kralnn Salonu dediler. Derken bir gn Riva derin bir uykuya dald ve Alornlann Ay Tanrs Belar ryasna girip dedi ki: "Ey Ta'n Koruyucusu, gkten iki yldz dreceim. Bunlar alp atete kzdracak ve rste dveceksin. Birinden bir kl az, tekinden bir kabza yapacaksn; birletiinde kardeim Aldur'un Ta'n koruyacak bir kl olacak." Riva uyandnda gkten iki yldz kaydn grd ve yldzlan dalarn tepelerinde arayp buldu. Belar'n syledii gibi bir kl az GiRi 13
12
BYL ATO

ve bir kabza yapt. Fakat ii bittiinde, kl ve kabza bir trl birle-miyordu. Bunun zerine Riva, "Heyhat!" diye haykrd. "Vazifemi baaramadm, nk kl birlemiyor." Yaknlarda durmu onu seyreden bir tilki dile gelip, "ini yanl yapmadn Riva," dedi. "Kabzay al ve Ta' tepesine tak." Riva tilkinin dedii gibi yapnca, Ta, kabza ile birleti; ancak klcn az ile kabza hl ayryd. Tilki yine ona akl

reterek, "Klcn azn sol, kabzay sa eline al ve birletir," dedi. "Birlemiyorlar," dedi Riva. "Mmkn deil." "Sen de pek bilgeymisin," dedi tilki. "Daha denemeden neyin mmkn olup neyin olmadn biliyorsun." Riva utanarak kabzayla klc birletirince, kl az tpk suya dalarm gibi kabzaya geti. Kl ebediyen birlemi oldu bylece. Tilki glerek dedi ki: "Klc al ve nndeki kayaya vur." Riva klcn krlacandan korktu, ama gene de kayaya vurdu. Kaya ikiye blnd ve yanlan yerden bir nehir fkrarak aadaki ehre doru akmaya balad. Ve uzaklarda, doudaki Mallorya'da, yaral Torak yreinde bir rpertiyle uykusundan uyand. Tilki tekrar gld, sonra dnp komaya balad. Durakladnda Riva onun artk tilki deil, Belgarath'n gm rengi kurt sureti olduunu grd. Riva klc tahtnn arkasndaki kara ta duvara yerletirdi az aa gelecek ekilde; yle ki, kabzadaki Ta, en yksek noktada duruyordu. Kl duvara kaynad. Riva'dan baka hi kimse onu yerinden alamazd. Yllar getike, insanlar Riva ne zaman tahta otursa Ta'n souk bir alevle tututuunu, klc eline alp kaldrdnda ise mavi ateten bir dile dntn grdler. Klcn dvlmesinden sonraki bahar, Rzgrlar Denizi'nin karanlk sularndan, ne krei ne de yelkeni olan kk bir kayk kageldi. Kaykta dnyann en gzel kz vard. Ad Beldaran'd; Belgarath'n sevgili kz Beldaran. Riva'nn kars olmaya gelmiti. Ve, zamann banda yazlm olduu gibi, onu grnce Riva'nn kalbi akla yanp tututu. Beldaran'la Riva'nn evlenmelerinden bir yl sonra, Eras yortusunda bir oullan oldu. Riva'nn olunun sa elinde Ta'n iareti vard. Doar domaz Riva olunu Riva Kralnn Salonuna gtrd ve elini Ta'a dedirdi. Ta ocuu tand ve onun sevgisiyle parlad. Bundan sonra Riva soyundan gelen ocuklarn hepsi ellerinde bu iaretle dodular, ki Ta onlar tansn ve kendisine dokunduklarnda yok etmesin. nk ancak Riva soyu Ta'a gvenle dokunabilirdi. Her bebein eli Ta'a dokunduka, Riva soyu ile Ta arasndaki ba daha da glendi. Her dokunuta Ta'n parlakl daha da artt. Bir yl boyunca Riva ehrinde iler byle yrd gitti. Bazen yabanc gemiler Rzgrlar Denizi'ne gelirdi, ama Rzgrlar Adas'm korumakla grevli erek gemileri hemen onlara saldrp batnrd. Ama zamanla, Alorn krallar toplanp bu yabanclann Torak'n hizmetinde olmadklarna, Nedra adl Tannya bal olduklanna karar verdiler. Onlann gemilerinin Rzgrlar Denizi'nde gvenle seyretmesine izin verdiler. "nk," dedi Riva Kral dier hkmdarlara, "bir gn gelecek, Nedra oullan Tekgz Torak'n Angaraklaryla savamzda yanmzda olacak. Oullarnn gemilerini batrarak Nedra'y kzdrmayalm." Riva hkmdannn bu bilgece szlerine Alorn krallan da katld; dnyann deimekte olduunu kabul ettiler. Bunun zerine, parmen paralarna imza atmaktan ocuka bir zevk alan Nedra oullanyla anlamalar imzaland. Ancak, ok deer verdikleri cicili bicili vr zvrla dolu gemileriyle Riva krfezine girdiklerinde, Riva Kral hallerine gld ve ehrin kaplann kapatarak onlan ieri almad. Nedra oullan imparator dedikleri krallanna ikyete kotular ve sokaklannda mallann satabilmeleri iin ehrin kaplarn atrmasn rica ettiler. Bunun zerine mparator, ordusunu adaya yollad. Tabii, Tolnedra adn verdikleri bu krallktan gelenlerin Deniz'den gemesine izin vermek baka bir eydi, Riva kaplanna bir ordunun dayanmas baka bir ey. Riva Kral limann boaltlmasn ve Tolnedra gemilerinin krfezden temizlenmesini emretti, ve yle de yapld. Tolnedra imparatorunun gazab korkun oldu. Ordularn toplayarak Rzgrlar Denizi'ni gemeye hazrland. O zaman bansever Alornlar toplanarak bu dncesiz imparatorla anlamaya altlar. Ona bir mesaj gndererek dediler ki: Eer srar edersen, gelip imparatoru da kralln da yok ederiz ve kalntlanna da

denize dkeriz, imparator bu ban mesaja boyun edi ve o delice maceradan vaz geti. Yllar getike, Riva Kral Tolnedral tccarlarn zararsz olduunu anlad ve ehrin nndeki nhtm boyunda bir ky kurup lzumsuz mallann orada satmalanna izin verdi. Alp satma konusundaki bu delicesine hevesleri onu ylesine elendiriyordu ki, halkndan arada bir
GlR

15
14

BYL ATO

gidip onlardan hibir ilerine yaramayacak da olsa birka ey satn almalarn rica bile etti. Gel zaman git zaman, Lanetli Torak'n ald Ta' kaldrp da dnyay ortadan ikiye blmesinin stnden tam drt bin iki yl gemiken, Nedra oullarnn Riva ehrinin duvarlan dna kurduu kye baka birtakm yabanclar geldi. Bu yabanclar Tanr Issa'nn oullan olduklarn sylyorlard. Kendilerine Ny-ssal diyorlar ve hkmdarlarnn bir kadn olduunu iddia ediyorlard ki, bu da her duyana pek anormal geliyordu. Kralielerinin ad Salmissra idi. Ny-ssallar gz boyayc klklarla gelip, kralielerinden Riva Kralna ve ailesine hediyeler getirdiklerini sylediler. Bunu duyan Riva soyunun yal kral Bilge Gorek, bu tssa oullan ve kralieleri hakknda daha fazla bilgi edinmek iin yanp tutumaya balad. Karsn, iki olunu, onlarn kanlann ve btn torunlarn yanna alp kaleden ve ehirden karak, Ny-tssallara hogeldin demek ve Sthiss Tor fahiesinin yollad hediyeleri almak iin onlarn adrna gitti. Riva Kraln ve ailesini sahte tebessmlerle adrlanna buyur ettiler. Derken tssa'nn bu habis ve lanetli evlatlan, Riva soyundan gelen herkese saldrdlar. Silahlan zehre batnlmt, o yzden en kk bir izik bile lm demekti. Yallnda bile ok gl olan Gorek, katillerle dvmeye balad; kendini kurtarmak deildi maksad, nk daha ilk darbeyi yediinde damarlarnda lm dolatn anlamt. Tek amac, soyunun devamn salamak iin torunlanndan birini olsun kurtarmakt. Heyhat, hepsinin sonu gelmiti - kap kendini suya atan bir torun hari. Gorek bunu grnce pelerinini bana ekip inledi ve Nyissa bakla-nnn altnda can verdi. Hisarn Vekilharc Brand olanlar duyduunda gazab mthi oldu. Hain suikastlar hemen yakalandlar ve Brand tarafndan en cesur insanlan bile titreten yntemlerle sorguya ekildiler. Sonunda gerek ortaya kt. Gorek ve ailesi, Nyissallann Ylan Kraliesi Sal-missra'nn emriyle ldrlmt. Suya atlayan ocuktan ise eser yoktu. Katillerden biri, kar beyaz bir baykuun suya dalp ocuu kaparak gtrdn sylyordu, ama en iddetli zorlamalar altnda bile ifadesini deitirmemesine ramen kimse ona inanmad. Bunun zerine tm Alorya ssa oullanna kar mthi bir sava balatt. ehirlerini ykp bulabildikleri herkesi kltan geirdiler. Salmissra son nefesini verirken, bu habis suikast Tekgz Torak ve hizmetkn Zedar'n zoruyla yaptn itiraf etti. Bylelikle, artk bir Riva Kral kalmamt; Ta'n Koruyucusu yoktu. Ama Brand ve onun ardndan gelip onunla ayn ad tayanlar, Riva'y ynettiler. Bunu izleyen yllarda, Riva soyunun uzak lkelerde saklanmakta olduu sylentisi dolat durdu. Ama gri pelerinli Ri-vallar tm dnyay aradlarsa da, byle birini bulamadlar. Kl Riva'nn onu koyduu yerde kald; Ta da hl kabzasna taklyd, ama parlamyordu ve cansz gibiydi artk, insanlar, bir Riva Kral olmasa da, Ta orada durduka Bat'nn gvenlikte olduunu dnmeye baladlar. Ta'n oradan alnacandan da pek korkul-muyordu, nk Riva soyundan gelmeyen biri Ta'a dokunduu anda, orackta kl olup bitiyordu.

Ancak adamlar Riva Kral'n ve Ta'n Koruyucusunu ortadan kaldrdktan sonra Tekgz Torak Bat'y fethetmek iin planlar yapmaya balamt bile. Yllar sonra, muazzam bir Angarak ordusunun bana geerek Bat'ya yrd. Srleri Algarya'y talan ederek Aren-diya'ya girdiler ve Vo Mimbre ehrinin kaplarna dayandlar. Bunun zerine, Belgarath ve kz Byc Polgara, Riva Vekilharc Brand'n yanna vanp ona akl verdiler. Onlarla birlikte Brand ordusunu Vo Mimbre'ye yrtt. ehrin nndeki kanl muharebe srasnda, Ta'n gcn kullanarak Torak' yendi. Torak'n mridi Zedar efendisinin gvdesini kararak saklad, ancak btn gcn kullanmasna ramen Tannsn uyandramad. Bat halklan kendilerini yeniden gvende ve Aldur Ta'nn korumas altnda hissettiler. Derken, Riva soyunun gerek mirass olan bir Riva Kralnn yeniden ortaya kp, Riva Kralnn Salonundaki tahta oturaca yolunda bir kehanet olduu yolunda sylentiler yaylmaya balad. Daha sonraki yllarda da, Tolnedra imparatorlarnn kzlarnn on altnc ya gnlerinde Riva Hisannda, eer kral dnerse onun kans olmak iin bekledikleri de sylenir oldu. Ama bu yklere pek aldran olmad. Yzyllar geti ve Bat hl emniyetteydi. Ta, klcn kabzasnda sessiz ve karanlk bekledi. Torak'n bir yerlerde, uyanmak iin Riva Kralnn dnn bekledii syleniyordu; demek ki hi olaca yoktu bunun. Bu yknn de burada sona ermesi gerekir. Ama hibir gerek yknn sonu yoktur. Kurnaz kiiler almak ve yok etmek iin planlar kurduka da, hibir ey gvende saylmamaldr.
16
BYL ATO

Birinci Ksm

ALGARYA
Uzun asrlar sonra, yeni dedikodular duyuldu; bu dedikodular en yksek yerlerde oturanlar bile rahatsz edecek gibiydi. Fsltlar, Ta'n alndn sylyordu. Sonra Belgarath ve Polgara'nn Bat lkelerinde yeniden dolat grld. Bu defa yanlarnda Belgarath'a "dede", Polgara'ya da "teyze" diyen Garion adl bir gen adam vard. Bat krallklarnda dolatka, yanlarna tuhaf yol arkadalar aldlar. Belgarath toplanan Alorn Krallarna, Ta' klcn kabzasndan ayrmann bir yolunu bularak alan kiinin Dnek Zedar olduunu ve muhtemelen uyuyan Torak' uyandrmak amacyla Dou'ya doru gitmekte olduunu bildirdi. Belgarath'n yanndakilerle birlikte, Ta' yeniden ele geirmek iin Zedar'n peine taklmas gerekiyordu. Zaman iinde, Belgarath ve yol arkadalarnn Ta' ele geirmek iin atldklar servene Belgariad dendi. Ama servenin sonu Kehanete balyd; nihai sonucu ise Kehanet bile bilmiyordu.

BRNC BLM

TUCHlK LMT, hatta lmekten de beter olmutu; toprak onun yokoluunun art dalgalaryla sarslp inliyordu. Gari-on ve arkadalar, sarslan bazalt kuleyi ar petei gibi oymu lo koridorlardan kaarken, evrelerindeki kayalar gcrdayp atrdayarak sallanyor, karanlkta stlerine ta paralan yayordu. Koarken Garion'un zihni de sarslp dolanyor, dnceleri az nce olanlarn dehetiyle her trl mantktan azade, kaos halinde birbirine taklp duruyordu. Kamak bir zorunluluktu; kaarken ne dnce ne de farkndalk vard, admlan kalp atlar kadar mekanikti. Kulaklan zihninin kubbelerinde nlayp ykselen kutlama arksyla dolmutu sanki; bu durum dnceye yer brakmyor, iini aknlk ve merakla dolduruyordu. Ancak btn bu karmaann ortasnda, elinde tuttuu kck elin de iddetle farkndayd. Ctuchik'in karanlk kulesinde bulduklar kk ocuk, Aldur Ta'n gsne bastrm, yannda kouyordu. Garion zihnindeki arknn kaynann Ta olduunu biliyordu. Daha kulenin merdivenlerini karken ona fsldamaya balam, bulunduu odaya girdiklerinde ise arks ge ykselmiti. Btn dncelerini silip gtren, oktan, Ctuchik'i yok edip Belgarath' bezden bir bebek gibi yere seren mthi patlamadan ve bunu izleyen depremin gmbrtsnden ziyade, Ta'n sarkyd. Garion koarken bir yandan da bu arkyla mcadele ediyor, akln bana toplamaya alyordu. Ama ark tm abalanna engel oluyor, zihnini datp tesadfi izlenimler ve geliigzel anlar karmakark bir biimde karsna kararak nereye gittiini bile bilmeden komasna neden oluyordu. Paralanmakta olan Rak Cthol ehrinin hemen altndaki kle allarnn keskin kokusu, glgeli koridorlardan ykselerek burunlanna doldu. Sanki bu kokuyla aniden uyanm gibi, bir sr baka kokunun
20
BYL ATO ALGARYA 21

ans Garion'un zihnini doldurdu: Faldor'un iftliinde, Pol Teyzenin mutfandaki yeni pimi ekmein lk kokusu, Ta' araylarnn ilk aamasnda, Sendarya'nn kuzey sahilindeki Darine'e vardklarnda duyduu denizden gelen tuz kokusu, Nyissa'nn ormanlarnn ve bataklklarnn pis kokusu ve u anda Rak Cthol'un yklan duvarlar arasnda kmekte olan Torak Tapnanda kurban edilen klelerin yanm vcutlarnn mide bulandrc kokusu. Ama bu karmakark anlar arasnda en ne kan, Prenses Ce'Nedra'nn salarnn kokuuydu. "Garion!" diye haykrd Pol Teyze karanln iinden. "Ayan bastn yere dikkat et!" Garion zihnini anlardan kurtarp da akln bana toplamaya alrken, tavandan kopup yere den koca bir kayaya taklarak sendeledi. Rutubetli hcrelerine kilitlenmi klelerin dehet iindeki lklar her yanlarn kaplam, depremin gmbrtsyle garip ve uyumsuz bir mzik gibi birleerek ykseliyordu. Karanlkta baka sesler de vard: Keskin iveli Murgo sesleri, koan ayaklarn patrts, srgs alm, kayalk tepeyle birlikte sallanan ve duvara arpan demir bir hcre kapsnn sesi. Karanlk maaralarda toz bulutlar

ykseliyor; bu boucu kaya tozu gzlerini yakyor, kaya paralan arasnda koup dururken aralksz ksrmelerine neden oluyordu. Garion elini tuttuu kk olan bir kaya ynnn stne kaldrd; ocuk gven dolu gzleriyle sakin ve glmseyerek bakt yzne; ezici karanlktaki lk ve pis koku karmaasndan hi etkilenmemi gibiydi. Tekrar yere brakacakken fikrini deitirdi. Kucanda tamak daha gvenli olacakt. Tekrar koridora dnd, ama yumuak bir eye basnca duraklad. Yere baknca midesinin bulandn hissetti: Yerdeki kayalarn arasndan frlam bir insan eline basyordu. Tebdil-i kyafet iin giydikleri Murgo cppelerini dalgalandrarak, zangr zangr titreyen karanlkta komaya devam ettiler; toz hl ok youndu evrelerinde. "Durun!" diye haykrd yobaz Ulgo Relg; elini kaldrm, ban yana yatrarak dikkatle bir ey dinliyordu. "Burada olmaz!" dedi Barak. O da kollarnda baygn Belgarath' tayordu. "Yrsene Relg!" "Sus!" diye emretti Relg. "Dinlemeye alyorum." Sonra ban sallayarak, "Geri dnn!" diye haykrd. Hzla dnm, herkesi geriye doru itekliyordu. "Kan!" "O tarafta Murgolar var," diye itiraz etti Barak. "Kan!" diye tekrarlad Relg. "Tepenin bu blm yklyor." Daha onlar dnerlerken, mthi bir yrtlma sesi sard etraflarn. Kayalar sanki bu duruma itiraz eder gibi, fke dolu, iren bir sesle birbirlerinden ayrlyorlard. Katklar koridora aniden k doldu, nk bazalt tepenin bir yan ayrlmt ve kayalarn bir ksm yzlerce metre aadaki orak topraklara doru kayarken, yark hzla geniliyordu. Maaralarn karanlk dnyas anszn aldnda, yeni domu gnein kzl klar gzleri kr edecek kadar parlak geldi onlara. Tepenin yanndaki kocaman yarktan, altlarnda ve stlerinde bir sr maarann daha bolua aldn grdler. "Oradalar!" diye bir haykn ykseldi yukardan. Garion hzla ban kaldrd. On be-yirmi metre yukarlarnda, alt kara cppeli Murgo ellerinde kllaryla, toz bulutlan arasnda bir maara aznda durmulard. Biri heyecanla onlar iaret ediyordu. Sonra tepe yeniden sarsld ve koca bir kaya ktlesi daha koptu. Murgolar lk la uuruma yuvarlandlar. "Kan!" diye haykrd Relg yeniden. Hepsi onun peinden sarslan koridorun karanlna daldlar. "Bir dakika durun," diye inledi Barak birka yz metre geriye doru kotuktan sonra anszn duraklayarak. "Nefesim tkand." Dev gs inip kalkarak Belgarath' yere indirdi. "Size yardm edebilir miyim Lordum?" diye sordu Mandorallen hemen. "Hayr," dedi Barak nefes nefese. "Ben hallederim. Biraz nefesim kesildi, o kadar." Sonra iri yar adam etrafna baknarak, "Ne oldu orada?" diye sordu. "Btn bunlan balatacak ne oldu?" "Belgarath ile Ctuchik'in arasnda kk bir anlamazlk kt," dedi pek her zamanki alayc tavryla. "Sona doru kontrol kaybettiler." "Ctuchik'e ne oldu?" diye sordu Barak, hl nefes nefese. "Man-dorallen'le birlikte odaya girdiimizde sizden baka kimseyi grmedim." "Kendini yok etti," dedi Polgara, diz kp Belgarath'n yzne bakarken. "Ama biz cesedini de gremedik Hanmefendi," dedi Mandorallen. Enli klc elinde, karanl kolluyordu. "Grecek pek bir ey kalmamt," dedi pek. "Burada gvende miyiz?" diye sordu Polgara Relg'e.
22 BYL ATO
ALGARYA

23

Ulgo kafasn koridorun duvarna dayayarak bir sre dikkatle dinledi, sonra

ban sallayarak, "imdilik," diye cevap verdi. "Biraz duralm yleyse. Babam muayene etmek istiyorum. Bana biraz k yap." Relg kemerindeki torbalan kartrarak o zayf Ulgo n veren iki maddeyi kard ve birbirine kartrd. pek merakla Polgara'ya bakyordu. "Ne oldu? Belgarath m yapt bunu Ctuchik'e?" Polgara babasnn gsne dokunurken ban hayr anlamnda sallad. "Ctuchik her nedense Ta' yok etmeye alt. Onu ok korkutan bir ey oldu, o da birinci kural unuttu." Kucandaki ocuu yere brakrken, Garion bir an iin hatrlar gibi oldu: Patlayp yokolmasna neden olan o lmcl "Yok ol!" szn sylemeden nce Ctuchik'in zihnine bakabilmiti ksack bir sre. Barahibin kafasndaki o hayali grebiliyordu yine. O, Garion, Ta' elinde tutyordu ve bu grnt Ctuchik'in kr, akld bir panie kaplmasna neden olmutu. Neden? Bu grnt neden Grolimi o lmcl hataya srklemiti? "Ne oldu ona Pol Teyze?" diye sordu. Bunu bilmesi gerektiine dair bir his vard iinde. "Artk yok," dedi Pol. "Onu var eden cevher bile yok oldu." "Benim sorduum bu deildi," diye itiraza kalkt Garion, ama Barak lafn kesmiti bile. "Ta' yok etti mi peki?" diye soruyordu iri yan adam endieli bir sesle. "Hibir ey Ta' yok edemez," dedi Pol sakin bir sesle. "Nerede yleyse?" Kk olan Garion'un elini brakp dev erek'in yanna gitti ve yuvarlak, gri ta uzatarak, "Teslim?" dedi, "Emanet." Barak geri ekilerek, "Belar!" diye haykrd ve ellerini arkasnda kavuturdu. "u ta sallamay braksn ltfen Polgara. Ne kadar tehlikeli olduunu bilmiyor mu?" "Sanmam." "Belgarath nasl?" diye sordu ipek. "Kalbi hl gl," dedi Polgara. "Ama ok bitkin. Dv onu az kalsn ldryordu." Yanklanan uzun bir titreyile, deprem duruldu. Bunu izleyen sessizlik ok mthi geldi herkese. "Bitti mi?" diye sordu Durnik sinirli sinirli etrafna bakarak. "Sanmam," diye cevap verdi Relg. Ani sessizlik iinde o da sesini alaltmt. "Depremler genellikle uzun srer." Barak ihtiyatla kk olana bakarak, "Nereden kt bu ocuk?" diye sordu. Onun gr sesi de ok alak kmt. "Ctuchik'le birlikte kuledeydi," dedi Polgara. "Zedar'n Ta' almas iin yetitirdii ocuk." "Pek hrsza benzemiyor." "Deil zaten." Polgara dikkatle sansn olana bakarak, "Biri ona gz kulak olsun," dedi. "Tuhaf bir ey var onda. Buradan iner inmez ilgileneceim, ama u anda vaktim yok." "Ta'tan olabilir mi?" diye sordu ipek. "insanlar zerinde tuhaf etkileri olduunu duymutum." "yledir belki," dedi Pol, ama pek inanm gibi deildi. "Onu yanndan ayrma Garion. Ta' da kaybetmemesine dikkat et." "Niye ben?" Hi dnmeden azndan kvermiti. Pol Teyze ona dik dik bakt. "Peki Pol Teyze." Tartmann faydas olmayacan biliyordu. "O da neydi?" dedi Barak susmalar iin elini kaldrarak. Karanln iinde bir yerlerden mnltlar geliyordu. Sert, genizden gelen mnltlar. "Murgolar!" dedi ipek elini hanerine atarak. "Ka kiiler?" diye sordu Barak Pol Teyzeye.

"Be," dedi Pol. "Hayr, alt. Biri geride kalm." " Aralannda Grolim var m?" Pol olumsuz anlamda sallad ban. "Haydi Mandorallen," dedi dev erek klcn ekerken. valye enli klcn bir elinden dierine geirirken bayla onaylad. "Burada bekleyin," diye fsldad Barak dierlerine. "Hemen dneriz." Sonra Mandorallen'le birlikte karanla daldlar; siyah Murgo cppeleri glgelere kanverdi hemen. Dierleri kulak kabartarak beklediler. O tuhaf ark yeniden Garion'un zihnini doldurdu ve Garion'un dnceleri onun zorlaycl nnde dalp gitti. Bir yerlerde akllann yoku aa yuvarlanmasndan doan tslama gibi bir ses duyuldu ve bu ses onda bir sr any ayaklandrd. Faldor'un iftliinden Durnik'in rse vuran ekicinin sesini duyuyordu sanki; sonra btn bu olaylann balad srada, Da-rine'e algam ykl bir arabayla giderlerken atlann nal seslerini ve
24 BYL ATO
ALGARYA

25

arabann gcrtsn duydu. Val Alorn'un dndaki ormanda stne saldran yabani domuz, Murgo Aarak yaral yznde nefret ve korkuyla onu seyrederken, kesilmi aalarla dolu alanda Arendiyal serf delikanlnn ald fltn gklerden gelen sesi, hepsi sanki o an, ora-daym gibiydi. Garion ban sallayarak kafasn toplamaya alt, ama ark onu hayallere dalmaya zorluyordu. Perili Orman'da Aarak'n korkun bir trtyla yanmasnn sesini ve Grolim'in aresizce "Efendim, ac bana," diye yakarn duydu. Salmissra'nn saraynda, ay suretindeki Barak, yannda buz gibi bir fke iindeki Pol Teyze ile nne kan her eyi paralayarak taht salonuna doru ilerlerken sadan soldan ykselen lklar da duydu. Derken, hep kafasnn iinde olan ses konutu yeniden: "Mcadele etmeyi brak." "Ne bu?" diye sordu Garion kafasn toplamaya alarak. "Ta." "Ne yapyor?" "Seni tanmaya alyor. Onun renme yntemi bu." "Bekleyemez mi? u anda buna vaktimiz yok." "istersen ona sen anlat." Ses pek keyiflenmi gibiydi. "Belki seni dinler, ama sanmam. Seni ok uzun bir sredir bekliyordu." "Niye ben?" "Bu soruyu sormaktan usanmadn m?" "Dierlerine de ayn eyi yapyor mu?" "Daha az oranda. Rahatlasan iyi olur. Ne de olsa istedii eyi yapacak." Birden karanlk koridorlardan bir elik sesi ve hayret dolu bir lk ykseldi. Sonra Garion darbe sesleri duymaya balad, ardndan da bir inilti. Sonra sessizlik oldu. Birka saniye sonra ayak sesleri duyuldu ve Barak ile Mandoral-len geri dnd. "Arkada kalm olan bulamadk," dedi Barak. "Belga-rath aylacakm gibi grnyor mu?" Polgara ban sallayarak, "Hayr," dedi. "Hl tamamen sersemlemi durumda." "Tayaym yleyse. Artk gidelim. Aaya yolumuz uzun; biraz sonra bu maaralar Murgolarla dolar." "Bir dakika," dedi Polgara. "Relg, nerede olduumuzu biliyor musun?" "Aa yukar." "Kle kadn braktmz yere gtr bizi," dedi Polgara itiraz kabul etmeyen bir

sesle. Relg'in yz asld, ama bir ey demedi. Barak baygn Belgarath' srtland, Garion da kollarn anca, Ta' korumak ister gibi gsne bastran ocuk itiraz etmeden kucana trmanverdi. Olan tuhaf bir biimde hafifti ve Garion onu hi g harcamadan tayabiliyordu. Relg hafife prldayan tahta anan yukar kaldrarak yollarn biraz aydnlatt; kvrlp giren koridorlardan, karanlk maaralarn iine doru zigzag izen bir yol tutturdular, ilerledike, stlerindeki dev kayann karanl Garion'un omuzlarna giderek artan bir arlkla basyordu sanki. Zihnindeki ark yeniden ykseldi ve Relg'in elindeki zayf kta yeniden hayallere dald. imdi ne olduunu anlad iin daha kolay geliyordu. ark zihnini ayor, Ta ise hayatndan hafif bir dokunula geerek her dncesini, her ansn emip alyordu sanki. Merak tuhaft; Garion'un hi nemli bulmad olaylarn zerinde duruyor, olduklar zaman ok nemli sand olaylara ise bir dokunup geiyordu. Rak Cthol'a yaptklar yolculuun her admn ayrntsyla inceledi. Maragor'un stndeki dalarda, Garion'un Aarak'tan ald cann zorunlu bir bedeli gibi l taya can verdii kristal maaraya onlarla birlikte girdi. Onlarla Vadi'ye inip Garion'un Sz ve Irade'yi ilk kez bilinli bir biimde kullanarak byk beyaz ta devirmesini izledi. Eldrak Grul'la yaptklar sava fark etmedi bile, Ulgo maaralarna yaptklar ziyarete de aldrmad, ama Rak Cthol'a yaklarken Garion'la Pol Teyzenin Grolimle-rin arayan zihinlerine kar yarattklar hayali kalkan merakla inceledi. Brill'in lmne ve Torak tapnandaki iren trenlere hi ilgi gstermedi, ama Grolim Barahibinin kayaya asl odasnda Belga-rath'la Ctuchik arasnda geen konumann zerinde durdu. Sonra ok tuhaf bir ey yaparak geri dnd ve Garion'un Prenses Ce'Nedra ile ilgili anlarn tek tek tarad: Gnein bakr rengi salarnda yansmas, hareketlerinin zarafeti, kokusu, farknda olmadan yapt hareketler, minik, narin yznde duygularnn oynamas. Bunlarn zerinde o kadar ok durdu ki, Garion rahatsz olmaya balad. Bir yandan da prensesin sz ve davranlarnn hafzasnda bu kadar ok yer tutmasna hayret ediyordu. "Garion," dedi Pol Teyze, "ne oluyor sana? Sana ocua bak demitim. Dikkat et biraz. Dalga gemenin zaman deil."
26 27
ALGARYA BYL ATO

"Dalgagemiyordum. Sadece..." Nasl aklayabilirdi? "Sadece ne?" "nemli deil." Yollarna devam ederken, topran yerine oturmasnn dzenli aralklarla dourduu sarsntlarla sendeliyorlard. Temelindeki toprak titreyip kvrandka, dev bazalt kule sallanp inliyordu. Her sarsntda durup nefes almaya bile cesaret edemeden bekliyorlard. "Ne kadar indik?" diye sordu pek kaygyla etrafa baknarak. " yz metre kadar," dedi Relg. "O kadarck m? Bu hzla bir hafta tkl kalrz burada." "Ne kadar srerse o kadar srer," dedi Relg ksk sesiyle, geni omuzlarn silkip yoluna devam ederken. nlerindeki koridorda gene Murgolar vard. Ksa ve pis bir dvten sonra Mandorallen topallayarak geri dnd. "Niye beni beklemedin?" diye sordu Barak ters bir tavrla. "Sadece kiilerdi Lordum," dedi Mandorallen. "Seninle konumann faydas yok, biliyor musun?" dedi Barak k-prerek. "yi misin?" diye sordu Polgara valyeye. "Basit bir izik hanmefendi," dedi Mandorallen kaytsz bir tavrla.

"Zahmetinize demez." Koridorun kaya zemini yeniden titreyip salland; gmbrt maaralarda yanklanarak yayld. Donup kaldlar, ama birka saniye sonra yerin hareketi duruldu. Maaralardan ve koridorlardan geerek srekli aaya indiler. Rak Cthol'u harap edip Ctuchik'in kalesini Murgo topraklarna deviren depremin art oklar ara ara devam ediyordu. Onlara ok uzun-mu gibi gelen bir sre sonra, bir dzine kadar Murgo nlerindeki koridordan geti. Barak ve Mandorallen aralarnda fsldaarak konutular ve onlara dokunmamaya karar verdiler; Murgolar da yirmi metre telerinde, glgeler arasnda kendilerini bekleyen beladan habersiz, yryp gittiler. Onlar duyamayacak kadar uzaklatklarnda, Relg nn stn at ve baka bir koridora dald. Dnp dolaarak hep aa doru, tepenin zeminine, dardaki orak topraklarn pek de emin olamadklar gvenliine doru ilerlediler. Ta'n arks hi azalmamt ama Garion kucanda ocukla pek'i izlerken biraz dnebiliyordu en azndan. Belki biraz alt iindi bu, belki de Ta'n dikkati tekilerden birine ynelmiti. Baarmlard, inanlmazd bu. Btn zorluklara ramen Ta' geri almlard. Faldor'un iftliindeki sakin yaamn anszn altst eden aray nihayet sona ermiti. Ama olup bitenler onu ylesine deitirmiti ki, rzgrl bir sonbahar gecesi Faldor'un iftliinin kapsndan kan ocuk, yoktu artk. Garion kendisindeki gc u anda bile hisse-diyorve o gcn bir nedeni olduunu da biliyordu. Ta' yerine geri gtrmenin yalnzca ok daha byk, ok daha ciddi bir eyin balangc olduuna dair bir sr ipucu vard belirsiz, yan yarya sylenmi, sadece ima edilen ipular. Garion her eyin sona ermemi olduundan emindi. "Eh, vakti gelmiti," dedi iindeki ses. "Bu da ne demek?" "Niin her defasnda batan aklamak zorunda brakyorsun beni?" "Neyi?" "Dncelerini bildiimi. Tamamen ayr deiliz biliyorsun." "Peki yleyse. imdi nereye gidiyoruz?" "Riva'ya." "Oradan sonra?" "Onu greceiz." "Sylemeyecek misin ?" "Hayr. Daha sylemeyeceim. Sandn kadar ilerlemedin henz. Daha ok yolun var." "Sylemeyeceksen neden rahat brakmyorsun beni?" "Sadece uzun vadeli planlar yapmaman iin uyarmak istedim. Ta' geri almak bir admd sadece. nemli bir adm belki, ama yalnzca bir balang." Sonra, belki de adnn gemesi Ta'a Garion'u hatrlatm gibi, ark btn iddetiyle geri dnd ve Garion'un dikkati dalverdi. Az sonra Relg durup zayf n yukan kaldrd. "Ne var?" dedi Barak Belgarath' yere brakarak. "Tavan km," dedi Relg nlerindeki molozlarla tkanm geidi gstererek. "Geemeyiz." Pol Teyzeye dnerek, "zgnm," dediinde Garion onun gerekten samimi olduunu hisseti. "Braktmz kadn gn br yannda kald." "Baka bir yol bul," dedi Pol Teyze. "Baka yol yok. Buras onu bulduumuz su birikintisine giden tek geit."
ALGARYA 29

BYL ATO 28

"O zaman temizleyeceiz demektir." Relg ban sallayarak, "Olmaz," dedi. "Tavan daha da kertiriz. Zaten muhtemelen stne kmtr; en azndan yle olduunu umalm." "Biraz zalimce olmad m bu sylediin?" dedi pek ters bir tavrla. Ulgo dnp ufak tefek adama bakt. "Suyu var. Nefes alabilecek havas da var. Eer gk onu ldrmediyse, alktan lene kadar haftalar geer." Relg'in sesinde hafif bir znt var gibiydi. pek ona bakakald, sonunda, "Kusura bakma Relg," dedi. "Yanl anlamm." "Maarada yaayan insanlar kimsenin byle kapana kslp kalmasndan holanmaz." Polgara hl molozlarn tkad geide bakyordu. "Onu oradan karmalyz," dedi sonunda. "Relg hakl olabilir ama," dedi Barak. "Dan yars stne km bile olabilir." Polgara ban sallayarak, "Hayr," dedi. "Taiba hl yayor ve onsuz gidemeyiz. Olacaklar asndan o da hepimiz kadar nemli." Relg'e dnerek, "Onu oradan karman gerek," dedi kesin bir tavrla. Relg'in koca siyah gzleri irileti. "Bunu benden isteyemezsin." "Baka seenek yok." "Yapabilirsin Relg," dedi Durnik yobaza. "Kayann iinden geip, Ipek'i Taur Urgas'n ukurundan kardn gibi karabilirsin onu." Relg tir tir titremeye balamt. "Yapamam!" dedi boulur gibi bir sesle. "Ona dokunmam, elimi srmem gerekir. Gnah." "Hamiyetperver bir tavr deil sizinki Relg," dedi Mandorallen. "Zayf ve aresi olmayanlara yardm etmekle gnaha girilmez. Her namuslu insann ba mesuliyeti, ihtiyac olanlarn yardmna komaktr. Ruhunuz safsa eer, dnyadaki btn kuvvetler bir araya gelse onu bozamaz. Eer merhamet ona yardma komanza sebep olmuyorsa, bunu ruhunuzun safl hususunda bir imtihan olarak kabul edin." "Anlamyorsun," dedi Relg acyla. Sonra Polgara'ya dnerek, "Beni zorlama," diye yalvard. "Mecbursun," dedi Polgara. "zgnm Relg, ama baka are yok." Yznde bir sr duygu oynaan yobaz, Pol Teyzenin tavizsiz baklar karsnda ezildi, kvrand, sonra bouk bir lk atarak elini geidin yan duvarna dayad. Mthi bir dikkatle younlat ve bedenini hi gedik vermeyen talarn iine sokma konusundaki rktc yeteneini bir kez daha gstererek, parmaklarn kayaya daldrd. pek hemen arkasn dnerek, "Bunu seyretmeye dayanamyorum," dedi bouk bir sesle. Sonra Relg kayaya dalarak gzden kayboldu. "insanlara dokunma konusunda neden bu kadar tantana yapyor?" diye sordu Barak. Ama Garion bunun nedenini biliyordu. Algarya'dan geerken yobazla o kadar uzun bir sre arkadalk etmek zorunda kalmt ki, Relg'in kafasnn nasl altn ok iyi biliyordu. Bakalarnn gnahlar hakknda affetmez bir tavrla konumak, Relg'in kendi zaaflarn gizlemeye yaryordu aslnda. Fanatiin kendi ehvet duygulan hakkndaki histerik, zaman zaman anlalmaz itiraflarn saatler boyu, aralksz dinlemek zorunda kalmt. Dolgun vcutlu Marag kadn Taiba, Relg iin olabilecek en beter batan karlma tehdidiydi, o yzden lmden bile ok korkuyordu ondan. Ses karmadan beklediler. Uzaklarda damlayan bir su sesi, geen zamann lsn veriyordu. Depremin son titreimleri ayaklarnn altndaki topra ara sra yeniden sarsyordu. Lo maarada dakikalar gemek bilmedi. Derken bir kprt belirdi ve Relg, kucanda yan plak Taiba ile kayadan kt. Kadnn kollan korkuyla Ulgonun boynuna dolanmt ve yz de omuzuna gmlyd. Dehetle inliyor ve tir tir titriyordu. Relg'in yz ise strapla burumutu, yalar szlyordu ve mthi bir ac ekiyormu gibi dilerini skmt. Ama kollan, dehet iindeki kle kadn

korumak istercesine, neredeyse efkatle sanlmt. Kayadan tamamen ktklarnda bile onu gsne bastrarak, sanki hi brakmayacakm gibi ylece durdu.
ALGARYA 31

KNC BLM

AZALT KULENN DlBNE, atlan braktklar byk maaraya vardklarnda, le olmutu. Barak Belgarath' yere brakrken, ipek hemen maarann aznda nbet tutmaya kotu. "Grndnden arm," diye homurdand iri yar adam terini silerek. "Artk aylmas gerekmiyor mu?" "Tamamen kendine gelmesi gnler alabilir," dedi Polgara. "stn rt de uyusun." "Nasl ata binecek?" "Ben aresine bakarm." "Bir sre kimse ata binemeyecek zaten," diye seslendi pek maarann azndan. "Darda eek ans gibi Murgo kaynyor." "Karanla kadar bekleriz," dedi Polgara. "Zaten hepimizin dinlenmeye ihtiyac var." stndeki Murgo cppesinin baln geri atarak bir gece nce maara duvanna dayal braktklar antalardan birinin yanna gitti. "Yiyecek bir eyler hazrlayaym, sonra uyuruz." Garion'un pelerinine sarnm olan kle kadn Taiba, neredeyse hi durmadan Relg'e bakyordu. Meneke rengi kocaman gzlerinde kran ve merak kanm birpnlt vard. "Hayatm kurtardn," dedi Relg'e kaln, grtlaktan gelen sesiyle. Bunu sylerken ona doru eilmiti. Farknda olmadan yaplan bir hareket olduundan phesi yoktu Garion'un, ama gene de gayet barizdi. "Teekkr ederim," diyerek elini yobazn koluna koydu. Relg hemen geri ekilerek, "Dokunma bana," diye haykrd. Taiba eli havada, hayretle bakakald. "Sakn bana dokunma," dedi Relg. "Asla." Taiba'nn yzndeki ifade mthiti. Hayatnn hemen hemen tm karanlkta gemi olduu iin, duygularnn yznden belli olmasn engelleyecek yollar renememiti. Hayret ifadesi aalamla dnt, sonunda gururu krlm, ks bir ifadeye brakt yerini. Hemen kendisini reddeden adama srtn dnd. Pelerin omuzlanndan kayd; zerindeki birka

paavra ise plakln gizleyemiyordu. Karmakank salanna ve kollaryla bacaklanndaki pislie ramen, olgun vcudu davetkr ve ekiciydi. Ona bakan Relg titremeye balad, sonra mmkn olduunca uzak bir keye ekilip diz kt ve yzn maarann kayalk zeminine yaptrarak dua etmeye balad. "Nesi var?" diye sordu Taiba hemen. "Baz sorunlan var," dedi Barak. "Zamanla alrsn." "Taiba," dedi Polgara. "Buraya gel." Kadnn stndeki paavralara bakarak, "Sana giyecek bir eyler bulmalyz," diye ekledi. "Dars ok souk. Grlyor ki baka nedenleri de var." "Bakaym antalarda ne bulacam," dedi Durnik. "ocua da bir eyler uydurmalyz. stndekiler pek scak tutacakm gibi grnmyor." Atlan merakla incelemekte olan olana bakt. "Beni dert etmeyin," dedi Taiba. "Darda iim yok benim. Siz gider gitmez Rak Cthol'a dneceim." "Ne diyorsun sen?" dedi Polgara fkeyle. "Ctuchik'le grlecek bir hesabm var," diye cevap verdi Taiba pasl ban yoklayarak. Maarann aznda bekleyen pek gld. "Biz o ii hallettik. Yukarda Rak Cthol yklyor. Ctuchik'ten geriye kalanlar ise yerde bir leke bile olamaz." "ld m?" dedi Taiba. "Nasl?" "Anlatsam inanmazsn," dedi pek. "Ac ekti mi peki?" diye sordu Taiba hevesle. "Hayal edemeyecein kadar," diye cevap verdi Polgara. Taiba rpererek derin bir nefes ald, sonra alamaya balad. Pol Teyze alayan kadn kucaklayarak, tpk kckken Garion'u teselli ettii gibi teselli etmeye alt. Garion bitkinlikten yere kerek srtn maarann duvanna dayad. Vcudu dalga dalga gelen bir yorgunlua yenik dmt ve mthi bir dermanszlk dnmesini engelliyordu. Ta yeniden ark sylemeye balamt kafasnn iinde, ama bu seferki ninni gibiydi. Merak tatmin olmutu sanki, ark ise yalnzca aralanndaki temas srdrmeye yaryordu. Garion ise Ta'n onun arkadalna neden bu kadar dkn olduunu merak edemeyecek kadar yorgundu. Kk olan atlan incelemeyi bitirip Pol Teyzenin bir kolunu
BYL ATO

32

33
ALGARYA

omuzuna att Taiba'nn yanna gitti. aknlkla elini uzatp gzyalaryla slanm yzne dokundu. "Ne istiyor?" diye sordu Taiba. "Daha nce hi gzya grmemi belli ki," dedi Pol Teyze. Taiba ocuun ciddi yzne bakt, sonra gzyalarnn arasnda glerek onu kucaklayverdi. O zaman olan da glmsedi. "Emanet?" dedi Ta' uzatarak. "Sakn alma onu Taiba," dedi Polgara alak bir sesle. "Dokunma bile." Taiba glmseyen ocua bakarak ban sallad. Kk olan iini ekerek dnd, maarann br tarafndaki Ga-rion'a giderek yanna oturdu. Barak geldikleri geitten geriye doru bir bakmaya gitmiti. Dndnde yz askt. "Yukarda Murgolar var," dedi dev adam. "Yanklar yznde ne uzaklkta olduklar anlalmyor, ama btn koridor ve geitleri aryorlar gibi grnyor." "yleyse mdafaas kabil bir yer bulup onlar baka yerleri aramaya tevik edelim Lordum," dedi Mandorallen neeyle. "ilgin fikir," diye cevap verdi Barak, "ama maalesef ie yaramaz. Bizi er ge

bulurlar." "Ben hallederim," dedi Relg, duasn kesip ayaa kalkarak. Ayinin ona pek faydas olmam gibi grnyordu; gzleri hl cin arpm gibiydi. "Ben de geleyim," dedi Barak. Relg ban sallayarak, "iime engel olursun," diye cevap verdi. Dan iine giden geide doru yrmeye balamt bile. "Ne oldu buna?" diye sordu Barak hayretle. "Dostumuz dinsel bir bunalm geiriyor bence," dedi ipek nbet tutmakta olduu maara azndan. "Yine mi?" "Bo vakitlerini geirmek iin bir ura ite," dedi ipek alayla. antalardan birinin zerine ekmek ve peynir dilimleri dizmekte olan Pol Teyze, "Gelin de karnnz doyurun," dedi. "Sonra da bacandaki kesie bir gz atmak istiyorum Mandorallen." Yemeklerini bitirdikten ve Pol Teyze de Mandorallen'in dizini sardktan sonra, Taiba'ya Durnik'in antalardan bulup kard biraz da uyumsuz elbiseler giydirildi. Pol daha sonra kk olanla ilgilenmeye balad. Olan onun ciddi baklarna en az onunki kadar ciddi bir bakla karlk verdikten sonra, elini uzatp sandaki beyaz tutama dokundu. Garion ocukken kimbilir ka kere ayn hareketi yaparak o tutama dokunduunu hatrlaynca iinden bir kskanlk dalgas geti, ama bunu hemen bastrd. Olan birden keyifle glmsedi ve kendinden emin bir tavrla, "Emanet," diyerek Ta' Pol Teyzeye uzatt. Pol ban sallayarak, "Hayr evladm," dedi. "Maalesef doru kii ben deilim." ocua paalarn ve kollarn kvrarak ksaltt elbiseleri giydirdikten sonra srtn maara duvarna dayayarak oturdu ve kollarn ona uzatt. ocuk itaatkr bir tavrla kucana trmand ve boynuna sarlarak pt. Sonra kucana kvrld ve annda uyudu. Pol yznde merak ve efkat karm bir ifadeyle olana baknca Garion yeni bir kskanlk dalgasnn iini sardn hissetti. Yukardaki maralarda bir gmbrt koptu. "Bu da ne?" dedi Durnik kukuyla etrafa baknarak. "Relg'dir herhalde," diye cevap verdi ipek. "Murgolarn yollarn kesmeye alyor." "Umarm abartmaz," dedi Durnik kaygyla tavana bakarak. "Vadi'ye varmamz ne kadar zaman alr?" diye sordu Barak. "Herhalde iki hafta," dedi ipek. "Her ey araziye ve Grolimlerin bizi aramak iin ne kadar hzl rgtleneceklerine bal. Eer batan aray aar ve iyi bir sahte iz brakmay baarrsak, hepsini batya, Tol-nedra snrna yollar, saklanmak iin vakit kaybetmeden Vadi'ye yollanrz." Ufak tefek Drasniyal, "Btn Murgo ulusunu atlatmak ok ho bir fikir dorusu," diye ekledi srtarak. "Fazla yaratc olman gerekmez," dedi Barak. "Hettar yannda Kral o-Hag ve Algarya kabilelerinin yansyla birlikte bizi bekliyor olacak. Eer peimizde en azndan birka Murgo getirmezsek ok hayal krklna urarlar." "Hayat hayal krklklaryla dolu," dedi ipek alayla. "Vadinin dou kys ok dikti hatrladm kadaryla, inmek en az iki gnmz alr. Ensemizde bir Murgo srsyle bu ii yapmak istemeyiz herhalde." Relg dndnde vakit akama yaklamt. abalar iindeki frtnay biraz azaltm gibiydi, ama yznde hl derin bir korku vard ve Taiba'nn meneke rengi gzleriyle karlamamaya alyordu. "Bu maaraya kan geitlerin tavanlarn kerttim," dedi. "Artk gvendeyiz."
BYL ATO

34

ALGARYA

35 Uyuyormu gibi grnen Polgara gzlerini aarak, "Biraz uyu," dedi. Relg ban sallayarak battaniyesine doru yrd.

Gnn geri kalann maarada dinlenerek geirdiler ve maarann dar aznda srayla nbet tuttular. Dev kulenin dibindeki ta ynlarnn tesindeki kara kumlardan ve rzgrla anm kayalardan oluan orak arazi, lgna dnm, babo bir halde saa sola kouan Mur-go atllaryla doluydu. "Ne yaptklarn bilmiyorlar sanki," dedi Garion pek'e, maarann aznda birlikte nbet tutarlarken. Bat ufkundaki bir bulut kmesinin ardnda batmakta olan gne, gkyzn ateli bir kzla boyamakta, sert bir rzgr maaradan ieri dolarak herkesi rpertmekteydi. "Rak Cthol'de iler altst olmutur imdi," diye cevap verdi ipek. "Balannda kimse kalmad; bu da Murgolann kafasn kantrr. Emir veren kimse olmazsa darmadan olurlar." "Buradan kmamz zorlatrmayacak m bu?" diye sordu Garion. "Bir yere gitmiyorlar ki, buralarda dolanp duruyorlar. Nasl geeceiz?" ipek omuzlann silkti. "Kukuletalanmz bamza geirip onlarla birlikte dolanmaya balayacaz." Souk rzgrdan korunmak iin kaba Murgo cppesine iyice sarnp maarann iine bakarak, "Gne batyor," diye seslendi. "Karanlk iyice bastrana kadar bekleyelim," dedi Polgara. Kk olan Garion'un eski tuniklerinden birine sarmakla meguld. "Biraz uzaklatktan sonra saa sola biraz te beri saacam," dedi ipek. "Murgolar bazen kaln kafal oluyorlar, izimizi kaybetmelerini istemem." Dnp yeniden batan gnee bakarak, "Souk bir gece olacak," diye ekledi kendi kendine. "Garion," dedi Pol Teyze ayaa kalkarken, "Durnik'le sen Tai-ba'nn yanndan aynlmayn. Daha nce hi ata binmemi, balarda yardma ihtiyac olabilir." "Ya ocuk ne olacak?" diye sordu Durnik. "O benimle geliyor." "Peki ya Belgarath?" dedi Mandorallen, hl uyumakta olan ihtiyar bycye bakarak. "Zaman gelince atna bindiririz," diye cevap verdi Polgara. "Ani yn deiiklikleri yapmadmz srece, onu eyerin stnde tutabilirim. Hava iyice karard m?" "Biraz daha bekleyelim," dedi ipek. "Darda hl k var." Beklediler. Akam gkyz mora dnd ve ok souk ve uzak grnen ilk yldzlar belirdi. Aramaya km Murgo gruplan mealelerini yakmaya baladlar. Bizimkiler sessizce atlann maaradan kanp, moloz ynlarnn arasnda kuma kadar yrttler. Kumlua varnca durup, birka yz metre teden ellerinde mealeler olan bir Murgo grubunun gemesini beklediler. "Aynlmayn," dedi tpek atlanna binerken. "orak topraklarn kysna ne kadar yolumuz var?" diye homurdand Barak atna binerken. "Hzl gidersek iki gn," diye cevap verdi ipek. "Ya da iki gece. Gne knca saklanmamz daha doru olur. O kadar da Murgoya benzemiyoruz." "Haydi gidelim," dedi Polgara. Taiba kendine gvenini kazanana ve Belgarath da her ne kadar konuamyor olsa da eyerde durabileceini kantlayana kadar ar gittiler. Sonra atlann yormadan mmkn olduunca fazla mesafe katede-bilmek iin, hzl bir tnsa kalktlar. ilk srt geerlerken, ellerinde mealeler olan byk bir Murgo grubuyla burun buruna geldiler. "Kim var orada?" diye haykrd ipek, sert bir Murgo ivesiyle. "Kendinizi tantn." "Rat Cthol'den geliyoruz," dedi Murgonun biri saygyla. "Onu biliyorum salak," diye haykrd ipek. "Ben kim olduunuzu sordum." "nc Alay," dedi Murgo alnm bir tavrla.

"imdi oldu. Sndrn o mealeleri. Gznze k tutarsanz metreden ilerisini nasl grrsnz?" Mealeler hemen snd. "Kuzeye ynelin," diye emretti ipek. "Bu blgeyi Dokuzuncu Alay an yor." "Ama..." "Tartmak m istiyorsun?" "Hayr, ama..." "Yryn! Mar!" Murgolar atlann dndrp karanlkta kayboldular. "ok zekice," dedi Barak hayranlkla. ipek omuzlann silkerek, "ok basit aslnda," dedi. "insanlar kafa37
ALGARYA BYL ATO

36

lan kartnda onlar ynlendiren biri karsa ok mutlu olurlar. Gidelim mi?" Uzun, souk ve aysz gece boyunca batya doru yol alrlarken baka Murgolarla da karlatlar. orak topraklar taramakta olan Murgo saysna bakldnda kanlmazd bu, ama pek hepsiyle rahata baa kt ve gece nemli bir olay olmadan geti. Sabaha doru ufak tefek adam izlerini belli etmek iin yola te beri brakmaya balad. "Biraz abartyorum galiba," dedi bir ara, atlarn nallanyla altst olan kumlara att eski bir ayakkabya eletirel bir tavrla bakarak. "Ne diyorsun?" diye sordu Barak. "izimiz," dedi ipek. "Bizi takip etsinler istiyoruz ya. Bizim Tol-nedra'ya doru gittiimizi sansnlar istiyoruz." "Eee?" "Bu iz brakma iini biraz kaba yapyorum diyordum." "Kafan ok takyorsun byle eylere." "Bu bir slup meselesi sevgili Barak," dedi ipek. "Batan savma i, alkanlk yapar." afan elik grisi ilk klan k gkyznde belirmeye baladnda, orak topraklann orasna burasna dalm srtlardaki koca kayalardan birinin altna sndlar. Durnik, Barak ve Mandorallen adr bezlerini dar bir kuru dere yatann stne gerip, barnaklann gizlemek iin onlarn stn de kumla kapladlar. "En iyisi ate yakmamak," dedi Durnik Polgara'ya atlann adr bezinin altna sokarken. "Duman filan olmasn." Polgara bayla onaylayarak, "Scak yemek hepimize iyi gelirdi," dedi, "ama daha sonra." Peynir ekmekle souk bir kahvalt ettikten sonra, bir sonraki gece yola devam edebilmek iin uyumay mit ederek yerlerine ekildiler. "Bir ykanabilsem ne iyi olurdu," dedi ipek sandaki kumlan silkeleyerek. Kk olan hafife kalann atarak ona bakt; sonra yanna yaklap, "Emanet?" diye sorarak Ta' uzatt. ipek ihtiyatla ellerini arkasnda kavuturarak ban sallad ve Polgara'ya, "Baka laf bilmiyor mu bu?" diye sordu. "yle grnyor," dedi Polgara. "Nedenini anlayamadm," dedi ipek. "Ne demek istiyor?" "Muhtemelen Zedar ona bebekliinden beri teslim edilecek bir emaneti olduunu tekrarlayp duruyordu; Ta' yani. Demek ki bu kelime hafzasna yerleip kalm." "insann biraz sinirini bozuyor tabii," dedi ipek ellerini arkasndan ayrmadan. "Ama nedense de duruma pek uygun grnyor bazen."

"Bizim gibi almyor akl," dedi Polgara. "Hayattaki tek amac Ta' birine, herhangi birine teslim etmek." Dnceli bir halde kalarn att. "Durnik, ona Ta' tamas iin bir kese yapsana. Beline balarz. Srekli elinde tamazsa belki dnmekten vaz geer." "Tabii Pol Hanm," dedi Durnik. "Nasl da aklma gelmedi daha nce." antalardan birinden yank izleriyle dolu deri bir tunik kararak geni bir deri paras kesti, iini bitirince, "ocuk, buraya gel," diye seslendi olana. Olan dere yatann st tarafnda kuru bir dal parasn incelemekle meguld ve demircinin kendisini ardn anlam gibi grnmyordu hi. "Hey, Emanet!" diye seslendi Durnik. ocuk hemen etrafna baknp demirciye glmsedi. "Niye yle seslendin?" diye sordu ipek merakla. Durnik omuzlann silkerek, "Bu kelimeyi pek seviyor," dedi. "Ayrca yle seslenince de bakyor. Daha uygun bir isim bulana kadar bununla idare ederiz." "Emanet?" dedi ocuk Ta' Durnik'e uzatarak. Durnik glmseyerek yapt kesenin azn at ve, "Buraya koy bakalm Emanet," dedi. "Sonra kaybetmemen iin azn kapatr, salam bir yerine balanz. Kk olan keyifle Ta' deri keseye yerletirip, kesin bir tavrla, "Emanet," dedi. "yledir herhalde," dedi Durnik. Sonra kesenin azn skp, olann kemer niyetine kulland ipe balad. "Oldu ite Emanet. Artk gvende." Emanet keseyi dikkatle inceleyip iyi balanm olup olmadn anlamak iin birka kere ekitirdi. Sonra keyifle bir kahkaha atp Durnik'in boynuna sanlarak yanandan pt. "iyi ocuk," dedi Durnik hafife utanarak. "Tamamen masum," dedi Polgara, bir yandan uyuyan Belgarath' muayene ederken, "iyi ile kt arasndaki fark bilmiyor, o yzden dnyadaki her ey ona iyi gibi grnyor." "Dnyay byle grmek nasl olurdu acaba?" dedi Taiba ocuun 39
BYL ATO
ALGARYA

38

glen yzn hafife okayarak. "znt yok; korku yok; ac yok. Grdn her eyi seviyorsun, nk her eyin iyi olduuna inanyorsun." Relg oturduu yerden kafasn kaldrd hemen. Kle kadn kurtard zamandan beri yzne yerlemi olan skntl ifade, birden eski gnlerdeki fanatik heyecana brakt yerini. "Rezalet!" diye haykrd. Taiba gzlerinde sert bir ifadeyle ona bakp, "Mutluluun neresi rezalet?" dedi olana sarlarak. "Bu dnyaya mutlu olmak iin gelmedik," dedi Relg dikkatle gzlerini ondan kararak. "Niye geldik yleyse?" diye sordu Taiba. "Tanrmza hizmet etmek ve gnahtan saknmak iin," dedi Relg. Hl ona bakmyordu, ama pek kendinden emin gibi de grnmyordu. "Benim tanrm yok," dedi Taiba. "ocuun da yokmu gibi grnyor. O yzden izin verirsen ikimiz mutlu olmakla uraacaz, in iine birazck gnah karrsa da ne olmu yani?" "Senin hi utanman yok mu?" dedi Relg boulur gibi. "Neysem oyum ben," dedi kadn. "Bunun iin de kimseden zr dileyecek deilim, zaten byle olmay da ben istememitim." "ocuk," diye haykrd Relg. "Derhal o kadnn yanndan ekil." Taiba doruldu ve yznde sert bir ifadeyle meydan okuyarak, "Yoksa ne

yaparsn?" dedi. "Gnahla her grdm yerde mcadele edeceim," diye haykrd Relg. "Gnah, gnah, gnah," diye patlad kadn. "Sen baka bir ey dnmez misin?" "Dnmem. Gnaha kar her an tetikte olmalym." Taiba glerek, "Ne skc," dedi. "Yapacak daha iyi bir eyin yok mu? Ha, unutmutum, bir de o dualar var tabii. Tanrna ne kadar aalk bir insan olduun konusunda yaknmalarn. Biliyor musun, senin yznden bu UL skntdan patlyrdr." Relg fkeden kudurarak yumruunu kaldrd. "Sakn UL'un adn azna alaym deme." "Yoksa bana vurur musun? Fark etmez. Hayatm boyunca hep dayak yedim zaten. Hadi Relg, neden vurmuyorsun?" Meydan okur gibi yzn ona uzatt. Relg'in eli yanna dt. Avantajl durumda olduunu fark eden Taiba, hemen ellerini Pol-gara'nn verdii kaba saba gri elbisenin yakasna gtrerek, "Sana engel olabilirim Relg," dedi. Elbisenin nn amaya balad. "Seyret bakalm. Zaten hep bana bakp duruyorsun. Ateli gzlerini hep stmde hissediyorum. Bana hakaret ediyorsun, kt diyorsun, ama gene de seyrediyorsun. Bak yleyse. ekinme." Elbisenin nn amaya devam etti. "Eer gnahtan o kadar annmsan, vcudum seni rahatsz etmez." Relg'in gzleri yuvalarndan uramt. "Vcudum beni rahatsz etmiyor, ama seni ediyor, deil mi? Ktlk benim kafamda m, yoksa seninkinde mi? istediim zaman gnaha girebilirim ben. Btn yapmam gereken ite bu." Elbisenin nn at. Relg boulur gibi sesler kararak arkasna dnd. "Bakmak istemiyor musun Relg?" diye seslendi Taiba adam kaarken. "Mthi bir silahn var Taiba," diye kutlad onu pek. "Kle allanndaki tek silahm buydu," dedi kadn. "Zorda kaldmda kullanmay rendim." Dikkatle elbisesinin nn ilikleyerek, hibir ey olmam gibi Emanet'e dnd. "Nedir bu bartlar?" diye mrldand Belgarath dorulmaya alarak. Herkes hemen ona dnd. "Relg ile Taiba kk bir dinsel tartmaya girmilerdi," diye cevap verdi pek alayla. "Ayrntlar ok ilginti. Sen naslsn?" Ama ihtiyar tekrar uykuya dalmt bile. "Hi olmazsa kendine gelmeye balad," dedi Durnik. "Tamamen kendine gelmesi iin en az birka gn gemesi gerek," dedi Polgara elini Belgarath'n alnna koyarken. "Hl ok zayf." Garion gnn byk blmn ta gibi zeminde battaniyesine sarnp uyuyarak geirdi. Souk ve kalasna batp duran bir ta onu uyandrdnda, akam oluyordu, ipek kuru dere yatann bir ucunda nbet tutuyor, kara kumlan ve gri tuz dzlklerini seyrediyordu; dierleri hl uykudaydlar. Garion sessizce ufak tefek Drasniyalnn yanna doru yrrken, Pol Teyzenin Emanet'e sarlarak uyumakta olduunu grerek yeniden kskanla kapldysa da bu hissi hemen bastrd. Yanndan geerken Taiba bir eyler mrldand, ama dikkatle baknca uyumakta olduunu grd. Relg'in yaknnda yatyordu ve eli ona uzamrm gibiydi.
41
40

ALGARYA BYL ATO

Dikkat kesilmi bekleyen pek'in keskin hatl yznde hi yorgunluk belirtisi yoktu. "Gnaydn," diye homurdand. "Ya da her neyse." "Hi yorulmaz msn sen?" diye sordu Garion, dierleri uyanmasn diye alak

sesle. "Biraz uyudum," dedi pek. Durnik branda atlarnn altndan kp, esneyerek ve gzlerini ovuturarak yanlarna geldi. "Nbeti devralaym," dedi Ipek'e. "Bir ey grdn m?" Batan gnee gzlerini ksarak bakt. pek omuzlarn silkerek, "Birka Murgo," dedi. "iki mil kadar gneydeydiler. Daha izimizi kimse bulamam. Biraz daha gzlerine sokmak gerekecek." Garion ensesinde tuhaf, ar bir bask hissetti. Huzursuz bir ekilde etrafna baknd. Sonra anszn, doruca beynine saplanyormu gibi bir ac duydu, inleyerek iradesini toplad ve saldry savuturmaya alt. "Ne oluyor?" diye sordu pek hemen. "Bir Grolim," diye homurdand Garion savamak iin iradesini toplarken. "Garion!" Pol Teyzenin sesi telalyd. Hemen adr bezinin altna kotu, pek ve Durnik de peindeydiler. Pol Teyze kalkm, korumak ister gibi Emanet'e sarlmt. "Bir Grolimdi, deil mi?" dedi Garion. Sesi biraz tiz kmt. "Birden fazlayd," dedi Pol Teyze gergin bir sesle. "Ctuchik ldne gre, Grolimleri Barahipler ynetiyordur imdi. Emanet'i ldrmek iin iradelerini birletirmiler." Pol Teyzenin haykmyla uyanan dierleri de kalkp silahlarna sarlmaya hazrlanyorlard. "Niye ocua saldryorlar?" diye sordu pek. "Ta'a dokunabilen tek kiinin o olduunu biliyorlar. O lrse Cthol Murgos'tan kamayacamz dnyorlardr." "Ne yapacaz?" dedi Garion aresizce etrafna baknarak. "ocuu korumak iin gcm toplamam gerek," dedi Pol Teyze. "Geri ekil Garion." "Ne?" "Benden uzakla." Eilip kuma kendisini ve ocuu iine alan bir ember izdi. "Beni dinleyin," dedi sonra dierlerine. "Bu i bitene kadar bana bundan daha fazla yaklamayn. Zarar grmenizi istemiyorum." Doruldu. Sandaki beyaz tutam parlamaya balamt. "Bir dakika," diye haykrd Garion. "Bekleyemem. Her an tekrar saldrabilirler. Dedeni ve dierlerini korumak sana kalyor." "Bana m?" "Yapabilecek tek kii sensin. Gcn var. Kullan." Elini kaldrd. "Dvmem gerekenler ka kii?" diye sordu Garion. Ama zihninde Pol Teyzenin iradesinden gelen dalgay ve o tuhaf grlemeyi hissetmiti bile. Pol Teyzenin evresindeki hava, yaz gn ykselen scak dalgalan gibi titremeye balad. Garion onlar evreleyen barikat hissedebiliyordu. "Pol Teyze?" dedi. Sonra sesini ykselterek, "Pol Teyze!" diye haykrd. Pol ban sallayarak kulan iaret etti. Bir ey sylyordu, ama yaratt titreen kalkan ses geilmiyordu. "Ka kiiler?" diye sordu Garion dudaklarn okumas iin abartl hareketlerle. Pol iki elini kaldrp bir parman kapatt. "Dokuz mu?" diye sordu Garion ayn ekilde. Pol bayla olumlad, sonra pelerinini olana sard. "Eee, Garion?" dedi pek dikkatle yzne bakarak. "Ne yapyoruz?" "Niye bana soruyorsun?" "Polgara'y duydun. Belgarath hl kendinde deil, Polgara da megul. Komuta sende artk." "Bendemi?" "Ne yapacaz?" diye steledi pek. "Karar vermeyi renmen lazm." "Bilmiyorum," dedi Garion aresizce. "Bunu asla belli etme," dedi pek. "Bilmiyorsan bile, biliyormu gibi davran."

"Eee... Karanlk basana kadar beklesek mi acaba... Sonra ayn yoldan devam ederiz." "Grdn m," diye srtt pek. "Ne kadar kolaym, deil mi?" 43
ALGARYA

NC BLM

ESKiN SOUKTA, orak topraklarn kara kumlan zerinde yola koyulduklarnda incecik bir ay grnmeye balamt. Garion Ipek'in ona ykt roln altnda huzursuz olmutu. Buna gerek olmadnn farkndayd, nk herkes nereye gittiklerini ve ne yapmalar gerektiini biliyordu. Eer gerek anlamda bir nderlie ihtiya olsayd, bunun en mantkl aday Ipek'in kendisiydi; ama bunun yerine o, yk Garion'un omuzlarna ykmt ve dikkatle bununla nasl baa kacan izliyordu sanki. Geceyansndan hemen sonra bir Murgo grubuyla karlatklarnda ne nderlik yapacak, ne de tartacak zaman kald. Murgolar alt kiiydi; gneydeki alak bir srttan drtnala geldiler ve Garion'un grubunun tam ortasna daldlar. Barak ve Mandorallen eitimli savalara has o ani refleksle kllarn knlarndan syrdklar gibi, Murgola-nn rg zrhlarna nlayan darbeler savurmaya baladlar. Garion daha klcn ekmeye abalarken, kara cppeli saldrganlardan birinin eyerinden yavaa yere kaydn, bir dierinin de ac ve aknlkla bir lk atarak geriye doru devrildiini grd. Karanlkta dv srerken, barlardan ve korkan atlann kinemelerinden oluan bir ses karmaas sard etraf. Korkmu bir Murgo kamak iin atn evirdi, ama Garion hi dnmeden klcn kaldrarak atn onun nne srd. Murgo aresizce klcn ona sallad, ama Garion beceriksizce savrulan bu darbeyi kolayca savuturarak, klcn kam gibi, hafife Murgonun omuzuna vurdu. Klcn rg zrh paralamasndan doan keyifli bir atrt duyuldu. Garion bir dier beceriksiz darbeden de kurtularak klcn bu kez Murgonun yzne savurdu. Dostlarndan o gne kadar ald dersler birden yerli yerine oturmu ve ortaya ksmen erek, ksmen Arend, ksmen de Algar olan, ama sonunda tmyle kendine zg bir tarz kmt. Murgo bu tuhaf kl teknii karsnda iyice arp aresizce abalamaya balad. Ancak her darbesini Garion kolayca savuturarak annda kk, kam vuruu gibi darbelerle cevap veriyor, her darbe mutlaka hedefine ulayordu. Garion dvtke damarlarnda vahi,

dalga dalga bir his kaynamaya, aznda da ate gibi bir tat belirmeye balamt. Derken Relg glgelerden frlayp Murgonun dengesini bozdu ve kvrk ulu ban adamn kaburgalarnn altna daldrd. Murgo iki bklm olup titredi sonra atndan yere derek can verdi. "Niye yaptn bunu?" diye haykrd Garion dnmeden. "O Murgo benimdi." Yerdeki cesetleri kolaan etmekte olan Barak, karanln iinde glerek, "Bizimki de vahilemeye balad, grdnz m," dedi. "Fakat kabiliyeti kayda deer," diye cevap verdi Mandorallen onaylayarak. Garion iyice heyecana gelmiti. Hevesle etrafna baknarak dvecek birilerini aradysa da Murgolann hepsi lmt oktan. "Yalnz mydlar?" diye sordu nefes nefese. "Yani arkalarndan gelen birileri yok muydu? Gidip arasak m?" "Ama biz onlarn izimizi bulmalarn istiyoruz," diye hatrlatt ipek. "Sen bilirsin tabii Garion, ama blgedeki btn Murgolan imha edersek, nereye gittiimizi Rak Cthol'e bildirecek kimse kalmaz geriye, yle deil mi?" "Hmm," dedi Garion kendini biraz aptal gibi hissederek. "Bunu unutmutum." "Daima plann tmn gz nnde bulundurmalsn Garion, yan uralara dalp plan unutmamalsn." "Biraz fazla heyecanlandm galiba." "yi bir nder bu lkse sahip deildir." "Pekl." Garion biraz utanmaya balamt. "Anladndan emin olmak istemitim sadece." Garion cevap vermedi, ama Ipek'te Belgarath' o kadar sinir eden eyin ne olduunu anlamaya balamt. nderlik yeterince ar bir ykt zaten; sansar suratl ufak tefek hrszn bu srekli alayc mdahaleleri, ii iyice karmaklatryordu. "yi misin?" diye soruyordu Taiba Relg'e. Tuhaftr ki onun iin kayglanm gibiydi. Ulgo hl ldrd Murgonun yannda diz km duruyordu. "Rahat brak beni," dedi adam ters bir sesle. 44
BYL ATO ALGARYA 45

"Aptallk etme. Yaral msn? Dur bir bakaym." "Dokunma bana," diye haykrd Relg kadnn uzanan elinden saknmaya alarak. "Belgarion, syle ona beni rahat braksn." Garion iinden homurdanarak, "Gene ne var?" dedi. "Bu adam ldrdm," diye cevap verdi Relg. "Yapmam gereken baz eyler var; okumam gereken dualar, annmak iin. Bana engel oluyor." Garion iinden gelen kfretme isteini bastrarak, "Ltfen Taiba," dedi elinden geldiince sakin bir sesle. "Onu rahat brak." "iyi olup olmadn merak etmitim," dedi Taiba alngan bir tavrla. "Kt bir ey yapmyordum." Yznde Garion'un anlayamad bir ifade vard. Diz km dua eden Ulgo'ya bakarken dudaklarnda ok hafif bir glmseme oynayordu. Anszn elini ona doru uzatt yeniden. Relg geri ekilerek, "Hayr!" diye haykrd. Taiba grtlaktan gelen, muzip bir kahkaha atarak uzaklat. Kendi kendine bir ark mrldanyordu giderken. Relg Murgonun cesedi bandaki arnma ayinini tamamladklan sonra, atlarna binip tekrar yola koyuldular. Buz gibi gkyzndeki yeni ay, kara kumlarn stnde soluk bir ekilde parlyordu. Garion bir yandan at srerken, bir yandan da srekli etrafna baknp nlerine kabilecek tehlikeleri kestirmeye alyordu. Sk sk Pol Teyzeye bakp keke kendisini bu kadar ulalmaz bir ekilde kapatmasay-d diye dnyordu, ama Pol btn dikkatini irade kalkann ayakta tutmaya vermi gibiydi. Emanet'i gsne bastrm atn sryordu, gzleri ise uzaklarda, ulalamazd. Garion umutla Belgarath'a bakt, ama ihtiyar arada bir gzlerini asa da, etrafnda olup bitenlerin farknda deildi. Garion iini ekerek

kendini yeniden nlerindeki yolu incelemeye verdi. stlerinde soluk ay ve buz kristalleri gibi yldzlar, gecenin son demlerinde buz gibi soukta yollarna devam ettiler. Anszn Garion zihninde bir grleme hissetti - tuhaf bir yanks olan bir grleme. Birden Pol Teyzenin evresindeki kalkan irkin turuncu bir kla parlamaya balad. Hemen iradesini toplayp tek bir kelime syleyerek bir el iareti yapt. Kulland kelimenin ne olduunu bile bilmiyordu, ama ie yarad, iradesi, bir ku srsnn ortasna dalan bir at gibi, Pol Teyze ile Emanet'e saldranlar il yavrusu gibi datt. Saldry yapan zihinler birden fazlayd, bunu hissetmiti. Ama fark etmedi hi. Pol Teyzeye saldranlarn iradeleri dalp kaarken bir ac, hatta korku duygusu yakalad aralarnda. "Fena deil," dedi iindeki ses. "Biraz sakarsn, ama hi fena de-il." "ilk defa yapyorum," dedi Garion, "Zamanla daha iyi olur." "Kendine o kadar da gvenme," dedi iindeki ses alayla, sonra kayboldu. Giderek glendiinden phe yoktu. Pol Teyzenin "Barahipler" dedii Grolimlerin ortak iradelerini bu kadar kolay altetmesi onu hayrete drmt. Pol Teyze ile Belgarath'n "yetenek" derken neyi kastettiklerini anlamaya balyordu. Bir kabiliyeti vard demek ki, ou bycnn tesine geemedikleri bir snr. Garion aknlkla yzyllardr bu ii yapan insanlardan daha gl olduunu gryordu; stelik daha yeteneinin snrlarn aratrmaya balamamt bile. Zamanla neler yapabilir hale geleceinin dncesi bile korkutucuydu. Bir yandan da kendisini biraz daha emniyette hissetmesini salyordu. Eyerinde dikleip daha gvenli bir ekilde yol almaya balad. Belki de nderlik o kadar da kt bir ey deildi. Biraz almak gerekiyordu tabii, ama ne yaptn bilirsen o kadar zor deildi. Sonraki saldn, dou ufku aydnlanmaya baladnda geldi. Pol Teyze, at ve kk olan, mutlak bir karanln iinde kayboldular. Garion annda karlk verdi ve araya aalayc kk bir oyun kartrmay da ihmal etmedi: Saldry yapan zihinlere kk bir aplak. Bu kar saldn karsnda geri ekilen zihinlerdeki aknlk ve ac ifadesi onu pek memnun etti. Bir yerlerde bir odada toplanm, kara cppeli dokuz ok yal adam grr gibi oldu, sadece bir an iin. Duvarlardan birinde koca bir atlak vard ve tavan, Rak Cthol' sarsan depremin etkisiyle ksmen kmt. Habis ihtiyarlann sekizi akn ve korkmu grnyordu; dokuzuncusu ise baylmt. Pol Teyzeyi saran karanlk kayboluverdi. "Ne yapyorlar?" diye sordu ipek. "Pol Teyzenin kalkann delmeye alyorlar," dedi Garion. "Ben de onlann kafalann kantracak bir eyler yaptm." Kendinden pek honut grnyordu. ipek gzlerini ksarak dikkatle bakt ona. "Fazla abartma Garion," dedi sonra. "Birinin de bir ey yapmas lazm," diye itiraz etti Garion. "Genellikle yledir. Btn sylemek istediim, plann btnn
ALGARYA BYL ATO 47 46

dnmeyi ihmal etme." Dou ufku aydnlandka, orak topraklarn bat snrn oluturan tepeler sras da ortaya kmaya balad. "Ne kadar uzak dersin?" diye sordu Garion Durnik'e. Demirci gzlerini ksarak dalara bakt. "En azndan iki- fersah. Bu kta mesafeler yanltc olur genellikle." "Eee?" diye sordu Barak. "Gn ynca gizleniyor muyuz, yoksa bir an nce dalara ulamaya m alyoruz?" Garion dnd. Sonra, "Dalara ular ulamaz yn deitirecek miyiz?" diye sordu Mandorallen'e.

"Belki bir vakit daha ayn istikamette devam etmemiz mnasip olur," dedi valye dnceli bir tavrla. "Bunun gibi tabii bir hudut takipilerin alakasn celbedebilir." "Doru," dedi ipek. Garion yanan karken sakallarnn yeniden kmaya baladn fark etti. "yleyse isterseniz burada duralm," dedi sonra. "Gne batnca yola karz. Dalara vardktan sonra biraz daha ilerler, sonra dinleniriz. Yarn sabah gne dounca da yn deitiririz. Bylece ktan yararlanarak brakm olabileceimiz izleri temizleriz." "yi plan," diye onaylad Barak. "Uygulayalm yleyse," dedi Garion. Baka bir srt ve kuru dere yata arayp, stn adr bezleriyle rttler. Yorgun olmasna ramen uyuma konusunda pek gnll deildi Garion. Yalnzca nderliin sorumluluu ar geldii iin deil, o uykudayken Barahiplerin yeni bir saldrya kalkmalarndan da korktuu iin. Dierleri battaniyelerini aarlarken, amaszca ortalkta dolamaya balad. Bir ara durup, srtn iri bir kayaya dayayp uyuyan Emanet'i banna basm olan, ldayan kalkannn ardnda neredeyse ay kadar uzak grnen Pol Teyzeye bakt. ini ekip dere yatann aznda atlarn bakmyla ilgilenen Durnik'in yanna yrd sonra. Birden hayatlarnn atlarnn salna ne kadar bal olduunu fark etmiti, bu da ona kayglanacak yeni bir mesele karmt. "Nasllar?" diye sordu Durnik'e yanna vardnda. "iyi dayanyarlar," dedi Durnik. "Ama ok uzun bir yol katettiler, bazlarnda yorgunluk belirtileri grlyor." "Yapabileceimiz bir ey var m?" "iyi bir otlakta bir haftalk dinlenme verebiliriz," diye cevap verdi Durnik hafif bir glmsemeyle. Garion gld, "iyi bir otlakta bir haftalk dinlenme hepimize lazm." "Sahiden bydn sen Garion," dedi Durnik bir atn arka ayan yara-bere var m diye incelerken. Garion koluna bakp bileinin drt-be santim tatn grd. "ou elbisem stme oluyor hl," dedi gene de. "Onu kastetmemitim." Durnik tereddt etti. "Nasl bir ey bu Garion? Byle eyler yapabilmek?" "Beni korkutuyor Durnik," dedi Garion sessizce. "Ben istememitim bunu, ama seeneim yoktu." "Seni korkutmasna izin vermemelisin," dedi Durnik, atn ayan dikkatle yere brakrken. "Madem ki bylesin, sensin bu. Tpk uzun boylu ya da sansn olmak gibi bir ey." "Aslnda tam da yle deil Durnik. Uzun boylu ya da sansn olmann kimseye zaran yok; bunun ise olabiliyor." Durnik alak tepelerin yeni domu gne altnda uzayan glgelerine bakt. "yleyse dikkatli olacaksn demek ki. Ben senin yalann-dayken, kymdeki dier delikanllardan ok daha kuvvetli olduumu fark etmitim - demircide altm iin muhtemelen. Kimseye zarar vermek istemiyordum, o yzden de arkadalanmla gremiyordum hi. Bir arkadam bu yzden beni korkak sand ve alt ay kadar dalga geip zorlad beni. Sonunda tepem att." "Onunla dvtn m.?" Durnik bayla onaylad. "Pek dv saylmazd. Bittiinde korkak olmadm anlamt. Hatta sonra dost bile olduk - kemikleri kaynayp eksik dilerine altktan sonra tabii." Garion sntt, Durnik de biraz zgn bir tavrla glmsedi. "Tabii sonra kendimden ok utandm." Garion bu basit, salam adama ok yakn hissetti kendini. En eski dostuydu Durnik; her zaman gvenebilecei biri. "Yani demem o ki Garion," diye szne devam etti Durnik ciddi bir tavrla,

"kendinden korkarak srdremezsin hayatn. Eer yle yapmaya kalkarsan, er ge seni yanl anlayan biri kar, sen de korktuunun o olmadn gstermek zorunda kalrsn, iler o raddeye va-nnca da senin iin daha beter olur durum. Tabii onun iin de." "Aarak'a olduu gibi mi?" Durnik bayla onaylad. "Uzun vadede neyse o olduunu kabul etmek en iyisi. Olduundan fazla bir eymisin gibi davranmak iyi deBYL ATO

49
ALGARYA
48

ildir, ama daha azmsn gibi yapmak da doru deil. Ne demek istediimi anlyor musun?" "Galiba mesele tam olarak ne olduunu kefetmekte," dedi Gari-on. Durnik tekrar glmseyerek, "oumuzun ban belaya sokan da bi zaten," dedi. Anszn glmsemesi yznde donup kald ve karnn tutup debelenerek yere yld. "Durnik!" diye haykrd Garion. "Neyin var?" Ama Durnik cevap veremedi. Kl gibi olan yz acyla kaslm, yerde kvranyordu. Garion garip, yabanc bir basknn varln hissedince, ne olduunu hemen anlad. Emanet'i ldrme abalan boa knca, Barahipler saldrlarn dierlerine yneltmilerdi. Bylece Pol Teyzenin kalkann indireceini umuyorlard. inde mthi bir fke kaynamaya balad. Kan tutuur gibi oldu ve vahi bir haykr geldi dudaklarna. "Sakin ol. " iindeki ses konuuyordu yine. "Ne yapacam ?" "Gnee k." Garion anlamad, ama atlarn yanndan koarak geip soluk sabah na kt. "Kendini glgene koy. " nnde uzanan glgesine bakt, sonra sese itaat etti. Nasl yaptn tam olarak anlayamyordu, ama iradesini ve bilincini glgesine aktt. "imdi dncelerinin izini takip et. abuk ol. " Garion anszn umakta olduunu hissetti. Glgesinin iinde uarak, bir taz gibi, hl kvranmakta olan Durnik'e dokunup, dostunu yere ykan dncelerin izini yakalad ve imek gibi, orak topraklarn zerinden millerce tedeki Rak Cthol'un ykntlarna doru atld. Hi arl yoktu sanki; grd her eyin de evresinde morumsu bir hare vard. Zihinlerinin gcn birletirmi Durnik'i ldrmeye alan kara cppeli dokuz ihtiyarn oturduu duvar atlak odaya girdiinde kendini dev gibi hissediyordu, ihtiyarlar gzlerini, evresinde oturduklar masann merkezinde duran, bir adam ba byklndeki dev yakuta dikmilerdi. Sabahn eik , Garion'un glgesinin eklini bozarak iyice bytyordu. Tavana ban arpmamak iin hafife eilerek odann bir kesine doldu. "Durun!" diye haykrd habis ihtiyarlara. "Durnik'i brakn!" Anszn karlarna kan bu hayal karsnda ihtiyarlar irkildiler. Masann ortasndaki ta yoluyla Durnik'e ynelttikleri dncenin bocalayp dalmaya baladn hissetti Garion. Onlara doru tehditkr bir adm atnca, grn buulayan morumsu harenin iinde irkilip geri ekildiklerini grd. Derken ihtiyarlardan biri, ok zayf, tamamen kel ve uzun, pis sakall bir adam, bu ani korkudan kurtuldu. "Sk durun!" diye bard dierlerine. "Dncenizi Sendardan ayrmayn." "Rahat brakn onu!" diye bard Garion. "Kim demi?" dedi zayf ihtiyar hakaret edercesine. "Ben."

"Sen de kimsin?" "Ben Belgarion'um. Dostlarm rahat brakn." ihtiyar gld. Kahkahas Ctuchik'inki kadar kan dondurucuydu. "Aslnda sen sadece Belgarion'un glgesisin. Bu glge numarasn biz de biliriz. Konuup sylenebilir, tehdit edebilirsin, ama baka bir ey yapamazsn. Sen gsz bir glgesin sadece Belgarion." "Bizi rahat brak!" "Brakmazsak ne yaparsn?" ihtiyarn yz aalayc bir alayla burumutu. "Doru mu sylyor?" diye sordu Garion iindeki sese. "Kim bilir?" diye cevap verdi ses. "Birka kii bu snrn tesine gemeyi baard. Denemeden bilemezsin." Mthi fkesine ramen Garion ihtiyarlan ldrmek istemiyordu. "Buz!" dedi buz fikrine younlap iradesini toplayarak. Tuhaf, zayf bir histi, sanki ardnda madde yokmu gibi. Zihnindeki grleme de bo ve zayft. Kel ihtiyar sntp alayla sakaln sallad. Garion hayali dilerini gcrdatt ve mthi bir younlamayla kendini iine ekti. "Yan!" dedi sonra iradesini toplayarak. Bir kvlcm akt, arkasndan bir alev parlad. Garion'un iradesinin gc f-krd, ama hedefi kel ihtiyarn kendisi deil, sakalyd. Barahip ayaa frlayp bouk bir lk atarak tepinmeye, saka-lndaki alevleri sndrmeye alt. Dier Barahipler dehet dolu bir aknlkla ayaa frladklann-da, ortak dnceleri paralanp dald. Garion byyen iradesini toplayp, mthi uzun kollanyla evresini aratrmaya balad. Basra51 50
ALGARYA BYL ATO

hipleri ta zemine devirip duvarlara arpyordu, ihtiyarlar korku dolu lklar atarak kouturuyor, kamaya alyorlard, ama Garion uzanp hepsini teker teker yakalyor ve derslerini veriyordu. ok soukkanl bir tavrla birini duvardaki atlan iine tkt ve iyice bastrarak darda yalnzca rpnan ayaklar kalana kadar ieri yerletirdi. i bittikten sonra, sakalmdaki atei sndrmeyi ancak becerebilmi olan kel Barahibe dnd, "imknsz... imknsz..." diye kekeliyordu yz aknlkla kaslan ihtiyar. "Nasl yaptn bunu?" "Sylemitim: Ben Belgarion'um. Sizin hayal bile edemeyeceiniz eyleri yapabilirim." "Mcevher," dedi ses. "Saldrlarn younlatrmak iin mcevheri kullanyorlar. Yok et onu." "Nasl?" "Zaten paralanmak zere. Bak." Garion anszn, hl parldamakta olan yakutun iini grebildiini fark etti. Kristal yapsnn iindeki incecik atlaklar grnce ne yapacan anlad, iradesini taa yneltip tm fkesi oraya dkt. Ta birden aydnland ve iindeki g arttka nabz gibi atmaya balad. Sonra keskin bir patlama sesiyle binlerce paraya ayrld. "Hayr!" diye uludu Barahip. "Aptal! O tan ei yoktu." "Beni dinle ihtiyar," dedi Garion korkun bir sesle. "Bizi rahat brakacaksnz. Bizi izlemekten vazgeeceksiniz. Bize zarar vermeye almayacaksnz." Glge elini uzatp kel ihtiyarn gsne daldrd. Barahibin nefesi kesilip de gsne giren kola dehetle bakarken, kalbinin bir ku gibi rpnp cierlerinin kaslp kaldn hissetti Garion. Yavaa parmaklarn aarak, "Beni anlyor musun?" diye sordu. Barahip boulur gibi sesler kararak kolunu yakalamaya alt, ama

parmaklar tutacak bir ey bulamad. Garion, "Beni anlyor musun?" diye tekrarlayarak parmaklarn s-kverdi anszn. Barahip bir lk att. "Bizi rahat brakacak msn?" "Ltfen Belgarion! Yapma! lyorum!" "Bizi rahat brakacak msn?" diye sordu Garion yeniden. "Evet, evet! Ne istersen yaparm. Ltfen dur! Yalvaryorum sana! Ne istersen yaparm! Ltfen!" Garion elini ap Barahibin inip kalkan gsnden kard. Pene gibi yapp ihtiyarn yzne doru tutarak, "Buna bak ve unutma," dedi dehet verici sakinlikte bir sesle. "Bir dahaki sefere elimi gsne sokunca, kalbini koparp alrm." Bu korkun ele dehet iinde bakakalan Barahip geri ekilerek, "Sz veriyorum," diye kekeledi. "Sz veriyorum." "Hayatn buna bal," dedi Garion, sonra dnp millerce uzaktaki dostlarna doru utu. Anszn dere yatann aznda durur buldu kendini, glgesi nnde, yerde olumaktayd henz. Mor hare yok olmutu. Tuhaftr ki kendini yorgun bile hissetmiyordu. Durnik derin bir nefes alp ayaa kalkmaya abalad. Garion dnp dostunun yanna kotu, "iyi misin?" diye sordu demircinin kolunu tutarak. "iimde bir bak eviriyorlard sanki," dedi Durnik titreyen bir sesle. "Neydi o?" "Grolim Barahipleri seni ldrmeye alyordu," dedi Garion. Durnik korku dolu gzlerle etrafna baknd. "Merak etme Durnik. Bir daha yapamayacaklar." Garion dostunun ayaa kalkmasna yardm etti; birlikte adra doru yrdler. Yanna yaklatnda Pol Teyze dimdik bakyordu yzne. "ok hzl buy uy rsn," dedi sonra. "Bir ey yapmam gerekiyordu," dedi Garion. "Kalkanna ne oldu?" "Artkgerei kalmad." "Fena deil," dedi Belgarath. ihtiyar dorulup otulmutu. Zayf ve bitkin grnyordu ama gzleri uyankt. "Biraz fazla egzotik, ama sonuta hi fena deil. O el numaras biraz abartlyd tabii." "Ne dediimi anladndan emin olmak istiyordum." Garion dedesi kendine geldii iin son derece rahatlamt. "Onu ikna ettin galiba," dedi Belgarath alayla. "Yaknlarda bir yerde yiyecek var m?" diye sordu Pol Teyzeye. "Artk iyiletin mi dede?" diye sordu Garion. "Yumurtadan yeni km civciv kadar zayf ve dokuz yavrulu dii kurt kadar a olmam saymazsan iyiyim," diye cevap verdi Belgarath. "Hakikaten, bir eyler yesem ok iyi olacak Polgara." "Bir bakaym ne var baba," dedi Pol, antalarn yanna giderken. "Piirmen de gerekmiyor," diye ekledi Belgarath. Kk olan, koca mavi gzlerinde ciddi ve biraz da akn bir ifadeyle Garion'a bakyordu. Anszn gld; glmseyerek Garion'un yzne bakt. "Belgarion," dedi. 53
ALGARYA

DRDNC BLM

ZGN MSN?" diye sordu ipek Garion'a, akamst l l Par^ayan yldzlarn nnde dimdik ykselen tepelere l l doru at srerken. ^^X "Neye zgn mym?" "Komutay braktna." Gne batp da yola kma vakti geldiinden beri Garion'u dikkatle szyordu pek. "Hayr," dedi Garion ufak tefek adamn ne kastettiini pek de iyi anlamayarak. "Neden zleyim ki?" "Bir insann kendini tanmas ok nemlidir Garion," dedi ipek ciddi bir tavrla, "iktidar bazlarna ok tatl gelir, insan denemeden iktidar nasl kullanacan bilemez asla." "Niye dert ettiini anlamyorum. Sorumluluk sahibi bir mevkiye gelmem o kadar da muhtemel deil." "Kim bilir Garion, kim bilir." orak topraklan kara kumlarndan, nlerinde heyula gibi dikilen dalara doru ilerlediler. Arkalarnda eyrek bir ay ykseliyordu, souk ve beyaz bir kla. orak topraklarn kysnda, bodur, krayla gmlenmi tek tuk allar vard. Talk araziye vardklarnda gece-yarsna bir saat kadar kalmt; kumluk araziden ktklarnda, atlarn nallarnn talarda kard sesler duyulmaya balad, ilk srt trmandklarnda durup geri baktlar. Usuz bucaksz orak topraklarda Murgolann iaret ateleri vard; gzerghlar boyunca da hareket eden mealeler grdler. "Az kalsn dertlenmeye balayacaktm," dedi ipek Belgarath'a. "Ama sonunda izimizi bulmular galiba." "Aman tekrar kaybetmesinler," dedi ihtiyar. "Artk kaybetmezler canm. Bundan daha ak iz brakamazdm." "Murgolara gven olmaz." Belgarath neredeyse tamamen kendine gelmiti, ama Garion omuzlarnn hl yorgunluktan km olduunu grerek, gece boyu yol gitmeyeceklerine sevindi iin iin. Bu dalarda kuzeydekiler kadar plak ve kayalkt. Dev uurumlar ve zeminde yer yer metal tuzlaryla kapl blgeler vard; buz gibi bir rzgr kayalarn arasndan aralksz uulduyor, tebdil-i kyafet iin giydikleri Murgo cppelerini uuruyordu. Dalk blgenin iyice ilerine girene kadar at srdler, sonra gnein domasn beklemek iin durdular. Dou gkyznde ilk k belirir belirmez, ipek nden giderek sar kayalardan oluan iki yama arasnda kuzeybatya ynelen bir geit buldu. O dnnce hemen atlarna atlayp trsa kaldrdlar. "Bunlardan kurtulabiliriz artk," dedi Belgarath Murgo cppesini srtndan atmaya alarak. "Ben alaym onlar," dedi ipek. "Geit hemen urada, iki saat sonra size yetiirim." "Nereye gidiyorsun?" diye sordu Barak. "Birka mil daha sahte izler brakacam," diye cevaplad ipek. "Sonra geri dnp sizin ardnzda iz brakp brakmadnz kontrol edeceim. Uzun srmez." "Arkada ister misin?" diye sordu iri yar erek. ipek ban sallayarak, "Tek bama daha hzl giderim," dedi. "Dikkatli ol." ipek srtt. "Ben hep dikkatliyimdir." Murgo cppelerini toplayp batya doru yolland. Girdikleri geit binlerce yl nce kurumu bir nehrin yatana benziyordu. Su kayalar oymu, birbirinin stnde eritler halinde kzl, kahverengi ve san kaya katmanlarn aa karmt, iki tepe arasndaki bolukta yol alrken, atlarn nallarnn sesi ok ykseldi; rzgrsa slk alp duruyordu. Taiba atn Garion'a yaklatrd. Polgara'nn verdii pelerine skca sarnm olmasna ramen, tir tir titriyordu. "Her zaman bu kadar souk mudur?" diye sordu meneke rengi gzlerini iri iri aarak.

"Kn," dedi Garion. "Yazn herhalde ok scak olur buralar." "Kle allar hep aynyd," dedi kadn. "Mevsimin ne olduunu hi bilmezdik." Dolambal nehir yata aniden saa kvrld ve birden yeni domu gnee ktlar. Taiba hafif bir lk att. "Ne oldu?" diye sordu Garion hemen.
ALGARYA
55

54

BYL ATO

"Ik," diye haykrd Taiba elleriyle yzn rterek. "Gzlerimi ate gibi yakyor." Hemen nlerinden gitmekte olan Relg de gzlerini gneten korumaya alyordu. Dnp Marag kadna bakt. Sonra genellikle gnete gittikleri zaman gzlerine rtt peelerden birini uzatarak, "Al," dedi, "glgeye girene kadar bununla yzn rt." Sesi son derece ifadesizdi. "Saol," dedi Taiba peeyi yzne rterken. "Gnein bu kadar parlak olabileceini bilmiyordum." "Alrsn," dedi Relg. "Biraz zaman alr. lk gnler gzlerini korumaya al." Tam dnp yoluna devam edecekti ki, merakna yenilerek, "Daha nce gnei grmedin mi hi?" diye sordu. "Hayr," dedi kadn. "Baka klelerden dinledim. Murgolar kadnlar darda altrmazlar, o yzden hi aldan kmadm ben. Ora-lan hep karanlktr." "Korkun olmal," diye rperdi Garion. Taiba omuzlarn silkti. "Karanlk o kadar kt deildi. Biz esas ktan korkardk. Ik, Murgolarn mealelerle gelip birini kurban edilmek zere Tapnaa gtrmesi demekti." Yol yeniden dnd ve parlak k arkalarnda kald. "Teekkrler," dedi Taiba, peeyi karp Relg'e uzatarak. "Sende kalsn," dedi adam. "ileride gene ihtiyacn olur." Sesi tuhaf bir ekilde alak kyordu ve gzlerinde de kendisinden hi beklenmeyecek yumuak bir ifade vard. Taiba'ya baktka yzne o eski ac eken ifade geldi yeniden. Rak Cthol'dan ayrldklarndan beri gizlice ikisini seyrediyordu Garion. Relg'in elinden geleni yapmasna ramen, maaralarda diri diri gmlmekten kurtarmak zorunda kald Marag kadndan gzlerini alamadnn farkndayd. Relg hl gnah hakknda vaaz verip duruyordu, ama szleri artk eskisi gibi mutlak bir inan tamyorlard, daha ziyade birtakm formllerin mekanik tekrar gibiydiler. Tai-ba'nn meneke rengi gzlerini Ulgonun yzne dikmesiyle, bu formllerin bile tkezlediine ahit olmutu Garion birok kez. Taiba' nn arm olduu ise her halinden belli oluyordu. Relg'in teekkrn reddetmesi gururuna dokunmutu ve fkesini hi beklemeden, iddetle dile getirmiti. Ama Relg'in onu srekli izlemesi, azndan dklen szlerden ok daha baka bir ey sylyordu Taiba'ya. Adamn gzleri baka, az baka ey sylyordu. Taiba ise onun gzlerine mi yoksa szlerine mi cevap vereceini armt. "Btn hayatn karanlkta m geti yani?" diye sordu Relg merakla. "ou," dedi Taiba. "Bir keresinde annemin yzn grmtm... Murgolann gelip onu Tapnaa gtrdkleri gn. Ondan sonra yalnz kaldm. En kts yalnzlk. Yalnz olmaynca karanla dayanabiliyor insan." "Anneni gtrdklerinde ka yandaydn?" "Bilmiyorum. Ama olduka yetikin olmalym. nk bundan bir sre sonra Murgolar beni onlara yalakalk eden bir kleye verdiler. Murgolann her istediini yapan bir sr kle vardr allarda, onlara da fazladan yiyecek ya da kadn verilir. Bata ok aladm, ama zamanla kabul etmeyi rendim. Hi olmazsa yalnz deildim artk." Relg'in yz sertleti, Taiba da hemen farkna vard bunun. "Ne yapsaydm?"

dedi. "Kleysen vcudun sana ait deildir. Seni ister satarlar isterlerse de hediye ederler; sen bir ey yapamazsn." "Yapabilecein bir ey vardr mutlaka." "Ne gibi? Ne dvebileceim ne de kendimi ldrebileceim bir silahm vard; insan kendini boamyor da." Garion' a bakt. "Bunu biliyor muydun? Baz kleler denemeye altlar, ama becerebildiin tek ey baylmak oluyor, sonra gene nefes almaya balyorsun. Tuhaf, deil mi?" "Mcadele etmeye almadn m?" Bu Relg iin ok nemli gibi grnyordu. "Ne faydas olurdu ki? Beni verdikleri kle benden glyd, istediini yapana kadar dverdi beni." "Dvmeliydin," dedi Relg kesin bir tavrla. "Biraz ac gnahtan iyidir; byle teslim olmaksa gnahn ta kendisi." "yle mi? Biri seni bir ey yapmaya zorlarsa ve bundan kanmann yolu yoksa gerekten gnah mdr bu?" Relg cevap vermek iin azn at, ama Taiba'nn doruca yzne bakan gzleri onu durdurdu. Bu bakn karsnda dayanamayarak kekeledi. Birdenbire atn dndrerek yk hay vanlannn yanna gitti. "Neden kendi kendisiyle savayor byle hep?" diye sordu Taiba. "Kendini tmyle tanrsna adam," dedi Garion. "UL'a vermesi gerektiini sand herhangi bir ey baka birine gider diye ok korkuyor." "UL bu kadar kskan bir tann mdr?"
56 BYL ATO
ALGARYA 57

"Hayr, sanmyorum. Ama Relg yle sanyor." Taiba dudaklarn bzerek kamakta olan yobaza bakt. "Biliyor musun," dedi sonra, "galiba benden korkuyor aslnda." O grtlaktan gelen, kaln sesiyle glerek parmaklaryla gece karas salarn tarad "Daha nce kimse benden korkmamt. Houma gitti bu. Msaadenle." Garion'un cevabn beklemeden atn evirip kaan Relg'in peinden gitti. Dar, kvrlp bklen kanyondan ilerlerken bu konuyu dnd Garion. Taiba'da kimsenin fark etmedii bir g olduunu grmt ve Relg'i dertli gnlerin bekledii kesindi. Biraz hzlanp kucanda Emanet'le atn srmekte olan Pol Teyzeye yetierek bu konuyu at hemen. "Aslnda bu seni hi ilgilendirmiyor Garion," dedi Pol Teyze. "Relg ile Taiba senin yardmn olmadan da sorunlarn halledebilirler." "Sadece merak etmitim. Relg kendini paralyor, Taiba'nn da kafas kark. Aralarnda ne olup bitiyor aslnda Pol Teyze?" "ok gerekli bir ey," dedi Pol. "Olan her ey iin bunu syleyebilirsin Pol Teyze." Bir sulama gibi kmt bu sz azndan. "Ce'Nedra ile benim de durmadan kavga etmemizin bile gerekli olduunu sylemek mmkn." Pol hafife glerek bakt ona. "Ayn ey deil Garion. Ama orada da belirli bir gereklilik var." "ok sama," dedi Garion. "yle mi? yleyse neden birbirinizi kkrtmak iin elinizden geleni yapyorsunuz dersin?" Garion buna verecek bir cevap bulamad, ama bu fikir de ok can skcyd dorusu. Zaten Ce'Nedra'nn adnn gemesi birden onu aklna getirmiti ve onu ne kadar zlediini de fark etmiti. Melankolik bir ruh halinde, Pol Teyzenin yannda atn srd bir sre. Sonunda iini ekti. "Neden yle iini ektin?" "Her ey bitti, deil mi?"

"O da ne demek?" "Her ey. Yani Ta' geri aldk. Btn mesele de bu deil miydi?" "O kadar basit deil Garion; daha ok ey var yaplacak. Ayrca henz Cthol Murgos'tan km deiliz." "Ama esas sorun bu deil, deil mi?" Ama sonra, sanki bu soru kafasn oktandr megul eden bir kukuyu canlandrm gibi Pol Teyzeye bakarak, "Ya baaramasak ne olur?" diye sordu. "Yani ya bece-remezsek? Biz Ta' Riva'ya gtremesek Bat'ya ne olur?" "ler ok tatszlasn" "Sava kar, deil mi? AngarakJar kazanr ve her yeri baklar ve kurban talaryla Grolimler kaplar." Grolimlerin Faldor'un iftliine daldklar dncesi onu ileden kard. "Dert arama Garion. Her eyi vakti geldiinde dnelim, olur mu?" "Amaya..." "Garion," dedi Pol skntl bir yzle. "Ltfen 'ya yle olursa, ya byle olursa,' diye balama. Yoksa herkesi kaygdan ldrrsn." "Ama sen de dedeme hep 'ya yle olursa,' demez misin?" "O baka," dedi Pol Teyze. Bunu izleyen gnlerde, kuru ve buz gibi havann arln hissederek, eitli da geitlerinden atlarn hzla srdler, ipek sk sk geri dnerek pelerinde kimsenin olup olmadn kontrol ediyordu, ama yaptklar aldatmaca baarl olmu gibiydi. Nihayet, rzgrn ufukta toz bulutlan kaldrd souk ve gnesiz bir le vakti, Gney Kervan Yolunun getii geni ve orak vadiye vardlar. Alak bir tepenin arkasnda gizlendiler; ipek yine ortal kolaan etmek iin yanlarndan ayrld. "Taur Urgas da bizi arayanlara dahil olmu mudur kanaatinizce?" diye sordu Mandorallen Belgarath'a. valye tekrar elik zrhn giymiti. "Kestirmek g," dedi ihtiyar byc. "Onun ne yapaca belli olmaz." "Kervan yolundan douya giden bir Murgo devriyesi var," dedi pek dndnde. "Gzden kaybolmalar bir yarm saat alr." Belgarath ban sallad. "Mishrak a Thull'a getiimizde emniyette olacak myz?" diye sordu Durnik. "Garantisi yok," dedi Belgarath. "Thull kral Gethel Taur Ur-gas'tan o kadar korkar ki, eer Urgas peimizden gelirse asla snrn ihlal ettii iin sorun karmaz." Murgolar doudaki alak bir srtn ardnda kaybolana kadar bekleyip yeniden yola ktlar. ki gn boyunca srekli kuzeydouya doru ilerlediler. Thull lkesine geince daha az talk bir araziye girdiler. Arkalannda atl
58
BYL ATO

59

ALGARYA

Murgo takipilerin kaldrd toz bulutlarn da grmeye baladlar ayn zamanda. Berbat bir gnn akamnda, dou sradalarnn tepesine vardlar. Barak arkalarndaki toz bulutlarna omuzunun stnden bir gz atp atn Belgarath'a yaklatrarak, "Vadi'ye inen yol engebeli mi?" diye sordu. "Dnyadaki en rahat yol saylmaz." "Peimizdeki Murgolar bir gnlk yoldan daha yakndalar Belga-rath. Eer yava inersek, biz daha varmadan tepemize binerler." Belgarath dudaklarn bzp gzlerini ksarak dou ufkundaki toz bulutlarna bakt. "Hakl olabilirsin," dedi sonra. "Bunu bir dnelim." Elini kaldrp herkesi durdurdu. "Bir-iki eye karar vermemiz gerekiyor," dedi dierlerine. "Murgolar umduumuzdan daha yakndalar. Vadi'ye ini iki ya da gnmz alr; yolun baz yerleri ise aceleyle inemeyeceimiz kadar sarp."

"Buraya gelirken kullandmz yardan inebiliriz," dedi pek. "Oradan inmek sadece yarm gn alr." "Fakat Lord Hettar ve Kral o-Hag'n Algar kabileleri bizi Va-di'de bekliyor olacaklar," diye itiraz etti Mandorallen. "Eer o yoldan gidersek Murgolar mdafaasz topraklara sokmu olmaz myz?" "Baka seeneimiz var m?" diye sordu pek. "Yolda ateler yakabiliriz," dedi Barak. "Hettar nereden geldiimizi anlar." "Murgolar da anlar," dedi pek. "Btn gece at srp biz inerken tepemize varrlar." Belgarath eki bir suratla ksa beyaz sakaln kad. Sonunda kararl bir tavrla, "Galiba ilk planmzdan vazgemek zorundayz," dedi. "Aaya en ksa yoldan inmemiz gerek, bu da yardan inmek anlamna geliyor. Yere vardmzda tek bamza kalacaz, ama baka are de yok." "Kral o-Hag sradalarn etekleri boyunca gzcler koymutur mutlaka," dedi Durnik, iten yznde bir endie ifadesiyle. "Umalm yle olsun," dedi Barak. "Pekl," dedi Belgarath kesin bir tavrla, "yardan ineceiz. Bu fikir hi houma gitmiyor, ama seeneklerimiz iyice azald gibi. Haydi gidelim." Aadaki dzle inen dimdik yara vardklarnda akam oluyordu. Belgarath yardan aa bir kere baktktan sonra ban sallayarak, "Karanlkta olmaz," dedi. "Algarlardan bir iaret gryor musun?" diye sordu sonra aadaki dzle bakmakta olan Barak'a. "Korkarm yok," dedi kzl sakall dev. "aret vermek iin bir ate yakmamz ister misin?" "Hayr," dedi htiyar. "Niyetimizin ne olduunu belli etmeyelim." "Benim kk bir atee ihtiyacm olacak," dedi Pol Teyze. "Hepimizin scak bir yemee ihtiyac var." "Bu pek akllca olmayabilir Polgara," diye itiraz etti Belgarath. "Yarn zor bir gn olacak baba," dedi Pol kesin bir tavrla. "Durnik kk bir ate yakp onu gzden gizleyebilir." "Sen bilirsin Pol," dedi ihtiyar teslim olarak. "Tabii baba." Gece souktu; atelerini mmkn olduunca kk ve gizli tuttular. afan ilk klar doudaki bulutlara vurmaya balar balamaz, kalkp kayalk yardan aadaki dzle inmeye hazrlandlar. "Ben adrlar toplayaym," dedi Durnik. "Devirip brak," dedi Belgarath. Sonra dnp dnceli dnceli ayayla antalar yoklayarak, "Yalnzca muak surette ihtiyacmz olan eyleri alalm," dedi. "Bunlarla vakit kaybedemeyiz." "Brakacak myz yani?" dedi Durnik hayretler iinde. "Ayamza dolanrlar yalnzca. Ayrca atlar da yksz daha hzl gider." "Ama btn varmz youmuz..." dedi Durnik. pek de biraz dertli grnyordu. Bir battaniye serip hzla antalarn kartrd ve bir sr ykte hafif pahada ar nesne karp battaniyenin stne yaymaya balad. "Bunlar da nereden buldun?" diye sordu Barak. "Oradan buradan," diye laf yuvarlad pek. "aldn, deil mi?" "Bazlarn," diye kabullendi pek. "Uzun sredir yoldayz Barak." "Bunlar gerekten yardan aa tamay dnyor musun?" diye sordu Barak Ipek'in hazinesine merakla bakarak. pek nndeki yna bakarak zihninde tartt. Sonra derin bir zntyle iini ekerek, "Hayr," dedi. "Olmaz herhalde." Ayaa kalkp yn ayayla datt. "Ama ok gzel deil mi? imdi her eye yeni batan balamalym." Srtt. "Zaten asl elence almakta. Haydi gidelim." Sonra atm mahmuzlayp keskin bir

ayla sradalarn eteklerine inen kuru dere yatana doru uzaklat.


ALGARYA

61 60

BYL ATO

Yklerinden kurtulan atlar artk daha hzl ilerleyebiliyorlard; Ga-rion'un haftalar nceki trmanlar srasnda zahmetle ktklarn hatrlad yerleri kolaylkla getiler. le vakti yar yola varmlard bile. Derken Polgara durup ban kaldrarak, "Baba," dedi sakin bir sesle. "Yarn giriini buldular." "Ka kiiler?" "nc kolu. Yirmi kiiden fazla deiller." Yukarlarda kayann kayaya arpmasndan doan keskin bir ses duydular. Hemen ardndan bir ses daha geldi. "Ben de bundan korkuyordum," dedi Belgarath eki bir suratla. "Ne oluyor?" dedi Garion. "stmze kaya yuvarlyorlar." ihtiyar ciddi bir yzle kemerini dzeltti. "Pekl, siz yola devam edin. Mmkn olduunca hzl inin aa." "Gcn yetecek mi baba?" diye sordu Pol Teyze kaygl bir sesle. "Daha tam olarak iyilemediini biliyorsun." "Greceiz," dedi ihtiyar kararl bir yzle. "Haydi, yryn." Sesi tartmaya mahal brakmaycak kadar kesindi. Dik kayalardan aa doru inmeye baladklarnda Garion dierlerinden geride kald giderek. En sonunda, Durnik son yk atyla birlikte krk kayalardan oluan bir dnemeci dnp gzden kaybolduunda, tamamen durup dinlemeye balad. Aadan at nallarnn kayalar zerinde kard sesleri, yukardan ise yardan aa yuvarlanan kayalarn sesini duyabiliyordu; bu kaya sesleri giderek yaklayordu da stelik. Sonra tandk bir dalga ve grleme duydu, insan bandan byk bir kaya paras, zararsz bir ekilde havaya frlayarak bann stnden geti ve eteklerdeki kaya paralarnn arasna yuvarland. Garion sk sk durup dinleyerek, yardan yukar trmanmaya balad. Epey yukarlarda bir keyi dnp de Belgarath' grdnde, ihtiyar ter iinde kalmt. Grlmemek iin hemen geri ekildi. ncekinden daha byk bir kaya, dar dere yatandan, talk zemine arptka srayarak ve duvarlardan sekerek stlerine gelmeye balad. Belgarath'tan yirmi metre uzaktayken yere vurup havaya ykseldi, ihtiyar ters bir el hareketi yapt ve harcad g yznden homurdand. Ta byk bir kavis izerek ykseldi, yatan duvarlar arasndan kt ve gzden kayboldu. Garion hemen kar tarafa geerek birka metre daha geriledi ve dedesinin kendisini grmediinden emin olmak iin duvarn dibine sindi. Bir sonraki kaya zplayarak stlerine doru gelmeye baladnda, Garion iradesini toplad. Zamanlamasn ok iyi yapmas gerektiini bildiinden, keden ban uzatp ihtiyar dikkatle izliyordu. Belgarath elini kaldrdnda, Garion kendi iradesini de kayay itmeye yneltti; dedesinin bu kk yardm fark etmeyeceini umuyordu. Belgarath kayann havalanp aadaki dzle doru umasn izledi, sonra dnp dere yatandan aa ters ters bakarak, "Pekl Garion," dedi. "k ortaya bakalm." Garion biraz akn bir tavrla dere yatann ortasna yryerek dedesine bakt. "Neden bir trl sana sylenen eyi yapamyorsun?" dedi ihtiyar. "Yardm etmek istemitim sadece." "Ben yardm istedim mi? Yatalak bir ihtiyara m benziyorum?" "Kaya geliyor." "Konuyu deitirme. Haddini ayorsun gen adam."

"Dede!" diye haykrd Garion telala, yataktan aa zplayarak tam ihtiyarn srtna doru gelen koca kayaya bakarak. radesini toplayp kayay kaldrd ve yardan dar frlatt. Belgarath bann stnden geen kayaya bakarak, "Beceriksizce Garion," dedi beenmez bir tavrla. "ok beceriksizce. Prolgu'ya kadar frlatman gerekmiyor. Gsteri yapmaktan vazge." "Heyecanlandm," dedi Garion zr dilercesine. "Biraz fazla itmiim." ihtiyar homurdanarak, "Pekl," dedi biraz kymet bilmez bir tavrla. "Madem buradasn... Ama kendi kayalarnla ilgilen. Ben benimkileri hallederim. yle paldr kldr dalarsan dengemi kaybediyorum." "Biraz almam lazm sadece." "Biraz grg kural alman lazm esas," dedi Belgarath Gari-on'un yanna gelerek. "Senden istenmedike yardma koulmaz. Nezaket kurallarna aykr bir ey bu Garion." "Kaya geliyor," dedi Garion nazik bir tavrla. "Siz mi istersiniz, yoksa ben alaym m?" "Benimle dalga geme gen adam," dedi Belgarath. Sonra dnp yaklaan kayay yardan dar frlatt. Murgolann dere yatandan aa yuvarladklar kayalar srayla
BYL ATO

62

hallederek aa doru ilerlediler. Garion her denediinde eskisinden biraz daha kolay geldiini fark etmiti, ama zemine yaklatklarnda Belgarath ter iindeydi. Garion bir kere daha dedesine aktrmadan yardm etmeyi dnd, ama daha iradesini toplarken ihtiya'r byc ona yle bir bak bakt ki, hemen vazgeti bu fikirden. Dere yatann sonundaki kaya ynlar arasndan kp dierlerine katldklarnda, "Ben de seni merak etmitim," dedi Pol Teyze Ga-rion'a. Sonra Belgarath'a dikkatle bakarak, "iyi misin?" diye sordu. "ok iyiyim," diye cevap verdi ihtiyar ters bir tavrla. "Bana bol bol yardm edildi - isteyen olmad halde." Garion'a yeniden fkeyle bakt. "Vaktimiz olduunda Garion'a grlty kontrol etmeyi retmemiz lazm," dedi Pol. "Gkgrlts gibi ses karyor." "renmesi gereken baka eyler de var." Nedense ihtiyar ar bir hakarete uram gibi davranyordu. "Ne yapyoruz?" diye sordu Barak. "aret atei yakp o-Hag ve Hettar' bekleyelim mi?" "Buras pek uygun deil Barak," dedi pek. "Murgo ahalisinin yans bu dere yatandan inmeye balayacak az sonra." "Geit pek dar Prens Kheldar," dedi Mandorallen. "Lordum Barak ve ben bir hafta kadar buray mdafaa edebiliriz ihtiya hasl olursa " "Gene eski haline dnyorsun Mandorallen," dedi Barak. "stnze kaya yuvarlarlarsa ne yaparsnz?" dedi pek. "Zaten az sonra yarn kysndan daha byk kayalar atmaya da balarlar. Bundan kurtulmak iin dzlkte biraz ilerlemeliyiz." Durnik dnceli dnceli dere yatann azna bakyordu. "yleyse onlar yavalatmak iin biz de bir eyler yollamalyz yukar," dedi sonra. "Ensemizde olmalarn istemeyiz, deil mi?" "Kayalar yoku yukar yuvarlamak biraz zor olur," dedi Barak. "Ben kayay kastetmemitim," dedi Durnik. "Daha hafif bir ey olmal." "Ne gibi?" diye sordu pek demirciye. "Duman iyi olabilir," dedi Durnik. "Dere yata baca gibi duman eker. Eer bir ate yakp yata dumanla doldurursak, ate snene kadar kimse aa inemez."

"Durnik," dedi pek yznde kocaman bir srtla, "sen bir hazinesin."

BENC BLM

ARIN DlBl allar, devedikenleri ve bodur bitkilerle kaplyd. Hemen kllarn ekip daldlar ve byk, bol dumanl bir ate yakacak kadar al toplamaya giritiler. "Acele edin," dedi Belgarath onlar alrken. "Bir dzine Murgo yar yola kadar indi bile." Kuru dallar ve krk ktk paralar toplamakta olan Durnik dere yatann azna kotu ve akmaktan akarak her zaman yannda tad kav tututurdu. Birka saniye sonra kk bir ate yanmt bile; kk turuncu alevler, kurumu gri dal paralarn hzla yutuyordu. Bunun stne devedikenlerini ve allar ymaya balad; bir yandan da dumann ynn kontrol ediyordu dikkatle. allar onca atrdayp tttlerse de alev aldlar. Koca bir duman bulutu nce havada gezindi, sonra dere yatana doru ykselmeye balad. Durnik keyifle ban sallayarak, "Aynen baca gibi," dedi kendi kendine. Yarn stlerinden nce uyan hayknlan, sonra da ksrk sesleri ve bouk lklar duyulmaya balad. "nsan boulmadan nce ne kadar duman soluyabilir?" diye sordu pek. "ok deil," dedi Durnik. "Bana da yle gelmiti." Ufak tefek adam keyifle duman tten atae bakarak, "Gzel ate," dedi, sonra ellerini stmaya koyuldu. "Duman onlan oyalayacaktr, ama bizim de hemen yola kmamz lazm," dedi Belgarath, bat ufkunda bulutlarla ksmen rtlm gnee gzlerini ksp bakarak. "Bir sre yar boyunca ilerleyelim, sonra hzla dzlkten gideriz. Adamlar artalm ki, biz uzaklamadan stmze kaya yadrmaya kalkmasnlar." "Hettar'dan bir iaret var m?" diye sordu Barak ayrla doru bakarak.
ALGARYA

65
64

BYL ATO

"Daha gremedik," dedi Durnik. "Cthol Murgos'un yarsn bu ovaya indirmek zere olduumuzun farkndasn, deil mi?" diye sordu Barak Belgarath'a. "Baka aremiz yoktu. u anda ilk iimiz buradan uzaklamaya bakmak. Eer

Taur Urgas yukandaysa, mutlaka peimizden adam yollayacaktr, onlar kendi eliyle uurumdan aa atmak zorunda kalsa bile. Haydi gidelim." Bir mil kadar yarn kysndan gidip tepelerindeki kayaln ovann ilerine doru pek uzanmad bir nokta buldular. "Buras olur," dedi Belgarath. "Dzle kar kmaz drtnala kayalktan uzaklaacaz. Tepeden atlacak bir ok epeyce uzaa ulaabilir. Herkes hazr m?" evresindekilere bir bakt. "Haydi yleyse." Atlarn yarn dibindeki kaya ynlarndan aa, ayrla indirdiler, sonra eyerlerine atlayp drtnala uzaklamaya baladlar. "Ok!" diye haykrd ipek geriye bakarak. Garion hi dnmeden iradesiyle kendilerine doru yaklaan kk noktaya vurdu. Ama ayn anda, iki yanndan iki ayr dalgann ykseldiini hissetti. Ok havada parampara oldu. "Siz ikiniz beni rahat brakr msnz ltfen!" dedi atn yavalatan Belgarath sinirle Garion'la Pol Teyzeye bakarak "Kendini yorman istemiyorum baba," dedi Pol Teyze serinkanl bir tavrla. "Eminim Garion da yle dnmtr." "Bunu daha sonra tartabilir miyiz?" diye nerdi ipek arkalarnda heyula gibi ykselen yara bakarak. Tekrar drtnala yola ktlar; uzun, san otlar atlarnn bacaklarn dvyordu. Baka oklar da inmeye balad ama giderek daha gerilerine dyorlard. Kayalktan yarm mil kadar uzaklatklarnda, oklar kayalktan aa kara bir yamur gibi yamaya balamt. "inatlar, deil mi?" dedi ipek. "Irklarnn bir zellii," dedi Barak. "Murgolar aptallk derecesinde inatdr." "Durmayn," dedi Belgarath. "Bir mancnk getirmeleri an meselesidir." "Yardan aa ip atyorlar," dedi Durnik geriye bakarak. "Aaya varr varmaz atei sndrrler ve atlarn da indirmeye balarlar." "Hi olmazsa biraz yavalattk ya," dedi Belgarath. Gnlerdir sren bulutlu, bozbulank havann biraz daha kararmasndan baka bir ey olmayan alacakaranlk, Algarya ovasna kmeye balad. Yola devam ettiler. Garion arada bir geriye bakyordu; sonunda yarn dibinde kk k noktacklar grnce, "Yere vardlar dede," diye seslendi en nde at sren ihtiyara. "Mealelerini gryorum." "Er ge olacakt," dedi byc. Buz tutmu kylar arasnda kapkara ve yala kaplym gibi akan Aldur Nehrine vardklarnda neredeyse geceyars olmutu. "Karanlkta geii nasl bulacamz bilen var m?" diye sordu Durnik. "Ben bulurum," dedi Relg. "Bana o kadar karanlk gelmiyor. Burada bekleyin." "Bu bize avantaj salayabilir," dedi ipek. "Biz nehri geeceiz, ama Murgolar bu kyda sabaha kadar aranacaklar. Onlar geene kadar biz fersahlarca yol alm oluruz." "Ben de bunu hesaplamtm," dedi Belgarath kibirle. Yarm saat sonra Relg geri dnd. "Uzakta deil," dedi dierlerine. Tekrar atlarna binip, nehir kysnn kvrmn izleyerek souk karanlkta ilerlediler. Sonunda suyun talar arasndan akmasndan kan krty duydular. "Hemen nmzde," dedi Relg. "Gene de karanlkta gemek tehlikeli olacak," dedi Barak. "O kadar da karanlk deil," dedi Relg. "Peimden gelin." Nehirden yukar yz metre kadar ilerleyip dnd ve atn evirerek sla dald. Belgarath'n peinden nehre girdiinde, Garion atnn buz gibi suda irkildiini hissetti. Arkasnda Durnik'in artk yksz kalm olan yk atlann ynlendirdiini duyuyordu. Nehir derin deildi ama neredeyse yarm mil geniliindeydi. Geerken hepsi dizlerine kadar slandlar.

"Gecenin gerisi de pek iyi geecee benzemiyor," dedi ipek slak ayakkablarn silkelerken. "Hi olmazsa Taur Urgas'la aramzda bir nehir var artk," dedi Barak. "Eh bu ileri biraz deitiriyor tabii," diye kabullendi ipek. Ancak daha yarm mil bile gitmemilerdi ki, Mandorallen'in dev sava at, bir ac l koyvererek yere ykld. valye eyerinden frlayarak byk bir tangrtyla imenlere serildi. Koca at yerde debelenerek ayaa kalkmaya altysa da baaramad.
BYL ATO 66
ALGARYA

67

"Nesi var bunun?" diye sordu Barak telala. Arkada, yk atlarndan biri de acyla kineyerek yere serildi. "Ne oluyor?" diye sordu Garion Durnik'e tiz bir sesle. "Souk," dedi Durnik yere atlarken. "Hi dinlenmeden srdk atlar, sonra da buz gibi nehirden geirdik. Adaleleri souktan kaslyor." "Ne yapacaz?" "Bacaklarn ynle ovuturmamz lazm." "Vaktimiz yok," diye itiraz etti pek. "Ya bunu yaparz ya da yrrz," dedi Durnik, yn pelerinini karp atn bacaklarm ovuturmaya balarken. "Ate mi yaksak acaba," dedi Garion da yere atlayp ayn ie koyulurken. "Etrafta yakacak yok ki," dedi Durnik. "Buras ayr." "Ayrca ate de on millik mesafedeki btn Murgolara yerimizi bildirir," dedi Barak kr atnn bacaklarn ovalarken. Ellerinden geldii kadar hzl altlar; ama Mandorallen'in at ayaa kalktnda ve dier atlar da yryebilecek hale geldiinde, dou ufku afan ilk iaretleriyle aydnlanmaya balamt bile. "Koamazlar," dedi Durnik ciddi bir yzle. "Aslnda stlerine binmememiz lazm." "Durnik," dedi tpek, "TaurUrgas peimizde." "Eer koturursak bir fersah bile dayanamazlar," dedi demirci inatla. "Kprdayacak halleri bile kalmam." Nehirden uzaklarken atlar rahvan yrttler. Bu hzda bile Garion atnn altnda titrediini hissediyordu. Hava giderek aydnlanrken, ikide bir dnp nehrin te yanndaki yan karanlk ovay gzlediler. lk alak tepelerin eteklerine vardklarnda, arkalarndaki ayrl rten glge zayfladndan, hareketleri seebilir olmulard. Sonra, k iyice arttnda, nehre doru ilerleyen Murgo ordusunu grdler. Tam ortalarnda, Taur Urgas'n siyah sanca dalgalanyordu. Murgolar dalga dalga gelip nehrin kar kysna ulatlar. Atl izciler dalp sl aramaya baladlar ve sonunda buldular. Yardan inen Taur Urgas'n ordusunun byk ksm yayayd hl, ama darack nehir yatandan aa kmeler halinde atlar mmkn olduunca hzla indiriliyordu. tik birlikler slktan gemeye baladnda, pek Belgarath'a dnd. "imdi ne yapyoruz?" diye sordu ufak tefek casus kaygl bir sesle. "Bu tepeyi bir trmanalm hele," dedi ihtiyar. "Daha bizi grmemilerdir, ama maalesef bu durum uzun srmeyecek." Tepenin gerisindeki glgelik bir yere ulatklarnda durdular. Bir haftadr g kaplayan bulutlar ekilmeye balam, gkyznde byk, buz mavisi alanlar belirmiti. Ama gne hl ortalarda yoktu. "Ordusunun byk blmn nehrin karsnda tutacan tahmin ediyorum," dedi Belgarath atlarndan indiklerinde. "Atlar yetitike karya geeceklerdir. Hepsi bu yakaya geince de dalp; bizi aramaya balarlar." "Ben de olsam yle yapardm," dedi Barak.

Durnik "Birinin gzclk etmesi gerek," deyip yaya olarak tepeye trmanmaya balad. "Bir ey yaparlarsa haber veririm." Belgarath dncelere dalmt. Ellerini arkasnda kavuturmu, yznde fkeli bir ifadeyle bir aa bir yukar yryordu. "Beklediim gibi gitmiyor iler," dedi sonunda. "Atlarn bizi yar yolda brakacan hesaplamamtm." "Saklanabileceimiz bir yer yok mu?" diye sordu Barak. "Belgarath ban sallayarak, "Buras ak ayrlk," dedi. "Kaya, maara, aa gibi eyler yok; izlerimizi bile gizleyemeyiz." Uzun otlar tekmeleyerek, "iler hi iyi gitmiyor," dedi ask suratla. "Bitkin dm atlarmzla yapayalnz kaldk." Alt dudan inemeye balad. "En yakn yardm Vadi'de. Bence gneye dnp bir an nce oraya ulamaya alalm. Epey yakn saylrz." "Ne kadar yakn?" diye sordu tpek. "On fersah kadar." "Btn gnmz alr Belgarath. O kadar vaktimiz yok." "Havaya mdahale etmemiz gerekebilir," diye kabullendi Belgarath. "Bunu yapmaktan hi holanmam, ama baka aremiz olmayabilir." Kuzeyde uzaklardan bir gmbrt duyuldu. Kk olan Pol Teyzeye bakp glmseyerek, "Emanet?" diye sordu. "Evet canm," dedi Pol dalgn dalgn. "evrede Algarlar alglayabiliyor musun Pol?" diye sordu Belgarath. Pol ban sallayarak, "Hayr," dedi. "Muhtemelen Ta'a ok yakn olduum iin. Bir milden uzaktaki her ey bir yank iinde kayboluyor." "Hep grltlyd zaten," diye homurdand ihtiyar eki bir suratla.
ALGARYA

68 69

BYL ATO

"Bir konu onunla istersen baba," dedi Pol. "Belki seni dinler." Belgarath ona sert sert bakt, ama Polgara da bu baka sknetle karlk verdi. "Sizin alaylarnzla uraamam hanmefendi," dedi Belgarath sonunda ters bir sesle. Bu kez de gneyden bouk bir gmbrt duyuldu. "Gk m grlyor?" dedi pek akn bir suratla. "Bu mevsimde tuhaf deil mi?" "Bu ovada iklim tuhaftr," dedi Belgarath. "Burasyla Drasniya arasnda sekiz yz fersah boyunca ottan baka bir ey yok." "Vadi'ye ulamay deniyor muyuz yleyse?" diye sordu Barak. "Baka aremiz yok galiba," dedi ihtiyar. Dumik tepeden inerek, "Nehri geiyorlar," dedi. "Ama daha yaylmyorlar. Galiba bizi aramaya balamadan nce daha fazla adam geirmek istiyor bu tarafa." "Atlara zarar vermeden ne kadar hz yapabiliriz?" diye sordu ipek. "Pek fazla deil," dedi Durnik. "Kesinlikle mecbur kalana kadar glerini saklamak daha iyi olur. Bir saat kadar yrtrsek, trsa kalkabilirler - ksa sreler iin tabii." "Tepenin arkasna geelim," dedi Belgarath atnn dizginlerini alarak. "Bylece gzden uzak kalrz, ama Taur Urgas' da gzden kaybetmek istemiyorum." Bulutlar daha da almt ve usuz bucaksz ayrl spren rzgrla birlikte paralanarak dalyorlard. Douda gk pembeye almaya balamt. Cthol Murgos ve Mishrak a Thull'da canlarna okuyan o keskin souk Algarya ovalarnda yoktu, ama hava gene de ok souktu. Garion rpererek pelerinine sarnd ve atnn dizginlerini tutarak yrmeye devam etti. Uzaktan gene bir gmbrt duyuldu; Pol Teyzenin atnn terkisinde oturan kk olan glerek, "Emanet," dedi yine. "unu kesse iyi olacak," dedi pek sinirle.

Atlaryla yrrken, tepenin ardna sk sk gz atmaya baladlar. Aada, Aldur Nehri vadisinde, Taur Urgas'n Murgolan giderek daha byk gruplar halinde nehri gemeye balamlard. O ana kadar ordunun yans gemiti neredeyse bu kyya; Murgo kralnn kzl-kara sanca ise Algarya topraklarna dikilmiti bile. "Eer aa daha fazla adam indirirse, onu buradan skp atmak iin baya ciddi bir gce gerek olacak," diye grledi Barak atk kalarla Murgolan izlerken. "Biliyorum," dedi Belgarath. "Ben tam da bunu istemiyordum ite. Savaa hazr deiliz." Koskoca, kpkrmz bir gne, dou sradalarnn ardndan ar ar kp g gl pembesine boyad. Hl glgede kalan aadaki vadide, Murgolar sabahn elik gibi nda nehri gemeye devam ediyorlard. "Kanaatimce, bizi aramaya balamadan gnein domasn bekleyeceklerdir," dedi Mandorallen. "Ona da pek vakit kalmad zaten," dedi Barak, ilerledikleri tepenin eteklerine demeye balayan gne nlarna bakarak. "En fazla yarm saatimiz var. Atlar riske atmak zorunda kalacamz bir noktaya geldik galiba. Bir milde bir at deitirirsek, belki biraz daha fazla dayanrlar." Tam o srada kopan gmbrtnn gkgrlts olmas mmkn deildi. Yer sarslyor, ses ise hi ara vermeksizin hem gneyden, hem de kuzeyden geliyordu. Derken, Aldur Nehri vadisini evreleyen tepelerden, bir baraj yklm da sular alayarak akmaya balam gibi, Algar kabileleri grl grl inmeye balad. Nenin iki kysnabirikmi olan akn Mur-golara saldrdlar; Taur Urgas'n ikiye blnm ordusunun stne kurtlar gibi tklerinde, sava lklan yeri g inletiyordu. Bir atl, saldrya gemi kabilelerden aynlarak tepeden yukar, Garion'la dostlannn yanna yaklat. Garion atlnn rzgrda dalgalanan bir tutam san ve elindeki gnete parlayan klc grebiliyordu. Hettar'd bu. Mthi bir rahatlama hissi sard iin. Artk gvendeydiler. "Nerede kaldnz?" diye grledi Barak, atmaca yzl Algar yanla-nna yaklarken. "izliyorduk," dedi Hettar sakin bir sesle, dizginlerini ekerken. "Murgolann yardan iyice uzaklamalarn bekledik ki yollarn kesebilelim. Babam hatrnz sormak iin yollad beni." "Aman ne dncelilik," dedi ipek alayla. "Orada olduunuzu haber vermek aklnza gelmedi mi hi?" Hettar omuzlann silkti. "iyi olduunuzu grebiliyorduk." Yorgunluktan bitmi atlara eletirel bir tavrla bakt. "Pek iyi bakmamsnz hayvanlara." "Biraz skmtk," dedi Durnik zr diler gibi. "Ta' aldnz m bari?" diye sordu uzun boylu Algar Belgarath'a.
70

BYL ATO

ALGARYA 71

Bu arada da dev bir savan balam olduu nehir kysna hevesli f gzlerle bakyordu. "Zor oldu ama aldk," dedi ihtiyar byc. "iyi," dedi Hettar ince yznde vahi bir ifadeyle atn evirerek.' "Gidip oHag'a syleyeyim, izninizle." Birden bir ey hatrlam gibi durdu. "Ha," dedi Barak'a. "Bu arada tebrikler." "Neyi tebrik ediyorsun?" dedi dev erek aknlkla. "Olunun doumunu." "Ne?" dedi Barak app kalarak. "Nasl?" "Her zamanki gibi domu galiba," dedi Hettar. "Yani nasl rendin?"

"Anheg haber yollad." "Ne zaman domu?" "iki ay nce." Hettar endieyle nehrin iki kysnda birden ve orta-1 daki slkta srmekte olan muharebeye bakarak, "Gitmem gerek," dedi. "Acele etmezsem bana Murgo brakmayacaklar." Sonra atn mahmuzlayarak tepeden aa uar gibi uzaklat. "Hi deimemi," dedi ipek. Barak kzl sakall yznde biraz aptalca bir srtla ylece duruyordu. "Tebrikler Lordum," dedi Mandorallen elini skarak. Barak'n srt yzne iyice yayld. Kuatlan Murgolann durumunun mitsiz olduu hemen belli olmutu. Ordusu nehir tarafndan ikiye blnen Taur Urgas, dzenli bir geri ekilme emri bile veremiyordu. Nehri geen birlikler ksa zamanda Kral o-Hag'n sayca ok stn adamlar tarafndan ezildi; bu ksa ve kanl atmadan sa kalanlar ise, Murgo kralnn kzl-kara sancan korumaya alarak nehre doru ekildiler. Ancak slkta bile Algar savalar onlar sktrmaya devam ediyordu. Garion nehrin yukarsnda baz savalarn buz gibi suya dalp akntyla srklenerek sla vardklarn ve Murgolann ka yolunu kestiklerini grebiliyordu. Slktaki sava, tepien atlarn kaldrdklar su yznden pek iyi grlemiyordu, ama nehir aa yzen cesetlerin says, arpmann deheti hakknda bir fikir verebiliyordu. Sadece bir an iin, Taur Urgas'n kzl-kara sanca ile Kral o-Hag'n zerinde at olan bordo-beyaz sanca kar karya geldi, ama * hemen ayrldlar. "ilgin bir karlama olabilirdi," dedi ipek. "o-Hag ile Taur Urgas birbirlerinden yllardr nefret ederler." Murgo kral dou kysna geer gemez, elinde kalan kuvvetleri toplad ve dnp ayrlk araziden yara doru kamaya balad; Al-garlar da peinde. Ama ordusunun byk ksmnn hi ans yoktu, nk atlan henz yardan aa indirilememi olduundan, yerde dvmek zorundaydlar. Kllan sabah gneinde parlayan Algarlar dalga dalga sprdler Mugolar. En sonunda midesi bulanmaya balayan Garion, bu katliam daha fazla seyredemeyerek ban evirdi. Pol Teyzenin yannda elini tutmu duran kk olan, Garion'a ciddi bir yzle bakt. "Emanet," dedi sonra zgn bir kararllkla. lene doru sava bitmiti. Nehrin te yakasndaki Mugolann sonuncusu da temizlenmi ve Taur Urgas ordusunun kalntlanyla yardan yukan kamt, "iyi dv oldu," dedi Barak profesyonel bir tavrla, nehrin iki kysna ylm ve akntyla srklenen cesetlere bakarak. "Algar kuzenlerinizin muharebe taktikleri pek ustacayd," diye ona katld Mandorallen. "Taur Urgas bu sabah yedii dayaktan sonra uzun sre kendine gelemez." "Yzndeki ifadeyi grmek iin neler vermezdim," diye gld ipek. "Muhtemelen azndan kpkler sayordur imdi." elik levhalarla kapl siyah deri zrh ve sabah gneinde muzaffe-rane dalgalanan atl sancayla kral o-Hag, peinde zel muhafzla-ryla drtnala tepeyi trmanp yanlarna geldi, "ilgin bir sabah oldu," dedi atn dizginlerken, o Algarlara has hafife alma tavryla. "Bize bir sr Murgo getirdiiniz iin saolun." "Bu Hettar'dan da beter," diye fsldad ipek Barak'a. Algar kral yavaa atndan inerken, ak ak srtyordu. Zayf bacaklar, btn dikkatine ramen arln zor tayorlard, o yzden ancak eyerine tutunarak ayakta durabiliyordu. "Rak Cthol'de iler nasl gitti?" diye sordu. "Sonu biraz grltl oldu," diye cevap verdi Belgarath. "Ctuchik'in sal yerinde miydi bari?" "Fena deildi. Ama hemen bu durumu dzelttik. Sonu depremle bitti. Maalesef Rak Cthol'n byk ksm tepeden aa kayd." o-Hag gene sntt. "Yazk."

"Hettar nerede?" diye sordu Barak. "Murgo kovalyordur herhalde," dedi o-Hag. "Murgolann art-lan dald, saklanacak yer anyorlar."

r
73

72

BYL ATO

"Bu ovada pek saklanacak yer yoktur, deil mi?" diye sordu Barak. "Hemen hemen hi yok," dedi Algar kral sevimli bir ifadeyle. Bir dzine kadar Algar arabas yakndaki bir tepeyi aarak, uzun, kahverengi otlarn arasndan onlara doru yaklamaya balad. Kutu eklinde tatlard bunlar, tekerlekli evlere benziyor!ard. atlar, dar pencereleri ve her arabann arkasndaki kapsna kan merdivenleri vard. Garion'a yaklaan arabalar yryen bir ehir gibi grnd. "Hettar'n gelmesi biraz zaman alr," dedi o-Hag. "Haydi biz le yemei yiyelim. Olup bitenlerin haberini Rhodar'la Anheg'e mmkn olduunca abuk yollamak istiyorum, ama herhalde sizin de havadisleriniz vardr. Yemekte konuuruz." Birka araba birbirine yaklap yan duvarlarn indirince, ortada geni, alak tavanl bir yemek salonu oluturdu. Bu hzla oluan salon kk mangallardaki atelerle stlyor, pencerelerden giren parlak k gnei, mumlarn yla destekleniyordu. Yemekte rosto ve hafif bir bira vard. Az sonra Garion stnde fazla elbise olduunu fark etti. Aylardr hi snmamt sanki; mangallardan ykselen scaklk ok iyi geliyordu. Yorgun ve pis olmasna ramen kendisini scak ve gvenlikte hissediyordu. Bir sre sonra tabann nnde uyuklamaya balamt, bir yandan da hayal meyal Belgarath'n Algarya kralna kalarnn hikyesini anlatmasn dinliyordu. Ancak ihtiyar konutuka, bir ey Garion'u uyandrd. Dedesinin sesinde biraz fazla nee vard sanki, laflan birbirine dolanyordu. Mavi gzleri biraz fazla parlakt ve zaman zaman bulanyor gibiydiler. "Demek Zedar kat," diyordu o-Hag. "Bu olayn en kt yan bu." "Zedar sorun deil," dedi Belgarath, sersemlemiesine glmseyerek. Sesi tuhaf, gvensiz gibiydi. Kral o-Hag ihtiyara merakla bakarak, "Yorucu bir yl geirmisin Belgarath," dedi. "yi bir yld ama." Byc glmseyerek bira bardan kaldrd. Eli zangr zangr titriyordu. Hayretle eline bakt. "Pol Teyze!" diye haykrd Garion. "yi misin baba?" "iyiyim Pol, harikaym." Bulank gzlerini bayku gibi krptrarak glmsedi Pol Teyzeye. Birden ayaa frlayp ona doru yrmeALGARYA

ye alt, ama sendeliyordu. Derken gzleri kayd ve boynu vurulmu bir sr gibi yere devrildi. "Baba!" diye haykrd Pol Teyze yanna koarak. Garion da teyzesi kadar hzl hareket ederek baygn ihtiyarn teki yanna diz kt. "Nesi var?" Ama Pol Teyze cevap vermedi. Elleri Belgarath'n bileinde ve alnnda dolayordu. Gzkapaklarmdan birini kaldrarak bo, grmeyen gzne bakt. "Durnik!" diye seslendi sonra. "ifal otlarm getir. abuk!" Demirci kapya frlad. Kral o-Hag bembeyaz bir yzle ayaa kalkmt. "Yoksa..." "Hayr," dedi Pol Teyze gergin bir sesle. "Yayor, ama ucu ucuna." "Bir ey mi saldrd ona?" pek ayaa frlam, eli bilinsiz bir ekilde hanerine gitmiti. "Hayr, hayr, yle bir ey deil." Pol Teyzenin eli ihtiyarn gsne gittti. "Bunu dnmeliydim," diye sylendi, "inat, kibirli ihtiyar. Ona gz kulak olmalydm." "Ltfen Pol Teyze," dedi Garion, "nesi olduunu syler misin?" "Ctuchik'le dvnden sonra hi iyilemedi aslnda," dedi Pol Teyze, "iradesine dayanarak kendini zorluyordu. Sonra dere yatandaki o kayalar... Ama durmak bilmiyordu bir trl. imdi tm hayat enerjisini ve iradesini tketmi durumda. Nefes almaya ancak mecali var." Garion dedesinin ban kaldrarak kucana ald. "Yardm et bana Garion!" Ne istediini hemen anlad Garion. iradesini toplayp elini ona uzatt. Polgara elini yakalar yakalamaz, bir g dalgasnn iinden ekildiini hissetti. Gzleri iri iri olmu, ihtiyar adamn yzne dikkatle bakyordu. "Bir daha!" Polgara hemen toplad iradesini bir kez daha ekip ald ondan. "Ne yapyoruz?" diye sordu Garion tiz bir sesle. "Kaybettiklerinin bir ksmn geri vermeye alyoruz. Belki..." Kapya bakarak, "abuk ol Durnik!" diye haykrd. Durnik koarak ieri dald. "antay a," dedi Pol. "Bana o siyah kavanozu ver, kurunla mhrlenmi olan. Bir de demir maa." 75
ALGARYA BYL ATO
74

"Kavanozu aaym m Pol Hanm?" diye sordu demirci. "Hayr, sadece mhr kr - dikkatli ol. Bana bir eldiven ver, bula-bilirsen deri olsun." pek hi konumadan kemerinden deri bir eldiven kararak ona uzatt. Pol eldiveni giyerek siyah kavanozu at ve maay iine soktu. Mthi bir ihtimamla tek bir koyu yeil, yal gibi grnen yaprak kard. Yapra maayla tutarak, "Azn a onun Garion," dedi. Garion parmaklarn Belgarath'n kenetlenmi dilerinin arasna sokarak dikkatle enelerini ayrd. Pol Teyze babasnn alt dudan ekerek parlak yapra azna soktu ve diline yalnzca bir kere, hafife srd. Belgarath iddetle sarsld ve ayaklar yeri dvd. Adaleleri gerildi, kollan debelenmeye balad. "Tutun onu," diye seslendi Pol Teyze. Geri ekildi ve Mandoral-len'le Barak Belgarath'n ihtilalar iindeki vcudunu tutmaya koarken, yapra yollarndan uzaklatrd. "Bana bir anak verin," diye haykrd. "Tahta olsun." Durnik tahta bir anak uzatt, Pol yaprakla maay anaa koydu. Sonra dikkatle eldiveni karp onu da yapran stne yerletirdi. "Al bunu," dedi demirciye. "Eldivenin hibir yerine dokunma."

"Bunu ne yapmam istiyorsun Pol Hanm?" "Dar karp yak. ana filan, hepsini. Dikkat et kimse dumann solumasn." "O kadar tehlikeli mi?" diye sordu ipek. "Daha da beter, ama burada alabileceimiz tedbir bu kadar." Durnik yutkunarak arabadan kt; ana canl bir ylanm gibi tutuyordu. Polgara kk bir havan alarak antasndaki baz ifal otlar ezmeye balad; bir yandan da dikkatle Belgarath' izliyordu. "Kale'ye ne kadar yolumuz var oHag?" diye sordu Algarya kralna. "yi bir atla yarm gn," dedi kral. "Arabayla, sarslmamas iin dikkatle srlen bir arabayla ne kadar eker?" "iki gn." Polgara havandaki otlar ezmeye devam ederek kalarn att. "Peki, baka aremiz yok. Hettar' Kralie Silar'a yollayn ltfen. Scak, iyi aydnlatlm, esmeyen bir odaya ve iyi bir yataa ihtiyacm olduunu sylesin. Durnik, arabay sen sreceksin. Bir saat gecikmek zorunda kalsan bile hibir engebeye arpma." Demirci bayla onaylad. "iyileecek, deil mi?" diye sordu Barak. Yz Belgarath'n ani knden tr aknlk iindeydi ve sesi kaygl kyordu. "Daha tahmin etmek iin ok erken," dedi Pol. "Belki de gnlerdir kntnn eiindeydi. Ama bir trl brakmak bilmiyordu. Krizi atlatt, ama baka krizler de gelebilir." Bir elini babasnn gsne koydu. "Yataa yatrn - dikkatle. Yatan etrafnda bir perde olsun. Battaniyeyle yapabilirsiniz. ok sessiz olun. Esinti istemiyorum. Grlt yok." Bu ar tedbirlerin neyi ima ettiini anlaynca, dehet iinde ona bakakald herkes. "Haydi beyler," dedi Pol sert bir sesle. "Hayat bizim sratimize bal olabilir."
ALGARYA
77

ALTINCI BLM

RABA SRNR GlB LERLYORDU. Yksek, ince bulutlar gnei kapatmt yine;

gney Algarya'nn tekdze ovalarnda kurun gibi bir serinlik kmt. Garion arabada gidiyordu; yorgunluktan uyumu, akl bir ey almaz olmutu. Pol Teyzenin uursuz yatan Belgarath'n banda dolamasn seyrediyordu. Uyumak sz konusu deildi. Her an yeni bir kriz gelebilirdi; o zaman iradesini ve boynundaki tlsmn gcn teyzesinin-kyle birletirerek yardma komak iin hazr olmalyd. Emanet mi- m nik yznde ciddi bir ifadeyle arabann te yannda bir sandalyede oturuyor, Durnik'in yapt kk kesenin stnde kilitli tutuyordu ellerini. Ta'n sesi Garion'un kulaklarndayd hl; daha sessizdi ama hi durmuyordu. Rak Cthol'den ktklarndan beri geen haftalar boyunca almt bu arkya; ama sessiz anlarda ya da yorgunken, sanki daha gl bir ekilde geri dnyordu ark. Rahatlatc bir sesti.

Pol Teyze eilip Belgarath'n gsne dokundu. "Ne var?" dedi Garion fsltyla. "Bir ey yok Garion," dedi Pol Teyze sakin bir sesle. "Ltfen her kprdadmda bunu sormaktan vazge. Bir ey olursa sana haber veririm." "Kusura bakma - biraz kayglym da..." Pol ona dik dik bakarak, "Haydi Emanet'i de al, arabann stne pek'le Durnik'in yanna git biraz," dedi. "Ya bana ihtiyacn olursa?" "O zaman seni arrm canm." "Kalsam daha iyi olacak Pol Teyze." "Gitsen daha iyi olacak. Gerekirse arrm seni." "Ama..." "Haydi Garion." Garion tartmamas gerektiini biliyordu. Emanet'i de yanna alp arabann arka kapsndan kt ve merdivenden yukar trmand. "Nasl?" diye sordu pek. "Nereden bileyim. Btn bildiim beni kovalad." Biraz kskn kyordu sesi. "Bu iyiye iaret olabilir." "Belki." Garion etrafna baknd. Batda alak tepeler vard. Onlarn stnde de dev bir kaya yn. "Algar Kalesi," dedi Durnik iaret ederek. "O kadar yaklatk m?" "Hl bir gnlk yolumuz var." "Ne kadar bunun ykseklii?" "En az yz-yz elli metre," dedi pek. "Algarlar binlerce yldr bunu ina edip duruyorlar. Buzalama mevsiminden sonra isiz kalyorlar ya." Barak atn srp yanlarna geldi. "Belgarath nasl?" dedi yaklarken. "Biraz iyileiyor gibi," dedi Garion. "Emin deilim ama." "Eh, bu da bir eydir." Dev erek ilerideki bir dere yatan iaret ederek, "Bunun etrafndan dolasan iyi olur," dedi Durnik'e. "Kral o-Hag zeminin o civarda engebeli olduunu syledi." Durnik ban sallayarak arabann ynn deitirdi. Gn boyunca Algar Kalesi bat ufkunda ykseldike ykseldi. Boz renkli tepeler arasnda duran dev bir kaleydi bu. "Kontrolden km bir fikrin ant," dedi ipek arabann tepesinde bo bo otururken. "Anlayamadm," dedi Durnik. "Algarlar gebe," dedi ufak tefek adam. "Bunun gibi arabalarda yaar, srlerinin peinden giderler. Kale, Murgo aknclarna saldracak bir hedef salyor. Zaten tek amac da bu. ok pratik aslnda. Murgolan o usuz bucaksz

ovalarda aramaktansa hepsini buraya toplayp temizleyebiliyorlar." "Murgolar bunun farknda deil mi?" diye sordu Durnik. "Muhtemelen. Ama gene de geliyorlar, nk bu kalenin cazibesine dayanamyorlar. Burada kimsenin yaamad gereini kabullenemiyorlar bir trl." pek gene sansar gibi srtt. "Murgolann ne kadar inat olduunu bilirsin. Neyse, yllar getike Algar kabileleri arasnda bir nevi rekabete dnt bu. Her yl buraya kaya tamakta
ALGARYA 79

78

BYL ATO

*
birbirleriyle yanyorlar, Kale de bydke byyor tabii." "Kal Torak gerekten sekiz yl boyunca kuatt m buray?" diye sordu Garion. ipek bayla onaylad. "Ordusunun Kale duvarlarna arpp knlan bir Angarak denizine benzediini sylerler. Bugne kadar bile devam edebilirlerdi kuatmaya, ama yiyecekleri bitti. Byk ordulann hep bu sorunu olmutur. Salan biri bile ordu toplayabilir, ama yemek vakti gelince sorunlar balar." nsan yaps daa yaklatklarna kaplar ald ve bir grup karak onlan karlad. Balarnda kk bir ata binmi olan Kralie Silar vard, hemen arkasnda da Hettar. Bir noktada durup beklemeye baladlar. Garion arabann tepesindeki kk bir kapa kaldrarak, "Geldik Pol Teyze," diye fsldad aaya. "Gzel," dedi Pol. "Dedem nasl?" "Uyuyor. Nefes al biraz glendi. o-Hag'a hemen bizi ieri almasn syle. Babam bir an nce scak bir yataa yatrmak istiyorum." "Peki Pol Teyze." Garion kapa kapatp arkadaki merdivenden indi ve yava giden arabadan atlad. Atn zp stne atlad ve grubun en bana, Algar kraliesinin kocasn karlad yere doru srd. "zr dilerim," dedi saygyla, atndan atlarken. "Ama Pol Teyze Belgarath'n bir an nce ieri alnmasn istiyor." "Nasl?" diye sordu Hettar. "Pol Teyze nefes alnn glendiini sylyor, ama hl kaygl." Kale'den kan grubun arkalarndan koturan kk toynaklarn sesi duyuldu. Maragor stndeki tepelerde doan tay grnd ve doruca stlerine doru bir kou tutturdu. Garion birden kendini tayn heyecanl hogeldinleriyle kar karya buluverdi. Tay burunu yzne sryor kafasyla drtkleyip duruyordu; sonra drtnala uzaklayor, ama hemen geri dnyordu. Garion hayvan sakinletirmek iin elini boynuna koyduunda, tay mutluluktan titriyordu. "Seni bekliyordu," dedi Hettar Garion'a. "Geldiini biliyordu sanki." Araba yaklap durdu. Kap ald ve Pol Teyze dan bakt. "Her ey hazr Polgara," dedi Kralie Silar. "Saol Silar." "yileiyor mu?" "Biraz daha iyi gibi, ama imdiden bir ey sylemek mmkn de-il." Arabann tepesinden onlan seyretmekte olan Emanet, birden merdivenlerden aa inip yere atlad ve atlann bacaklar arasnda komaya balad. "Yakala onu Garion," dedi Pol Teyze. "Kale'ye girene kadar benimle arabada gitse iyi olacak." Garion kk olann peine taklnca, tay dnp komaya balad; Emanet de keyifle glerek onun peine takld. "Emanet!" diye bard Garion sert bir sesle.

Tay ise drtnala giderken birden dnp olann stne doru komaya balad. Hi korkmua benzemeyen Emanet, glmseyerek tam yolunun ortasnda durdu. aran minik at bacaklarn gerdi ve kayarak durdu. Emanet glerek elini uzatt. Tay kocaman gzlerle eli koklarken, olan kk hayvann yzn okad. Garion zihninin derinliklerinde o tandk, tuhaf, an gibi sesi duydu ve iindeki ses," Tamam," diye mrldand garip bir memnuniyetle. "Bu da ne demek?" dedi sessizce, ama cevap gelmedi. Omuzlarn silkerek atla kaza eseri arpmasn diye Emanet'i kucana ald. Tay aknlktan gzleri irilemi, ikisine bakakald. Garion Emanet'i arabaya geri gtrrken ise yanlarndan aynlmayp olan koklamaya ve burnunu srtmeye devam etti. Garion azn amadan Emanet'i Pol Teyzeye verirken sorar gibi yzne bakt. Pol Teyze de bir ey sylemedi, ama yzndeki ifadeden ok nemli bir eyin olduunu anlad Garion. Tekrar atna binmek iin dnerken, birinin kendisini izlediini hissetti; hemen dnp Kralie Silar'la Kale'den kan atllara bakt. Kralienin hemen arkasnda, demir kr bir ata binmi uzun boylu bir kz duruyordu. Uzun, koyu kestane sal bir kzd bu, Garion'a diktii gzleri ise gri, sakin ve ok ciddiydi. At huzursuz bir ekilde kprdanmaya balaynca, kulana bir ey fsldayp okayarak hayvan sakinletirdi, sonra tekrar ak ak Garion'a bakmaya balad. Garion her nedense bu kz tanyor olmas gerektiini hissetti. Durnik dizginleri eline alp atlar yrttnde araba gcrdad ve hep birlikte Kral o-Hag ve Kralie Silar' izleyerek, dar bir kapdan
80
BYL ATO ALGARYA 81

Kale'ye girdiler. Garion annda dev kalenin iinde bina filan olmadn fark etti. Onun yerine alt-yedi metre yksekliinde ta duvarlardan oluan bir labirent vard; duvarlar sanki hibir plana bal deilmi gibi bir o yana bir bu yana kvrlyordu. "Fakat ehriniz nerede Hametmeap?" diye sordu Mandorallen hayretle. "Duvarlarn iinde," dedi Kral o-Hag. "ieride bize yetecek kadar yer var." "Pekl bunun maksad nedir?" "Bu bir tuzak aslnda," dedi kral omuz silkerek. "Saldrganlarn d kaplardan girmesine izin veriyoruz, sonra da burada ilerini bitiriyoruz. Bu taraftan." Dar bir geide yneldi. Devasa duvarn dibindeki bir avluda atlarndan indiler. Barak'la Hettar srgleri ap, arabann yan duvarn indirdiler. Barak dnceli dnceli sakaln ekitirerek uyuyan Belgarath'a bakt, sonra, "Yatakla birlikte tarsak daha az rahatsz olur," dedi. "Doru," dedi Hettar. Birlikte arabaya binip, bycnn yatan kaldrdlar. "Fazla zplatmayn, olur mu?" dedi Polgara. "Tabii drmeyin de." "Merak etme Polgara," diye gvence verdi Barak, "inanmayacaksn ama, biz de senin kadar dnyoruz onu." Yata tayan iki iri yar savayla birlikte kemerli bir kapdan geip mealelerle aydnlatlm bir koridora girdiler. Bir kat merdiven ktlar, baka bir koridordan geip bir kat daha ktlar. "Daha ok var m?" diye sordu Barak. Yznden szlen terler sakaln slatmaya balamt. "Zamanla hafiflemiyor bu yatak." "Bu katta," dedi Algarya Kraliesi. "Umarm uyandnda yaptklarmz unutmaz," diye homurdand Barak. Belgarath' getirdikleri oda geni ve havadard. Drt kesinde birer mangal yanyordu; geni penceresinden de Kale'nin surlar iindeki labirent grnyordu. Bir duvara dayanm byk cibinlikli bir yatak vard; dier bir duvarn yannda da byk tahta bir kvet duruyordu.

"ok iyi," dedi Polgara. "Saol Silar." "Onu biz de seviyoruz," dedi Kralie Silar sakin bir sesle. Polgara perdeleri ekip oday karartt. Sonra yatan rtlerini ati. Belgarath bir yataktan tekine ylesine dikkatle aktarld ki, kprdamad bile. "Gerekten de daha iyi grnyor," dedi ipek. "Her eyden ok uykuya, dinlenmeye ve sknete ihtiyac var," dedi Polgara gzlerini ihtiyarn yznden ayrmadan. "Seni onunla yalnz brakalm Polgara," dedi Kralie Silar. Dierlerine dnd. "Haydi byk salona gidelim. Yemek neredeyse hazr olur, ama daha ncesi iin bira getirttim." Barak gzlerinde bariz bir prltyla kapya doru seirtti. "Barak," diye seslendi Polgara. "Hettar ve sen bir eyi unutmadnz m?" Sedye olarak kullandklar yataa imal imal bakt. Barak iini ekti. Hettar'la beraber yeniden yata yklendiler. "Yemeini buraya yollatnm Polgara," dedi kralie. "Saol Silar." Pol Teyze yznde ciddi bir ifadeyle Garion'a dnerek, "Sen biraz burada kal canm," dedi. Dierleri sessizce odadan karken Garion durup bekledi. "Kapy kapa Garion," dedi Pol uyuyan ihtiyarn yatann yanna bir sandalye ekerek. Garion kapy kapatp yanna dnd. "Gerekten iyileiyor mu Pol Teyze?" Polgara bayla onaylad. "Esas tehlikeyi atlattk. Fiziksel olarak daha gl imdi. Ama benim kaygm fiziksel durumuyla deil, zihniyle ilgili. O yzden seninle yalnz konumak istedim." Garion buz gibi bir korkunun yreini sardn hissetti. "Zihni mi?" "Sesini alalt canm," dedi Pol alak sesle. "Bunun kesinlikle ikimizin arasnda kalmas gerekiyor." Gzlerini hl Belgarath'n yznden ayrmamt. "Byle bir hastaln ok ciddi yan etkileri olabilir; uyandnda nasl olacan bilmemiz mmkn deil. ok ciddi bir biimde zayflam olabilir." "Zayflam m? Nasl?" "iradesi byk lde gsz dm olabilir - sradan bir ihtiya-nnki kadar. Snrlarn sonuna kadar zorlad, gc bir daha hi geri gelmeyebilir." "Yani artk byc olamaz m?" "Malumu ilam etme Garion," dedi Polgara bitkin bir tavrla. "Eer byle bir ey olursa, bunu herkesten gizlemek ikimize dyor. Btn bu yllar boyunca Angaraklan kontrol altnda tutan tek ey dedenin
82 BYL ATO

gcyd. Eer o gce bir ey olmusa, ikimizin sanki o her zamanki halindeymi izlenimini yaratmamz gerekiyor. Mmknse gerei kendisinden bile gizlemeliyiz." "Onsuz ne yaparz?" "Yola devam ederiz Garion," dedi Polgara alak sesle, gzlerinin iine bakarak. "Grevimiz, iimizden biri dt diye aksatlamayacak kadar nemli - bu biri deden bile olsa. Zamana kar yanyoruz. Kehaneti yerine getirip, Eras Yortusuna kadar Ta' Riva'ya ulatrmal-yz. Yanmzda olmas gereken kiileri de toplamalyz." "Kim bunlar?" "Prenses Ce'Nedra mesela." "Ce'Nedra m?" Garion kk prensesi hi unutmamat tabii ki, ama Pol Teyzenin onu da Riva'ya gtrmeyi niye bu kadar mesele yaptn da anlamyordu. "Zamanla anlayacaksn canm. Btn bunlar doru zamanda ve doru srayla gereklemesi gereken bir olay dizisinin paralar. ou durumda, bugn gemi tarafndan belirlenir. Ama bu olaylar farkl. Bu defa bugn olmakta olan, gelecek tarafndan belirleniyor. Eer her eyi tam olmas gerektii gibi yapmazsak, sonu farkl olacak. Bunu da hibirimiz istemeyiz." "Ne yapmam istiyorsun?" diye sordu Garion kenisini onun ellerine teslim

ederek. Pol Teyze kranla glmseyerek, "Saol Garion," dedi ksaca. "Dierlerinin yanna gittiinde, sana babamn nasl olduunu soracaklardr. Hi istifini bozmadan, gayet iyi olduunu sylemeni istiyorum." "Yalan sylememi istiyorsun yani." Bir soru bile deildi bu. "Dnyada hibir yer casuslardan arnm deildir Garion. Bunu sen de benim kadar biliyorsun. Ne olursa olsun, babamn tamamen iyilemeyebileceine dair bir fikrin Argaraklara ulamasna izin veremeyiz. Gerekirse dilin morarana kadar yalan syle. Batnn kaderi bunu ne kadar iyi becerdiine bal." Garion ona bakakald. "Tabii btn bunlar tamamen gereksiz de olabilir," dedi Pol. "Bir-iki hafta dinlendikten sonra aynen eskisi gibi de olabilir. Ama aksi ihtimalde hzl davranmaya hazr olmalyz." "Hibir ey yapamaz myz?" "Elimizden geleni yapyoruz zaten. tekilerin yanna git imdi Ga83
ALGARYA

rion - glmsemeyi de unutma. Gerekirse enen aryana kadar srt." Odann kesinden hafif bir ses gelince, irkilerek o tarafa dndler. Emanet mavi gzlerinde ciddi bir ifadeyle durmu onlara bakyordu. "Onu da gtr," dedi Pol Teyze. "Karnn doyur vt gz kulak ol." Garion ban sallayarak olana iaret etti. Emanet o gven dolu glmseyiiyle Garion'un yanna geldi. Uzanp uursuz yatan Belga-rath'n elini okad, sonra Garion'un peine taklarak odadan kt. Kralie Silar onlar karlamaya geldiinde yannda olan uzun boylu, kumral kz, koridorda onu bekliyordu. Garion kzn cildinin ok soluk olduunu fark etti, neredeyse effaft teni. Gri gzleri ise doruca gzlerinin iine bakyordu. "Ebedi Kii daha iyi mi?" diye sordu Garion'a. "ok iyi," dedi Garion elinden geldiince kendine gvenli bir tavrla. "Bugn yarn ayaa kalkar." "ok zayf grnyordu," dedi kz. "ok yal, ok krlgan." "Belgarath m krlgan?" Garion zoraki bir kahkaha koy verdi. "elik gibidir o." "Ne de olsa yedi bin yanda." "Onun iin fark etmez ki. oktandr yllar saymay brakt." "Sen Garion'sun deil mi?" dedi kz. "Kralie Silar geen yl Val Alorn'dan dndnde senden bahsetmiti. Daha kk olduunu sanyordum." "O zaman kktm," dedi Garion. "Bu bir yl beni yalandrd." "Benim adm Adara," dedi uzun boylu kz. "Kralie Silar seni byk salona getirmemi syledi. Yemek hazr olacak neredeyse." Garion kibar bir tavrla ban edi. ini kemiren endieye ramen, bu sessiz, gzel kz bir yerden tandna dair histen kurtulam-yordu bir trl. Emanet uzanp kzn elini tuttu ve elele mealelerle aydnlatlm koridorda ilerlemeye baladlar. Kral o-Hag'n byk salonu alt kattayd. Dar ve uzun bir salondu bu; kzgn kmrlerin evresine kmelenmi sandalyeler ve zerleri yastklarla kapl banklardan oluuyordu. Barak, kocaman ellerinden birinde bir bira kupas, yardan aa inilerini biraz da ssleyerek anlatyordu. "Baka seeneimiz yoktu aslnda," diyordu iri yar erek. "Taur Urgas gnlerdir ensemizden ayrlmamt; kestirmeden gitmek zorundaydk."
ALGARYA

85 84

BYL ATO

Hettar ban sallayarak, "Beklenmedik durumlar ortaya kncaj planlar deiir," dedi. "Bu yzden yardan aa inen btn geitlere

gzc koymutuk." ' "Gene de orda olduunuzu bize haber vermeliydiniz bence," dedi Barak biraz alnm bir tavrla. Hettar kurt gibi srtarak, "Bu riski gze alamazdk Barak," dedij "Murgolar bizi grebilirdi; onlar rktmek istemedik. Eer geri dnseler ok yazk olmaz myd?" "Baka ey dnmez misin sen?" Hettar bir sre dndkten sonra, "Galiba dnmyorum," dedi. Tam o srada yemein hazr olduu anons edildi ve salonun teki ucundaki uzun masaya getiler. Masadaki genel muhabbet Garion'un Pol Teyzenin szn ettii o korkun ihtimal hakknda birilerine aka yalan sylemesine gerek brakmayacak ekilde geliiyordu. Yemekten sonra da Adara'nn yanna oturup yan uykulu bir ekilde konuulanlar dinlemeye balad. Kapda kk bir karklk oldu, sonra bir muhafz ieri girerek yksek sesle "Belar Rahibi!" diye bard. Beyaz cppeli, uzun boylu bir adam, peinde yrtk prtk krklere brnm drt kii olduu halde salona girdi. Bu drt kii tuhaf bir ekilde, ayaklarn srerek yryorlard. Garion hemen bunlarn Ay Mezhebinden olduunu anlad; adamlarn grubun Val Alorn'da grd erek yelerinden hi farklar yoktu. "Hametmeap," diye grledi beyaz cppeli adam. "Selam o-Hag," dedi drt adam bir azdan. "Algar Kabile Reislerinin Ba, Alorya'nn gney snrlarnn koruyucusu." Kral o-Hag hafife ban eerek, "Mesele nedir Elvar?" diye sordu rahibe. "Hametmeaplann Kara Tann'nn glerine kar kazanlan byk zaferden tr kutlamak istemitim," dedi rahip. "ok naziksin Elvar," diye cevap verdi o-Hag kibarca. "Ayrca," dedi Elvar, "bana kutsal bir nesnenin Algar Kalesine getirilmi olduu bildirildi. Hametmeap bu nesneyi muhafaza edilmek zere din adamlarna vermek isteyeceklerdir diye dnyorum." Garion rahibin talebi zerine telala ayaa frlayacak oldu, ama sonra itirazn nasl dile getirebileceini kestiremedii iin durdu. Ancak Emanet yznde gvenli bir glmsemeyle Elvar'a doru yrmeye balamt bile. Durnik'in dikkatle att dmler zlm ve olan belindeki keseden kard Ta' rahibe uzatmt bile. "Emanet?" diye sordu. Elvar gzleri yuvalarndan urayarak ellerini bann stne kaldrd taa dokunmamak iin. "Haydi alsana Elvar," diyen alayc sesi duyuldu Polgara'nn kapdan. "Ruhunun sessizliinde hibir kt niyeti olmayan kii elini uzatp Ta' alsn." "Leydi Polgara," diye kekeledi rahip. "Biz demitik ki... Yani ben..." "Baz tereddtleri var galiba," dedi tpek alayla. "Belki de kendi gnahszl hakknda derin pheleri vardr. Bir rahip iin nemli bir kusur derim buna ben." Elvar ellerini indirmeden, aresiz bir ifadeyle ufak tefek Drasniya-l'ya bakt. "Almaya hazr olmadn bir eyi istememelisin Elvar," dedi Polgara. "Leydi Polgara," dedi Elvar. "Biz sanmtk ki, yani siz babanzla megul olduunuz iin..." Duraklad. "...Benim haberim olmadan Ta' alabileceinizi sanmtnz. Bir daha dn Elvar. Ta'n Ay Mezhebinin eline gemesine izin verir miyim hi. Tabii onu korumaya yazgl olan kii sensen o baka. Babam da ben de bu yk bir bakasna devretmekten sevin duyarz. Niye deneyip grmyoruz ki? Btn yapacan elini uzatp Ta' almak." Elvar'n yz bembeyaz oldu ve Emanet'in nnden korkuyla geri ekildi. "Sanyorum ekilebilirsin Elvar," dedi Kral o-Hag kesin bir tavrla. Rahip aresizce etrafna baknd, sonra peinde tarikat mensuplar, hzla salonu terk etti.

"Syle de unu ortadan kaldrsn Durnik," dedi Polgara demirciye. "u dmlere de bir eyler yap." "Kurunla mhrleyebilirim," dedi Durnik. "Belki o zaman aamaz." "Denemeye deer." Polgara etrafna baknd. "Babamn uyandn bilmek istersiniz diye dndm, ihtiyar aptal sandmzdan da glym." Garion dikkat kesilerek Polgara'ya bakt ve bir ey gizleyip gizleBYL ATO

86

mediini anlamaya alt, ama teyzesinin yznde hibir ifade yoktu. Barak rahatlam bir tavrla kahkaha atarak Hettar'n omuzuna bir aplak att. "Sylemitim size," dedi keyifle. Salondaki herkes Polga-ra'nn etrafn sarmaya balamt bile. "Uyand," dedi Polgara. "u anda syleyebileceim tek ey bu. Ha, bir de her zamanki sevimlilii stnde. Yatanda topaklar olduundan ikyet ediyor ve bira istiyor." "Hemen gndereyim," dedi Kralie Silar. "Hayr Silar," dedi Polgara kesin bir tavrla. "Bira deil et suyu iecek." "Bundan pek holanmayacaktr," dedi pek. "Yaa, ne yazk deil mi?" Glmsedi, sonra odaya gitmek iin dnd, sonra durup soru sorar gibi, rahatlam ama Belgarath'n gerek durumunu hl merak eden bir halde Adara'nn yannda oturan Garion'a bakt. "Bakyorum," dedi, "kuzininle tanmsn." "Kimle?" "yle azn ak durma Garion," dedi Pol. "Geri zeklya benzi-yorsun bu halinle. Adara annenin kzkardeinin en kk kz. Daha nce sylememi miydim?" Bu haber Garion'un stne kverdi. "Pol Teyze!" diye haykrd. "Bu kadar nemli bir eyi nasl unutabilirsin?" Ama bu haberden en az onun kadar aknla kaplan Adara, kk bir lk koparp Garion'un boynuna sarlarak onu pmt bile. "Sevgili kuzenim," dedi sonra yeniden. Garion kzard, rengi soldu, sonra tekrar kzard. nce Pol Teyzeye, sonra kuzinine bakt; ne konuabiliyor, ne de doru drst dnebiliyordu.

YEDNC BLM

B
UNU ZLEYEN GNLERDE, herkes dinlenip de Pol Teyze de Belgarath'

iyiletirmeye alrken, Garion btn vaktini kuziniyle geirdi. ocukluundan beri aile adna neyi varsa Pol Teyzeden ibaret olduuna inanmt. Sonra Bay Kurt'un -Belgarath'n- da akrabas olduunu kefetti, ok ok kuaklar gerisinden de olsa. Ama Adara farklyd. Her eyden nce neredeyse kendisiyle ayn yatayd, bu yzden de her zaman hayatnda varolmu olan boluu hemen dolduruverdi. Bakalannda olan ama kendisinin asla sahip olmad kz kardelerin, kuzinlerin ve gen teyze ve halalarn hepsinin yerini tutuyordu Adara. Adara ona Algar Kalesini batan aa gezdirdi. Uzun, bo koridorlarda dolarken sk sk elele tutuuyorlard. Ama ounlukla konuuyorlard. Gzden uzak kelerde babaa verip konuuyor, glyor, birbirlerine srlarn ve kalplerini ayorlard. Garion kendisinde daha nceden hi fark etmedii bir konuma al sezmiti. Geen yln olaylar onu ketumlatrmt, imdi ise szler sel gibi dklyordu azndan. Bu uzun boylu, gzel kuzinini ylesine sevmiti ki, ona baka kimseciklere syleyemeyecei dertlerini bile anlatyordu. Adara da ona ayn derinlikte bir sevgiyle cevap veriyor ve i dkmelerini yle bir dikkatle dinliyordu ki, Garion daha da alyordu. "Gerekten yapabiliyor musun?" diye sordu parlak bir k gn leden sonra, kale duvarnn ykseklerinde bir kntda, ufka kadar uzanan kahverengi otlaklara bakan bir pencereye arkalarn dnm otururlarken. "Gerekten bir byc msn yani?" "Maalesef yle," diye cevap verdi Garion. "Niye 'maalesef,' dedin?" "Bu byclk iinde baya korkun eyler de var Adara. Bata inanmak istemiyordum, ama bir eyin olmasn istediimde oluyordu hep. Sonunda artk phe edemeyeceim bir noktaya geldim."
BYL ATO 88 ALGARYA

89

"Gster bana," dedi Adara. Garion gergin bir tavrla etrafa baknd. "Yapmasam daha iyi olacak," dedi sonra zr dilercesine. "Belli bir grlt karyor by; Pol Teyze de bunu duyabilir. Srf gsteri iin byle bir ey yapmam pek ho karlamaz gibi geliyor bana." "Ondan korkmuyorsun herhalde." "Tam olarak korkmak deil. Benim yzmden zlmesini istemiyorum." Bir an dnd. "Aklamaya alaym bak. Bir zamanlar Nyissa'da mthi bir kavga etmitik. Aslnda kastetmediim bir sru ey syledim ona. O da bana benim iin nelere katlandn anlatt." Kasvetli bir suratla pencereden dar bakarken, Greldik'in gemisinin sisli gvertesinde Pol Teyzenin sylediklerini hatrlad. "Bana tam bin yl harcam Adara - aileme yani. Ama hepsi benim iinmi. Benim yzmden kendisi iin nemli olan her eyi feda etmi. Bunun beni nasl bir ykmllk altna soktuunu hayal edebiliyor musun? Benden ne isterse yaparm; ayrca bir daha onu krmamak iin kolumu bile keserim." "Onu ok seviyorsun demek Garion." "Sevginin de tesinde. Bizim aramzdaki eyi tarif edebilecek kelime icat edilmedi daha." Adara sesini karmadan elini tuttu, gzlerinde scak, merak dolu bir sevgiyle. Akamzeri Garion Pol Teyzenin huysuz hastasyla urat odaya gitti. Birka gn dinlendikten sonra Belgarath bu zoraki yatak hapsi yznden iyice terslemiti. Cibinlikli yatanda, bann altnda bir sr yastkla uyuklarken bile yznden huysuzluk akyordu. Pol Teyze her zamanki gri elbisesiyle baucunda oturmu, Garion'un eski tuniklerinden birini Emanet'e gre ufaltmakla meguld. Olan da yaknlarda oturmu, kendisini olduundan daha yal gsteren o ciddi

yz ifadesiyle onu seyrediyordu. "Nasl?" diye sordu Garion alak sesle, uyuyan dedesine bakarak. "Dzeliyor," dedi Pol Teyze tunii elinden brakarak. "Gittike huysuzlayor, ki bu da iyiye iaret." "eyin... geri geldiine dair bir iaret var m? eyin yani..." Garion mulak bir el iareti yapt. "Hayr," dedi Pol. "Daha bir ey yok. Ama henz erken." "Fsldamay keser misiniz ltfen," diye haykrd Belgarath gzlerini amadan. "Bu grltde nasl uyuyabilirim?" "Uyumak istemediini syleyen sendin," dedi Polgara. "O daha nceydi," diye terslendi Belgarath gzlerini aarak. Gari-on'a bakt. "Nerelerdeydin?" "Garion kuzini Adara ile hasret gideriyordu," dedi Pol Teyze. "Arada bir urayabilirdi herhalde," diye sylendi ihtiyar. "Senin horlaman dinlemek pek elenceli bir ey deil baba." "Ben horlamam Polgara." "yle diyorsan yledir baba," dedi Pol uysal bir tavrla. "Benim suyuma gidermi gibi yapma Pol!" "Tabii yapmam baba. imdi, bir tas nefis et suyuna ne dersin?" "Nefis et suyu filan istemiyorum. Az pimi krmz et istiyorum. Ayrca bira da istiyorum." "Ama et ve bira yok baba. Ben ne verirsem onu yiyeceksin. Et suyu ve st." "St m?" "Onun yerine lapa ister miydin?" ihtiyar fkeyle azn aarken, Garion sessizce odadan svt. Bunu izleyen gnlerde Belgarath hep iyiye gitti. Birka gn sonra yataktan kmt. Polgara itiraz eder gibi grnd, ama Garion teyzesinin gerek niyetini anlayacak kadar iyi tanyordu ikisini de. Polgara uzun yatak istirahatlerini iyi bir tedavi ekli olarak grmezdi. Hastalarnn mmkn olduunca abuk ayaa kalkmalarn isterdi. Huysuz babasn yataa balamak ister gibi grnerek, kelimenin tam anlamyla yataktan kmaya zorlam oluyordu onu. Bunun da tesinde, Belgarath'a dayatt yasaklar o kadar inceden hesaplanmt ki, ihtiyar fkelenmeye, zihnini altrmaya sevkediyordu; baa kamayaca kadar zorlamyordu, yalnzca fiziksel iyilemesine denk decek bir zihinsel faaliyeti kkrtyordu. Polgara'nn ihtiyarn iyilemesini eitli oyunlarla hzlandrmas, tp alanndan kp sanat alanna giren bir ey olmutu. Belgarath Kral o-Hag'n yemek salonunda ilk grndnde, insan dehete drecek kadar zayft. Pol Teyzenin koluna tutunarak yryor ve sk sk sendeliyordu. Ama daha sonra, muhabbet ilgin hale gelmeye baladnda, bu zafiyetinin pek de sahici olmad ortaya kt yava yava, ihtiyar byc de arada bir kendine acndrma numaralarna bavurabiliyordu. Bir sre sonra Pol Teyze oyununu ne kadar iyi oynarsa oynasn, Belgarath'n da en az onun kadar iyi bir oyuncu olduu belli olmutu, ikisinin eitli manveralarla birbirlerinin etrafndan dolanp durmas seyre deer bir grntyd.

T
90 91

ALGARYA BYL ATO

Ancak nihai soru cevapszd hl. Belgarath'n fiziksel ve zihinsel saln tekrar kazanaca kesindi, ama iradesinin eskisi gibi olup olmad snanmamt henz. Garion bu snavn zamannn henz gelmediinin farkndayd.

Kale'ye vardklarndan bir hafta kadar sonra, bir sabah erkenden Adara Garion'un kapsn ald; daha uyanr uyanmaz kapdakinin Adara olduunu biliyordu Garion. "Evet?" diye seslendi hzla gmle-iyle pantolonunu giyerken. "Bugn atla dolamaya kmak ister misin Garion?" diye sordu kz. "Gne at, hava da biraz snd." "Tabii," dedi Garion hemen, Hettar'n hediye ettii Algar izmelerini giyerken. "Bir dakikada giyinirim." "Acelesi yok," dedi Adara. "Sana bir at eyerletip mutfaktan da yiyecek bir eyler alacam, istersen Leydi Polgara'ya nereye gittiimizi haber ver. Bat ahrnda buluuruz." "Hemen geliyorum," dedi Garion. Pol Teyze byk salonda Kral o-Hag ve Belgarath ile oturuyordu. Kralie Silar da hemen yanlarnda, byk bir tezghta bir eyler dokuyordu. Mekiin sesi insana uyku verecek bir monotonluktayd. "Kn yolculuk zor olacak," diyordu Kral o-Hag. "Ulgo dalan fecidir imdi." "Bundan kurtulacak bir yol biliyorum," dedi Belgarath tembel tembel. Koca bir koltua gmlmt. "Prolgu'ya geldiimiz yoldan dneriz; ama nce Relg'le bir konumam gerek. artabilir misin?" o-Hag ban sallayp hizmetkrlardan birine iaret etti, sonra Belgarath bir bacan koltuun kolundan sallandrp yerine daha da gmlrken adama bir eyler fsldad. htiyar byc yumuak ynden gri bir tunik giymiti; daha sabah olmasna ramen eline bir bira marapas vard. "Biraz fazla karmyor musun?" diye sordu Pol Teyze dik dik marapaya bakarak. "Gcm kazanmam lazm Pol," dedi Belgarath masum bir tavrla. "Bira kan yapar. Hl yataklk hasta olduumu unutma." "Hastalnn ne kadar o-Hag'n bira flarndan ileri geliyor, emin deilim," dedi Pol. "Bu sabah kalktnda berbat grnyor-dun." "imdi ok daha iyiyim," dedi ihtiyar glmseyerek. Sonra kendine bir bira daha doldurdu. "Eminim yledir. Ne var Garion?" "Adara atla gezmeye kalm dedi," dedi Garion. "Sana nereye gittiimi sylesem iyi olur diye dnm... Dndk... Yani Adara yle dedi." Kralie Silar yumuak bir glmsemeyle, "En sevdiim refakatimi aldn Garion," dedi. "zr dilerim," dedi Garion. "Eer ona ihtiyacnz varsa gitmeyiz." "aka yapyordum canm," diye gld kralie. "Haydi gidin de elenin." Tam o srada Relg salona girdi; hemen arkasndan da Taiba geliyordu. Marag kadn bir kere ykanp da doru drst elbiseler giyince hepsini artmt. Artk Rak Cthol'un altndaki maaralarda bulduklar mitsiz, pis kle kadn deildi. Bembeyaz bir cildi ve dolgun bir vcudu vard. Farknda bile olmadan o kadar byk bir zarafetle yryordu ki, Kral o-Hag'n kabilesinin erkekleri o yanlarndan geerken dudaklarn bzp merakla onu seyrediyorlard. Taiba seyredildiinin farkndayd, ama bu onu rahatsz etmek yle dursun, houna gidiyor ve kendine gvenini artryordu. Meneke rengi gzlerinde bir prltyla sk sk glmsyordu. Ama Relg'den de uzaklamyordu hi. Bata Garion, kadnn srf Relg onu grsn de huzursuz olsun diye, saplan bir elence isteiyle kasten yaptn dnyordu bunu; ama artk pek emin deildi. Kadn artk hi dnmeden Relg'i her yerde izliyordu. Az konuuyordu, ama hep oradayd. "Beni mi ardn Belgarath?" diye sordu Relg. Sesindeki sertlik bir miktar azalmt, ama gzleri hl iddetli bir endie tayordu. "Relg," dedi Belgarath cokuyla. "Aslanm benim. Gel, otur bir bira i." "Saol, ben su alaym," dedi Relg kesin bir tavrla. "Sen bilirsin," diye omuzlarn silkti Belgarath. "Diyordum ki, Prolgu'dan Sendarlarn lkesinin gney snrna kadar giden bir yeralt yolu biliyor musun?" "ok uzun yol," dedi Relg.

92

"Dalan gemeye kalkarsak daha uzun olur," dedi Belgarath. "Maaralarda ne kar, ne de canavarlar var. Byle bir yol var m?" "Var, "dedi Relg. "Bizi gtrr msn," diye steledi ihtiyar. "Gerekiyorsa gtrrm," diye kabullendi Relg gnlszce. "Bence gerekiyor Relg," dedi Belgarath.

BYL ATO ALGARYA

93

Relg iini ekerek, "Ben de yolculuumuz bittiine gre artk eve dnebilirim diye ummutum," dedi zntyle. Belgarath gld. "Aslnda yolculuk daha yeni balad Relg. Daha gidecek ok yolumuz var." Taiba bu sze hafif, sevimli bir glmsemeyle karlk verdi. Garion kk bir elin elini tuttuunu hissetti ve eilip salona yeni gelmi olan Emanet'e glmsedi. "Olur mu Pol Teyze?" dedi sonra, "Atla gezmeye gidebilir miyim?" ( "Tabii canm," dedi Pol. "Ama dikkatli ol. Adara'ya gsteri yapaym derken dp bir yerini krman istemiyorum." Emanet Garion'un elini brakp Relg'e doru yrd. Durnik'in zenle kurunla mhrledii dmler gene almt; olan Ta' karp Relg'e uzatarak, "Emanet?" dedi. "Haydi alsana Relg," dedi Taiba akn Ulgo'ya. "Dnyada kimse senin safln sorgulayamaz, deil mi?" Relg geri ekilerek ban sallad. "Ta baka bir dinin kutsal emaneti," dedi sonra. "UL'a deil Aldur'a ait, o yzden dokunmam doru olmaz." Taiba meneke rengi gzlerini yobazn yznden ayrmadan, bilmi bilmi glmsedi. "Emanet," dedi Pol Teyze. "Buraya gel." ocuk itaatkr bir tavrla yanna gitti. Pol keseyi alp at ve "Koy iine," dedi. Emanet iini ekerek Ta' keseye koydu. "Nasl ikide bir ayor bunu anlayamyorum," dedi Polgara kendi kendine, kesenin azn balarken. Garion'la Adara Kale'den kp batdaki alak tepelere doru at srdler. Gkyz masmaviydi, gnese ok parlak. Sabah serinlii olmasna ramen, geen hafta kadar souk deildi hava. Atlarnn ayaklan altndaki otlar kahverengi ve canszd; k gnn altnda yeniden yeerecekleri zaman bekliyorlard. Bir saat kadar konumadan yan yana at srdler. Sonunda bir tepenin rzgrdan korunakl gney yznde durup atlarndan indiler. Yan yana oturup millerce uzanan Algarya yaylasnn tekdze enginliine bakmaya baladlar. "Byclkle neler yaplabilir?" diye sordu Adara sonunda. Garion omuzlarn silkti. "Yapana gre deiir. Bazlar ok gldr, bazlanysa pek bir ey yapamaz." "Sen..." Duraksad. "u alya iek atrabilir misin?" Acele acele konumasndan asl sormak istediinin bu olmadn anlamt Garion. "u anda yani, k ortasnda." Garion kuru, gdk alya bakt, sonra yapmas gerekenleri zihninde sraya koydu. "Atrabilirim herhalde," diye cevap verdi sonra. "Ama bunu bu mevsimde yaparsam, alnn soua kar savunmas olmadndan lr." "Alt taraf bir al Garion." "Niye ldreyim ki?" Adara gzlerini kararak, "Benim iin bir ey yapar msn Garion?" diye sordu. "Kk bir ey olsa da olur. u anda bir eylere inanmaya yle ihtiyacm var ki."

"Deneyebilirim." Kzn birden nasl byle karamsar oluverdiini anlayamamt. "yle bir eye ne dersin?" Kuru bir dal paras alp dikkatle bakarak elinde evirdi. Sonra etrafna kuru ot paralar sararken bir yanda da tam olarak ne yapmak istediine karar verdi. radesini dala ynelttiinde bunu birden yapmad, o yzden deiim yava oldu. Sefil grnl dal paras ile otlar gznn nnde dnrken, Adara'nn gzleri fal ta gibi ald. ok harika bir iek deildi belki. Uuk lavanta rengiydi ve bariz ekilde yana yatkt. Kkt, ta yapraklar da yerlerine ok salam tutturulmamt. Ama yaz hatrlatan ok tatl bir kokusu vard. Garion iei hi ses karmadan kuzinine uzatrken kendini ok garip hissetti. Bu kez kan ses, her zaman byyle bal olarak hissettii o grleme deil, tay dirilttii maarada duyduuna benzer bir an sesiydi, iradesini younlatrrken ise evresinden bir ey almamt. Her ey kendi iinden gelmiti ve bundan derin, tuhaf bir keyif duyuyordu. "ok gzel," dedi Adara kk iei hafife tutup kokusunu iine ekerek. Kestane rengi salar yzn Garion'dan gizliyordu. Ban kaldrdnda Garion gzlerinin dolu dolu olduunu grd, "e yarad galiba," dedi kz. "En azndan bir sre iin." "Ne oldu Adara?" Kz cevap vermek yerine kahverengi ayrlara dikti gzlerini. Sonra anszn, "Ce'Nedra kim?" diye sordu. "Dierlerinin ondan bahsettiini duydum." "Ce'Nedra m? O bir Prenses. Tolnedra mparatoru Ran Borune' ninkz." "Nasl biri?"
94
BYL ATO
1,1 ! II

"ok ufak tefek. Zaten yar yarya Orman Perisi. Kzl sal, yeil gzl, kotu huylu bir kz. mark veletin teki. Benden de pek holanmyor." "Ama bunu deitirebilirsin, deil mi?" Adara gzyalarn silerek gld. "Ne demek istediini anlamadm." "Yani yapman gereken tek ey..." Eliyle mulak bir iaret yapt. "Ha." Ne kastettiini anlamt "Hayr, bakalarnn dnce ve duygularyla oynayamayz. Yani... Tutulacak bir ey yoktur, anlyor musun? Nereden balayacam bile bilemem." Adara bir sure ona baktktan sonra ban ellerinin arasna gmerek alamaya balad. "Gene ne oldu?" dedi Garion panik halinde. "Yok bir ey," dedi kz. "nemli deil." "nemli. Neden alyorsun?" "Ben... Senin buyucu olduunu ilk duyduumda ummutum ki... Sonra da bu iei yaptnda... Her eyi yapabilirsin sanmtm. Belki de benim iin bir ey yapabilirsin sanmtm." "Ne istersen yaparm Adara. Biliyorsun bunu." "Ama yapamazmsn Garion. Kendin syledin." "Ne yapmam isteyecektin?" "Belki birinin bana k olmasn salayabilirsin sanmtm. Ne sama, deil mi?" "Kimin?" Kz yzne sessiz bir vakarla bakt; gzleri hl yalarla doluydu "Artk ne nemi var7 Sen bir ey yapamyorsun bu konuda. Ben de. Zaten sama bir fikirm batan beri. Haydi bu konuyu konutuumuzu unutalm." Ayaa kalkt. "Geri dnelim artk. Sandm kadar gzel bir gn deilmi. dm." Atlarna binip Kale'nin devasa surlarna doru sessizce yola koyuldular. Artk konumuyorlard. Adara konumak istemediinden, Garion ise ne diyeceini bilemediinden. Garion'un yaratt iek ise geride unutulmutu. Daha nce hi varolmam

olan iek, tepenin emiyle korunup k gneinde snarak sessiz, bitkisel bir hazla iti ve meyva verdi. Kalbinde minik bir tohum kesesi alarak saysz tohumu etrafa sat. Tohumlar k otlarnn kkleri arasndan donmu topraa nfuz ettiler ve bahar beklemeye baladlar.

SEKZNC BLM

LGO KIZLARININ beyaz tenleri, platin rengi salar ve koca siyah gzleri vard. Prenses Ce'Nedra onlarn arasnda nilfer bahesindeki krmz gl gibi kalyordu. Kzlar birdenbire hayatlarnn merkezi oluveren bu ufak tefek, enerjik yabancnn her hareketini, sakin bir hayretle izliyorlard. O bile yeterli bir tuhaflk olmasna ramen, hayretlerinin tek nedeni salarnn rengi deildi. Ulgolar ciddi tabiatl, ll bir halkt, pek az glerler ya da duygularn belli ederlerdi. Ce'Nedra ise her zamanki gibi derisinin dnda yayordu sanki. Onun minicik yzndeki duygu ve ruh hali oynamalarn dilleri tutularak seyrediyordu kzlar. Onun anlatt delice, zaman zaman da belden aa fkralar karsnda kpkrmz kesilerek kkrdayorlard. Hepsinin dert orta olmutu lerinden yakn arkada olduu en az bir dzinesi, kalbini kk prensese bir ara amt mutlaka. Kt gnler de vard tabii; Ce'Nedra'nn keyfinin olmad, sabrsz, inat olduu gnler, yumuak bal Ulgo kzlarn sebepsiz hezeyanlar yznden alaya alaya yanndan kard zamanlar vard. Kzlar bu tr frtnalardan sonra bir daha yanna yaklamamaya yemin billah ettiklerinde, onu hibir ey olmam gibi glp oynarken bulabiliyorlard. Prenses iin zor bir zamand. UL'un, dierleri Rak Cthol'e giderken onun maaralarda kalmas emrine hi tereddt etmeden boyun emesinin sonularn tam olarak anlamamt bata. Ce'Nedra hayat boyunca olaylarn merkezinde yaamt; imdi ise geri plana itilmi, hibir ey yapmadan skc saatlerin gemesini bekliyordu. Duygusal yaps beklemeye msait deildi, arkadalarn rkm gvercinler gibi katran duygusal patlamalar da bu zorunlu eylemsizliin sonucuydu. 96
BYL ATO ALGARYA 97

Ruh halindeki ani deiiklikler, zavall Gorim'e de olduka zor anlar yaatyordu. Naif, yal kutsal kii, asrlardr sessiz bir tefekkr halinde yaayp gitmiti. Ce'Nedra ise bu sknetin ortasna bir kuyruklu yldz gibi dvermiti. Zaman zaman tahamml snrlan zorlansa da, adamcaz bu huysuzluk anlarna, alama krizlerine, beklenmedik patlamalara katlanyordu, tpk aniden boynuna sarlp yzn pcklere boduu ani ar sevgi gsterilerine katland gibi. Ce'Nedra keyifli olduu gnlerde arkadalarn Gorim'in adasnn kysndaki stunlarn arasna topluyordu; muhabbet ediyor, glyor ve onun icat ettii kk oyunlar oynuyorlard. Lo ve sessiz maara, gen kz kahkahalaryla nlyordu byle zamanlarda. Dnceli olduu zamanlarda ise, Gorim'le beraber ksa yrylere kp, terk edilmi Prolgu kentinin altndaki bu maara ve tneller kompleksinin ihtiamn seyrediyordu. Anlamayan biri iin, prensesin kendi duygusal oyunlarna ok dalp evresindeki hibir eyin farknda olmad sylenebilirdi; ancak durum byle deildi. Karmak, kk zihni, bir sinir krizinin ortalk yerinde bile gzlemleme, zmleme ve sorgulama yeteneini kaybetmiyordu. Gorim prensesin zihnini hem abuk hem de rendiini bir daha unutmayan cinsten olduunu hayretle grd. Ona halknn yklerini anlattnda ise sk sk sorular soruyor, yknn ardndaki anlam aratryordu daima. Bu konumalar srasnda prenses bir sr ey kefetti. Ulgo yaamnn merkezinde dinin bulunduunu, btn yklerin kssadan hissesinin, UL'un iradesine kaytsz artsz boyun eme grevi olduunu rendi. Bir Tolnedral bu durumda szlanr, hatta tannsyla pazarla bile kalkrd. Nedra bu tr pazarlklara alkt, karlkl teklif ve artrmalara girme oyununu ise, halk kadar ok severdi. Ulgo zihni ise bu tr bir laubalilii anlayamyordu. "Biz bir hitik," diyordu Gorim. "Hiten de az. Yerimiz, yurdumuz ve tanrmz yoktu. UL bizim tanrmz olmay kabul edene kadar dnyada evsiz dolatk. Baz yobazlar, bir tek Ulgo bile tanrmz kzdnrsa onun bizi terk edeceine inanr. UL'un aklndan geenleri bilmek gibi bir iddiam yok tabii, ama onun bu kadar mantksz olacan sanmyorum. Ama gene de, en bata bizim tanrmz olmaya gnll deildi; o yzden en iyisi onu kzdrmamak." "O sizi seviyor," dedi Ce'Nedra hemen. "Bize grnd gn bunu herkes anlayabilirdi yznden." Gorim pek inanm gibi grnmyordu. "Umarm onu ok hayal krklna uratmammdr." "Samalamayn," dedi prenses uar bir tavrla. "Tabii ki sizi seviyor. Dnyadaki herkes sever sizi." Sonra szn ispatlamak ister gibi uzanp adamcaz soluk yanandan pt. Gorim glmseyerek, "Sevgili yavrum," dedi, "yrein o kadar ak ki, hemen senin sevdiklerini herkesin de seveceini dnyorsun. Maalesef iler hep byle yrmyor. Maaralarmzda benden pek holanmayan bir sr insan var." "Laf," dedi Ce'Nedra. "Biriyle tartmanz onu sevmediiniz anlamna gelmez. Ben babam ok severim ama durmadan kavga ederiz. Kavga etmek houmuza gider." Ce'Nedra Gorim'le konuurken "Samalama" ya da "Laf gibi szler kullanmasnda bir tehlike olmadn biliyordu. Adamcaz o kadar etkisi altna almt ki, ne istese diyebilirdi artk. evresindekileri buna inandrmak g olabilirdi belki, ama Ce'Nedra'nn davranlarnda hafiften hafife ama belirgin baz deiiklikler oluyordu. Bu ciddi, ll insanlara hl aklna geleni yapan biri gibi grnyordu, ama artk bir ey yapmadan ya da sylemeden nce ksa da olsa bir an dnr olmutu. Maaralarda kendini birka kere mahcup duruma drmt ve Ce'Nedra'nn kesinlikle tahamml edemeyecei bir ey varsa, o da mahcup dmekti. Yava yava, belli etmeden az da olsa kendini kontrol etmenin deerini reniyor, hatta

bazen bir hanmefendi gibi bile grnebiliyordu. Bu arada Garion meselesini dnecek zaman da olmutu. Onun yokluu bu uzun haftalar boyunca zellikle ve aklanamaz bir biimde ac verici olmutu Ce'Nedra iin. Bir eyini, ok deerli bir eyini kaybetmi gibiydi ve bu kayp yerinde szlayan bir boluk hissi brakmt. Duygular her zaman o kadar karmakt ki, onlarla asla tam olarak yuzlemiyordu. Zaten ou zaman bu duygular o kadar hzl deiirdi ki, birini anlayamadan yerine bir bakas gelmi olurdu. Ama bu eksiklik duygusu o kadar uzun bir sredir varln koruyordu ki, sonunda onunla yzlemek zorunda kalmt. Ak olamazd bu. imknszd. Kyl bir bulakya k olmak, ok ho biri olmasna ramen, sz konusu olamazd. O bir imparatorluk Prensesiydi, grevleri de apakt. Eer iinde duygularnn arkadalktan bir adm teye getiine dair en kk bir phe olsayd, Garion'la tm ilikisini hemen kesmek zorunda hissederdi kendini. Ce'Nedra Garion'la ilikisini kesip onu bir daha grmemek istemiyor-

f
98

BYL ATO

du ama. Byle bir eyi dnmek bile gzlerinin dolup dudaklarnn titremeye balamasna yolayordu. O yzden hissettii ey ak deildi - olamazd. Bunu bir kere karara balaynca kendini daha rahat hissetmeye balad. Bu ihtimal onu dertlendirmiti, ama imdi durumun byle olmadn mantk yoluyla kesinlikle ispatladnda rahatlamt. Mantn sizi desteklemesi ok rahatlatc bir histi. Geriye bir tek dostlarn beklemek kalyordu - o sonsuz, dayanl-mz bekleyi. Neredeydiler? Nerede kalmlard? Bu kadar uzun srecek ne yapyorlard? Bekleyi uzadka, yeni edindii kendini kontrol etme yetenei daha sk terk eder oluyordu onu. Beyaz tenli arkadalar da o ani patlamalar haber veren kk iaretleri kaygyla kolluyorlard srekli. En nihayet Gorim ona dostlarnn dnmekte olduu haberini alm olduunu syleyince, kk prenses heyecandan havalara utu. Uzun ve ayrntl hazrlklar yapt. Onlar usulne uygun bir ekilde karlayacakt tabii. Kk kz taknlklarna gerek yoktu. Mazbut, ll, bir imparatorluk Prensesine yakr ve yetikince olmayd karlamas. Tabii grn de. En uygun tuvaleti seene kadar saatlerce dnd, sonunda yerlere kadar uzanan parlak beyaz bir Ulgo elbisesinde karar kld. Ancak Ulgo elbiseleri de Ce'Nedra'nn zevkine gre biraz fazla sade kalyordu. ll olmalyd, ama o kadar da deil. Dnp tanarak elbisenin kollarn skt, yakasnda deiiklikler yapt. Gs ve belde ince bir altn iplikle apraz balar yaparak bu blgeleri biraz vurgulad. Sonra abalarnn sonucunu eletirel bir gzle deerlendirdi. Beendi. Sonra sa sorunu kt ortaya. Her zamanki serbest, dank stili olamazd. Bann stnde yumuak bukleler halinde toplanmal, sonra bir omuzundan aa braklarak gsnn beyazlna yeni bir renk katmalyd. Kollan havada durmaktan armaya balayana kadar alt. Bittikten sonra aynada elbisenin, sann ve duruundaki soylu ifadenin toplam etkisini inceledi. Fena deil, diyerek kutlad kendisini. Garion onu grnce az ak kalacakt. Kk prenses pek mut-

luydu. Kavuma gn geldiinde, bir gece nce hi uyuyamam olan Ce'Nedra Gorim'le birlikte artk iyice alm olduu alma odasnda oturuyordu. Gorim elindeki uzun parmeni, alttan boaltp stten toplayarak okumaktayd. O okurken de Prenses huzursuz huzursuz kprdanyor, bir sa buklesini ineyip duruyordu. 99
ALGARYA

"Bugn huzursuz gibisin ocuum," dedi Gorim. "Onu... Yani onlar uzun sredir grmedim de..." dedi Ce'Nedra aceleyle. "Nasl grnyorum, iyi mi?" Bu soruyu sabahtan beri yedi-sekiz kere sormutu. "ok gzelsin ocuum," diye gvence verdi Gorim. Ce'Nedra glmsedi. Bir hizmetkr Gorim'in odasna girerek, "Misafirleriniz geldiler Kutsal Kii," dedi saygl bir reveransla. Ce'Nedra'nn kalbi gmbr gmbr atmaya balad. "Gidip onlar karlayalm m ocuum?" dedi Gorim parmenini brakp ayaa kalkarak. Ce'Nedra kendisini sandalyeden frlayp dar komaktan zorlukla alkoydu. Kendini demir bir peneyle kontrol altna alp, sakin bir ekilde Gorim'in yannda yrmeye balad. Bu arada da kendi kendine tekrarlayp duruyordu: "Haysiyet; l; imparatorluk Prensesesi-ne yakr ekilde." Dostlar Gorim'in maarasna girdiklerinde, yol yorgunu ve kir-pas iindeydiler; ayrca yanlarnda tanmad kiiler de vard. Ama onun gzleri bir tek yz aryordu. Garion hatrladndan daha yal grnyordu. Zaten hep ciddi olan yznde, eskiden grmedii bir arlk vard imdi. Yolda bana bir eyler gelmiti demek ki - nemli eyler. Kk prenses onun hayatndaki bu nemli olaylar karm olmann ezikliini hissetti bir an. Sonra ii buz kesti birden. Yanndaki o fasulye sr gibi kz da kimdi. Ayrca Garion bu inee neden o kadar sevecen davranyordu? Ce'Nedra glcn sakin sulan stnden bu sadakatsiz gen adama dilerini skarak bakt. Biliyordu bunun olacan! Onu bir an iin gznden uzak tuttuunda, grd ilk kzn kollanna atlacakt tabii. Ne cesaretle! Ne cesaretle! Gln te yakasndaki grup kprden geip yakna geldike, Ce'Nedra'nn ii burkuldu iyice. Uzun boylu kz ok gzeldi. Koyu renk salan ve yz hatlar mkemmeldi. Ce'Nedra aresizlik iinde bir kusur aramaya balad. Kzn yry bile kusursuzdu! yle bir zarafetle ilerliyordu ki, Ce'Nedra'nn gzleri aresizlikten yaard. Ac iindeki prenses, selamlamalan ve tantrmalan duymad bile. Algar kralna ve gzel kraliesine kibarca reverans yapt; Leydi Polgara'nm tantrd dolgun vcutlu gzel kadna -ad Taiba'ydALGARYA 101 BYL ATO 100

kibarca selam verdi. Korktuu an geliyordu ve bunu nlemenin imkn da yoktu. "Bu da Adara," dedi Leydi Polgara, Garion'un yanndaki gzel yarat gstererek. Ce'Nedra alamak istiyordu. Hakszlkt bu. Kzn ad bile ok gzeldi. irkin bir ad olamaz myd yani? "Adara," dedi Leydi Polgara, gzlerini Ce'Nedra'nn yznden ayrmadan. "Bu imparatorluk Prensesi, Asaletmeap Ce'Nedra." Adara Ce'Nedra'nn kalbine bak gibi saplanan bir zarafetle reverans yaparak,

"Asaletmeaplaryla tanmay ok istiyordum," dedi. Sesi mzik gibiydi. "Memnun oldum tabii," dedi Ce'Nedra yukardan bir tavrla. Vcudunun her zerresi bu nefret edilesi rakibeye saldrmak istese de, vakur ve sessiz duruunu bozmad. Herhangi bir tepki, yz ifadesindeki en ufak bir honutsuzluk bile, Adara'nn zaferini kesinletirirdi. Ce'Nedra kesin yenilgiyi kabullenemeyecek kadar prensesti - kadnd. Sanki ikence gryormu kadar gerek bir ac ekmesine ramen, taknabildii en hametli Prenses Hazretleri edasyla dimdik durdu. inden btn unvanlarn tekrarlayarak, kim olduunu kendine hatrlatmaya, gcn toplamaya alyordu. mparatorluk Prensesi alamaz. Ran Borune'nin kz szlanmaz. Tolnedra'nn iei salak bir bulak olan bakasna k oldu diye asla ac ekmez. "zr dilerim Leydi Polgara," dedi sonunda, titreyen elini alnna gtrerek. "Ama bir anda iddetli bir baars sapland. zninizle." Cevap beklemeden dnp Gorim'in evine doru yrmeye balad. Tam Garion'un yanndan geerken bir an duraklayarak "Umarm ok mutlu olursun," dedi. Garion hi anlamadan bakyordu. Artk bu kadar da olmazd. Duygularn Adara'dan gizlemesi kesinlikle artt, ama bu Garion'du ve ne hissettiini ona bildirmeliydi. "Senden tiksiniyorum Garion," diye fsldad iddetle. "Bir daha yzn grmek bile istemiyorum." Garion gzlerini krptrd. "Senden ne kadar irendiimi tahmin bile edemezsin." Sonra gene dimdik, ban emeden Gorim'in evine doru yrmesine devam etti. eri girer girmez odasna koup kendini yataa att ve krk bir kalple alamaya balad. Kapda hafif bir ayak sesi duydu; Leydi Polgara yanndayd. "Pekl Ce'Nedra," diyordu Polgara, "ne oluyor bakalm?" Yatan kenarna oturup elini alayan kk prensesin omuzuna koymutu. "Ah Leydi Polgara," diye szland Ce'Nedra kollarna atlarak. "O-onu kakaybettim. O-o kza k." "O da kim canm?" diye sordu Polgara sknetle. "Garion. Adara'ya k, benimse yaadmn bile farknda deil." "Sen akn rdein tekisin Ce'Nedra," dedi Polgara yumuak bir sesle. "Ama onu seviyor, deil mi?" diye sordu Ce'Nedra. "Tabii seviyor canm." "Biliyordum," diye hkrmaya balad Ce'Nedra yeniden. "Sevmesi ok normal," dedi Polgara. "Ne de olsa kuzini." "Kuzini mi?" yz gzyalanndan srlsklam olan Ce'Nedra anszn doruluverdi. "Teyzesinin kz," dedi Polgara. "Garion'un annesinin Algar olduunu biliyordun, deil mi?" Ce'Nedra ses karmadan ban hayr anlamnda sallad. "Yani mesele bu mu imdi?" Ce'Nedra bayla onaylad. Alamas kesilivermiti. Leydi Polgara elbisesinin yeninden bir mendil karp kk kza uzatarak, "Burnunu sil canm," dedi. "Burnunu ekmek sana hi yakmyor." Ce'Nedra smkrd. "Sonunda kabul ettin demek," dedi Polgara. "Ben de daha ne kadar erteleyeceini merak ediyordum." "Neyi kabul ettim?" Polgara dik dik yzne baknca, Ce'Nedra kzararak ban nne edi. "Bu daha iyi," dedi Polgara. "Benden bir eyler gizlemeye alma Ce'Nedra. Hem faydas yok, hem de ileri senin iin daha zorlatryor." Ce'Nedra itiraf ediverdii eyin sonularn fark edince gzleri fal-ta gibi ald. "Mmkn deil," dedi mthi bir dehetle. "Olamaz." "Babamn pek sevdii deyile, hemen hemen her ey mmkndr," dedi

Polgara. "Ne yapacam imdi?" "nce gidip yzn yka," dedi Polgara. "Baz kzlar kendilerini irkinletirmeden alayabilir, ama senin rengin msait deil buna. Korkun bir haldesin. Sana tavsiyem, mmkn olduunca halkn nnde alama."
ALGARYA

103 102

BYL ATO

"Onu kastetmedim," dedi Ce'Nedra. "Garion'u ne yapacam?" "Bir ey yapman gerektiini sanmyorum canm. Zamanla iler kendi kendine dzelecektir." "Ama ben bir prensesim, o ise - yani sadece Garion. Byle eylere izin verilmez ki." "Her ey yoluna girer," dedi Leydi Polgara. "Gven bana Ce'Nedra. ok uzun bir sredir bu gibi eyleri ayarlamakla urayorum. imdi gidip yzn yka." "Kendimi rezil ettim, deil mi?" diye sordu Ce'Nedra. "Halledilemeyecek kadar kt bir durum yok," dedi Polgara soukkanllkla. "Dostlarn uzun bir aradan sonra yeniden grmenin heyecanna verip geitirebiliriz. Bizi grdne sevindin, deil mi?" "Ah, Leydi Polgara," diyerek ona sanld Ce'Nedra. Ayn anda hem glyor, hem alyordu. Ce'Nedra'nn alama krizinin yolat hasar giderildikten sonra, Gorim'in alma odasnda oturan dierlerinin yanna gittiler. "lyiletin mi ocuum?" diye sordu Gorim; sevgi dolu ihtiyar yznde kayg okunuyordu. "Sinirleri bozulmu o kadar Kutsal Kii," dedi Leydi Polgara. "Fark etmisinizdir herhalde, prensesimiz biraz gergindir." "yle katm iin kusura bakmayn," dedi Ce'Nedra Adara'ya. "Aptallk ettim." "Asaletmeap hi aptal olabilir mi?" dedi Adara. Ce'Nedra enesini kaldrarak, "Tabii ki olabilirim," dedi. "Benim de herkes kadar kendimi kamuouyu nnde kk drmeye hakkm var." Adara gld ve sorun zlm oldu. Ama hl zlmeyen bir sorun daha vard tabii. Ce'Nedra Gari-on'dan sonsuza kadar nefret ettiini beyan ettiinde biraz ileri gitmi olduunu fark etti. Delikanlnn yznde hl akn, hatta biraz yaralanm bir ifade vard. Ce'Nedra onu zm olduunu unutmaya karar verdi. Gorim'in adasnn kysndaki olay yznden kendisi ac ekmiti, Garion'un da biraz -ok deilse de biraz- ac ekmesi adil bir durum olurdu. Bunu haketmiti dorusu. Ona kederlenmesi iin bir sre tand -en azndan kederleneceini umuyordu- sonra o dmanca szler hi azndan kmam gibi scak, hatta sevecen davranmaya balad. Garion'un kafas daha da karm gibiydi; ama o zaman da en batan karc glmsemesini tam gcyle delikanlya yneltti ve mthi etkisini grerek kendini bir daha kutlad. Sonra da onunla bir daha ilgilenmedi. Belgarath ve Leydi Polgara Rak Cthol maceralarn anlatrlarken, prenses mazbut bir tavrla Adara'nn yannda oturup yan dinleyerek son bir saatte olup bitenleri dnyordu. Anszn birinin kendisine baktn hissederek ban kaldrd. Leydi Polgara'nn Emanet dedii kk sarn olan, minik yznde ciddi bir ifadeyle onu seyrediyordu. ocuun gzlerinde bir gariplik vard. Ce'Nedra birdenbire olann doruca kalbine baktndan emin oldu. O zaman ocuk glmsedi; Ce'Nedra bu glmseme karsnda sebebini bilmedii mthi bir keyif hissiyle dolup tat. Emanet glmseyerek ona yaklat, sonra minik elini belindeki bir keseye daldrd. Yuvarlak, gri bir ta karp ona uzatarak "Emanet?"

dedi. Ce'Nedra bir an iin tan derinliklerinde mavi bir prlt grr gibi oldu. "Dokunma ona Ce'Nedra," dedi Leydi Polgara, elinin tam taa uzanrken donup kalmasna neden olan bir ses tonuyla. "Durnik," diye seslendi Leydi Polgara hafif sitemli bir sesle. "Pol Hanm," dedi Durnik aresiz bir tavrla. "Ne yapacam bilemiyorum. Nasl mhrlersem mhrleyeyim, bir yolunu bulup ayor." "Syle kaldrsn unu," dedi Pol bkkn bir halde. Durnik olann yanna gidip diz kt ve hi ses karmadan keseyi at. Olan ta kesenin iine att, Durnik de iplerini mmkn olduunca gererek azn skca balad. Bu i bittiinde olan sevgiyle demircinin boynuna sanld. Durnik biraz utanarak ocuu elinden tutup gtryordu ki, Emanet elini kurtanp bu sefer de Ce'Nedra'nn kucana atlad. Byk bir ciddiyetle prensesi yanandan pt, kollarnn arasna kvnlp derhal uykuya dald. Ce'Nedra'nn iinde daha nce hi tanmad duygular kprdat. Sebebini bilmiyordu ama, u anda hayat boyunca hi olmad kadar mutluydu. ocuu banna basp yanan sansn buklelerine bastrd, iinden olan sallayp ninni sylemek geliyordu. "Acele etmemiz gerek," diyordu Belgarath Gorim'e. "Relg'in yardmyla bile Sendarya snrna varmamz bir haftamz alr. Sonra btn lkeyi boydan boya geeceiz.Yln bu vakti Sendarya'da kar ok hzl birikir. Daha da beteri, Rzgrlar Denizi'nde frtna mevsimi; Sendarya'dan Riva'ya ak denizde ok yolumuz var. "Riva" kelimesi Ce'Nedra'y dalm olduu hayallerden uyandrd.

r
104
105

BYL ATO ALGARYA

Jeebers'le birlikte Tol Honeth'deki imparatorluk Saray'ndan katklarndan beri, kafasnda hep ayn dnce n plandayd. Riva'ya gitmeyecekti. Bir ara bu konuda taviz vermi gibi grndyse de, aslnda bu bir oyundan ibaretti. Ama u anda tavrn aka ortaya koymalyd. Vo Mimbre Anlamas'nn kurallarna uymaya neden bu kadar kesinlikle kar olduunu tam olarak hatrlamyordu. Arada o kadar ok ey olmutu ki, ayn insan deildi artk. Ama kim olursa olsun, bir ey kesindi. Riva'ya gitmeyecekti. Bu bir ilke meselesiydi. "Sendarya'ya vardmzda bir imparatorluk garnizonuna ulaabilirim sanyorum," dedi sanki bu mesele oktan halledilmi gibi, sradan bir ey sylercesine. "Niye byle bir ey yapacaksn canm?" diye sordu Leydi Polgara. "Daha nce de sylediim gibi, Riva'ya gitmiyorum," diye cevap verdi Ce'Nedra. "Lejyonerler Tol Honeth'e dnmeme yardmc olurlar." "Belki de baban ziyaret etmen iyi olur," dedi Polgara sknetle. "Gitmeme izin verek misiniz yani?" "yle bir ey sylemedim. Bahar sonu ya da yaz banda Riva'dan Tol Honeth'e giden bir gemi bulabiliriz. Riva ile imparatorluk arasnda epey ticaret yaplyor." "Beni iyice anladnz sanmyorum Leydi Polgara. Her ne olursa olsun Riva'ya gitmeyeceimi syledim." "Duydum Ce'Nedra. Ama yanlyorsun. Riva'ya gidiyorsun. Orada bir randevun var, unuttun mu?"

"Gitmeyeceim!" Ce'Nedra'nn sesi bir-iki oktav tizleti. "Gideceksin." Polgara'nn sesi sakindi, ama elik gibi bir kararllk vard bu szlerde. "Kesinlikle reddediyorum," dedi prenses. Daha da devam edecekti, ama minik bir parmak dudaklarn okad. Kollarnda uyuyan ocuk elini uzatp azna dokunmutu. Huylanarak ban ekti. "Daha nce de syledim, bu samala boyun emeyi..." ocuk tekrar dudaklarna dokundu. Ona bakan gzleri uykuluydu, ama bak sakin ve gven vericiydi. Ce'Nedra ne diyeceini unuttu. "Rzgrlar Ada-s'na gitmiyorum," dedi sonunda. "O kadar." Hi de olmas gerektii kadar kesin kmamt sesi. "Bu tartmay daha nce birka kere yapmtk galiba," dedi Polgara. "Buna hakknz yok..." Ce'Nedra'nn kafas yeniden kart ve szlerini unuttu. ocuun gzleri o kadar maviydi ki... Baklarn bu gzlerden ayramyor, o mthi rengin iine dalyordu sanki. Ban sallad. Bir tartmann ucunu karmak hi bana gelmi bir ey deildi daha nce. Kafasn toplamaya alt. "Herkesin nnde aalanmay reddediyorum," dedi. "Riva Kralnn Taht Salonunda, Alorn-lar benimle dalga geerken dilenci gibi beklemeyeceim." Bu daha iyiydi. Kafa karkl geiyordu sanki. Elinde olmadan ocua bakt ve her ey gene karmakark oldu. "Giyecek doru drst bir elbisem bile yok," diye szland sonra. Niye demiti ki bunu imdi? Polgara bir ey sylemeden, bilge gzlerle prensesin bocalamasn seyrediyordu. Ce'Nedra sylenmeye devam etti, ama itirazlar giderek daha da anlamszlayordu. Tartmas srerken, Riva'ya gitmemesi iin gerek bir neden olmadn fark etti. itirazlar sama, hatta ocukayd. Niye bu kadar bytyordu ki? Kucandaki olan ona bakarak cesaret veren bir ekilde glmsedi ve Ce'Nedra da elinde olmadan ona glmseyerek son savunmalarn da brakt. Son bir deneme yapt: "Sama bir formalite zaten bu Leydi Polgara. Beni Riva Kralnn Taht Salonunda bekleyen kimse olmayacak ki. Hi olmad. Riva soyu yok artk." Gzlerini zorla ocuun yznden ayrd. "Gitmem art m?" Leydi Polgara bayla onaylad. Ce'Nedra iini ekti. Btn bu pazarln ne gerei vard ki? Basit bir yolculuu bu kadar bytecek ne vard? Bir tehlikesi yoktu. Eer insanlar sevindirecekse inatla gerek yoktu dorusu. "Pekl, pekl," dedi sonunda. "Herkes iin bu kadar nemliyse Riva'ya gidebilirim." Her nedense bunu syleyince kendini ok daha iyi hissetti. Kucandaki ocuk tekrar glmsedi, hafife yanan okad, sonra yeniden uykuya dald. Ani ve aklanamaz bir mutlulua kaplan prenses, yanan ocuun buklelerine dayad, sonra onu hafife sallayarak bir ninni mrldanmaya balad.

Tffi

DOKUZUNCU BLM

'. '.

'%;

. - - ^^^p'Arendiya Kancas

fe

ELG onlar yine maaralarn karanlk, sessiz dnyasndan geirdi ve Garion yine bu yolculuun her anndan nefret etti. Ce'Nedra'nn yal, naif Gorim'le uzun uzun ve gzyalar iinde vedalamasnn ardndan Prolgu'dan ayrlmalar, ok eskilerde kalm bir olay gibi geliyordu ona. Prenses Garion'u artyordu biraz; kf kokulu karanlkta tkezleye tkezleye yrrken bu konuyu dnd. Ce'Nedra birok bakmdan, hafife de olsa deimi gibiydi ve bu deiim Garion'u huzursuz ediyordu. En sonunda, karanlkta geen saysz gnn ardndan, dik bir yarn duvarnda, allarla gizlenmi bir maara azndan tekrar ak havaya ve a ktlar. Darda youn bir kar vard ve iri taneler rzgrsz havada ar ar szlyorlard. "Burasnn Sendarya olduundan emin misin?" diye sordu Barak Relg'e, maara azndaki allar yarp geerken. Relg omuzlarn silkerek gzlerini ktan korumak iin peesini yzne rtt. "Ulgo'da deiliz." "Ulgo'nun dnda ok yer var Relg," dedi Barak eki bir suratla. "Sendarya'ya benziyor," dedi Kral o-Hag eyerinin stnde eilip maarann azndan yaan kara bakarak. "Gnn hangi vakti olduunu tahmin edebilen var m?" "Bu kadar iddetli ya varken kestirmek ok zor baba," dedi Het-tar. "Atlar le vakti olduunu dnyorlar, ama onlarn zaman duyusu pek kesin deildir." "Harika," dedi ipek alayla. "Nerede olduumuzu ve vakti bilmiyoruz. Mthi bir balang." "ok bytme ipek," dedi Belgarath bezgin bir tavrla. "Btn yapmamz gereken kuzeye gitmek. Eninde sonunda Byk Kuzey Yolu'na karz."
BYL ATO RtVA 110 111

"Peki," dedi ipek. "Ama kuzey ne taraf?" Belgarath allarn arasndan syrlarak karl vadiye karken, Ga-t rion dedesine dikkatle bakt. htiyarn yz yorgunluktan krm,] gz altlarnda siyah torbacklar olumutu yeniden. Kale'deki iki haf-j talik dinlenmeye ve Pol Teyzenin yola kabileceine dair gr lirtmesine ramen, Belgarath hl tam olarak iyilememiti belli ki. Hepsi maaradan ktklarnda, kaln pelerinlerine sarndlar yola kmak iin eyer kaylarn sktlar. "Pek ho bir yer deil, deil mi?" dedi Ce'Nedra Adara'ya, etraft honutsuz bir ifadeyle bakarak. "Buras dalk arazi," dedi Garion hemen anayurdunu savunmay geerek. "Dou Tolnedra dalarndan daha kt deil." "Daha kt demedim Garion," dedi Ce'Nedra ileden karc tavrla. Birka saat yol gittikten sonra, ormann ilerinden bir yerlere gelen balta sesleri duydular. "Oduncular," dedi Durnik. "Gidip yol sc raym." Balta seslerine doru uzaklat. Dndnde yznde hafij fkeli bir ifade vard. "Gneye

gidiyrmz," dedi tekilere. "Tabii yle olacakt," dedi ipek alayla. "Zaman renebildin mi' "Akama yakn," dedi Durnik. "Oduncular eer batya dne kuzeybat ynnde giden bir yola kacamz sylyorlar. Onu izi| lersek de Muros'un yirmi fersah kadar tesinde Byk Kuzey Yolu'n vanrmz." "Bakalm karanlk basana kadar yolu bulabilecek miyiz," dedi Belgarath. Dalardan inmeleri birka gnlerini ald; dou Sendarya'nn tenha blgelerinden kp Sulturn Gl evresindeki daha sk yerleimli ovalara varmak ise birka gne daha maloldu. Bu zaman boyunca aralksz kar yayordu ve merkezi Sendarya'nn ilek yollar, bembeyaz tepeler arasnda slak, kahverengi birer yara izine dnmt. Kalaba- i lk olduklar iin, mola verdiklerinde dzgn, damlar karla kapl kylerdeki hanlara dalmalar gerekiyordu. Prenses Ce'Nedra hem uradklar kyleri hem de kaldklar hanlar tasvir etmek iin sk sk "acayip" kelimesini kullanyordu ki, Garion onun bu kelimeye dknlnden biraz alnmaya balamt. u anda gemekte olduklar krallk, onun bir yldan fazla bir sure nce ayrld Sendarya'ya hi benzemiyordu. Garion getikleri her kyde seferberliin izlerini grebiliyordu. Milis gruplar ky meydanlarndaki kar amurunda talim yapyorlard; tozlu tavanaralarn-dan ve rutubetli mahzenlerden bulunup karlm eski kllar, ya-mulmu mzraklar, paslar temizlenerek herkesin yaklamakta olduunu bildii sava iin hazrlanmt. Bu barsever kyllerin sava gibi grnmek iin harcadklar abalar bazen komik oluyordu. Ev yapm niformalar krmz, mavi ve yeilin btn tonlann ieriyordu. Parlak renkli sancaklar ise pek kymetli etekliklerini bu ie harcadklarnn kantyd. Ancak bu basit insanlarn yznde ciddi bir ifade vard. Delikanllar niformalaryla kzlara hava atmaya, orta yallar ise sava gazisi gibi grnmeye alsalar da, kylerdeki hava ask yzlyd. Sendarya sessizce savan kysna gelmi bekliyordu. Sulturn'a girerlerken, getikleri kyleri dnceli bir ifadeyle izlemekte olan Pol Teyze sonunda bir karar vermi gibi, "Baba," dedi Belgarath'a. "Sen o-Hag ve tekilerle birlikte Sendar'a doru yola devam et. Durnik, Garion ve ben bir yere urayacaz." "Nereye gidiyorsunuz?" "Faldor'un iftliine." "Faldor'a m? Neden?" "Hepimiz geride bir eyler braktk. Bizi o kadar aceleyle yola kardn ki eyalarmz bile toplayamadk." Yzndeki ifade ve ses tonu o kadar nemsiz bir ey sylyormu gibiydi ki, Garion annda bir ey gizlemekte olduunu hissetti; Belgarath'm kalarn bir an kaldrmasndan da, ona her eyi sylememekte olduunu anlad. "Zamana skmay baladk Pol," dedi ihtiyar. "Daha vakit var Baba," dedi Pol. "O kadar da uzak deil yolumuz. Bir-iki gn sonra size yetiiriz." "Bu kadar nemli mi Pol?" "Evet baba, bence nemli. Emanet'e gz kulak ol, olur mu? Bizimle gelmesi gerekmiyor." Silahlarna taklmadan bir "Saa dn!" komutunu yerine getirmeye abalayan milisleri seyreden Prenses Ce'Nedra'dan nlayan bir kahkaha ykseldi. Baklarn kkrdayan imparatorluun Mcevherine eviren Pol Teyzenin yzndeki ifade deimedi. Yalnzca, "Bunu da yanmza alacaz galiba," diye ekledi. Ce'Nedra doruca Kral Fulrach'n Sendar'daki konforlu sarayna gitmediini renince iddetle itiraz etti, ama bunun Pol Teyze zerinde bir etkisi olmad. "Kimseyi dinlemez mi hayatnda?" diye homurdand kk prenRtVA

113 BYL ATO 112

ses Garion'a, Pol Teyze ile Durnik'in arkasnda Medalya'ya doru at srerlerken. "Hep dinler," dedi Garion. "Ama hi fikrini deitirmiyor." "Pek deitirmez, ama mutlaka dinler." Pol Teyze omuzunun stnden onlara bakt. "Kukuletan kaldr Ce'Nedra," dedi sonra. "Kar yine balad; salarnn slanmasn istemiyorum." Prenses cevap vermek zere derin bir nefes ald. "Ben olsam yapmazdm," dedi Garion dilerinin arasndan. "Ama..." "u anda tartma havasnda deil." Ce'Nedra ona fkeyle bakt, ama sesini karmadan kukletasn da bana ekti. O akam Medalya'ya vardklarnda hl hafif hafif kar yayordu. Ce'Nedra'nn indikleri handa kendilerine verilen odalara gsterdii tepki tahimn edilebilecei gibiydi. Garion kzn patlamalarnn doal bir temposu olduunu fark etmiti. Asla avaz kt kadar bararak balamyordu ie, etkileyici bir kreendo ile, ar ar ulayordu oraya. Bu defa da tam haykrmaya balayacakt ki, laf aznda kald. "ty terbiye grmek de bir baka oluyor," dedi Pol Teyze Durnik'e sknetle. "Garon'un butun eski dostlar bundan mthi etkilenecektir, sence de yle deil mi?" Durnik glmsemesini gizlemeye alarak ban evirdi. "Kesinlikle yle Pol Hanm." Ce'Nedra'nn az hl akt, ama nutku yanda kalmt. Garion bu ani sessizlik karsnda hayrete dt. "Biraz samalyordum deil mi?" dedi Ce'Nedra ksa bir aradan sonra. Ses tonu makuld, hatta neredeyse iyi huyluydu. "Evet canm," dedi Pol Teyze. "Biraz." Erat ana yolundan ayrlp Faldor'un iftliine giden kr yoluna saptklarnda, ertesi gn le vaktine yaklamt O sabahtan ben Ga-rion'un heyecan dayanlmaz lye varmt. Artk her yol iareti, her aa ve al ona tandk geliyordu. urada giden Faldor'un bir iine koan ihtiyar Cralto deil miydi? Hani eyersiz ata binmi olan9 Sonunda, bir lam hendendeki allar ve kuru dallar toplayan uzun boylu ahs grnce, artk kendini tutamad. Atn mahmuzlayp bir itin stnden atlad ve karl tarlada tek bana alan adama doru drtnala ilerledi. "Rundorig!" diye haykrd atn durdurup yere atlarken. "Buyrunuz Efendim?" dedi Rundorig, hayretle gzlerini krptrarak. "Rundorig, benim, Garion. Beni tanmadn m?" "Garion mu?" Rundorig Garion'un yzne dikkatle bakarak gzlerini birka kere daha krptrd Sonra kapal bir havada gnein douu gibi, yznde bir k belirdi. "Hey, doru sylyorsun," dedi. "Sen Garion'sun deil mi?" "Tabii ki Garion'um Rundorig," diye haykrd Garion dostunun eline uzanarak. Ama Rundorig ellerini arkasna ekerek bir adm geriledi. "Elbiselerin Garion! Dikkatli olsana. Bak amur iindeyim." "Elbiselerimden bana ne Rundorig. Sen benim dostumsun." Uzun boylu delikanl inatla ban sallad. "Elbiselerini amurla-ma. ok klar. Ben temizlendikten sonra el skacak bol vaktimiz olur." Merakla Garion'a bakt. "Nereden buldun bu elbiseleri? Bir de klcn var ha? Faldor kl kuandn grmesin. Bilirsin byle eyleri onaylamaz" iler pek yolunda gitmiyor gibiydi. "Doroon nasl?" diye sordu Garion. "Zubrette ne yapyor?" "Doroon geen yaz tand," dedi Rundorik hatrlamaya alarak. "Annesi

yeniden evlendi, Winold'un teki tarafndaki bir iftlikteler imdi. Zubrette... Zubrette ile ben sen gittikten bir sre sonra birlikte gezmeye baladk." Uzun boylu delikanl anszn kzararak mahcup bir tavrla yere bakt; biraz kafas karmt. "Aramzda anlama gibi bir ey var Garion," dedi kekeleyerek. "Harika Rundorig!" diye haykrd Garion, iine kk bir bak gibi saplanan hayal krkln rtmeye alarak. Ama Rundorig devam ediyordu artk, "ikinizin birbirinizden holandnz biliyorum," dedi yznde mthi mutsuz bir ifadeyle. "Onunla konuurum." Ban kaldrdnda gzleri dolmutu. "Senin dneceini bilseydik ileri gitmezdik Garion." "Donmu saylmam Rundorig," dedi Garion aceleyle, dostunu rahatlatmaya alarak. "yle bir uramtk, eyalarmz almak iin. Hemen yola kacaz." "Zubrette'i de alacak msn?" dedi Rundorig, Garion'un iini actan, donuk, hznl bir sesle.
114

115
RtVA BYL ATO

"Rundorig," dedi Garion ok soukkanl bir tavrla. "Benim artk bir evim bile yok. Bir gece bir sarayda, bir gece yol kysnda amur iinde yatyorum. Zubrette iin byle bir hayat ister miyiz hi?" "Ama eer istersen o gene de seninle gelir," dedi Rundorig. "Seninle birlikte olmak iin her eye katlanr." "Ama biz buna izin veremeyiz, deil mi? Bizim amzdan, ikinizin arasndaki anlama resmi saylr." "Ona yalan syleyemem Garion," dedi uzun boylu delikanl. "Ben sylerim," diye kestirip att Garion. "zellikle evsiz barksz bir serseri hayat yaamasna engel olmaya yarayacaksa bu. Sen azn ama, brak ben konuaym." Srtt. "Eski gnlerde olduu gibi." Rundorig'in yzne de yava yava utanga bir glmseme yayld. ifliin ana kaps akt ve drst Faldor yznde bir glmseme, keyifle ellerini ovuturarak Pol Teyze, Durnik ve Ce'Nedra'nn evresinde dolamyodu. Uzun boylu ifti her zamanki kadar srm gibiydi ve uzun enesi onlar aynlah beri daha da uzamt sanki. akak-lanndaki krlar artmt, ama kalbi deimemiti. Prenses Ce'Nedra mazbut bir tavrla kk grubun bir yannda duruyordu; Garion kzn yzn inceleyerek tehlike iaratleri arad. Kurduu plan altst edebilecek biri varsa, o da Ce'Nedra'yd; ama ne yaptysa onun iinden geenleri okuyamad. Derken, i avluyu epeevre kuatan balkonun merdivenlerinden Zubrette grnd. Bir kyl elbisesi giymiti, ama salar hl altn rengiydi; eskisinden de daha gzeldi. Binlerce an t Garion'un bana; yapmas gereken eyin acs da iyice belirginleti. Beraber bymlerdi; aralarndaki balar o kadar derindeydi ki, bir yabanc ilk bakta aralarnda geenleri kavrayamazd. Ve Garion ite o bakta syledi yalann. Zubrette'in gzleri aka doluydu ve yumuak dudaklar Garion'un soracana emin olduu soruyu, daha o sormadan cevaplamak istermi gibi aralkt. Garion'un baknda ise dostluk ve hatta efkat vard, ama ak yoktu. Zubette'in yznde grdne inanamayan bir hayret ifadesi dolat, sonra kzard. Onun mavi gzlerindeki midin sndn grmek Garion'a bir bak yaras kadar keskin bir ac verdi. Daha da kts, Zubrette onun yznn btn ayrntlarn inceden inceye inceleyip, bir hayat boyu yetecek kadar an depolarken, ayn kaytsz ifadeyi srdrmek zorunda olmasyd. Sonra kz dnp bir i bahane ederek yanlarndan uzaklat. Garion bundan sonra Zubrette'in ondan kaacan, onu hayatnda son kez grm olduunu biliyordu.

Doru olan yapmt ama kalbi de krlmt ite. Rundorig'le bir bakarak sylenmesi gereken her eyi sylemi oldular. Sonra hznle, hep bir gn evleneceini dnd kzn uzaklamasn izledi. Zubrette bir keyi dnp gzden kaybolunca, ac ac iini ekerek dnd ve Ce'Nedra'nn kendisini izlemekte olduunu grd. Kzn bak, Garion'un o anda ne yapm olduunu ve bunun ona neye malol-duunu anladn gsteriyordu. Anlay vard bu bakta, bir de soru. Faldor'un btn srarlarna karn, Polgara eref misafiri roln hemen reddetti. Parmaklar mutfaktaki tandk eyalara dokunmak iin kanyor gibiydi. Mutfaa girer girmez pelerini bir iviye asld, beline bir nlk baland ve elleri hemen ie koyuldu. Bir buuk dakika kadar kibar nerilerde bulundu, sonra emirler yadrmaya balad ve her ey normale dnd. Faldor'la Durnik ellerini arkalarna kavuturmu avluda volta atyor, depolara bakyor, havadan sudan konuuyorlard. Garion yannda Prenses Ce'Nedra ile mutfan kapsnda ka-lakalmt. "Bana iftlii gezdirir misin Garion?" diye sordu Ce'Nedra ok alak bir sesle. "istersen." "Leydi Polgara yemek piirmeyi gerekten bu kadar ok mu seviyor?" Scak mutfaa, Pol Teyzenin keyifle bir ark mrldanarak pasta hamuru ana bakt. "Galiba," dedi Garion. "Mutfa ok dzenli bir yerdir ve Pol Teyze dzeni sever. Bir utan yiyecek girer, br utan akam yemei kar." Duvarnda prl prl tavalarla tencerelerin asl durduu alak tavanl mutfaa bakt. Hayat dnp brakt yere yeniden gelmiti sanki. "Ben burada bydm," dedi alak sesle. "Daha beteri de olabilirdi." Ce'Nedra'nn minik eli, elinin iine kayverdi. Dokunuu kararszd, sanki nasl karlanacandan emin deilmi gibi. Onun elini tutmakta hem tuhaf hem de rahatlatc bir ey vard. ok kk bir eldi. Bazen Garion Ce'Nedra'nn ne kadar kk olduunu unutuveriyor-du. u anda da kz ok kk, ok krlgan grnyordu ve Garion her nedense kendini ona kol kant germekle grevli hissediyordu. Kolunu omuzuna atsa doru olur mu acaba diye dnd. Birlikte iftlii dolamaya baladlar. Ahrlar, allan ve kmes116
BYL ATO

117
RtVA

leri gezdiler. Sonunda her zaman iin Garion'un en gzde saklanma yeri olan samanla vardlar. "Pol Teyzenin bana bir i vereceini anladmda hep buraya saklanrdm," dedi Garion mahcup bir glle "almak istemiyor muydun?" diye sodu Ce'Nedra. "Buradaki herkes her an ok megul grnyor." "Tembellikten deil," dedi Garion. "Sadece onun verdii ilerin bazlar epeyce tatsz olurdu." "Bulak ykamak gibi mi?" dedi Ce'Nedra gzleri ldayarak. "Evet, en sevdiim ilerden biri saylmazd bu." Yumuak, ho kokulu samanlarn stnde oturdular. Elini Gari-on'unkine kenetlemi olan Ce'Nedra, teki iaret parmayla elinin stne desenler iziyordu. "Bu akam ok cesurdun Garion," dedi kz sonunda ciddi bir tavrla. "Cesur mu?" "Senin iin hep ok nemli ve deerli olan bir eyi feda ettin." "Ha," dedi Garion. "Zubrette'i kastediyorsun. Hepimiz iin en iyisi buydu aslnda. Rundorig onu seviyor, onunla benim asla yapamayacam ekilde ilgilenebilir." "Pek anlayamadm." "Zubrette hep zel ilgi bekler. Zeki ve gzeldir, ama pek cesur deildir. Sorun kt m hep kaard. Ona gz kulak olacak, gvenlikte tutacak birine ihtiyac var.

Btn hayatn ona adayacak birine. Ben bunu yapabileceimi sanmyorum." "Ama iftlikte kalsaydn muhtemelen onunla evlenirdin, deil mi?" "Muhtemelen," dedi Garion. "Ama iftlikte kalmadm." "Ondan byle vazgemek sana ac vermedi mi?" Garion iini ekerek, "Evet," dedi. "Biraz verdi. Ama hepimiz iin en iyisi bu bence. Bana yle geliyor ki hayatmn byk ksmn yollarda geireceim; Zubrette ise plak yerde yatrabilecein biri deil." "Beni plak yerde yatrrken hi fikrimi sormamtnz ama," dedi Ce'Nedra biraz fkeyle. Garion ona bakarak, "Sormadk hakikaten," dedi. "Daha nce hi dnmemitim bunu. Belki de sen daha cesur olduun iindir." Ertesi sabah, uzun vedalamalardan ve yeniden ziyaret vaadlerin-den sonra, drd Sendar'a doru yola koyuldular. "Eee, Garion?" dedi Pol Teyze, Faldor'un iftliini geri dnlmez bir biimde geride brakan tepeyi geerlerken. "Nasl yani?" Pol ona sessizce, uzun uzun bakt. Garion iini ekti. Pol Teyzeden bir eyler saklamaya almann faydas yoktu. "Bir daha oraya dnemeyeceim, deil mi?" "Hayr canm." "Galiba hep her ey bittikten sonra iftlie geri dneceimi dnmm... Ama dnmeyeceiz deil mi?" "Hayr Garion, dnmeyeceiz. Ama bunu anlaman iin grmen gerekiyordu. Aylardr seni gemie bal tutan ufak tefek eylerden kurtulmann tek yolu buydu. Faldor'un iftliinin kt bir yer olduunu sylemiyorum, biliyorsun. Sadece baz yerler baz insanlar iin uygun deildir." "Bu yolculuu ben bunu anlayaym diye mi yaptk?" "Bu olduka nemli Garion. Tabii Faldor'u grmeyi ben de istiyordum; ayrca mutfakta braktm baz zel eyalarm da vard - yllardr yanmda tadm ve kaybetmek istemediim eyalar." Garion'un aklna birdenbire bir ey geldi. "Ya Ce'Nedra? Onun gelmesi iin neden bu kadar srar ettin?" Pol Teyze birka metre gerilerinde gzleri dalm atn srmekte olan kk prensese bakt. "Bir zaran olmad, ayrca onun iin nemli olan baz eyleri de grm oldu." "Herhalde ne kastettiini asla anlayamayacam." "Evet canm," dedi Pol. "Herhalde anlayamayacaksn." Arada bir yaan kar altnda, lkenin gbeindeki bembeyaz ovadan geip baehir Sendar'a varan yolu amak bir buuk gnlerini ald. Hava ok souk deildi, ama hava kapalyd ve batya gittike arada bir yala karlayorlard. Sahile yaklatka rzgr artt; arada bir grdkleri deniz ise olduka huzursuzluk vericiydi. Rzgrla kabaran iri dalgalar beyaz kpklerle krlyordu. Kral Fulrach'n saraynda Belgarath' huysuz bir halde buldular. Eras Yortusuna bir haftadan biraz daha fazla kalmt ve ihtiyar pencereden frtnal denize, sanki bu kendisine zel olarak yaplm mthi bir saldnymasna bakyordu. "Bize katlmanz ne ho," dedi alayla, Garion'la Pol Teyze surat asmakta olduu odaya girdiklerinde. "Huysuzluk etme baba," dedi Pol sknetle, mavi pelerinini karp bir koltua sererken.

119
RlVA BYL ATO

118

"Darda havann neler yaptn gryor musun Pol?" fkeyle parman pencereye doru sallad. "Evet baba," dedi Pol bakmadan. Onun yerine ihtiyarn yzne dikkatle bakarak, "Yeteri kadar dinlenmemisin," dedi sulayarak. "Btn bunlar olurken nasl dinlenebilirim." Tekrar pencereye doru elini sallad. "Bouna sinirlenme baba, saln iin zararl. Sakin olmaya al biraz." "Eras Yortusuna kadar Riva'da olmamz art Pol." "Evet baba, biliyorum, ilacn alyor musun?" "Bununla konumak mmkn deil," diye isyan etti ihtiyar Gari-on'a bakarak. "Sen de farkndasn, deil mi?" "Yani byle bir soruya onun nnde cevap vermemi beklemiyorsun, deil mi dede?" Belgarath yzn buruturarak, "dlek," diye homurdand fkeyle. ihtiyarn endiesi boa kt. Eras Yortusundan drt gn nce Kaptan Greldik'in tandk gemisi, bir sulu kar frtnasn yararak limana girdi. Direkleri ve kpetesi buzla kaplyd ve ana yelkeni ortasndan yrtlmt. Sakall denizci saraya geldiinde, Belgarath'n Albay Brendig'le birlikte beklemekte olduu odaya alnd. Onlar Camaar'da aylar nce tutuklayan akl banda Yzba, artk Albay olmutu. Brendig ok hzl terfi etmiti ve Seline Kontu ile birlikte Kral Fulrach'n en gvenilir danmanlarndan biriydi imdi. "Beni Anheg yollad," dedi Greldik Belgarath'a ksa ve zl bir ekilde. "Riva'da Rhodar ve Brand'la birlikte sizi bekliyor. Niye geciktiinizi merak ediyorlard." "nk bu havada limandan kmaya hevesli bir kaptan bulamadm," dedi Belgarath fkeyle. "Eh, ben geldim ite," dedi Greldik. "Yelkenimi yamamam gerek, ama uzun srmez. Sabah yola kabiliriz, ecek bir ey var m?" "Akta hava nasl?" diye sordu Belgarath. "Biraz kprtl," dedi Greldik umursamaz bir tavrla. Aada, limann ta iskelelerine arparak knlan yeil, kpkl, drt-be metrelik dalgalara bakt. "Slktan ktktan sonra o kadar da fena deil." "Sabah yola kyoruz yleyse," dedi Belgarath. "Yirmi kadar yolcu olacak. Yerin var m?" "Yaratrz," dedi Greldik. "Umarm bu defa atlarnz da almyor-sunuzdur. Son yolculuunuzdan sonra ambarlarm temizlemem bir hafta ald." "Sadece bir tane at var," dedi Belgarath. "Garion'a pek bal bir tay. Fazla pislik yaratmaz. Bir ihtiyacn var m?" "Bir iki iebilirim." Ertesi sabah Sendarya kraliesi histeri krizi geiriyordu. Dierleriyle birlikte Riva'ya gideceini renen Kralie Layla darmadan olmutu. Kral Fulrach'n tombul, ufak tefek kars, en sakin havalarda bile deniz yolculuundan lesiye korkuyordu. Bir gemiye bakmak bile titremeye balamas iin yeterliydi. Polgara, onlarla Riva'ya gelmesinin art olduunu syleyince, Kralie Layla annda kverdi. "Her ey yolunda gidecek Layla," diye tekrarlyordu Polgara durmadan, dehet iindeki minik kralieyi teskin etmeye alarak. "Sana bir ey olmasna izin vermem, merak etme." "Hepimiz sanlar gibi boulacaz," diye feryat ediyordu Kralie Layla dehet iinde. "San gibi! Ah benim zavall ksz, yetim yavrularm."

"Keser misin ltfen!" dedi Polgara." "Deniz canavarlar hepimizi yutacak," diye ekledi kralie. "Korkun dileriyle kemiklerimizi tr tr yiyecekler." "Rzgrlar Denizi'nde canavar bulunmaz Layla," dedi Polgara sabrla. "Gitmek zorundayz. Eras Yortusunda Riva'da olmamz art." "Onlara hasta olduumu, lmekte olduumu syleyemez misin?" diye yalvard Kralie Layla. "Eer ie yarayacaksa lrm de. Gerekten de imdi urada lmeyi tercih ederim Polgara. Ne olur o korkun gemiye bindirme beni. Ltfen." "Samalyorsun Layla," diye azarlad onu Polgara sert bir sesle. "Bu konuda seim hakkn yok. Hibirimizin yok. Sen, Fulrach, Seline ve Brendig, hepiniz bizimle Riva'ya gelmek zorundasnz. Bunun karan daha hibiriniz domadan nce verilmiti. imdi samalamay brak ve eyalann toplamaya bala." "Yapamam," diye hkrd kralie, kendisini bir koltua atarak. Polgara panik halindeki kralieye anlayla bakt, ama azn atnda sesinde anlaytan eser yoktu. "Kalk Layla," diye emretti sert bir sesle. "Kalk ve eyalann topla. Riva'ya gidiyorsun, seni gemiye kadar srkleyip, oraya varana kadar seren direine balamam gerekse bile."
120 BYL ATO

ONUNCU BLM
"Yapamazsn!" diye haykrd Kralie Layla, bandan aa bir kova souk su dklm gibi histeri krizinden birdenbire kvermiti. "Yapamaz mym?" dedi Polgara. "Hazrlanmaya balasan iyi olur Layla." Kralie dermansz bir ekilde ayaa kalkarak, "Yol boyunca durmadan kusacam," dedi. "Seni mutlu edecekse kus hayatm," dedi Polgara tatl bir sesle, tombul kk kralienin yanan okayarak.

S
ENDAR'DAN Riva'ya doru yola kal iki gn olmutu; rzgr arkadan alp yamal yelkenlerini iirmiler, dedii her eyi dolduran kpkler iinde yollarna devam ediyorlard. Alt gvertedeki kabin o kadar kalabalkt ki, Garion vaktinin byk ksmn akta bir yandan rzgrdan, bir yandan da tayfalarn ayaklar altnda

dolamaktan kanmaya alarak geiriyordu. Sonunda kanlmaz olarak, baaltmdaki korunakl yere yerleip srtn kpeteye dayayarak mavi kukuletal pelerinine sarnm, ciddi ciddi dnmeye koyulmutu. Gemi sallanarak iri dalgalara batp kyordu ve baz baz da dev bir kara dalgaya cepheden arpvererek drt bir yana kpkler sayordu. evrelerindeki deniz beyaz kpklerle kaplyd ve gkyz de tehditkr, kirli bir griydi. Garion'un dnceleri de hava kadar kasvetliydi. Son on be aydr Ta'n peinde komaya o kadar kaptrmt ki kendini, geleceini dnmeye frsat olmamt. imdi bu aray hemen hemen bittiine gre, Ta bir kere Riva Kralnn Tahta Salonundaki yerine konulduunda kendisinin ne yapacan dnyordu. Dostlaryla bir arada kalmas iin bir neden yoktu artk. Barak Val Alorn'a dnerdi; tpek mutlaka dnyann baka bir yerinde daha ilgin

123
RtVA 122 BYL ATO

bir i bulurdu kendine; Hettar, Mandorallen ve Relg evlerine dnerlerdi ve Ce'Nedra bile, taht odasndaki tren bittikten sonra Tol Honeth'e geri arlrd. Macera neredeyse sona ermiti ve herkes hayatna kald yerden devam edecekti. Bir gn yeniden bulumaya sz verirlerdi iten bir ekilde, ama Garion bir kez ayrldlar m onlar bir daha asla bir arada gremeyeceini biliyordu. Kendi hayatn da dnyordu bir yandan. Faldor'un iftliine yapt ziyaret, o kapy sonsuza kadar kapatmt, eer bir zamanlar gerekten ak idiyse bile. Son birbir buuk yldr toplad bilgi par-

alar ona aka, daha bir sre kendi kararlarn kendi verme durumunda olamayacan gsteriyordu. "Bundan sonra ne yapmam gerektiini bana sylemezsin herhalde. " iindeki teki bilinten tatmin edici bir cevap da beklemiyordu aslnda. "Daha biraz erken," dedi iindeki alayc ses. "Yarn Riva'da olacaz," dedi Garion. "Ta' ait olduu yere koyar koymaz macerann bu ksm bitecek. Bir-iki ipucu versen iyi olmaz m yani?" "iin heyecann karmak istemiyorum." "Biliyor musun, bazen srf insanlarn huzurunu bozmak iin sr sakladn dnyorum." "Ne ilgin bir fikir." Konuma bundan sonra da hibir yere varmad. Greldik'in buzla kapl gemisi, Rzgrlar Adas'nn dou sahilindeki Riva ehrinin limanna ar ar girdiinde, Eras Yortusundan bir gn nceki le vaktiydi. Rzgrlara gs geren iri bir kaya knts, liman ve ehri

koruyordu. Garion Riva ehrinin bir kale olduunu fark etti hemen, iskelelerin hemen arkasnda yksek ve kaln bir sur vard, iskeleler boyunca uzanan dar, karla rtl akll yol da her iki yanndan ehirden ayrlmt. Yol boyunca uzanan surlara dayal derme atma binalar ve alak, rengrenk adrlar da yan yarya karlara gmlmt. Garion bu kk yerleimde, rzgr altnda kouturan Tolnedrallar ve birka da Drasniyah tccar grr gibi oldu. ehrin kendisi, ina edilmi olduu dimdik yama boyunca kat kat ykseliyor; her kattaki gri evler bir aa kattakilere tepeden bakyordu. Limana bakan pencerelerin hepsi darack ve yksekti. Garion bu J mimarinin taktik avantajn fark etti hemen: Kat kat ykselen ehir | birbiri ardna dizilmi bir barikatlar silsilesi gibiydi. ehir kaplarn f amak size hibir ey kazandrmazd. Her kat, ana surlar kadar almazd. Btn ehrin tepesinde, ona yukardan bakan ana kale vard; kuleleri ve burlar Rivallann bu ask yzl ehrinin tm gibi griydi. Beyaz-mavi kll Riva sanca kalenin tepesinde, k gkyzn rten gri bulutlarn nnde rzgrda dalgalanyordu. Krklere brnm erek Kral Anheg ve gri pelerinini giymi Riva Vekilharc Brand, Greldik'in denizcileri gemiyi krekle iskeleye yanatrrken onlar bekliyorlard. Yanlarnda, kzl-san salar omuzlarna dklen, yeil bir pelerin giymi Wildantor'lu Lelldorin duruyordu. Gen Asturyal keyifle srtmaktayd. Garion dostuna hayretle bakt, sonra bir sevin l kopararak kpetenin stne srayp kendini ta iskeleye att. Lelldorin'le kucaklap birbirlerinin srtn yumruklayarak glmeye baladlar. "yi misin?" diye sordu Garion. "Yani iyiletin mi?" "Her zamankinden daha iyiyim," dedi Lelldorin glerek. Garion dostunun yzne kukuyla bakt. "Lelldorin, sen kan kaybndan lmek zere de olsan ayn eyi sylerdin." "Yok, yok, gerekten iyiyim," dedi Asturyal. "Baron Oltorain'in kz kardei damarlarmdaki Algroth zehirini lapalar ve iren iksirlerle skp ald ve sanatyla shhatimi geri verdi bana. Harika bir kz." Ondan bahsederken gzleri ldyordu. "Burada, Riva'da ne yapyorsun?" diye sordu Garion. "Leydi Polgara'nn mesaj geen hafta bana ulat," dedi Lelldorin. "Hl Baron Oltorain'in atosundaydm." Huzursuz bir tavrla ksr-d. "Yani oradan ayrlmam engelleyecek bir sr neden kt. Her neyse, acilen Riva'ya gelmemi syleyen mesaj elime geince hemen oradan ayrldm. Senin de haberin vardr o mesajdan." "ilk defa duyuyorum," diye cevap verdi Garion, Kralie Silar ve Kralie Layla ile birlikte gemiden inmekte olan Pol Teyzeye bakarak. "Rhodar nerede?" diye soruyordu o-Hag Kral Anheg'e. "Hisarda kald," dedi Anheg omuzlarn silkerek. "O koca gbeini bu merdivenlerden indirip karmasnn pek bir anlam yoktu tabii." "Nasl bugnlerde?" diye sordu Kral Fulrach. "Biraz kilo verdi galiba," dedi Anheg. "Yaknda baba olacak olmas itahn biraz etkilemi gibi." "ocuk ne zaman doacak?" diye sordu Kralie Layla merakla. "Bilemeyeceim Layla," dedi erek kral. "Byle eyleri hesaplamay hi beceremem. Ama Porenn Boktor'da kald. Yola kamayaca kadar yakn demek ki doum. Islena burada." "Seninle konumam lazm Garion," dedi Lelldorin huzursuz bir tavrla. Garion, "Tabii," diyerek dostunu karl rhtmda gemiden inenlerin kalabalndan biraz uzaklatrd. "Korkarm Leydi Polgara bana ok kzacak Garion," dedi Lelldorin alak sesle. "Niye kzsn?" diye sordu Garion kukuyla.
RlVA 124

125

BYL ATO

"Yani..." Lelldorin tereddt etti. "Yolda baz eyler yolunda gitmedi-denebilir." '"Yolunda gitmedi - denebilir,' derken tam olarak neden bahsediyoruz?" "Ben Baron Oltorain'in atosundaydm," diye lafa balad Lelldorin. "Orasn biliyorum." "Ariana - yani Leydi Ariana, Baron Oltorain'in kz kardei..." "Seni iyiletiren sarn Mimbre'li hanm m?" "Onu hatrlyorsun deil mi?" Lelldorin bundan pek holanmt. "Ne kadar gzel olduunu, ne kadar..." "Meseleden uzaklayoruz galiba Lelldorin," dedi Garion kesin bir tavrla. "Pol Teyzenin sana neden kzacandan konuuyorduk." "Oraya geliyorum Garion. Yani... Ksaca sylemek gerekirse... Ariana ile ben... ey... Dost olduk." "Anlyorum." "Uygunsuz bir ey olmad tabii," dedi Lelldorin aceleyle. "Ama yle bir dostluktu ki bu... Yani... Ayrlmak istemedik." Gen Asturya-l dostunun anlayna snmaya alyordu. "Aslnda," diye devam etti, "bu 'istemedik'ten biraz fazla bir ey. Ariana bana onu terk edersem leceini syledi." "Biraz abartm herhalde," dedi Garion. "Ama bu ihtimali nasl gze alabilirdim?" diye itiraz etti Lelldo- ;| rin. "Kadnlar bizden ok daha naiftir... Ayrca Ariana bir hekim. lp lmeyeceini bilirdi herhalde, deil mi?" "Eminim bilirdi," diye iini ekti Garion. "Niye biraz abuk anlat-'j myorsun Lelldorin? En kt habere bile hazrlklym artk." "Kt bir ey yapmak istememitim," diye szland Lelldorin. "Tabii ki istememisindir." "Her neyse, Ariana ile ben bir gece ge vakit atodan ayrldk. As ma kprde nbet tutan valyeyi tanyordum, ona zarar vermek iste mediim iin sadece kafasna vurdum." ; Garion gzlerini krptrd. "Bizi durdurmaya almak zorunda olduunu biliyordum; bu bir namus meselesi," diye aklad Lelldorin. Onu ldrmek zorunda kal-1 mak istemediim iin kafasna vurdum." "Anlyorum tabii," dedi Garion kukulu bir ifadeyle. "Ariana lmeyeceinden emin gibi." "lmeyeceinden mi!" "Biraz hzl vurmuum galiba." Herkes gemiden inmi, Brand ve Kral Anheg'in peinden ehrin st katlarna kan dik ve karl merdivenleri trmanmaya hazrlanyordu. "Demek bu yzden Pol Teyzenin sana kzacan dnyorsun," dedi Garion, Lelldorin'le birlikte grubun en arkasna geerken. "Yani... Aslnda hepsi bu kadar deil Garion," dedi Lelldorin. Bir-iki ey daha oldu." "Ne gibi?" "Yani... Bizi izlediler... Biraz... Ben de birka at ldrmek zorunda kaldm." "Anlyorum." "zellikle atlara nian aldm, adamlara deil. Baron Oltorain ayam zamannda zengiden karamadysa benim kabahatim mi?" "Durumu ar m?" Garion artk tamamen teslim olmutu duruma. "Yok canm... Yani sanmyorum. Baca krlmtr belki. valye Mandorallen onu attan drd zaman krlan baca." "Devam et," dedi Garion. "Ama rahip haketmiti," dedi Lelldorin ateli bir sesle. "Hangi rahip?"

"Ariana ailesinin evlenmemize raz olduuna dair bir belge gsteremedii iin nikahmz kymay reddeden Chaldan rahibi. Bize hakaret etti." "Bir yerini krdn m?" "Bir-iki diini. Nikah kymay kabul eder etmez de vurmay braktm." "Demek evlendiniz? Tebrikler. Eminim ok mutlu olursunuz, sen hapisten ktktan sonra tabii." Lelldorin dikleti. "Bu sadece szde bir evlilik Garion. istifade etmeye kalkmayacam, beni bilirsin. Eer evli olmadan beraber yolculuk edersek, Ariana'nn adnn ktye kacan dndk. Sadece gstermelik bir evlilik bizimkisi." Lelldorin felaketlerle dolu Arendiya yolculuunu anlatrken, Garion da merakla Riva ehrini inceliyordu. Karla kapl sokaklarnda bastrlm bir ask yzllk vard. Binalar ok yksekti ve hepsi griydi. Arada bir grlen Eras Yortusu iin aslm yeil dallar, elenkler ve parlak renkli flamalar ehrin bu ask yzlln vurgulamaya yarRlVA

127 126

BYL ATO

yordu sadece. Ancak, Riva kadnlarnn Eras enliklerine hazrlanan mutfaklarndan ok ilgin kokular gelmekteydi. "Hepsi bu kadar m?" diye sordu Garion dostuna. "Baron Olto-rain'in kz kardeini kardn, Baronun rzas olmadan onunla evlendin, bacan krdn, adamlarna ve bir rahibe saldrdn. Bundan m ibaret olanlar?" "Yani... Tam olarak deil." Lelldorin'in yz skntlyd. "Dahas da m var?" "Torasin'in cann yakmak istememitim." "Kuzenin Torasin mi?" Lelldorin dalgn dalgn ban sallad. "Ariana ve ben amcam Rel-degin'in evine sndk; Torasin de Ariana hakknda birtakm laflar etti - Ariana bir Mimbre tabii, Torasin de bu konuda nyargldr. Aslnda bu koullar altnda ona ok da kt davranmadm, ama merdivenden aa yuvarladmda ille de dello edeceiz diye tutturdu." "Onu ldrdn m yoksa?" dedi Garion dehet iinde. "Tabii ki ldrmedim. Yalnzca bacandan iledim - birazck." "Birazck ilemek diye bir ey olur mu yahu!" dedi Garion sabn tkenerek. "Bana kzdn deil mi Garion." Gen Asturyal neredeyse alayacakt. Garion gzlerini gkyzne evirerek teslim oldu. "Hayr Lelldorin, kzmadm, biraz ardm diyebilirim tabii. Hatrladn baka bir ey var m? Atladn bir ey?" "Arendiya'da bir nevi kanun kaa ilan edilmiim." "Bir nevi mi?" "Kral bama dl koymu," dedi Lelldorin, "anladm kadany-"1 la." Garion aresiz bir ekilde glmeye balad. "Gerek bir dost, dostunun talihsizliine glmez," dedi gen adam > alnm bir tavrla. '* "Bu kadar derdi bana sadece bir haftada m atn?" "Hibiri benim kabahatim deildi Garion. ler birden kontrolden, kverdi ite. Leydi Polgara kzacak m dersin?" ' "Ben onunla konuurum," dedi Garion heyecanl gen dostuna. "Belki o ve Mandorallen Kral Korodullin'den ricac olurlarsa, bamal konulan dl kaldrr." "valye Mandorallen'le senin Murgo Naak'la adamlarn Mimbre'deki taht salonunda ldrdnz doru mu?" "Hikye biraz deimi kulaktan kulaa geerken," dedi Garion. "Ben Naak'n

ihanetini ilan ettim, Mandorallen de benim hakllm kantlamak iin onu delloya davet etti. O zaman Naak'n adamlar Mandorallen'e saldrdlar; Barak'la Hettar da kavgaya kart. Naak' ldren Hettar aslnda. Senin ve Torasin'in isimlerinizi ie kartrma-may baardk." "Sen iyi bir dostsun Garion." "Burada m?" diyordu Barak bu arada, "Ne ii var burada?" "tslena ve benimle birlikte geldi," diye cevap verdi Kral Anheg. "Peki ya..." Anheg bayla olumlad. "Olun yannda, kzlarn da. Doum onu biraz yumuatma benziyor." "Olum neye benziyor?" "Kocaman, kzl sal bir vahi," diye gld Anheg. "Ackt zaman feryad bir milden duyuluyor." Barak aptal aptal srtt. Merdivenin tepesine varp byk binann nndeki bask meydana ktklarnda, yeil pelerinli, pembe yanakl iki kk kz sabrszlkla onlar bekler buldular, ikisinin de uzun, kzl-san sa rgleri vard ve Emanet'ten biraz daha byk grnyorlard. Daha kk olan, "Baba," diye bararak Barak'a kotu. Dev adam kz kucaklayp havaya kaldrarak pt. Kardeinden bir ya kadar daha byk olan dier kz gururlu bir tavrla yanlarna yaklat, ama o da sonunda babasnn kollarnn arasnda kayboldu. "Kzlarm," diye tantt Barak onlar dierlerine. "Bu Gundred." Sakalyla byk kz iaret etti, sakal yzn gdklaynca kzcaz kkrdamaya balad. "Bu da minik Terzie." Kk kzna bakarak sevgiyle glmsedi. "Kk bir erkek kardeimiz oldu baba," dedi byk kz ciddi bir ifadeyle. "Aman Tanrm! Ne harika bir haber!" dedi Barak ok arm gibi. "Biliyormusun!" dedi Gundred sulayarak. "lk haber veren biz olmak istiyorduk." Suratn ast. "Ad Unrak, senin gibi kzl salar var," dedi Terzie. "Ama daha sakal y ok." "O da zamanla olur," dedi Barak.

BYL ATO RlVA

129
128

"ok baryor," dedi Gundred, "bir de hi dii yok." Derken Riva Hisarnn geni kaplan ald ve koyu krmz bir pelerine brnm olan Kralie slena dar kt. Yannda sarn, gzel bir Mimbre'li kz ve Barak'n kars Merel vard. Merel yeiller giymiti ve kucanda battaniyeye sarl bir kundak vard. Yzndeki ifade gurur doluydu. "Selam Barak, Trellheim Kontu, kocam," dedi resmi bir tavrla. "Bylelikle sana olan en son vazifemi de yerine getirmi oldum." Kunda uzatt, "ite olun Unrak, Trellheim'n varisi." Barak yznde garip bir ifadeyle kzlarn kucandan indirdi, ka-,' nsna yaklap kunda ald. Yavaa, koca parmaklan titreyerek battaniyeyi at ve ilk kez olunun yzne bakt. Garion bebein tpk babas gibi kpkzl salan olduunu grebiliyordu. "Selam Unrak, Trellheim'n varisi, olum," diye selamlad Barak bebei grleyen sesiyle. Sonra eilip kucandaki bebei pt. Olan babasnn koca sakal yzn gdklaynca kkrdamaya balad ve minik ellerini uzatp sakal yakalayarak minik bir kpek yavrusu gibi yzn iine gmd. "Kuvvetli elleri var," dedi Barak kansna, yzn buruturarak. Merel'in gzlerinde aknlk vard sanki, ama yznn ifadesini tam olarak okumak olanakszd.

"Bu olum Unrak," dedi Barak dierlerine, grmeleri iin bebei kaldnrak. "Biraz erken bunu sylemek iin, ama galiba gelecek va-dediyor." Barak'n kars gururla dikleti. "yleyse vazifemi yerine getirdim ] Lordum." "Btn beklentilerimin de tesinde Merel," dedi Barak Sonra be bei bir kolunda tutarak teki eliyle kansn yakalad ve gsterili bir i ekilde pt. Merel daha da akn grnyordu imdi. 'j f "Haydi ieri girelim," dedi kaba grnl Kral Anheg. "Buras! ok souk ve ben duygusal bir adamm. Gzyalanmn sakalmda donmasn istemiyorum." Kaleye girerlerken sansn kz Garion'la Lelldorin'in yanna geldi. "Bu da benim Ariana'm," dedi Lelldorin Garion'a yznde mthi j bir hayranlk ifadesiyle. Bir an, sadece bir an iin Garion arkadann mitsiz bir vaka ol-' maktan kurtulabileceini dnd. Leydi Anana ince, pratik grn-i l bir Mimbre kadnyd ve tp konusundaki almalar yzne cidc151 bir ifade vermiti. Ancak onun Lelldorin'e bakn grnce bu mit de annda yok oldu. ikisinin bakmasnda manta benzer en ufak bir eyin bile izinin olmamas Garion'u rpertti. Lelldorin felaketten felakete kotuka Ariana onu dizginlemeyecek, tersine yreklendirip tevik edecekti. "Lordum geliinizi hevesle beklemekteydi," dedi kz Garion'a, dierlerinin ardndan geni ta bir koridorda yrrlerken. "Lordum" kelimesindeki vurgu, Lelldorin evliliklerinin sadece grn kurtarmak iin olduuna inansa da, kzn hi de ayn fikirde olmadna iaret ediyordu. "ok iyi dostuzdur biz," dedi Garion. ikisinin birbirlerinin gzlerine hayranlkla bakp durmalarndan biraz utanarak saa sola baknmaya balamt."Buras Riva Kralnn Salonu mu oluyor imdi?" diye sordu. "Ekseriyetle yle diyorlar," dedi Ariana. "Rivallar ise bu mevzuda daha deiik ifadeler sarfediyor. Riva Vekilharcnn olu Lord Ol-ban kibarlk edip bize kaleyi temaa ettirdiinde, kalenin tamamna Hisar dediklerini, Riva Kralnn Salonu adn ise sadece taht odasna verdiklerini rendik." "Anlyorum," dedi Garion. Kz Lelldorin'in yzne hayran hayran bakmak iin dnerken, gzlerindeki her trl dncenin kayboluunu grmemek iin telala ban evirdi. Her zamanki krmz kaftann giymi olan Drasniya Kral Rhodar, byk, alak tavanl, maara gibi bir menide koca bir atein yand ve bir sr mumun scak, altn rengi bir kla aydnlatt bir yemek salonunda oturmutu. Rhodar uzun bir masann bandaki koca koltua zorla sm, le yemeinin kalntlan da nne yaylmt. Tac koltuun arkasna sallapati bir ekilde aslmt; yuvarlak, krmz yz ise ter iindeydi. "En nihayet!" diye homurdand, kalkp paytak paytak onlara doru yrrken. Polgara'y sevgiyle kucaklad, Kralie Silar'la Kralie Layla'y pt, Kral o-Hag'la Kral Fulrach'n ellerini skt. "Grmeydi ok oldu," dedi herkese. Sonra Belgarath'a dnerek, "Nerede kaldn?" diye sordu. "Uzun bir yolumuz vard Rhodar," dedi ihtiyar byc pelerinini kanp snmak iin kocaman kemerli mineye yaklaarak. "Buradan Rak Cthol'a bir haftada gidilmiyor biliyorsun." "Duyduuma gre Ctuchik'le kozlannz paylamsnz," dedi kral.
BYL ATO

130

131
RlVA

ipek alayla glerek, "Pek irin bir buluma oldu amca," dedi. "Kardma zldm." Kral Rhodar Ce'Nedra ve Adara'ya hayranlkla bakt. "Hanmlar," dedi sonra nezaketle eilerek, "eer biri bizi tantrrsa, size bir kral

tarafndan plme erefini bahedebilirim." "Eer Porenn gen kzlar ptn grrse barsaklarn deer Rhodar," dedi Kral Anheg glerek. Pol Teyze onlar tantrrken, Garion birka adm geri ekilip Lelldorin'in topu topu bir haftada yaratt faciay dnmeye balad. Halletmesi aylar srecekti muhtemelen; bir daha yapmayacana dair bir garanti de yoktu. Gen adam her babo brakldnda ayn eylerin olaca kesin gibiydi. "Senin bu arkadann nesi var?" diye sordu Prenses Ce'Nedra Ga-rion'un kolunu ekitirerek. "Nesi var da ne demek?" "Yani hep byle midir?" "Lelldorin..." Garion tereddt etti. "Yani Lelldorin biraz fazla atlgandr, bazen de dnmeden konuur ve hareket eder." Dostuna ball biraz hafif ifadeler kullanmaya itiyordu onu. "Garion," dedi Ce'Nedra szn saknmadan, "ben Arendleri tanrm ve bu ocuk hayatmda grdm en Arend Arend. O kadaf Arend ki, hayatta hi ans kalmam." Garion telala arkadan savunmaya alt: "O kadar da kt deil canm." "Yaa? Ya Leydi Anana? ok gzel bir kz, yetenekli bir hekim, ama akla benzer en ufak bir eye bile sahip deil." "klar," dedi Garion, sanki bu her eyi aklyormu gibi. "Bunun ne alakas var imdi?" "Ak insanlara tuhaf eyler yaptrr," dedi Garion. "Mantklarn delik deik eder filan." "Ne ilgin bir gzlem," dedi Ce'Nedra. "Devam et ltfen." Garion'un kafas Lelldorin'in derdiyle o kadar meguld ki, Ce'-Nedra'nn sesindeki tehlikeli tonu fark edemedi. "Biri k olur olmaz, akl kafasnn dibindeki bir delikten akp gider sanki." "Ne kadar cazip bir ifade." Garion bu uyary da skalad. "Hastalk gibi bir ey," diye bitirdi szlerini. "Biliyor musun Garion," dedi prenses muhabbet eder gibi, sakn bir ses tonuyla, "bazen kesinlikle midemi bulandnyorsun." Sonra dnp Garion'u az hayretten bir kar ak brakarak uzaklat. "Ne dedim imdi ben?" diye haykrd Garion arkasndan, ama Ce'Nedra duymazdan geldi. Yemekten sonra Kral Rhodar Belgarath'a dnerek, "Ta'a bir gz atabilir miyiz imdi?" diye sordu. "Yann," dedi ihtiyar. "le vakti, Riva Kralnn Salonundaki yerine dndnde ortaya karacaz onu." "Ta' daha nce de grdk Belgarath," dedi Kral Anheg. "Bir bakmamzda ne saknca olabilir ki?" Belgarath inatla ban sallalarak, "Bir sebebi var Anheg," dedi. "Yann hepinize bir srprizimiz olacak, imdiden tadn karmak istemiyorum." "Durdur onu Durnik," dedi Polgara Emanet sandalyesinden yere atlayp belindeki keseyi amaya alarak Kral Rhodar'a doru yrrken. "Dur bakalm ufaklk," dedi Durnik ocuu arkasndan yakalayp kucana alarak. "Ne gzel bir ocuk," dedi Kralie slena. "Kim o?" "Hrszmz," dedi Belgarath. "Zedar onu bir yerde bulup tam bir masum olarak yetitirmi. u anda dnyada Ta'a dokunabilen tek kii." "Ta o kesede mi?" diye sordu Anheg. Belgarath bayla onaylad. "Yolda hepimize gergin anlar yaatt. Durmadan Ta' birilerine vermek istiyor. O yzden size bir ey vermeye kalkarsa almanz tavsiye etmem."

"Aklmdan bile geirmem," dedi Anheg. Her zaman olduu gibi, Emanet'in dikkati dalverdi ve Ta' annda unuttu. Baklan Barak'n kucandaki bebee yneldi; Durnik onu yere brakr brakmaz hemen bebein yanna kotu. Unrak da ona bakt ve aralarnda tuhaf bir tanklk varm gibi bir hava olutu anszn. Sonra Emanet Barak'n kucandaki ocuu hafife pt, Unrak da glmseyerek olann bir parman yakalad. Gundred'le Ter-zie de oraya yaklatlar. Barak koca kafasn kaldrdnda bir ocuk bahesinde gibiydi artk. Garion kans Merel'e bakan dostunun gzlerinde yalar parladn grd. Merel'in ona bak da ok yumuakt. Garion'un hatrlayabildii kadaryla ilk kez, kadn kocasna glms-yordu.
RlVA

133

ON BRNC BLM

ECE anszn kuzeybatdan gelen mthi bir frtna Rzgrlar Adas'nn salam kayalarn dvmeye balad. Dev dalgalar kayalklarda gmbrdeyerek krlyor, rzgr Demir-pene'nin Hisarnn burlar arasnda uulduyordu. lgn frtna surlara arptka, kalenin salam talar titriyordu sanki. Gaion ok huzursuz uyudu o gece. Mesele yalnzca dardaki rzgrn uultusu ya da skca kapatlm pencerelere vuran yamurun sesi deildi, arada bir koridorlarda frp ak kaplar gmbr gmbr arpan esintilere de dayanabilirdi; grltden daha da beteri aralardaki baskl, boucu sessizlik anlaryd. Tuhaf ryalar grd. Byk, ok nemli ve aklanamaz bir olay olacakt ve bunun iin bir sr tuhaf hazrlk yaplmas gerekiyordu. Bunlar niye yapmas gerektiini bilmiyordurdu ve kimse de ona doru yapp yapmadn sylemiyordu. Mthi bir acele var gibi grnyordu ve insanlar onu bir iten dierine koturup duruyorlard; yapt herhangi bir eyin de tam olarak bitip bitmediini anlamasna frsat tannmyordu. Frtna bile iin iindeydi sanki; grlt, rzgr ve knlan dalgalarla onun iini yapmas iin art olan zihin younluunu bozmaya alan, uluyan bir dman gibiydi. "Hazr msn?" Pol Teyzeydi bu; kafasna uzun sapl bir tencereyi mifer gibi geiriyor, eline tencere kapandan bir kalkan ve tahta bir kl veriyordu. "Ne yapmam gerekiyor?" diye sordu. "Biliyorsun," dedi Pol Teyze. "Acele et, ge kalyoruz."

"Hayr Pol Teyze gerekten bilmiyorum." "Tabii ki biliyorsun. Oyalanamay brak." Garion endieyle, kafas karm bir halde etrafna baknd. Yaknlarda bir yerde yznde her zamanki aptalca glmsemesiyle Rundorig duruyordu. Onun da kafasnda tencereden bir mifer, elinde tencere kapandan bir kalkan ve tahta bir kl vard. Belli ki bu ii Rundorig'le birlikte yapmalar gerekiyordu. Garion dostuna glmsedi, Rundorig de ona srtt. "Evet," dedi Pol Teyze onu tevik ederek. "imdi ldr onu. Haydi Garion, akam yemeine kadar bitmesi lazm bu iin." Garion hzla dnp Pol Teyzeye bakt. Rundorig'i ldrmek mi? Ama tekrar o tarafa dndnde karsndaki Rundorig deildi. Tencerenin altndan ona bakan yz korkun ve yaralyd. "Hayr, hayr," dedi Barak sabrsz bir tavrla. "yle tutma, tki elinle tut ve gsne evir. Ucu aa doru baksn ki, saldrdnda dileriyle yana savuramasn. imdi bir daha dene. Bu defa doru yapmaya al. Haydi Garion, akama kadar vaktimiz yok biliyorsun." ri yar adam l yaban domuzunu ayayla drtt, yaban domuzu da ayaa frlayp karda eelenmeye balad. Barak Garion'a bir gz atp "Hazr msn?" diye sordu. Derken garip, renksiz bir dzlkte duruyordu ve etrafnda heykeller vard. Hayr. Heykel deil, insanlar. Kral Anheg oradayd -o ya da ona benzeyen biri. Kral Korodullin ve Kralie slena, Jarvik Kontu da oradayd; ileride bir yerde Vo Mimbre'deki Murgo elisi Nacak duruyordu. "Hangi ta oynayacaksn?" iindeki sesti bu. "Kurallar bilmiyorum ki," diye itiraz etti Garion. "nemli deil. Hamle yapmak zorundasn. Sra sende." Garion dndnde talardan birinin koarak kendisine yaklatn grd. Kukuletal bir cppe giymiti ve gzleri lgnca yuvalarndan uramt. Garion gayri ihtiyari kendini savunmak iin elini kaldrd. "Yapmak istediin hamle bu mu?" diye sordu ses. "Bilmiyorum." "Artk deitiremezsin. Ona dokundun. u andan sonra kendi hamlelerini kendin yap." "Bu bir kural m?" "Durum byle. Hazr msn?" Toprak ve eski mee aalarnn kokusu geldi burnuna. "Dilini tutmay renmelisin Polgara," dedi Murgo Aarak donuk bir glmsemeyle, sonra suratna sert bir tokat att. "Hamle sras sende," dedi ses. "Yapabilecein tekbir hamle var."
134 BYL ATO

"Mecbur muyum? Yapabileceim baka bir ey yok mu?" "Tek hamle bu. Acele etsen iyi olur." zntyle iini eken Garion uzanp avucuyla Aarak' yakt. Ani bir esinti Garion'un Lelldorin'le paylat odann kapsn arparak at ve iki arkada birden uyanarak yataklarnda dikildiler. "Srgleyeyim unu," dedi Lelldorin yatak rtsn atp souk talara basarak kapya doru giderken. "Daha ne kadar srecek bu rzgr?" dedi Garion huysuz bir tavrla. "Bu grltde uyumak mmkn deil." Lelldorin kapy kapatt. Garion onun karanlkta bir eyler aradn duydu. Bir trt oldu ve parlak bir kvlcm akt. Kvlcm snd, Lelldorin yeniden denedi. Bu kez kav alev ald. Gen Asturyal fle-yince parlakl artt ve iyice tutuarak ortal aydnlatt. "Saatin ka olduunu biliyor musun?" diye sordu Garion arkada mumu yakarken.

"afaa birka saat vardr herhalde," diye cevap verdi Lelldorin. Garion inledi. "Daha imdiden bu gece on yl srm gibi geliyor bana." "Biraz konualm istersen," dedi Lelldorin. "Belki frtna sabaha doru diner." "Konumak karanlkta yatp her grltde sramaktan daha iyidir," dedi Garion dorulup battaniyesini omuzlarna sararak. "Ben grmeyeli sana bir eyler olmu, deil mi Garion," dedi Lelldorin yatana karken. "ok ey oldu," dedi Garion. "Hepsi de iyi eyler deil." "ok deimisin," dedi Lelldorin. "Deitirildim aslnda. Ayn ey deil. Olanlarn ou benim fikrim deildi. Ama sen de deimisin." "Ben mi?" diye gld Lelldorin esefle. "Korkarm deimedim dostum. Geen hafta becerdiim iler deimediimin kantdr." "Evet," diye onaylad Garion, "bunlar dzeltmek epey zaman alacak, deil mi? iin en tuhaf, yaptn her eyin sapk bir mant olmas. Yaptn hibir ey tek bana alndnda delice deil. Hepsi bir araya geldiinde ise tam bir faciaya dnyor." Lelldorin iini ekti. "Artk zavall Ariana'm ve ben hayatmzn sonuna kadar srgne mahkmuz." "Onu halledebiliriz herhalde," diye gvence verdi Garion. "Am135
RlVA

can seni affeder, muhtemelen Torasin de. Seni o kadar seviyor ki fazlaca fkeli kalamaz sana. Baron Oltorain muhtemelen ok kzmtr, ama o bir Mimbre Arendi. Ak iin yaplan her eyi affedebilir. Ama baca iyileene kadar beklemeyliyiz. O yaptn gerekten berbatt Lelldorin. Bacan krmamalydn." "Bir dahaki sefere dikkat ederim," dedi Lelldorin hemen. "Bir dahaki sefer mi?" kisi de gldler, sonra mumlan dardaki mthi frtnann yaratt esintilerle gz krptrrken konumaya devam ettiler. Bir saat kadar sonra frtna hafiflemeye balad ve bizimkilerin gz kapaklan yeniden arlat. "Haydi tekrar uyumaya alalm," dedi Garion. "Mumu sndreyim," dedi Lelldorin. Yataktan kalkp masaya doru yrd. "Hazr msn?" diye sordu Garion'a. Garion annda uykuya dald; uyur uyumaz da hemen souk bir dokunu hissetti teninde ve kulann iinde tslayan bir ses duydu. "Hazr msn?" dedi fslt; dndnde kendini bo gzlerle Kralie Sal-missra'nn yzne bakar buldu. Bu yz, bir ylan yz oluyor, bir kadn yz oluyor, ikisinin arasnda deiip duruyordu. Derken, Tannlann maarasnn ldayan kubbesinin altnda durur buldu kendini; hi dnmeden uzanp l domu tayn przsz, kestane rengi omuzuna dknd ve elini lmn mutlak sessizliine daldrd. "Hazr msn?" diye sordu Belgarath sknetle. "Sannm." "Pekl, iradeni karsna koy ve it." "ok ar dede." "Kaldrman gerekmiyor Garion. Sadece it yeter. Doru yaparsan devrilecektir. Acele et. Daha yapacak ok iimiz var." Garion iradesini toplamaya balad. Derken, bir tepede kuzini Adara ile oturuyordu. Elinde l bir dal ve birka sap kuru ot vard.

"Hazr msn?" diye sordu iindeki ses. "Bir anlam olacak m bunun?" diye sordu Garion. "Yani bir ey fark edecek mi?" "Bu sana ve iini ne kadar iyi yaptna bal." "Bu iyi bir cevap deil."
136 BYL ATO

"Seninki de iyi bir soru deildi zaten. Hazrsan dal iee dntr." Garion syleneni yapt ve sonuca eletirel bir gzle bakt. "Pek iyi bir iek olmad deil mi?" diye sordu zr dilercesine. "idare eder," dedi ses. "Bir daha deneyeyim." "Bunu ne yapacaksn?" "Bunu hemen..." Garion yaratm olduu hatal tomurcuu yok etmek iin elini kaldrd. "Bu yasaklanmtr biliyorsun," dedi ses. "Ama bunu ben yarattm." "Ne alakas var? Yarattn, ama yok edemezsin, idare eder. Haydi gel, acelemiz var." "Daha hazr deilim." "ok kt. Artk bekleyemeyiz." Sonra Garion uyand. Kendini tuhaf bir biimde sersemlemi hissediyordu, sanki huzursuz uykusu ona iyilikten ok ktlk getirmi gibi. Lelldorin hl derin bir uykudayd; Garion karanlkta elbiselerini buldu, giyindi ve sessizce odadan kt. Demirpene'nin Hisarnn lo koridorlarnda gezinirken, grd tuhaf rya zihnini megul ediyordu. Hl ayn panik duygusundan ve herkesin ondan bir eyler yapmasn beklemekte olduu hissinden kurtulamamt. Kelerine karlar birikmi, kara talar buzla parlayan, rzgrl bir avluya vard. afak yeni skyordu ve hzla geen bulutlarla dolu gkyz, avluyu kuatan burlar net bir ekilde ortaya karmaktayd. Avlunun te yannda ahrlar vard - scak, at ve saman kokulu ahrlar. Durnik oktan buray kefetmiti bile. ou kez olduu gibi, demirci soylularn arasnda kendini huzursuz hissetmi, hayvanlarn dostluuna snmt. "Sen de mi uyuyamadn?" diye sordu Durnik, Garion ahra girerken. Garion omuzlarn silkti. "Nedense uyku kt geldi bana. Kafam saman dolu sanki." "Eras bayramn kutlu olsun Garion," dedi Durnik. "Doru. Eras bugn, deil mi?" Bayram btn bu acelenin arasnda gelivermiti ite. "Eras bayramn kutlu olsun Durnik." Arkadaki bir blmede uyumakta olan tay, Garion'un kokusunu alnca kprdand; Garion'la Durnik kk hayvann yanna gittiler. 137
RlVA

"Eras bayramn kutlu olsun at," diye selamlad tay Garion. Tay burnunu srterek cevap verdi ona. "Frtna tamamen geti mi dersin?" diye sordu Garion Durnik'e, tayn kulaklarn karken. "Yoksa devam gelir mi?" "Kokusundan gemi gibi grnyor," diye cevap verdi Durnik. "Ama havann kokusu bu adada farkl olabilir." Garion ban sallayarak tayn srtn svazlad, sonra kapya dnerek, "Gidip Pol Teyzeyi bulsam iyi olacak," dedi. "Dn gece elbiselerimi kontrol etmekten sz ediyordu. Eer beni aramak zorunda kalrsa, ortadan kaybolduuma piman edebilir." "Yalanmak seni bilgeletirmi bakyorum," diye srtt Durnik. "Beni arayan

olursa buradaym." Garion hafife Durnik'in omuzuna dokundu, sonra ahrdan kp Pol Teyzeyi aramaya koyuldu. Pol Teyzeyi muhtemelen yzyllardan beri kendisine ayrlm olan bir dairede buldu; yannda dier kadnlar vard. Adara, Taiba, Kralie Layla ve Mimbre'li kz Ariana, odann ortasnda durmakta olan Ce'Nedra'nn evresinde toplanmlard. "Erken kalkmsn," dedi Pol Teyze; inesiyle Ce'Nedra'nn parlak tuvaletinde kk deiiklikler yapyordu yldrm hzyla. "Uyuyamadm," dedi teyzesine; bir yandan da hayretle prensese bakyordu. Bir ekilde deimi gibiydi kz. "Alk alk bakma Garion," dedi Ce'Nedra burnu havada. "Sana ne yaptn?" diye sordu Garion. Ce'Nedra'nn alev gibi salar son derece karmak bir ekilde yaplmt. akaklarndan ve alnndan i ie gemi mee yapraklan eklinde kk bir altn ta geiyordu. Arkada salar ince ince rlmt ve salarnn geri kalan bir omuzundan aa iniyordu. "Beendin mi?" diye sordu Garion'a. "Her zamankinden farkl," dedi Garion. "Hepimiz bunun farkndayz Garion," dedi Ce'Nedra ukala bir tavrla. Sonra dnp aynadaki aksine eletirel bir gzle bakarak, "Hl bu rglere ikna olmu deilim Leydi Polgara," diye sylendi. "Tol-nedral kadnlar salarn rmez. Byle Alorn'a benzedim." "Tam da yle deil Ce'Nedra," diye mrldand Adara. "Ne kastettiimi biliyorsun Adara; sa rgl, st kz tenli, iri gsl o sarnlar gibi yani." "Hazrlanmak iin biraz erken deil mi?" diye sordu Garion. "DeRlVA
138 BYL ATO 139

dem lene kadar Ta' taht odasna gtrmeyeceimizi syledi." "O kadar da ok vaktimiz yok Garion," dedi Pol Teyze; ipliim srp kopararak bir adm geri ekildi ve Ce'Nedra'nn elbisesine bir gz att. "Ne diyorsun Layla?" "Prenses gibi oldu Pol," dedi Kralie Layla. "O zaten prenses Layla," dedi Pol Teyze minik tombul kralieye. Sonra Garion'a dnd. "Git kahvalt et, sonra da biri sana hamamn yolunu gstersin. Bat kanadndaki mahzenlerin altnda olacak. Ykandktan sonra da tra ol. Yzn kesmemeye gayret et. Gzel elbiselerinin kana bulanmasn istemiyorum." "Btn bunlar giymek zorunda mym?" Pol Teyzenin bak, bu soruya da, sorabilecei baka bir sr soruya da annda cevap vermiti. "Gidip Ipek'i bulaym," dedi Garion telala. "Hamamn yerini bilir o." "yi olur," dedi Pol Teyze kesin bir tavrla. "Ayrca da kaybolma. Vakit geldiinde hazr olman istiyorum." Garion ban sallayarak uzaklat. Bu son szler tuhaf bir ekilde ryasn hatrlatmt ona, tpek'i ararken bunu dnd durmadan. Ufak tefek Drasniyal dierleriyle birlikte byk, mealelerle aydnlatlm bir salonda oturuyordu. Krallar oradayd, Brand, Belga-rath ve Garion'un dier dostlar da. Pasta ve scak, baharatl arapla kahvalt ediyorlard. "Sabah nereye gittin?" diye sordu Lelldorin. "Uyandmda yoktun." "Uyuyamadm," dedi Garion. "Beni niye uyandrmadn?" "Ben huzursuz oldum diye sen niye uykundan olacaksn ki?" Herkesin hararetli bir tartmaya dalm olduun gren Garion, sessizce oturup Ipek'le konumak iin bir frsat domasn bekledi.

"Son iki ay iinde TaurUrgas' epeyce rahatsz ettik bence," diyordu Barak. Dev erek yksek arkalkl bir koltuu gmlm, yz arkasndaki meale yznden glgelerde kalmt. "nce Relg tpek'i burnunun dibinden kard, sonra Belgarath Ta' alrken Ctuchik'i ldrp Rak Cthol'u ykt, en sonunda da bizi izlemeye alrken, o-Hag'la Hettar ordusunun hatr saylr bir ksmn yok etti. Murgo Kral iin kt bir yl oluyor." Dev adamn gl karanlklar iinde gmbrdedi. Bir an iin Garion onun yerinde baka bir ekil grr gibi oldu. Titreen n ve glgelerin bir oyunuyla, sanki Barak'n yerinde dev, kll bir ay oturmaktayd. Sonra grnt kayboldu. Garion gzlerini ovuturarak sabahtan beri stnde olan aknlk ve dalgnlk halini atmaya alt. "Hl Relg'in Prens Kheldar' kurtarmak iin kayadan getiini sylerken ne kastettiini anlamyorum," dedi Kral Fulrach kalarn atarak. "Kayalar delebiliyor mu yani?" "Grmeden anlayamazsn Fulrach," dedi Belgarath. "Gster ona Relg." Yobaz Ulgo ihitiyara bakt, sonra byk pencerenin yanndaki ta duvara doru yrd. pek hemen rpererek arkasn dnp, "Hl bunu seyretmeye dayanamyorum," dedi Garion'a. "Pol Teyze bana hamamn yolunu gsterebileceini syledi," dedi Garion alak sesle. "Ykanp tra olacakmm, sonra da en iyi elbiselerimi giyecekmiim." "Seninle geleyim," dedi ipek. "Eminim buradaki beyler Relg'in gsterisine baylyorlardr ve tekrarlamasn isteyeceklerdir. Ne yapyor imdi?" "Kolunu duvardan kard, pencerenin dndan el sallyor," dedi Garion. pek omuzunun stnden duruma bir gz att, sonra tekrar rpererek gzlerini kard. "Kanm donduruyor ," dedi irenerek. "Haydi gidip ykanalm." "Ben de geliyorum," dedi Lelldorin. birlikte salondan ayrldlar. Hamam Hisarn bat kanadndaki maara gibi bir mahzendeydi. Kayann iinde kaynaklar vard ve buralardan kan scak su, fayans deli blmeleri buharla ve hafif bir kkrt kokusuyla dolduruyordu. Sadece birka meale aydnlatyordu hamam; oradaki tek grevli, hi konumadan ellerine havlular tututurup, su scakln ayarlayacak vanalar altrmak iin buharlar arasnda kayboldu. "Byk havuzun teki ucuna yaklatka scaklk artar," dedi pek Garion'la Lelldorin'e soyunurlarken. "Bazlar dayanabilecein son scakla kadar gitmen gerektiini iddia ediyor. Bense lk bir yerde durup slanmay tercih ederim." Suya atlad. "Burada yalnz olacamzdan emin misin?" diye sordu Garion huzursuz bir ekilde. "Ben ykanmaya alrken bir grup kadnn ieri dolumas hi houma gitmez."
140 141
BYL ATO RlVA

"Kadnlarn hamam ayr," dedi ipek. "Rivallar bu konuda ok mazbutturlar. Tolnedrallar kadar gelimi deiller yani." "K vakti ykanmann salkl olduundan emin misiniz?" diye sordu Lelldorin kukuyla buhar tten sulara bakarak. Garion havuza dalp hzla o yandaki lk sudan kar utaki scak sulara doru yrd. Uzaklatka buhar younlat ve arka duvardaki halkalara takl iki mealenin bulank bir prltya dnt. Sesleri ve yzerken kardklar prtlar fayans duvarlarda bir maa-radaymlar gibi yanklanyordu. Buhar iyice artt ve Garion bulank lolukta arkadalarndan tamamen ayrlm oldu. Scak su onu rahatlatt; yan bilinli bir halde kendini suda srklenmeye brakmak istedi; scak suyun gemiin ve gelecein btn anlarn ykayp gtrmesini istedi neredeyse. Hayallere dalarak srtst yatt, sonra nedendir bilinmez, karanlk, buharl sulara batmaya brakt kendini. Gzleri kapal, btn duyulardan arnm bir halde ne kadar ylece yattn bilmiyordu; ama sonunda yz sudan kt ve

ayaa kalkt. Sular salarndan omuzlarna dkld. Kendini tuhaf bir biimde arnm hissediyordu. Derken darda gne bulutlardan syrld ve tek bir k huzmesi tavandaki kk, parmaklkl pencereden szlerek tam Ga-rion'un stne dt. Anszn geliveren bu k buharla dalyor ve fosforluymu gibi parlyordu. "Selam Belgarion," dedi iindeki ses. "Seni selamlyorum bu Eras Yortusunda." Seste her zamanki alayclndan eser yoktu ve kulland resmi dil nemli bir eye iaret ediyordu sanki. "Saol," dedi Garion ciddi bir tavrla. Bir daha konumadlar. Etrafnda buharlar oynaarak ykseldi; sonra dnp daha serin olan blgeye, Lelldorin'le pek'in boazlarna kadar suya batm bir halde muhabbet ettikleri yere doru yrd. leden yarm saat kadar nce, Garion Pol Teyzenin arsna uyarak uzun ta bir koridordan geti ve Riva Kralnn Salonunun oymal kaplarndan birka adm tedeki bir odaya girdi. En k ceketini ve pantolonunu giymiti ve yumuak deri izmeleri parlayana kadar fralanmt. Pol Teyzenin stnde koyu mavi, beli kemerli ve kukuletal bir elbise vard. Belgarath da mavi bir cppe giymiti ve ilk kez hrpani grnmyordu, ihtiyarn yz ok ciddiydi; Pol Teyze ile konuurlarken her zamanki atmalarndan eser bile yoktu. Kk odann kesinde, beyaz bir keten elbise giymi olan Emanet sessizce oturuyordu. "ok ksn Garion," dedi Pol Teyze elini uzatp alnna den salarn dzelterek. "ieri gitmemiz gerekmiyor mu?" diye sordu Garion. Griler giyinmi Rivahlarn ve daha renkli giysileri olan ziyaretilerin salona girdiklerini grmt gelirken. "Gideceiz Garion," dedi Pol Teyze. "Zaman gelince." Belga-rath'a dnerek, "Ne kadar kald?" diye sordu. "Bir eyrek saat daha var," dedi byc. "Her ey hazr m?" "Garion'a sor," dedi ihtiyar. "Ben elimden geleni yaptm. Gerisi ona kalm," O zaman Pol Teyze Garion'a dnd; gzlerinde ok ciddi bir ifade vard ve sandaki beyaz tutam kara salarnn arasnda gm gibi parlyordu. "Eee, Garion," dedi. "Hazr msn?" Garion aknlkla ona bakarak, "Dn gece ok garip bir rya grdm," dedi. "Herkes bana bu soruyu sorup duruyordu. Ne demek bu Pol Teyze? Neye hazr mym?" "Biraz sonra akla kavuacak," dedi Belgarath. "Tlsmn dar kar. Bugn onu akta tamalsn." "Hani grnmemesi gerekiyordu?" \ "Bugn farkl," diye cevap verdi ihtiyar. "Aslna bakarsan, bugn benim grdm btn gnlerden farkl - ki ben epey fazla gn grdm." "Eras Yortusu olduu iin mi?" "O da var tabii." Belgarath elini elbisesinin yakasndan ieri sokup kendi gm madalyonunu kard. Bir gz atp, "Biraz eskimi," dedi. Sonra glerek ekledi, "Ona baklrsa ben de eskidim." Pol Teyze de kendi tlsmn kard. Belgarath'la ellerini uzatp Garion'un birer elini tuttular, sonra kendi ellerini de birletirdiler.. "Uzun zamandr bu gn bekliyorduk Polgara," dedi Belgarath. "ok uzun zamandr baba," diye onaylad Polgara. "Piman olduun bir ey var m?" "Varsa da onlarla birlikte yaayabilirim ihtiyar kurt." "Gidelim yleyse." Garion kapya yneldi. "Sen dur Garion," dedi Pol Teyze. "Sen Emanet'le burada bekleyeceksin, ikiniz sonra geleceksiniz." "Birini yollayp artacak msnz bizi?" diye sordu Garion. "Ya143

RlVA 142 BYL ATO

ni vaktimizin geldiini nasl anlayacaz?" "Anlayacaksnz," dedi Belgarath. Sonra onu Emanet'le yalnz braktlar. "Pek bir aklama yapm saylmazlar, deil mi?" dedi Garion olana. "Umarm bir pot krmayz." Emanet gvenli bir ifadeyle glmseyerek minik eliyle Garion'un elini tuttu. Daha dokunur dokunmaz, Ta'n arks Garion'un zihnini doldurarak btn dertlerini ve kukularn alp gtrd. ocuun elini tutarak orada ylece ne kadar zaman arky dinlediini hatrlamyordu. "Sonunda vakit geldi Belgarion." Ses sanki Garion'un zihniyle snrl deilmi de dardan geliyormu gibiydi; Emanet'in yzndeki ifadeden sesi onun da duyduu anlalyordu. "Yapmam gereken bu mu?" diye sordu Garion. "Ksmen bu." "ieride ne yapyorlar?" Garion ihtiyatla kapya bakt. "Salondaki insanlar olacaklara hazrlyorlar." "Hazr olacaklar m ?" "Sen olacak msn?" Bir sessizlik oldu. "Hazr msn Belgarion?" "Evet," dedi Garion. "Her ne ise, sanrm hazrm." "Gidelim yleyse." "Ne yapacam syleyecek misin bana?" "Gerekirse." Emanet'in elini brakmadan kapya doru yrd Garion. teki elini kapy amak iin kaldrd, ama kap daha o dokunmadan kendiliinden alverdi. Birka adm tede, dev, oymal kapnn nnde iki muhafz vard, ama Garion ve Emanet yaklarken donmu gibiydiler sanki. Garion gene elini kaldrd ve Riva Kralnn Salonunun devasa kaps, bu ele cevap verircesine, sessizce ald. Riva Kralnn Salonu, ok byk, kubbeli bir taht odasyd; oymal, dev tahta stunlar tavandaki kirileri tutuyordu. Duvarlar sancaklar ve yeil dallarla sslyd ve demir amdanlarda yzlerce mum yanyordu. Yerde aralkl olarak byk ate ukuru vard; ukurlarda ktk deil, yer kmr bloklar yanyor, odaya dzenli, ho kokulu bir scaklk yayyorlard. Salon kalabalkt, ancak kapdan tahta uzanan mavi halyla kapl yol botu. Ama Garion kalabal fark etmedi bile. Ta zihnini tamamen doldurmu, btn dncelerini askya almt. Dnceden, korkudan ve utangalktan arnm, uykuda yrr gibi ilerleyerek, yannda Emanet, tahtn iki yannda duran Pol Teyzeyle Belgarath'a yaklat. Riva Kralnn taht, tek bir bazalt ktlesinden oyulmutu; arkal ve kolluklar ayn ykseklikteydi ve o kadar devasayd ki, dalar kadar kalc grnyordu. Srt duvara dayalyd, arkasnda ise ucu aa bakan koca bir kl aslyd. Garion ve Emanet mavi hal deli uzun yoldan tahta doru yrrlerken, Hisarn bir yerlerinde bir an almaya balad ve Ta'n arksna kart. Her amdann yanndan getiklerinde, mumun atei ufa-lp ine ba kadar kalyordu. Ne esinti vard, ne de alevlerde bir titreme; mum alevleri birer birer klerek Salonu derin bir glgeye bodular. Salonun nne vardklarnda, Belgarath yznde esrarl bir ifadeyle bir an onlara bakt, sonra Riva Kralnn Salonunu dolduran kalabala dnerek heybetli bir sesle, "ite Aldur Ta!" dedi. Emanet Garion'un elini brakarak keseyi at ve elini iine soktu. Yuvarlak gri ta keseden karp karanlk Salona dnd ve herkes grebilsin diye iki eliyle havaya kaldrd. Ta'n arks dayanlr gibi deildi artk, onun yan sra mthi, titreyerek ykselen bir ses de duyulmaya balamt. Garion olann yannda durup

toplananlar izlerken, ses de nlayarak ykseliyor, ykseldike tizleiyordu. Emanet'in havada tuttuu tan iinde nokta halinde, ok parlak, mavi bir k vard sanki. Ses ykseldike k da giderek daha parlaklat. Karsndaki yzlerin hepsi tandkt Garion' un. Barak oradayd, Lelldorin de; Hettar, Durnik, ipek ve Mandorallen de oradaydlar. Kraliyet locasnda, Tolnedra elisinin yannda, arkasnda Adara ve Ariana ile Ce'Nedra oturuyordu; tam bir imparatorluk Prensesi gibi. Ama bu tandk yzlerle kansan baka yzler de vard; tuhaf, maske gibi, baka btn zellikleri rterek bir tek kimlii vurgulayan yzler. Barak'la kansan ekil, Korkun Ay idi, Hettar ise binlerce ve binlerce atn varln tayordu yannda. Ipek'in yannda Klavuz duruyordu, Relg'in yannda ise Kr. Lelldorin Oku idi, Mandorallen ise Koruyucu valye. Taiba'nn stnde, havada len Irkn Anas'nn zgn ekli ldyordu ve acs Mara'nn acsyla aynyd. Ce'Nedra ise artk bir prenses deil, kralie idi; Ctuchik'in Dnyann Kraliesi dedii kii. Hepsinden tuhaf, Durnik, sevgili, gvenilir, Durnik yznde iki hayatnn apak iziyle oradayd. Ta'n yakc mavi nda
RtVA

145

144
BYL ATO

ve kulaklarndaki tuhaf titreyen sesle, Garion dostlarna merakla bakt, ve hayatnda ilk kez onlar, Belgarath ve Pol Teyzenin daha en bandan beri grdkleri halleriyle grmekte olduunu fark etti. Arkasnda Pol Teyzenin sakin ve ok yumuak bir sesle, "Grevin tamamland Emanet," dediini duydu. "Artk Ta' verebilirsin." Kk ocuk keyifle glerek dnd ve parldayan Ta' Garion'a uzatt. Garion hibir ey anlamadan parlak taa bakakald. Alamazd ki! Ta'a dokunmak lm demekti. " Uzat elini Belgarion, ve doum hakkn sana getirmi olan ocuktan al." Tand sesti bu, ama ayn zamanda da deildi. Ses konutuunda reddetmek mmkn deildi. Garion'un eli o fark etmeden ileri uzand. "Emanet!" dedi ocuk Ta' Garion'un uzanm eline brakarak. Ta avucundaki lekeye dediinde Garion tuhaf, yakc bir hisse kapld. Yayordu Ta! Avucundaki canl atee bo gzlerle bakarken bile, iindeki hayat hissedebiliyordu. "Ta' Riva Kralnn klcnn kabzasmdaki yerine koy," dedi ses; Garion annda, hi dnmeden itaat ederek dnd. Bazalt tahtn oturma yerine, sonra da arkalnn ve kollarnn oluturduu geni kntya basarak uzand, dev klcn kabzasn yakalayarak dengesini salad ve Ta' kabzann ucuna yerletirdi. Hafif ama herkesin duyabilecei bir trtyla, Ta ve kl bir oldular; Garion Ta'n yaam gcnn elinde tuttuu kabzadan aktn hissetti. Klcn az parlamaya balad ve kulaklanndaki ses bir oktav daha tizleti. Derken dev silah anszn, yzyllardr asl durduu duvardan kurtuldu. Salondaki kalabalk huu iinde nefesini tuttu. Kl derken, Garion iki eliyle kabzay yakalad, yere dmesini engellemek iin srtn duvara dayayacak ekilde dnd. Dengesini kaybettiren ey, klcn arlnn olmamasyd. O kadar bykt ki, normal olarak tutamamas, kaldramamas gerekiyordu; ama bacaklarn ap omuzlarn duvara dayadnda, klcn ucu kolaylkla havaya kalkt ve dimdik oluverdi. Hayretle klca bakarken, elindeki kabzann tuhaf bir biimde zonkladn hissetti. Ta daha da parlad ve bir yrek gibi atmaya balad. Sonra, titreyen ses bir kutlama ayini gibi mthi bir alla ykselirken, Riva Kralnn klc yakc mavi bir alevle parlad. Sebebini bilmeden, Garion mavi alevden klc iki eliyle bann stne kaldrarak huu iinde ona bakmaya balad. "Ne mutlu Alorya'ya!" diye haykrd Belgarath gkgrlts gibi bir sesle. "nk Riva Kral geri dnd! Herkes selam dursun! te Belgarion, Riva Kral ve Batnn Hkmdar!"Ancak btn bu karkln ve milyon kere milyon sesten

olumu ve evrenin bir ucundan tekine sesleniyormu gibi duyulan o muhteem kutlama korosunun ortalk yerinde, sanki karanlk bir lahdin pasl demir kaps anszn ardna kadar alm gibi bir ses duyularak Garion'un yreini dondurdu. Lahitten bir ses nlayarak ykseldi, ama kutlamaya katlmad. Yzyllar sren bir uykudan koparlan lahitteki ses, fkeyle, kan isteyerek uy and. Dnemeyecek kadar akn durumda olan Garion, alevler iindeki klc havada, ylece dururken, toplanm olan Alornlann hepsi, tek bir elik sesiyle kllarn knlarndan kardlar. "Selam Belgarion, Kralm," diye grledi Riva Vekilharc Brand tek dizinin stne kp klcn kaldrarak. Drt olu da onun ardnda diz kp kllarn kaldrarak, "Selam Belgarion, Riva Kral," diye haykrdlar. "Selam Belgarion!" diye nlad Riva Krajnn Salonu, ve havaya kalkan kllardan bir orman, Garion'un elindeki yanan klcn yla parlad. Hisarn bir yerlerinde bir an almaya balad. Haber aadaki nefesini tutmu bekleyen ehre ulanca, baka anlar da ona katld ve anlarn kutlamas kayalk yamalardan denizin buzlu sularna Riva Kralnn dnn haber vererek yankland. Salonda kutlamaya katlmayan bir kii vard. Klcn alev almas Garion'un kimliini inkr edilemez bir biimde ortaya koyduunda, Prenses Ce'Nedra yz bembeyaz olarak, gzlerinde bir dehet ifadesiyle ayaa frlamt. Belli ki Garion'un hl anlayamad bir eyi annda fark etmiti; o kadar rahatsz edici bir ey olmalyd ki bu, yznden tm kann ekilmesine ve mthi bir dehetle ona bakakalmasna sebep olmutu. Derken imparatorluk Prensesi Ce'Nedra'mn dudaklarndan anszn bir fke ve itiraz l ykseldi. Tm salonda n n nlayan bir sesle, "OLAMAZ!" diye haykrd.
RlVA

147

ON KNC BLM

iN EN KOTU TARAFI, herkesin durmadan eilerek selam vermesiydi ona. Nasl karlk vermesi gerektii konusunda en kk bir fikri bile yoktu Garion'un. Kendisi de eilmeli miydi? Yoksa "Selamn aldm" anlamnda hafife ban m sallamaly-d? Belki de en iyisi bu durumu tamamen reddedip grmezden gelmek filan gibi bir eydi. Peki ama biri ona "Hametmeap" dediinde ne yapacakt? Bir gn ncesinin olaylar hl kafasnda bulank bir karmaa halindeydi. ehir

halkna takdim edildiini hatrlyordu. Demirpene' nin Hisarnn burlarndan birinde, elinde arl olmayan alevli klc, aada tezahrat yapan kalabal selamlamt. Ancak ne kadar harikulade olurlarsa olsunlar, o gn akta cereyan edenler, baka bir gereklik dzeyinde olup bitenler karsnda nemsiz kalyorlard. Mthi gler odaklanmt Riva Kralnn ilan edilmesi anna; Garion en sonunda kim olduunu rendii o kr edici anda grd eyler sonucunda hl uyumu gibi hissediyordu kendini. Sonu gelmeyen kutlamalar ve ta giyme treni iin bir sr hazrlk vard, ama bunlar da bulankt hafzasnda. Ama hayat pahasna bile olsa, o gn olanlarn mantkl, tutarl bir yksn anlatamazd kimseye. Bugn daha da beter olacakt sanki, eer bu mmknse, yi uyu-mamt. Her eyden nce, onu gtrdkleri kraliyet dairesindeki yatak kesinlikte ok rahatszd. Drt kesinden byk ve yuvarlak tahta direkler kyordu ve mor kadifeden perdeleri vard. Ona ok byk gelmiti ve fazla yumuakt. Son bir yl boyunca ounlukla yerde uyumutu ve kraln yatandaki kuty iltenin yumuakl rahatsz edici geliyordu. stelik, yataktan kalkar kalkmaz, herkesin ilgi oda olacandan emin olmas da ileri daha zorlatryordu. En sonunda yataktan hi kmamann daha iyi olacana karar verdi. Dndke daha da makul grnyordu bu zm. Ama kraliyet yatak odasnn kaps kilitli deildi. Gne doduktan az sonra kap ald ve Garion birinin ortalkta dolanmakta olduunu duydu. Merakla yata evreleyen mor kadife perdelerin arasndan dar bakt. Ciddi grnl bir hizmetkr pencerelerin perdelerini ayor ve atei krklyordu. Ancak Garion'un dikkati hemen minenin yanndaki masada duran byk, st rtl gm tepsiye evrildi. Burnu sosislerin ve scak, yeni pimi ekmein kokusunu ald. Tereya da vard evet o tepsinin bir yerlerinde mutlaka tereya vard. Midesi yksek sesle bir eyler syemeye balad ona. Hizmetkr her eyin yerli yerinde olup olmadn kontrol etmek iin odaya bir gz att, sonra kararl bir ifadeyle yataa yaklat. Garion hemen rtlerin altna sakland. "Kahvalt, Hametmeap," dedi hizmetkr kesin sesle, perdeleri ap direklere balayarak. Garion iini ekti. Belli ki yataktan kmama karan vermek ona kalmamt. "Teekkr ederim," diyg cevap verdi. "Hametmeaplarnn baka bir ihtiyac var m?" diye sordu hizmetkr hevesli bir tavrla, Garion'un giymesi iin bir sabahlk tutarak. "Ah... Yok... Hayr, u an iin yok, saol," dedi Garion, hal kapl basamaktan yere inerken. Hizmetkr ona sabahl giydirdikten sonra eilerek oday terk etti. Garion masaya gidip oturdu, tepsinin kapan at ve iddetle kahvaltsna saldrd. Yemeini bitirdiinde bir sre kocaman, mavi kaplamal bir koltukta oturarak, pencereden dar, ehrin stnde ykselen karl tepelere bakt. Gnlerdir kylan dven frtna sonunda durulmutu - en azndan imdilik; k gnei parlak, sabah gkyz masmaviydi. Gen Riva Kral dncelere dalarak penceresinden dany seyretti bir sre. Kafasn bir ey kurcalayp duruyordu - daha nce duyduu ama imdi unuttuu bir ey. Sanki Prenses Ce'Nedra ile ilgili bir eyi hatrlamas gerekiyordu. Kl Garion'un kimliini atafatl bir biimde ilan eder etmez, kk kz Riva Kralnn Salonundan kamt dn. Bu iki eyin birbiriyle ilgili olduundan emindi. Hatrlamaya alt ey, Ce'Nedra'nn kayla dorudan bantlyd. Baka biri olsa, gidip ne olduunu renmeye almadan nce sakinlemesi iin biraz zaman tanmak iyi olabilirdi, ama Garion Ce'Nedra ile baa kmann
148
BYL ATO

yolunun bu olmadn biliyordu. Olaylar zihninde dolandrp byt-1 me frsat

tannmamalyd ona. Yoksa iler daha da beter olurdu. Gari-| on iini ekerek giyinmeye balad. Koridorlardan kararl bir tavrla ilerlerken, durmadan akn ba- i klar ve acele selamlarla karlayordu. Bir gn ncesinin olaylar-' nn tanmadan, dikkat ekmeden gezinebilme ansn sonsuza kadar elinden alm olduunu kavrad ksa zamanda. Yzn gremedii biri, muhtemelen bir hizmette bulunabilme midiyle, onu takip edecek kadar ileri gitmiti. Her kimse bu, saygl bir uzaklktan izliyordu onu, ama Garion gz ucuyla koridorun gerisinde kendini izleyen kiiyi grebiliyordu: Sessiz admlarda yryen, gri pelerinli bir adam. Garion her ne sebeple olursa olsun takip edilmekten holanmyordu,j ama gene de dnp adama iine gitmesini syleme isteini bastrd. Prenses Ce'Nedra'ya Pol Teyzenin dairesiye ayn koridorun bir daha aasnda odalar verilmiti. Garion elini kaldrp kapy tklat* madan nce btn cesaretini toplad. "Hametmeap," dedi Ce'Nedra'nn oda hizmetisi aknlkla reve-| rans yaparak. "Ltfen Asaletmeaplanna kendileriyle grmek istediimi bildi-"5 rir misiniz?" diye sordu Garion. Kz, "Tabii Hametmeap," diyerek ieriki odaya kotu. Birtakm mrltlar duyuldu, sonra Ce'Nedra ieri girdi. zerinde t atafatsz bir elbise vard ve yz nceki gnk kadar beyazd. "Has- } metmeap," diye selamlad Garion'u buz gibi bir sesle. Yapt sert re- > verans, ciltlerce konumu kadar anlamlyd. "Seni rahatsz eden bir ey var," dedi Garion laf dolandrmadan. "Ak ak konumak ister misin?" "Hametmeap nasl emrederse," dedi Ce'Nedra. "Byle konumaya mecbur muyuz?" "Hametmeaplannn neyi kastettiini anlayamadm?" "Birbirimizi drst olacak kadar tanmyor muyuz sence?" "Tabii, Ekselanslarna tartmadan itaat etmeye bir an nce al-| sam iyi olacak." "Bu da ne demek imdi?" "Bilmiyormu numaras yapma," diye parlad Ce'Nedra. "Ce'Nedra, neden bahsettiin hakknda en ufak bir fikrim bile1? yok." Ce'Nedra yzne kukuyla bakt, sonra baklar bir nebze yumu-}
149
RtVA

ar gibi oldu. "Belki de gerekten yoktur," diye mrldand sonra. "Vo Mimbre Anlamasn okumadn m hi?" "Bana okumay sen rettin," dedi Garion. "Yedi-sekiz ay nce. Okuduum her kitab biliyorsun. ounu sen verdin zaten." "Sen de haklsn," dedi Ce'Nedra. "Bir dakika bekle, hemen geliyorum." Yandaki odaya koup rulo halinde bir parmenle geri dnd. "Yksek sesle okuyaym," dedi. "Baz kelimeler zor gelebilir." "O kadar da salak deilim," dedi Garion itiraz ederek. Ama Ce'Nedra okumaya balamt bile. "...Ve Riva Kralnn geri dnmesi durumunda, Efendilik ve Hkmranlk hakk onun olacaktr ve hepimiz ona Bat Krallklarnn Hkmdar olarak ballk yemini edeceiz. Ve Kral bir Tolnedra Prensesini kars olarak alacak ve..." "Bir dakika," diye szn kesti Garion boulur gibi. "Anlamadn bir ey mi var? Bana ok ak grnyor." "O son cmle neydi?" "...bir Tolnedra Prensesini kars olarak alacak ve..." "Tolnedra'da baka prenses var m?"

"Bildiim kadaryla yok." "Yani buna gre..." Az ak kza bakakald. "Kesinlikle." Bunu anszn kapanan elik bir kapan gibi sylemiti kz. "Dn salondan bunun iin mi katn?" "Ben kamadm." "Benimle evlenmek istemiyorsun." Bir sulama gibi kmt bu sz azndan. "yle bir ey demedim." "O zaman istiyor musun?" "yle bir ey de demedim. Ama zaten ne fark eder ki? ikimizin de fikri sorulmayacak bu konuda." "Seni rahatsz eden bu mu?" Ce'Nedra yukardan bir tavrla, "Tabii ki deil," dedi. "Kocam bakalarnn seeceini hep biliyordum zaten." "E, yleyse mesele ne?" "Ben bir imparatorluk Prensesiyim Garion." "Biliyorum." "Kimsenin ast olmaya alk deilim." "Ast m? Kime ast... Yani kimin ast?" "Anlamaya gre sen Batnn Hkmdarsn."
150 BYL ATO

"Bu ne demek?" "Bu u demek ki Hametmeap, benden yksek bir mertebedesiniz." "Bu kadar zlmenin sebebi bu mu yani?" Ce'Nedra'nn baklar ekilmi bir haner gibiydi. "Hametmeap-lannn msaadesiyle, ekilmek istiyorum." Sonra cevabn bile beklemeden odadan kp gitti. Garion arkasndan bakakald. Bu kadar da olmazd! Hemen Pol Teyzeye gidip duruma itiraz etmek istedi, ama dndke, ondan hibir destek gremeyeceini anlad. Bir sr kk bilgi krnts yerine oturmaya balamt imdi. Pol Teyze bu manasz durumda tarafl olmakla kalmyordu, Garion'un kaacak yeri olmasn diye kesinlikle elinden geleni yapmt. Konuacak birine ihtiyac vard - bu durumdan bir k yolu dnebilecek kadar uyank ve kural tanmaz birine. Ce'Nedra'nn oturma odasndan kp, Ipek'i aramaya koyuldu. Ufak tefek Drasniyal odasnda yoktu ve yatan yapan hizmetkr bir yandan eilip selam verirken, bir yandan da pek'in nerede olduuna dair en kk bir fikri olmadn kekeleyerek ve zrler dileyerek anlatmaya alt. Garion hemen kat oradan. Barak'n kars ve ocuklaryla paylat daire pek'inkinden birka adm tede olduu iin, Garion hl kendisini izleyen gri pelerinli adama bakmamaya alarak oraya gitti. "Barak," dedi dev erek'in kapsn vururken, "Benim, Garion. Girebilir miyim?" Leydi Medel hemen kapy aarak saygyla reverans yapt. "Ne olur yapmayn unu," diye yalvard Garion. "Derdin ne Garion?" dedi Barak. Yeil kaplamal bir koltua oturmu, bebek olunu dizinde hoplatyordu. "Ipek'i aryorum," dedi Garion yerlere atlm elbiseler ve oyuncaklarla dolu geni, rahat salona girerken. "Yzn eytan grm gibi," dedi dev adam. "Yolunda gitmeyen bir ey mi var?" "Sinir bozucu bir haber aldm," dedi Garion rpererek. "Ipek'i aryorum. Belki o bu duruma bir zm bulabilir." "Kahvalt ister misin?" diye sordu Leydi Merel. "Kahvalt ettim, saolun," dedi Garion. Kadna biraz daha dikkatle bakt. Her zamanki smsk rglerini zmt Merel, yumuak san salar yzn

evreliyordu. Eskisi gibi yeil bir elbise giymiti, ama duruunda o eski katlk yoktu. Garion Barak'n da karsnn ya151
RlVA

nnda her zaman taknd o ask yzl savunma tavrndan biraz uzaklam olduunu fark etti. Derken Barak'n iki kz, Emanet'in birer elini tutmu halde odaya girdiler. Bir keye oturup bol bol kkrdama ieren karmak bir oyun oynamaya baladlar. "Korkarm kzlarm olan almaya karar vermiler," dedi Barak srtarak. "Anszn boazma kadar oluk ocua gmldm, ama iin ho taraf, hi de ikyet etmiyorum bundan." Merel Barak'a bir gz atarak glmsedi - neredeyse utanga bir glmseme. Sonra glen ocuklara bakarak, "Kzlar Emanet'e tapyorlar," dedi. Sonra Garion'a dnd. "nsann bu olann gzlerinin iine bir saniyeden fazla bakamadn fark ettin mi? Sanki kalbinin iine bakyormu gibi." Garion ban sallayarak, "Herhalde herkese ok gvenmesiyle ilgili bir ey," dedi. Barak'a dnd, "pek'i nerede bulabileceime dair bir fikrin var m?" Barak gld. "Koridorlarda dolap zar seslerini dinle. Bizim kk hrsz geldiimizden beri kumar oynuyor. Belki Durnik bilir. O da ahrlarda saklanyor. Krallar onu huzursuz ediyormu." "Beni de ediyor," dedi Garion. "Ama sen de kralsn Garion," diye hatrlatt Merel. "Daha da kt ya," dedi Garion. Birtakm arka koridorlardan geerek ahrlara yolland Garion. Bu yolu ilek, byk koridorlarda soylularla karlama ihtimaline kar semiti. Bu dar geitler daha ziyade mutfaa gidip gelen hizmetkrlar tarafndan kullanlyordu; Garion da kk saray grevlilerinin henz kendisini tanmayacana gveniyordu. Tannmamak iin ban ne emi, dar bir koridorda hzl hzl ilerlerken, kraliyet dairesini terk ettiinden beri peinden ayrlmayan adam iliti yine gzne. O kadar can skld ki, tannmama kaygsn bir yana brakp geri dnd ve, "Orada olduunu biliyorum," diye seslendi takipisine. "Ortaya k da greyim seni." Ayan sabrszca yere vurarak bekledi. Arkasndaki koridor sessiz ve botu. "abuk ortaya k," diye tekrarlad Garion. Sesinde hi alk olmad bir emir tonu vard. Ama ne bir ses, ne bir kprt vard koridorda. Garion bir an bu srarl takipisini yakalamak iin geri dnmeyi dndyse de, tam o srada bir tepsi dolusu kirli tabak tayan bir hizmetkr koridordan Garion'a doru gelmeye balad. 153
152
RtVA BYL ATO

"O tarafta kimseyi grdn m?" diye sordu Garion. "Ne tarafta?" dedi hizmetkr. Belli ki kraln tanmamt. "Koridorun gerisinde." Hizmetkr ban sallayarak, "Drasniya Kralnn dairesinden ktmdan beri kimseyi grmedim," dedi. "nc kahvaltsn ettiine inanr msn? Hayatmda bu kadar ok yiyen birini grmedim." Merakla Garion'a bakt. "Burada bulunmann yasak olduunu bilmiyor musun? Eer aba seni yakalarsa fena pataklar. Bu koridorlara ii olmayan kimsenin girmesini istemiyor." "Ahra gidiyorum," dedi Garion.

"Acele et o zaman. Aba sinirli biridir." Ahrdan kmakta olan Lelldorin, karl avluda birbirlerine yaklarlarken Garion'a hayretle bakarak, "Saray grevlilerinden kurtulmay nasl becerdin?" diye sordu. Sonra, birden aklna gelmi gibi eilerek selam verdi. "Ltfen yapma unu Lelldorin," dedi Garion. "Biraz sakil bir durum, deil mi?" diye kabullendi Lelldorin. "Birbirimize her zamanki gibi davranalm," dedi Garion kesin bir tavrla. "En azndan birileri bize bunun yasak olduunu sylemedii srece, pek'in nerede olduu hakknda bir fikrin var m?" "Sabah erken bir saatte grdm," dedi Lelldorin. "Hamama gideceini syledi. Pek iyi grnmyordu. Galiba gece biraz kutlama yapm." "Haydi gidip bulalm onu," dedi Garion. "Onunla konumam lazm." pek'i fayans deli, buhar dolu bir odada oturur buldular. Ufak tefek Drasniyal beline bir havlu dolamt ve buram buram terlemekteydi. "Bunun sana iyi geleceinden emin misin?" diye sordu Garion etrafn saran buhar bulutlarn datmak iin elini sallayarak. "Bu sabah bana hibir ey iyi gelemez Garion," dedi ipek ackl bir sesle. Dirseklerini dizlerine dayayarak perian bir ifadeyle ban ellerinin arasna ald. "Hasta msn?" "Hem de feci halde." "Sabah byle olacan biliyorduysan, gece neden o kadar ok itin?" "O srada iyi bir fikir gibi gelmiti; en azndan imdi yle hatrlyorum. Arada birka saati tamamen unuttum sanyorum." Bir hizmetkr ac iindeki hrsza kpkl bir kupa bira getirdi; pek hemen kupay kafasna dikti. "Sence akllca bir ey mi bu?" diye sordu Lelldorin. "Deildir herhalde," dedi ipek omuz silkerek. "Ama u anda aklma daha iyi bir fikir gelmiyor." Tekrar rperdi. "Perianm, perian." Garion'a dnd. "Bir ey mi istiyorsun benden?" "Bir sorunum var," deyiverdi Garion. Sonra Lelldorin'e bir gz atarak, "Ama ltfen bu mzn arasndan dar kmasn," diye ekledi. ,- "eref sz veriyorum," dedi Lelldorin hemen. "Saol Lelldorin." Gerek olmadn izah etmeye almaktansa, eref szn kabul etmek daha kolayd. "Vo Mimbre Anlamasn okudum biraz nce," dedi Garion. "Daha dorusu biri b^na okudu. Ce'Nedra ile evlenmem gerektiini biliyor muydunuz?" "iin o ksmn dnmemitim daha," dedi ipek, "ama Anlamada buna dair bir hkm vard galiba, deil mi?" "Tebrikler Garion," diye haykrd Lelldorin dostunun omuzuna vurarak. "ok gzel bir kz." Garion bunu duymazdan gelerek, "Bu durumdan kurtulmamn bir yolunu dnebilir misin?" diye sordu Ipek'e. "Garion, u anda ne kadar feci bir halde olduum dnda hibir ey dnemiyorum. Ama ilk aklma gelen hibir kurtulu yolunun olmad. Batnn btn krallklar bu Anlamann imzacs, ayrca Kehanet de ie karmt sanyorum." "Bunu unutmutum," dedi Garion kasvetli bir ifadeyle. "Eminim bu duruma alman iin zaman tanyacaklardr," dedi Lelldorin. "Ama Ce'Nedra'ya ne kadar zaman tanyacaklar acaba? Sabah onunla konutum; bu durumdan hi memnun deil." "Senden holanmad sylenemez," dedi ipek. "Sorun o deil ki. Ondan st bir mertebede olduum iin fkeleniyor." ipek dermansz bir halde glmeye balad. "insan dostunun haline byle glmez," dedi Garion sulayarak. "Prensesin iin mertebe bu kadar nemli mi?" diye sordu Lelldorin. "Herhalde sa kolu kadar nemlidir," dedi Garion eki bir suratla.

154
BYL ATO

155

RtVA

"Bana kalrsa her saat ba en az yedi-sekiz kere kendisine bir imparatorluk Prensesi olduunu hatrlatyordun Bu onun iin ok nemli. Sonra birden ben ortaya kyorum ve bir hiken anszn onun st oluveriyorum. Tam onun asabn bozacak bir durum, hem de sonsuza kadar." Durup Ipek'e dikkatle bakarak, "Bugn iyileme ihtimalin var m?" diye sordu. "Niyetin ne?" "Riva ehrinde yolunu bulabilir misin?" "Tabiatiyle." "ehre bir ineyim diye dnyordum - ama boru alarak filan deil, sradan biri gibi giyinerek. Rivallar hakknda hibir ey bilmiyorum ve imdi de..." Lafn bitiremedi. "imdi de onlarn kralsn," diye tamamlad Lelldorin. "Fena bir fikir deil," dedi ipek. "Ama tam emin deilim. Beynim u anda pek iyi almyor grdnz gibi. Olacaksa bugn olmal tabii. Yarn ta giyeceksin; kafana o tac bir kere koydular m hareketlerin iyice kstlanr." Garion bunu dnmek bile istemiyordu. "Ama ltfen nce bana kendimi toplamam iin biraz vakit verir misiniz?" dedi ipek kupadan biraz daha ierek. "Aslnda verseniz de vermeseniz de benim biraz daha dinlenmem lazm; bir zorunluluk meselesi." Fare suratl ufak tefek adamn kendine gelmesi bir saat ald. Tedavi yntemi son derece dolayszd: Eit miktarda scak buhar ve souk bira tkettikten sonra buhar odasndan kp balklama buz gibi suyla dolu bir havuza dald. kt zaman mosmordu ve titriyordu, ama akamdan kalmalnn byk ksm gitmiti. iin de dikkat ekmeyecek giysiler seti, sonra bir yan kapdan Hisardan kard delikanllar. karlarken Garion sk sk arkasna bakt, ama sabah boyunca kendisini izleyen srarc adamdan kurtulmu gibi grnyordu. ehrin iinde yrrlerken, Garion burann ask yzl sadelii karsnda hayrete dt. Evlerin d cepheleri tekdze bir griydi ve hibir ssleme yoktu. Salam yapl, keli ve kesinlikle renksizdiler. Riva ulusal giysisinin en nemli paras olan gri pelerin, sokaklardaki insanlara da ayn ask yzl ifadeyi veriyordu. Garion hayatnn geri kalan ksmn bu pek de cazip olmayan ehirde geirme fikri karsnda bocalad biraz. Soluk k gneinde, burunlarnda limandan ykselen tuz kokusu, uzun bir caddeden aa doru yrrlerken, yanndan getikleri evin birinden ark syleyen ocuklarn sesi ykseldi. Berrak sesleri ince bir armoni iinde birbiriyle kaynayordu. Garion aknlkla bir ocuk arksnn ne kadar karmak olabileceini fark etti, "Milli elence," dedi pek. "Rivalar mzie pek dkndr. Skntlarn geirmek iin herhalde. Hametmeaplann gcendirmek istemem, ama krallnz pek skc bir yerdir." Etrafna baknd. "Yaknlarda bir yerde bir dostum oturuyor. Haydi onu ziyaret edelim." Uzun bir merdivenden onlar aadaki sokaa indirdi. Sokan biraz ilerisinde, bayrn aa yannda iri ve salam bir bina vard, ipek kapya yaklap ald. Deri nl yank izleriyle dolu bir Rival at kapy. "Radek, eski dostum," dedi hayretle. "Yllar vardr grmemitik." "Torgan," dedi ipek srtarak. "Bir urayaym da naslsn greyim dedim." "Girin, girin," dedi Torgan kapy ardna kadar aarak. "ileri bytmsn bakyorum," dedi ipek etrafna baknarak. "Piyasa iyi," dedi Torgan alakgnlllkle. "Tol Borune'deki parfmcler her cins ieyi hemen alyorlar." Rival demir grisi sal, yuvarlak, pembe

yanakl, salam yapl bir adamd. Merakla Garion'a bakarak bir ey hatrlamaya alyormu gibi kalarn att. Garion hemen yzn evirerek bir masann stne dizilmi duran zarif cam ieleri incelemeye balad. "Demek ie iine younlatn, ha?" diye sordu ipek. "Arada bir iyi iler de karyoruz," dedi Torgan biraz esefle. "Dhi bir ram var. Kendi ilerini yapmas iin izin veriyorum arada bir. Btn gn ie fletsem beni terk eder korkarm." Camc bir dolab aarak kk bir kadife kn kard. "Bak, bu onun ii," dedi kadifeyi aarken. Kanatlan yan ak, kristal bir alkuuydu bu; ucunda tomurcuklar olan yaprakl bir dala konmutu. O kadar ince allmt ki, kuun tyleri bile tek tek grlebiliyordu. "Harika,"dedi ipek az ak, camdan kuu inceleyerek. "ok gzel bir ey bu Torgan. Renkleri nasl byle mkemmel tutturabiliyor?" "Hi fikrim yok," diye cevap verdi Torgan. "Boyay kartrrken lmyor bile; ama renkler hep mkemmel kyor. Dedim ya, dhi." Kristal kuu itinayla sararak dolaba yerletirdi. iliin arka tarafnda Torgan'n evi vard ve odalar scaklk, sevgi
RtVA 157

156

BYL ATO

ve canl renklerle doluydu. Her yer parlak renkli yastklarla kaplyd ve odalarn duvarlarna tablolar aslmt. Torgan'n raklar iiden ok ailesinin fertleri gibiydiler; byk kz, raklar erimi camla urarken harpinin tellerinde ellerini gezdirerek bir mzik elalesiyle elik ediyordu onlara. "Darsna hi benzemiyor," dedi Lelldorin yznde akn bir ifadeyle. "Ne dedin?" diye sordu ipek. "Dars ok ask yzl, kaskat ve gri. Ama binann iine girdiinde scaklk ve renk var her yerde." Torgan glmseyerek, "Yabanclarn beklemedikleri bir eydir bu," dedi. "Evlerimiz de bize benzer. D grnmz zorunluluktan ask yzl. Riva ehri Ta' korumak iin ina edildi, her ev kalenin bir paras aslnda. Dmz deitirenleyiz, ama ieride sanat, iir ve mzik var. Kendimiz de o gri pelerinleri giyeriz. Faydal bir giysidir, kei ynnden dokunmutur; hafiftir, scaktr, su geirmez, ama boya da kabul etmez, o yzden hep gridir. Ancak dmz gri diye gzellii sevmememiz gerekmiyor." Garion dndke bu ask yzl gibi grnen adallar daha iyi anlyordu. Gri pelerinli Rivallarn o kaskat grn, d dnyaya gsterdikleri yzleriydi yalnzca. Yzn gerisinde ise bambaka insanlar vard. raklarn ou, Tol Borune'li parfmclerle ticarette esas yeri alan zarif cam iecikleri flemekle urayorlard. Ama bir rak tek bana alyor, kristal bir dalgann zerinde cam bir gemi yapyordu. Kum rengi sal, derin bakl bir delikanlyd bu. Ban kaldrp Garion'u grdnde gzleri irileti, ama hemen ban nne eerek iine dnd. Dkkn ksmna dnp, ayrlmak iin hazrlanrlarken, Garion o parlak dala konmu zarif camdan kua bir kere daha bakmak istedi. O kadar gzel bir eserdi ki bu, bakmak kalbini szlatyordu. "Hametmeaplannn houna gitti mi?" Dkkna sessizce girmi olan gen rakt bunu soran. Alak sesle konuuyordu. "Brand dn sizi halka tantrken meydandaydm," dedi. "Grr grmez tandm." "Adn ne?" diye sordu Garion merakla. "Joran Hametmeap," diye cevap verdi rak. "u 'Hametmeap' lafn bir yana brakabilir miyiz?" dedi Garion yalvarrcasna. "Daha bu gibi eylere alamadm. Zaten hi beklemediim bir eydi." Joran srtt. "ehirde eitli dedikodular dolayor. Sizi Byc Belgarath Aldur

Vadisi'ndeki kulesinde bytm." "Aslnda Sendarya'da, Belgarath'n kz Pol Teyze bytt beni." "Byc Polgara m?" Joran etkilenmiti bundan. "Syledikleri kadar gzel mi?" "Bana hep yle gelmitir." "Gerekten kendisini bir ejderhaya dntrebiliyor mu?" "istese yapabilir herhalde," dedi Garion, "ama o baykuu tercih eder. Her nedense kular ok seviyor, kular da onu grnce sevinten lgna dnerler. Onunla konuurlar hep." "Harika bir ey," dedi Joran huu iinde. "Onunla tanmak iin neler vermezdim." Dnceli bir ifadeyle dudaklarn bzerek tereddt etti. "Bu kk kuu sever mi dersiniz?" diye sordu sonunda kristal alkuuna dokunarak. "Sevmek mi?" dedi Garion. "Baylr." "Benim tarafmdan ona verebilir misiniz bunu?" "Joran!" dedi Garion hayretle. "Bunu alamam, ok deerli bir ey, benimse sana verecek param yok." Joran mahcup bir edayla glmseyerek, "Cam yalnzca," dedi. "Cam da erimi kumdur, kum ise dnyadaki en ucuz ey. Eer seveceini dnyorsanz, ona vermek isterim bunu gerekten. Ltfen, ona gtrr msnz bunu. Camc Joran'n hediyesi olduunu syleyin." "Peki Joran, gtrrm," dedi Garion delikanlnn elini skarak. "Gurur duyarm byle bir hediyeyi vermekten." "Saraym," dedi Joran. "Camn scaktan soua kmas iyi deildir." Bir kadife paras ald eline, sonra durdu. "Aslnda tam olarak drst davranmyorum," dedi hafif bir sululuk ifadesiyle. "Bu alkuu gerekten de iyi bir i; eer Hisardaki soylular onu grecek olurlarsa, benden baka eyler de isterler diye umuyorum. Kendi dkknm amak iin byle siparilere ihtiyacm var; ayrca..." Torgan'n kzna bir gz atarak sustu, ama yrei gzlerindeydi. "...Ayrca kendi iini kurmadan da evlenemezsin, deil mi?" dedi Garion. "Hametmeap ok bilge bir kral olacaklar," dedi Joran ciddi bir ifadeyle. "ilk haftalarda devireceim camlan atlatabilirsem tabii," dedi Garion esefle.
158 BYL ATO

Akama doru Garion kristal kuu Pol Teyzesinin dairesine gtrd. "Bu nedir?" diye sordu Pol kadifeye sarl kk paketi alarak. "ehirde rastladm gen bir camcdan sana bir hediye," dedi Garion. "Sana vermem iin srar etti. Ad Joran. Dikkat et, krlabilir bir ey." Pol Teyze ihtimamla kadife paketi at. O narin kuu grdnde gzleri yavaa irileti. "Ah, Garion," dedi, "hayatmda grdm en gzel ey." "ok iyi bir sanat," dedi Garion. "Torgan adl bir camcnn yannda alyor; Torgan da onun bir dhi olduunu syledi. Seninle tanmak istiyor." "Ben de onunla tanmak istiyorum," diye fsldad Pol; gzleri cam kuun parlak ayrntlarnda kaybolmutu. Sonra kristal ahkuu-nu ihtimamla bir masaya yerletirdi. Elleri titriyor, gzlerinden yalar szlyordu. "Neyin var Pol Teyze?" dedi Garion biraz kayglanarak. "Hibir ey Garion," dedi Pol. "Bir eyim yok." "yleyse niye alyorsun?" "Asla anlayamazsn canm," dedi Pol. Sonra Garion'a neredeyse vahice sarlarak barna bast. Ta giyme treni ertesi gn yapld. Riva Kralnn Salonu soylular ve kraliyet aileleriyle dolup tayordu; ehir ise an sesleriyle nlamaktayd. Garion ta giyiini hi tam olarak hatrlayamad daha sonra. Ermin krkl pelerinin ok scak olduunu, Riva Barahibinin kafasna koyduu sade altn tacn da ok ar olduunu hatrlayabiliyordu bir tek. En net hatrlad ey ise

Aldur Ta'nn tm Salonu o tahta yaklatka giderek artan youn bir mavi kla dolduduu ve Ta'n yaknna her geldiinde duyduu tuhaf kutlama arksnn kulaklarn dayanlmaz bir ekilde nlattyd. Ta'n arks o kadar iddetliydi ki, pelerini ve tacyla Riva Kralnn Salonunu dolduran kalabal selamlamak iin dndnde ykselen tezahrat bile duyamad. Yalnzca bir sesi ok iyi duydu. "Selam Belgarion," diyordu iindeki ses, sessizce.

ON NC BLM

RAL BELGARON, Riva Kralnn Salonundaki tahtnda ackl bir ifadeyle oturmu, Tolnedra Elisi Valgon'un bitmek bilmez, monoton konumasn dinliyordu. Gnler hi de kolay gemiyordu Garion iin. Nasl yaplacan bilmedii o kadar ok ey vard ki. Her eyden nce, emir verme konusunda kesinlikle yeteneksizdi. Sonra kendisine ayrabilecei hi zaman kalmadn fark etmiti; ayrca da peinde dolap duran hizmetkrlardan nasl kurtulabileceini de bilmiyordu. Nereye gitse peinden geliyor-lad; koridorlarda peinden ayrlmayan hevesli muhafz, uak ya da haberciyi yakalamaya almaktan bile vazgemiti. Dostlar onun yannda huzursuz oluyor ve btn ricalarna ramen ona "Hametmeap" diye hitap etmekten vazgemiyorlard. Kendisini farkl hissetmiyordu, aynaya baktnda da farkl bir ey grmyordu, ama herkes ona bir ekilde deimi gibi davranyordu. Dostlarnn yanndan ayrldnda yzlerinde beliren rahatlama ifadesi onu kryordu, o yzden koruyucu bir kabuun iine ekilip sessizce yalnzlna snmaya balamt. Pol Teyze yanndan hi ayrlmyordu, ama o bile farklyd. Eskiden hep kendisini Pol Teyzenin bir uzants gibi hissederdi, imdi ise durum tam tersineydi ve bu da hi doal olmayan bir ey gibi geliyordu ona. "Eer Hametmeap tabirimi mazur grecek olurlarsa, teklifimiz ok cmertedir," dedi Valgon, Ran Borune'nin nerdii son anlamay okumay bitirerek. Tolnedra elisi at suratl, ktcl ifadeli ve aristokrat tavrl bir adamd, imparatorluun kurucusu ve imparatorluk hanedann kk olan Honeth ailesinden geliyordu ve Alornlan aalad da her halinden belli oluyordu. Valgon Garion'u srekli huzursuz eden bir diken gibiydi, imparatordan politik ya da ticari bir

160 BYL ATO

161
RlVA

anlama getirmedii gn olmuyordu. Garion Tolnedrallarn, zerinde kendi imzas bulunan bir parmen parasna bile sahip olmadklar iin ok rahatsz olduklarnn ve nne durmadan birtakm belgeler srerlerse en sonunda srf kurtulmak iin bile olsa bir eyi imzalayaca teorisine gre davrandklarn farkna varmt hemen. Garion'un buna kar stratejisi ise ok basitti: Hibir ey imzalamyordu. "Geen hafta nerdiklerinin tpks," dedi Pol Teyzenin sesi zihninin iinde sessizce. "Btn yaptklar baz kelimeleri ve ban ifadelerin y erini deitirmek. Hayr de." Garion kendini beenmi eliye honutsuzluunu neredeyse aka belli ederek bakt. "Sz konusu bile deil," dedi ksaca. Valgon itiraz etmeye alrken szn kesti, "ikimiz de biliyoruz ki geen haftaki neriyle ayn bu Valgon. O zaman hayr demitim, imdi de cevabm ayn. Tolnedra'ya Riva ile ticarette ayrcalk tanmayacam, baka bir lkeyle anlama imzalamadan nce Ran Boru-ne'den izin almayacam; hele Vo Mimbre Anlamas'nn hkmlerini kesinlikle deitirmeyeceim. Ltfen Ran Borune'ye mantkl bir nerisi olana kadar beni rahatsz etmemesini syle." "Hametmeap!" Valgon dehet iindeydi. "Tolnedra imparatoruna byle bir ey sylenmez." "istediimi sylerim," dedi Garion. "imdi gitmene izin veriyorum - yani veriyoruz." "Hametmeap..." "ekilebilirsin Valgon," dedi Garion szn keserek. Eli dorulup souk bir selam verdi, sonra Salonu hzla terk etti. "Fena deil," dedi Kral Anheg, genellikle dier krallarla birlikte oturduklar bir perdeyle salondan ayrlm girintiden. Bu krallarn her hareketini izlemesi Garion'u srekli bir huzursuzluk iinde brakyordu. Her hareketini izleyip yarglyorlar, kararlarn, tavrn ve kelimelerini deerlendiriyorlard. Bu ilk aylarda hata yapmasnn kanlmaz olduunu biliyordu; bu hatalar izleyiciler huzurunda yapmasa daha mutlu olacakt. Ama bir grup egemen krala onlarn ilgilerinin mutlak oda olmamay tercih ettiinizi nasl syleyebilirdiniz ki? "Biraz fazla dobra dobra deil mi?" dedi Kral Fulrach. "Zamanla diplomatik olmay renir," diye bir kehanet yapt Kral Rhodar. "Bence Ran Borune bu dolaysz slubu ferahlatc bulacaktr Belgarion'umuzun cevab yznden geirecei sinir krizini atlattktan sonra tabi i." Orada toplanm olan krallar ve soylular Kral Rhodar'n bu esprisine gldler; Garion kzarmamaya altysa da baaramad. "Bunu yapmaya mecburlar m?" diye fsldad fkeyle Pol Teyzeye. "Hkrmaya kalksam bir sr yorum yayor." "Aksilik etme canm," didi Pol sknetle. "Biraz kabalk ettiin de doru. Mstakbel kaynpederinle bu slupta iliki kurmak istediinden emin misin?" Bu Garion'un kesinlikle hatrlamak istemedii konulardan biriydi. Prenses Ce'Nedra onu ani ykselii yznden affetmi deildi henz; Garion'un da onunla evlenme konusunda ciddi pheleri vard. Ondan ne kadar holanrsa holansn -ki holandndan kukusu yoktu-Ce'Nedra'nn kendisi iin iyi bir e olmayacana karar vermiti esefle. Kz zeki ve markt ve tabiatnda katr gibi bir inatlk vard Garion Ce'Nedra'nn hayatn cehenneme evirmekten sapka bir zevk alacandan emin gibiydi. Tahtnda oturmu Alorn Krallarnn neeli yorumlarn dinlerken, keke Ta'n adn bile duymasaydm diye dnmeye balad.

Mcevheri her aklndan geiriinde olduu gibi, ban kaldrp tahtn zerindeki dev klcn kabzasnda parlamakta olan Ta'a bakmak zorunda hissetti kendini. Tahta her oturduunda byle parlamasnda onu huzursuz eden, kendini beenmi bir yan vard sanki. Kendini kutlar gibiydi hep, sanki Riva Kral Belgarion onun yaratym gibi. Garion Ta' anlayamyordu. Onun bir bilinci olduunun farkndayd. Zihniyle o bilince ihtiyatla dokunmu ve gene ihtiyatla geri ekilmiti. Garion'un zihnine tanrlarn dokunduu da olmutu, ama Ta'n bilinci bambakayd. Anlamas mmkn olmayan bir g vard onda. Daha da tesi, kendisine akl d bir biimde balyd. Garion kendisini tanyordu ve bunu zorlukla da kabul etse, o kadar mthi bir sevgiye layk olmadn biliyordu. Ama ne zaman Ta'a yaklasa tahamml edilmez bir ekilde parlamaya balyor ve zihnini ilk kez Ctuchik'in kulesinde duyduu o tuhaf, nlayarak yaylan arkyla dolduruyordu. Ta'n arks zorlayc bir davet gibiydi. Garion eer onu eline alsa, iradesinin onunla birleeceini ve birlikte yapamayacaklar hibir eyin olmayacam da biliyordu. Torak Ta' kaldrp onunla dnyay ortasndan ikiye blmt. Garion istese Ta' kaldrp o yaray onarabileceinin farkndayd. Daha da kts, bu fikir aklna ilk geldiinde, Ta hemen bunu nasl yapabileceine dair kesin
162 BYL ATO

direktifler vermeye balamt ona. "Burayla ilgilen Garion," dedi Pol Teyzenin sesi. Neyse ki bu sabahlk ileri bitmek zereydi, ilgilenmesi gereken birka dileke ve bu sabah Nyissa'dan gelen o tuhaf kutlama mesaj kalmt geriye. Mesajn tonu gayet uzlamacyd ve altnda Hadma-as Sadi'nin imzas vard. Garion bu mesaja cevap vermeden nce enine boyuna dnmesi gerektiine karar verdi. Salmissra'nn taht odasnda olanlar onu hl rahatsz ediyordu ve ylan insanlarla ilikilerini normale evirmeyi isteyip istemediinden emin deildi henz. Sonunda, artk kralln o gnk ileri bittii iin Taht Salonundan ayrld. Ermin krkl pelerini fazla scak tutuyordu onu, tac da ban artmaya balamt. Kesinlikle dairesine dnp kyafet deitirmek istiyordu. Salonun yan kapsndaki muhafzlar saygyla selam verip sraya getiler ve peine taklmaya hazrlandlar. "Bir yere gitmiyorum," dedi Garion grevli avua. "Daireme dneceim, yolu da biliyorum. Haydi adamlarnla birlikte gidip le yemei yiyin." "Hametmeap ok alicenap," dedi avu. "Bize daha sonra ihtiyacnz olacak m?" "Emin deilim. Gerekirse sizi artrm." avu yeniden selam verdi ve Garion lo koridorda tek bana yola koyuldu. Bu geidi ta giymesinden iki gn sonra kefetmiti. Az kullanlan bir koridordu ve Taht Salonu ile dairesi arasndaki en kestirme yoldu. Garion bu koridordan holanmt, nk bylece Taht Salonuna gidip gelmesi srasndaki selamlamalar ve trenler en aza iniyordu. Sadece birka kaps vard ve duvarlardaki mumlar da seyrek olduu iin hafife lotu. Bu loluk ona huzur veriyordu, belki de kimliini biraz da olsa gizledii iin. Dncelere dalm olarak yoluna devam etti. yle ok dert vard ki banda. Bat ile Angarak krallklar arasndaki yaklaan sava en byyd bunlarn. Batnn Hkmdar olarak Bat ordularnn bana gemesi gerekiyordu; uykusundan uyanan Kal Torak ise Angarak srleriyle karsna kacakt. Byle mthi bir dmanla nasl yz-leebilirdi? Torak'n ad bile kann donduruyordu; zaten ordulardan ve savatan ne anlard ki? Mutlaka byk bir hata yapacakt ve Torak Bat glerini yumruuylaeziverecekti. By bile ona yardm edemezdi. Kendi gc Torak'la karlamay gze alamayacak kadar ham ve snanmamt. Pol Teyze ona yar163

RlVA

dm etmek iin elinden geleni yapard mutlaka, ama Belgarath olmadan basan anslar ok azd. Belgarath ise hastalnn yeteneklerini yok etmediine dair bir iaret gstermemiti henz. Garion bu konuyu dnmek istemiyordu artk; ancak dier sorunlar da daha iyi durumda deildi. Ksa bir sre iinde Ce'Nedra'nn barmay reddetmesi konusunda bir eyler yapmas gerekecekti. u kz bir mantkl olabilseydi! Garion mevkilerindeki ufak farkn bir sorun yaratmayacandan emindi. Ce'Nedra'dan holanyordu. Hatta duygularnn bundan epeyce derine gittiini de kabul etmeye hazrd. Ce'Nedra harika bir kz olabiliyordu, zellikle de bir ey istedii zamanlar. Eer bu kk sorunu atlatabilseler, iler dzelebilirdi. Bu ihtimali dnmek iini byk lde ferahlatt. Bu konuyu dnerek yoluna devam etti. Birka metre daha yrmt ki, arkasnda o kaamak ayak seslerini duydu tekrar, ini ekerek u adamn kendisine baka bir elence bulmasn diledi. Sonra omuzlarn silkti, Nyissa sorununu dnmeye balayarak yrmeye devam etti. Uyan son anda geldi. "Dikkat!" diye haykrd iindeki ses. Garion sebebini bile anlamadan annda tepki gsterdi ve kendisini yere att. Tac bir yana yuvarland ve frlatlm bir haner kvlcmlar kararak ta duvara arpp yerdeki talarda sekerek biraz ilerisine dt. Garion kfrederek yuvarland ve hemen kendi hanerini ekerek ayaa frlad. Urad saldndan tr fkeden kprerek koridor boyunca geriye doru, ermin krk ayaklanna dolanarak komaya balad. Kendisine bak atan gri pelerinli adam ancak bir an iin grebildi. Suikast koridorun yanndaki bir kapdan ieri dald ve Garion ar kapnn kaan adamn arkasndan arparak kapandn duydu. Elinde haneri kapya yetiip atnda, uzun, lo bir koridor kt karsna. Grnrde kimseler yoktu. Korkudan ziyade fkeden titriyordu elleri. Bir an iin muhafzlan armay dnd, ama hemen vazgeti bu fikirden. Saldrgan izlemeye devam etmek daha da aptalca grnd gzne dndke. Hanerinden baka silah yoktu ve karsna kll biri de kabilirdi. Belki birden fazla kii de vard iin iinde; bu lo ve bo koridorlar byle karlamalar iin hi de uygun deildi. Kapy kapatrken gzne bir ey iliti. Kapnn kesinde, yerde kk, gri bir ynl kuma paras duruyordu. Garion eilip onu yerRtVA

164 165

BYL ATO

den ald, duvardaki mumlarn birinin altna yrd. Kuma paras iki parmak enindeydi ve gri bir Riva pelerininin kesinden kopmua j benziyordu. Aceleyle kamaya alan suikast pelerininin ucunu ka-1 patt kapya kstrm ve bu para da oradan kopmu olacakt. Gari-on gzlerini ksarak hzla geri dnd; yolda tacn ve saldrgann har erini eilip ald yerden. Etrafna baknd. Koridor bo ve tehditki grnyordu. Eer bu bak atcs yanna -drt arkadan da alp dnecek olursa, iler tatszlaabilirdi. Btn bunlar dnnce, en iyisinin dairesine mmkn olduu kadar hzla dnmek ve kapsn kilitlemek olduuna karar verdi. Etrafta seyreden kimseler olmadndan, komik duruma dmeye bo verip kraliyet pelerininin eteklerini toplayarak, tavan gibi dairesinin gvenliine doru kotu. Dairesine varnca kapy ap ieri dald ve ardndan kilitledi he-J men. Kapya kulan dayayp izleyen olup olmadn anlamaya a-> lt. "Bir sorun mu var Hametmeap?" Garion havaya srad. Dndnde karsnda hizmetkr yordu; adamcaz kralnn elindeki hanerleri grnce gzleri falta gibi ald. "Bir ey yok..." dedi Garion telala, aknln belli etmemeyi alarak. "unu karmama

yardm et." Pelerinin balaryla urap duruyordu; elleri de hanerler ve talarla doluydu sanki. Tacn yakndaki bir koltua frlatverdi, hanerini knna soktu, teki hanerle kuma parasn zenle cilal bir masann stne yerletirdi. Hizmetkr pelerini karmasna yardm ettikten sonra katlayp koluna ast. "Hametmeap bunlar atmam isterler mi?" diye sordu, yznde honutsuz bir ifadeyle hanere ve kuma parasna bakarak. "Hayr," dedi Garion kesin bir tavrla. Sonra anszn aklna gele- J rek, "Klcmn nerede olduunu biliyor musun?" diye sordu. "Hametmeaplannn klc taht salonunda asldr," dedi hizmet- \ kr. "Onu demedim," dedi Garion. "teki, hani buraya ilk geldiimde stmde olan." "Bulabilirim herhalde," dedi hizmetkr biraz kukuyla. "Bul haydi," dedi Garion. "Elimin altnda olsa ok memnun olaca-1 m. Bir de Wildantor'lu Lelldorin'i bul bana ltfen. Onunla konu-, mak istiyorum." "Derhal Hametmeap." Hizmetkr eilerek odadan kt. Garion hanerle kuma parasn eline alarak dikkatle inceledi.' Haner sradan bir bakt; ar ve salamd, tel sargl bir kabzas vard. stnde ne ss vard/ne de sahibine dair bir iaret. Ucu duvara arpt iin hafife eilmiti. Atan ok iddetli frlatm olmalyd. Garion krek kemiklerinin arasnda bir huzursuzluk hissetmeye balad. Bu hanerin pek bir faydas olmayacakt belli ki. Muhtemelen Hisarda buna benzer en az yz haner daha vard. Kuma paras ise ok faydal olabilirdi. Kalenin bir yerlerinde, pelerininin kesi yrtk bir adam dolayordu. O yrtk pelerinle bu kuma paras birbirine tpatp uyabilirdi. Yarm saat kadar sonra Lelldorin geldi. "Otur Lelldorin," dedi Garion dostuna; sonra hizmetkr odadan kana kadar bekledi. "Galiba ufak bir sorunum var," dedi masann bandaki koltuuna iyice gmlerek. "Yardmn isteyebilir miyim?" "Sormana gerek yok Garion, biliyorsun," dedi gen Asturyal itenlikle. "Sadece ikimizin arasnda kalacak," diye uyard Garion. "Baka kimsenin bilmesini istemiyorum." "eref sz," dedi Lelldorin hemen. Garion haneri masann zerinden dostuna doru itti. "Biraz nce buraya gelirken biri bana bu haneri frlatt." Lelldorin'in gzleri falta gibi ald, "ihanet ha!" "Ya yle, ya da kiisel bir ey," dedi Garion. "Sebebini henz bilmiyorum." "Muhafzlara haber verelim," diyerek yerinden frlad Lelldorin. "Hayr," dedi Garion kesin bir tavrla. "yle bir ey yaparsam beni hepten daireme kilitlerler. Zaten pek bir zgrlm yok, olan kadarn da kaybetmek istemiyorum." "Adam grebildin mi?" diye sordu Lelldorin oturup haneri inceleyerek. "Srtn grdm. Gri bir pelerin giyiyordu." "Btn Rivallar gri pelerin giyiyor Garion." "Ama bir ipucumuz var." Garion tuniinin iinden kuma parasn kard. "Haneri attktan sonra kaarken, arkasndan bir kap arpt. Pelerini kapya skp yrtld." Lelldorin kuma inceleyerek, "Keye benziyor," dedi. "Bana da yle geliyor," dedi Garion. "Eer gzlerimizi ak tutarsak, pelerininin kenar yrtk birine rastlayabiliriz. O zaman da bu parann o yrta uyup uymadn kontrol ederiz."
166 BYL ATO
RlVA

167

Lelldorin yznde sert bir ifadeyle ban sallad. "Ama bulduumuzda onunla ben ilgileneceim. Bir kraln byle bir eye kiisel olarak karmas doru olmaz." "Bu kural deitirebilirim," dedi Garion ask bir suratla. "Bana bak atlmasndan holanmadm hi. Ama nce adam bulalm." "Hemen ie koyuluyorum," dedi Lelldorin ayaa frlayarak. "Gerekirse Riva'daki btn pelerinlerin her kesini inceleyeceim. Bu haini bulacaz Garion, sz veriyorum." Garion o andan sonra kendini daha iyi hissetti, ama gen kral o akam bir grup muhafz eliinde Riva Vekilharcnn zel dairesine giderken hl ihtiyatlyd. Srekli etrafna bakmyor, elini belindeki klcn kabzasndan ayrmyordu. Brand' byk bir harpin banda otururken buldu. Vekilharcn iri elleri, mzik aletini okar gibiydi ve kederli bir melodi dklyordu tellerden, iri yar, ciddi ifadeli adamn yz yumuak ve dnceliydi alarken; kendisinden o kadar beklenmedik bir eydi ki bu, Garion'a daha da gzel geldi mzik. "ok iyi alyorsunuz Lordum," dedi saygyla, melodinin son notalar tellerde titremeye devam ederken. "Sk sk alarm Hametmeap," dedi Brand. "Bazen alarken karm kaybetmi olduumu bile unutabiliyorum." Harpin nndeki sandalyeden kalkp omuzlarn dikletirdiinde, yzndeki btn yumuaklk da kayboldu. "Nasl bir hizmette bulunabilirim size Kral Belga-rion?" Garion huzursuz bir ifadeyle boazn temizleyerek, "Herhalde^ derdimi anlatmay pek beceremeyeceim," dedi. "Ama ltfen ne kas-J teltiimi anlamaya aln." "Tabii Hametmeap." "Bunu ben istemedim biliyorsunuz," diye balad sze Garion, tm Hisar iine alan mulak bir el iaretiyle. "Tac yani, kral olmay, ,| bunlarn hepsini. Eski halimden gayet memnundum." "Evet, Hametmeap?" "Sylemeye altm u... Yani ben gelmeden nce Riva'nn hkmdar sizdiniz.." Brand ciddi bir yzle bayla onaylad. "Aslnda kral olmak istediim filan yok," diye devam etti Garion. "Hele sizi mevkiinizden etmeyi hi istemiyorum." Brand Garion'a bakarak yavaa glmsedi. "Ben de neden her yannza geldiimde huzursuz olduunuzu merak ediyordum. Sizi rahatsz eden bu mu?" Garion sessizce bajn sallad. "Henz bizi tanmyorsunuz Belgarion," dedi Brand. "Daha buraya geleli bir ay bile olmad. Biz tuhaf bir halkzdr. bin yl akndr Ta' koruyoruz; Demirpene bu adaya geleli beri. Varolma nedenimiz bu; o yzden baka insanlarn ok nem verdii bencillik gibi eyleri oktan unuttuk. Bana neden Brand dendiini biliyor musunuz?" "Hi dnmemitim," dedi Garion. "Baka bir adm da var tabii," dedi Brand, "ama bunun szn bile etmem. Her Vekilhar Brand adn tar ki, bu grevi kiisel an ve hrete alet edemesin. Biz Ta'n hizmetkrlaryz, tek amacmz bu. Ak konumam isterseniz, siz geldiinizde ok sevindim. Halefimi semem gereken zaman yaklayordu Ta'n yardmyla tabii. Ama kimi semem gerektii konusunda hibir fikrim yoktu. Geliiniz beni bu elikiden kurtard." "yleyse dost olabilir miyiz?" "Dostuz zaten Belgarion," dedi Brand ciddi bir ifadeyle. "Ayn efendiye hizmet ediyoruz, bu da insanlar yaknlatnr." Garion tereddt etti bir an. "Becerebiliyor muyum sizce?" Brand dnd. "Yaptnz baz eyleri ben tam yle yapmazdm, ama bu da

kanlmaz. Rhodar'la Anheg de birbirleriyle ayn ekilde davranmyorlar. Herkesin kendi slubu var." "Benimle alay ediyorlar deil mi? Anheg, Rhodar ve dierleri. Ne zaman bir karar versem bir sr dalga geen yorum yapyorlar." "Yerinde olsam pek aldrmazdm Belgarion. Alorn bunlar, Alorn-lar da krallar pek ciddiye almaz. Birbirleriyle de alay ediyorlar, biliyorsun. yle dn: Dalga getikleri srece her ey yolunda demektir. Esas anszn ciddileip resmi davranmaya balarlarsa ban belada demektir." "Hi byle dnmemitim," dedi Garion. "Zamanla alrsn," dedi Brand. Garion Brand'la konumasnn ardndan kendini daha iyi hissetmeye balamt. Muhafzlarnn eliinde dairesine dnyordu ki, yar yolda fikir deitirip Pol Teyzeye uramaya karar verdi, eri girdiinde Pol Teyze Garion'un eski tuniklerinden birini onaryor, Adara da sessizce yannda oturuyordu. Kz kalkp resmi bir reverans yapt.
RtVA BYL ATO

169
168

"Ltfen yapma Adara," dedi Garion yalvaran bir sesle. "Hi olmazsa yalnzken. Zaten danda yeteri kadar maruz kalyorum buna." Eliyle binann daha kamusal blmlerine doru mulak bir iaret yapt. "Hametmeap nasl arzu ederlerse," dedi kz. "Bana da Hametmeap deyip durma. Bildiin Garion'um ben." Sakin, gzel gzleriyle ciddi ciddi yzne bakt Adara. "Hayr kuzen," dedi sonra, "artk hi 'bildiimiz Garion' olamayacaksn." Bu gerek kafasna dank edince zntyle iini ekti Garion. "zin verirsen," dedi Adara, "gidip Kralie Silar'la ilgilenmem gerek. Biraz hasta, ben yannda olunca daha rahat ettiini sylyor." "Senin yanmzda olman hepimizi rahatlatyor," dedi Garion hi dnmeden. Adara sevgiyle glmsedi. "Hl mit vadediyor, deil mi?" dedi Pol Teyze, inesi harl harl alrken. Adara Garion'a bakarak, "Zaten hi kt olmamt ki Leydi Pol-gara," dedi. Sonra ikisine de selam vererek sessizce oday terk etti. Garion biraz ortalarda doland, sonra kendini bir koltua att. O gn bir sr ey olmutu ve kendisini dnyayla hi de bark hissetmiyordu. Pol Teyze dikiine devam etti. "Niye dikiyorsun onu?" diye sordu Garion sonunda. "O eski tn-i bir daha hi giymeyeceim ki." "Onarlmas lazm canm," dedi Pol yumuak bir sesle. "tstesen bu ii yaptrabilecein yz kii var etrafta." "Kendim yapmay tercih ediyorum." "Brak da benimle konu biraz." Pol tunii brakp soru sorarcasna bakt Garion'a. "Hametmeap benimle ne konuda konumay arzuluyorlar?" "Pol Teyze!" dedi Garion dehetle. "Sen de mi?" "yleyse emir verme canm," dedi Pol Teyzesi tunii yeniden eline alarak. Garion ne diyeceini bilemeyerek bir sre onun diki dikmesini seyretti. Sonra aklna tuhaf bir fikir geldi. "Gerekten niin dikiyorsun onu Pol Teyze?" diye sordu, ama bu defa gerekten merak ederek. "Muhtemelen kimse giymeyecek bunu bir daha, sadece vakit harcyorsun." "Harcadm kendi vaktim canm," dedi Pol. Yznde anlalmaz bir ifadeyle ban dikiinden kaldrd. Sonra hibir aklama yapmadan tunii bir eliyle havaya kaldrd, dier elinin iaret parman yavaa yrtn zerinden geirdi. Garion hafif bir uultu hissetti, ama bir fslt kadar. Gzlerinin nnde yrtk yok

oldu, sanki hi varolmam gibi yeniden rlerek. "imdi ne kadar gereksiz bir i yaptm iyice anladn m?" dedi Pol. "yleyse niye yapyorsun?" "nk diki dikmeyi seviyorum canm," dedi kadn. Kk bir el hareketiyle tunii tekrar yrtverdi ayn yerden. Sonra inesini alp sabrla yeniden onarmaya balad. "Diki insann elleriyle gzlerini megul eder, ama zihnini baka iler iin serbest brakr. ok rahatlatc bir itir." "Bazen ok karmak biri oluyorsun Pol Teyze." "Evet canm, biliyorum." Garion biraz daha doland, sonra teyzesinin sandalyesinin nne diz kp dikiini bir yana iterek, ban kucana koydu. "Ah Pol Teyze," dedi gzleri dolu dolu. "Neyin var canm?" diye sordu Pol salann okayarak. "ok yalnzm." "Hepsi bu kadar m?" Garion ban kaldrp hayretle yzne bakt. Bunu beklemiyordu ite. "Herkes yalnzdr canm," dedi Pol onu kendisine ekerek. "Bakalarna ksack anlar iin dokunabiliriz sadece, sonra tekrar yalnz kalrz. Zamanla alrsn sen de." "Kimse konumuyor benimle - eskiden olduu gibi yani. Hep eilerek 'Hametmeap' diyorlar bana." "Eh, kralsn ne de olsa." "Ama olmay ben istemedim ki!" "Ne yapalm? Bu ailenin yazgs, o yzden yapabilecein bir ey yok. Sana kimse Prens Gared'in hikyesini anlatt m?" "Hatrlamyorum. Kim o?" "Nyissal katiller Kral Gorek'le ailesini ldrdnde sa kalan tek ocuk. Suya atlayarak kurtulmutu." "Ka yandayd?" "Alt. ok cesur bir ocuktu. Herkes onun boulduunu ve cesedinin de ak denize srklendiini sand. Dedenle ben de bu inanc kfi
RVA

170

BYL ATO 171

rkledik. Tam bin yz yldr Prens Gared'in soyundan gelenleri gizliyoruz. Kuaklar boyu sessizce, gizlenerek yaadlar; tek amalan senin bu tahta kabilmendi. imdi de sen kalkm kral olmay istemediini sylyorsun." "Onlarn hibirini tanmyorum ki," dedi Garion somurtarak. ocuka davrandnn farkndayd, ama elinde deildi. "Onlar tanan, en azndan bazlarn tanan bir faydas olur muydu?" Bu soru Garion'u artmt. "Belki de olurdu," dedi Pol bir karara vararak. Dikiini brakp ayaa kalkt, Garion'u da kaldrd. "Gel benimle," diyerek onu aadaki ehre bakan yksek pencereye gtrd. Pencerenin dnda kk bir balkon vard; balkonun bir kesindeki yamur oluu atlam, sonbahar ve k boyunca bu atlaktan szan sular donarak korkuluktan aa, balkonun zeminine kadar yaylan parlak, siyah bir buz tabakas oluturmutu. Pol Teyze pencereyi ardna kadar anca ieri dolan buz gibi hava mumlan titretirdi. "Buzun iine bak Garion," dedi sonra parlak siyahl gstererek. "Derinlerine bak." Garion onun dediini yaparken zihninin gcnn ie koyulduunu hissetti. Buzun iinde bir ey vard; nce ekilsizdi, ama giderek belirginlemeye,

grlr olmaya balad. En sonunda uuk san sa bir kadn grd; ok gzeldi ve glmsyordu. Gen kadnn gzleri Garion'a dikilmiti. "Bebeim," diye fsldad bir ses. "Benim minik Gari-on'um." Garion zangr zangr titremeye balad. "Anne?" dedi dehetle. "Ne kadar bym," dedi fslt. "Neredeyse koca adam olmu." "imdiden kral oldu bile ldera," dedi Pol Teyze hayalete yumuak bir sesle. "Demek seilmi olan oymu," dedi Garion'un annesinin hayali. "Biliyordum. Daha onu kalbimin altnda tarken hissetmitim." ilkinin yannda ikinci bir ekil belirmeye balad Uzun boylu, koyu renk sal gen bir adamd bu; yz de ok tandkt. Garion bu yzn kendisine benzediini fark etti. "Selam Belgarion, olum," dedi ikinci hayal. "Baba," dedi Garion, ne diyeceini bilemeden. "Hayrdualarmz seninle olsun Garion," dedi ikinci hayalet, ikisi birlikte koybolurlarken. "intikamnz aldm baba," diye seslendi Garion arkalarndan. Bunu bilmelerinin ok nemli olduu hissine kaplmt. Ama onu duyup duymadklann anlayamad hi. Pol Teyze pencerenin pervazna dayanmt; yznde bitkin bir ifade vard. "iyi misin?" diye sordu Garion endieyle. "ok zor bir ey bu canm," dedi teyzesi yorgunlukla yzn svazlayarak. Ama buzun derinliklerinde baka bir kprt vard; o tandk mavi kurt belirdi Ulgo dalarnda Eldrak Grul ile dvrlerken Belga-rath'n yardmna koan kurt. Kurt oturup bir sre onlan seyretti, sonra kar beyaz bir baykua dnt ve sonunda kumral, altn gzl bir kadn oldu. Yz o kadar Pol Teyzeninkine benziyordu ki, Garion'un gzleri ikisinin arasnda gidip gelerek karlatrd onlan. "Ak unutmusun Polgara," dedi altn gzl kadn hafif bir sesle. Sesi bir yaz gecesi gibi scak ve yumuakt. "Biliyorum anne," dedi Pol Teyze. "imdi kapatacaktm." "Sakncas yok Polgara," dedi kurt kadn kzna. "Onunla tanmak istiyordum ben de." Garion'un yzne bakt. "Hl bir-iki iz kalm," dedi. "Biraz gzlerinde, bir de enesinin eklinde. Biliyor mu?" "Her eyi bilmiyor anne," dedi Pol Teyze. "Belki bylesi daha iyi," dedi Poledra. Bir kez daha buzun karanlk derinliklerinde bir siluet belirdi. Grnen kadnn gne rengi salan vard ve yz Poledra'nnkinden de fazla benziyordu Pol Teyzeye. "Polgara, sevgili kardeim," dedi kadn. "Beldaran." Pol Teyzenin sesinde inanlmaz bir sevgi vard. "Ve bu da Belgarion," dedi Garion'un byk-bykannesi. "Riva ile akmzn son iei." "Bizim de hayr dualanmz seninle," dedi Poledra. "imdilik hoa kal, ama seni sevdiimizi unutma." Sonra iki kadn da kayboldu. "Bir faydas oldu mu?" diye sordu Pol Teyze; sesi titriyordu, gzleri ise dolu dolu olmutu. Garion grp duyduklarndan ylesine armt ki cevap veremedi. Sadece sessizce ban sallayabildi. "abamn boa gitmediine sevindim," dedi Pol. "Ltfen pencereyi kapa canm. K ieri giriyor."
RlVA

173

ON DRDNC BLM

AHARIN LK GNYD ve Riva Kral Belgarion mthi sinirliydi. Prenses Ce'Nedra'nn on altnc doum gnn giderek artan bir kaygyla bekleyip durmutu; en sonunda beklenen gn geldiinde ise panie kaplmak zereydi. Yarm dzine terzinin haftalardr zerinde altklar brokarl lacivert ceket hl tam oturmam gibiydi stne. Omuzlan biraz dar gibiydi, sert yakas ise boynunu actyordu. stelik altn tac da o gn her zamankinden ar gibiydi; ayrca taht da iyice rahatsz olduu iin kprdanp duruyordu. Riva Kralnn Taht Salonu, bu gn iin zellikle sslenmiti, ancak bayraklar ve uuk renkli bahar ieklerinden oluan elenkler bile byk taht salonunun meum ask yzlln gizleyemiyordu. Ama orada toplanan soylular, sanki nemli bir ey olmuyormu gibi aralarnda konuup glmeyi ihmal etmiyorlard. Garion bana gelecek olan eyler karsnda bu kadar vurdumduymaz bir tavr alan insanlara iin iin fena halde ksmt. Pol Teyze zerinde yeni, gm rengi bir elbise ve banda kk gm bir tala tahtn solunda duruyordu. Belgarath ise tahtn sanda keyfine bakyordu; yeni yeil ceketini hemen buruturmay baarmt. "Gzlerini ksma o kadar canm," dedi Pol Teyze sakin bir sesle^ Garion'a. "Sylemesi kolay tabii," dedi Garion sulayan bir edayla. "Dnmemeye al," dedi Belgarath. "Biraz sonra her ey bitn olacak." Tam o srada, yz her zamankinden daha ask olan Brand, bir ya kapdan Salona girerek tahta yaklat. "Hisarda bir Nyissal var Ha metmeap," dedi alak sesle. "Kralie Salmissra'nn elisi olduunu' treni izlemeye geldiini sylyor." "Byle bir ey mmkn m?" diye sordu Garion Pol Teyzeye, Vekilharcn haberi karsnda aknln gizleyemeyerek. "Mmkndr," dedi Pol. "Muhtemelen diplomatik bir oyundur. Nyissallarn Salmissra'nn durumunu saklayacaklarn sanyorum." "Ne yapacam" diye sordu Garion. "Brak gelsin," dedi Belgarath omuzlarn silkerek. "Buraya m?" Brand hayretler iindeydi. "Taht Salonunda bir Nyissal ha! Ciddi misin Belgarath?" "Garion Batnn Hkmdar Brand," dedi ihtiyar. "Bu tanm Nyis-sa'y da ieriyor. Ylan insanlarn bize bir faydas olacan sanmyorum, ama en azndan kibarlk etmi oluruz." Brand yznden onaylamadn belirten kaskat bir ifadeyle, "Hametmaeapn kararlan nedir?" diye sordu Garion'a doruca. "Yani..." Garion tereddt etti. "Gelsin... mi desek acaba?" "Mulak konuma Garion," dedi Pol Teyze. "zr dilerim," dedi Garion telala. "zr de dileme," diye ekledi Pol. "Krallar zr dilemez." Garion aresiz bir tavrla ona bakakald. Sonra Brand'a dnerek, "Nyissa elisine bize katlmasn syleyin," dedi yattnc bir ses tonuyla. "Ha, bu arada Brand," dedi Belgarath, "insanlann bu konuda fazla heyecana kaplmalann da engelleyelim. Nyissal elilik statsne sahip; aniden lverirse

protokole uygun olmaz." Brand kaskat bir selam verip Salondan kt. "Gerekli miydi bu baba?" diye sordu Pol Teyze. "Eski kinler zor unutulur Pol," dedi Belgarath. "Bazen her eyi aka ortaya koymak gerekir ki, ileride yanl anlamalar olmasn." Ylan Kralie'nin elisi Salona girince, Garion'un aknlktan az ak kald. Salmissra'nn saraynn Ba Hadmaas Sadi'ydi bu. l gzl, zayf, kel hadmaas, o geleneksel, mstehcen, mavi-yeil Nyissa elbiselerinden giymiti. Tahta yaklarken ylan gibi eilip selam vererek, "Ylan insanlarn Kraliesi lmsz Salmissra'dan, Riva Kral Hametmeap Belgarion'a selam getirdim," dedi o tiz, kadns sesiyle. "Hogeldin Sadi," dedi Garion resmi bir tavrla. "Kraliem bu mutlu gnnzde sayglarn sunmam istedi," diye szne devam etti Sadi. 174
RVA

175
BYL ATO

"Hi yle bir ey yapmad aslnda, deil mi?" dedi Garion. "Aslnda haklsnz Hametmeap," dedi Sadi hi utanmadan. "Ama olup bitenleri kendisine anlatmay baarabilseydik mutlaka isterdi." "Nasl?" diye sordu Garion Salmissra'nn geirdii korkun dnm hatrlayarak. "Zor," dedi Sadi laf dolandrmadan. "Tabii bu yeni bir durum deil. Neyse ki beslendikten sonra bir-iki hafta uyuyor. Geen ay deri deitirdi, o yzden de mthi sinirli oldu." Gzlerini tavana evirerek, "Dehet vericiydi," diye mrldand. "Sakinleene kadar hizmetkr soktu. Hemen ldler tabii." "Zehirli mi?" diye sordu Garion. Buna armt ite. "O her zaman zehirliydi Hametmeap." "Onu kastetmemitim." "Kk akam iin kusura bakmayn," dedi Sadi. "Soktuu insanlardaki etkilerine bakacak olursak, sradan bir kobradan on kat daha zehirli." "ok mutsuz mu?" Garion o korkun deiime urayan kralieye tuhaf bir biimde acyordu. "Anlamak kolay deil Hametmeap," dedi Sadi bilimsel bir deerlendirme yapar gibi. "Biliyorsunuz, bir ylann duygularn anlamak zordur, isteklerini bize anlatmann yolunu bulduunda, yeni biimine de almt artk. Onu besliyoruz ve temiz tutuyoruz. Yannda aynas, bir de fkelendiinde sokacak biri olduu srece hayatndan memnun grnyor." "Hl aynaya bakyor mu? Artk bakmak istemez sanmtm." "Bizim rkmzn ylanlar hakkndaki grleri biraz farkldr Hametmeap," dedi Sadi. "Biz ylann ekici bir yaratk olduunu dnrz, kraliemiz de ok gzel bir ylan. Yeni cildi bir harika, bununla da gurur duyuyor." Dnp yerlere kadar eilerek Polgara'ya selam verdi: "Leydi Polgara." "Sadi," diye karlk verdi Pol hafif bir ba hareketiyle. "Size Hametmeaplannn hkmeti adna teekkrlerimi ifade etmeme izin verin ltfen." Pol Teyzenin bir ka soru sorarcasna havaya kalkt. "Hkmet Leydim, kralienin kendisi deil. Sizin -nasl desem-mdahaleniz, saraydaki ileri son derece kolaylatrd. Artk Salmissra'nn kaprisleri ve tuhaf istekleriyle uramak zorunda kalmyoruz. iktidar bir komitenin elinde; birbirimizi zehirlememiz bile gerekmiyor artk. Aylardr kimse beni zehirlemeye kalkmad mesela. Sthiss Tor'da iler gayet dzgn ve uygarca cereyan ediyor." Garion'a bir gz att. "Hametmeaplan konusundaki baarnz iin sizi ayrca kutlamama izin verin. Ksa zamanda ok olgunlam. Son

Ce'Nedra Valgon'un kolunda ieri girdiinde, tam bir imparatorluk Prensesi gibiydi. Garion az ak bakakald kza. Vo Mimbre Anlamasna gre, Tolnedra Prensesinin Taht Salonuna gelinliiyle gelmesi gerekiyordu; Garion bunu bilmesine ramen bu kadar muhteem bir kyafete hazrlkl deildi. Ce'Nedra'nn gelinlii, incilerle ssl, beyaz ve altn rengi brokarlyd; etei ise metrelerce gerisinden yeri spryordu. Alev rengi salan kzl bir elale gibi, bukle bukle sol omuzundan aa dklyordu. Kk altn tacnn tuttuu peesi ise yzn gizlemekten ziyade, yumuak bir parlaklk veriyordu. Kk ve mkemmeldi; akln alamayaca kadar da zarifti; ama gzleri kk, yeil akik talan gibi fkeyle parlyordu. Valgon'la Ce'Nedra, heybetli lejyonerlerin arasndan ar ar y176
BYL ATO

karlatmzda ok toydu." "Issus'a ne oldu?" diye sordu Garion, son laf duymazdan gelerek. "Issus mu?" dedi Sadi omuzlarn silkerek. "Hl ortalarda; kiralk katil olarak ekmeini kazanmaya alyor herhalde. Bir gn cesedini nehirde yzerken bulursak hi amam. Onun gibilerin sonu byle olur." Anszn Salonun gerisindeki dev kapnn arkasndan boru sesleri ykseldi. Garion irkildi; az anszn kuruyuvermiti. Ar kaplar ald ve gs zrhlan ayna gibi cilalanm iki sra Tolnedra lejyoneri, uygun adm, miferlerindeki uzun krmz sorgular dalgalanarak ieri girdi. Trene lejyonerlerin katlmas Brand' fkeden deliye evirmiti. Riva Vekilharc, Garion'un Bykeli Val-gon'un Prenses Ce'Nedra'ya uygun bir refakat salanmas ricasn kabul ettiini duyduundan beri buz gibi bir sessizlie gmlmt. Brand Tolnedrallan hi sevmezdi; Ce'Nedra'nn Taht Salonuna tek bana ve aresiz bir halde girmesinin imparatoluun gururunu kraca an hevesle beklemiti. Tabii lejyonerlerin varl ileri bozmutu; Brand'n hayal krkl ve fkesi her halinden belli oluyordu. Garion Brand'la iyi geinmek istiyordu mutlaka, ama mstakbel eini halkn huzurunda aalayarak ie balamaya da niyeti yoktu. Tahsil-siz olabilirdi, ama bu kadar da aptal deildi dorusu.

177
RlVA

ryerek tahtn nne kadar gelip durdular. Brand ask yz ve heybetli duruuyla, Vekilharlk asasn en byk olu Bralon'dan alarak kez ta zemine vurdu."Tolnedra mparatorluu Prensesi Asaletmeap Ce'Nedra," dedi gr sesiyle. "Hamet-meap kendilerini kabul edecekler mi?" "Prensesi kabul edeceim," dedi Garion tahtnda biraz dikleerek. "Prenses Ce'Nedra tahta yaklaabilir," dedi Brand. Bu szler bir tren formalitesinden ibaretti geri, ama Tolnedra imparatorluunun Riva Kralnn Taht Salonunda bir ricac, bir ast konumunda olduunu vurgulamak iin zellikle seilmiti. Ce'Nedra'nn gzlerinden ate pskryordu; Garion iin iin inledi. Kk prenses kayarcasna durmas gereken yere ilerleyerek asil bir reverans yapt. Bu selamda boyun emenin izi bile yoktu. "Prenses konuabilir," diye grledi Brand. Garion bir an iin onu bomak istedi. Ce'Nedra yznde k denizi kadar souk bir ifadeyle doruldu, "ite ben, XXIII. Ran Borune'nin kz, Tolnedra mparatorluu Prensesi Ce'Nedra, anlama ve kanun hkmlerine uygun olarak Hamet-meaplan Riva Kral Belgarion'un huzuruna geldim. Tolnedra mparatorluu bylece bir kere daha Vo Mimbre Anlamasnda ngrlen ykmllklerine uyma konusundaki iyi niyetini gstermi oluyor. Dier krallklar da Tolnedra'nn bu davrann grsnler ve rnek alsnlar. Bu ahitler huzurunda, uygun yata, evlenmemi bir bakire olduumu beyan ederim. Hametmeap beni eleri olarak kabul edecekler mi?" Garion'un cevab uzun sre dnlm ve kelime kelime hazrlanmt.

indeki ses, yllar srecek aile kavgalarn nlemek iin bir yol nermiti ona. Ayaa kalkarak sze balad: "Ben Riva Kral Bel-garion, mparatorluk Prensesi Ce'Nedra'y eim ve kraliem olarak kabul ediyorum. Ayrca, Riva'da ve bu tahtn gcnn uzand her yerde, benim yanmda ve benimle ortak olarak hkm sreceini de beyan ediyorum." Salondan ykselen hayret nidas kolaylkla duyulabilecek gibiydi; Brand'n yz ise bembeyaz olmutu. Ce'Nedra'nn baklarnda soru iaretleri vard, ama yz biraz yumuamt. "Hametmeap ok alicenap," dedi zarif bir reveransla. Sesindeki sertlik kaybolmu gibiydi. Neredeyse boulur gibi olan Brand'a bir gz att. "Hametmeaplannn msaadesiyle ekilebilir miyim?" diye sordu tatl tatl. "Asaletmeap nasl arzu ederlerse," dedi Garion tahtna kerek, fer iinde kalmt. Prenses gzlerinde muzip bir prltyla yeniden reverans yaparak dnd ve lejyonerlerinin refakatinde Salonu terk etti. Dev kaplar gmbrtyle kapanr kapanmaz, kalabalktan fkeli mrltlar ykselmeye balad. En ok duyulan ifade ise, "Olacak ey de"di. "Bu duyulmam bir ey Hametmeap," diye itiraz etti Brand. "Duyulmam deil," diye kendini savundu Garion. "Arendiya taht Kral Korodullin ve Kralie Mayaserana tarafndan ortaklaa ynetiliyor. "Parlak zrh iindeki Mandorallen'e yardm ister gibi bakt. "Hametmeaplar hakikati sylyor Lord Brand," dedi Mandoral-len. "Emin olunuz krallmzn aclarnn nedeni tahtn tek elde olmamas deildir." "Oras Arendiya," dedi Brand. "Buras Riva. Durum tamamen farkl. Hibir Alorn krall bir kadn tarafndan ynetilmemitir." "Durumun avantajlarn gzden geirmenin bir zarar da yok," dedi Kral Rhodar. "Mesela benim kraliem, geleneklerin izin verdiinden ok daha nemli bir rol oynar Drasniya'nn ynetilmesinde." Brand sonunda biraz kendini toplamay baararak, "ekilebilir miyim Hametmeap?" diye sordu al al moru mor bir suratla. "Arzu ederseniz," dedi Garion alak bir sesle. ler iyi gitmiyordu. Brand'n muhafazakarlnn bylesine bir engel oluturacan he-saplamamt. "lgin bir fikir canm," dedi Pol Teyze alak sesle. "Ama halka bir aklama yapmadan nce birilerine danmak daha iyi olmaz myd sence?" "Tolnedrallarla ilikilerimizi perinlememize yardmc olmayacak m?" "Muhtemelen," diye kabullendi Pol. "Kt bir fikir demiyorum Garion; sadece nce birilerini uyarsaydn duyorum. Sen neye glyorsun?" dedi tahta dayanm kasklarn tutarak glmekte olan Bel-garath'a. "Ay mezhebi topluca sinir krizi geirecek," diye kahkahay koy-verdi ihtiyar. Polgara gzleri hafife irileerek, "Aman," dedi, "onlar unutmutum." "Bundan pek holanmayacaklar, deil mi?" dedi Garion. "zellikRlVA BYL ATO

179
178

le de Ce'NedraTolnedrah olduu iin." "Emin ol yaygaray koparacaklardr," dedi ihtiyar byc glmesine ara vermeden. Bunu izleyen gnlerde, Hisann genellikle kasvetli olan koridorlar, muhabbet eden, dedikodu yapan ve gzden rak kelerde i bitirmeye alan resmi ziyaretiler ve temsilcilerle rengrenk olmutu. Kutlama amacyla getirilen eitli deerli hediyeler, byk taht salonunun bir duvarna yerletirilmi masalar dolduruyordu. Ama Gari-on'un ne ziyaretilere ne de hediyelere bakmaya ayracak vakti vard. Gnlerini danmanlar, Tolnedra elisi ve onun danmanlar ile bir odaya tklp, resmi nian belgesinin ayrntlarn saptamaya

alarak geiriyordu. Valgon Garion'un geleneklere aykr davranndan salayabilecei tm avantajlar ele geirmeye alyor, Brand ise Ce'Nedra'nn yetkilerini kstlayacak maddeler ve paragraflar eklemek iin elinden geleni yapyordu, ikisi pazarlk edip dururken, Garion'un dikkati sk sk dalyor, gzleri pencereden dar kayyordu. Riva'nn stndeki gkyz masmaviydi; tombul, beyaz bulutlar rzgrla savruluyordu. Adann plak tepeleri, baharn ilk yeillikleriyle kaplanyordu yavaa. Uzaklardan srsne ark syleyen bir kadn obann sesi, rzgrla gelip pencereden ieri doluyordu hafife. Bu seste saf, eitilmemi bir eyler vard; sanki yz fersahlk bir alanda onu dinleyecek tek bir insan yokmu gibi sylyordu kadn. ark bittiinde Garion iini ekerek yeniden skc pazarlklara dnd. Ancak baharn bu ilk gnlerinde dikkati iyice dankt. Pelerini yrtk adam kendisi arayamad iin, bu aratrmay Lelldorin'e brakmak zorunda kalmt. Lelldorin ise her zaman pek gvenilir biri saylmazd; nitekim suikasty arama ii gen ve hevesli Asturyalnn hayal gcn iyice harekete geirmiti. Karanlk, esrarengiz baklar frlatarak Hisarda dolayor, aratrmalarnn sonularn Garion'a esrarl fsldamalar yoluyla iletiyordu. Bu ii Lelldorin'e brakmak bir hatayd muhtemelen, ama baka ans yoktu. Dier dostlarndan hangisine durumu asa, mutlaka iler rndan kard. Garion bunu istemiyordu. Kendisine kimin, neden bak attn renmeden bu konuda bir karara varmak istemiyordu, in iine baka birok ey karm olabilirdi. Srrn saklamas konusunda bir tek Lelldorin'e gvenebilirdi; ama onu da Hisara serbest aratrmac olarak salmak eitli tehlikeler ieriyordu. Lelldorin basit olaylar faciaya evirme konusunda zel bir yetenee sahipti; Garion srtna glgeler iinden ikinci bir ban frlatlmasndan olduu kadar bundan da korkuyordu. Nian treninin davetlileri arasnda, Kralie Xantha'nn kiisel temsilcisi sfatyla Ce'Nedra'nn kuzini Xera da bulunuyordu. Balangta biraz utanga olan Orman Perisi, kendisini gen soylulardan oluan bir hayran grubunun ortasnda bulunca, kabak iei gibi al-vermiti. Kralie Xantha'nn gnderdii hediye Garion'a biraz tuhaf gelmiti. Xera onlara yapraklara sanl bir ift filizlenmi mee palamutu getirmiti. Ce'Nedra ise bu hediyeye baylm gibi grnyordu. Palamutlar hi beklemeden ekmeye karar vererek kral dairesinin kk bahesine komutu hemen. "ok ho tabii," dedi Garion biraz kukuyla, bahede slak topraa diz km Kralie Xantha'nn hediyesi iin ekilecek yer hazrlayan Ce'Nedra'y seyrederken. Ce'Nedra ona dik dik bakarak, "Hametmeapn bu hediyenin nemini anladklarn zannetmiyorum," dedi, son zamanlarda ona hitap ederken hep kulland nefretlik resmi ses tonuyla. "Keser misin," dedi Garion ters ters. "Bir adm var benim de; eminim unutmamsndr." "Hametmeap srar ederlerse," dedi Ce'Nedra kibirli bir edayla. "Hametmeap srar ediyor, iki palamutun ne nemi olabilir." Ona acyarak bakt Ce'Nedra. "Sen anlayamazsn." "Anlatma ltfunda bulunmazsan anlayamam tabii." "Pekl," dedi kz sinir bozucu bir stnlk edasyla. "Palamutlardan biri benim aacmdan, dieri ise Kralie Xantha'nn kendi aacndan." "Eee?" "Gryor musun ne kadar kaln kafal?" dedi prenses kuzinine. "Ama o Orman Perisi deil Ce'Nedra," dedi Xera sknetle. "Belli oluyor." Xera Garion'a dnerek, "Palamutlar aslnda annemin hediyesi deil," dedi. "Aalarn kendilerinin hediyesi." "Niye batan sylemiyorsun bunu?" diye sordu Garion Ce'Nedra' ya.

Kz burnunu ekerek kazmaya devam etti. "Filiz verdiklerinde Ce'Nedra onlar birbirine balayacak," diye
RlVA 181

180

BYL ATO

aklamaya devam etti Xera. "Filizler bydke birbirlerine dolanacak, birleerek tek bir aa olacaklar. Bu Orman Perilerinin evlilik simgesidir, iki aa bir olacak, tpk Ce'Nedra ile ikiniz gibi." "Bunu greceiz," dedi Ce'Nedra topra kreyip burnunu ekerek. Garion iini ekti. "Umarm aalar sabrldr." "Aalar ok sabrldr Garion," dedi Xera. Ce'Nedra'nn gremeyecei kk bir el hareketi yapt; Garion onu izleyerek bahenin teki ucuna gitti. "Seni gerekten seviyor, biliyorsun," dedi Xera alak sesle. "Tabii bunu kabul etmiyor, ama seni seviyor. Bunu bilecek kadar tanyorum onu." "Niye byle davranyor yleyse?" "Bir eylere zorlanyor olmay hi sevmez de ondan." "Zorlayan ben deilim ki! Niye acsn benden karyor?" "Baka kimden karabilir ki?" Garion bunu dnmemiti. Sessizce baheden ayrld. Xera'nn szleri, sorunlarndan birinin en azndan zamanla zlebilecei yolunda bir mit uyandrmt iinde. Ce'Nedra bir sre daha surat asp huysuzluk edecekti, sonra, Garion'un yeterince ac ektiine kanaat getirince vazgeecekti bundan. Belki de ac ektiini daha fazla belli etse ileri hzlandrabilirdi. Dier sorununda ise deien bir ey yoktu. Kal Torak'a kar bir ordu toplayp bana gemesi gerekiyordu hl. Belgarath gcnn yerinde olduuna dair bir iaret vermemiti henz; Garion'un bildii kadaryla da Hisarda biri onun iin bir bak bilemekteydi, iini ekip biraz da yalnz bana dertlenmek iin dairesine dnd. Bir sre sonra Pol Teyzenin onu kendi dairesinde bekledii haberi geldi. Hemen oraya gittiinde, teyzesini atein banda oturmu, her zamanki gibi diki dikerken buldu. Belgarath eski pejmrde elbiselerini giymi, atein teki yanndaki yumuak koltuklardan birine kurulmu, ayaklarn kaldrm, birasn imekteydi. "Beni mi grmek istedin Pol Teyze?" diye sordu Garion ieri girer girmez. "Evet canm," dedi Pol. "Otur." Eletirel bir gzle onu batan aa szerek, "Hl tam bir krala benzemiyor deil mi baba?" dedi Bel-garath'a. "Biraz vakit ver Pol," dedi ihtiyar. "Daha yeni balad." "ikiniz de biliyordunuz, deil mi?" dedi Garion onlar sulayarak. "Kim olduumu yani." "Tabii ki," dedi Pol Teyze her zamanki ldrtn tavryla. "Eer bir kral gibi davranmam istiyorduysanz, nceden syleseydiniz. O zaman hazrlanacak zamanm olurdu." "Bunu epey bir zaman nce tarttk gibi geliyor bana," dedi Belgarath. "Eer durup dnecek olursan, niye senden gizlememiz gerektiini anlarsn." "Belki," dedi Garion biraz kukuyla. "Ama her ey ok hzl oldu. Daha byc olmaya bile almamtm ki, bir de krallk kt bama, insan dengesini kaybediyor biraz." "Sen kolay uyum salayan bir delikanlsn Garion," dedi Pol Teyze dikiine devam ederek. "Haydi tlsm ver Pol," dedi Belgarath. "Prenses imdi gelir. "Vermek zereydim baba," dedi Pol dikiini bir yana brakarak. "Bu da nedir?" diye sordu Garion. "Prensesin sana bir hediyesi var Garion," dedi Pol Teyze. "Bir yzk. Biraz fazla atafatl, ama houna gitmi gibi davran."

"Benim de ona bir hediye vermem gerekmez mi?" "Ben o ii hallettim canm." Koltuunun yanndaki masadan kk bir kadife kutu ald. "Ona bunu vereceksin." Kutuyu Garion'a uzatt. Kutuda Garion'unkinden biraz daha kk, gm bir tlsm vard. Tlsmn bir yzne Aldur Vadisi'nin ortasnda tek bana ihtiamla duran dev aacn sureti, ince ayrntlarla ilenmiti. Dallarn iine rlm gibi duran bir de ta vard stnde. Garion tlsm sa eline alarak, kendi tlsmna benzer bir gc olup olmadn anlamaya alt. Bir eyler vard, ama ayn deildi sanki. "Bizimkilere benzemiyor," dedi sonunda. "Deil," dedi Belgarath. "Tam olarak deil yani. Ce'Nedra byc olmad iin seninki gibi bir tlsm kullanamaz." "Tam olarak deil,' dedin. Gene de bir tr gc var demek ki." "Eer kullanmay renecek kadar sabr varsa," diye cevap verdi ihtiyar, "baz eyleri anlamasna yardmc olur." '"Baz eyler' derken tam olarak neyi kastediyorsun?" "Baka trl grp duyamayaca eyleri grp duymasna yardm eder," diye aklad Belgarath. "Ce'Nedra gelmeden renmem gereken baka bir ey var m?"

T
183
182

BYL ATO RlVA

"Ona bunun bir aile yadigr olduunu syle," dedi Pol Teyze. "Kz kardeim Beldaran'a aitti." "O zaman bu sende kalmal Pol Teyze," diye itiraz etti Garion. "Ben prensese baka bir ey alrm." "Hayr canm. Beldaran bunun Ce'Nedra'ya verilmesini istiyor." Garion Pol Teyzenin oktan lm insanlar hakknda imdiki zamanda konumasndan o kadar huzursuz oluyordu ki, konuyu kapatt hemen. Kap hafife alnd. "Gel Ce'Nedra," dedi Pol Teyze. Kk prenses boynu ak, dz yeil bir elbise giymiti; olduka! da sakin grnyordu. "Atein yanna gel," dedi Pol Teyze. "Yln bu vakitlerinde akamlar hl souk oluyor." "Riva hep byle souk ve rutubetli midir?" diye sordu Ce'Nedra atee yaklaarak. "Tol Honeth'den epey daha kuzeydeyiz," dedi Garion. "Farkndaym," dedi kz hafife terslenerek. "Dalamaya balamak iin nikah kylana kadar beklemenin detten olduunu sanyordum," dedi Belgarath alayla. "Kurallar m deiti nedir?" "Prova yapyoruz Belgarath," dedi Ce'Nedra muzip bir tavrla. "lerisi iin." htiyar gld. "stersen ok tatl bir kz olabiliyorsun." Ce'Nedra alayla eilerek selam verdi ona. Sonra Garion'a dnp, "Tolnedrah kzlarn nianllarna deerli bir hediye vermeleri dettendir," diyerek parlak talarla ssl kaln, ilemeli bir yzk uzatt. "Bu yzk Tolnedra mparatorlarnn en by olan II. Ran Horb'a aitti. Bunu takmak daha iyi bir kral olmana yardmc olabilir." Garion iini ekti. Bana gelecek varm gibi grnyordu. "Bu yz takmaktan eref duyacam," dedi mmkn olduunca uzlamac bir tavrla. "Ben de senin bunu takman istiyorum." Kadife kutuyu uzatt. "Bu madalyon Pol Teyzenin kz kardeine, Demirpene Ri-1 va'nn karsna aitti."

Ce'Nedra kutuyu anca, "Ah, Garion!" diye haykrd. "Harika bir ey bu!" Madalyonu eline alarak atein n yanstacak ekilde evirdi. "Aa o kadar sahici ki neredeyse yapraklarn kokusunu alyor-j insan." "Teekkrler," dedi Belgarath tevazuyla. "Sen mi yaptn bunu?" diye sordu prenses hayretle. htiyar ban sallad. "Polgara ile Beldaran ocukken Vadi'de yayorduk. Etrafta pek kuyumcu yoktu, o yzden tlsmlarn ben yapmak zorunda kaldm. Baz ince ayrntlarda Aldur da yardm etti." "Esiz bir hediye bu Garion." Kk kz neredeyse iiyordu mutluluktan; Garion gelecek iin mide kaplmaya bile balad. "Yardm et," diye emretti Ce'Nedra, zincirin iki ucunu Garion'un eline verip bir eliyle kpkzl salarm toplayarak. "Bu hediyeyi kabul ediyor musun Ce'Nedra?" diye sordu Pol Teyze. nemli bir ey soruyor gibiydi. "Tabii ediyorum," dedi prenses. "Kaytsz artsz ve zgr iradenle mi?" diye steledi Pol Teyze dikkatle yzne bakarak. "Hediyeyi kabul ediyorum Leydi Polgara," diye cevap verdi Ce'Nedra. "Bala unu Garion. Sk bala; zlmesini istemiyorum." "yle bir derdin olmayacak pek," dedi Belgarath. Garion zincirin tuhaf ekilli engelini takarken elleri titriyordu. Zincirin iki ucu bir "t" sesiyle birletiinde, parmak ularnda bir karncalanma hissetti. "Tlsm eline al Garion," dedi Pol Teyze. Ce'Nedra enesini kaldrd ve Garion madalyonu sa eline ald. Sonra Pol Teyze ve Belgarath ellerini Garion'un madalyonu stnde birletirdiler. Onlarn ellerinden Ce'Nedra'mn boynundaki tlsma bir eyler akar gibi oldu. "Artk bizimle birletin Ce'Nedra," dedi Pol Teyze prensese alak bir sesle. "Kopanlamaz bir bala." Ce'Nedra akn bir ifadeyle ona bakt, sonra gzleri hafife irile-ti ve yznde mthi bir kuku belirdi. "kar unu," dedi Garion'a sert bir sesle. "karamaz," dedi Belgarath yerine oturup bira marapasn eline alrken. Ce'Nedra zinciri iki eliyle ekerek koparmaya alt. "Boynunu actmaktan baka bir ie yaramaz canm," dedi Pol Teyze yumuak bir sesle. "O zincir kopmaz, kesilmez, bandan da kmaz. Kaybetmekten korkmana gerek olmayacak hi." "Bu senin iin," diye bard prenses Garion'a. "Ne benim iim?" "Bana bu kle zincirini taktn. nnde eilmek zorunda kalmam
184 BYL ATO

ON BENC BLM
yetmiyormu gibi, bir de zincire vuruldum ite." "Bilmiyordum ki," dedi Garion. "Yalanc!" diye haykrd Ce'Nedra. Sonra dnp hkra hkra alayarak odadan kat.

G
ARON berbat bir ruh halindeydi. Trenler ve skc toplantlarla bir gn daha geirmek fikrine bile dayanamyordu; o yzden erken kalkp, randevularn bildirecek olan o tahamml edilmez kibarlktaki sekreter gelip de btn gnn balamasn diye yatak odasndan kamt. Garion sadece grevini yaptn bilmesine ramen zavall adamcazdan nefret ediyordu. Bir kraln zamannn rgtlenmesi ve programlanmas gerekir; bu da sekreterin iiydi ite. O yzden her sabah kahvaltdan sonra kapda nazik bir tkrt duyuluyor, sekreter ieri girip selam veriyor ve gen kraln gnnn her dakikasn planlamaya balyordu. Garion iin iin, bir yerlerde sakl ve muhafaza altnda tutulan bir byk liste ol-duunudan kukulanyordu; hayatnn geri

kalann planlayan ve cenazesini bile ieren bir liste. Ama bugn kfl formaliteler ve ar toplantlara yer brakmayacak kadar harika bir afak sokmutu. Gne Rzgrlar Denizi zerinden domu ve tepelerdeki karlar pembeye boyamt; ehrin zerindeki derin vadilerin sabah glgeleri puslu bir maviydi. Dairesinin nndeki kk baheden ykselen bahar kokular heyecanla odasna dolunca, Garion kamas gerektiini anlad; en azndan bir saat iin. Gardrobunun izin verdii kadar sradan bir kla girmeye alarak, bir pantolon, ceket ve yumuak, Riva ii izmeler giydi. Klcn beline takt gibi kraliyet dairesinden frlad. Muhafzlarn yanna almamay bile dnd, ama sonra bundan vazgeti. Lo koridorda onu ldrmeye kalkan adamn aranmasnda bir kmaza girmilerdi; ama Garion da Lelldorin de bir sr Rivalnn

187
186
RtVA BYL ATO

pelerinlerinin tamire ihtiyac olduunu renmilerdi bu arada. Gri pelerin bir tren giysisi deil, scak tutsun diye kullanlan gndelik bir eydi. Kaba, pratik bir giysiydi, o yzden de ou insann pelerinleri

olduka anm ve yrtk prtk hale gelmiti. stelik bahar da gelmekte olduu iin yaknda ou kii pelerin giymeyi brakacakt ve saldrgann kimliine ilikin tek ipucu da bir dolaba kaldrlp kilitlenecekti. Garion arkasnda saygl bir mesafeden onu izleyen iki zrhl mu-hafzyla koridorlarda dolanrken dalgn dalgn bu konuyu dnyordu. Saldrgan bir Grolim olamazd; Pol Teyzenin Grolimlerin zihnini tanma konusundaki zel yetenei hemen adam ele verirdi. Byk bir ihtimalle adam yabanc da deildi. Adada zaten ok az yabanc vard. Bir Rival olmalyd saldrgan; ama bir Rival neden bin yz yl sonra geri dnen kraln ldrmeye kalksnd ki? Meselenin iinden kamayarak iini ekti, sonra baka dertlerine dnd. Keke yeniden sadece Garion olabilseydi. Her eyden ok istiyordu bunu. Keke bir sabah dnyann cra bir kesindeki bir handa uyansa ve sabahn gm rengi nda yola kp tek bana ilerideki tepenin ardnda ne olduunu merak ederek yola koyulabilseydi. Tekrar iini ekti. Artk halka malolmu biriydi o; byle zgrlkler ona haramd. Bundan sonra kendisine ayracak bir dakika bulamayacandan emindi. Ak bir kapnn nnden geerken tandk bir ses duydu. "Dikkatimiz bir an bile dalsa, gnah kapdan ieri szlverir," diyordu Relg. Garion durarak muhafzlarna da sessiz olmalarn iaret etti. "Her ey gnah olmak zorunda m?" diye sordu Taiba. Kanlmaz olarak yine beraberdiler. Relg Taiba'y Rak Cthol'un altndaki maaralarda diri diri gmld yerden kurtardndan beri neredeyse bir an bile ayrlmamlard birbirlerinden. Garion ikisinin de bu durumun farknda olmadklarndan emindi. stelik ayr kaldklarnda, yalnzca Taiba'nn deil, Relg'in de yznden mutsuzluk okunuyordu, ikisinin de kontrol dnda olan bir ey ekiyordu onlar birbirlerine. "Dnya gnahla dolu," dedi Relg. "Her an ona kar tetikte olmalyz. Batan karmann her trlsne kar saflmz korumalyz gzmz krpmadan." "ok yorucu bir ey olmal," dedi Taiba hafife elenerek. "Bir eyler renmek istediini sanyordum," diye sulad onu Relg. "Eer benimle alay etmeye geldiysen, hemen giderim buradan." "Aman, otur oturduun yerde Relg," dedi Taiba. "Her dediime alnrsan bir yere gidemeyiz." "Dinin ne demek olduu hakknda hi mi fikrin yok senin?" diye sordu Relg biraz durakladktan sonra. Bunu merakla sormutu sanki. "Kle allarnda din lm demekti. Kalbinin kesilip karlmas demekti." "O Grolimlerin sapkl. Kendi dinin yok muydu senin." "Kleler dnyann drt bir tarafndan gelmiti; hepsi farkl tanrlara dua edelerdi, ou kez de lm dilerlerdi tanrlarndan."

188

"Ya senin halkn? Sizin tanrnz kim?" "Ad Mara imi. Ama biz ona dua etmezdik. Bizi terk ettiinden beri." "Tanrlar sulamak stmze vazife deil bizim," dedi Relg sert bir tavrla, "insann grevi tanrsn vmek ve ona dua etmektir, dualarna cevap almasa da." "Peki ya tanrnn insana kar bir grevi yok mu?" diye sordu Taiba. "Tanrlar da insanlar gibi ihmalkr olamaz m? ocuklarnn kle edilip katledilmesine gz yuman, ya da tpk benim gibi kzlarnn, efendilerini memnun eden baka klelere hediye diye verilmesine gz yuman bir tanrya ihmalkr demez misin?" Relg bu zor soru karsnda bocalad. "Sen ok korunakl bir hayat yaamsn Relg," dedi kadn yobaza, "insanlarn nasl aclar ekebileceklerini bilmiyorsun, insanlarn baka insanlara, hem de belli ki tanrlarn izniyle ne ktlkler edebileceini bilmiyorsun." "Kendini ldrmeliydin," dedi Relg inatla. "Ne iin?" "Namusunu korumak iin tabii ki." "Sen hakikaten safsn. Kendimi ldrmedim, nk lmeye hazr deildim. Kle allarnda bile can tad olabilir Relg. lmse acdr. Namusunu kaybetmek bunun karsnda kk bir ey, ayrca her zaman da o kadar kt deil." "Gnahkr kadn," dedi Relg dehetle. "Sen gnaha takmsn kafan Relg," dedi Taiba. "Zulm gnahtr, acmaszlk gnahtr, amenna. Ama senin dnp durduun o ey? Yok canm. Merak ediyorum, acaba senin o UL, senin inandn kadar sert ve affetmeyen bir tanr m? Btn o dualar, trenleri ve secde etmeleri gerekten istiyor mu? Yoksa bunlar senin tanrndan saklanmann yollan m? Yksek sesle dua edip kafan yerlere vurursan, tanrnn kalbinin iindekileri gremeyeceini mi sanyorsun?" Relg boulurmu gibi sesler karyordu.
BYL ATO

"Tanrlarmz bizi gerekten seviyorsa, hayatlarmzn keyif iinde gemesini isterler," diye devam etti kadn Relg'e hi acmadan. "Ama bir nedenle keyiften nefret ediyorsun sen - muhtemelen korkuyorsun ondan. Keyif gnah deildir Relg, bir eit sevgidir. Tanrlarn sevgiye kar olduklarn hi sanmyorum - sen olsan bile." "Sende ahlak denilen ey kalmam." "Belki de yledir," diye kabullendi Taiba. "Ama hi olmazsa hayatn yzne bakyorum. Ondan korkmuyorum, saklanmaya almyorum." "Niye yapyorsun bunu?" diye sordu Relg trajik bir sesle. "Niye hep peimde dolap benimle alay ediyorsun?" "Bilmiyorum," dedi kadn. Hakikaten de kukuluydu sesi. "O kadar da ekici deilsin. Rak Cthol'dan ayrldmzdan beri senden daha ilgin dzinelerce erkek grdm. Bata seni sinirlendirdiim, benden korktuunu grdm iindi. Bundan holanyordum, ama son zamanlarda durum bundan ibaret deil. Tamamen samalk tabii. Sen ve ben apayr insanlarz, ama gene de senin yannda olmak istiyorum." Duraklad. "Syle Relg, ama yalana snmadan; gerekten gitmemi ve beni bir daha grmemeyi ister miydin?" Uzun ve acl bir sessizlik oldu. "UL beni affetsin!" diye inledi Relg sonunda. "Eminim affeder Relg," dedi Taiba yumuak bir sesle. Garion sessizce kapdan uzaklaarak, koridorda yoluna devam etti. Daha nce anlayamad bir ey akla kavumutu imdi. "Bu senin iin, deil mi?" dedi sessizce. "Tabii," dedi iindeki alayc ses. "Neden onlar setin?" "nk zorunlu Belgarion. Ben kapris olsun diye yapmam hibir eyi. Hepimiz zorunlulua uymalyz - ben bile. Aslnda Relg ile Taiba arasnda olanlar seni hi ilgilendirmiyor."

Garion biraz alnd bu sze. "Ben sanmtm ki... Yani..." "Tek derdimin sen olduunu, evrenin mutlak merkezinin sen olduunu mu sanmtn? Deilsin tabii. Neredeyse ayn nemde baka eyler de var; Relg ve Taiba da bunlardan birinin merkezinde yer alyorlar. Bu zel konuda senin katkn pek az olabilir." "Onlar birlikte olmaya zorlarsan mthi mutsuz olacaklar," dedi Garion sulayarak. "Bunun hi nemi yok. Onlarn birlikte olmas zorunlu. Ama yaRlVA H

nlyorsun. Almalar biraz zaman alacak, ama bir kere altklarnda ok mutlu olacaklar. Zorunlulua itaat etmenin de mkfatlar vardr." Garion bu fikri kafasnda evirip evirdi bir sre, sonra vazgeti. Kendi sorunlar baskn kmt. Her dertli olduunda yapt gibi Pol Teyzeyi aramaya balad. Pol Teyze kendi dairesinde, scak atein banda oturmu, bir yandan kokulu ayn iiyor, bir yandan da pencereden ehrin stndeki karl araziyi a boan gl rengi afa seyrediyordu. "Erkencisin," dedi Garion odaya girerken. "Seninle konumak istiyordum," dedi Garion; "istediim eyi yapmamn tek yolu da gnlk programm yapan adam gelmeden odamdan kamak." Bir koltua kt. "Kendime bir dakika ayrmama bile izin vermiyorlar." "Artk nemli bir insansn canm." "Ben istememitim bunu." Dalgn dalgn pencereden dan bakt. "Dedem iyi artk, deil mi?" diye sordu anszn. "Bunu da nereden kardn?" "Yani... Evvelki gn, Ce'Nedra'ya tlsm verirken... O da ey yapmad m?" "ou senin gcnd canm," dedi Pol. "Baka bir ey daha hissettim." "O da sadece bendim muhtemelen. Zaten ok kk ve ince bir eydi yaptmz; ben bile dedenin katlp katlmadn anlayamadm." "Bunu renmenin bir yolu olmal." "Tek yolu, onun bir eyler yapmas." "Pekl, yleyse onu bir yere gtrp denetelim... Kk bir ey mesela." "Bunu ona nasl aklayacaz?" "Yani kendisi bilmiyor mu?" dedi Garion birden oturduu yerde dikilerek. "Belki biliyordur, ama sanmam." "Ona sylemedin mi yani?" "Tabii ki sylemedim. Eer kendi yeteneinden kukuya derse baaramaz; bir kere baarsz olursa da artk gemi olsun." "Anlamyorum." "iin ok nemli bir ksm, yaptn eyin ileyeceini bilmektir. Eer emin olmazsan, yapamazsn. O yzden syleyemeyiz ite ona."
191 190
RlVA BYL ATO

Garion dnd. "Anlyorum galiba. Ama tehlikeli deil mi bu? Yani ya acil bir durum kar da bir ey yapmaya kalkp baaramadn grrse?" "O zaman seninle ben o ii hallederiz canm." "Fazla soukkanlsn." "Heyecana kaplmann bir faydas olmaz ki Garion." Kap anszn ald ve sa ba darmadank, tac bir kulann stne kayklm halde Kralie Layla ieri dald. "Kesinlikle kabul etmiyorum bunu Polgara," diye bard kralie fkeyle. "Kesinlikle hayr. Onunla konumalsn. Ah, zr dilerim Hametmeap," diye laf evirdi Garion'u grnce. "Sizi grmemitim." Zarif bir reverans yapt.

"Kralie Hazretleri," dedi Garion ayaa frlayp eilerek. "Kiminle konumam istiyorsun Layla," diye sordu Pol Teyze. "Anheg'le. Her gece zavall kocamn onunla oturup imesini istiyor. Fulrach bu sabah o kadar ktyd ki ban bile kaldramad yastktan. O erekkabadays kocamn shhatiyle oynuyor." "Anheg kocan seviyor Layla. Dostluunu byle gsterir o." "Bu kadar imeden dost olamazlar m?" "Ben onunla konuurum canm," dedi Pol Teyze. Biraz yatm olan Kralie Layla Garion'a reverans yaparak odadan kt. Garion tam Belgarath meselesine dnecekti ki, Pol Teyzenin oda hizmetisi Leydi Merel'in geldiini haber verdi. Barak'n kars yznde kasvetli bir ifadeyle girdi odaya. "Hametmeap," dedi Garion'a dalgn bir tavrla. Garion yine ayaa kalkp kibarca selam verdi. Bundan sklmaya balamt artk. "Seninle konumam lazm Polgara," dedi Merel. "Tabii," diye cevap verdi Pol Teyze. "Bize izin verir misin Garion?" "Yan odada beklerim," dedi Garion. Kapdan ktktan sonra tamamen kapatmad. Merak gene grg kurallarna baskn kmt. "Hep yzme vuruyorlar," diye patlad Merel daha Garion odadan karken. "Neyi vuruyorlar?" "Yani..." Merel biraz tereddt ettikten sonra kararl bir tavrla konumaya balad. "Lordumla aramz her zaman iyi deildi." "Bu bilinen bir ey Merel," dedi Pol Teyze diplomatik bir tavrla. "Mesele de bu ya," diye szland Merel. "Hep arkamdan glyorlar. Eskisi gibi davranmaya balamam bekliyorlar." Sesi sertleti. "Ama olmayacak byle bir ey; istedikleri kadar beklesinler." "Bunu duyduuma sevindim Merel," diye cevap verdi Pol Teyze. "Ah, Polgara," dedi Merel hafife glerek. "Koca bir ayya benziyor, ama ii o kadar yumuak ki. Bunu nasl da grememiim daha nce. Yllarmz harcadk." "Bymen gerekiyordu Merel," dedi Pol Teyze. "Baz insanlarn bymesi daha uzun zaman alr." Leydi Merel gittikten sonra Garion odaya dnp merakla Pol Teyzeye bakt. "Hep byle mi oluyor?" diye sordu sonra. "Yani, insanlar ne zaman bir sorunlar olsa sana m geliyorlar?" "Zaman zaman oluyor," dedi Pol. "nsanlar beni ok bilge zannediyorlar. ou zaman ne yapacaklarn zaten biliyorlar, ben de onlar dinleyip hak veriyorum, destek oluyorum. O zaman mutlu oluyorlar. Her sabah bu ziyaretler iin biraz vakit ayrrm. Onlar da eer gerekirse beni bulacaklarn bilirler. ay ister misin?" Garion ban olumsuz anlamda sallad. "ok ar bir yk deil mi bu? Bakalarnn sorunlaryla uramak yani?" "O kadar da ar deil Garion," dedi Pol. "Genellikle kk aile meseleleri bunlar. Dnyann kaderini ilgilendirmeyen sorunlarla ilgilenmek keyifli oluyor. Ayrca her ne sebeple olursa olsun misafir severim ben." Ama bundan sonraki ziyareti Kralie slena'nn sorunu daha ciddiydi. Hizmeti erek Kraliesinin Leydi Polgara ile zel olarak grmek istediini haber verince Garion gene yan odaya ekildi, ama meraktan kapy bu defa da aralk brakt. "Elimden gelen her eyi yaptm Polgara," dedi Islena. "Ama Gro-deg yakam brakmyor bir trl." "BelarBarahibimi?" "Her eyi biliyor tabii," diye onaylad Islena. "Adamlar yaptm her yanl ona rapor etmiler. Eer Ay Mezhebi ile ilikimi koparmaya kalkacak olursam, her eyi Anheg'e anlatmakla tehdit ediyor beni. Nasl bu kadar aptal olabildim? Hayatm onun elinde imdi." "Ne hatalar yaptn slena?" diye sordu Pol Teyze ineli bir tavrla.

192 BYL ATO RVA 193

"Baz ayinlerine katldm," diye itiraf etti slena. "Birka mezhep yesine sarayda grevler verdim. Grodeg'e de biraz haber szdrdm."

"Hangi ayinlere katldn slena?" "O ayinlere deil Polgara," dedi slena alnarak. "O kadar dmedim." "Yani btn yaptn, insanlarn ay postuna brnd birka zararsz toplantya gitmek, birka mezhep yesini saraya sokmak -ki muhtemelen birka dzine ye zaten szmtr saraya- ve zararsz baz saray dedikodularn dar szdrmak. Zararszd deil mi?" "Kastettiin oysa, hibir devlet srr vermedim Polgara," dedi slena alngan bir tavrla. "Demek Grodeg'in elinde hibir ey yok aslnda slena." "Ne yapacam Polgara?" diye sordu kralie ackl bir sesle. "Anheg'e gidip her eyi anlat." "Yapamam." "Mecbursun. Yoksa Grodeg seni daha beter eyler yapmaya zorlayacak. Aslnda bu durumu Anheg'in lehine bile evirebilirsin. Syle bakalm, mezhebin faaliyetleri hakknda ne biliyorsun tam olarak?" "Her eyden nce, kyller arasnda ubeler kurmaya baladlar." "Daha nce hi buna kalkmamlard," dedi Pol Teyze dnceli bir tavrla. "Mezhep daima soylular ve rahiplerle snrlyd." "Emin deilim ama," dedi slena, "byk bir eye hazrlanyor gibiler, bir tr atmaya." "Babama anlatacam bunu," dedi Pol Teyze. "Tedbirler almak isteyecektir herhalde. Mezhep kk soylularla rahiplerin oyunca iken, o kadar da nemli deildi; ama kylleri ayaklandrmaya kalkmak bambaka bir ey." "Baka eyler de duydum," dedi slena. "Bana kalrsa Rhodar'n haberalma servisine szmaya alyorlar. Eer Boktor'da doru yerlere birka adam yerletirebilirlerse, Bat'nn devlet srlarnn ounu ele geirebilirler." "Evet," dedi Pol Teyze buz gibi bir sesle. "Bir keresinde Grodeg'i dinlemitim," dedi slena honutsuz bir sesle. "Benim onlardan ayrlmak istediimi renmesinden nceydi. Gkyzndeki alametleri ve iaretleri okuyor, Riva Kral'nn dneceini sylyordu. Mezhep "Batnn Hkmdar" ifadesini fazla ciddiye alyor. Bence onlarn nihai amac, Belgarion'u Bat'nn, Alorya'nn, Sendarya'nn Arendiya'nn, Tolnedra'nn -ve Nyissa'nnimparatoru yapmak." "O ifade yle yorumlanamaz," dedi Pol Teyze. "Biliyorum," dedi slena, "ama Grodeg laflar yle arptyor ki, o anlama geliyor. Tam bir yobaz bu adam; Bat'nn tm halklarn Belar inancna dndrmek istiyor - gerekirse klla." "Geri zekl!" diye patlad Pol Teyze. "Eer buna kalkrsa Ba-t'da sava balatr, tanrlar bile kavgann iine eker. Alornlara srekli gneye doru yaylma istei veren ey nedir yahu? O snrlar tanrlar tarafndan izilmiti. Galiba birinin Grodeg'e haddini bildirmesinin vakti gelmi. Hemen Anheg'e git. Her eyi anlat, sonra da onu grmek istediimi syle. Babam da bu konuyu onunla konumak isteyecektir mutlaka." "Anheg bana ok kzacak Polgara," dedi slena tereddtle. "Sanmam," dedi Pol Teyze. "Grodeg'in plann aa karttn anlar anlamaz sana teekkr edecektir. Grodeg'in peine bilgi edinmek iin takldn hissini ver ona. ok saygdeer bir ama olur bu. iyi bir eten beklenecek bir ey." "Bunu dnmemitim," dedi slena; kendine gveni yerine gelmeye balamt. "ok cesurca bir ey yapm olurum, deil mi?"

"Kesinlikle kahramanca bir ey slena," diye cevap verdi Pol Teyze. "Haydi Anheg'e git." "Gidiyorum Polgara." Hzl, kararl ayak sesleri duyuldu ve kap kapand. "Garion, buraya gel," dedi Pol Teyze sert bir sesle. Garion kapy at. "Dinliyordun deil mi?" Bir soru deildi bu. "Yani..." "Bu konuyu konuacaz seninle," dedi Pol. "Ama u anda nemli deil. Git dedeni bul ve onu hemen grmek istediimi syle. Ne yapyorsa brakp gelsin. Hemen getir onu bana." "Ama onun bir ey yapabileceini ne biliyoruz?" diye sordu Garion. "Yani, eer gcn kaybetmise..." "Gcn de eitleri vardr Garion. Byclk bunlardan biri sadece. Haydi ko getir onu." "Peki Pol Teyze," dedi Garion kapya yrrken.
RlVA

195

ON ALTINCI BLM

ELAR BARAHlBl, boyu iki metreyi geen, etkileyici bir adamd. Uzun kr bir sakal ve gr, kara kalarnn altnda derinlere batm gibi grnen alev alev gzleri vard. Bitmez gibi grnen pazarlklarn sonunda resmi nian belgesi hazrlandktan bir hafta sonra Val Alorn'dan Riva'ya gelmiti. Yannda sert yzl, ay postlarna brnm iki dzine sava vard ona refakat eden. "Ay mezhebi," dedi Barak Garion'la pek'e eki bir suratla, Hisarn surlarnda durmu Barahiple adamlarnn parlak bahar gnei altnda limandan yukar kan merdivenleri trmanmalarn izlerken. "Yannda asker getirmesini sylememitim," dedi Garion fkeyle. "Kendi karar vermitir," dedi tpek. "Grodeg byle kararlar vermekte ustadr." "Onu zindana tkarsam houna gider mi acaba," dedi Garion ateli bir sesle. "Burada zindan var m?" "Yaparz bir tane," diye srtt Barak. "Bir yerde gzel, rutubetli bir mahzen buluruz. Ama fare ithal etmen gerekir bunun iin. Bu adada hi fare olmad syleniyor." "Dalga geiyorsun benimle," dedi Garion dostuna, hafife kzara-rak.

"Byle bir ey yapmayacam bilirsin Garion," dedi Barak sakaln ekitirerek. "Yerinde olsam, Grodeg'i zincire vurmadan nce Belgarath'la bir konuurum," dedi tpek. "Bunun politik sonulan sandndan byk olabilir. Ne yaparsan yap, Grodeg'in adamlarndan bazlarn burada brakma konusunda seni ikna etmesine izin verme. Yirmi yldr Rzgrlar Adas'na adam yerletirmeye alyor. Brand bile onun bunu yapmasna izin vermeye cesaret edemedi." "Brand m?" "Belli olmuyor mu? Brand'n mezhebe ye olduunu sylemiyorum, ama onlara sempatisi olduu da kesin." Garion arm, kendini biraz da fena hissetmeye balamt. "Ne yapmalym sence?" diye sordu. "Bu adamlarla politika oynama," dedi Barak. "Grodeg nian trenini ynetmek iin geldi. Brak iini yapp gitsin." "Benimle konumaya alacaktr mutlaka," diye sylendi Garion. "Beni Arendleri, Tolnedrallar ve Nyissallan Belar dinine dndrmek iin gney krallklarn istila etmem konusunda ikna etmeye alacaktr." "Bunu da nereden duydun?" diye sordu pek merakla. "Sylemesem daha iyi," dedi Garion. "Belgarath biliyor mu?" "Pol Teyze ona da syledi," dedi Garion ban sallayarak. pek dnceli dnceli trnan kemirmeye balad. "Geri zekly oyna," dedi sonunda. "Ne?" "Neler olup bittiinin farknda olmayan salak bir ky delikanls rol yap. Grodeg seni yalnz yakalayp tavizler koparmak isteyecektir. Srtp salak salak ban salla, ama ne zaman bir ey nerse hemen Belgarath' art. Brak tek bana karar veremediini sansn." "O zaman biraz ey gibi grnmez miyim... Yani...?" "Onun ne sand senin iin nemli mi?" "Deil tabii... Ama..." "Deliye dnecek," dedi Barak habis bir srtmayla. "Senin tam bir geri zekl olduunu sanacak, kolayca tavlayabilecei bir salak. Ama seni ele geirebilmek iin Belgarath'la kapmas gerektiini de fark edecek. Buradan gitme vakti geldiinde fkeden sakaln yoluyor olacak." pek'e hayranlkla bakt. "Grodeg gibi biri iin feci bir durum bu." "Yaa," dedi pek srtarak, "bana da yle gelmiti." srtarak birbirlerine baktlar, sonra kahkahalara bouldular. Resmi nian treni ertesi gn yapld. Riva Kralnn Salonuna kimin nce girecei konusunda epeyce tartld, ama en sonunda Bel-garath'n nerisiyle, Garion'la Ce'Nedra'nn saiona kol kola girmeleri kararltnld. "En nihayetinde bir dn hazrl bu," dedi ihtiyar byc. "En azndan bir dostluk grnts olmal ie balarken."
BYL ATO

196 197

RlVA

Nian saati yaklatka Garion'un gerginlii de artyordu. Tlsm olayndan beri prensesin fkeden dumanlan ttyordu ve Garion trende bir rezalet kacandan emin gibiydi. Ama yan odada davetli-lerin toplanmasn beklerlerken, Ce'Nedra onu artacak kadar keyifli grnyordu. Garion odada sinirle volta atar, ikide bir giysilerini dzeltirken, Ce'Nedra mazbut bir tavrla oturmu, girilerini haber verecek boru sesini bekliyordu sabrla. "Garion," dedi Ce'Nedra bir sre sonra. "Efendim?" "Perili Ormanda beraber ykandmz gn hatrlyor musun?"

"Beraber ykanmadk biz," dedi Garion telala. Kulaklarna kadar kzarmt. "Eh, neredeyse yle saylabilir," dedi Ce'Nedra aradaki farka pek aldrmadan. "Btn yolculuumuz boyunca Leydi Polgara'nn bizi nasl birbirimizin kucana atmaya altn fark ediyor musun imdi? Bunun olacan biliyordu, deil mi?" "Evet," dedi Garion. "Aramzda bir ey olacan umuyordu demek ki." Garion dnd. "Galiba haklsn," dedi sonunda, "insanlarn hayatlarn dzenlemeye baylr." Ce'Nedra iini ekerek, "u kardmz frsatlara bak," dedi esefle. "Ce'Nedra!" dedi Garion dehetle. Kz kkrdad, sonra tekrar iini ekti. "imdi her ey skc ve resmi olacak, iin elenceli ksmn karm olduk." Garion'un yzne ate basmt. "Her neyse," dedi Ce'Nedra, "beraber ykandmz gn sana beni pmek isteyip istemediini sormutum, hatrlyor musun?" Garion konumaya cesaret edemeyerek ban sallad. "O pc alamadm o gn," dedi kz ayaa kalkp Garion'un yanna gelerek. "O yzden imdi istiyorum." Kk elleriyle Garion'un yakasndan tuttu. "Bana bir pck borcun var Riva'l Belgarion; biz Tolnedrallar alacaklarmz daima tahsil ederiz." Kirpiklerinin arasndan ona ynelttii bak son derece tehlikeliydi. Darda borular almaya balad. "ieri girmemiz lazm," dedi Garion aresizce kekeleyerek. "Beklesinler," diye mrldand Ce'Nedra boynuna sarlrken. Garion minik, masum bir pckle ii halledebileceini sanyorju, ama prensesi onunla ayn fikirde deildi. Minik kollan beklemedii kadar glyd, parmaklar ise salanna yapmt. pck uzadka uzad; Garion'un dizleri titremeye balad sonunda. "ite oldu," diye fsldad Ce'Nedra sonunda Garion'u brakrken. "eri gitsek iyi olacak," dedi Garion borular yeniden almaya baladnda. "Bir saniye. Salanm dattn m?" Garion baksn diye kendi etrafnda dnd. "Hayr," dedi Garion. "Her ey dzgn." Ce'Nedra honutsuz bir tavrla ban sallayarak, "Bir dahaki sefere biraz daha gayret et," dedi. "Yoksa beni ciddiye almadn dneceim." "Seni asla anlayamayacam Ce'Nedra." "Biliyorum," dedi kk prenses gizemli bir glmsemeyle. Sonra delikanlnn yanan okayarak, "Bu durumun deimemesi iin elimden geleni yapacam," diye ekledi. "Gidelim mi? Davetlileri bekletmesek iyi olur." "Ben bunu batan sylemitim." "O zaman iimiz vard," dedi Ce'Nedra muhteem bir kaytszlkla. "Bir dakika." Garion'un salarn dzeltti. "Byle daha iyi oldu. Uzat bakalm kolunu." Garion kolunu uzatt, prensesi de koluna girdi Sonra, borular nc kez alarken kapy at. Salona girdiklerinde kalabalktan heyecanl bir mnlt ykseldi. Ce'Nedra'nn uyarsn dinleyerek vakur, ar bir tempoyla yryordu Garion; yzndeki ifade ise ciddi ve soyluydu. "Suratn asma," diye fsldad prenses. "Arada bir glmse ve banla selam ver. dettendir." "yle olsun," dedi Garion. "Bu tr eyleri hi bilmiyorum." "Becereceksin, merak etme," dedi kz. izleyicilere glmseyerek ve selam vererek, kral ve nianls Salondan geip, prenses iin tahtn yaknma yerletirilmi olan koltua vardlar. Garion koltuu tutup Ce'Nedra'nn oturmasn bekledi, sonra da tahtna kt. Her zamanki gibi, Aldur Ta maya balad o oturur oturmaz. Ama bu kez nda pembemsi bir ton vard. Resmi nian treni, Belar Barahibinin gkgrlts gibi sesiyle uzun bir nutuk atmasyla balad. Grodeg durumdan istifade edip dra-tik bir hava yaratmak iin

frsat kalmyordu. 199


RlVA

198

BYL ATO

"Ne palavrac herif, deil mi?" diye mrldand Belgarath, tahtn sandaki her zamanki yerinden. "Ce'Nedra ile sen ieride ne yapyordunuz?" diye sordu Pol Teyze Garion'a. "Hibir ey," dedi Garion kpkrmz kesilerek. "Yaa? Hibir ey yapmak o kadar vakit alyor demek? Ne ilgin." Grodeg nian anlamasnn ilk maddelerini okumaya balamt. Garion'a bo laf gibi geliyordu btn bunlar. Grodeg yer yer durup Garion'a kt baklar atmay da ihmal etmiyordu. Her defasnda, "Hametmeap Riva Kral Belgarion bunu kabul ediyorlar m?" diye soruyordu. "Ediyorum," diyordu Garion. "Asaletmeap Tolnedra imparatorluu Prensesi Ce'Nedra bunu kabul ediyorlar m?" diye soruyordu Grodeg prensese. Ce'Nedra berrak bir sesle, "Ediyorum," diyordu. "yi geinebiliyor musunuz bari siz ikiniz," diye sordu Belgarath, rahibin monoton sesine aldrmadan. "Kim bilir?" dedi Garion aresizce. "Bir dakika sonra ne yapacan kestiremiyorum ki." "yle olmas gerekiyor canm," dedi Pol Teyze. "Herhalde ne demek istediini aklamazsn bana." "Hayr canm," dedi Pol, Ce'Nedra'nnki kadar gizemli bir glmsemeyle. "Bana da yle gelmiti," diye homurdand Garion. Garion hayatnn geri kalan hakknda ona hibir seim hakk brakmayan belgenin okunmas srasnda, Ce'Nedra'nn "salarn datmas" konusundaki davetini dnp durdu ve sonunda biraz kibar bir datmann gayet cazip olaca sonucuna vard. Hatta tren bittikten sonra prensesle zel bir keye ekilip bu konuyu tartmay bile dnyordu. Ama Grodeg'in cafcafl kutsamas bittikten sonra, Ce'Nedra sarayl gen kzlar tarafndan kuatld ve zel bir kutlamaya gtrld. Garion kkrdamalardan ve kendisine frlatlan hnzr baklardan, toplantdaki konumalarn epeyce ak sak, hatta belden aa olacan tahmin etti; dolaysyla bu konuda fazla bir ey bilmese daha iyi olacana karar verdi hemen. pek ve Barak'n tahmin ettikleri gibi, Belar Barahibi Garion'la zel olarak konumaya alt birok kere. Ama Garion her defasnda mthi bir saflk numarasyla Belgarath' artt yanna. Grodeg ertesi gn btn refakatileriyle adadan ayrld. Btn olup bitenlerin stne ty dikmek iin, Garion fkeden kprmekte olan din adamn Belgarath'la birlikte gemiye kadar geirmekte srar etti - tabii bunun bir nedeni de Ay mezhebinden kimsenin adada kalmadndan emin olmakt. "Kimin fikriydi bu?" diye sordu Belgarath Hisara giden merdivenleri karlarken. "pek'le ben dndk," dedi Garion hafife kaslarak. "Tahmin etmeliydim." "Bence gayet iyi oldu," dedi Garion kendini tebrik ederek. "ok tehlikeli bir dman edindiinin farknda msn?" "Baa kabiliriz onunla." "Bu 'biz' lafn ok rahat kullanyorsun bakyorum," dedi Belgarath knayan bir tavrla. "Hepimiz bu iin iinde deil miyiz dedeciim?" Belgarath ona aresizce bakakald, sonra glmeye balad. Grodeg'in gidiinden sonraki gnlerde, glmeye pek yer olmad ne yazk ki.

Resmi trenler biter bitmez Alorn krallar, Kral Fulrach ve eitle danmanlarla generaller ie koyuldular. Konular savat. "Cthol Murgos'tan aldm son raporlar, Taur Urgas'n dou kysnda hava dzelir dzelmez gney Murgolarn Rak Hagga'dan kuzeye getirecei yolunda," dedi Kral Rhodar. "Ya Nadraklar?" diye sordu Kral Anheg. "Onlar da seferberlik halinde, ama Nadraklar belli olmaz. Onlar daima kendi oyunlarn oynarlar, bu yzden de hizaya getirmek iin ok Grolim gerekir. Thullar ise yalnzca emirlere uyarlar." "Thullar aslnda hi nemli deil," dedi Brand. "Kilit soru, karmzda ka Malloryalnn olaca." "Thull Zelik'te onlar iin bir karaya kma alan hazrlanyor," dedi Rhodar. "Ama onlar da Dou Denizi'ndeki havann durulmasn bekliyorlar." Kral Anheg dnceli bir tavrla kalarn atarak, "Malloryallar kt denizcidir," dedi. "Yaz gelmeden harekete gemezler; o zaman bile Thull Zelik'e kadar Kuzey sahilini izeyeceklerdir. Dou Denizi' ne mmkn olduu kadar abuk bir donanma indirmeliyiz. Eer ykl miktarda gemilerini batnp yeterli sayda adamlarnn boulmasn salarsak, Malloryallan savan dnda tutabiliriz. Bence Gar og Nadrak'a saldrmalyz. Bir kere ormanlk blgeyi ele geirdik mi, he200 201 BYL ATO
RlVA

men gemi yapmaya balarz. Sonra ordu Nehrinden Dou Denizi'ne indiririz gemileri." "Plannz takdire ayan Hametmeap," dedi Mandorallen duvardaki kocaman haritay inceleyerek. "Nadraklar sayca mahdut ve gney Cthol Murgos hudutlarndan da ok uzakta." Rhodar inatla ban sallayarak, "Bir an nce denize kmak istediini biliyorum Anheg," dedi. "Ama beni Nadrak ormanlarnda bir savaa sryorsun. Manevra yapmak iin ak araziye ihtiyacm var. Eer Thullara saldnrsak, Mardu Nehrinin i ksmlarna varrz; gemilerini oradan denize karrsn." "Mishrak a Thull'da yeterli sayda aa yok," diye itiraz etti Anheg. "Niye ya aatan gemi yapacaksn ki?" dedi Rhodar. "Niye gemilerini Aldur Nehrinden ieri sokup dier nehre kadar tanyorsun?" "Gemileri dou sradalarndan yukar m tataym? Ciddi ol Rhodar." "Mhendislerimiz var Anheg. Gemilerini duvarn tepesine karacak bir dzenek yapabilirler." Garion tartmaya mdahale edip tecrbesizliini aa vurmak istemiyordu, ama szler daha dnmeden azndan dklverdi. "Son savan nerede olacana karar verdik mi?" "Hangi son savan Garion?" dedi Rhodan kibarca. "Byk karlamann - Vo Mimbre gibi yani." "Bu savata bir Vo Mimbre olmayacak," dedi Anheg. "Olmasn diye urayoruz." "Vo Mimbre bir hatayd Garion," dedi Belgarath alak sesle. "Bunu hepimiz biliyorduk, ama elimizden gelen bir ey yoktu." "Kazandk ama, deil mi?" "ansmz yaver gitti. Ama bir sava ansmz yaver gider midine gre planlayamazsn. Vo Mimbre savan kimse istemiyordu - biz de, Kal Torak da; ama kimsenin seme ans olmad, ikinci Angarak kolu Bat'ya girmeden savaa girmek zorundaydk. Kal Torak gneyli Murgolan ve dou Malloryallan Rak Hagga civarnda yedekte tutuyordu. Torak Kale kuatmasn kaldrp batya ynelince, onlar da yrye getiler. Eer o kol Kal Torak'la birleebilseydi,

Bat'da o orduyu karlayabilecek yeterli sayda insan yoktu; o yzden savamak zorunda kaldk. Vo Mimbre de ehven-i er bir sava alanyd. "Kal Torak niye durup onlar beklemedi?" diye sordu Garion. "Bir orduyu dman arazide durduramazsnz Kral Belgarion," dedi Albay Brendig. "Hareket etmeye devam etmezseniz, yerli halk btn yiyecekleri yakp geceleri size saldrmaya balar. Bu yolla ordunuzun yansn bile kaybedebilirsiniz." "Kal Torak da Vo Mimbre savana bizim kadar gnlszd," diye devam etti Belgarath. "Rak Hagga'dan gelen kol dalarda bir bahar frtnasna yakaland ve haftalarca kara saplanp kald. Sonunda geri dnmek zorunda kaldlar, Torak da Vo Mimbre'de say stnl olmadan savamak zorunda kald; akl banda hi kimse byle bir eye kalkmaz." "Kuvvetiniz hasmnznkinden bir eyrek nisbetinde fazla olmal," dedi Mandorallen. "Yoksa netice phelidir." "te bir," diye grledi Barak. "Mmknse yans kadar." "yleyse btn yapacamz ktann dousuna yaylp bir sr kk muharebeye girimek mi yani?" dedi Garion inanamayarak. "Bu yllar, hatta onyllar alr. Bir yzyl bile srebilir." "Gerekirse yle olacak," dedi Belgarath kestirmeden. "Ne bekliyordun Garion? Gne altnda ksa bir yolculuk, gzel, kk bir kavga ve ktan nce eve dnmek mi? Korkarm yle olmayacak. Zrh ve kl kuanmaya almalsn, nk hayatnn geri kalann o klkta geireceksin muhtemelen. Bu ok uzun bir sava olacak." Garion'un hayalleri hzla yklyordu. Toplant odasnn kaps ald ve Brand'n en kk olu Olban ieri girerek babasyla konumaya balad. Hava bozmutu; ada bir bahar frtnasnn etkisiyle yamur altndayd. Olban'n gri Riva pelerininden sular damlyordu ieri girdiinde. Dou'da yllarca ve yllarca srecek bir sava dncesiyle bunalan Garion, dalgn dalgn Olban'n ayaklannn dibinde biriken kk su glcne bakmaya balad. Sonra alkanlkla, gzlerini kaldrp Olban'n pelerininin eteklerine bakt. Sol kede kk bir yrtk vard ve bir kuma paras eksikti. Garion en bata grdn alglayamayarak bir sre bu geveze yrt seyretti. Sonra birdenbire buz kesildi. Hafife irkilerek ban kaldrp Olban'n yzne bakt. Brand'n en kk olu Garion'la ayn yalardayd, biraz daha ksa boylu, ama daha yaplyd. Salan ak sanyd, ciddi yznde geleneksel Riva ask yzllnn izleri grlyordu. Gzlerini Garion'dan karmaya alr gibiydi, ama onun dnda bir gerginlik belirtisi yoktu. Ancak gen kralla bir kez gz gze
202
BYL ATO 203
RtVA

geldiinde hafife irkilir gibi oldu ve gzlerinde ak bir sululuk ifadesi belirdi. Garion kendisini ldrmeye alan bulmutu. Toplant devam etti, ama Garion artk konuulanlar duymuyordu. Ne yapmalyd? Olban tek bana m davranmt, yoksa iin iinde bakalar da var myd? Brand'n kendisi de buna dahil miydi acaba? Rivallarn aklndan ne getiini anlamak o kadar zordu ki. Brand'a gveniyordu, ama iri yan Vekilharcn Ay Mezhebiyle balantsn reneli beri onun ballnda da ikircikli bir yan olduunu hissetmeye balamt. Btn bunlarn arkasnda Grodeg olabilir miydi? Ya da bir Grolim. Garion ruhunu Aarak'a satan ve Val Alorn'da ayaklanma karmaya alan Jarvik Kontunu hatrlad. Yoksa Olban da Jar-vik gibi kan krmzs Angarak altnnn bysne mi kaplmt? Ama Riva adayd; dnyada Grolimlerin giremeyecei tek yer. Garion rvet ve satn alma ihtimalini sildi kafasndan. Her eyden nce Riva karakterine uygun deildi bu. kincisi de, Olban

hayatnda bir Gro-limle karlama ansna sahip olmamt hi. Garion ciddi bir eylem plan hazrlad kendine. Lelldorin'i darda tutmas gerekiyordu tabii. Ateli gen Astur-yal, bu durumun gerektirdii incelie sahip deildi. Lelldorin hemen elini klcna atard ve iler berbat olurdu hzla. Akamst, o gnk toplant sona erdiinde, Garion Olban' aramaya kt. Yanna muhafz almad, ama klcn kuanmt. Tesadfe bakn ki, gen kral Brand'n en kk olunu yakaladnda, tpk saldrya uradna benzer, lo bir koridordaydlar. Olban Garion'un geldii yne doru gitmekteydi. Kraln grdnde yz hafife sarard ve yzn gizlemek iin yerlere kadar eilerek selam verdi. Garion hi konumadan geip gidecekmi gibi yapt, ama birbirlerini getikten hemen sonra durup alak sesle, "Olban," diye seslendi. Brand'n olu yznde bir dehet ifadesiyle dnd. "Pelerininin kenar yrtlm grdm kadaryla," dedi Garion normal bir ses tonuyla. "Tamire gtrdnde bu iine yarayabilir belki." ceketinin altndan yrtk kuma parasn karp yz bembeyaz olan delikanlya uzatt. Olban kprdamadan falta gibi gzlerle ona bakakald. "Ha, elin demiken," diye devam etti Garion. "unu da al. Bir yerlerde drm olmalsn." Elini yeniden ceketinin altna sokup ucu eilmi haneri kard. Olban zangr zangr titremeye balad, sonra diz kt. "Ltfen Hametmeap," diye yalvarmaya balad, "izin verin kendimi ldreyim. Eer babam yaptm renecek olursa mahvolur." "Neden beni ldrmeye altn Olban?" diye sordu Garion. "Babam iin," diye itiraf etti Brand'n olu, gzlerinde yalarla. "Siz gelene kadar Riva'nn hkmdan oydu. Siz gelince mevkiini kaybetti. Ben de buna dayanamadm. Ltfen Hametmeap, beni sradan bir cani gibi daraacna kartmayn. O haneri verin bana, kalbime saplayaym. Babam bu aalanmaya maruz brakmayn." "Samalama," dedi Garion, "ve ayaa kalk. Dizlerinin stnde ok komik grnyorsun." "Hametmeap..." dedi Olban. "Susar msn ltfen," dedi Garion fkeyle. "Dur da bir dakika dneyim." Aklna bir fikir gelmeye balamt. "Pekl," dedi sonunda, "yle yapacaz: Sen bu haneri ve kuma parasn alp limana gidiyorsun ve suya atyorsun; sonra da hibir ey olmam gibi hayatna devam ediyorsun." "Hametmeap..." "Daha szm bitmedi. Bir daha bu konu hakknda hi konumayacaz. Histerik itiraflar falan istemiyorum, kendini ldrmeni de kesinlikle yasaklyorum. Beni anladn m Olban?" Gen adam dili tutulmu gibi ban sallad. "Babann byle bir kiisel trajediyle kafasnn karmasn istemiyorum; ona ok ihtiyacm var. Byle bir olay olmad, o kadar." Hanerle kuma parasn Olban'n eline tututurdu. Anszn fkelenmiti. Haftalardr endieyle arkasn kollamasnn ne kadar gereksiz, faydasz olduu ortaya kmt. "Ha, son bir ey Olban," dedi akna dnm gen Rival gitmeye hazrlanrken. "Bana bir daha bak atmaya kalkma. Dvmek istiyorsan gel bana syle, eer istediin buysa, sakin bir keye ekilir birbirimizi dorarz." Olban alayarak kat. "Eline salk Belgarion," diye kutlad onu iindeki ses. "Kes be," dedi Garion. O gece ok az uyuyabildi. Olban konusunda verdii kararla ilgili birka kukusu vard, ama yaptnn esasta doru olduundan emindi. Olban'n saldrs babasnn aalandna inand iin yaplm anlk bir hareketti. Bir komplo filan

deildi. Olban Garion'un bu alicenaplna kzabilirdi, ama bir daha kralnn srtna bak frlatmaya205
RlVA

204

BYL ATO

ca da kesindi. Garion'un uykusunu esas karan, Belgarath'n girimekte olduklar sava hakkndaki acmasz yorumuydu. afaa doru biraz uyuyabildi, ama az sonra mthi bir kbus grerek souk terler iinde uyand. Kendisini grmt, yal ve yorgun; acnacak derecede kk, perian ve yal adamlardan oluan bir ordunun banda, kazanmalar mmkn olmayan bir savaa gidiyordu. "Huysuzluk krizin getiyse syleyeyim, baka bir seenein var tabii," dedi iindeki ses, titreyerek yatanda dimdik otururken. "Ne?" dedi Garion yksek sesle. "Ha u mesele. yle konutuum iin kusura bakma, biraz sinirliydim de." "Birok adan Belgarath'a benziyorsun - hem de byk lde. Bu sinir kaltmsal gibi grnyor." "Bu da doal tabii," dedi Garion. "Bir seenek var demitin. Neyin seenei?" "Sana kbuslar grdren bu savan. Giyin, sana bir ey gstereceim. " Garion yataktan inip aceleyle giyinirken, "Nereye gidiyoruz?" diye sordu; hl yksek sesle konuuyordu. "Uzak deil." Zihnindeki teki bilincin onu gtrd oda toz iindeydi pek az kullanlma benziyordu. Duvarlardaki raflarda duran kitaplar ve parmenler tozluydu ve kelerde rmcek alar olumutu. Garion'un elindeki mum, duvarlarda danseden uzun glgeler oluturuyordu. "En st rafta," dedi ses. "Sar kumaa sarl olan parmen. Al onu." Garion bir sandalyeye karak parmeni ald. "Nedir bu?" diye sordu sonra. "Kitab- Mrin. Kabndan karp a. Duracan yeri sylerim sana." Garion'un parmeni bir elle altndan aarken teki eliyle yukardan toplamay renmesi biraz zaman ald. "te buras," dedi ses." Bu blm. Oku." Garion rmcek gibi bir elyazsyla yazlm metni okumak iin debelendi; okumas hl pek iyi deildi. "Hibir anlam yok ki bunun," diye szland. "Bunu yazan adam deliydi," dedi ses zr diler gibi. "Ayrca da geri zeklyd. Ama elimdeki malzeme buydu, ne yapaym. Yksek sesle oku." Garion okudu. "Ve derken bir gn gelecek ki belli bir anda olmal ile olmamal karlaacak ve bu karlamada olmula olacan kaderi belli olacak. O zaman In ocuu ile Karanln ocuu krk la-hitte yz yze gelecekler ve yldzlar titreip snecekler." Garion'un sesi kesildi. "Hl bir anlam veremiyorum," dedi sonunda. "Tamam, biraz mulak," diye kabullendi ses. "Dediim gibi, bunu yazan adam deliydi. Fikir benim, ama onu ifade etmek iin kendi kelimelerini kullanm." "In ocuu kim? diye sordu Garion. "Sensin, yani u anda. Zamanla deiiyor. " "Ben mi?" "Tabii." "Peki karlamam gereken bu Karanln ocuu kim?" "Torak." "Torak m!" "u ana kadar bunu anlam olacan sanyordum. Bir zamanlar sana iki muhtemel yazgnn sonunda bir araya gelmesinden sz etmitim. Sen ve Torak, In ocuu ile Karanln ocuu, ite bu iki yazg sizde vcut buluyor." "Ama Torak uyuyor."

"Artk uyumuyor. Elini Ta'a dedirdiin an, onun uyannn da habercisiydi. u anda bile uyankln kysnda, kpdanyor; eli kara klcnn, Cthrek-Goru'nun kabzasna uzanyor." Garion buz kesildi. "Yani Torak'la dvmem gerektiini mi sylyorsun? Tek bama?" "Er ya da ge olacak bu Belgarion. Evren bu na doru kouyor. stersen ordunu topla; ama senin ordun ya da Torak'in ordusu hi nemli deil. Kitab- Mrin'de denildii gibi, her ey sonunda onunla karlatnda belirlenecek. Sonunda onunla yalnz karlaacaksn. Seenek derken bunu kastediyordum." "Yani tek bama gidip onu bulmam ve dvmem gerektiini mi sylyorsun?" dedi Garion dehetle. "Aa yukar yle." "Yapmayacam bunu." "Sen bilirsin." Garion dnmeye balad. "Bir orduyla gidersem bir sr insan lecek, ama sonu hi fark etmeyecek, yle mi?" "Hi fark etmeyecek. Sonunda sen, Torak, Cthrek-Goru ve Riva
BYL ATO 206 RtVA 207

Kralnn klc kalacaksnz sadece." "Hi seeneim yok mu?" "Hi." "Tek bama gitmek zorunda mym?" diye sordu Garion yalvarr gibi. "Kitap yle bir ey sylemiyor." "Yanma bir-iki kii alabilir miyim yani?" "Karar sen vereceksin Belgarion. Klcn almay unutma yeter. " Garion btn gn bunu dnd. Sonunda yapaca seim belliydi. Akam gri Riva ehrinin stne kerken, Belgarath' ve pek'i artt yanna. Baz sorunlar kacan biliyordu, ama baka gvenebilecei kimse yoktu. Gc azalm olsa da, Belgarath'n bilgelii olmadan yola kmay aklna bile getiremiyordu Garion. Ve Tabii tpek de olmazsa olmaz biriydi yol iin. Garion, eer Belgarath beceremezse, giderek gelimekte olan kendi by gcnn kabilecek zorluklarn stesinden geleceini, Ipek'in de ciddi belalardan uzak durmalarn salayabileceini dnyordu. nn birlikte yollarna kacak her eyin stesinden gelebileceklerinden emindi - Torak' bulana kadar. O zaman neler olacan ise dnmek bile istemiyordu. pek'le Belgarath geldiklerinde, Gen kral dertli gzlerle pencereden dar bakyordu. "Bizi mi istedin?" diye sordu pek. "Bir yolculua kmam gerekiyor," diye cevap verdi Garion zor duyulur bir sesle. "Derdin nedir?" dedi Belgarath. "Hasta gibisin." "Yapmam gereken eyin ne olduunu rendim dede." "Kim syledi?" "O." Belgarath dudaklarn bzerek, "Biraz erken sanki," dedi. "Ben bir sre daha bekleyecektim, ama ne yaptn biliyordur herhalde." "Kimden bahsediyorsunuz?" diye sordu ipek. "Garion'un bir ziyaretisi oluyor bazen," dedi ihtiyor. "zel bir ziyareti." "Bu pek aydnlatc bir cevap olmad eski dostum." "Bilmek istediinden emin misin?" "Evet," dedi ipek. "nk bu i beni de ilgilendirecee benziyor." "Kehanet'i biliyorsun deil mi?"

"Tabii." "yle grnyor ki, Kehanet yalnzca gelecekle ilgili bir sz deilmi. Zaman zaman olaylara mdahale edebiliyor. Bazen Garion'la konuuyor." pek'in gzleri dnceli bir ekilde ksld. "Pekl," dedi sonunda. "Pek armadn." Fare suratl kk adam glerek, "Bu meseleyle ilgili hibir ey beni artmyor artk Belgarath," dedi. Belgarath Garion'a dnerek, "Tam olarak ne dedi sana?" diye sordu. "Kitab- Mrin'i gsterdi. Okumu muydun onu?" "Batan sona, sondan baa, hatta birka kere de enlemesine okudum. Hangi blm gsterdi?" "In ocuu ile Karanln ocuunun karlamasyla ilgili blm." "Hah," dedi Belgarath. "Ben de bundan korkuyordum. Aklad m bari?" Garion sessizce bayla onaylad. "Eee," dedi ihtiyar ona dikkatle bakarak. "Artk her eyi bildiine gre ne yapacaksn?" "Birka seenek nerdi bana," dedi Garion. "Bir ordu toplayana kadar bekleyebilirim, sonra da Angaraklarla kuaklar boyu savaabiliriz. Yollardan biri bu, deil mi?" Belgarath bayla onaylad. "Tabii bu da bo yere milyonlarca insann lmesi demek olur, deil mi?" ihtiyar tekrar ban sallad. Garion derin bir nefes alarak, "Ya da," diye devam etti, "Tek bama gidip her neredeyse Torak' bulabilirim ve onu ldrmeye alabilirim." ipek irilemi gzlerle bir slk ald. "Tek bama gitmem gerekmediini syledi," diye ekledi Garion mitle. "zellikle sordum." "Saol," dedi Belgarath alayla. ipek sivri burnunu ovuturarak bir koltua att kendini. "Eer yalnz gitmesine izin verirsek Polgara derimizi santim santim yzer, biliyorsun deil mi?" dedi Belgarath'a bakarak. Belgarath homurdand.
208 BYL ATO

nc Ksm

DRASNYA
"Torak nerede demitin?" "Mallorya'da, Cthol Mishrak'da." "Hi gitmedim oraya." "Ben birka kere gittim. Pek ho bir yer deildir." "Belki zamanla dzelmitir." "Pek ihtimal dahilinde deil." ipek omuzlarn silkti. "Biz de onunla gitsek iyi olacak; yolu filan gsteririz, ne bileyim. Zaten Riva'dan ayrlma vaktim gelmiti. Hakkmda baz irkin dedikodular dolamaya balamt da." "Yolculuk iin iyi bir mevsim zaten," dedi Belgarath, Garion'a yan bir bak frlatarak. Garion kendini daha iyi hissetmeye balamt bile. Dalgac ifadelerinden anlad kadaryla ikisi de kararlarn vermilerdi. Torak' aramaya tek bana gitmek zorunda kalmayacakt. imdilik bu kadar yeterdi ona; dertlenmeyi sonraya brakabilirdi. "Pekl," dedi. "Ne yapyoruz?" "Sessizce Riva'dan tyeceiz," dedi Belgarath. "Pol Teyzenle bu konuda uzun tartmalara girmenin kimseye faydas olmaz." "alarn bilgelii," dedi pek hararetle. "Ne zaman yola kyoruz?" Sansar

gzleri prl prl parlyordu. "Ne kadar abuk olursa o kadar iyi," dedi Belgarath omuzlarn sil-kerek. "Bu gece iin verilmi sznz var m?" "Ertelenemeyecek bir ey yok." "Tamam yleyse. Herkes uyuyana kadar bekler, sonra Garion'un klcn alp yola karz." "Nereden gideceiz?" diye sordu Garion. "nce Sendarya'ya," dedi Belgarath. "Sona da Drasniya stnden Gar og Nadrak'a. Sonra da kuzeydeki takmadalar stnden Mallor-ya'ya geeriz. Cthol Mishrak'a ve tek gzl tanrnn lahdine kadar uzun bir yolumuz var." "Sonra?" "Sonra da bu ii bitiririz Garion."

s
II

ON YEDNC BLM

EVGILIPOLTEYZE," diye balyordu Garon'un notu, "bana kzacan biliyorum, ama baka arem yok Ktab- Mrn'e baktm ve ne yapmam gerektiini biliyorum artk " Kalann atarak durdu "'Kehanet' nasl yazlrd9" diye sordu tekilere Belgarath nasl yazlacan gsterdikten sonra, "ok uzatma Ga-ron," dedi "Ne dersen de onu rahatlatamazsn, o yzden konudan ayrlma " "Niye byle bir ey yaptmz aklamayaym m yan"7" dedi Garon surat asarak "Kitab o da okudu Ganon," diye cevap verdi Belgarath "Senin aklaman olmadan da sebebini bilebilir " "Ce'Nedra'ya da bir not brakmalym aslnda," dedi Garon "Polgara ona bilmesi gerekeni syler," dedi Belgarath "Yapacak ok smz var, butun geceyi yazmalarla geiremeyiz " "Daha nce hi mektup yazmamtm," dedi Ganon "Grnd kadar kolay deil" "Sylemen gerektii kadarn syledikten sonra yazmay brak," dedi ihtiyar "Fazla urama " Kap ald ve ipek ien girdi Yoldayken giydii o belirsiz kyafeti giymiti gene, elinde de k kn vard "Bunlar size uyar herhalde," dedi knlardan bnn Belgarath'a, tekini de Ganon'a vererek "Para buldun mu9" diye sordu ihtiyar "Barak'tan dn aldm " "ilgin," dedi Belgarath "Barak comertlyle unlu bm deildir " "dn aldm sylemedim ki ona," dedi ufak tefek adam gz krparak "Uzun aklamalara girerek vakit kaybetmek istemedim " Belgarath'n kalarndan biri havaya kalkt

212

BYL ATO

"Acelemiz var, deil mi?" dedi ipek masum bir ifadeyle. "Barak da i paraya gelince ok skc olabilir." "Mazereti brak imdi," dedi Belgarath. Sonra Garion'a dnp, "Bitiremedin mi hl?" diye sordu. "Ne diyorsun?" dedi Garion notu ona uzatp. ihtiyar nota bir gz atp, "Tamamdr," dedi. "imdi imzala da yarn bulunabilecei bir yere brakalm." "Yarn ve ge saatlerde," dedi ipek. "Gittiimizi rendiinde Polgara'nn eriemeyecei bir yerde olmak istiyorum." Garion notu imzalayp katlad ve stne "Leydi Polgara'ya," yazd. "Tahtn stne brakrz," dedi Belgarath. "Haydi kyafet deitirelim de gidip klc alalm." "Kl dikkat ekmeyecek mi?" diye sordu pek, Garion'la Belgarath kyafetlerini deitirdikten sonra. "n odalardan birinde bir kn olacakt," dedi Belgarath kapy aralayp sessiz koridora bir gz atarak. "Ona koyup srtna balayabilir." "Ta'n parlts biraz sorun yaratabilir," dedi pek. "Ta' rteriz," dedi Belgarath. "Haydi gidelim." lo koridora szlp geceyansnn sessizliinde taht odasna doru ilerlediler. Mutfaa doru giden uykulu bir hizmetkr onlar yakalyordu az kalsn, ama bo bir odaya snarak adamn gemesini beklediler, sonra tekrar yola koyuldular. "Kilitli midir?" diye fsldad pek, Riva Kralnn Salonunun kapsna vardklarnda. Garion kap tokman yakalayarak evirdi; kilidin dili geceyans sessizlii iinde "at" diye alrken de yrei azna geldi. Kap gcrdayarak ald. "Bunu yalatmak lazm," diye mrldand pek. Salona girdiklerinde, AldurTa hafife parlamaya balad. "Seni tand galiba," dedi pek Garion'a. Garion klc indirdiinde Ta prl prl parlamaya balayarak Riva Kralnn Salonunu mavi bir a bodu. Geen birinin grp meraklanabileceinden korkan Garion gergin bir ekilde etrafna baknd. "Yapma," dedi taa pek zekice olmayan bir tavrla. akn bir ekilde bir kez akan Ta'n hemen azalp, zayf bir ata dnt. Ta'n zafer arks da bir mrlt dzeyine indi. Belgarath soran bir tavrla torununa baktysa da bir ey sylemedi.
213

DRASNlYA

Salonun n odalarndan birine giderek, duvara dayal duran bir sandktan uzun, dz bir kn ald. Knn takl olduu kemerin uzun sre kullanld belli oluyordu, ihtiyar kemeri Garion'un sa omuzu ile gsnden geirerek tokasn balad; bylece kemere' iki yerinden tutturulmu olan kn, aprazlamasna Garion'un srtna gelmi oldu. Sandkta dar bir oraba benzeyen rg bir kese vard. "Bunu klcn kabzasna geir," dedi Belgarath. Garion dev klcnn kabzasna geirdi keseyi. Sonra klc alarak ucunu srtndaki kna sokmaya alt. Zor bir iti, ama ne pek, ne de Belgarath yardm etmeye alt ona; de bunun nedenini biliyordu. Kl kayarak kna girdi; arl olmad iin rahatsz bir durum deildi bu. Ama kabza tam tepesinde duruyordu ve hzl hareket ederse kafasna arpma eilimindeydi. "Tanmak iin yaplm bir kl deil bu," dedi Belgarath. "Uyduruk bir kn yapvermitik o yzden."

Gene uyuyan sarayn lo koridorlarndan geerek, yan bir kapdan dar ktlar. pek kedi gibi sessizce, glgelere sinerek nden gitti. Belgarath ve Garion beklediler. Alt-yedi metre yukarlarnda avluya bakan bir pencere vard. Durmu pek'i beklerlerken pencerede zayf bir k belirdi ve ok hafif bir ses, "Emanet?" dedi. "Evet," dedi Garion hi dnmeden. "Her ey yolunda. Haydi git yat." "Belgarion," dedi ocuk tatmin olmu gibi. Sonra, biraz hevesli bir sesle, "Gle gle," diye ekleyerek kayboldu. "Umarm koup Polgara'ya haber vermez," diye sylendi Belgarath. "Bence ona gvenebiliriz dedi. Gittiimizi biliyordu, sadece bizi uurlamak istedi." "Bunu nereden bildiini sorabilir miyim?" "Bilmiyorum," diye omuz silkti Garion. "Biliyordum ite." pek avlunun kapsndan bir slk alnca Belgarath ve Garion onun peine taklarak ehrin sessiz sokaklarna ktlar. Baharn balaryd, o yzden gece serindi, ama dondurucu deildi. Havada ehrin stndeki dalarn vadilerinden szlp gelen ve ocak atelerinin dumanlanyla denizin tuzlu kokusuna kansan bir rayiha vard. Gkteki yldzlar prl prld; yeni doan tostoparlak ay ufka yakn duruyor ve Rzgrlar Denizi'nin stne altndan bir yol gibi dyordu. Garion gece yola ktklarnda hep hissettii heyecan
DRASNlYA 215 BYL ATO 214

duydu yine. ok fazla kapal kalmt; o yzden kendisini o skc randevular ve trenler rutininden uzaklatran her adm, sarho edici bir hevesle dolduruyordu iini. "Yeniden yollara dmek iyi geldi," diye mrldand Belgarath, sanki aklndan geenleri okumu gibi. "Hep byle mi hisseder insan?" diye sordu Garion fsldayarak. "Yani bunca yldan sonra?" "Her zaman," diye cevap verdi Belgarath. "Niye serseri hayat yaamay tercih ettiimi sanyorsun?" ehrin karanlk sokaklarndan geip, kk bir kapdan, hilal eklindeki limann ay yla aydnlanm sularna uzanan iskelelere ktlar. Gemiye vardklarnda Kaptan Greldik biraz sarhotu. Haylaz gemici k Riva limannn gvenliinde geirmiti. Gemisini kyya ektirip tekneyi kaztm, yeniden katranlatmt. Sendarya'dan gelirken tehlikeli bir ekilde gcrdayan seren direi salamlatrlm, yeni yelkenler taklmt. Sonra da Greldik'le tayfalar bo vakitlerini iip elenerek geirmilerdi. ay boyunca imenin etkilerini yznden okumak mmknd uyandrdklarnda. Gzleri kan ana gibiy-li, altlarnda da siyah torbalar olumutu. Sakall yz i ve hasta grnyordu. "Yarn olabilir," diye homurdand, Belgarath adadan acilen ayrlmalar gerektiini sylediinde. "Ya da br gn. br gn olsa daha iyi olur." Belgarath daha kesin bir tavrla tekrarlad isteini. "Gemicilerim krek ekemezler ki," diye itiraz etti Greldik. "Gverteye kusarlar byle bir eye kalkrsak. Sonra bir hafta boyunca pislii temizle dur." Belgarath mthi bir tehdit savuranca, Greldik istemeye istemeye yatandan kalkp mrettebat yatakhanesine doru yrd sendeleyerek. Yolda durup gverteden aa kustu, sonra da aa inerek adamlarn tekmeleyip lanetler okuyarak uyandrmaya balad. Greldik'in gemisi sessizce limandan ayrlp Rzgrlar Denizi'nin iri dalgalarna ktnda ay ykselmiti ve afaa iki saat vard. Gne ktnda ise ak

denizdeydiler. Rzgr istedikleri ynde olmasa da hava iyiydi; Greldik iki gn sonra Garion, pek ve Belgarath' Seline Nehrinin aznn biraz kuzeyinde, Sendarya'nn kuzeybat sahilinde terk edilmi bir kumsala kard. "Yerinde olsam Riva'ya dnmek iin acele etmezdim," dedi Belgarath Greldik'e, kayktan kumsala atlarken. Sakall erek'e ngrda-yan paralarla dolu bir kese uzatt. "Eminim adamlarnla sen kendinize baka bir elence bulabilirsiniz." "Camaar yln bu vakti pek gzel olur," dedi Greldik dnceli bir tavrla keseyi elinde hoplatarak. "Bana pek arkadaa bir ilgi gsteren gen bir dul tanyorum orada." "Onu mutlaka ziyaret et," dedi Belgarath. "Grmeyeli ok olmutur, mutlaka ok zlemitir seni." "yle yapaym," dedi Greldik gzleri parlayarak. "yi yolculuklar size." Adamlarna kreklere sarlmalar iin bir iaret verdi ve kk kayk birka yz metre akta duran gemiye doru ilerlemeye balad. "Bu konuma ne anlama geliyordu imdi?" diye sordu Garion. "Polgara Greldik'i eline geirmeden nce aramza biraz mesafe girsin istiyorum," dedi ihtiyar. "Peimize taklmas pek iyi olmaz." Etrafna baknd. "imdi bizi nehir yoluyla Seline'e gtrecek bir kayk bulalm. Oradan at ve erzak alabiliriz." Kuzeybat sahilinde ansn denemektense feribotuluk yapmann daha krl olduunu annda fark eden bir balk, onlan nehir yukar gtrmeye raz oldu. Gne batarken Seline ehrine varmlard. Geceyi rahat bir handa geirip sabah vakti merkez pazarnda alverie ktlar, ipek at alrken son kuruuna kadar pazarlk yapt. Bunu zorunluluktan deil alkanlktan yapyormu gibi geldi Garion'a. Sonra yolculuk iin erzak aldlar. leye doru krk fersah tedeki Darine'e doru yola koyumulard. Kuzey Sendarya tarlalar nemli topran stnde zmrt bir sis gibi duran ve baharn geldiini iyice haber veren bir yeile almaya balamlard. Yukarlardan ty gibi birka bulut geiyordu ve rzgr olmasna ramen, gne ortal iyice styordu. Yol nlerinde, verimli tarlalar arasndan uzayp gidiyordu; grevlerinin btn ciddiyetine ramen, Garion keyiften barmak istiyordu neredeyse. iki gn sonra Darine'e vardlar. "Buradan gemiye binmek istiyor musun?" diye sordu pek Belgarath'a, aylar nce araba dolusu algamla trmandklar tepeye vardklarnda. "Bir haftada Kotu'ya varrz." Belgarath sakaln kayarak akam nda prldayan engin e-rek krfezine bakp, "Sanmam," dedi. Sonra Sendarya karasularnn hemen dnda seyreden ince uzun erek sava gemilerini iaret etti.
216
BYL ATO DRASNlYA 217

"erekler buralarda hep dolar," dedi pek. "Bizimle hibir ilgisi olmayabilir." "Polgara ok inatdr," dedi Belgarath. "Kendisi Riva'dan ayrlamaz, nk banda durmas gereken iler var; ama bakalarn peimize takabilir. Mmkn olduu kadar beladan uzak durmaya alalm. Kuzey sahilini izler, bataklklardan geerek Boktor'a varrz." Mthi bir honutsuzlukla bakt ona pek. "ok daha uzun srecek ama." "O kadar da acelemiz yok," dedi Belgarath mlayim bir tavrla. "Alornlar ordularn toplamaya baladlar, ama daha zamana ihtiyalar var. Arendlerin de ayn ynde ilerlemeye balamas bir sre alacaktr mutlaka." "Bunun bizimle ne ilgisi var?" diye sordu pek. "O ordularla ilgili planlarm var. Biz Gar og Nadrak'a gemeden nce ordularn harekete gemi olmasn istiyorum mmknse - biz Mallorya'ya girmeden nce ise kesinlikle. Polgara'nn peimizden yolladklaryla uramaktansa biraz zaman

kaybetmeyi gze alabiliriz. Bylece, Darine'in evresinden dolap, kpkl dalgalarn gmbrtyle arpp krld dev kayalarn tepesindeki yarlar boyunca uzanan dar, talk yola dtler. Dou Sendarya dalan erek Krfezi'nin o almaz kys boyunca uzanyordu; izledikleri yol ise kvrlarak bir ykselip bir alalan berbat bir yoldu; pek ara vermeden syleniyordu. Ama Garion'un baka dertleri vard. Kitab- Mrin'i okuduktan sonra verdii karar o zaman ok mantkl gibi grnmt, ancak imdi mantn pek bir hayr dokunmuyordu. Mallorya'ya, Torak'la dello yapmaya gidiyordu. Dndke daha da delice grnyordu bu. n-san bir tanry yenebileceini nasl hayal edebilirdi? Kayalk sahilden douya giderlerken srekli bunu dnyordu, o yzden ipek kadar huysuzlamt o da. Bir hafta kadar sonra uurumlar giderek alald ve arazi dzlemeye balad. Dou yamalarnn son tepesinin stnden, usuz bucaksz, dmdz ve koyu yeil bir dzlk grdler. Zemini slak gibiydi. "Buyurun bakalm," dedi pek eki bir suratla Belgarath'a. "Sen niye huysuzluk ediyorsun byle?" diye sordu ihtiyar. "Drasniya'dan ayrlmamn esas nedenlerinden biri, bu bataklklarn yanna yaklamak bile istemememdi," dedi ipek ters bir tavrla. "imdi de sen kalkm beni bu cvk, pis kokulu yerden enlemesine geirmek istiyorsun. Bunu senden hi beklemezdim eski dostum. Seni hi affetmeyebilirim bu yzden." Garion nlerinde uzanan bataklk alana kalarn atarak bakp, "Buras Drasniya deil, deil mi?" diye sordu. "Drasniya'nn daha kuzeyde olduunu sanyordum." "Aslnda buras Algarya," dedi Belgarath. "Aldur Bataklklarnn balangc. Aldur Nehri deltasnn hemen stnde de Drasniya snn vardr. Orada bu blgeye Mrin Batakl derler, ama hepsi ayn bataklktr aslnda. Kotu'ya ve Mrin Nehrinin azna kadar elli fersah hep boy le gider." "ou insan buraya ksaca bataklk der," dedi pek. "Zaten ou insan buraya hi girmeyecek kadar da aklldr." "ikyet etmeyi brak," dedi Belgarath. "Ky boyunca balklar var. Bir kayk satn alnz." pek'in gzleri parlad. "O zaman ky boyunca gidebiliriz." "Pek akllca olmaz," diye itiraz etti Belgarath. "Hele Anheg'in donanmas erek Krfezi'nin kylarnda bizi ararken." "Bizi aradklann nereden biliyorsun?" dedi pek telala. "Ben Polgara'y tanmm," diye cevap verdi Belgarath. "Bu yolculuun tad iyice kamaya baald," diye homurdand pek. Batakln kysndaki balklar Algar-Drasniyal karmyd; sk azlydlar ve yabanclara da pek gvenmiyorlard. Kyleri batakla skca gmlm ktkler stne kuruluydu; dnyann her yerindeki balk kylerinin kanlmaz zellii olan l balk kokusu burada da havay kaplamt. Kayn satmaya gnll birini bulmak biraz zaman ald; adam kayna karlk at ve birka gm parann iyi bir fiyat olduuna ikna etmek ise daha uzun srd. Kay snklara dayanarak pis kokulu kyden uzaklatrrlarken, "Szdnyor," dedi pek, kayn dibinde biriken birka santim yksekliindeki suyu gstererek. "Btn kayklar szdrr pek," dedi Belgarath sknetle. "Kayklarn tabiatnda vardr bu. Kovayla at suyu." "Ama gene dolacak." "O zaman sen de yeniden atarsn. Dikkat et de su senden hzl davranmasn." Bataklklarn sonu gelmeyecek gibiydi. Karanlk sulan ar ar
218 BYL ATO

akan, allklar ve sazlklardan oluan bir dnyayd bu. Her yan kanallar, akntlar ve zaman zaman hareket etmelerini kolaylatran glcklerle doluydu. Hava nemliydi, akamlan ise bcek ve sivrisineklerle dolu oluyordu. Gece boyu kurbaalar ak arklar sylyor, bahan bir evk sarholuuyla karlyorlard; minicik cvldayan kurbaalardan, kocaman, kaln sesli, tabak byklnde kurbaalara kadar her eidi vard. Glcklerde balklar srayor, adacklarda kunduzlar ve sanlar kaynayordu. Aldur Nehrinin deltasn oluturan karmakark bir kanallar labirentinden geerek, gittike scaklaan kuzeybat baharna doru ilerlediler. Bir hafta kadar sonra o belirsiz snr geerek Algarya'y gerilerinde braktlar. Kanal gibi grnen bir su yolu onlar artarak karaya oturmalarna neden oldu. inip amura saplanm kay byk glkle yeniden suya itmek zorunda kaldlar. Tekrar yzer hale geldiklerinde, pek mutsuz bir tavrla kpeteye okurup, amurlar damlayan mahvolmu izmelerine bakmaya balad. Azn atnda sesinde korkun bir irenme ifadesi vard. "Harika," dedi. "Yeniden eve, sevgili amurlu Drasniya'ma dnmek ne gzel."

ON SEKZNC BLM

SLINDA hepsi ayn bataklk olmasna ramen, Drasniya bataklklar Garion'a gneydekinden hafife farklym gibi geldi. Bir kere kanallar daha dard, aynca da daha fazla kvrlp bklyorlard. Birka gn srklar yardmyla ilerledikten sonra, kaybolduklanna inanmaya balad Garion. "Nereye gittiimizi bildiinden emin misin?" diye sordu pek'e. "En ufak bir fikrim bile yok," dedi pek ak szllkle. "Her yerde yolunu bulabileceini sylerdin hani," diye sulad onu Garion. "Bataklklarda yol yoktur Garion," dedi pek. "Yapabilecein tek ey akntya kar gitmek ve sonunda bir yere kacan ummaktr." "Bir yol olmas gerek ama," dedi Garion. "Neden iaret levhalan filan koymuyorlar?" "ie yaramaz ki. Bak." Ufak tefek Drasniyal sngn salam gibi grnen bir al ynna dayayarak itti. Yn ar ar uzaklat. Garion hayretle bakakald

220

allara. "Bunlar yzen bitkiler," diye aklad Belgarath sr brakp yzndeki terleri silerken. "stlerine imen tohumlan derse, tpk topraktaym gibi yeeriyor, ama yere bal deiller. Rzgr ve akntya gre hareket ediyorlar. O yzden hibir kanal sabit deil ve belirli bir gzergh yok." "Tek sorun rzgr ve aknt da deil," dedi pek karanlk bir suratla. Tepedeki gnee bakt. "Uyuyacak salam bir zemin bulalm gece iin." "Bu olur mu?" diye sordu Belgarath, dierlerinden daha yksek bir all gstererek. Snklarna dayanarak suyun iinden kan toprak parasna doru ilerlediler, pek ayayla zemini yoklad. "Sabit grnyor," dedi soBYL ATO

nunda. Kayktan atlayp adacn tepesine doru yrd, bu arada da ayaklaryla yeri yokluyordu. Yer gven verici, tok bir sesle cevap verdi ona. "urada kuru bir yer var," diye seslendi dierlerine, "teki tarafta da dal paralan. Kuru zeminde uyuyabiliriz bu gece, hatta scak bir yemek bile yiyebiliriz." Kay karaya ektiler; ipek salam bir ekilde balamak iin Ga-rion'a ar grnen bir sr nlem ald. "Gerekli mi bu kadar tedbir?" diye sordu Garion. "Pek harika bir kayk deil," dedi pek, "ama tek ansmz. O yzden riske girmeyelim." Gne batdaki bir bulut kmesinin ardnda kaybolup batakl akam renklerine boyarken, atei yakp tek adrlarn kurdular, ipek birka tava karp akam yemeini hazrlamaya koyuldu. "ok scak," diye uyard Garion, fare suratl kk adam pastrma dilimlerini tavaya dizmeye hazrlanrken. "Sen piir istersen." "Sadece uyaraym demitim." "Ben seninle ayn avantaja sahip deilim Garion," dedi ipek ters bir tavrla. "Polgara'nn mutfanda bymedim. Elimden geleni yapyorum ite." "Huysuzluk etmeye gerek yok," dedi Garion. "Tavann ok scak olduunu haber veriyordum yalnzca." "Senin tavsiyelerin olmadan da alabilirim." "Sen bilirsin. Ama haberin olsun, pastrmay yakacaksn." ipek ona fkeyle bakp pastrma dilimlerini tavaya atmaya balad. Dilimler tavaya der dmez czrdayp tterek kenarlarndan ka-radlar. "Ben demitim," diye mrldand Garion. "Belgarath," diye sylendi pek, "unu bamdan alr msn?" "Bo ver Garion," dedi ihtiyar. "Yemei senin yardmn olmadan da yakabilir." "Saol," dedi ipek alayla. Akam yemei o kadar da byk bir facia olmad. Yemekten sonra atein banda oturup, akamn batakl mora boyamasn izlediler. Kurbaalar sazlarn arasnda mthi bir koro halinde vraklyor, allara konmu kular uykulu seslerle tyorlard. Suya atlayan ya da yzen bir eylerin sesleri de geliyordu evrelerindeki kahverengi sulardan; bazen de yzeye kan bataklk gaz patlamalar. "Buradan
221 DRASNtYA

nefret ediyorum," diye iini ekti ipek. "Kesinlikle nefret ediyorum." Gece Garion bir kbus grd. Riva'dan ayrldklarndan beri grd ilk kbus deildi bu; ter iinde, titreyerek uyandnda, sonuncusu olmayacandan da emindi. Yeni bir kbus deildi bu; ocukluundan beri sk sk uykusunu blen bir ryayd. Herhangi bir kt ryadan fark, iinde kama-kovalama deil bir tek

grnt olmasyd -korkun bir ekilde yaralanm bir yz sureti. Yzn sahibini hi grmemi olmasna ramen, kimin yz olduunu ok iyi biliyordu ve artk niye en karanlk ryalarna girdiini de anlamt. Ertesi gn bulutluydu, havada bir yamur beklentisi vard. Belgarath atei canlandrr, ipek de antasnda kahvaltlk bir eyler ararken, Garion evresindeki batakl seyre koyuldu. Dank bir V eklinde uan bir kaz srs geti stlerinden; kanatlarnn esintisi ve uzak, yalnz sesleri duyuluyordu. Adacn yaknlarnda bir balk sudan srad; Garion baln kard dalgacklarn ember eklinde yaylp kar sahile vurmasn izledi. Grd eyin ne olduunu tam olarak anlayana kadar, uzun bir sre izledi sahili. Sonra irkilerek, hatta biraz panie kaplarak etrafa baknmaya balad. "Dede!" diye haykrd. "Bak!" "Neye bakaym?" "Her ey deimi. Kanallar yok olmu. Koca bir havuzun ortasn-dayz, k yolu da yok." Panik iinde dnerek bir k arad, ama iinde bulunduklar glcn kylar kesintisiz uzanyordu. Hibir kanal grnmyordu. Kahverengi su ise kprtszd, en kk bir aknt izi bile yoktu. Derken glcn ortasnda, en kk bir kprt bile karmadan tyl bir kafa kt sudan. Hayvann gzleri iri ve parlakt; grnrde kula yoktu, burnu ise dme gibi siyaht. Tuhaf bir cvlt kard, az tede baka bir yaratk daha belirdi. "Bataklk yaratklar," dedi ipek ksa klcn bir elik hrtsyla ekerken. "Kaldr unu," dedi Belgarath bkknlkla. "Sana bir zararlar dokunmaz." "Bizi tuzaa drdler ama." "Ne istiyorlar?" diye sordu Garion. "Belli ki yemek istiyorlar," dedi ipek klcn brakmadan. "Aptallk etme ipek," dedi Belgarath. "Bir bataklk dolusu balk varken niye i Drasniyal yesinler ki? Brak u klc."
222 BYL ATO

Sudan kafasn ilk karan bataklk yarat perdeli n ayan kaldrarak bir hareket yapt. Bu ayak garip bir biimde ele benziyordu. "Onlar izlememizi istiyorlar galiba," dedi Belgarath sakin bir tavrla. "Dinleyecek misin onlar?" dedi pek dehet iinde. "Deli misin sen?" "Baka seeneimiz var m?" Belgarath laf uzatmadan adr skmeye balad. "Bunlar canavar m dede?" diye sordu ona yardm eden Garion kaygyla." Algrothlar ve Troller gibi yani." "Hayr, sradan hayvanlar bunlar. Fok ya da kunduz gibi. Merakl, zeki ve oyuncu hayvanlar." "Ama ok berbat oyunlar oynarlar," diye ekledi pek. antalarnn hepsini yerletirdikten sonra, kay suya indirdiler. Bataklk yaratklar onlan baklarnda hibir tehdit ya da ktlk olmadan izliyorlard; ama kk tyl suratlarnda mthi bir kararllk vard. Sonra glcn yekpare grnen kylarndan biri ald ve gece vakti gizlenmi olduu belli olan bir kanal kt ortaya. Onlara iaret eden yaratn yuvarlak kafas ne geip yol gstermeye balad; sk sk arkasna bakp gelip gelmediklerini kontrol ediyordu. Baka yaratklar da koca gzlerinde uyank bir ifadeyle kayn peine takldlar. Yamur balad. Bata birka damlayd sadece, sonra srekli bir iselemeye dnerek drt bir yanlarnda uzanp giden kamlar ve allar ormann perdeledi. "Nereye gtryorlar bizi dersin?" diye sordu pek, srm bir an iin brakp yamurun slatt yzn silerek. Kay izleyen yaratklardan biri fkeli bir tavrla sesler karmaya balad hemen; pek yeniden sngna dayand.

"Bekleyip greceiz," diye cevap verdi Belgarath. nlerindeki kanal almaya devam ediyordu, onlar da ilk grdkleri yuvarlak kafal yarat izleyerek durmadan ilerlediler. "u ileridekiler aa m?" diye sordu pek yamurun iinden grmeye alarak. "yle grnyor," dedi Belgarath. "Galiba hedefimiz de oras." Byke bir aa kmesi belirdi pusun iinden. Yaklatka, Garion topran suyun ve sazlklarn arasndan hafife ykselmekte olduunu fark etti. Adacn stndeki koruluk, ounlukla salkmsut223 DRASNlYA

lerden oluuyordu. Onlara klavuzluk eden bataklk yarat nden gitti. Adaya vardnda yar yarya sudan karak tuhaf, slk gibi bir lk att. Biraz sonra kukuletal biri aalarn arasndan karak yavaa kyya yaklat. Garion ne beklemesi gerektiini bilmiyordu, ama kahverengi cppeli kii kukuletasn atnda ortaya kan kadn yz onu ok artt. ok yal bir yzd bu, ama bir zamanlar ok gzel olduu da hemen belli oluyordu. "Selam Belgarath," diye selamlad kadn ihtiyar bycy heyecansz bir sesle. "Selam Vordai," diye cevap verdi ihtiyar sknetle. "Grmeyeli ok oldu." Onlar adaya getiren kk yaratklar da sudan kp kahverengi cppeli kadnn evresinde toplanmlard. Ku cvlts gibi sesler karyorlar, kadn da onlara efkatle bakarak slak krklerini okuyordu. Ksa arka bacaklar, yuvarlak karnlar olan orta boy hayvanlard bunlar, ki ayak zerinde salnarak hzl hzl yryorlar, n ayaklarn ihtimamla gslerinin nnde tutuyorlard. "Yamurda durma, ieri gel Belgarath," dedi kadn. "Arkadalarn da getir." Dnp salkmst koruluunun iine giren dar bir patikadan yukar yrd. Bataklk yaratklar da evresinden ayrlmadlar. "Ne yapyoruz?" diye fsldad Garion. "eri giriyoruz," dedi Belgarath kayktan adaya atlayarak. Garion pek'le birlikte ihtiyarn peine taklp yamur sular damlayan stlerin arasna girdiinde neyle karlaacan bilmiyordu. Ama karsna kan dzgn, saman atl kulbeyle yanndaki kk baheye hi hazrlkl deildi. Kulbe eski ktklerden yaplm, ktklerin aras yosunla svanmt; bacasndan ince bir duman szlyordu. Kahverengin kadn kapda ayaklarn dikkatle paspasa silip zerindeki yamur sularn silkeledi. Sonra kapy ap arkasna bakmadan ieri girdi. ipek yznde kukulu bir ifadeyle kulbenin dnda duraklayarak, "Bunun iyi bir fikir olduundan emin misin Belgarath?" diye sordu. "Vordai hakknda bir sr hikye duydum." "Ne istediini renmenin tek yolu bu," dedi Belgarath. "Onunla konumadan daha fazla ilerleyemeyeceimizden de eminim. Haydi
BYL ATO 224
DRASNlYA

225

ieri girelim. Ayaklarnz silmeyi de unutmayn." Vordai'nin kulbesinin ii temiz ve tertipliydi. Kaln kirili tavan alakt. Tahta zemin, beyazlaacak kadar iyi silinmiti. Kemerli bir minenin nnde bir masa ve sandalyeler duruyor, minedeki atein stndeki demir ubuktan bir tencere sallanyordu. Masann stndeki vazoda yabani iekler ve baheye bakan pencerede de perde vard.

"Dostlarn benimle tantrsana Belgarath," dedi kadn cppesini duvardaki bir iviye asarak. Dz kahverengi elbisesini dzeltti. "Nasl istersen Vordai," dedi ihtiyar kibarca. "Bu vatandan Prens Kheldar. Bu da Riva Kral Belgarion." "Soylu konuklar," dedi kadn, o tuhaf, heyecansz sesiyle. "Vordai'nin evine ho geldiniz." "Beni affedin hanmefendi," dedi pek en soylu tavryla, "ama hakknzda sylenenler ok yanlm." "Bataklk bycs Vordai ha?" dedi kadn glmseyerek. "Hl byle mi diyorlar?" pek de glmseyerek, "Bu tanm ok yanltcym meerse," diye cevap verdi. "Bataklk kocakars," diye devam etti kadn dindar bir kyl sesini taklit ederek. "Yolcular boan bataklk canavarlarnn kraliesi." Ac bir ifade vard yznde. "Aa yukan byle diyorlar," dedi ipek. "Bense her zaman ocuklar korkutmak iin uydurulmu bir efsane olduunuzu sanrdm." "Vordai gelir seni yutar, ha?" Gld, ama pek eleniyormu gibi bir hali yoktu. "Kuaklardr bunlar duyuyorum ben de. Pelerinlerinizi karn beyler. Oturun, rahatnza bakn. Bir sre burada kalacaksnz. Garion'un onlar adaya getiren yaratk olduunu dnd bir bataklk yarat, tiz sesiyle bir eyler cvldad ateteki tencereye kaygyla bakarak. "Evet," dedi Vordai sknetle. "Kaynadnn farkndaym Tupik. Kaynamazsapimez." Konuklarna dnerek, "Kahvalt birazdan hazr olur," dedi. "Tupik bir ey yemediinizi sylyor." "Onlarla anlaabiliyor musunuz?" diye sordu ipek hayretle. "Belli olmuyor mu Prens Kheldar? Durun pelerinlerinizi atein bana asaym da kurusunlar." Durup ciddi bir ifadeyle Garion'a bakt. "Bu kadar gen biri iin ok byk bir kl," dedi sonra omuzunun stnden ykselen kabzaya bakarak. "u keye koyun Kral Belgarion. Burada dveceiniz kimse yok." Garion kibarca selam verdi, klcn zp pelerinini kard. Daha kk bir bataklk yarat bir keden frlayp bir bez parasyla pelerinlerden demeye damlayan sular silmeye balad; bir yandan da honutsuz bir tavrla syleniyordu. "Poppi'nin kusuruna bakmayn," diye glmsedi Vordai. "Biraz dzen ve temizlik hastasdr da. Bazen kendi haline braksam silmekten yeri delecek gibi geliyor bana." "Deiiyorlar Vordai," dedi Belgarath ciddi bir ifadeyle masaya otururken. "Biliyorum," diye cevap verdi kadn minedeki kaynayan tencereye giderek. "Yllardr izliyorum onlar. Buraya geldiim zamanki hallerinde deiller artk." "Onlar kurcalaman hatayd Vordai," dedi ihtiyar. "Bunu daha nce de sylemitin; hem sen, hem Polgara. Ha, bu arada, Polgara nasl?" "fkeden kuduruyordur u anda. Ona haber vermeden Hisardan svtk. Byle eyler onu huysuzlatnr." "Polgaradoutan huysuzdur." "Bak bu konuda anlayoruz seninle." "Kahvalt hazr." Tencereyi demir bir kancayla kaldrarak masaya koydu. Poppi kar duvardaki dolaba koarak tahta kaseler getirdi, sonra dnp kaklan almaya gitti, iri gzleri pml pnld ve konua bir eyler cvldamaktayd. "Yerlere krnt dkmemenizi sylyor," dedi Vordai, minenin yanndaki frndan duman tten bir somun ekmek karrken. "Krnt onu deliye eviriyor." "Dikkat ederiz," dedi Belgarath.

Tuhaf bir kahvaltyd Garion'un fikrince. Tenceredeki duman tten yemek, youn, iinde eitli sebzeler ve kocaman balk paralan olan bir eit yahniydi. Ama yle gzel enilendirilmiti ki, Garion bayld yemee. Bitirdiinde, istemeye istemeye de olsa, Vordai'nin Pol Teyze kadar iyi bir a olduunu kabullenmiti. "Eline salk Vordai," dedi Belgarath taban iterken, "istersen asl mevzuya gelelim artk. Bizi niye getirdin buraya?" "Konumak iin Belgarath," dedi kadn. "Konuacak kimsem yoktur ounlukla; yamurlu bir sabah da sohbetsiz gemiyor. Sen niye
226
BYL ATO DRASNtYA 227

geldin bataklklara?" "Kehanet yoluna devam ediyor Vordai, biz yerimizde saysak da. Riva Kral dnd, Torak da uykusundan uyanmaya balad." "Yaa," dedi Vordai fazlaca ilgilenmeden. "Aldur Ta Belgarion'un klcnn kabzasnda. In ocuu ile Karanln ocuunun karlama vakti yakndr. Biz bu karlamaya gidiyoruz; tm insanlk da onun sonucunu bekliyor." "Ben hari Belgarath," dedi kadn dik dik bakarak, "insanln kaderi benim iin kk bir merak konusundan te bir ey deil artk, insanlk yz yl nce beni dna atmt, unuttun mu?" "O insanlar oktan ld Vordai." "ocuklar da onlardan farkl deil. Drasniya'nn bu blgesinde herhangi bir kye gidip kim olduumu syleyebilir miyim sence? Talanmadan ve yaklmadan?" "Kyller dnyann her yerinde ayndr hanmefendi," diye sze kart ipek. "Dar kafaldrlar, aptaldrlar ve batl itikatlar vardr. Btn insanlar byle deildir ama." "Btn insanlar ayndr Prens Kheldar," dedi Vordai. "Genliimde kymn ilerine karmaya kalktm. Yardm etmek istiyordum yalnzca, ama ne zaman bir inek lse ya da bir ocuun karn arsa benden bildiler. Sonunda beni taa tutup ky meydannda yakmaya kalktlar. Mthi bir len planlamlard. Ama ben kap buraya, bataklklara sndm. Ondan beridir insanlarn ileriyle pek bir ilgim kalmad." "Yeteneklerini o kadar aka gstermeseymisin daha iyi olurmu," dedi Belgarath. "nsanlar byle eylere inanmamay tercih ederler, insan ruhunda kaynaan bir sr kk ve kt duygu vardr; allm olann dnda herhangi bir ey, balarna kt bir ey gelebilecei ihtimalini getirir insanlarn aklna." "Benim kym bunun sadece bir ihtimal olmadn rendi ama," dedi Vordai memnun bir tavrla. "Ne oldu?" diye sordu Garion merakla. "Yamur balad," dedi Vordai tuhaf bir glmsemeyle. "O kadar m?" "Yeterliydi o kadar. O kyn stne tam be yl boyunca yamur yad. Sadece o kyn stne. Sonuncu evden yz metre ileride her ey yolundayd, ama kyde yamur yayordu. ki defa ky tamaya kalktlar, ama yamur onlar izledi. Sonunda pes edip bu blgeyi terk ettiler. Herhalde torunlar hl yersiz yurtsuz dolayordun" "Ciddi olamazsnz," dedi ipek. "ok ciddiyim." pek'e glerek bakt. "Siz de biraz tuhafsnz Prens Kheldar. Byc Belgarath'n yannda dnyay dolayorsunuz; eminim onun gcne de inanyorsunuzdur. Ama bataklklar bycsnn de bir gc olabilecei fikrini kabul edemiyorsunuz."

ipek ona bakakald. "Ben gerekten cadym Prens Kheldar. isterseniz gsterebilirim, ama pek hounuza gitmez. nsanlar genellikle holanmazlar bundan." "Hi gerek yok Vordai," dedi Belgarath. "stediin nedir?" "Ben da ona geliyordum Belgarath," diye cevap verdi kadn. "Bataklklara sndktan sonra bu kk dostlarm kefettim." Sevgiyle Poppi'nin yzn okad, Poppi de keyifle burnunu eline srtt. "nce benden korkuyorlard, ama zamanla altlar. Bana dostluklarn gstermek iin balk ve iek getirmeye baladlar. O sralarda iddetle dosta ihtiyacm vard. kranm gstermek iin biraz deitirdim onlar." "Biliyorsun yapmamalydn bunu," dedi ihtiyar zntyle. Vordai omuz silkti. "Neyi yapmak neyi yapmamak zorunda olduum pek bir anlam tamyor artk." "Tanrlar bile senin yaptn yapmazlard." "Tanrlarn baka elenceleri var." Doruca Belgarath'n yzne bakt. "Seni bekliyordum Belgarath; yllardr. Er ge bataklklara geleceini biliyordum. Bu szn ettiin karlama senin iin ok nemli, deil mi?" "Dnyann tarihindeki en nemli olay." "Bak ana bal bu. Ama gene de benim yardmma ihtiyacn var." "Sensiz de idare edebiliriz Vordai." "Belki, ama bataklktan nasl kacaksnz?" Belgarath dik dik bakt kadna. "Batakln kysndan karaya kmak iin bir yol aabilirim size; ya da sonsuza kadar burada dolanp durmanz salayabilirim. O zaman da o kadar nem verdiin o karlama hi gereklemez, deil mi? Bu da beni ok ilgin bir konumda brakyor." Belgarath'n gzleri ksld. "nsanlarn birbirlerine ihtiyalar olduunda dei toku yaptklarn rendim," dedi Vordai hafif bir tebessmle. "Bir eye karlk
228
BYL ATO

bir ey, hibir eye karlk hibir ey. Mantkl bir dzenleme gibi grnyor" "Tam olarak ne istiyorsun?" "Bataklk yaratklar benim dostlarm," diye cevap verdi kadn. "Benim ocuklarm hatta. Ama insanlar onlar hayvan olarak gryor; krkleri iin avlyorlar onlar. Tuzak kuruyorlar onlara Belga-rath, ldrp postlarn alyorlar. Boktor ve Kotu'lu soylu hanmlar ocuklarmn derilerini giyiyor ve bunun beni ne kadar zdne hi aldrmyorlar. ocuklarma hayvan diyorlar ve onlar avlamaya geliyorlar bu batakla." "Ama onlar gerekten hayvan Vordai," dedi Belgarath yumuak bir sesle. "Artk deiller," dedi Vordai, gayri ihtiyari kolunu Poppi'nin omuzuna atarak. "Belki de onlar kurcalamamam gerektiini sylediinde haklydn; ama artk geri dnmek iin ok ge." iini ekerek, "Ben cadym Belgarath," diye devam etti szne, "byc deilim. Hayatmn ba ve sonu var; artk sonuna yaklayorum. Sen ve Pol-gara gibi ebediyen yaamayacam. Zaten yzlerce yldr hayattaym ve yaamaktan yoruldum. Ben hayatta olduka insanlarn batakla girmelerini engelleyebilirim; ama ldmde ocuklarm korunmasz kalacak." "Onlar korumam altna almam m istiyorsun?" "Hayr Belgarath. Sen megul bir adamsn, bazen de hatrlamak istemediin szleri unutursun. Ben, insanlarn bataklk yaratklarn hayvan gibi avlamalarn sonsuza dek imknsz klacak tek eyi yapman istiyorum senden." Belgarath Vordai'nin istedii eyi anlaynca gzleri falta gibi ald. "Senden ocuklarma konuma gc vermeni istiyorum Belgarath," dedi Vordai. "Bunu ben yapamam. Cadlm oralara kadar uzanmyor. Ancak bir byc konuturabilir onlar."

"Vordai!" "Fiyatm bu Belgarath," dedi kadn. "Yardmmn bedeli bu. ster kabul et, ister etme."

ON DOKUZUNCU BLM

ECE Vordai'nin kulbesinde uyudular. Garion pek fazla uyuyamad. Bataklklar cadsnn savurduu tehdit onu fena halde kayglandrmt. Doay kurcalamann ok tehlikeli etkileri olduunu biliyordu; Vordai'nin istedii kadar ileri gitmek ise, insanla hayvan arasndaki snr ebediyen silebilirdi. Bu admn felsefi ve dini anlamlan son derece altst edici olabilirdi. stelik baka dertler de vard. Belgarath'n Vordai'nin talep ettii eyi hi yapamamas ihtimali de vard. Garion dedesinin aylar nceki hastalndan beri iradesini hi kullanmam olduundan emindi; imdi de Vordai ondan neredeyse imknsz bir ey yapmasn istiyordu. Ya Belgarath bunu yapmaya kalkar da baaramazsa? Ne gelirdi bana? Kendine gvenini kaybedip bir daha hi mi kazanamazd gcn? Garion aresizlik iinde dedesini bu lmcl kukulara kaptrmadan uyarmann bir yolunu arad. Ama bataklktan kurtulmalar artt. Garion Torak'la karlama kararn ne kadar istemeye istemeye vermi olursa olsun, bunun nndeki tek seenek olduunu biliyordu artk. Bu karlamay sonsuza kadar ertelemenin yolu yoktu. ok beklerse olaylar kendiliklerinden geliir, dnya engellemek iin abaladklar o savaa srklenirdi. Vordai'nin istediini yapmazsa onlar bataklktan brakmayaca tehdidi yalnzca onlar deil, tm dnyay ilgilendiriyordu, insanln kaderi kelimenin tam anlamyla, Vordai'nin bu kaderi hi umursamayan ellerindeydi. Garion ne kadar dnrse dnsn, Belgarath'n iradesinin bu snavdan gemesini engelleyecek bir yol bulamyordu. Vordai'nin isteini kendisi istemeyerek de olsa yerine getirmeye kalksa, nereden balayacan bile bilemeyecekti. Eer byle bir ey yaplabilirse, yapabilecek tek kii dedesiydi tabii hastalk gcn yok etmediyse.
DRASNlYA

230

231 BYL ATO

Puslu bataklkta afak skerken, Belgarath uyanp atein bana oturdu ve trdayan alevlere bakarak ask yzle dnmeye balad.

"Eee?" dedi Vordai, "karar verdin mi?" "Yanl bu Vordai," dedi ihtiyar. "Tabiat bile buna kar haykryor." "Ben tabiata senden daha yaknm Belgarath," dedi kadn. "Cadlar tabiata byclerden ok daha yakn yaarlar. Mevsimlerin dnn kanmda hissederim, topran cann ayaklarmn altnda. Ben bir haykr falan duymuyorum. Tabiat btn yaratklarn sever, bataklk yaratklarmn yok edilmesine benim kadar zlecektir. Ama zaten bunu gemedik mi? Kayalar dile gelip haykrsa bile vazgemeyeceim." pek'le Garion baktlar; ufak tefek adamn yz Belgarath'nki kadar dertliydi. "Bataklk yaratklar gerekten hayvan m?" diye szne devam etti Vordai. Minik n ayaklan el gibi ak, uyumakta olan Poppi'yi iaret etti. Sessizce yryen Tupik, elinde ile slanm bataklk i-ekleriyle eve girmi, iekleri uyuyan Poppi'nin etrafna serpitiriyordu. Son iei ak eline yerletirdi. Sonra sabrl bir ifadeyle -melip onun uyanmasn beklemeye balad. Poppi kprdand, gerindi, esnedi. Elindeki iei minik kara burnuna gtrerek koklad, sonra heyecanla bekleyen Tupik'e sevgiyle bakt. Mutlulukla minik bir cvlt kard, sonra Tupik'le ikisi batakln serin sularnda yzmek iin koarak dar ktlar. "Bu bir eleme ayini," dedi Vordai. "Tupik Poppi'nin ei olmasn istiyor; onun hediyelerini kabul ettii srece de kendisinden holandn biliyor. Bu bir sre byle devam eder, sonra bir gn batakln iine doru yzp bir hafta kadar ortadan kaybolurlar. Dndklerinde hayat boyu e olmu olurlar. Gen insanlarn davranndan ok mu farkl bu?" Bu soru Garion'u anlayamad bir nedenle ok rahatsz etmiti. "Bakn," dedi Vordai pencereden daha bebek saylabilecek bataklk yaratklarnn oyununu gstererek. Yosundan bir top yapmlar, bir daire halinde dizilmi birbirlerine atmaktaydlar. Koca gzleri oyuna iyice younlamt. "Bir insan ocuu bu gruba katlsa kendini yabanc hisseder miydi?" diye sordu Vordai. Oynayanlarn biraz ilerisinde, byk bir dii yaratk bebeini kucana alm, yanan yzne dayam efkatle sallyordu. "Annelik evrensel deil midir?" diye sordu Vordai. "Benim ocuklarmn insanlardan ne fark var? Daha iyi, daha drst ve daha sevecen olmalar dnda?" Belgarath iini ekerek, "Pekl Vordai," dedi. "Derdini anladk. Bataklk yaratklarnn muhtemelen insanlardan daha sevilesi yaratklar olduunu kabul ediyorum. Konumann buna bir katks olacak m bilemem. Ama madem istiyorsun..." Omuzlarn silkti. "Yapacak msn?" "Yanl olduunu biliyorum, ama istediini yapmaya alacam. Zaten baka seeneim var m?" "Hayr," dedi kadn. "Yok. Bir eye ihtiyacn var m? Gerekli malzemem var..." Belgarath ban sallayarak, "Byclk byle ilemez," dedi. "Cadlkta ruhlar arman gerekir, ama byclk tamamen iten gelir. Bir gn vaktim olursa aradaki fark anlatrm sana. Ayaa kalkt. "Fikrini deitirmeyeceinden emin misin?" Vordai'nin yz sertleti. "Hayr Belgarath." thtiyar yeniden iini ekerek, "Pekl Vordai," dedi. "Biraz sonra dnerim." Sessizce dnp, sabah pusu iinde yryerek uzaklat. Onun gidiini 'izleyen sessizlikte, Garion Vordai'nin yzn inceleyerek kararllnn grnd kadar kesin olup olmadn anlamaya alt. Bu kadar kr krne inanm olmasa, belki de durumu ona anlatp vazgemesini salayabilirdi. Bataklklar bycs gergin bir ekilde odada bir aa bir yukar yryor, birtakm eyalar eline bir alp bir brakyordu. Dikkatini toplamakta glk ektii ortadayd. "Bu onun mahvna sebep olabilir," dedi Garion alak bir sesle. Baka hibir yol para etmediine gre, belki akszllk ie yarard.

232

"Ne diyorsun sen?" diye sordu Vordai hemen. "Geen k ok hastayd," diye cevap verdi Garion. Ta iin Ctuc-hik'le savatlar. Ctuchik yok oldu, ama Belgarath da az kalsn lyordu. Gcn de bu hastalk srasnda kaybetmi olmas muhtemeldir." ipek dehetle, "Niye bize sylemedin?" diye haykrd. "Pol Teyze kimseye syleyemeyeceimizi syledi," dedi Garion. " Angaraklarn bunu duyma ihtimalini gze alamazdk. Yllardr onlar kontrol altnda tutan tek ey Belgarath'n gc. Eer bu gc kaybettiini renselerdi, hemen Bat'y igale kalkabilirlerdi." "Peki kendisi biliyor mu?' diye sordu Vordai. "Sanmam, ikimiz de ona bir ey sylemedik. Onun gcnden ku-

BYL ATO DRASNlYA 233

ku duymasna izin veremezdik. Tek bir phesi bile olsa, baarsz olabilir. Byclk byle bir eydir. Yaptn eyin olacana inanmalsn. Yoksa hibir ey olmaz. Her baarszlnda da biraz daha ktye gider." '"Mahvna sebep olabilir,' derken neyi kastediyordun?" Vordai'nin yz dehet iindeydi. Garion mitlenmeye balad. "Gcnn bir ksm yerinde olabilir hl," dedi. "Ama istediini yapabilecek kadar deil. En kk bir eyi yapmak bile ok gayret gerektiriyor, senin istediin ey ise ok zor. Bunu beceremeyebilir, ama bir kere balad m da duramaz artk. Bu aba da iradesini ve yaam enerjisini tketir; artk hi iyileemeyebilir, hatta lebilir." "Niye bana sylemedin?" diye sordu Vordai ac iinde. "O duymadan syleyemezdim ki." Vordai kapya dnerek, "Belgarath!" diye haykrd. "Dur!" Gari-on'adnd. "Peinden git! Durdur onu!" Garion da bunu bekliyordu zaten. Ayaa frlayp kapya kotu. Kapy ap yamur altndaki baheye tam frlayacakken, bir eyler olmak zereymi gibi bir bask hissi duydu. Haykr dudaklarnda dondu kald. "Haydi Garion," dedi ipek. "Yapamam," diye inledi Garion. "iradesini toplamaya balam. Beni duymaz bile." "Ona yardm edemez misin?" "Ne yapmaya altn bile bilmiyorum ipek," dedi Garion aresiz bir tavrla. "Karmaya kalkarsam iler daha da beter olabilir." Vordai ve ipek dehetle bakakaldlar ona. Garion yanklanan, tuhaf bir grlt hissediyordu. Bekledii bir ey deildi bu, o yzden hazrlksz yakalanmt. Dedesi bir eyi kprdatmaya ya da bir eyi deitirmeye almyordu, aryordu sadece; ok uzak bir mesafeye zihninin sesiyle ulamaya alyordu. Szleri anlayamyordu, ama bir kere aka, "Usta," dediini fark etti. Belgarath Aldur'a ulamaya alyordu. Garion nefesini tuttu. Sonra sonsuzluk kadar uzak bir mesafeden Aldur'un cevab geldi. Bir sre sessizce konutular; Garion bu arada Belgarath'n iradesinin gcnn Aldur'un iradesiyle kararak bydn, giderek glendiini hissediyordu. "Ne oluyor?" diye sordu ipek korku dolu bir sesle. "Aldur'la konuuyor. Ne dediklerini anlayamyorum." " Aldur ona yardm edecek mi?" diye sordu Vordai. "Bilmiyorum. Aldur'un bu dnyada iradesini kullanp kullanamayacan bile bilmiyorum. Bir yasak var, Aldur'la dier tanrlarn anlat bir snr." O srada garip konuma sona erdi. Garion Belgarath'n iradesinin ykseldiini, kendini topladn hissetti. "Balad," dedi dierlerine fsldayarak.

"Gc hl yerinde mi?" diye sordu ipek. Garion bayla onaylad. "Her zamanki kadar gl m?" "Bilmiyorum. lmenin bir yolu yok." Gerilim dayanlamayacak lde artt. Belgarath'n yapt ey hem ok incelikli, hem de ok derindi. yle bir grlt ya da yank yoktu, ihtiyarn iradesi ar ar serbest kaldka, karncalanma gibi bir fslt duyuyordu Garion yalnzca. Fslt tekrar tekrar ayn eyi sylyor gibiydi - Garion'un neredeyse anlayaca, ama hep son anda eliden kaveren bir eyi. Darda kk bataklk yaratklar oyunlarn braktlar. Oyuncular dorulup dikkatle dinlemeye balaynca topla ilgisi kalmad kimsenin. Yzmeden elele dnen Poppi ve Tupik donup kalmlar, balarn yana eip Belgarath'n zihinlerine giren, mrldanan, aklayan ve reten yumuak fsltsn dinlemeye balamlard. Sonra sanki anszn bir eyi anlamlar gibi, gzleri falta gibi ald. En sonunda Belgarath ar ve yorgun admlarla, sisli stlerin arasndan kp geldi. Yavaa eve doru yrrken, kapda durup akn bataklk yaratklarnn yzlerine bakt dikkatle. Sonra ban sallayarak ieri girdi. Bitkinlikten omuzlan kmt, beyaz sakall yznn kan ekilmi gibiydi. "iyi misin?" diye sordu Vordai. Sesi artk eskisi gibi kaytsz deildi. Belgarath ban sallayarak masann bandaki sandalyeye oturdu. "Oldu," dedi ksaca. Gzleri kukuyla kslarak bakt Vordai yzne. "Oyun oynamyorum Vordai," dedi byc. "Sana yalan syleyemeyecek kadar da yorgunum. Bedelini dedim. imdi iznin olursa kahvaltdan hemen sonra gidecez. Daha ok yolumuz var." "Senin szn yetmez Belgarath. Sana gvenmiyorum; hibir ina234 235
BYL ATO DRASNYA

na gvenmiyorum aslnda. Bedelini dediinin kantn grmek istiyorum." Ama tam o srada kapdan garip, yeni bir ses duyuldu. Tyl surat gsterdii abadan krm olan Poppi, bir ey sylemeye alyordu. "A-a-a-a..." diye kekeledi. Az kasld, sonra bir daha denedi: "A-a-a-a..." Hayatta yapmaya alt en zor eydi bu. Derin bir nefes alarak tekrar denedi." A-a-an-ne," dedi Poppi. Vordai ufak bir lk atarak kk yaratn yannda diz kerek sarld ona. " An-ne," dedi Poppi. Bu defa daha iyi anlalyordu. Kulbenin dndan tiz, lk gibi sesler ykselmeye balad. "Anne, anne, anne," diyordu hepsi de. Heyecan iindeki bataklk yaratklar kulbenin etrafna toplanmlard; bataklktan kp gelenler de katldka sesleri iyice ykseldi. Vordai alyordu. "Onlara retmen gerekiyor tabii," dedi Belgarath bitkin bir halde. "Onlara yetenei verdim, ama daha pek kelime bilmiyorlar." Vordai yz gzyalaryla srlsklam, ona bakarak "Saol Belgarath," dedi titreyen bir sesle. "Bir eye karlk bir ey," dedi Belgarath omuz silkerek. "Pazara-lmz bu deil miydi?" Onlar Tupik kard bataklktan. Kk yaratk arkadalarna c-vldad, ama artk bu cvldamann iine kelimeler de karmt; kekeliyordu, yanl telaffuz ediyordu, ama kelimeler vard kesinlikle. Garion azn amadan nce uzun uzun dnp bu fikirle boutu sr gy la kay ilerletirken. "Dede," dedi sonunda. "Ne var Garion," dedi ihtiyar kayn knda dinlenmekte olduu yerden.

"Batan beri biliyordun, deil mi?" "Neyi?" "Artk bir ey yapamama ihtimalin olduunu?" Belgarath ona bo bo bakarak, "Bu da nereden kt?" diye sordu. "Pol Teyze geen k geirdiin hastalktan sonra gcn kaybetmi olabileceini sylemiti." "Ne demiti, ne demiti?" "Demiti ki..." "Ne dediini duydum." ihtiyar kalarn atm dnyordu. "Byle bir ihtimal aklma bile gelmemiti," dedi sonunda. Sonra gzlerini krptrd, gzleri iri iri ald. "Yahu, hakl olabilirdi de, biliyor musun! Hastaln byle bir etkisi olabilirdi gerekten. Vay canna!" "Kendini daha... gsz... hissediyor musun?" "Ne? Yok canm." Belgarath hl bu konuyu dnyordu. "Vay canna," dedi tekrar, sonra glmeye balad. "Bu kadar komik olan nedir?" "Aylardr teyzenle seni rahatsz eden bu muydu? Siz ikiniz do-kunsan krlacakmm gibi, parmaklarnzn ucuna basarak dolayordunuz yanmda." "Angaraklar renebilir diye korkuyorduk; sana da bir ey syleyemedik nk..." "nk benim kendi gcme gvenimi kaybedebileceimden korkuyordunuz, yle mi?" Garion bayla onaylad. "Belki de uzun vadede iyi bir ey yaptnz. Bu sabah kendime gvenim olmasayd pek de iyi olmayabilirdi." "ok zor muydu?" "Olduka. Her gn byle bir eye kalkmak istemem." "Ama yapmak zorunda deildin, yle deil mi?" "Neyi?" "Bataklk yaratklarna konumay retmek zorunda deildin. Gcn yerinde olduuna gre, ikimiz batakln kysna bir kanal aabilirdik - Vordai ile yaratklar bizi engellemek iin ne yaparlarsa yapsnlar." "Bunun ne zaman aklna geleceini merak ediyordum," dedi ihtiyar yumuak bir tavrla. Garion biraz fkeyle bakt ona. "Pekl, madem mecbur deildin neden yaptn?" "Bu nazik bir soru deil Garion," diye sylendi Belgarath. "Aramzda geleneklemi baz nezaket kurallar vardr. Baka bir bycye bir eyi neden yaptn sormak kabalk addedilir." Garion dedesine daha da ters bir tavrla bakarak, "Laf deitirme imdi," dedi. "Benim nezaket kurallarn bilmediimi kabul edelim, sen de bana cevap ver." Belgarath biraz alnm gibiydi. "Teyzenle senin kayglanm olmanz benim suum deil. Bana terslik etmen iin de hi sebep yok." Durup Garion'a bakt, "ille de cevap vermemi mi istiyorsun?"
DRASNlYA

236 237

BYL ATO

"Evet istiyorum. Neden yaptn?" Belgarath iini ekerek, "Vordai hayatnn byk ksmn tek bana geirdi," diye cevap verdi. "ok zor bir hayatt onunki. Her zaman daha iyi bir hayata layk olduunu dnmmdr. Belki bu yaptm ektiklerinin bir ksmn telafi eder." "Aldur da seninle ayn fikirde miydi?" diye steledi Garion. "Siz konuurken

onun sesini de duydum." "Kap dinlemek ok kt bir huydur Garion." "Bende kt huy ok dede." "Bana niye byle davrandn anlamyorum evlat," diye szland ihtiyar. "Madem istiyorsun syleyeyim; Ustam ikna etmek iin epey laf cambazl yapmak zorunda kaldm." "Srf Vordai'ye acdn iin mi girdin bu kadar zahmete?" "Acmak tam doru kelime saylmaz Garion. Adalet duygusu diyelim istersen." "Madem ne de olsa yapacaktn, niye onunla o kadar tarttn?" Belgarath omuz silkerek, "Gerekten istediinden emin olmak istedim," dedi. "Ayrca insanlara sana bask yaptklarnda her istediklerini hemen yapacakmsn hissini vermek de iyi deildir." ipek ihtiyara hayretle bakarak, "Acma ha, Belgarath?" dedi inanmayan bir sesle. "Sen acyacaksn ha? Bu duyulursa hretin sarslr." Belgarath mthi utanm bir tavrla, "Bunun yaylmas art m ipek?" dedi. "Kimsenin bilmesi gerekmez aslnda." Garion iin bir kap almt sanki, ipek haklyd. Daha nce hi byle dnmemiti, ama Belgarath'n acmasz olduu yolunda bir n vard. ou insan lmsz Adamn tam bir acmaszlkla, kimsenin tam olarak anlayamad belirsiz bir ama uruna her eyi saplantl bir biimde feda edebileceine inanyordu. Ama bu yapt, tabia-tndaki baka, daha yumuak bir yan ele vermiti. Byc Belgarath da insan duygusallyla maluld demek ki. Bu duygularn yedi bin yl boyunca nasl dehetler ve aclarla yaralanm olduu dncesi, Garion'un stne kt birden. Dedesine yeni ve derin bir saygyla bakmaya balad. Batakln kysnda, sisler iinde iki yne doru uzanan salam grnl bir yol vard. "ose," dedi ipek Garion'a yolu gstererek. "Tolnedra yollar sisteminin bir paras." "Bel-grath," dedi Tupik bam kayn yannda sudan kararak. "Sa-ol." "Ben olmasam da zamanla konumay renecektiniz Tupik," dedi ihtiyar. "ok yaklamtnz zaten." "Bel-ki, bel-ki de deil," diye itiraz etti Tupik. "Is-te-mek ba-ka, konu-mak baka." "Yaknda yalan sylemeyi de renirsiniz," dedi ipek alayla. "O zaman insanlardan farknz kalmaz." "Yalan syle-yecek-sek niye konualm ki?" diye sordu Tupik aknlkla. "Zamanla anlarsnz." Tupik hafife kalarn att, kafasn suya daldrd. Kayktan biraz tede yeniden sudan kt. "Hoa-kaln," diye seslendi. "Tupik size teek-kr eder. Anne iin." Sonra hi dalga karmadan kayboldu. "Garip, kk bir yaratk ite," diye glmsedi Belgarath. ipek bir lk atarak elini cebine daldrd. Ak yeil renkli bir ey elinden srayarak suya dald. "Ne oluyor?" diye sordu Garion. "O kk canavar cebime kurbaa koymu," dedi ipek rpererek. "Belki de sana bir hediye vermek istemitir," dedi Belgarath. "Kurbaam?" "Belki de deildir," diye srtt Belgarath. "Biraz ilkel, ama bir mizah anlaynn balangc olabilir bu." Bataklklarn dou snr boyunca gneyden kuzeye giden byk osenin birka mil yukarsnda bir Tolnedra konaklama yeri vard. Akama doru buraya varp, Ipek'i dehete dren bir fiyata at aldlar kendilerine. Ertesi sabah, atlarn trsa kaldrm, Boktor'a doru ilerliyorlard. Bataklkta yaadklar bu garip olay, Garion'u derin dncelere daldrmt.

Acmann bir tr sevgi olduunu anlamaya balyordu -sevgi kelimesine daha nce atfettii dar anlamn tesinde, daha geni ve kapsayc bir duygu. Dndke, sevgi kelimesinin ilk bakta kendisiyle hi ilgisi yokmu gibi grnen bir sr eyi de ierdiini gryordu. Bu kavray gelitike, tuhaf bir fikir muhayyelesine hkim olmaya balad. lmsz dedikleri dedesi, yaad yedi bin ylda insanlarn tahmin bile edemeyecekleri genilikte bir sevme yetenei gelitirmi olmalyd. Suratsz, huysuz d grnne ramen Belgarath'n tm hayat bu akn sevginin bir ifadesiydi. Atn srerken, Garion sk sk bu garip ihtiyara bakt, insanln tamamen stnde,
BYL ATO

238

YRMNC BLM
gc her eye yeten, souk byc grnts silindi giderek; yerini bu grntnn ardndaki insan ald - ok karmak biriydi bu belki, ama ok da insancayd. Gittike dzelen bir havada iki gn at srdkten sonra Boktor'a vardlar.

G
EN CADDELERDE at srerken, Garion Boktor'un ak bir ehir olduunu fark etti. Evlerin ou iki katlyd ve bildii dier ehirlerdeki gibi skk dzen dizilmemilerdi. Caddeler geni ve dzgnd ve epeyce de temizdi. ki yan aalk bir caddeden ilerlerken bu tesbitini syledi pek'e. "Boktor yeni bir ehirdir," dedi pek. "En azndan grece

olarak." "Ben burann Boaense Dras zamanndan beri varolduunu sanyordum." "yle," dedi pek. "Ama eski ehir be yz yl nceki Angarak istilasnda ykld." "Bunu unutmutum," dedi Garion. "Vo Mimbre'den sonra yeniden ina vakti geldiinde, bunu bir frsat olarak grp yeniden baladlar her eye," diye devam etti ipek. Honutsuz bir ifadeyle evresine baknarak, "Aslnda Boktor'u pek sevmem," dedi. "Dar geitleri ve arka sokaklar yoktur. Grnmeden dolamak neredeyse imknszdr." Belgarath'a dnd. "Aklma gelmiken, merkez arya girmekten kansak iyi olur. Burada epey tannyorum, btn ehre geldiimizi haber vermenin alemi yok." "Grnmeden geebilecek miyiz sence?" diye sordu Garion. "Boktor'da m?" diye gld

DRASNlYA 241 240


BYL ATO

pek. "Tabii ki hayr. En az bealt kere grldk bile. Casusluk burada nde gelen bir sanayi koludur. Po-renn daha biz ehre girmeden renmitir geldiimizi." kinci kattaki bir pencereye bakarak parmaklarn Drasniya gizli dilinde oynatt. Pencerenin perdesi sulu bir tavrla kprdad. "ok beceriksiz," dedi ipek bir eletirmen tavryla. "Akademide birinci snf rencisi filan olmal." "Herhalde nl bir kii grmek onu heyecanlandrm tr. Sen bir efsanesin pek, unuttun mu?"

"Gene de beceriksizlie mazeret olamaz bu," dedi pek. "Vaktim olsayd akademiye urayp baretmenle biraz konuurdum." ini ekti. "Krbalama direi kaldrlal beri rencilerin kalitesi gitgide dyor." "Ne kaldmlal beri?" diye sordu Garion dehetle. "Benim zamanmda, izledii kii tarafndan grlen bir renci krbalanrd," dedi ipek. "Krba ok etkili bir eitim yntemidir Garion." Hemen nlerinde byk bir evin kaps ald; bir dzine kadar niformal mzrakl asker caddeye karak durdu ve onlara dnd. Balarndaki subay yanlarna gelip kibarca selam vererek, "Prens Kheldar," dedi. "Asaletmeap saraya uramay ltfedip etmeyeceinizi renmek istiyor." "Grdn m," dedi pek Garion'a. "Burada olduumuzu bildiini sylemitim." Subaya dnd. "Srf merakmdan soruyorum Yzbam, size ltfetmeyeceimizi sylesem ne yaparsnz?" "Israr etmek zorunda kalrm herhalde," dedi yzba. "Ben de yle dnmtm." "Tevkif mi ediliyoruz?" diye sordu Garion gergin bir tavrla.

"Hayr Hametmeap," dedi yzba. "Ama Kralie Porenn mutlaka konumak istiyor sizinle." Belgarath'a saygyla selam vererek, "Kadim Kii," dedi. "Yan kapdan girersek fazla dikkat ekmeyiz." Askerlerine yrme emri verdi. "Kim olduumuzu biliyor," diye mrldand Garion pek'e. "Tabii, "dedi ipek. "Nasl kurtulacaz bundan? Porenn bizi Riva'ya geri gndermez mi?" "Konuacaz," dedi Belgarath. "Porenn akll kadndr. Eminin ona durumu izah edebiliriz." "Tabii Polgara tehditler savurmaya balamamsa," dedi ipek. "fkelenince hep byle yaptn fark ettim." "Greceiz." Kralie Porenn her zamankinden de gzeldi, inceliinden belli oluyordu ki, ilk ocuunun doumu yakn bir zamanda gereklemiti. Annelik yzne bir lt, gzlerine bir tatmin ifadesi getirmiti. Saraya girdiklerinde onlar sevgiyle selamlad ve hemen kendi zel dairesine gtrd. Kralienin odalar ok kadnca denmiti, her taraf dantellerle doluydu, pencerelerde ise pembe perdeler vard. "Neredeydiniz?" diye sordu yalnz kaldklarnda. "Polgara keileri karmak zere." Belgarath omuz silkti. "iyileir, merak etme. Riva'da neler oluyor?" "Tabii ki sizi aramakla urayorlar," dedi Porenn. "Buraya kadar gelmeyi nasl becerdiniz? Btn yollar kesilmi durumda." "Biz herkesin nndeydik sevgili yengeciim," diye srtt ipek alayc bir tavrla. "Onlar yollan kestiinde biz oktan gemi oluyorduk." "Bana byle hitap etmemeni sylemitim Kheldar," dedi Porenn. "zr dilerim Asaletmeap," dedi ipek eilerek; hl alayla srtyordu. "Seninle uramak mmkn deil," dedi Porenn. "Tabii ki yleyim," diye cevap verdi ipek. "Cazibemin nedeni bu." Kralie iini ekerek, "Ne yapacam sizi ben?" diye sordu. "Yolumuza devam etmemize izin vereceksin," dedi Belgarath sakin bir tavrla. "Tartacaz tabii, ama sonunda byle olacak." Porenn ona bakakald. "Sen sordun, ben de syledim. Artk bildiine gre rahatlamsn-dr." "Sen Kheldar'dan da betersin," dedi Porenn. "almak iin daha fazla vaktim oldu." "Sz konusu bile deil," dedi kralie kesin bir tavrla. "Polgara'nn hemen Riva'ya geri gnderilmeniz yolunda kesin emirleri var." Belgarath omuz silkti. "Gidecek misiniz yani?" diye sordu Porenn aknlkla. "Hayr," dedi Belgarath. "Gitmeyeceiz. Polgara'nn geri gnderilmemiz yolunda kesin emirleri olduunu syledin. Peki yleyse, ben de geri gnderilmememiz yolunda kesin bir emir veriyorum. imdi ne olacak?" "ok zalimsin Belgarath." "Hayat kt." "Ciddi ciddi kavga etmeye balamadan nce veliahta bir bakabilir miyiz?" diye sordu ipek. Sanatkrane bir hamleydi bu. Hibir anne yeni domu bebeini gstererek vnme frsatn karmazd. Kralie Porenn de oyuna getirildiini fark ettiinde, odann kesindeki beie dnmt bile. "ok ktsn Kheldar," dedi, ama gene de beiin saten rtlerini aarak hayatnn merkezi haline gelmi olan beDRASNtYA

243 242 BYL ATO

bei gsterdi onlara. Drasniya Veliaht ciddi ciddi ayak parman azna sokmaya alyordu. Bir

mutluluk l atan Porenn bebeini kucana alarak sarld. Sonra dierlerine uzatarak, "ok gzel bir olan, deil mi?" diye sordu. "Selam kuzen," dedi pek ciddi bir tavrla. "Zamannda yetiip beni haysiyetsizliklerin en bynden kurtardn iin saol." "Bu da ne demekti imdi?" diye sordu Porenn kukuyla. "Yani minik pembe Asaletmeapmz benim tahta kmam yolundaki btn ihtimalleri ortadan kaldrm oldu," dedi pek. "ok kt bir kral olurdum Porenn. Eer bu facia gerekleseydi, emin ol Drasniya da en az benim kadar ac ekerdi. Bak kaza eseri tahta kan Ga-rion bile benim olabileceimden ok daha iyi bir kral oldu." "Aman tanrm," dedi Porenn hafife kzararak. "Tamamen unutmutum." Kucanda bebeiyle biraz sakil bir reverans yaparak, "Hametmeap," dedi Garion'a resmi bir tavrla. "Asaletmeap," diye karlk verdi Garion, Pol Teyzenin saatlerce prova ettirdii selam vererek. Porenn gm gibi kk bir kahkaha atarak, "ok sama, deil mi?" dedi. Sonra Garion'u ensesinden yakalad gibi ekerek yanana scak bir pck kondurdu. teki kolundaki bebek keyifli bir seu kard. "Sevgili Garion," dedi kralie. "Ne kadar bymsn." Garion buna verecek cevap bulamad. Kralie bir sre yzn inceledi Garion'un. "ok ey gelmi bana," diye gzlemledi sonra. "Val Alorn'da tandm ocuk deilsin artk." "Geliiyor," diye onaylad Belgarath bir koltua oturarak. "u anda ka casus dinliyor bizi Porenn?" "Bildiim kadaryla iki," dedi kralie bebeini beiine yatrrken. "Peki onlar ka casus izliyor?" diye sordu pek glerek. "Bir sr herhalde," dedi Porenn. "Saraydaki btn casuslarn hesabn tutmaya kalksam, hibir i grdremezdim." "Azlar skdr umarm," dedi Belgarath duvarlara ve perdelere anlaml bir tavrla bakarak." "Tabii yle," dedi Porenn alngan bir tavrla. "Bizim de standartlarmz var. Amatrlerin sarayda casusluk yapmasna izin verilmez." "Pekl, iimize dnelim yleyse. Riva'ya dnp dnmeyeceimiz konusunda uzun ve karmak bir tartma yapmay gerekten istiyor musun?" Porenn iini ekti, sonra aresizce kk bir kahkaha att. "Peki, peki," dedi teslim olarak. "Ama Polgara'ya syleyeceim bir mazeret bulmalsn bana." "Ona Kitab- Mrin'deki talimatlara uymakta olduumuzu syle." "Kitab- Mrin'de talimat m varm?" diye sordu Porenn aknlkla. "Olabilir," dedi Belgarath. "Kitabn ou o kadar zrva ki, kimse ne olup ne olmadn anlayamyor." "Polgara'y kandrmam m istiyorsun?" "Hayr, seni kandrdmz sanmasn salaman istiyorum. Bu farkl bir ey." "ok ince bir fark bu Belgarath." "Merak etme," diye temin etti onu Belgarath. "Benim bir ktlk ettiime inanmaya her zaman hazrdr o. Her neyse, mz Gar og Nadrak'a gidiyor olacaz. Polgara'ya biraz karkla ihtiyacmz olduunu syle. Bizi aramakla vakit kaybetmeyi braksn da gneyde bir ordu toplasn - grlt karsn epeyce. Angaraklann bizim peimize taklamayacak kadar megul olmalarn istiyorum." "Garog Nadrak'ta ne iiniz var?" diye sordu Porenn merakla. Belgarath arkasnda resmi ve gayri resmi casuslarn cirit atmakta olduu duvarlara manal manal bakarak, "Polgara ne iimiz olduunu anlar," dedi. "Nadrak snrnda durum redir?" "Gergin," dedi kralie. "Daha atma yok, ama dosta olmaktan da ok uzak. Aslnda Nadraklar sava istemiyorlar. Grolimler olmasayd eminim onlar tarafsz kalmaya ikna edebilirdik. Drasniyal l-drmektense Murgo ldrmeyi tercih eder

244

onlar." Belgarath ban sallayarak, "Kocana syle, Anheg'e hkim olmasn istiyorum," diye devam etti konumaya. "Anheg ok zekidir, ama bazen samalayabiliyor. Rhodar daha tutarldr. Syle ona, gneyde artmaca istiyorum sadece, topyekun sava deil. Alornlar bazen fazla heyecana kaplyorlar byle durumlarda." "Haberini iletirim," diye sz verdi Porenn. "Ne zaman yola kyorsunuz?" "Bunu akta brakalm," dedi ihtiyar kralienin odasnn duvarlarna bakarak. "Herhalde bu gece kalrsnz artk," diye srar etti Porenn. "Nasl reddedebilir ki," dedi pek dalga geerek.
BYL ATO

Kralie Porenn uzun uzun pek'e bakt, sonra iini ekerek, "Galiba sylesem iyi olacak Kheldar," dedi. "Annen burada." Ipek'in yz bembeyaz kesildi. "Burada m? Sarayda m yani?" Kralie bayla onaylad. "Bat kanadnda kalyor. O ok sevdii bahenin yanndaki daireyi verdim." pek'in elleri gzle grnr ekilde titremeye balamt ve yz kl rengiydi. "Ne zamandr burada?" diye sordu bouk bir sesle. "Birka haftadr. Bebek domadan hemen nce geldi." "Nasl?" "Ayn." Sansn kralienin sesi zntyle kslmt. "Onu grmek zorunda olduunu biliyorsun, deil mi?" ipek derin bir nefes alp omuzlarm dikletirdi. Yz hl ac iindeydi. "Evet, baka yolu yok," dedi kendi kendine. "Gidip u ii halledeyim, izniniz olur mu?" "Tabii." Dnp karanlk bir yzle odadan kt. "Annesini sevmez mi?" diye sordu Garion. "ok sever," dedi kralie. "Ona bu kadar zor gelmesi de bu yzden zaten. Neyse ki annesi kr." "Neyse ki de ne demek?" "Yirmi yl nce bat Drasniya'da salgn bir hastalk oldu," dedi Porenn. "Korkun bir hastalkt; sa kalanlarn yzlerinde iren yaralar brakyordu. Prens Kheldar'n annesi Drasniya'nn en gzel kadnlarndan biriydi. Gerei ondan gizledik. Yznn ne kadar bozulmu olduunu bilmiyor, en azndan bilmediini umuyoruz. Kheldar'la annesinin karlamalar yrek paralayc olur hep. Sesi grdklerini belli etmez hi, ama gzleri..." Devam edemedi. "Bazen Drasniya'dan uzakta kalmasnn nedeninin bu olduunu dnrm." Kendini toplad. "Akam yemeini syleyeceim, iecek bir eyler de syleyeyim. Annesini grdkten sonra ikiye ihtiyac olur Kheldar'n." Bir saat kadar sonra ipek dnd; dner dnmez de imeye balad, kararl bir tavrla, bir an nce uurunu kaybetmek isteyen biri gibi iiyordu. ok huzursuz bir geceydi Garion iin. Kralie Porenn bebeiyle ilgileniyor, ama bir yandan da Ipek'i kolluyordu. Belgarath sessizce koltuunda oturuyor, ipek ise durmadan iiyordu. Sonunda yorgunluk bahanesiyle yatmaya gitti Garion. Onu tand bir buuk yldan beri pek'e ne kadar balandn
245
DRASNlYA

fark etmemiti hi. Fare suratl, ufak tefek Drasniyalnn ac alaycl ve mthi kendine gveni hep bir dayanak olmutu onun iin. Ipek'in bir sr tuhafl ve kt huyu olduundan kuku yoktu. Gergin, karmak bir adamd, ama hi elinden brakmad mizah duygusu ve ilek zeksyla onlar bir sr naho durumdan kurtarmay bilmiti. Ancak imdi ne mizahtan eser kalmt,

ne de zekdan. Ufak tefek adam kntnn eiinde gibi grnyordu. Her nedense, yaklamakta olan korkun karlama, daha da korkun grnmeye balad Garion'a. Torak'la en sonunda karlatnda ipek kendisine yardm edemeyecek de olsa, Garion o karlamaya kadarki berbat gnler boyunca dostunun desteine gvenmiti hep. imdi, bu kolaylk bile elinden alnm gibiydi. Bir trl uyku tutmad iin, saatler boyu yatanda dnd durdu. En sonunda, gece yarsn geerken kalkp pelerinine sarnd ve ayakkablarn bile giymeden dostunun yatp yatmadna bakmaya kotu. ipek yatmamt. Hl ayn sandalyede oturuyordu. Bira marapas devrilmiti, dirseklerini masadaki bira glcnn iine dayam, yzn ellerinin arasna almt. Biraz tede, yznde anlalmaz bir ifadeyle Drasniya'nn kk, sansn kraliesi oturuyordu. Garion kapdan bakarken, Ipek'in ellerinin arasndan bouk bir hknk sesi geldi. Kralie Porenn yznde yumuak, efkatli bir ifadeyle kalkp Ipek'in yanna gitti, ona sanlp ban gsne dayad, ipek ona sarlp bir ocuk gibi alamaya balad. Kralie Porenn alayan ufak tefek adamn bann stnden Garion'a bakt. Yznden, Ipek'in kendisine kar hislerini bildii belli oluyordu. Yznde, bu sevdii, ama onun istedii ekilde sevmedii adama kar aresiz bir acma ifadesi vard; stelik annesini grmenin onda yaratt acy anlad ve paylat da belli oluyordu. Garion ve Drasniya kraliesi sessizce birbirlerine baktlar. Konumaya gerek yoktu, birbirlerini anlyorlard. Porenn en sonunda azn atnda, tavr normale dnmt. "Artk yatrabilirsin onu," dedi Garion'a. "Bir kere alamay baardktan sonra geer." Ertesi sabah saray terk edip douya giden bir kervana katldlar. Boktor'un tesindeki Drasniya bozkrlan sszd. Kuzey Kervan Yolu, zerlerinde pek az bitki ve ot biten alak, yumuak tepelerin arasndan dolaarak uzayp gidiyordu. Bahar ortas olmasna ramen bozkrlarda pek hissedilmiyordu bu; buralara mevsimler pek dokunmu246
BYL ATO

yordu sanki. Kutup buzlarndan gelen rzgrda hl k kokusu vard. pek sessizce sryordu atn, gzleri yerdeydi; Garion bunun kederden mi yoksa akamdan kalmalktan m olduunu anlayamyordu. Belgarath da sessizdi; de yalnzca Drasniyal tccarn katrlarnn ngraklar eliinde at sryorlard. leye doru ipek silkinip etrafna baknd; gzleri kan ana gibiydi, ama dikkatliydi en azndan. "Kimse yanna iecek bir ey almay akl etti mi?" diye sordu. "Dn gece yeteri kadar imedin mi?" diye sordu Belgarath. "O elence iindi. imdi ila iin iki istiyorum." "Su olur mu?" diye sordu Garion. "Susadm Garion, ykanmak istemiyorum." "Al," dedi Belgarath ac iindeki adama bir arap mataras uzatarak. "Ama fazla abartma." "Gven bana," dedi pek koca bir yudum alarak. rpererek suratn buruturdu. "Nereden satn aldn bunu? Biri iinde eski ayakkablarn kaynatm gibi bir tad var." "istemiyorsan ime." "Korkarm baka arem yok." ipek bir yudum daha alarak matarann tapasn kapatt ve Belgarath'a geri verdi. Eki bir suratla bozkrlara baknd. "Pek deimemi," dedi sonra. "Drasniya'nn gezmeye deer bir yan yoktur maalesef. Ya ok rutubetlidir, ya da ok kurudur." Buz gibi rzgrda rpererek, "Gezinen bir-iki ren geyiinden baka, kutupla aramzdaki rzgr kesecek bir ey

olmadn biliyor muydunuz?" diye sordu. Garion rahatlamaya balad. Akam yaklatka Ipek'in yorumlan ve alaylar giderek ald. Kervan gece vakti mola verdiinde, tamamen eski haline dnmt.

YRM BRNC BLM

ERVAN katr ngraklarnn hznl sesleri eliinde, dou Drasniya'nn plak bozkrlarndan ar ar ilerledi. Minik, pembe iekler aan seyrek allklar, alak tepelerin orasnda burasnda renkli lekeler oluturuyordu. Gk bulutlan-mt; hi kesilmeyen rzgr, hep kuzeyden esiyordu. Garion'un ruh hali de etrafndaki bozkr kadar kasvetliydi. Kendisinden gizleyemeyecei bir gerekle kar karyayd. Gittikleri her mil, onu Mallorya'ya, Torak'la karlamasna yaklatryordu. Srtndaki koca klcn kabzasna takl olan Ta'n kulaklarn dolduran fslt halindeki arks bile gven veremiyordu ona. Torak bir tannyd - lmszd, yaralanamazd; daha tam yetikin bile saylamayacak olan Garion ise, onunla lmne dvmek iin Mallorya'ya gidiyordu. lm kelimesini dnmemek iin aba harcyordu Garion. Ze-dar' ve Ta' ararken bir ihtimal olarak karsna kmt geri, ama imdi kesin gibiydi. Torak ile tek bana karlaacakt, Mandorallen, Barak ya da Hettar stn yetenekleri ve savalklaryla yardmna koamazlard; Belgarath ya da Pol Teyze by gleriyle mdahale edemezlerdi; ipek kamas iin zekice bir oyun oynayamazd. Karanlk Tanr, dev cssesiyle ve fkeyle, kan isteyerek saldracakt stne. Garion uyumaktan bile korkmaya balad, nk uyku bir trl kurtulamad ve her gnn bir ncekinden beter hale getiren kbuslar demekti. Korkuyordu. Korku her geen gn daha beter oluyor, aznda eki bir tat brakyordu. Kamay her eyden fazla istiyordu, ama kaamayacan biliyordu. Kaabilecei bir yer bile bilmiyordu. Dnyada saklanabilecei tek yer yoktu. Kamaya kalksa tanrlar onu arayp bulur, zamann bandan beri gereklemesi yazgl olan o karlamaya gtrrlerdi elinden tutarak. Kurtulu yoktu; korkudan perian
248
BYL ATO

249
DRASNlYA

halde, kaderine gidiyordu Garion.

!'

Eyerinde uyukluyor gibi grnse de uyumayan Belgarath, onu dikkatle izleyerek, Garion'un korkusunun zirveye ulamasn bekledi konumaya balamak iin. Derken, kurun grisi gkyznn etrafla rndaki bozkrlar kadar kasvetli grnd bir gn, atn Garion'a ya natrarak, "Konumak istiyor musun?" diye sordu. "Ne faydas var ki dede?" "Bir faydas olabilir.'" , "Hibir eyin faydas yok. Beni ldrecek." "Bunun kanlmaz olduunu dnseydim, senin bu yolculua kmana asla izin vermezdim." "Bir tanryla nasl savaabilirim ki?" "Cesaretle," dedi Belgarath, ama bu cevab pek faydal olmad. "Gemite ok gereksiz anlarda cesaretini gsterdin. Pek deitiini de sanmyorum." "ok korkuyorum dede," dedi Garion bouk bir sesle. "Galiba Mandorallen'in ne hissettiini anlyorum imdi. Korku o kadar kt ki, yaayamyorum onunla." "Sandndan daha glsn sen. Gerekirse yaarsn." Garion dnmeye alt, ama bunun da bir faydas yoktu. "Neye benziyor?" diye sordu anszn lmcl bir merakla. "Kim?" "Torak." "Kstah. Ondan hi holanmamtm zaten." "Ctuchik ya da Aarak gibi mi?" "Hayr. Onlar Torak'a benzemeye alyorlard. Baaramyorlard tabii, ama alyorlard. Bir faydas olacaksa syleyeyim, Torak da en azndan senin kadar korkuyordur imdi. Kim olduunu biliyor. Karlatnzda, karsnda Garion adl Sendaryal bulak bir olan grmeyecek; Riva Kral Belgarion'u grecek, kanna susam olan Riva Kralnn Klcn grecek. Tabii Aldur Ta'n da grecek - ki bu onu her eyden fazla korkutur." "Onunla ilk ne zaman karlamtn?" Garion birden ihtiyarn konumasn, ona eskiden olduu gibi ykler anlatmasn istediini fark etti. ykler faydal oluyordu; bir yknn iinde kendini kaybedebiliyordu ve bir sre iin de olsa her ey daha tahamml edilebilir gelebiliyordu. Belgarath ksa, beyaz sakaln kayarak, "Dur bakaym," dedi. "Galiba ilk kez Vadi'deydi. ok uzun zaman nceydi ama. Dierleri de oradaydlar; Belzedar, Beldin, hepsi. Her birimiz kendi ilerimizle urayorduk. Ustamz Ta'la birlikte kulesine ekilmiti; bazen aylarca onu grmyorduk. "Derken bir gn bir yabanc geldi. Benimle ayn boydayd, ama yz metre boyundaym gibi yryordu. Siyah salyd, cildi ise bembeyazd; gzleri ise hatrladm kadaryla yeil gibiydi. Yz son derece gzeldi, salar ise taramak iin ok zaman harcam gibi duruyordu. Cebinde hep bir aynayla gezen tipler vardr ya, ite yle biriydi." "Ne dedi?" diye sordu Garion. "Ha," dedi Belgarath, "yanmza yaklap, 'Kardeimle, Ustanzla greceim,' dedi. Tavnndan hi hazzetmedim. Sanki uaymz gibi davrand bize, bu kusuru hep vard zaten. Ama Ustam epeyce zorlukla da olsa bana biraz nezaket kural retmiti. 'Ustama geldiinizi bildireyim,' dedim elimden geldiince kibar bir tavrla. '"Lzumu yok Belgarath,' dedi o sinir bozucu, kstah tavryla. 'Kardeim burada olduumu biliyor.'" "Adn nereden biliyormu dede?" Belgarath omuz silkerek, "Bunu hibir zaman renemedim," dedi. "Herhalde Ustam onunla ve dier tanrlarla temas halindeydi ve zaman zaman bizden bahsediyordu. Her neyse, bu pek gzel misafirimizi Ustamn kulesine gtrdm, yolda da hi konumaya kalkmadm. Vardmzda dik dik yzme bakarak, 'Hizmetine teekkr kabilinden bir tavsiyede bulunaym Belgarath,' dedi. 'Haddini amaya kalkma. Benim hakkmda karar vermek senin haddin deil. Bir daha karlatmzda bunu hatrlayp mnasip ekilde davranrsan, senin hayrna

olur.' "Tavsiyeniz iin saolun,' dedim - kabul edeyim ki biraz ters bir tavrla. 'Baka bir arzunuz var m?' '"Kstahsn Belgarath,1 dedi bana. 'Belki bir gn vakit ayrp sana adab- muaeret dersi veririm.' Sonra kuleye girdi. Grdn gibi To-rak'la ben daha batan iyi balamamtk. Ben onun tavrndan holanmamtm, o da benimkinden." "Sonra ne oldu?" diye sordu Garion. Merak korkusunu bastrmaya balamt. "Hikyeyi biliyorsun," dedi Belgarath. "Torak kuleye kp Al-dur'la konutu. Derken iler kontrolden k ve Torak Ustama vurup
250 251
BYL ATO DRASNlYA

Ta' ald." ihtiyarn yznde karanlk bir ifade belirdi. "Onu bir daha grdmde o kadar gzel deildi artk," diye devam etti kindar bir keyifle. "Ta onu yaktktan ve mahvolmu yzn gizlemek iin elik bir maske takmaya baladktan sonrayd." Hikyenin cazibesine kaplan pek de yanlarnda srmeye balamt atn. "Sonra ne yaptn?" diye sordu. "Torak Ta' aldktan sonra yani?" "Ustamz bizi dier tanrlar uyarmaya yollad," diye cevap verdi Belgarath. "Benim Belar' bulmam gerekiyordu. Belak kuzeyde bir yerlerde, Alornlarla vakit geiriyordu. O zamanlar Belar gen bir tanryd ve genlerle elenmeyi seviyordu. Alorn kzlar hep onun kendilerini ziyaret ettiini grrlerdi ryalarnda, o da mmkn olduu kadar ok ryay gerek klmak iin abalard - en azndan ben yle duydum." "Ben bunu hi duymamtm," dedi pek hayretle. "Belki de dedikodudur," dedi Belgarath. "Buldun mu onu peki?" diye sordu Garion. "Epey vaktimi ald onu bulmak. O zaman dnyann ekli farklyd. Bugnk Algarya douya kadar uzanyordu, binlerce fersahlk ak ayrlk arazi. nce kartal sureti aldm, ama bu pek ie yaramad." "Uygun grnyor aslnda," dedi pek. "Yksekler beni biraz huzursuz eder," diye cevap verdi ihtiyar. " Ayrca yerdeki eyler de hep dikkatimi dayordu. Yere szlp bir eyler ldrme konusunda mthi bir drt vard iimde. Aldmz ekillerin karakteri zihnimize egemen olmaya balar bir sre sonra; kartal da pek gzel grnmesine ramen ok aptal bir kutur. Sonunda bundan vazgeip kurt suretine girdim. ok daha iyi oldu tabii. Dikkatimi datan tek ey, oynamak isteyen gen bir dii kurt oldu." Bunu sylerken gzleri kslm, sesi deimiti. "Belgarath!" diye baylard tpek dehet iinde. "Hemen karar verme bakalm pek. Durumu ahlaki adan deerlendirdiimde, baba olmann pek ho bir ey olabileceine, ama yedi-sekiz kurt yavrusuna sahip olmann ileride insan mahcup duruma dreceine karar verdim. Tekliflerini kabul etmedim, ama o kuzeye, Ay Tanrnn Alornlarla birlikte yaad yere kadar yanmdan ayrlmad." Durup yeil-gri bozkra bakt yznde anlalmaz bir ifadeyle. Garion ihtiyara sylemedii nemli bir ey olduunu anlad hemen. "Her neyse," dedi Belgarath. "Belar bizimle Vadi'ye gelip dier tanrlarla toplantya katld ve Torak'la Angaraklarna sava amaya karar verdiler. Her ey bununla balad. Dnya bir daha da eski haline dnmedi." "Kurta ne oldu?" diye sordu Garion, dedesinin laf deitirme abalarn fark ederek. "Benimle kald," dedi Belgarath sakin bir tavrla. "Kulemde gnlerce oturup beni seyrederdi, lgin bir mant vard, yorumlan ise bazen pek artc olabiliyordu."

"Yorumlar m?" dedi pek. "Konuuyor muydu?" "Kurtlarn slubunca konuuyordu. Birlikte yolculuk ederken nasl konutuklarn renmitim. Ksa ve zl, ok da gzel bir dildir. Kurtlar ok zarif, hatta airane olabilirler; bir kere kelimeleri kullanmadan konumalarna alrsan tabii." "Seninle ne kadar kald?" diye sordu Garion. "ok uzun bir sre," dedi Belgarath. "Bunu ona sormutum bir keresinde. O ileden karc alkanlyla, baka bir soruyla cevap verdi bana. "Kurtlar iin zaman nedir ki?" dedi. Bir hesap yaptm ve bin yl akn bir sredir benimle birlikte olduunu fark ettim. Ben hayrete kaplmtm, ama o aldrmad. "Kurtlar ne kadar yaamay seerlerse, o kadar yaarlar," dedi sadece. Sonra bir gn, imdi hatrlamadm bir nedenle suret deitirirken grd beni; benim iin de huzurun sonu oldu bu. "Byle yaplyormu demek," dedi ve annda kar beyaz bir baykua dnt. Beni artmaktan pek holanrd. Bam evirdiimde ne suret alacan hi bilemezdim. Ama en ok sevdii, bayku suretiydi. Bundan birka yl sonra beni terk etti. Hayretle onu zlediimi fark ettim. ok uzun bir sre birlikte olmutuk." Gene susup uzaklara bakt. "Onu bir daha grdn m?" diye sordu Garion. Belgarath bayla onaylayarak, "Hi vazgeer mi o," dedi. "Ama bata anlayamadm tabii. Ustamn verdii bir ii yapmak iin Va-di'nin kuzeyinde bir yere giderken, bir dere kysndaki bir korulukta kk, saman atl bir kulbeye rast geldim. Poledra adl bir kadn yayordu kulbede, siyah sal, altn gzl bir kadn. Tantk, bir sre sonra da evlendik. Polgara ile Beldaran'n annesidir Poledra. "Hani kurdu daha sonra da grmtn?" diye steledi Garion. "Dikkatli dinlemiyorsun Garion," dedi ihtiyar torununa bakarak. Gzlerinde derin ve ok eski bir ac vard - ihtiyar yaadka orada kalacak olan bir ac.
DRASNlYA

253

252 BYL ATO

"Yani..?" "Bunu kabul etmek benim iin de kolay olmad. Poledra ok sabrl ve kararlyd. Onu kurt suretinde e olarak kabul etmeyeceimi anlaynca, baka bir suret buldu kendine. Sonunda istediini elde etti." Belgarath iini ekti. "Pol Teyzenin annesi bir kurt muydu yani?" dedi Garion dehetle. "Hayr Garion," dedi Belgarath sknetle. "ok gzel bir kadnd. Suret deiiklii mutlaktr." "Ama... Ama, bata kurtmu..." "Eee?" "Ama..." Bu fikir korkun geliyordu Garion'a. "nyarglarna kaplma," dedi Belgarath. Garion bu fikre kendini altrmaya altysa da baaramad; her nedense korkun geliyordu bu ona. "Kusura bakma," dedi sonunda, "ama ne dersen de, tabiata aykr bu." "Garion," dedi ihtiyar skntl bir ifadeyle, "bizim yaptmz her ey tabiata aykr. Zihninle kayalar oynatmak dnyadaki en doal ey saylmaz eer dnrsen." "Ama bu farkl," diye itiraz etti Garion. "Dede, bir kurtla evlenmisin ve ondan ocuklarn olmu. Nasl yapabildin bunu?" Belgarath iini ekerek ban sallad. "Sen ok inat bir ocuksun Garion," dedi sonra. "Anlalan bu tecrbeyi yaamadan asla av layamayacaksn. Gel u tepenin arkasna gidelim de sana nasl yaplacan gstereyim. Kervandaki baka insanlar korkutmaya gen yok." "Ben de gelebilir miyim?" dedi ipek. Burnu merakla titriyordu.

"Fena fikir deil," dedi Belgarath. "Atlar tutarsn sen de. Ati; kurtlarn yannda panie kaplrlar." Kuruni gkyz altnda atlarna atlayp, alak, allarla kapl bir' tepenin ardna dolandlar. Tepenin hemen arkasndaki alak bir vadi-cie geldiklerinde, "Buras iyi," dedi Belgarath, atn durdurup yere atlayarak. Vadicik baharda yeermi imenle kaplyd. "Btn mesele, zihninde hayvann suretini yaratmak," dedi Belgarath. "Btn ayrntlaryla. Sonra iradeni ieri, kendine yneltip, deierek o surete uyduracaksn bedenini." Garion anlamayarak kalarn att. "Kelimelerle anlatmak ok uzun srecek," dedi Belgarath. "Bak, gzlerinle olduu kadar zihninle de izle."Daha nce de grm olduu gri kurt sureti birden Garion'un gzlerinin nne geliverdi. Krll burnunu ve gm rengi krkn aka grebiliyordu. Sonra alayarak akan bir eyler ve yankl bir grleme sesi duydu. Bir an iin kurt sureti Belgarath'n suretiyle karm olarak grnd, sanki ikisi de uzayda ayn yeri igal etmeye alyormular gibi. Sonra Belgarath yokoldu ve sadece kurt kald. pek bir slk alarak, korkan atlarn dizginlerini skca yakalad. Belgarath yeniden deiip sradan grnl, pas rengi tunik ve gri pelerin giymi bir ihtiyar oldu. "Anladn m?" diye sordu Garion'a. "Galiba," dedi Garion, biraz kukuyla. "Dene. Ben seni adm adm ynlendireceim." Garion zihninde kurt imgesini oluturmaya balad. "Trnaklan unutma," dedi Belgarath. "nemsiz gibi grnrler ama aslnda ok nemlidirler." Garion trnaklar ekledi. "Kuyruk ok ksa." "Garion onu da dzeltti. "Oldu gibi. imdi kendini bu suretin iine sok." Garion iradesini ie koarak, "Dei," dedi. Vcudu svlam gibi oldu sanki; deierek zihnindeki kurt imgesinin iine akt. alama hissi geince nefes nefese arka ayaklarnn stne oturdu. Kendini ok tuhaf hissediyordu. "Kalk da sana bir bakaym," dedi Belgarath. Garion kalkp drt ayak zerinde durdu. Kuyruu zellikle ok tuhaf geliyordu ona. "Arka bacaklar uzun olmu," dedi Belgarath bir eletirmen edasyla. Garion hemen itiraz edip bunun ilk denemesi olduunu sylemeye altysa da, sesi bir dizi inilti ve havlama eklinde kt. "Yapma," dedi Belgarath. "Yeni domu bir yavru gibi sesler karyorsun. Dei tekrar." Garion deiti. "Elbiseleriniz nereye gidiyor?" diye sordu pek. "Yanmzdalar," dedi Belgarath. "Ama ayn zamanda da deiller. Aslnda aklamas biraz zor. Beldin bir keresinde elbiselerin tam olarak nerede olduunu hesaplamaya almt. Cevab bulduunu iddia etti, ama teorinin tamamn asla anlayamadm. Beldin benden daha zekidir, aklamalar da bazen biraz abartl olur. Her neyse, eski hali254 BYL ATO
DRASNlYA

255

mize dndmzde elbiselerimiz de eski haline dnyor ksacas." "Garion'un klc da m?" diye sordu ipek. "Ta da m?" ihtiyar bayla onaylad.

"Ta'n byle bolukta, tabir caizse sahipsiz dolanmas tehlikeli deil mi peki?" "Sahipsiz deil ki. Orada hl, ama ayn zamanda da deil." "yle diyorsan yle olsun," dedi ipek biraz kukuyla. "Bir daha dene Garion," dedi Belgarath. Garion, kurt sureti dedesini tatmin edene kadar birka kez ileri geri deiti. Sonunda, "Sen atlarla kal," dedi ihtiyar Ipek'e. "Biraz sonra dneriz." Titreip byk gri kurda dnt. "Haydi biraz koalm," dedi Garion'a. Sylediklerinin anlam doruca zihninden Garion'a aktarlmt; yalnzca birka ba ve kulak hareketiyle birka havlama sesi karmt bunu yapmak iin. Garion birden kurtlardaki sr bann neden bu kadar gl olduunu anlad. nk kelimenin tam anlamyla birbirlerinin zihninin iindeydiler. Birinin grdn hepsi gryor, birinin hissettiini hepsi hissediyordu. "Nereye koacaz?" diye sordu Garion. Kurt diline bu kadar kc lay almas onu pek de artmamt. "Belli bir yere deil. Biraz hamlm gidermek istiyorum sadece.1! Bunu der demez, inanlmaz bir sratle ileri atld gri kurt. Bata kuyruk ciddi bir sorun oluturuyordu. Garion kuyruu oldu unu unutuyor, saa sola sallanan kuyruk da dengesini bozuyordu. Kullanmasn rendiinde ise ihtiyar kurt gri yeil bozlarda kaybolmak zereydi. Ama bir sre sonra, Garion topran zerinde neredeyse uarcasna ilerlediini fark etti. Vcudunu bir toplayp bir gererek ilerlerken, peneleri yere demiyordu neredeyse. Kurtlarn koma hareketinin he kadar ekonomik olduunu dnd. Bacaklaryla deil tm vcuduyla kouyordu. Gerekirse gnler boyu hi yorulmadan koabileceine kanaat getirdi. Bozkr da farkl grnmeye balamt gzne. stndeki l gkyz kadar bo ve orak grnen topraklar, imdi hayat kaynyordu. Fareler, kovuklarna kaan sincaplar, allar arasnda korkudan donakalm tavanlar, o trnaklarn topraa gmerek koarken, geiini seyrediyorlard. Sessiz ve yeni gvdesinin gc ve zgrlnn keyfini karmaya balad. Ovalarn efendisiydi o, btn yaratklar ona yol ayorlard. Derken yalnz olmadn fark etti. Baka bir kurt daha kouyordu yannda; maddi deilmi gibi grnen, evresinde mavi bir k oynaan bir kurt. "Nereye kadar koacaksn?" diye sordu bu yeni kurt ona, kurtlarn slubunca. "istersen durabiliriz," dedi Garion kibarca, hzn keserek. "Komazken konumak daha kolay," dedi dii kurt. Durup arka ayaklarnn stne oturdu. Garion da durdu. "Sen Poledra'sn, deil mi?" Kurt dilinin inceliklerini henz bilmedii iin doruca sormuu bunu. "Kurtlarn isme ihtiyac yoktur," dedi dii kurt. "O da bu konuda ok dertlenirdi." ocukluundan beri zihninde duyduu sese benzemiyordu bu pek. Aslnda duymuyordu da, onun demek istediini tam olarak biliyordu sanki. "Dedem mi?" "Baka kim olacak, insanlarn nesneleri kategorize edip hepsine isim vermeye ihtiyac var. Bylece baz ok nemli eyleri gzden karyorlar." "Nasl oluyor da buradasn? Sen... ey deil miydin..?" "l m demek istiyorsun. Sylemekten korkma. Alt taraf bir kelime o da. Herhalde lymdr, geri pek farkl hissetmiyorum kendimi ama." "Birinin seni armak iin bir ey yapmas gerekmiyor mu?" diye sordu Garion. "Hani Pol Teyzenin Ulgo dalarnda Grul ile dvrken yapt gibi." "art deil. yle de arlabilirim, ama gerekirse kendim de yapabilirim." Merakla bakt Garion'a. "Btn bunlar kafan kartryor, deil mi?" "Neler?" "Her ey. Kim olduun, kim olduumuz, yapman gerekenler." "Biraz," diye kabullendi Garion. "Bakalm aklayabilecek miyim. O'nu ele alalm mesela. Ben onu asla bir insan

gibi grmedim aslnda. Kurt bir yan var kesinlikle. Hep insan suretinde domu olmasnn bir hata olduuna inanmmdr. Belki de yapmas gereken eylerden tr. Ama suret aslnda hi nemli deildir." "yle mi?" "Sen nemli mi sanyordun?" Gler gibiydi. "Bak, gstereyim sana. Haydi deielim." Havada titreti ve Garion'un gzleri nnde es256 257
BYL ATO DRASNlYA

mer, altn gzl bir kadna dnt. zerinde dmdz, kahverengi bir entari vard. Garion da silkinip doal haline dnd. "imdi farkl mym Belgarion?" diye sordu Poledra. "Kurt ya da kadn olarak ayn kii deil miyim?" Garion anlad birdenbire. "Sana bykanne diyebilir miyim?" diye sordu biraz utanarak. "Seni mutlu edecekse de," dedi kadn. "Tam doru deil geri." "Biliyorum," dedi Garion, "ama byle daha rahat edeceim." "En sonunda kim olduunu kabul ettin mi?" "Baka seeneim var myd?" "Ama yapman gereken ey seni korkutuyor, yle mi?" Sessizce ban sallad Garion. "Yalnz olmayacan biliyorsun, deil mi?" Garion hzla ban kaldrd. "Ama Kitapta diyordu ki..." "Kitap gereken her eyi sylemez," dedi Poledra. "Torak'la karlaman aslnda, iki devasa, kart gcn bir araya gelmesi, ikiniz bu glerin temsilcilerisiniz yalnzca. Karlamanzda o kadar byk gler devreye girecek ki, sen de, Torak da olanlarn nededeyse bir ayrnts olarak kalacaksnz." "Niye benim yerime bir bakas yapmyor o zaman," dedi Garion hemen. "Benden daha uygun biri?" "Neredeyse dedim," diye dzeltti Poledra. "Senin olman art, Torak ise batan beri artt zaten. Bu glerin arpmasn salayacak araclarsnz siz. En sonunda olduunda, aslnda ne kadar kolay olduunu grp aracaksn." "Kazanacak mym?" "Bilmiyorum. Evrenin kendisi bile bilmiyor. Zaten o yzden karlayorsunuz. Eer sonucu bilseydik, karlama da gereksiz olurdu." Etrafna baknd. "Belgarath dnyor. Benim gitmem lazm." "Neden?" "Benim varlm ona ac veriyor - tahmin edebileceinden de ok." "nk..." Nasl diyeceini bilemedii iin yanda brakt sz. "Bakalarndan ok daha yakndk birbirimize. ok da uzun bir sre boyunca birlikte olduk. Bazen aslnda hi ayrlmam olduumuzu anlamasn istiyorum. Ama belki de daha erken bunun iin." "Bin yl oldu bykanne." "Kurtlar iin zaman nedir ki," diye sordu Poledra. "Kurtlarn elemesi kalcdr, ayrlk acs da kalcdr o yzden. Belki bir gn..." zntyle yarda brakt szn, sonra iini ekti. "Ben gider gitmez yeniden kurt ol. Belgarath birlikte avlanmanz isteyecektir. dettir bu. Kurt suretine dnnce anlayacaksn." Garion ban sallayarak kafasnda kurt imgesini oluturmaya balad. "Bir ey daha syleyeceim Belgarion." "Syle bykanne." "Seni sevdiimi biliyorsun." "Ben de seni seviyorum bykanne." Sonra Poledra kayboldu. Garion iini ekerek yeniden kurda dnt. Sonra da kalkp Belgarath'a avnda elik etmeye kotu.

YRM KNC BLM

RENSES CENEDRA dnceliydi, hatta derin dncelere dalm bile denilebilirdi Sk sk tekrarlanan fke krizlerinin yaratt karmaa pek houna gitse de, artk bunlara bir son verip Ganon'la banma vaktinin geldiine karar vermiti istemeye istemeye Evleniyorlard en nihayet, o yzden kesinlikle gerekli olmad surece adamcaz fazla uzmemelyd kard kk facialar, mevkii Ganon dan aa olmasna ramen evlilie onun altnda bir konumda girmeyecei gereim kesin bir ekilde ortaya koymutu, butun istedii de buydu zaten Ganon'la evlenmek, hi de iddia ettii kadar kotu bir ey deildi aslnda Onu seviyordu ne de olsa, artk ilikilerinin nasl yryecei de Garon'un kafasna dank ettiine gre, her ey byk lde yolunda gidebilirdi Gn iinde Gan-on'u bulup barmaya karar verdi Bu bahar sabahnda dikkatinin byk bolumu protokol hakknda bir kitaba ve karmakta olduu bir izelgeye ynelmiti Ayn zamanda hem Tolnedra mparatorluk Prensesi, hem de Rva Kraliesi olduu iin, tabu ki imparatorluktaki butun hanedanlarn butun gran-dueslennn stndeydi mevkii erek Kraliesi slena ve Algarya Kraliesi Slar'm da stnde olduundan kukusu yoktu Ama Maya-serana'nn Arendya tahtnn orta olmas baz sorunlar yaratyordu Onunla eit statde olmalar ihtimali yksekti Ce'Nedra Bykeli Valgon'a bir not yazd Tol Honeth'dek protokol efine bu konuda aratrma yapmasn sylemesi iin izelgeyi inceledike glmsemesi yayldka yaylyordu Leydi Polgara ve Sendarya'nn kk kraliesi Layla hari -Layla o kadar ekerdi ki herkes ona boyun eiyordu keyifle- Bat'dak tm soylu kadnlardan ya ustun ya da bazlarna eit olduuna karar verdi Ce'Nedra Anszn o kadar mthi bir gokgurultusu patlad ki, Hsann duvar263
RlVA KRALiESi

262 BYL ATO

lan sarsld. Ce'Nedra hayretle pencereden dar bakt. Parlak, gneli bir sabaht. Frtna da nereden kmt imdi? ikinci bir gmbrt sessizlii yrtt; koridorlardan korku dolu mrltlar ykselmeye balad. Prenses kk gm ngran alarak hizmetisini ard. "Git ne olduunu ren," dedi kza; sonra tekrar izelgesini incelemeye koyuldu. Ancak yeni bir gkgrlts patlad; koridorda karmaa ve haykrlar

ykseldi. Olamazd! Btn bu grlt arasnda nasl alabilirdi ki? fkeyle ayaa frlayp kapya kotu. Darda insanlar kouuyor, aslnda kayorlard. Koridorun biraz aasnda Sendarya Kraliesi Layla dehetten irilemi gzlerle Leydi Polgara'nn zel dairesinden frlad; tac neredeyse dmek zereydi. "Neler oluyor Hametmeap?" diye sordu Ce'Nedra minik kralieye. "Polgara!" dedi Kralie Layla nefes nefese, kamaya alrken sendeleyerek. "Her ey i tahrip ediyor!" "Leydi Polgara m?" Yeni bir gmbrtyle sarslan kk kralie dehetle Ce'Nedra'ya sarld. "Ltfen gidip ne olduunu ren Ce'Nedra. Btn kaleyi ykmadan durdur onu." "Ben mi?" "Senin szn dinler. Seni seviyor. Durdur onu." Ce'Nedra durup bana gelebilecekleri dnmeden Leydi Polgara'nn kapsna koup ieri bakt. Daire harabeye dnmt. Mobilyalar tepetaklak olmu, duvar hallar yere inmi, pencereler krlmt; odann ii duman doluydu. Hayat boyunca epey sinir krizi geirmi olan Ce'Nedra, bu iin bir sanat olduunu bilirdi; ama Polgara'nn dairesindeki facia o kadar bykt ki, artk sanat am, doal afet haline gelmeye balamt. Leydi Polgara odann ortasnda gzleri iri iri alm, st ba perian bir halde duruyor, bir dzine dilde birden lanetler okuyordu. Bir elinde bumburuuk olmu bir kt paras vard, teki elini pene gibi ileri uzatmt; avucunda yoktan varettii ve fkesiyle besledii parlak bir enerji topu duruyordu. Polgara yeni bir tirada baladnda prenses dehet iinde durup bekledi. Korkun kfrler alak, kontralto bir sesle balyor, sonra mthi bir kreendoyla ykselerek en tiz perdelere ve tesine gidiyordu. Sesi kmaz hale gelince, Polgara elindeki enerji kresiyle havay dvmeye balad; okuduu her laneti vurgulamak istercesine, parmaklarndan bir imek patlyor ve karsna ne karsa berhava ediyordu. Bir dizi berbat kfrle birlikte, dizili duran alt ay fincann infilak ettirdi; sonra sistemli bir ekilde baa dnerek altlarndaki tabaklar da paralad. Sonradan aklna gelmi gibi, hepsinin stnde durduu masay da parampara etti sonunda. Ce'Nedra hemen arkasnda bir dehet nidas duydu. Yznden btn kan ekilmi olan Kral Anheg, kapdan ieri bir gz attktan sonra dnp kamaya balad. "Leydi Polgara," dedi Ce'Nedra bycye; onu akl yoluna davet etmek deildi niyeti, olsa olsa tahribat biraz azaltmaya alyordu. Polgara drt ayr patlamayla, minenin stnde duran drt paha biilmez vazoyu paralad. Pencerenin dnda parlak bahar sabah, sanki gne aniden yokolmu gibi kaybolup gitti; Ce'Nedra'nn doal olmas iin dua ettii bir gkgrlts duyuldu dandan. "Neler oluyor?" diye sordu prenses, fkeden deliye dnm bycy lanetler okumak yerine bir aklama yapmaya zorlamay umarak. Lanetleri durdurmakt ilk adm. Polgara'nn lanetlerini patlamalarla vurgulamak gibi bir ihtiyac var gibi grnyordu. Ama Polgara cevap vermek yerine, dnp elindeki buruuk parmeni Ce'Nedra'ya frlatt, ardndan mermer bir heykeli ince beyaz bir kuma dntrd. Sonra deli gzlerle dnp kracak yeni bir ey aramaya balad; ama odada zaten parampara olmam bir ey kalmamt. "Hayr!" diye haykrd Ce'Nedra, Polgara'nn gz Garion'un hediye ettii zarif, kristal alkuuna iliince. Prenses Polgara'nn bu cam kua sahip olduu her eyden daha fazla deer verdiini bildii iin, onu korumak zere ileri atld. "Al unu," diye hrlad Polgara sklm dilerinin arasndan. "Gzmn nnden kaldr." Gzleri bir eyleri tahrip etme ihtiyacyla yanyordu. Dnp elindeki parlak enerji kresini krk pencereden dar frlatt. Krenin dardaki kasvetli, karanlk havaya dedii an oluan patlama dehet vericiydi. Yumruklarn skp kaslm yzn havaya kaldrarak tekrar svmeye balad. Birdenbire beliriveren kara bulutlardan adaya imekler yamaya balad. Yerel

264 BYL ATO

bir felaketle yetinemeyen Polgara, fkesini Riva adasn ve Rzgrlar Denizi'ni ate ve kulak zarlarn paralayan gkgrltlerine boacak ekilde geniletmiti imdi. Sonra dehet verici bir hareketle yumruunu havaya kaldrarak anszn at. Boanan yamur inanlr gibi deildi. Parlayan gzleri ksld, teki yumruunu kaldrd. Yamur annda doluya dn-

RlVA KRALiESi 265

d - koca buz paralan kayalan dvmeye, havaya ta paralan ve buhar samaya balad. Ce'Nedra alkuunu kapt, yerdeki buruuk parmen parasn da ald gibi kat. Kral Anheg bir keden dehet iindeki yzn uzatp, "Onu durduramaz msn?" diye sordu titreyen bir sesle. "Onu kimse durduramaz Hametmeap." "Anheg! Buraya gel!" Polgara'nn sesi frtnay ve Hisar sarsan dolu yamurunu bastrarak nlad. "Aman, Belar," diye mrldand Kral Anheg dindar bir tavrla gzlerini yukar kaldrarak. Sonra hemen Polgara'nn kapsna kotu. "Hemen Val Alorn'a haber sal!" diye emir verdi Polgara. "Babam, pek ve Garion dn gece Hisardan kamlar. Donanman devriyeye kar ve onlar geri getir! Dnyadaki her tan altna bakman bile gerekse umurumda deil. Onlan bulup geri getir!" "Polgara, ben..." diye kekeledi erek Kral. "Orada salak salak durup bana bakma! Yr!" zenle, neredeyse mkemmel bir sknetle, Prenses Ce'Nedra cam alkuunu dehet iindeki oda hizmetisine vererek, "Bunu emin bir yere kaldr," dedi. Sonra dnerek frtnann tam ortasna y- j rd. "Ne dediniz son olarak?" diye sordu Polgara'ya sakin bir sesle. "Geri zekl babam, Garion ve o iren hrsz dn gece kendi ba- j lanna yola kmaya karar vermiler," dedi Polgara, kendini kontrol etmek iin harcad gayret yznden daha da korkun olan buz gibi bir j sesle. "Ne yapmlar?" diye sordu Ce'Nedra ifadesiz bir tavrla. "Gitmiler. Gece vakti svmlar." "yleyse pelerine dmelisiniz." "Gidemem Ce'Nedra," dedi Polgara, ocua bir ey anlatr gibi. j "Birinin burada kalmas lazm. Ters gidebilecek o kadar ok ey var j ki. Bunu biliyor tabii. Kasten yapt. Beni tuzaa drd." "Garion mu?" "Hayr aptal kz! Babam!" Polgara gkgrltleri eliinde sv-'J meye balad yeniden. Ama Ce'Nedra onu duymuyordu artk. Etrafna baknd. Hakika-| ten burada kracak bir ey kalmamt, "izninizle," dedi. Sonra dnp j odasna gitti ve Camaar'l bir balk kadn gibi lklar atarak eline| geirdii her eyi krd. Polgara ile Ce'Nedra'nn fke krizleri saatler srd; bu sre boyunca birbirleriyle karlamamaya zen gsterdiler. Baz duygulann paylalmas gerekir, ama delice fke bunlardan biri deildir. Sonunda Ce'Nedra bu uzun krizin btn olaslklann tkettiini fark ettiinde, lmcl bir hakarete uram insanlann buz gibi sessizliine gmld. Garion'un grameri bozuk notunun getirdii aklama ne olursa olsun, en fazla bir hafta iinde btn dnya terk edildiini renecekti. Gnlsz damadn ka hikyesini birbirlerine anlatp gleceklerdi insanlar dnyann drt bir yannda. Dayanlmaz bir eydi bu. Ama o dnyay ba havada, asil bir bakla karlayacakt. Yalnzken ne kadar alarsa alasn ya da kudurursa kudursun, insanlann karsna ktnda ne

kadar yaralanm olduuna dair tek bir ipucu bile vermeyecekti. Geriye kalan tek ey gururuydu ve ondan vazgemeyecekti. Leydi Polgara ise byle asilane bir soukkanlla gerek duymuyordu galiba, ilk delice fkesi geip de yaratt zel frtnann dinmesine izin verdiinde, birka cesur kii ilerin yoluna girebileceini dnd. Trellheim Kontu onu yattrmak iin dairesine gitti. Birka saniye sonra yedii fradan kulaklan kzarm halde kayordu. Barak dierlerine durumu anlatrken sarslmt ve bembeyazd. "Sakn yanna uramayn," dedi korku dolu bir sesle. "Ne derse yapn ve sakn gzne gzkmeyin." "Hi sakinlemiyor mu?" diye sordu Kral Rhodar. "Eyalan krmay bitirmi," dedi Barak. "imdi sra insanlara gelecek korkarm." Bu olaydan sonra Polgara dairesinden her ktnda etrafa haber uuruldu ve Demirpene'nin Hisannn koridorlan boald. Hizmetisi araclyla yollad emirler, Kral Anheg'e verdii ilk emirlerin biraz deimi halleriydi yalnzca. Kaak ly bulup karsna karma-lann istiyordu. Sonraki gnlerde Prenses Ce'Nedra'nn ilk fkesi, insanlarn ondan Polgara'dan katklan kadar kamalanna neden olan bir huysuzlua dnt - bir tek yumuak huylu Adara, kzn patlamalarna sakin bir sabrla gs geriyordu. kisi ou zaman kraliyet dairesinin bahesinde oturuyorlard; bylece de Ce'Nedra kimsenin duymas tehlikesi olmadan barp arabiliyordu rahata. Garion ve dierlerinin kandan be gn sonra anlad Ce'Nedra
BYL ATO 266 267
RlVA KRALiESi

bu gidiin gerek anlamn. Scak bir gnd; Riva gibi kasvetli bir yere bile gelir bahar sonunda. Bahenin ortasndaki im tarh yemyeil olmutu. Pembe, mavi ve kpkzl iekler, san arlar tomurcuktan tomurcua pckler ta-, dka, balarn sallayp duruyorlard. Ama Ce'Nedra pckleri dnmek istemiyordu. Pek sevdii ak yeil Orman Perisi elbisesini | giymi, zavall bir sa buklesini srp duruyor ve sabrl Adara'ya er^ keklerin gvenilmez mahluklar olduu konusunda bir nutuk atyordu. Akama doru Sendarya Kraliesi Layla gelip buldu onlar bahede. "Buradasnz demek," dedi tombul kk kralie. Her zamanki gibi tacn biraz yamuk takmt. "Ben de sizi arayp duruyordum." "Neden?" diye sordu Ce'Nedra ters bir tavrla. Kralie Layla durup kk prensese eletirel bir tavrla bakarak, "Vay vay vay," dedi, "bugn gene sol tarafmzdan kalkmz. Derdin nedir Ce'Nedra? Gnlerdir medeni davranmay bile beceremiyorsun." Ce'Nedra Adara'nn kralieyi gzleriyle uyarmaya altn fark ederek daha da fkelendi. Buz gibiydi cevab. "Byle terk ediliverme-yi biraz huzursuz edici buluyorum Asaletmeap." Kralie Layla'nn aydnlk yz sertleti. "Bize biraz izin verir misin Adara?" diye sordu. "Tabii Asaletmeap," diye cevap verdi Adara ayaa frlayarak. Sonra, "Ben ierideyim Ce'Nedra," diyerek zarif bir yryle baheden kt. Kralie Layla Adara iyice uzaklaana kadar bekledi, sonra mermer bir banka oturarak, "Buraya gel Ce'Nedra," dedi kararl bir sesle. Prenses ufack tefecik ana kralieye bakt; sesindeki elik sertlii artmt onu. itaatkr bir tavrla banka giderek yanna oturdu. "Dnyada olup biten her eyin sana ynelik kiisel bir hakaret olduuna inanmaktan vazgemelisin," dedi Layla. "ok kt bir huy bu. Garion, Belgarath ve Kheldar'n yaptklar eyin seninle hibir alakas yok." Dik dik Ce'Nedra'ya

bakt. "Kehanet hakknda bir ey biliyor musun?" "Duydum," dedi Ce'Nedra surat asmaya devam ederek. "Tolnedra-llarbu tr eylere inanmaz." "Belki de mesele burada," dedi Layla. "Dikkatle dinle ltfen Ce'Nedra. inanmayabilirsin, ama anlayacaksn." Kralie bir sre dnd. "Kehanet aka belirtiyor ki, Riva Kral dnnce Torak da uyanacak." "Torak m? Sama. Torak ld." "Szm kesme canm," dedi Layla. "Bu insanlarla bu kadar zamandr birliktesin, gene de anlamyor musun? Senin gibi zeki bir gen kzdan beklenmeyecek kadar kaln kafalymsn." Ce'Nedra kzard. "Torak bir tanr Ce'Nedra," diye szne devam etti Layla. "Uyuyor, lmedi. Bazlarnn sand gibi Vo Mimbre'de lmedi o. Garion Ta'a dokunduu anda, Torak da kprdanmaya balad. Polgara'nn Rak Cthol'den dnerken Ta' Emanet'in tamas konusunda neden srar ettiini dnmedin mi hi? Garion da tayabilirdi halbuki." Ce'Nedra bunu hi dnmemiti. "nk eer Garion Angarak topaklarndayken ve klc yannda olmadan Ta'a dokunsayd, Torak ayaa frlayp onun peine taklabilirdi; Garion'u hemen ldrrd o zaman." "ldrr myd?" dedi Ce'Nedra dehetle. "Tabii canm. Btn mesele de bu ya zaten. Kehanet Torak ile Riva Kralnn eninde sonunda karlaacaklarn sylyor; bu karlama da insan soyunun yazgsn belirleyecek." "Garion ha!" diye haykrd Ce'Nedra aknlkla, inanamayarak. "Ciddi olamazsnz!" "Hayatmda hi bu kadar ciddi olmamtm ocuum. Garion'un Torak'la lmne dvmesi gerekiyor, dnyann kaderi iin. imdi anlyor musun? Belgarath, Kheldar ve Garion bu nedenle anszn ayrldlar Riva'dan. Garion'un Torak'la dvmesi iin Mallorya'ya gidiyorlar. Yannda bir orduyla da gidebilirdi, ama bunun bo yere bir sr insann lmesi demek olacan biliyordu, ite bu yzden yalnz gittiler. imdi biraz bymenin zaman gelmedi mi dersin?" Kralie Layla ile yapt konumann ardndan Ce'Nedra byk lde iine kapand. Belki de hayatnda ilk defa, kendisinden ok bir bakasn dnmeye balamt. Srekli Garion iin dertleniyor, onun bana gelebilecek eylerle ilgili korkun kbuslar gryordu. stelik, kulaklarnda srekli olarak duymaya balad ldrtc bir vzlt da hepsinin stne tuz biber ekiyordu. ok uzaktan gelen konuma sesleri gibiydi bu, hani biraz gayret etse anlayabilecekmi gibi. Bu vzlt Garion konusundaki kayglaryla birleince, onu iyice huysuzlatrp ikide bir deien bir ruh haline soktu. Adara bile ondan kamaya balamt artk. Kulaklarmdaki huzursuz edici vzlt birka gn srdkten sonra
268 BYL ATO

anlayabildi bunun anlamn Ce'Nedra. Rzgrlar Adas'nda hava bir zaman ok iyi olmuyordu; bahar ise yln en kestirilemez zamany*| di. Birbiri ardna bir sr frtna kayalk sahili dvyor, berbat sa naklar aday ve ehri slatyordu. Kasvetli, yamurlu bir sabah, prev ses odasnda oturmu amur iindeki baheyi seyretmekteydi. mi nede trdayan ate bile skntsn geilmiyordu. Bir sre sonra iini ekip, yapacak baka ii olmadndan makyaj masasnn bana oturup salann fralamaya balad. Aynada kendini seyrederken, boynundaki gm prlts bir an iin dikkatini ekti. Garion'un doum gnnden hemen sonra ona hediye ettii madalyondu bu. Madalyonu karmasnn imknsz oluu hl arada bir sinir krizleri

geirmesini yol ayorsa da, artk alm saylrd ona. Salann fralamay brakp, hi dnmeden elini tlsma dedirdi. "...ama Arendler ve Tolnedrahlar tamamiyle seferber olana kadar hibir ey yapamayz." Drasniya Kral Rhodar'n sesiydi bu. Ce'Nedra irkilerek arkasna dnd hemen. iman kraln neden odasna girdiini anlayamamt. Elini tlsmdan eker ekmez, ses de kesildi. Ce'Nedra aknlkla etrafna baknd. Kalarn atp tekrar tlsma dokundu. "Hayr, hayr," diyordu bir baka ses, "baharat kaynamadan nce konulmaz." Ce'Nedra elini yine boynundaki tlsmdan ekince ses hemen kesildi. Bylenmi gibi nc kez dokundu. "Sen yata yaparken ben de ortal toplarm. Acele et. erek Kraliesi her an gelebilir." Merakla tekrar tekrar dokundu prenses tlsma. Kulaklar Hisarn geliigzel yerlerinde dolat durdu. "Ate ok scak. Bu demir dedii her eyi yakar sonra." Derken fsldamalar duymaya balad. "Ya biri gelirse," diyordu bir kzn sesi. "Kimse gelmez," diye cevap verdi gen bir adam kandrmaya alarak. "Buras hem gvenli, hem de scak. Ayrca seni seviyorum." Ce'Nedra kpkrmz kesilerek elini tlsmdan ekti hemen. Balangta yn duygusu yoktu; ama prenses denedike, yava yava bu tuhaf olguyu odaklamay renmeye balad, ki saatlik youn bir abann sonunda, Hisarn bir blgesindeki btn konumalar hzla tarayp kendisini ilgilendiren bir konumaya odaklanabiliyordu. Bu arada da, kimi ok ilgin, kimi ise pek ho olmayan bir sr sr renmiti. Gizlice kaplan dinlemekte olduunu ve bu yzden kendisini
269
RlVA KRALES

sulu hissetmesi gerektiini biliyordu, ama nedense hi de yle hissetmiyordu. "Beyannz mantkl Hametmeap." Mandorallen'in sesiydi bu. "Kral Korodullin davamza bal, ancak Arendiya'nn kuvvetlerini toplamas haftalar alr. Esas meselemiz mparatorun bu vaziyette alaca tavr. Lejyonlar olmadan tehlike byk olacaktr." "Ran Borune'nin baka seenei yok," dedi Kral Anheg. "Vo Mimbre Anlamas onu balar." Riva Vekilharc Brand boazn temizleyerek, "Mesele o kadar basit deil Hametmeap," dedi kaln sesiyle. "Anlama, Bat Krallklarnn Riva Kralnn arsna uymas gerektiini sylyor; ama Bel-garion bu any yapamaz, nk burada deil." "Biz onun namna davranyoruz," dedi Kral o-Hag. "Mesele Ran Borune'yi buna ikna etmekte," dedi Rhodar. "Ben Tolnedrahlan tannm. u anda sryle avukat Anlama zerinde al-yordur. Belgarion Ran Borune ile yzyze karlap bu emri ahsen vermedike, imparator bize katlma konusunda yasal bir ykmll olmadn iddia edecektir. Sava arsn yapabilecek tek kii Riva Kral." "Ce'Nedra'nn eli yavaa tlsmdan aynlarak aa indi. Kafasnda bir fikir olumaya balamt, ilgin bir fikirdi, ama tutturabilir miydi acaba? Alornlarn ok inat olduklarn ve yeni fikirlerle aralarnn iyi olmadn biliyordu. Frasn hzla bir yana brakp, pencerenin yannda duran kk bir sanda kotu, ap iini kantrmaya balad. Az sonra skca sanlm parmeni bulmutu. Dikkatle tekrar tekrar okudu. Galiba istedii ey yazlyd burada. Gnn geri kalannda bu fikri deerlendirip durdu. Birilerinin Ga-rion'u yakalayp durdurmas ok uzak bir ihtimaldi. Belgarath ve Prens Kheldar yle kolay kolay yakalanmayacak kadar ustaydlar bu ilerde. Onlann peine dmek zaman kaybyd. Polgara'nn akl bu durumu grebilecek kadar banda olmad iin, Garion Angarak topraklanna girdii zaman bana gelebilecek tehlikeleri en aza indirme ii Ce'Nedra'ya dyordu. Btn yapmas gereken, Alorn Krallarn

mantken bu tedbirleri almas gereken kiinin kendisi olduuna ikna etmekti. Ertesi sabah hl yamur yayordu; Ce'Nedra erkenden uyanp hazrlklarn yapt. Bir kralie gibi grnmesi gerekiyordu tabii ki. Zmrt rengi kadife tuvalet ve ona uygun pelerin sanatkrane bir se270 BYL ATO RlVA KRALES

271

imdi. Yeil giydiinde nefes kesici olduunu biliyordu; takt altn mee yapraklarndan oluan minik ta da gerekli imada bulunuyordu. Sabaha kadar beklemekle de aklllk etmiti. Erkeklerle uramann sabahlan daha kolay olduunu renmiti. Bata ona direneceklerdi; o yzden daha tam uyanamadan fikrini kafalarna iyice sokmak istiyordu. Aynada kendisine son bir gz atarken kararlln iyice pekitirip tartmalarn salamlatrd. En kk bir itiraza bile annda karlk vermeliydi. Zihnini bir imparatorluk Prensesinin sakin kararlljj ile salamlatrd dikkatle ve rulo halindeki parmeni alarak kapl ya yrd. Alorn Krallarnn ounlukla topland byk oda, Hisarn de kulelerinden birindeydi. Tavanda kaln kiriler vard, yer kaln, kesti ne rengi bir halyla kaplyd; mine ise iinde ayakta durulabilece|| kadar bykt. Kulenin talarn dven yamura bakan pencerelerde ki kestane rengi perdeler skca kapatlmt. Odann duvarlar hant larla kaplyd, ortadaki byk masann st ise parmenler ve marapalanyla doluydu. Mavi kaftann ve ezik bzk tacn giymi| olan Kral Anheg, yaknlardaki bir koltua yaylmt; her zamanki; bi pejmrde ve kaba saba grnyordu. Kral Rhodar da kzl kaftan iinde kocaman grnyordu, ama dier krallar ve generaller olduk sade giyimliydiler. Ce'Nedra kapy almadan odaya dald ve onun varl karsnc toparlanp ayaa kalkmaya alan adamlara bir kralie edasyla 1 ti. "Asaletmeap," diye sze balad Kral Rhodar iri cssesiyle eil rek, "bizi ereflendirdiniz. Acaba size nasl..." "Hametmeap," diye cevap verdi Ce'Nedra kk bir reveranslj "ve efendiler. Bir devlet meselesi konusunda tavsiyelerinize ihtiyfl cim var." "Emrinizdeyiz Asaletmeap," dedi Kral Rhodar gzlerinde muzip bir prltyla. "Kral Belgarion'un yokluunda onun grevlerini stlenmem gerektiinin farkndaym," dedi Ce'Nedra. "Bunu nasl yapacam konusunda tavsiyelerinizi rica ediyorum, ktidann bana devredilmesinin mmkn olduunca hzl ve sorunsuz olmasn diliyorum." Kulaklarna inanamayarak ona bakakaldlar. Kendini ilk toplayan Kral Rhodar oldu. "ilgin bir neri Asaletmeap," diye mmldand kibar bir tavrla. "Ancak baka dzenlemeler yapildi. Bu konuda uzun sredir geerli olan gelenekler var. Ancak gene de Asaletmeapn alicenap nerisine teekkr ederiz." "Benimki bir neri deildi Hametmeap," dedi Ce'Nedra. "Aynca bu konudaki gelenekler u anda geerli deil." Kral Anheg kekelemeye balamt, ama Rhodar tartmann havasna girmiti bile. Ce'Nedra gbekli Drasniya kralnn en tehlikeli dman -ya da en etkili mttefiki- olacan anlad hemen. "Krallk yetkisini Asaletmeapa veren belgeyi incelemekten eref duyacaz," dedi Rhodar. "Elinizdeki parmenin bu konuyla ilgisi olduunu sanyorum, doru mu?" "Evet yle Hametmeap," dedi Ce'Nedra. "Bu belge sorumluluklarm aka belirtiyor." "Bakabilir miyim?" dedi Rhodar elini uzatarak. Ce'Nedra'nn uzatt parmeni alarak zenle at. "h, Asaletmeap, bu sizin nian belgeniz. Baka bir belge deil miydi kastettiiniz?"

BYL ATO 272 RtVA KRALiESi

"ilgili konu drdnc paragrafta Hametmeap." Rhodar hafife kalarn atarak paragraf hzla okudu. "Ne diyor Rhodar?" dedi Kral Anheg sabrszlkla. "ilgin," diye mrldand Rhodar kulan kayarak. "Rhodar," diye sylendi Anheg. "Ne diyor?" Kral Rhodar boazn temizleyerek yksek sesle okumaya balad. "Kral Belgarion ile Kraliesinin ortak olarak hkm srecekleri ve Kraln yokluunda Riva Tahtnn tm grev ve yetkilerini Kralienin devralaca konusunda anlamaya varld." "Bakaym una," dedi Anheg parmeni Rhodar'dan kaparak. "Bunun bir anlam yok," dedi Brand. "Henz kralie olmad ki. Dne kadar da olmayacak." "Bu sadece bir formalite Vekilhar Efendi," dedi Ce'Nedra. "Biraz nemli bir formalite ama," dedi Brand. "Bu yerleik bir gelenektir," dedi Ce'Nedra soukkanl bir tavrla. "Bir kral ldnde, soyundan gelen en yakn kii tacn yetkilerini devralr, deil mi? Resmi bir ta giyme treni olmasa bile." "O baka," diye homurdand Brand. "Farkn nerede olduunu gremiyorum Lordum. Ben Belgarion ile birlikte ortak hkmdar olarak kabul edildiime gre, onun yokluunda ya da acil bir durumda, komutay ele almam gerek. Bu hem hakkm, hem de grevim. Formaliteler bekleyebilir, ama ben Riva

273

Kraliesiyim. Kral Belgarion'un istei ve niyeti buydu. Kralnza kar m geleceksiniz?" "Hakl olduu bir yan var Vekilhar Efendi," dedi Seline Kontu. "Belge ok ak." "una bakn," diye haykrd Anheg bir zafer edasyla, "ikinci paragrafta diyor ki, dn gereklemedii takdirde hediyeler karlkl olarak geri verilecektir. Dn de gereklemedi." "iktidarn bir hediye olduunu sanmyorum Anheg," dedi Kral Fulrach. "yle verip geri alamazsn." "Baa gemesi mmkn deil," dedi Anheg inatla. "Alornlar hakknda hibir ey bilmiyor." "Garion da bilmiyordu," diye mrldand o-Hag her zamanki sakin sesiyle. "Ce'Nedra da tpk onun gibi renebilir." Ce'Nedra ortadaki ruh halini dikkatle deerlendiriyordu. ounluk en azndan bir dnmeye razyd. Yalnzca iki muhafazakar, Brand ve Anheg direniyordu. Artk haysiyetli bir ekilde oday terk etmenin ve tavlayc bir neri yapmann vakti gelmiti. "Efendiler, bu konuyu rahata tartabilmeniz iin aranzdan ayrlacam," dedi haval bir tavrla. "Ama unu bilmenizi isterim ki Bat'y tehdit eden durumun ciddiyetinin farkndaym." aresiz bir kk kz surat taknd kasten. "Ben gen bir kzm henz," dedi, "strateji ve taktik gibi konulardan hi almam. Sizin tavsiyeleriniz olmadan bu konularda asla bir karar veremem zaten." Sonra zellikle Kral Rhodar'a dnp bir reverans yaparak, "Ha-metmeap," dedi. "Kararnz bekliyorum." Rhodar da biraz aaal bir selam verip, "Hametmeap," diye cevap verdi muzipe gz krparak. Ce'Nedra odadan knca, kelimenin tam anlamyla uar gibi koarak dairesine gitti. Nefes nefese kapsn kapatarak titreyen eliyle boynundaki tlsma dokundu. Hzla eitli konumalar arasndan geip istedii yeri buldu. "...sama sapan oyunu oynamay reddediyorum," diyordu Anheg.

"Anheg dostum," dedi Sendarya Kral Fulrach kendisinden beklenmeyecek bir kararllkla, "seni kardeim gibi severim, ama baz kr noktalann da var dorusu. Durumun avantaj ve dezavantajlarn devlet adamlanna yakr bir soukkanllkla deerlendirmek daha doru olmaz m?" "Alornlar onu asla izlemezler," dedi Anheg. "Al sana dezavantaj." "Alornlar bizi izler ama," dedi Kral o-Hag alak sesle. "Ce'Nedra bir kukla olacak sadece - bir birlik sembol." "Bence o-Hag en fazla dikkat etmemiz gereken konuya deindi," diye steledi Kral Rhodar. "zr dilerin Baron Mandorallen, Ama Arendler darmadank halde. Asturya ve Mimbre yeniden atmaya girmek zere; Kral Korodullin'in seferberlik arsna kuzey Arendiya hi uymayabilir ve o zaman da Mimbre valyeleri olabilecek bir Asturya ayaklanmasna kar topraklarn korumak iin memleketlerini terk edemezler. Aralarndaki anlamazl unutup bize katlmalarn salayacak biri olmas gerek. Hem Asturya okularna hem de Mimbre valyelerine ihtiyacmz var." "zlerek size hak vermek zorundaym Hametmeap," dedi Mandorallen. "Zavall Arendiya'm dardan bir kuvvet tarafndan birleti-rilmeli. Biz kendimizi birletirebilecek kadar bilge deiliz." "Ce'Nedra bu konuda bize Garion kadar yardmc olabilir," diye akl yrtt Barak. "Zaten biz Garion'dan da bir general olmasn beklemiyorduk. Bana bir ta koyup ordunun bana geirecektik. Ayrca Arendler gzel gen kzlar konusunda son derece romantiktir. Nian belgesi taht zerindeki iddiasn en azndan yar yarya meru klyor. Kabul etmi gibi yapp gerisini de laf kalabalna getirirsek, bir de kk bir sava vaadiyle Arendleri arkamzda birletirebiliriz sanrm." "Ama dnmemiz gereken esas mesele," diye vurgulad Kral Rhodar, "Tolnedra zerinde yarataca etki. Ce'Nedra Ran Borune'nin gz bebei, o yzden lejyonlarnn en azndan bir ksmn ona dn verebilir; biz istesek bunu asla yapmazd. Kznn ordunun banda olmasnn politik avantajlarn hemen grecektir. O lejyonlara ihtiyacmz var. Tolnedrallan pek sevmem ahsen, ama lejyonlar bu dnyadaki en iyi sava kuvveti. Lejyonlar almak iin Ce'Nedra'nn nnde eilmeye razym, istiyorsa kralie rol oynasn brakalm." Ce'Nedra glmsedi, iler beklediinden de iyi gidiyordu. Aynann karsna oturup hafiften bir ark mrldanarak salarn fralamaya baladnda kendinden pek memnundu dorusu.
RlVA KRALiESi

275

YRM NC BLM

IRH USTASI DELBAN aksi suratl, kel bir adamd; genimi omuzlar, nasrl elleri ve krl, dank bir sakal vard. BirJ zanaatkar, hatta bir sanat olduu iin de kimseye mdanaa^! s yoktu. Ce'Nedra onunla uramann imknsz olduuna ka+! rar verdi hemen. ilk tepkisi, "Kadnlara zrh yapmyorum," olmutu, Ce'Nedra ya* nnda demirci Durnik ile iliine gelip ricac olduu zaman. Sonra da arkasn dnp grltyle akkor halinde bir elik levhay dvmeye balamt. Onu bu konuyu dnmeye ikna etmek bile bir saate yakn zamanlarn almt. Alev alev yanan frnndan yaylan scaklk krmz tula duvarlardan yansyarak artyordu sanki. Ce'Nedra ter iinde kaldn hissetti. Kendisine uygun bir zrhn taslaklarn izmiti oraya gelmeden. Pek ho grneceini dnyordu bu zrhn; ama Delban taslaklar grnce kahkahalarla gld. "Bu kadar komik olan nedir?" diye sordu Ce'Nedra. "Bunun iinde kaplumbaaya benzersin," dedi adam. "Kprdayamazsn bile." "izimler size genel bir fikir vermek iindi," dedi prenses, kendine hkim olmaya alarak. "Haydi cici bir kz ol da bunlar terzine gtr," dedi zrh. "Ben elikle i yaparm, brokar ya da satenle deil. Byle bir zrh faydasz olur, ayrca o kadar da rahatsz olur ki giyemezsin bile." "Deitirin yleyse," dedi Ce'Nedra sklm dilerinin arasndan. Delban izimlere bir daha bakt, sonra buruturup bir kenara atarken, "Salaklk," diye homurdand. Ce'Nedra dilinin ucuna kadar gelen l tutarak gidip izimlerini yerden ald. "Neresi yanl?" diye sordu srarla. "uras ok fazla," dedi Delban kaln parmayla izimdeki omuz ksmn gstererek. "Kolunu kaldramazsn bile. Birde uras." Gs zrhnn kol akln gsterdi. "Eer bu kadar dar yaparsam kollarn dimdik iki yana uzanr. Burnunu bile kayamazsn. Hayr, bu arada bu fikir de nereden kt kuzum? istediin rg zrh m, yoksa gs zrh m? ikisi birden olmaz ki." "Niye olmaz?" "Ar olur, tayamazsn." "Daha hafif yapn o zaman. Yaplamaz m?" "stersen rmcek a gibi bile yaparm, ama o zaman ne ie yarar? Meyva bayla bile delinir o zaman." Ce'Nedra derin bir nefes alarak, "Bakn zrh usta," dedi sakin bir sesle. "Bana bir bakn. Bu dnyada benim dvebileceim kadar ufak bir sava var mdr?" Delban kzn minik cssesine bakarak dudaklarn bztrd, kafasn kad. "Eh, hakikaten de yanm porsiyon saylrsn," diye kabullendi sonunda. "Peki dvmeyeceksen zrh neden gerekiyor?" "Aslnda zrh olmayacak," dedi prenses sabrsz bir tavrla. "Sadece zrh giyiyormu gibi grnmem lazm. Bir tr kostm gibi." Szler azndan kar kmaz hatasn anlad. Delban'n yz kararm, izimleri yine bir kenara frlatmt. Onu yattrmak bir on dakika daha ald. Sonunda, epeyce yalvarp onu pohpohladktan sonra, adamn sanatkrlk damarna seslenerek ikna etmeyi

BYL ATO 276 277

baard Ce'Nedra.. "Pekl," diye teslim oldu usta eki bir suratla. "Soyun bakalm." "Ne?" "Elbiseni kar," diye tekrarlad adam. "l alacam." "Ne nerdiinizin farknda msnz?" "Kk kz," dedi adam fkeyle. "Ben evli bir adamm; senden byk kzlarm var. i amar giyiyorsun, deil mi?" "Evet ama..." "Tamam yleyse, ayp bir durum yok. kar elbiseni." Ce'Nedra kpkrmz bir suratla elbisesini kard. Btn bu tartmay kapdan suratnda apak bir srtla seyretmekte olan demirci Durnik kibarca arkasn dnd. "Doru drst yemek yesene," dedi Delban. "Tavuk gibi clzm-sn." "Yorumlarnza ihtiyacm yok," dedi Ce'Nedra ters bir tavrla. "Acele edin, btn gn kombinezonla duracak deilim." Delban dzenli aralklarla dmlenmi bir ip kararak bir sr

RVA KRALiESi

l ald ve bir tahta parasnn zerine not etti bunlar. "Tamam," dedi sonunda. "Bu kadar yeter. Artk giyinebilirsin." Ce'Nedra elbisesini giyerken, "Ne kadar srer?" diye sordu. "Iki- hafta." "Olamaz. Gelecek hafta lazm bana bu." "iki hafta," dedi Delban inatla. "On gn," dedi Ce'Nedra. Ce'Nedra ilie girdiinden beri ilk kez glmsedi zrh ustas. "stediini almaya alm, deil mi?" dedi Durnik'e. "Prenses ne de olsa," dedi Durnik. "Sonunda mutlaka istediini elde eder." "Peki benim clz prensesim," diye gld Delban. "On gn." Ce'Nedra glmsedi. "Sonunda yola geleceini biliyordum." Tam on gn sonra, prenses gene peine Durnik'i takm olarak Delban'n iliine dnd. Zanaatkarn yapt rg zrh o kadar inceydi ki, narin demek bile kabildi buna. nce elikten dvlm olan miferin tepesinde beyaz bir ty vard, aln ise altn bir tala evreliydi. Ce'Nedra'nn bacaklarn koruyacak olan dizlikler mkemmel oturuyordu. Pirin kenarl, kabartmal bir kalkan ve ssl bir kn ve kabzas olan hafif bir kl bile vard. Ancak Ce'Nedra Delban'n yapt gs zrhna honutsuz bir edayla bakmaktayd. zerine gayet iyi uyaca belliydi; biraz fazla iyi. "Bir eyi unutmadn m?" diye sordu adama. Delban gs zrhn koca ellerine alp inceledi. "n, arkas, kaylar tamam. Baka ne istiyorsun?" "Biraz fazla... dz deil mi?" dedi Ce'Nedra kibarca. "Sana uygun," dedi zrh ustas. "Dzlk benim suum deil." "Biraz daha... ey olamaz m?" Elleriyle yuvarlak bir iaret yapt Ce'Nedra. "Ne iin?" "Ne iin olduuna bo ver. Yap yeter." "iine ne koyacaksn?" "Oras benim bileceim i. Sylediim gibi yap sen." Delban rsn zerine ar bir eki frlatarak, "Kendin yap," diye kestirip att. "Durnik," diye demirciye dnd Ce'Nedra. "Olmaz Prenses," dedi Durnik. "Bakasnn i aletlerine dokunulmaz. Ayptr." "Ltfen Delban," diye yalvard kz.

"Aptallk bu," dedi adam ters bir suratla. "ok nemli ama," dedi prenses. "Bu haliyle giyersem, kk bir olan ocuuna benzerim. Beni grdklerinde kadn olduumu anlamalar gerek. ok, ok nemli bu. Yani biraz daha... ey yapamaz msn?" Elleriyle hafif bir yuvarlak yapt bu defa. Delban Durnik'e fkeyle bakt. "Bula bula benim iliimi buldun deil mi bunu getirecek?" "Herkes senin en iyisi olduunu syledi," dedi Durnik yumuak bir tavrla. "Birazck Delban," diye srar etti Ce'Nedra. Delban teslim olarak, "Pekl, pekl," diye homurdand. ekicini kapt. "Bamdan gidin yeter. Ama imdi yokolun buradan." Eliyle abartl bir hareket yapt. "Senin zevkine gveniyorum Delban." Tatl bir glmsemeyle adamcazn yanan okad. "Yarn diyelim mi?" Ce'Nedra ertesi sabah kendini incelerken, zrhn mkemmel olduuna karar verdi. "Ne diyorsun Adara?" diye sordu dostuna. "ok ho grnyor Ce'Nedra," dedi uzun boylu kz, ama biraz kukulu gibiydi. "Her ey yerli yerinde," dedi Ce'Nedra mutlulukla. Kendi etrafnda dnnce, gs zrhnn omuzlarna ilitirilmi olan mavi pelerin yle bir savruldu. Gs zrhnn altna giydii parlak rg zrh alttan dizlerine, yukarda ise bileklerine kadar geliyordu. Bacaklarn koruyan dizlikler ve kollarndaki kolluklar, pirin ilemeliydi. Delban altn fikrini inatla reddetmiti. Ce'Nedra iin iin, zrhn giydii kaln keten i amarlarnn stnden bile biraz acttn kabul etti, ama buna razyd. Klcn kaldrp aynada pozuna bakt. "Yanl tutuyorsun Ce'Nedra," dedi Adara kibarca. "Gstersene," dedi Ce'Nedra klc ona vererek. Adara klc alp ucu aa gelecek ekilde smsk tuttu. "Nereden rendin bunu?" diye sordu Ce'Nedra. "Bizi eitirler," dedi Adara klc geri verirken. "Adettendir." "Kalkanm takmama yardm etsene." Birlikte uraarak prensesin btn sava donanmn kuanmasn saladlar. "Bunun bacaklarna dolanmamasn nasl salyorsun?" diye sordu Ce'Nedra uzun klcnn knyla urarken.
RlVA KRALES

278 279

BYL ATO

"Kabzay elinden brakma," dedi Adara. "Seninle gelmemi ister misin?" Ce'Nedra salarn dzeltip tyl miferini iyice kafasna yerletirirken bunu dnd. "Gelmesen daha iyi olur," dedi sonunda isteksizce. "Galiba onlarla tek bama yzlemeliyim. yi grnyor mu- (j yum bari?" "Merak etme," dedi Adara. Birdenbire aklna gelen bir ey prensesi fena halde korkuttu. "Ya glerlerse?" "Sen de klcn ekersin," dedi Adara ciddi bir tavrla. "Benimle dalga m geiyorsun Adara?" "Tabii ki gemiyorum Prenses," dedi Adara hi renk vermeden. Ce'Nedra toplant odasnn kapsna vardnda derin bir nefes ald, sonra yine kapy almadan ieri girdi. Kapy alsa, orada bulunmaya hakk olup olmad konusunda phe duyduu hissini yaratabilirdi. "Ne diyorsunuz baylar?" diye sordu orada toplanm krallarla generallere, odann ortasna yryp poz vererek. Kral Rhodar nezaketle ayaa kalkarak, "Hametmeap," diye eildi. "Yokluunuz bizi meraka drmt. Sebebi imdi anlalyor." "Onaylyor musunuz?" diye sordu elinde olmadan. Zrhn grebilsinler diye kendi evresinde dnd.

Kral Rhodar merakl gzlerle bakt ona. "Etkileyici, deil mi?" dedi dierlerine. "Doru yerlerde doru ayrntlar. Arendler hemen peine taklacaklardr. Tolnedrallara gelince... Tolnedrallar greceiz." Kral Anheg ciddi bir i hesaplama yayor gibiydi. "Neden laf kalabalna getirilip olmayacak bir iin iine ekilmiim gibi geliyor bana?" diye yaknd. "Bu fikir bile kanm donduruyor, ama karsnda mantkl bir tartma getiremiyorum." Ce'Nedra'y eletirel bir ta-l vrla inceledi. "Fena grnmyor, deil mi?" dedi sonra istemeye istemeye. "Kesinlikle doal deil tabii, ama zrh bir eyler katm. Bu plan yryebilir belki de." "Hametmeaplannn onaylamas beni sevindirdi," dedi Ce'Nedra ar bir mutluluk gsterisiyle. Reverans yapmaya altysa da, zrh buna imkn vermedi. aresizce, kk bir kz gibi glerek gzlerini krptrd vahi grnl erek Kralna. "Yapma ltfen Ce'Nedra," dedi Anheg huzursuz bir tavrla ona dik ' dik bakarak. "Zaten yeteri kadar dertliyim. Pekl," dedi sonunda, "hibir karar vermeyecei konusunda anlatysak ben de size uyacam. Houma gitmiyor, ama bu nemli deil galiba." Ayaa kalkp Ce'Nedra'nn nnde eilerek, "Hametmeap," dedi. Bu sz azndan boulur gibi kmt. Ce'Nedra glmsedi ve hemen eilmeye kalkt karlk olarak. "Eilme Ce'Nedra," dedi Anheg skntl bir tavrla. "Batnn Hkmdar kimsenin nnde eilmez." Bkknlkla Drasniya Kralna dnd. "Olmayacak bu i Rhodar. Ne diyeceiz ona? Batnn Hkm-dariesi mi? On iki krallk bize gler byle bir ey yaparsak." "Ona Riva Kraliesi diyeceiz sevgili Anheg," dedi Kral Rhodar medeni bir tavrla. "Ve onun nnde eilmeyi reddeden herkesin de kafasn kracaz." "Bundan emin olabilirsin," diye homurdand Anheg. "Eer ben eiliyorsam, herkes de eilecek." "Her eyi hallettiinize sevindim," dedi tandk bir ses toplant odasnn karanlk bir kesinden. "Leydi Polgara," dedi Ce'Nedra hayretle. Hazrlksz yakalanmt. "Burada olduunuzu bilmiyordum." "Belli oluyor," dedi Polgara. "Hi bo durmamsn, deil mi canm?" "Ben..." diye kekeledi Ce'Nedra. Polgara elindeki ay fincann dikkatle masaya brakarak a yaklat. Yz ciddiydi, ama zrhlar iindeki prensesi incelerken gzlerinde keyifli bir lt da var gibiydi. "ok ilgin," dedi yalnzca. Ce'Nedra yklmt. "Efendiler," dedi Polgara konseye. "Eminim tartacak ok meseleniz vardr. Bu arada da Hametmeap ile ben zel bir konuda konuacaz. Eminim bize izin verirsiniz." Kapya doru yrrken, "Gel Ce'Nedra," dedi arkasna bile bakmadan. Prenses titreyerek peine takld. Polgara, dairesine varp kapy kapatana kadar azn amad. Sonra dnp zrhl kk prensese bakt. "Neler yaptn duydum Ce'Nedra. Aklamak ister misin?" "Tartp duruyorlard," diye sze balad Ce'Nedra krk dkk bir sesle. "Birinin onlar birletirmesi gerekiyordu." "Sen de bu grevi kendi stne aldn, yle mi?" "Yani..." "Tartp durduklarn nereden bildin?"
281 280
RlVA KRALiESi BYL ATO

Ce'Nedra sulu bir tavrla kzard. "Hmm," diye mrldand Polgara. "Bakyorum kz kardeimin tl-fl simini

kullanmay renmisin. ok zekice." "Ltfen bunu yapmama izin verin Leydi Polgara," diye yalvarmaya balad Ce'Nedra anszn. "Brakn onlarn bana geeyim. Gari-on'un kraliesi olmaya layk olduumu ispat etmeme izin verin." Polgara dnceli bir tavrla yzne bakt. "ok hzl byyorsun Ce'Nedra," dedi sonunda. "izin verecek misiniz?" "Bakalm, greceiz. Miferinle kalkanm kar canm. Klcn da keye daya. Ben gzel bir ay yapaym, sen de bana tam olarak ne dndn anlat. Bir kere yola ktktan sonra srprizlerle karlamak istemiyorum." "Siz de bizimle mi geleceksiniz?" Nedense armt buna Ce'Nedra. "Tabii geliyorum," dedi Polgara. Sonra glmseyerek, "En azndan seni belalardan koruyabilirim," diye ekledi. "Garion konusunda pek baarl olamadm." Durup dik dik Ce'Nedra'nn gs zrhna bakarak, "Biraz abartl olmam m canm?" diye sordu sonra. Ce'Nedra kzard. "Yani, dndm ki... Biraz daha... ey..." diye kekeledi kendini savunmaya alarak. "Ce'Nedra," dedi Polgara, "utanmana gerek yok. Daha gen bir kzsn. Biraz zaman gesin, her ey geliir." "Dmdzm," diye szland prenses kederle. Sonra aklna bir ey geldi. "Acaba siz... Yani..." Eliyle mulak bir hareket yapt. "Hayr canm," dedi Polgara kesin bir tavrla, "iyi olmaz. Vcudundaki baz gerekli dengelere tuhaf etkileri olur; o dengelerle oynamak da hi iyi deildir. Sabrl ol. Hibir ey olmazsa, bir-iki ocuktan sonra her ey yoluna girer." "Ah Leydi Polgara," dedi Ce'Nedra aresizce glerek. "Her eyi biliyorsunuz siz. Hi grmediim annem gibisiniz." iinden gelerek boynuna sarld. Polgara burnunu krtrarak, "Ce'Nedra," dedi. "Zrhn karsan. Demir bir tencere gibi kokuyorsun." Ce'Nedra glmeye balad. Bunu izleyen gnlerde bazlar nemli grevlerle Riva'dan ayrld. Barak kuzeye, Val Alorn'a, erek donanmasnn hazrlanmasna gz kulak olmaya gitti. Mandorallen Vo Mimbre'ye, Kral Korodullin'e haber vermeye, Garion'un ricasyla affedilmi olan ateli gen Lelldorin de Asturya'da hazrlklar yapmaya gittiler. Hettar, Relg ve Albay Brendig Camaar'a doru yola ktlar; oradan da her biri kendi lkesine gidip seferberlik hazrlklarnn son aamasn denetleyecekti. Bat kanlmaz bir ekilde savaa doru ilerlerken, her zaman keyiflerin-ce bir hzda gelien olaylar da kprdanp hzlandlar ayn ynde.
RlVA KRALiESi

283

YRM DRDNC BLM

RENSES CE'NEDRA ksa zamanda Alornlann kendilerinden beklenmeyecek kadar duygusal bir halk olduklarn kefetti. Daha bata, Tolnedrallarn bu kuzey rknn, medeniyeti iine sindirememi, kaba saba vahilerden olutuu yolundaki nyargl grn bir yana brakmak zorunda kalmt. imdi ise son derece an ularda dolanan ince duygular olan, karmak insanlar ol-duklann gryordu. Geri birka gn sonra gzleri yuvalarndan uram, yz kpkrmz, fkeden kudurmu halde toplant salonuna dalan erek Kral Anheg'in incelikle pek bir ilikisi olduu sylenemezdi. "Ne yaptm biliyor musun?" diye grledi Ce'Nedra'ya. "Ne konuda Hametmeap?" dedi kz soukkanllkla. "erek'e," diye haykrd Anheg; yamulmu tac bir kulann stne devrilmiti. "Oynadn bu kk oyun kanmda ben savatayken lkemi ynetebilecei yolunda parlak bir fikir uyandrm." "O sizin kannz Kral Anheg," dedi Ce'Nedra sakin bir sesle. "Siz yokken krallnz onun dnmesi gayet normal." "Dnmek mi?" diye bir lk att Anheg. "tslena dnemez. Kulaklarnn arasnda beyin yerine koca bir boluk var onun." , "yleyse neden evlendiniz onunla?" "Beyni iin deil herhalde." "slena seni artabilir Anheg," dedi Kral Rhodar keyifli bir tavrla. "Beni artabilecek tek ey, geri drdmde ta ta stnde kal-' m bir tek yer bulmak olur erek'te," dedi Anheg bir koltua kerek. "stelik onu durdurmak iin hibir ey de yapamyorum. Ne dersem diyeyim, ben gider gitmez tahta yerleecek. Felaket bu. Kadnlarn politikayla ii olamaz. Beyinleri yetmez bir kere." "Korkarm bu szn bu toplulukta sana pek iltifat kazandrmayacak Anheg," diye kkrdad Kral Rhodar, Anheg'in laf stne kalarndan biri havaya kalkm olan Polgara'ya bakarak. "Ah..* Kusura bakma Polgara," diye kekeledi Anheg utanarak. "Seni kastetmemitim tabii. Zaten seni kadn gibi grmyorum." "stersen uzatma, ha Anheg," dedi Kral Rhodar. "Bugnlk yeterince pot krdn." "Brak Rhodar," dedi Polgara buz gibi bir sesle. "erek Kralnn fikirlerini gayet ilgin buluyorum." Anheg korkuyla bzt. "Seni anlayamyorum dostum," dedi Kral Rhodar Anheg'e. "Kuzeydeki en iyi eitim grm insanlardan birisin. Resim, iir, tarih ve felsefe okudun, ama kadnlar konusunda cahil bir kylden farkn yok. iktidarda bir kadn grmek seni niye bu kadar rahatsz ediyor?" "Bu - bu doal deil bir kere," dedi Anheg. "Kadnlar ynetemez. Eyann tabiatna aykm bir ey." "Bu tartmann bize pek faydas olduuna inanmyorum," dedi Polgara. "Beyler, eer izniniz olursa, Hametmeap ve ben baz hazrlklar yapacaz."

Kalkp Ce'Nedra ile birlikte toplant odasndan kt. "ok heyecanl bir adam, deil mi?" dedi Ce'Nedra Demirpene' nin Hisarnn koridorlarndan Polgara'nn odasna doru yrrlerken. "Bazen abartmay sever," dedi Polgara. "Bu fke krizleri her zaman sahici deildir. Bazen insanlarn kendisinden beklentilerine uymak iin yleymi gibi grnyor." Kalarn att hafife. "Bir konuda hakl ama. slena bir ynetici olarak uygun bir kii deil. Onunla ve dier hanmlarla bir konumamz gerekecek." Dairesinin kapsn at ve ieri girdiler. Polgara'nn mthi fkesinin sonucu olan tahribatn byk ksm onarlmt; yalnzca duvarlarda birka yank izi kalmt o fkeye tanklk edecek. Polgara masann bana oturarak o sabah Drasniya Kraliesi Porenn'den gelen mektubu at yeniden. "Bundan sonra babamla yanndakileri yakalayamayacamz belli olluyor," dedi biraz zgn bir tavrla. "Ama en azndan bir eyden kayglanmam gerekmiyor artk." "Nedir o?" diye sordu Ce'Nedra Polgara'nn karsna oturarak. "Geen kki hastalndan sonra babamn ne derece iyilemi olduu konusunda baz kukularmz vard. Ama Porenn'in mektubunda
RlVA KRALiESi

285 284

BYL ATO

syledii kadaryla tamamen eski haline dnm. Tabii bu da tmyle sevinilecek bir ey deil, ama neyse." Porenn'in mektubunu bir yana brakt. "Kk bir konuma yapmamzn vakti geldi bence Ce'-Nedra. Son birka haftada bir sr manevra yaptn ve numara evirdin. imdi syle bakalm, gerek niyetin ne? Niye mevkiini insanlara zorla kabul ettirmeye altn?" Ce'Nedra kzard. "Ben Riva Kraliesiyim Leydi Polgara," dedi biraz geriledik. "Samalama. Hayali bir ta giyiyorsun ve bunun tek nedeni de Rhodar'n buna izin vermeye karar verip, Anheg, Brand ve o-Hag' senden bir zarar gelmeyeceine ikna etmi olmas. Bunun ardnda ne yatyor?" Polgara'nn dimdik bak, Ce'Nedra'nn huzursuz bir ekilde kprdanmasna neden oldu. "Arendleri ve babamn lejyonlarn yanmza almalyz," dedi, sanki bu her eyi aklyormu gibi. "O belli zaten." "Ama Alorn Krallar bunu asla baaramazd." "Neden?" "nk bir komite, insanlarn kalbini kazanamaz." Baklay artk azndan kard iin, hzla szne devam etti Ce'Nedra. "Garion bunu baarabilirdi. Btn Bat Riva Kralnn arsna uyard, ama Garion burada olmad iin baka birinin bunu yapmas gerek. Ben tarih okudum Leydi Polgara. Bir komite tarafndan ynetilen hibir ordu baarl olamamtr. Ordunun baars askerlerin moraline baldr; askerlerin ise bir nderi olmas lazm - muhayyelelerini harekete geirecek biri." "Sen de kendini mi setin bu grev iin?" "Zeki filan bile olmas gerekmiyor bu kiinin; grnr olsa yeter. Bir de allmadk biri olmal." "Sen de bir kadnn ordu toplamak iin yeterince grnr ve allmadk olduuna karar verdin demek. Ayn zamanda da Taur Urgas ile Mallorya imparatoru 'Zakath'n dikkatini ekecek kadar byk bir tehdit oluturacan dndn." "En azndan daha nce denenmemi bir ey." Ce'Nedra biraz alnmt. "Daha nce denenmemi ok ey var Ce'Nedra. Bu bir eyin iyi olduunu kantlamaya yetmez. Peki benim bu ie uygun olmadma nasl karar verdin?" Ce'Nedra zorlukla yutkundu. "ok fkeliydiniz," dedi kekeleyerek, "ne kadar bir sre fkeli kalacanz da bilemiyordum. Birinin hemen duruma el koymas

gerekiyordu. Ayrca..." Tereddt etti. "Devam et." "Babam sizden holanmyor," diyebildi Ce'Nedra. "Lejyonlarna sizi izleme emrini asla vermez. Onu bize katlmaya ikna etme konusunda ans olan tek kii benim. Kusura bakmayn Leydi Polgara, sizi gcendirmek istemedim." Polgara'nn bunu umursad yoktu. Ce'Nedra'nn tartmasn izlerken yz dnceliydi. "Meseleyi enine boyuna dndn belli oluyor," dedi sonunda. "Pekl Ce'Nedra, senin dediin gibi olsun, imdilik en azndan. Arya kama yeter. imdi de hanmlarla bir konumamzn vakti geldi." O gn leden sonra Polgara'nn dairesinde yaplan toplant, devlet meseleleri hakkndayd. Polgara kadnlarn hepsi gelene kadar bekledi, sonra yznde ciddi bir ifadeyle, "Hanmlar," diye sze balad. "ok ksa bir sre sonra, Alornlar ve baka uluslar nemli bir sefere kacaklar." "Sava balyor mu Polgara?" diye sordu Kralie Layla endieli bir sesle. "Mmknse bunu engellemeye alacaz," dedi Polgara. "Her halkrda, kocann ve Alorn Krallarnn sefere kmas, lkeleriniz-deki sorunlar sizin ellerinize brakyor; bu her biriniz iin geerli. Yola kmadan nce baz konularn stnden gemek istedim." Krmz kadife bir tuvalet giymi olan Kralie Islena'ya dnd. "Kocan seni erek'in banda brakma konusunda biraz gnlsz Islena." slene burnunu ekerek, "Anheg bazen ok skc oluyor," dedi. "Onu daha fazla sinirlendirmemeye al. Onun gvendii danmanlarn szn dinleyeceini ima eden birka sz syle. Biraz ii rahatlasn." Polgara etrafndakilere bakt. "Bu seferde temasmzn tamamen kesilecei kadar uzaa gitmeyeceiz, en azndan balangta. Eer ciddi bir sorun karsa, kocalarnzla hemen haberlesin. Gndelik ileri ise kendiniz halledin. Ayrca kocalarnz yola ktktan sonra, birbirinizle de srekli temas halinde olmalsnz; tabii Boktor'daki Porenn ve Vo Mimbre'deki Mayaserana ile de. Her birinizin zayf ve gl yanlar var, ama birbirinizden tavsiye almaktan korkmazsanz, her ey yolunda gidecektir." "Belki de bir iletiim a kurmalyz," dedi Kralie Layla dnce286
BYL ATO

li bir tavrla. "Atl haberciler, hzl gemiler filan. Tolnedrallar yzyllardr yapyorlar bunu." "Eminim ayarlayabilirsiniz byle bir ey Layla," dedi Polgara glmseyerek. "Unutmamanz gereken tek ey, Porenn'in sylediklerine kulak vermek. ok gen ve kendini gstermekten holanmyor belki, ama Drasniya istihbarat servisi raporlarn ona verecek ve her eyden sizden nce haberi olacak bylece. Ayrca hepinizin Tolnedrallara dikkat etmenizi de istiyorum. Kargaa dnemlerinden faydalanmay iyi bilirler. Kesinlikle size bir Tolnedral tarafndan sunulan hibir eyi imzalamayn - ne kadar cazip grnrse grnsn. Ran Borune'ye kmese girmi bir tilki kadar gvenilebilir ancak. Kusura bakma Ce'-Nedra." "Babam ben de tanyorum Leydi Polgara," dedi Ce'Nedra glmseyerek. "Hanmlar," dedi Polgara kararl bir tavrla, "ltfen ben yokken maceraya atlmaya kalkmayn, ilerin dzgn yrmesini salayn ve birbirinize danmaktan korkmayn. Xantha ile de temasta kaln. Orman Perileri gneyde olup bitenler hakknda malumat sahibidir. Acil bir durum karsa da hemen bana haber verin." "ocua bakmam ister misin?" diye sordu Merel. "slena ile birlikte Val Alorn'da olacam; benim yanmda emniyette olur. Kzlarm onu ok seviyor, o da onlarn yannda pek mutlu grnyor." Polgara biraz dndkten sonra, "Hayr," dedi. "Emanet benimle gelecek. Garion dnda Ta'a dokunabilen tek kii o dnyada. Anga-raklar bunu fark edip onu ele geirmeye alabilirler." "Ben ona bakarm," dedi Taiba genizden gelen sesiyle. "Beni tanyor, iyi de

anlayoruz. Bylece yapacak bir iim olur." "Herhalde sen de sefere katlacak deilsin Taiba," diye itiraz etti Kralie Layla. Taiba omuzlarn silkerek, "Neden?" dedi. "Ne bakacak bir evim, ne de ynetecek bir krallm var benim. Baka nedenlerim de var tabii." Hepsi anlad. Taiba ile Relg arasnda olan ey o kadar derindi ki, sradan insan ilikilerinin ok tesindeydi; Ulgo'nun bir sredir yannda olmamas Taiba'ya neredeyse fiziksel bir ac veriyordu. Belli ki Taiba Relg'i izlemeye kararlyd, gerekirse sava meydannda bile. Wildantor'lu Lelldorin ile Riva'ya gelen sarn Mimbre'li kz Anana, boazn temizleyip ince bir mevzu amaya hazrlanrm gibi bir
RlVA KRALiESi

287

tavr taknd. "Kadnlarn hayatn kaideler idare ediyor," dedi sonra. "Muharebelerin ortasnda ve harp artlarnda, bir ordunun iinde yaayan bir hanmn hizmete ihtiyac vardr. Leydi Adara ile ben bu sabah bu mevzuda kk bir sohbette bulunduk ve Prenses Ce'Nedra' nn refakatileri olarak orduya katlmaya karar verdik. Vazifemiz budur zaten, ak mevzuu bahis olmasayd bile." "ok iyi konutun Ariana," diye mrldand Adara, glmsemesini hi belli etmeden. "Aman tanrm," diye iini ekti Kralie Layla. "Kayglanacak iki kii daha kt." "Her eyi konumu olduk galiba," dedi Polgara. "Bir krall idare etmek, bir evi idare etmekten pek farkl deildir, ki hepinizin bu konuda tecrbesi var zaten. Byk politika deiiklikleri yapmayn, hibir anlamay imzalamayn. Bunun dnda da saduyunuzun sesini dinleyin. imdi beylerin yanna gidebiliriz artk. Akam yemei vakti geliyor; erkekler dzenli aralklarla beslenmezlerse huysuz olurlar." Birka gn sonra Barak, yannda ince yzl bir Drasniyal soylu ile Riva'ya dnd, ikisi hemen toplant odasna gidip krallara rapor verdiler. Prenses Ce'Nedra da pelerinden gitmeyi dndyse de, sonra vazgeti. Varl tartmalarn rahata yaplmasn engelleyebilirdi, olup bitenleri renmek iin baka bir yolu vard nasl olsa. Hemen odasna gidip elini boynundaki tlsma dedirdi. "...fena gitmiyor," dediini duydu Barak'n sesinin, en sonunda arad konumay bulduunda. "Donanma Val Alorn'dan yola kmaya hazr; Kralie Porenn de Drasniya mzraklarn Boktor'un gneyinde toplad. Seferberlik neredeyse tamamland. Ama sanrm baz sorunlarmz var. Kont Kharel Thull Mardu'dan yeni dnd. Kuzey Murgos'tan gelen btn raporlar da elinde, dolaysyla bize epeyce etrafl bir durum deerlendirmesi yapabilir." Kral Rhodar boazn temizleyerek, "Kharel istihbarat servisimizin nde gelen yelerinden biridir," dedi tantma babndan. "Raporlar her zaman ak ve net olur." "Hametmeaplar ok nazik," dedi Ce'Nedra'nn tanmad bir ses. "Gney Murgolan kuzeye yrmeye baladlar m?" diye sordu Kral Anheg. "iler bundan biraz daha teye gitmi Hametmeap," dedi Kharel.
RlVA KRALiESi 289 BYL ATO

288

"Bana gelen btn raporlar yryn tamamlandn gsteriyor. u anda Rak Goska civarnda drt milyondan fazla Murgo var." "Ne?" dedi Anheg hayretle. "Grnen o ki, Taur Urgas yry geen sonbaharda balatm," dedi Drasniyal. "K vakti mi?"

"yle grnyor Hametmeap." "Epey adam kaybetmi olmal," dedi Kral o-Hag. "Yz bin kadar Hametmeap," dedi Kharel. "Ama insan hayat Taur Urgas iin nemli deildir." "Bu her eyi deitiriyor Rhodar," dedi Anheg ksaca. "u ana ka-darki avantajmz, yrylerinin uzun zaman alacak olmasyd. imdi bunu kaybettik." "Hepsi bu kadar da deil maalesef Hametmeap," diye devam etti Kharel. "Bat Malloryallar da Thull Zelik'e varmaya baladlar. Henz saylan ok deil, ama gnde birka bin adam geliyor." "yleyse mmkn olduu kadar hzla yollarn kesmeliyiz," diye homurdand Anheg. "Rhodar, mhendislerini bir ay iinde dou sradalarna getirebilir misin? Koca bir donanmay yardan yukar karp Mardu Nehrine indirmem lazm. Gemileri bir an nce Dou Deni-zi'ne geirmeliyiz. 'Zakath'n yolunu kesmezsek, Mallorya srleri altnda eziliriz." "Hemen Porenn'e haber yollayacam," dedi Rhodar. "Soylu kontun bir tek iyi haberi bile yok mu?" diye sordu Seline Kontu. "Dman kampnda bir blnme olabilir Lordum," diye cevap verdi Kharel. "Taur Urgas birleik Angarak ordularnn bakomutan olmaya tek yetkili kendisiymi gibi davranyor; u anda da adam says onun yannda. Ama Malloryallar yeterince byk bir ordu getirirlerse bu deiebilir. 'Zakath'n Taur Urgas'n nderliini kabul etmeyebilecei yolunda sylentiler var; ama imdilik drt milyon Murgo karsnda bu tartmay aamyor." "Bu durumun devam etmesini salayalm," dedi Rhodar. "Taur Urgas delidir, deliler de hata yapar. 'Zakath hakknda duyduklarma baklrsa, sava meydannda onunla kar karya gelmememiz daha iyi olur." "Malloryallar olmasa bile," dedi Kral o-Hag eki bir sesle, "sava meydanna ikiye bir bir dezavantajla kacaz - tabii o da Arendlerle Tolnedrallar ikna edebilirsek." "Savaa balamak iin ok berbat bir durum bu Rhodar," diye sylendi Anheg. "Taktiimizi buna gre deitirmeliyiz," dedi Rhodar. "Fazla adam kaybetmemek iin byk bir meydan savandan elimizden geldiince kanmalyz." "Meydan savan hi dnmediimizi sanyordum," dedi Barak. "Belgarath'n bizden istedii, Angaraklann dikkatini bu tarafa ekecek birka artmacayd sadece." "Durum deiti Barak," dedi Kral Rhodar. "Gney Murgolanyla Malloryallarn bu kadar abuk devreye gireceklerini hesaplamam-tk. imdi birka vur-kala yetinemeyiz. Angaraklann o kadar ok adam var ki, ufak tefek atmalar grmezden gelebilirler. Ksa zamanda byk bir saldrya kalkmazsak, ktann dou yarsna yaylacaklardr." "Belgarath ona haber vermeden planlarn deitirilmesinden holanmaz," dedi Anheg. "Belgarath burada deil, neler olup bittiini de bilmiyor. Eer acele ve kararl davranmazsak, o, Kheldar ve Belgarion'un geme ans kalmaz." "Kazanamayacamz bir savatan bahsediyorsun Rhodar," dedi Anheg. "Biliyorum," diye kabullendi Kral Rhodar. Uzun bir sessizlik oldu. "Demek durum byle," dedi Brand sonunda. "Korkanm byle," dedi Rhodar kasvetli bir tavrla. "Bir artmaca art, yoksa Belgarion asla klcyla Torak'n karsna kamaz. nemli olan tek ey bu, o yzden bunu salamak iin gerekirse hayatlarmz bile feda etmeliyiz." "Hepimizi ldrteceksin Rhodar," dedi Anheg. "Ordularmz da." "Gerekiyorsa yle olacak Anheg," dedi ciddi bir tavrla. "Eer Belgarion Torak'a ulaamazsa, hayatlarmzn zaten bir deeri kalmaz. Eer onun Torak'a ulamas iin hepimizin lmesi gerekiyorsa bile buna deer." Ce'Nedra bir koltua kerken, eli de tlsmdan kayp dt. Anszn alamaya balad. "Yapmayacam bunu," diye hknyordu. "Yapamam." Bir kalabalk vard

karsnda, bir dullar ve yetimler bakyorlard ve karlannda k290


BYL ATO

ordusu.

Hepsi

sulayan

gzlerle

ona

lyor, klyordu. Eer bu deheti balatrsa, hayatnn geri kalan ksmn kendinden irenerek geirecekti. Alamaya devam ederek ayaa kalkt. Niyeti toplant odasna gidip, bu anlamsz savala hibir iinin kalmadn sylemekti onlara. Ama Garion'un yz, o hep dzeltmek istedii dank salar ve o ciddi ifade gzlerinin nne gelince durdu. Garion'un baars ona balyd. Eer vazgeerse, Anga-raklar rahata onun peine taklabilirlerdi. Garion'un hayat ve dnyann gelecei onun elindeydi. Devam etmekten baka seenei yoktu. Keke bu seferin baarszla mahkm olduunu hi bilmeseydi. Onlar bekleyen felaketi bilmek ileri feci hale getiriyordu. Faydasz olduunu bile bile, tlsm boynunda tutan zinciri ekitirmeye balad. Tlsm olmasayd, onlar bekleyen gelecei hi bilmeden mutlu olacakt. Alamay srdrerek deli gibi ekitirdi zinciri, boynunun yumuak derisinin acmasna aldrmadan. "Nefret ediyorum senden!" diye haykrd zerinde tal aa olan gm madalyona mantkszca. Faydaszd hepsi. Madalyon hayatnn sonuna kadar boynunda kalacakt. Yz kl gibi olan Ce'Nedra'nn elleri iki yanna dt. Tlsm karabilseydi bile ne fark ederdi ki? Biliyordu artk, ve bu bilgiyi kalbinde saklamalyd. Eer bildiklerinin en kk bir emaresi bile yznde veya sesinde belli olsa, baaramazd - onun baarszlnn acsn da Garion ekerdi. Kendini salamlatrma!! ve dnyaya kar zaferden eminmi gibi davranmalyd. Bylece vaki oldu ki, Riva Kraliesi dorulup cesaretle ban dikti, ancak kalbi gsnn iinde kurun gibi ard.

YRM BENC BLM

ARAK'IN YEN GEMiSi donanmadaki dier erek gemilerinin bir buuk kat byklndeydi, ama bahar rzgrnda, suyun stnden uan bir mart gibi szlyordu. Mavi gkyznde kpk gibi beyaz bulutlar szlyor, koca gemi dalgalarn arasndan kayar gibi geerken, Rzgrlar Denizi'nin yzeyi gne nda l l parlyordu. Karlarnda, ufukta, Arendiya kancasnn yeil sahilleri grnyordu. Riva'dan yola kal iki gn olmutu ve kalabalk erek filosu arkalarnda yelken am, gri pelerinli Riva askerlerini Sendarya Kral Fulrach'n

ordusuna katlmaya gtryordu. Ce'Nedra geminin ba tarafnda, gvertede gergin bir tavrla volta atyordu; mavi pelerini rzgrda dalgalanyor, zrh ldyordu. Kalbinde gizledii o mthi bilgiye ramen, bu olayn heyecanl bir yan vard gene de. insanlarn toplamas, kllar, gemiler, rzgrla uar gibi gitmek, ortak bir ama hissi, btn bunlar bir araya gelince kann kaynatyor, daha nce hi tanmad bir coku veriyordu. nlerindeki sahil gittike byd - koyu yeil Arendiya ormanlarnn nnde beyaz, kumluk bir sahil. Kyya yaklatklarnda, dev bir aygra binmi zrhl bir valyenin aalann arasndan kp, dalgalarn kumsalda krld yere yaklatn grdler. Prenses bir eliyle gzlerini gneten koruyarak parlak zrhl valyeye bakt dikkatle. Sonra, valye byk bir kol hareketiyle onlara kyya yanamalarn iaret ederken, kalkanndaki amblemi grd. Salar rzgrda uuan prenses, "Mandorallen!" diye haykrd nlayan bir sesle, Barak'n gemisinin kpetesinin iplerine sarlarak. valye eliyle selam verdi ona, sonra atn mahmuzlayarak sahildeki kpkler arasndan drtnala onlara yaklat; mzrann ucundaki gm rengi ve mavi sancak rzgrda uuuyordu. Barak dmeni
292
BYL ATO RIVA KRALiESi 293

evirince gemi sahile dnd; kumsaldaki atl ile gemi, aralarnda yz metre mesafe ve kpren dalgalarla, kar karya geldiler. Ce'Nedra'nn hayat boyunca unutamayaca bir and bu; o kadar mkemmel bir imgeydi ki, hafzasnda ylece yer etti. Dev gemi rzgrla uar gibi gidiyor, imi bembeyaz yelkenleriyle prldayan mavi sular yaryordu; kumsaldaki dev sava at tam kydaki krlan dalgalar arasndan, koca nallar kpkler saarak kouyordu. Bu sonsuz anda birbirlerine kenetlenmi gibi, gemi ve binici scak bahar gnei altnda bir mil kadar ilerideki aalkl bir buruna doru yarrcasna ilerlediler; Ce'Nedra ise geminin ba tarafnda, alev rengi salar bir bayrak gibi dalgalanarak mutluluktan uar gibi izliyordu bu yar. Burnun teki tarafnda korunakl bir koy vard; kumsalda Sendar-ya ordusu kamp kurmutu. Dzenli, sra sra kum rengi adrlar. Barak dmenini krd ve yelkenler ierek gemiyi koya soktular; erek filosu da hemen arkasndayd. "Selam Mandorallen!" diye haykrd Barak demir ipleri titreir, koca demirler koyun kristal sularndan kumluk dibe doru inerken. "Lordum Barak," diye haykrd Mandorallen. "Arendiya'ya ho geldiniz. Lord Brendig askerlerinizi daha sratle karaya karmak iin bir yol bulmu." Yz kadar Sendarya askerinin bir sr birbirine bal iri sal srklarla ynlendirerek kurmakta olduklar dev iskeleyi gsterdi. Barak gld. "Ah u Sendarlar, pratik bir icatta bulunmadan edemezler." "Kyya kabilir miyiz artk?" diye sordu kabininden kan Kral Rhodar yalvarr gibi. Kraln denizle aras pek iyi deildi; geni, yuvarlak yznde yeilimsi bir renk vard. rg zrh ve miferiyle biraz komik grnyordu zaten; deniz tutmas da bu grnty iyice glnletirmiti. Grn hi de sava gibi olmamasna ramen, dier krallar onun bilgeliine sayg duymaya balamlard. Neeli bir iko grntsnn ardnda taktik ve genel strateji konusunda bir dhiydi Rhodar, dierleri de onun nderliini sessiz sedasz kabulleniyorlard. Daha demirler yerine oturmadan, feribot ilevi gren kk bir balk teknesi Barak'n gemisine yanat; bylece krallar, generaller ve danmanlar yarm saat bile gemeden karaya km oldu. "Acktm galiba," dedi Rhodar daha aya karaya deer demez. "Sen zaten a domusun," dedi Anheg glerek. rg bir zrh giymis, beline geni bir kl kemeri takmt. Kaba hatlar silahlannca daha ho grnr olmutu gze.

"iki gndr yemek yiyemedim Anheg," diye inledi Rhodar. "Zavall midem onu terk ettiimi sanacak." "Yemek hazr Hametmeap," diye gvence verdi Mandorallen. "Asturyal biraderlerimiz kraln geyiklerinin ounu avlayp piirmi-ler; fazla kurcalamadm, mit ederim kanuni yoldan yapmlardr bunu." Mandorallen'in arkasndaki grupta bulunanlardan gen bir adam bir kahkaha att bu sz zerine. Ce'Nedra srtnda yay olan bu yakkl, kzl-sar sal, yeil ceket giymi delikanlya bakt. Riva'da bulunduu sre iinde Wildantor'lu Lelldorin ile yakndan tanma frsat bulamamt. Garion'un en yakn dostu olduunu biliyordu ve onun gvenini kazanmas gerektiinin de farkndayd. Delikanlnn drst, neredeyse masum denebilecek yzne baknca bunun hi de zor olmadn grd. Lelldorin'in baklar son derece dolayszd; gzlerine bakan, bu baklarn gerisinde mthi bir itenlik ve pek az zek olduunu hemen grebilirdi. "Belgarath'tan haber aldk," dedi Barak Mandorallen'le gen As-turyalya. "Neredeymiler," dedi Lelldorin heyecanla. "Boktor'da," diye cevap verdi Kral Rhodar; deniz tuttuu iin yeile alan yz hal tam olarak dzelmemiti. "Nedendir bilmem, karm gemelerine izin vermi. Herhalde imdi Gar og Nadrak yaknla-rndadrlar." Lelldorin'in gzleri parlad. "Belki acele edersek onlara yetiebiliriz," dedi hevesle, gzleriyle atn arayarak. "Bin be yz fersah Lelldorin," dedi Barak kibarca. "Yaa..." Lelldorin'in hevesi krld biraz. "Haklsn galiba. Yakalamak biraz zor olabilir, deil mi?" Barak ciddi bir yzle ban sallad. Derken sarn Mimbre'li kz Ariana, gzlerinde derin bir akla ne kt. "Lordum," dedi Lelldorin'e; Ce'Nedra ikisinin -en azndan resmi olarak- evli olduklarn hatrlad. "Yokluunuzda derin kederlere bouldum." Lelldorin'in gzlerinde de ayn vurgun ifade vard. "Ariana'm," dedi boulur gibi. "Sz veriyorum, bir daha senden hi ayrlmayacam." Kzn ellerini tutup hayranlkla gzlerinin iine bakt. Kzn ba-

1IH1I1SF
294 295

RlVA KRALiESi BYL ATO

klar da e lde akla dolu ve en kk bir akl izinden bile yoksundu. Ce'Nedra bu karlkl baktaki felaket ihtimallerini dnerek iin iin rperdi. "urackta alktan lyor olmama aldran yok mu?" diye sordu Rhodar. len sofras sahilin hemen iinde, ormana pek uzak olmayan bir yerdeki rengrenk bir adra kurulmutu. Masa kelimenin tam anlamyla zerindeki geyik evirmelerin arlyla bel vermekteydi; yemek Kral Rhodar'n doymak bilmez itahn bile doyuracak kadar zengindi. Yemek bittiinde, masadan ayrlmayp sohbete baladlar. "Olunuz Lord Hettar, Algar kabilelerinin Kale'de toplanmakta olduunu haber verdi Hametmeap," dedi Mandorallen Kral o-Hag'a. o-Hag ban sallad. "Relg adl Ulgodan da haber aldk," diye ekledi Albay Brendig. "Maaralardan kk bir ordu toplam. Bizi dalarn Algarya yamalarnda bekleyecekler. Yerini bildiinizi sylyor." "Ulgolar sorun karabilir," diye homurdand Barak. "Aklklardan korkuyorlar, gn da gzlerini actyor; ama karanlkta kedi gibi gryorlar. Bir noktada bunun ok faydas olabilir tabii." "Relg hi... Kiisel bir mesaj yollad m?" diye sordu Taiba Bren-dig'e sesi

hafife titreyerek. Sendar ciddi bir ifadeyle tuniinin altndan katlanm bir parmen kanp kadna uzatt. Taiba yznde aresiz bir ifadeyle parmeni ap saa sola evirmeye balad. "Ne var Taiba?" diye sordu Adara alak sesle. "Okuma yazma bilmediimi biliyor," dedi Taiba notu gsne bastrarak. "Ben sana okurum," dedi Adara. "Ama belki... Belki zel bir eydir," diye itiraz etti Taiba. "Sz veriyorum dinlemem," dedi Adara; yznde en kk bir glmseme belirtisi bile yoktu. Ce'Nedra kendi glmsemesini eliyle gizledi. Adara'nn bu derin ve hi kendini belli etmeyen mizah anlay, prensesin onu sevmesinin temel nedenlerinden biriydi. Ancak prenses glmserken birilerinin kendisini izlemekte olduunu hissetti; masalarna katlan hem As-turya hem de Mimbre Arendleri, onu merakla seyrediyorlard. zellikle Lelldorin gzlerini ondan alamyor gibiydi. Yakkl delikanl sarn Mimbre'li kz Ariana'nn yannda oturmu, farknda bile olmadan kzn elini tutarken, bir yandan da ak ak Ce'Nedra'y izliyordu. Bu seyredilme durumu biraz huzursuz etmiti Ce'Nedra'y. artcyd, ama bu safana delikanlnn kendisini onaylamasn istiyor gibiydi. "Syler misin," dedi delikanlya birden, "Asturya'da seferimiz hakknda neler dnlyor?" Lelldorin'in gzleri bulutland. "Pek hevesli deiller Hametmeap," dedi. "Bunun bir Mimbre komplosu olduu yolunda kukular var." "Sama," dedi Ce'Nedra. Lelldorin omuz silkerek, "Vatandalarmn kafas hep byle alr," dedi. "Bunun komplo olduunu dnmeyenler ise, Mimbre valyelerinin Dou'ya doru sefere kmasn hevesle bekliyorlar. Baz evrelerde belli mitler uyandryor bu." Mandorallen iini ekerek, "Ayn hissiyat Mimbre'nin baz blgelerinde de var," dedi. "Maalesef blnm bir krallz biz; eski kinler ve pheler kolay lmyor." Ce'Nedra iddetli bir kaygya kapld. Bunu hesaplamamt ite. Kral Rhodar Arendleri kazanmann art olduunu sylemiti; imdi ise Mimbre ile Asturya arasndaki salaka nefret ve kuku, btn planlarn kertmek zereydi. aresizce Polgara'ya dnd. Byc Arendlerin bu gnlszlnden pek etkilenmie benzemiyordu. "Syle bakalm Lelldorin," dedi sknetle. "Fazla kukucu olmayan dostlarndan bazlarn bir yerde toplayabilir misin? Pusu kurulmayacandan emin olduklar gvenli bir yerde?" "Aklndan ne geiyor senin Polgara?" diye sordu Kral Rhodar merakla. "Birinin onlarla konumas lazm," dedi Polgara. "zel birinin." Tekrar Lelldorin'e dnd. "Byk bir kalabalk olmas gerekmiyor, en azndan balangta. Kr-kelli kii yeterli olur, tabii aralarnda iddetle kar kanlar olmamal." "Hemen toplayaym Leydi Polgara," dedi Lelldorin annda ayaa frlayarak. "Biraz ge olmad m Lelldorin," dedi Pol, ufka yaklamakta olan gnei gstererek. "Ne kadar erken ie balarsam, o kadar abuk toplarm," dedi Lelldorin atele. "Eer dostluun ve kan bann bir etkisi varsa, mutlaka
296
BYL ATO RlVA KRALES 297

baarrm." Yerlere kadar eilip Ce'Nedra'ya selam vererek, "Hamet-meap" dedi veda kabilinden, sonra atnn bal olduu yere kotu.

Ariana giden hevesli gencin ardndan bakarak bir i geirdi. "Hep byle midir?" diye sordu Ce'Nedra merakla. Mimbre'li kz ban sallayarak, "Daima," dedi. "Fikri ile fiili arasnda zaman gemez. Tefekkr denilen eyden haberi bile yok. Galiba cazibesini artryor bu hal, ama itiraf edeyim ki bazen de akna eviriyor." "Tahmin ederim," dedi Ce'Nedra. Daha sonra, prensesle Polgara adrlarnda yalnz kaldklarnda, Ce'Nedra Garion'un teyzesine merakla bakarak, "Ne yapacaz?" diye sordu. "Biz deil Ce'Nedra, sen. Onlarla konuacaksn." "Halk nnde konumay beceremem ki Leydi Polgara," diye itiraf etti Ce'Nedra. Az kurumaya balamt bile. "Kalabalk beni korkutur. Dilim tutulur." "Merak etme geer canm," dedi Polgara. Prensese ilgiyle bakt. "Ordunun bana gemeyi isteyen sendin, unuttun mu? Ne sanmtn? Zrhn giyip atna atlayarak 'Gelin peimden!' diye barnca btn dnyann peine taklacan m?" "Ben..." "Bu kadar zaman tarih okumusun, ama btn byk nderlerin ortak zelliini renememisin. Hi dikkatli bir okuyucu deilsin Ce'Nedra." Ce'Nedra dehet iinde, bana gelecekleri anlayarak ona bakakal-d. "Bir ordu toplamak ok fazla ey istemez canm. Ne zeki olman gerekir, ne de iyi bir sava olman. Amacnn yce ve soylu olmas bile gerekmez. Sahip olman gereken tek zellik hitabettir." "Yapamam Leydi Polgara." "Bunu batan dnseydin Ce'Nedra. Artk vazgemek iin ok ge. Rhodar orduya komuta edecek ve ayrntlarla ilgilenecek. Ama ordunun onu izlemek istemesini salayacak olan sensin." "Onlara ne diyeceim hakknda en kk bir fikrim bile yok," dedi Ce'Nedra. "O an geldiinde olur canm. Yaptmz eye inanyorsun, deil mi?" "Tabii, ama..." "Bunu yapmaya sen karar verdin Ce'Nedra. Kendi bana karar verdin. Buraya kadar geldiine gre, gerisini yapmaktan da kanma." "Ltfen Leydi Polgara," diye yalvard Ce'Nedra. "Halkn nnde konumak midemi bulandrr. Kusarm sonra." "Hepimizin bana gelir bu," dedi Polgara soukkanl bir tavrla. "Herkesin nnde yapma, yeter." Bundan gn sonra, prenses, Polgara ve Alorn Krallar, Arend ormannn sessiz derinliklerindeki Vo Astur harabelerine doru yola ktlar. Ce'Nedra yolda giderken hep panie kaplmak zere olduunu hissediyordu. Btn tartmalarna ramen, Polgara en ufak bir taviz bile vermemiti. Ne gzyalarna aldrmt, ne de histeri krizlerine. Prenses sonunda leceini de bilse Polgara'nn onu bekleyen kalabaln karsna karp bu acy ektirmeye niyetli olduundan emindi. aresizce, kaderine doru gidiyordu. Vo Wacune gibi Vo Astur da, Arend i savann karanlk yllarnda harap olmutu. Devrilmi duvarlarnda yosunlar yeermiti; kalntlar Asturya'nn erefinin, gururunun ve kederinin yasn tutan dev aalarn glgesindeydi. Lelldorin onlar yannda elli kadar zengin giyimli gen soyluyla birlikte bekliyordu. Genlerin gzlerinde kukuyla kark derin bir merak vard. Atlarndan inerlerken, "Bu kadar ksa zamanda ancak bu kadarn bulabildim Leydi Polgara," dedi Lelldorin zr dilercesine. "Bu blgede bakalar da var, ama onlar seferimizin bir Mimbre komplosu olduundan eminler." "Bunlar yeter Lelldorin," diye cevap verdi Polgara. "Burada olacaklar yayacaklardr ne de olsa." Yosun tutmu gneli ykntlara bakp, "uras uygun," dedi ykk bir duvar gstererek. "Gel benimle Ce'Nedra." Zrh iindeki prenses, miferiyle kalkann Kral o-Hag'n onun iin Algarya'dan getirdii beyaz atn eyerine asarak sakin hayvan yedeine ald ve titreyerek bycy izledi.

"Seni duymalarn istiyoruz, ama grmelerini de istiyoruz," dedi Polgara. "O yzden u duvara kp yukardan konu. u anda oras glgede, ama gnein hareketine gre, konuman bitirdiinde tamamen aydnlkta olursun. Bunun da iyi bir etkisi olur." Ce'Nedra gnein durumundan konumas gereken sreyi hesapladnda iyice dehete kaplarak, "Kusacam galiba," dedi titreyen bir sesle.
298
BYL ATO RlVA KRALiESi 299

"Sonra Ce'Nedra. imdi vaktin yok buna." Polgara Lelldorin'e dnerek, "Hametmeaplarm arkadalarna tantabilirsin imdi," dedi. Lelldorin duvarn stne frlayarak susmalar iin elini kaldrd. "Yurttalarm," dedi yksek sesle. "Getiimiz Eras yortusunda dnyamz temelinden sarsan bir gelime oldu. Bin yldan fazla bir sredir bu an bekliyorduk. Yurttalarm, RivaKral dnd!" Kalabalk bu haberle biraz kprdand, heyecanl bir mrlt yayld ortala. Her zaman biraz abartl konumay seven Lelldorin iyice snmt imdi. Onlara Garion'un gerek kimliini bildiren ateler saan klc ve Alorn Krallarnn Riva Kral Belgarion'a ballk yemini etmelerini anlatt. Gerginlikten neredeyse baylmak zere olan Ce'Nedra onu duymuyordu bile. Kafasnda konumasn dzene koymaya alyor, ama gittike daha da kartryordu. Sonra, tam panie kaplmak zereyken Lelldorin'in kendisini tanttn duydu: "Yurttalarm ite karnzda imparatorluk Prensesi Ce'Nedra - Riva Kraliesi." Btn gzler beklentiyle ona evrilmiti imdi. Her yan titreyerek ykk duvara trmand ve karsndaki yzlere bakt. Btn hazrlklar, prova ettii cmle ve ifadeler buhar olup umutu; bembeyaz bir yzle, titreyerek, ne diyecei hakknda en kk bir fikri bile olmadan ylece kald karlarnda. Sessizlik mthiti. ansa bakn ki, en ndeki gen Asturyallardan biri o sabah arab biraz fazla karmt. "Hametmeap konumasn unuttu galiba," dedi yanndaki bir arkadana yksek sesle. Ce'Nedra annda tepki gsterdi. "Bu bey de grg kurallarn unutmu galiba," diye patlad hi dnmeden. Kabala hi dayanamazd. "Bunlar dinlemeye hi niyetim yok dorusu," dedi akrkeyif gen, sesinde abartl bir sknt ifadesiyle. "Zaman kayb yalnzca. Ben Rival deilim; hibirimiz deiliz. Yabanc bir kralie Asturya yurtseverlerini ilgilendirecek ne syleyebilir ki?" Gitmeye hazrland. "Yurtsever Asturyal beyefendi dnyann bu ormandan ibaret olmadn unutacak kadar fazla m karm acaba arab?" dedi Ce'Nedra fkeyle. "Belki de o kadar cahildir ki, dnyada neler olduundan bile haberi yoktur." Parman tehdit edercesine delikanlya uzatarak, "Dinle beni yursever," dedi n n nlayan bir sesle. "Buraya ho bir konuma yapmaya geldiimi sanyorsun belki, ama size syleyeceklerim, hayatnda duyacan en nemli eydir, ister dinle, istersen de ek git; ama bir yl sonra Asturya yokolup gittiinde, evleriniz harap olup da Grolimler kanl baklaryla ailelerinizi Torak'n kurban tann ateine srerken, bu gn hatrlayp dinlemediin iin kendine lanet okuyacaksn." Sonra, bu kaba gence duyduu fke iindeki bir baraj ykm gibi konumaya balad Ce'Nedra. Onlara prova edilmi szlerle deil, kalbinden geldii gibi hitap ediyordu. Konutuka atei artt. Yalvard, kandrmaya alt, sonunda ise emretmeye balad. Neler dediini sonradan hi hatrlayamad, ama konuurken neler hissettiini de hi unutmad. Gen bir kzken yaad btn sinir krizlerinin ve patlamalarn duygusu tamamen girmiti devreye. Kendini hi dnmeden, sylediklerine yrekten inanarak atele konuuyordu. Sonunda onlar kazand. Gne stne dtnde zrh parlamaya balad, salar ise alev alm

gibiydi. "Riva Kral, Batnn Hkmdar Belgarion sizi savaa aryor," dedi onlara. "Ben, onun kraliesi Ce'Nedra yaayan bir bayrak gibi karnzdaym. Kim Belgarion'un arsna uyup beni izleyecek?" En bata glen gen adamd klcn ilk eken. Klcyla Ce'Nedra'y selamlayarak "Ben izleyeceim!" diye haykrd. Onu izleyen elli kl daha gnete parlayarak Ce'Nedra'y selamlad ve elli ses onun haykrn yanklad: "Ben izleyeceim!" Byk bir kol hareketiyle kendi klcn eken Ce'Nedra haykrd: "izleyin yleyse!" "Habis Angarak srlerini durdurmaya gidiyoruz. Dnya yrymzle titresin!" admda atna ulap kendisini kelimenin tam anlamyla eyerine frlatt. Atn evirerek drtnala harabelerden kt; klc havadayd ve rzgrda dalgalanan salar alev gibiydi. Ormana daldnda prenses geriye, heyecanl yzleriyle kendisini izleyen cesur, aptal delikanllara bakt. Kazanmt, ama bu dncesiz Asturyallarn ka sava bittiinde geri dnebilecekti? Ka Do-u'nun orak topraklarnda yatacakt? Gzleri anszn yalarla doldu, ama Riva Kraliesi bir eliyle gzyalarn silerek, peinde ordusuna katlmaya gelen Asturyallar, drtnala yoluna devam etti.
RlVA KRALiESi

301

YRM ALTINCI BLM

LORN KRALLARI Ce'Nedra'y abartl bir ekilde tebrik ettiler; en kaarlanm savalar bile apak bir hayranlkla bakyorlard artk ona. Ce'Nedra kutlamalar kabul edip mutlu bir kedi yavrusu gibi mrldanmaya balad. Zaferinin mkemmel olmasn engelleyen tek ey ise, Polgara'nn tuhaf sessizliiydi. Ce'Nedra biraz alnmt buna. Konumas mkemmel olmayabilirdi, ama Lelldorin'in arkadalarn kazanmt ya; basan kk hatalar affettirirdi. O gece Polgara kendisini arttnda, Ce'Nedra onun da yola geldiini dnd. Byc onu zel olarak kutlamak istiyordu herhalde. Kendi kendine neeyle bir ark mrldanarak ve beyaz kumlan dven dalgalarn sesini dinleyerek sahil boyunca Polgara'nn adrna doru yrd. Tuvalet masasnn bana oturmu olan Polgara, uyuklamakta olan Emanet'in dnda yalnzd. Uzun kara salarn fralarken, lacivert elbisesinde oynaan mum , yz hatlannm gzelliini ortaya ka-nyordu. "Gel Ce'Nedra," dedi.

"Otur. Tartmamz gereken ok ey var." "ardnz m Leydi Polgara?" dedi prenses dayanamayarak. "ardnz, deil mi? Ben bile kendime hayret ettim." Polgara ciddi bir ifadeyle ona bakarak, "Fazla heyecanlanma Ce'Nedra," dedi. "Gcn idareli kullan; bbrlenmek iin harcama." Ce'Nedra ona bakakald. "Bugn iyi deil miydim yani?" dedi incinmi bir sesle. "ok iyi bir konumayd Ce'Nedra," dedi Polgara, ama gene de btn keyfini karmt. O zaman prensesin aklna tuhaf bir fikir geldi. "Biliyordunuz, deil mi?" diye sordu. "Batan beri biliyordunuz." Polgara'nn dudaklarnda bir glmseme dolat. "Benim baz avantajlanm olduunu unutuyorsun hep canm," dedi; "bu avantajlardan biri de olaylarn nasl geliecei hakknda bir fikir sahibi olmam." "Ama nasl..." "Baz olaylar ylesine olmaz Ce'Nedra. Baz eyler dnya kurulduundan beri olmak iin srasn bekler. Bugn olan da bunlardan biriydi ite." Uzanp masnn stndeki eskilikten kararm parmeni ald. "Kehanetin senin hakknda sylediklerini duymak ister misin?" Ce'Nedra buz kesildi. Polgara gzleriyle kurumu parmeni tarad. "te burada," dedi mum na doru kaldrarak. "Ve In Einin sesi dnyann krallklarnda duyulacak ve szleri kuru ayrda ate gibi yaylacak ve kalabalklar dorulup onun bayrann alevi altnda toplanacaklar." "Bunun bir anlam yok ki Leydi Polgara," diye itiraz etti Ce'Nedra. "Sama sapan bir ey bu." "Garion'un In ocuu olduunu bilince de anlamsz geliyor mu?" "Nedir bu?" diye sordu Ce'Nedra parmene bakarak. "Nereden buldunuz bunu?" "Kitab- Mrin bu canm. Babam bunu benim iin aslndan kopya etti. Biraz mulaktr nk Mrin khini o kadar kakt ki, doru drst konuamazd bile. Kral Boaense Dras onu bir kpek gibi bir kaza zincirletmiti sonunda." "Kral Dras m? Leydi Polgara, bu bin yl nceydi." "O kadar oldu, evet," dedi Polgara. Ce'Nedra titremeye balayarak, "imknsz," dedi. Polgara glmsedi. "Bazen tpk Garion gibi konuuyorsun Ce'Nedra. Genlerin bu kelimeye neden bu kadar dkn olduunu anlayamyorum." "Ama Leydi Polgara, bana hakaret eden o gen olmasa, azm bile aamayabilirdim." Prenses dudan srd. Bunu itiraf etmek istememiti aslnda. "Muhtemelen bu yzden hakaret etmi demek ki. Hatta muhtemelen o delikanl tam da o anda sana hakaret etmek iin domutur. Kehanet hibir eyi tesadfe brakmaz. Bir dahaki sefere lafa balamak iin onun yardmna ihtiyacn olur mu dersin? Gerekirse onu gene sarho edebiliriz." "Bir dahaki sefere mi?"
302
BYL ATO

"Tabii. Kk bir toplulua bir konuma yapmann her eyi halledeceini mi sanmtn. Olup bitenlere biraz daha dikkatle bakmay renmelisin Ce'Nedra. nmzdeki aylar boyunca gnde en az bir konuma yapmak zorunda kalacaksn." Prenses dehetle ona bakarak, "Yapamam," diye inledi. "Yapabilirsin Ce'Nedra. Sesin btn dnyada duyulacak ve szlerin kuru ayrda ate gibi yaylacak ve Bat'nn halklar senin bayrann peine taklacaklar. Yzyllar boyudur Kitab- Mrin'in bir kere bile haksz ktn grmedim. u anda nemli olan senin iyi dinlenmen ve dzenli yemek

yemen. Yemeklerini ben hazrlayacam artk." Minik kza eletirel bir gzle bakt. "Biraz daha salam yapl olsan daha iyi olurdu, ama ne yapalm, elimizdekiyle yetineceiz. Eyalarn topla Ce'Nedra. Bundan sonra benimle kalacaksn. Gzmn nnden ayrlman istemiyorum." Bunu izleyen haftalarda, rutubetli ve yeil Arendiya ormanlarndan geerek ilerlediler; geldikleri haberi tm Asturya'ya yayld. Ce'Nedra Polgara'nn hitap edecei dinleyicilerin saysn ve yapsn dikkatle ayarladnn farkndayd. Zavall Lelldorin atndan inmeye bile frsat bulamyordu artk. O ve dikkatle seilmi bir grup arkada ilerleyen ordunun nnden giderek toplantlar hazrlyorlard. Ce'Nedra bir kere grevinin ne olduunu kabul edince, halk huzurunda konumann zamanla kolaylaacan sanmt. Maalesef yan-lyordu. Her konumadan nce gene panie kaplyor, sk sk da gerekten hastalanmann eiine geliyordu. Polgara konumalarnn giderek daha iyiletiini sylemesine ramen, Ce'Nedra iinin hi de kolaylamadn syleyerek szlanyordu. Fiziksel ve duygusal gcn zorlamakta olduu aka ortadayd. Kendi yandaki ou kz gibi, Ce'Nedra da hi ara vermeden uzun uzun konuabilirdi, ama bu konumalar geliigzel deildi. Mthi bir kontrol ve duygusal enerji gerektiriyordu bunlar, kimse de ona yardm edemezdi bu ite. Tabii kalabalklar bydke Polgara teknik bir konuda yardmc oldu ona. "Normal sesinle konu Ce'Nedra," dedi. "Barmaya alarak kendini yorma. Ben herkesin seni duymasn salarm." Ama bunun dnda prenses bann aresine bakmak zorundayd. Yorgunluu giderek daha grnr olmaya balad. Byyen ordusunun banda at srerken, bazen trans halindeymi gibi grnyordu artk. Onu izleyen dostlar kayglanmaya baladlar. "Daha ne kadar dayanabilir ki buna," dedi Kral Fulrach Kral RhoRlVA KRALiESi 303

dar'a, omuzlan km kk kralienin ardndan yeni bir konumann yaplaca Vo Wacune harabelerine girerlerken. "Bazen onun ne kadar kk ve narin olduunu unutuyoruz." ^"Polgara ile konusak iyi olacak," dedi Kral Rhodar. "Bence kzcaz bir hafta kadar dinlense iyi olacak." Oysa Ce'Nedra duramayacann farkndayd. Bu iin kendine zg bir temposu vard, durdurulamayacak, gittike hzlanan bir tempo. Balangta, geliinin haberi yava yaylyordu, ama imdi nlerinden gitmekteydi ve ona yetimek iin giderek hzlanmalar gerekiyordu. Yaratt merak duygusunu tatmin etmek iin fazla bekleyemezdi, yoksa her eye yeniden balamak gerekebilirdi. Vo Wacune'deki kalabalk, o gne kadar karlat kalabalklarn en byyd. Zaten yan yanya ikna olmu olan bu insanlar, onlar ateleyecek tek bir kvlcm bekliyorlard. Gene mantksz bir panie kaplm olan Riva Kraliesi, gcn toplayp onlara hitap etti ve sava ansyla herkesi ateledi. Konuma bitip de toplanan gen soylular ordunun giderek kalabalklaan saflanna katldklannda, Ce'Nedra kampn biraz dnda bir sre yalnz kalarak kafasn toplamak istedi. Bu onun iin kanlmaz bir tren halini almt. Bazen bir konumadan sonra kendini kt hissediyor, bazen alyordu. Bazen ise etrafndaki aalan bile grmeden, amaszca dolayordu. Polgara'nn talimatyla, Durnik hi yanndan aynlmyordu; bu salam pratik adamn arkadal, Ce'Nedra1 ya hi beklemedii bir huzur veriyordu. Harabelerden biraz uzaklamlard. Parlak ve gneli bir leden sonrayd, aalann arasnda kular akyordu. Ce'Nedra dnceli dnceli

dolayor, ormandaki huzurun iindeki kargaay dindirmesini bekliyordu. "Soylular iin mesele yok Detton," dediini duydu bir sesin, bir alnn arkasndan. "Ama bizimle ne ilgisi var bunun?" "Haklsn Lammer," dedi baka bir ses zntyle iini ekerek. "ok heyecanlyd ama." "Bir serfi heyecanlandracak tek ey, yiyecektir," dedi ilk adam ac bir sesle. "Kk kz istedii kadar grev desin dursun; benim tek grevim mideme kar." Birden durdu. "u bitkinin yapraklan yenir mi?" "Galiba zehirli Lammer," dedi Detton. "Emin deil misin? Beni ldrmeyecekse, yenebilecek bir eyi kaRtVA KRALiESi

304 305

BYL ATO

rmak istemem dorusu." Ce'Nedra iki serfin konumasn giderek artan bir dehetle dinliyordu, insan buralara kadar nasl derdi? Birden alnn arkasna dolanp karlarna kverdi. Durnik de her zamanki gibi yanndayd. Serfler amurlu paavralar giymilerdi, ikisi de orta yalyd ve ikisini de yznden mutlu bir tek gn bile grmedikleri anlalyordu. Daha zayf olan kaln yaprakl bir bitkiyi incelemekteydi, ama teki Ce'Nedra'y grnce korkuyla, "Lammer," dedi. "Bu o - bugn konuan kz." nce yzn kaplayan kir tabakas altnda bembeyaz kesilen Lammer doruldu. "Hanmefendi," dedi sakil bir ekilde eilmeye alarak. "Kymze dnyorduk. Ormann bu blgesinin sizin olduunu bilmiyorduk. Bir ey almadk." Szn kantlamak istercesine bo elerini at. "Ne zamandr bir ey yemedin?" diye sordu Ce'Nedra. "Bu sabah biraz ot yedim Hanmefendi," dedi Lammer. "Dn de iki algam yemitim. Biraz kurtluydular, ama fena deillerdi." Ce'Nedra'nn gzleri yalarla dolmutu. "Kim yapt bunu size?" diye sordu. Lammer'in kafasn kartrmt bu soru. Sonunda hafife omuzlarn silkerek, "Dnya herhalde Hanmefendi," dedi. "Yetitirdiklerimizin bir ksmn efendimiz alr, bir ksmn da onun efendisi. Bir ksm krala gider, bir ksm da kraliyet valisine. Lordumuzun birka yl nce yapt bir savan da vergisini dyoruz hl. Btn bunlar ktktan sonra geriye pek bir ey kalmyor." Korkun bir ey geldi Ce'Nedra'nn aklna. "Dou'ya bir sefer dzenlemek iin ordu topluyorum," dedi adamlara. "Evet Hanmefendi," dedi teki serf Detton. "Bugnk konumanz duyduk." "Bunun size etkisi ne olacak?" Detton omuz silkti. "Daha fazla vergi demek bu Hanmefendi - bir de efendimiz size katlmaya karar verirse, oullarmzn bazlar askere alnacak. Serilerden iyi asker olmaz, ama en azndan yk tayabilirler. Bir de, bir kale kuatldnda, etrafta lme konusunda yardmc olabilecek ok sayda serf bulundurmay sever soylular." "Yani savaa giderken hi yurtseverce duygularnz olmaz m?" "Yurtseverliin serilerle ne ilgisi olabilir Hanmefendi?" diye sordu Lammer. "Bir ay ncesine kadar lkemin adn bile bilmiyordum ben. Hibir ksm bana ait deil ki. Nasl duygularm olsun onun hakknda?" Ce'Nedra'nn buna verecek cevab yoktu. Hayatlar o kadar kasvetli, o kadar bo ve mitsizdi ki, onun sava ars sadece daha fazla zorluk ve ac anlamna geliyordu. "Ya aileleriniz?" diye sordu. "Torak kazanrsa Grolimler gelip hepsini kurban edecek." "Benim ailem yok Hanmefendi," dedi Lammer l bir sesle. "Olum yllar nce ld. Lordum bir yerlerde bir savaa girmiti; bir kaleye saldrmlar, savunanlar da surlara merdiven dayamaya alan serilerin stne kaynar katran dkmler.

Karm bunu duyduunda yemek yemeyi brakp alktan ld. Grolimler ikisine de zarar veremez artk. Beni ldrmek isterlerse de, buyursunlar ldrsnler." "Uruna dvmek isteyeceiniz hibir ey yok mu?" "Yemek olabilir," dedi Lammer biraz dndkten sonra. "Alktan usandm." Ce'Nedra dier serfe dnerek, "Ya sen?" diye sordu. "Bana yemek veren biri iin atee bile atlrm," dedi Detton heyecanla. "Gelin benimle," dedi Ce'Nedra. Dnp kampa, Sendarya'daki ambarlardan ordu iin ok miktarda yiyecek tayan byk erzak arabalarna yrd. "Bu adamlara yiyecek verin," dedi akn bir aya, "istedikleri kadar." Drst yznde mthi bir acma ifadesi beliren Durnik ise oktan bir arabaya dalarak koca bir somun ekmek almt. Somunu ikiye blerek yansn Lammer'e, yarsn da Detton'a verdi. Lammer titreyerek bakt elindeki ekmee. Sonra "Sizi izleyeceim Hanmefendi," dedi boulur gibi bir sesle. "Ayakkablarm bile yedim, yllardr otla ve aa kkleriyle yayorum." Elleri, birinin kapmasndan korkuyormu gibi, ekmee kenetlendi. "Bu ekmek iin sizi dnyann bir ucundan bir ucuna kadar izlerim." Sonra ekmei dileriyle kopararak yemeye balad. Ce'Nedra ona bakt, sonra dnp adrna kat. adra vardnda hkra hkra alyordu. Adara ve Taiba onu yattrmaya altlar-sa da baaramadlar, bunun zerine Polgara'ya haber verdiler. Byc geldiinde duruma bakt ve Taiba ile Adara'ya kendisini alayan kzla yalnz brakmalarn syledi. "Pekl Ce'Nedra," dedi sakin bir sesle, yataa oturup prensesi kollarna alarak. "Niye alyorsun?" "Devam edemeyeceim Leydi Polgara," diye hkrd Ce'Nedra.
306 307
BYL ATO RlVA KRALiESi

" Yapamayacam." "Senin fikrindi bu," dedi Polgara. "Yanlmm," diye hkrd Ce'Nedra. "Yanlmm, yanlmm. Riva'da kalmalymm." "Hayr," dedi Polgara. "Baka hi kimsenin beceremeyecei bir ey yaptn sen. Bize Arendleri kazandrdn. Bunu Garion'un bile baarabileceinden emin deilim." "Ama hepsi lecek," diye alamaya devam etti Ce'Nedra. "Bu da nereden kt?" "Angaraklar bizim iki katmz. Ordumu katledecekler." "Kim syledi bunu sana?" "Ben... Dinledim." Boynundaki tlsmla oynad. "Rhodar, Anheg ve dierleri gney Murgolaryla ilgili haberi aldklarnda konuulanlar dinledim." "Anlyorum," dedi Polgara ciddi bir ifadeyle. "Hayatlarmz heba edeceiz. Bizi kimse kurtaramaz. imdi serf-leri de bu iin iine katmann yolunu buldum. O kadar sefiller ki, dzenli yemek yiyebilmek iin peime taklmaya hazrlar. Bunu da yapacam Leydi Polgara. Onlara da ihtiyacm var. Onlar evlerinden alp lme gtreceim. Elimde deil." Polgara masadan bir bardak alp iine kk cam bir iedeki svy dkt. "Sava daha bitmedi Ce'Nedra. Daha balamad bile." Koyu kehribar rengi svy bardan dibinde dndrd. "Daha nce ne mitsiz savalarn kazanldn grdm ben. Ama daha balamadan mitsizlie kaplrsan, hi ansn kalmaz. Rhodar ok zeki bir taktikidir, askerlerinse ok cesur. Kesinlikle mecbur kalmadka hibir atmaya girmeyeceiz zaten. Eer Garion Torak'a zamannda ular ve dv kazanrsa, Angaraklar darmadan olur ve hi savamak zorunda kalmayz. Al," dedi barda uzatarak, "i unu." Ce'Nedra uyumu bir tavrla barda alp iti. Kehribar rengi sv acyd ve

aznda tuhaf, yakc bir tat brakmt. "Her ey Garion'a bal demek ki," dedi. "Her zaman ona balyd zaten canm," dedi Polgara. Ce'Nedra iini ekip, "Keke..." dedi, ama devam edemedi. "Keke ne canm?" "Ah, Leydi Polgara, Garion'a onu sevdiimi syleyemedim hi. Bir kerecik olsun syleyebilmek iin neler vermezdim..." "Merak etme Ce'Nedra, Garion biliyor." "Ayn ey deil ki." Ce'Nedra tekrar iini ekti. zerine tuhaf bir geveme gelmiti ve alamay da brakmt. Niye aladn hatrlamak bile zor geliyordu. Birden birinin ona baktn hissederek dnd. Emanet sessizce bir kede oturmu onu seyrediyordu. Mavi gzleri anlayla ve mitle doluydu. Polgara prensese sarlp yattrc bir ark mrldanarak sallamaya balad. Ce'Nedra ne olduunu bile anlayamadan derin ve ryasz bir uykuya dald. Suikast giriimi ertesi sabah oldu. Ordu, gneli ormann iindeki Byk Bat Yolu'ndan geerek, Vo Wacune'den gneye gidiyordu. Prenses yry kolunun banda, Barak ve Mandorallen'le konuarak sryordu atn. Anszn aalarn arasndan vzldayan bir ok frlad. Barak' uyaran da bu vzlt oldu. "Dikkat!" diye haykrarak koca kalkann Ce'Nedra'y korumak iin kaldrd. Ok kalkana arparak paraland; Barak kfrler savurarak klcn ekti. Brand'n en kk olu Olban drtnala ormana dalmt bile. Yz bembeyaz kesilmi ve daha atn dndrrken klcn ekmiti. Drtnala giden atnn nal sesleri aalarn arasnda kayboldu. Birka saniye sonra mthi bir lk duyuldu. Ordunun gerilerinden uyar lklar ykseldi ve bir curcuna koptu. Polgara bembeyaz bir yzle atn srerek ne geldi, "iyiyim Leydi Polgara," dedi Ce'Nedra hemen. "Barak beni kurtard." "Ne oldu?" diye sordu Polgara. "Biri ok att," diye homurdand Barak. "Vzlty duymasam iler ok kt olabilirdi." Lelldorin paralanm oku yerden alm inceliyordu. "Arkasndaki tyler gevekmi," dedi parman srerek. "O yzden vzldam." Olban elinde kanl klcyla drtnala ormandan kt. "Kralie iyi mi?" diye sordu hemen. Nedense sesi histerinin eiindeydi. "iyi," dedi Barak ilgiyle ona bakarak. "Kimdi?" "Murgoydu galiba," dedi Olban. "Yanaklarnda yaralar vard." "ldrdn m?" Olban bayla onaylayarak, "iyi misiniz Kraliem?" diye sordu Ce'Nedra'ya. Ak san salar dalmt; ok gen ve ok iten grnyordu. "iyiyim Olban," dedi Ce'Nedra. "ok cesursun, ama keke tek bana gitmeseydin. Bakalar da olabilirdi." "O zaman hepsini ldrrdm," dedi Olban atele. "Size elini kaldran herkesi mahvederim." Delikanl fkeden titriyordu.
308 309
BYL ATO RlVA KRALiESi

"Sadakat size yakyor gen Olban," dedi Mandorallen. "Bence ncler karmalyz," dedi Barak Kral Rhodar'a. "En azndan bu aalarn arasndan kana kadar. Korodullin Arendi-ya'daki btn Murgolan kovacakt, ama belli ki birka tanesi kam elinden." "nc kolunun bana ben geeyim," diye yalvard Olban. "Olun ok hevesli," dedi Rhodar Brand'a. "Hevesli genleri severim." Olban'a dnerek, "Pekl," dedi. "istediin kadar adam al. Prensesin be millik evresinde Murgo grmek istemiyorum." "Grmeyeceksiniz, sz veriyorum," dedi Olban. Atn evirerek ormanda

kayboldu. Bundan sonra biraz daha dikkatle yol aldlar. Ce'Nedra konutuunda, kalabal izlemek iin stratejik noktalara okular yerletiriliyordu. Olban karanlk bir suratla nlerindeki aalklarda birka Murgo daha bulduklarn bildirdi, ama baka olay olmad. Ormandan kp merkezi Arendiya ovasna girdiklerinde yazn ilk gnyd. Oraya varana kadar Ce'Nedra neredeyse eli aya tutan her Asturyaly ordusuna katmt ve ordu arkasndan bir insan denizi gibi ovaya akyordu. Aalarn arasndan ktklarnda stlerinde masmavi bir gkyz belirdi; atlarn ayaklan altndaki ayr ise yemyeildi. "imdi nereye gidiyoruz Hametmeap?" diye sordu Mandorallen. "Vo Mimbre'ye," dedi Ce'Nedra. "Mimbre valyeleriyle konuacam. Oradan da Tolnedra'ya geeriz." "Umarm baban hl seni seviyordur Ce'Nedra," dedi Kral Rhodar. "Ran Borune'nin arkanda bu orduyla Tolnedra'ya girmeni affetmesi iin seni gerekten ok sevmesi lazm." "Babam bana tapar," dedi Ce'Nedra kendinden emin bir tavrla. Kral Rhodar pek ikna olmu gibi grnmyordu. Ordu merkezi Arendiya ovasndan bakent Vo Mimbre'ye, Kral Korodullin'in toplad Mimbre valyeleri ve yardmclaryla bulumaya doru ilerledi. Hava gzeldi; yrylerine parlak bir gne elik ediyordu. Gneli bir sabah, yola kmalarndan az sonra Leydi Polgara atn yry kolunun bandaki Ce'Nedra'nn yanna srerek, "Babanla nasl baa kacan dndn m?" diye sordu. "Emin deilim," diye itiraf etti prenses. "Muhtemelen ok zorluk karacaktr." "Boruneler hep yledir." "Ben de Borune'yim Leydi Polgara." "Biliyorum," dedi Polgara prensese dik dik bakarak. "Son birka ayda ok bydn sen canm," diye ekledi sonra. "Baka seeneim yoktu Leydi Polgara. Her ey o kadar ani oldu ki." Aklna bir ey gelen Ce'Nedra kkrdayarak, "Zavall Garion," dedi. "Neden zavall olsun?" "Ona ok kt davrandm, deil mi?" "Epeyce kt davrandn sylenebilir." "Bana nasl tahamml ettiniz?" "Sk sk dilerimizi sktk." "Benimle gurur duyard, deil mi? Ne yaptm bilseydi yani." "Evet," dedi Polgara. "Duyard." "Btn bunlar telafi edeceim," dedi Ce'Nedra. "Dnyann en iyi ei olacam ona." "ok gzel canm." "Ne baracam, ne de huysuzluk edeceim." "Tutamayacan szler verme Ce'Nedra," dedi Polgara bilge bir tavrla. "Yani," diye dzeltti kk prenses, "en azndan ok sk yapmayacam bunlar." Polgara glmsedi. "Greceiz." Mimbre valyeleri, Vo Mimbre ehrinin nndeki byk ovada kamp kurmulard. Hizmetkarlaryla birlikte gnete parlayan mthi bir ordu oluturuyorlard. "Aman tanrm," dedi Ce'Nedra, yannda Alorn krallaryla bir tepeyi ap da ehirle karlar karlamaz. "Sorun nedir?" diye sordu Rhodar. "ok kalabalklar." "istediimiz de bu deil mi zaten?" Kara sal ve kara sakall, prl prl zrhnn stne siyah kadife bir pelerin

giymi olan uzun boylu bir valye, drtnala yanlarna yaklap birka metre ilerilerinde atnn dizginlerini ekti. Onlara bakp kibar bir selam vererek, "Arendiya Kral Korodullin'den Vo Man-dor Piine selamlar," dedi. "u ii halledemedin gitti," diye mrldand Barak Mandorallen'e. "Vaktim olmad Lordum, dedi Mandorallen. valyeye dnd. "Selam olsun, valye Andorig. Selamlarmz Hametmeaplanna
310 BYL ATO
RlVA KRALiESi 311

tevdi edin ve kendisine sulh iinde geldiimizi syleyin. Mutlaka kendisi de biliyordur bunu." "Syleyeceim valye Mandorallen." "Elma aacn ne alemde Andorig?" diye sordu Barak srtarak. "Serpilip geliiyor Trellheim Lordu," dedi Andorig gururla. "Ona ok ihtimam gsterdim, mebzul miktarda mey va vereceini mit ediyorum. Eminim Kutsal Belgarath' hayal krklna uratmamm-dr." Dnerek tepeden aa inmeye balad; her yz metrede bir borusunu alyordu. "Neydi bu konu?" diye sordu Kral Anheg kzl sakall kuzenine merakla. "Daha nce buraya geldiimizde," dedi Barak, "Andorig Belga-rath'n Belgarath olduuna inanmad. Belgarath da avlunun talan arasnda bir elma aac yetitirdi bir anda. O zaman ikna oldu tabii." "Affnz dilerim," dedi Mandorallen, gzlerinde aniden beliren bir kederle. "Sevgili dostlarmn yaklatn gryorum. Hemen dneceim." Atn trsa kaldrp, ehirden kan bir valye ile bir hanma doru uzaklat. "ok iyi bir adam," dedi Rhodar uzaklaan byk valyeye bakarak. "Ama nedan bazen onunla konuurken szlerim ta duvara arp-yormu hissine kaplyorum?" "Mandorallen benim valyem," diye savunmaya kalkt onu Ce'Nedra. "Dnmesi gerekmez. Ben onun yerine dnrm." Anszn durup, "Aman tanrm," dedi, "berbat bir laf oldu bu, deil mi?" Kral Rhodar glerek, "Sen bir hazinesin Ce'Nedra," dedi. "Ama bazen azndan kan kulan duymuyor." "Kim bu insanlar?" diye sordu Ce'Nedra, Mandorallen'in Vo Mimbre kaplar nda iftle karlamasn merakla izleyerek. "Vo Ebor Baronu," dedi Durnik alak sesle, "ve kars Barones Nerina. Mandorallen ona k." "Ne?" "Her ey son derece ahlaka uygun," dedi Durnik telala. "Bata ben de anlamamtm, ama Arendiya'da byle eyler oluyormu. Mthi bir trajedi tabii. de ok ac ekiyorlar." ini ekti. "Aman tanrm," dedi Ce'Nedra dudan srarak. "Bilmiyordum. Oysa ona yle kt davrandm ki..." "Eminim seni affeder prenses," dedi Durnik. "Onun kocaman bir kalbi var." Ksa bir sre sonra Kral Korodullin de, yannda Mandorallen ve zrhl valyelerle ehirden kt. Ce'Nedra gen Arendiya Kralyla yllar nce karlamt ve onu ok gzel sesli, soluk, zayf bir delikanl olarak hatrlyordu. Bu kez yekpare bir zrh ve kzl bir pelerin giymiti. Yanlarna yaklatnda miferinin siperliini kaldrarak, "Hametmeap," diye selamlad Ce'Nedra'y ciddi bir tavrla. "Geliinizi heyecanla bekliyorduk." "Hametmeap ok nazik," diye cevap verdi Ce'Nedra. "Asturyal kuzenlerimizi seferber etmenizin hikyesini duyduk," dedi kral. "Onlar geleneksel dmanlklarn bir yana brakmaya ikna ettiinize gre, mthi bir hitabet kabiliyetiniz olmal." "Akam oluyor Hametmeap," dedi Kral Rhodar. "Hametmeap valyelerine

hitap etmek isteyecektir, izninizle tabii. Onu bir kere duyduunuzda davamz iin ne kadar kymetli olduunu anlayacaksnz." "Derhal Hametmeap," dedi Korodullin. Adamlarndan birine dnd. "Mimbre valyelerini ve hizmetkrlarn toplayn ki, Riva Kraliesi onlara hitap edebilsin." Ce'Nedra'y Arendiya ovasnda izleyen ordu da ehrin nne sel gibi akmaya balamt. Onlarn karsnda zrhlan prl pnl parlayan Mimbre valyeleri vard, iki ordu karlatnda havada phe seziliyordu. "Hemen ie koyulsak iyi olacak," dedi Kral o-Hag. "Kazayla edilecek yanl bir sz, istemediimiz tatszlklara sebep olabilir." Ce'Nedra'nn midesi bulanmaya balamt yine. Ama bu duyguya artk alt iin pek kayglanmad. Ce'Nedra'nn ordusuyla Kral Ko-rodullin'in valyelerinin tam ortasna bir platform kurulmutu. Prenses dostlannn ve Mimbre eref ktasnn eliinde platforma yaklap gergin bir halde atndan indi. "Uzun konumaktan kanma Ce'Nedra," dedi Leydi Polgara alak sesle. "Mimbreler trenden holanr; onlara resmi bir ey sunduun zaman da ta kadar sabrl olurlar. Gnein batmasna iki saat var. Konumann en heyecanl ann buna denk getirmeye al." "iki saat mi?" dedi Ce'Nedra dehetle. "Daha uzun sre istersen ate yakabiliriz," dedi Leydi Polgara. Ce'Nedra hemen konumasn uzatmaya balad kafasnda. "Herkesin beni duymasn salayacak msnz?" diye sordu Polgara'ya. "Sen onu bana brak canm."
313 312
RlVA KRALiESi BYL ATO

Ce'Nedra derin bir nefes alarak, "Pekl," dedi. "Balyoruz." Ya-nmdakilerin yardmyla platforma kt. Kendini iyi hissetmiyordu; hi iyi hissetmemiti zaten bu konumalarda, ama kuzey Arendiya'da haftalar boyu sren deneyimi, kalabalklarn ruh halini annda anlayp konumasnn temposunu buna gre ayarlamay retmiti ona. Polgara'mn da dedii gibi, Mimbreler sonsuza kadar dinleyebilecek sabra sahiptiler. stelik, burada, Vo Mimbre'nin nndeki dzlkte konumak dramatik bir hava da katyordu duruma. Torak'n kendisi de burada durup, ardnda Angarak s-rleriyle dzln kysnda parlayan ehrin surlarna saldrmt. Ce'Nedra heyecanla konuurken szler dudaklarndan akyordu sanki. Btn gzler, btn kulaklar ona ynelmiti. Leydi Polgara'mn Ri-va Kraliesinin szlerini kalabaln en uzandaki kiilere bile duyurmak iin yapt by her neyse, mkemmel iliyordu. Ce'Nedra szlerinin karsndaki kalabal, bir buday tarlasnda baaklan een rzgr gibi etkilediinin farkndayd. Sonunda, gne altn rengi bulutlar arasnda, bat ufkundan batmak zereyken, kk kralie nutkunun zirvesine ulat. "Gurur," "onur," "cesaret" ve "vazife" kelimeleri, bylenmi gibi dinleyen kalabaln kann tututurdu. Son sorusunu, batan gne dzl alev rengine boyad anda sordu: "Kim izleyecek beni?" Cevab, btn Mimbre valyelerinin kulaklar sar eden bir sesle, hep birden kllarn ekmeleri oldu. Gnete kzm zrhnn iinde ter dkmekte olan Ce'Nedra da, deti olduu zre kendi klcn ekerek atna atlad, ve artk usuz bucaksz hale gelmi olan ordusu peinde, dzlkten uzaklamaya balad. "Mthi," dediini duydu arkasndan gelen Kral Korodullin'in. "imdi neden onu izlediimizi anlamsndr herhalde," dedi Kral Anheg. "Muhteemdi!" diye haykrd Korodullin. "inann Lordlanm, bu hitabet kabiliyeti ancak tanrlarn vergisi olabilir, itiraf edeyim ki, teebbsmzn baars konusunda baz phelerim yok deildi. Ama imdi btn Angarak ordularna meydan okuyabilirim. Gkler bile bu harika ocuun yanndayken,

kaybetme ihtimalimiz yok." "Lejyonlarn ona nasl bir cevap verdiini grdmde kendimi daha iyi hissedeceim," dedi Kral Rhodar. "Onlar daha kaarlanm askerlerdir, yurtseverlik nutuklarna pabu brakmazlar." Ama Ce'Nedra bu konu zerinde almaya balamt bile. O akam adrnda tek bana oturmu salarn fralarken, meseleyi enine boyuna dnd. Yurttalarn coturacak bir eye ihtiyac vard ve bunun ne olduunu hissediyordu igdsel olarak. Anszn boynundaki gm tlsmn hafife titrediini hissetti. Daha nce hi byle bir ey yapmamt. Ce'Nedra frasn brakp, elini tlsma dedirdi. "Beni duyduunu biliyorum baba," diyordu Polgara'mn sesi. Ce'Nedra'nn zihninde, mavi pelerinine brnm, bir tepede duran Polgara'mn sureti belirdi birden. "Sinirlerin yatt m?" Belgarath'n sesi temkinliydi. "Bunu baka zaman konuuruz. Neler yapyorsunuz?" "u anda boazma kadar sarho Nadraklara batm haldeyim. Yar Nadrak'ta bir meyhanedeyiz." "Tahmin etmeliydim. Garion iyi mi?" "Tabii iyi. Ona bir ey olmasna izin vermeyeceimi bilirsin Pol. Siz neredesiniz?" "Vo Mimbre'deyiz. Arendleri orduya kattk, yarn sabah Tolned-ra'ya geiyoruz." "Ran Borune bundan pek holanmayacak." "Baz avantajlara sahibiz. Ordunun banda Ce'Nedra var." "Ce'Nedra m?" Belgarath hayretler iinde kalmt. "Kitap'taki o blm bu anlama geliyormu meerse. Arendleri olmu armut gibi toplad." "ok ilgin." "Gney Murgolannn Rak Goska'da toplandndan haberin var m?" "Baz dedikodular duymutum." "Bunun ileri deitirdiinin farkndasndr herhalde." "Belki. Ordudan kim sorumlu?" "Rhodar." "Gzel. Ona mmkn olduu kadar byk atmalardan kanmasn syle, Pol; ama Angaraklar benden uzak tutun." "Elimizden geleni yapacaz." Polgara bir an tereddt ettikten sonra, "Sen iyi misin baba?" diye sordu temkinli bir sesle. Her nedense bu nemli bir soru gibi tnlamt. "Glerimin yerinde olup olmadn m soruyorsun?" Belgarath pek eleniyormu gibiydi. "Garion bundan kayglandnz syledi."
314
BYL ATO

"Ona azn amamasn sylemitim." "Sylediinde zaten sorunun bir nemi kalmamt." "Yani... Yani hl...?" "Her ey eskisi gibi Pol," dedi ihtiyar. "Garion'a sevgilerimi ilet." "Tabii. Bunu alkanlk haline getirme, ama arada srada haberleelim." "Peki baba." Ce'Nedra'nn elindeki tlsm tekrar titredi. Sonra Polgara'nn kararl sesi duyuldu. "Pekl Ce'Nedra," dedi byc. "Artk kap dinlemeyi brakabilirsin." Ce'Nedra sulu bir tavrla elini ekti madalyondan. Ertesi sabah yola kmadan nce, Ce'Nedra Durnik'le Barak' artt. "Btn ordudaki her kuru Angarak altnn istiyorum," dedi onlara. "Her

metelii. Gerekirse hepsini satn aln, ama elinize geirebildiiniz btn kzl altn bana getirin." "Bize sebebini sylemeyeceksin herhalde," dedi Barak eki bir suratla. Dev adam daha gne domadan yatandan kaldrlmaktan pek holanmamt. "Ben Tolnedralym," dedi prenses. "Yurttalarm tanrm. Biraz yeme ihtiyacm olacak."

YRM YEDNC BLM

OLNEDRA MPARATORU XXIII. Ran Borune fkeden kudu-ruyordu. Ce'Nedra babasnn grmedikleri bir yl boyunca gzle grlr ekilde yalanm olduunu ii burkularak fark etti ve keke bu grme daha iten geebilecek olsayd diye dnd. imparator lejyonlarn kuzey Tolnedra'da toplam ve Vordue ormanndan kan Ce'Nedra'nn ordusunu karlamt. Hava scakt; lejyonlarn kzl sancaklar, parlak elikten bir denizin iinden ykselerek yaz rzgrnda tehditkr bir ekilde dalgalanyordu. Lejyonlar bir dizi alak tepenin stne konulanm, Ce'Nedra'nn ordusuna tepeden bakyor, bu konumlaryla da taktik stnl ellerinde bulunduruyorlard. imparatorla konumak iin atlarndan inerlerken, Kral Rhodar bu durumu gen kralieye aklamaya almaktayd. "Burada olay karmak istemiyoruz," dedi. "En azndan biraz kibar davranmaya a-h." "Ne yaptm biliyorum Hametmeap," dedi Ce'Nedra burnu havada, miferini karp salarn dzeltirken. "Ce'Nedra," dedi Rhodar kolundan skca yakalayarak. "Arendiya kancasna ayak bastmzdan beri doalama oynuyorsun. Bir dakika sonra bile ne yapacan bilmiyorsun. Tolnedra lejyonlarna yoku yukar saldrmay kesinlikle istemiyorum. O yzden babana uygarca davran, yoksa seni dizime yatrp pataklarm. Anladn m?" "Rhodar," dedi Ce'Nedra dehetle. "Azndan kan kulan duysun." "aka yapmyorum," dedi Rhodar. "O yzden davranlarna dikkat et kk hanm." "Tabii ki dikkat edeceim," dedi Ce'Nedra. Sonra gzlerini krpRlVA KRALiESi

317 316

BYL ATO

trarak, utanga kk kz tavryla Rhodar'a bakarak, "Beni hl sevi yor musun Rhodar?" diye sordu minik bir sesle. Rhodar aresiz bir tavrla bakakahnca da koca gsne vurarak, "Her ey yolunda yleyse," dedi. "ite babam geliyor." "Ce'Nedra," diye haykrd Ran Borune fkeyle, hzla yanlarna yaklarken. "Ne yaptn sanyorsun sen?" imparator altn kabartmal bir zrh giymiti; Ce'Nedra'ya biraz apalca geldi bu kyafeti. "Geiyorduk babacm," dedi elinden geldiince yumuak bir tavrla. "Sen iyi misin?" "Sen snrlarm ihlal edene kadar iyiydim. Bu orduyu da nereden buldun?" "uradan buradan baba." Omuz silkti. "Konumamz gerek. zel olarak." "Sana syleyecek hibir eyim yok," dedi kel kafal kk adam. "Bu orduyu Tolnedra topraklarndan karana kadar seninle konumay reddediyorum." "Aman baba," dedi Ce'Nedra. "ocukluketmeyi brak." "ocukluk mu?" diye patlad imparator. "ocukluk ha!" "Hametmeap yanl kelime setiler belki de," diye araya girdi Rhodar, Ce'Nedra'ya ters ters bakarak. "Bazen pek diplomatik davranmadn biliyoruz hepimiz." "Burada ne iin var Rhodar?" diye sordu Ran Borune. Etrafn saran dier krallara bakt. "Alornlar neden Tolnedra'y igal ediyor?" "igal etmiyoruz Ran Borune," dedi Anheg. "igal etseydik, ardmzda yanm ehirlerin ve kylerin duman tterdi. Bizim nasl savatmz bilirsin." "yleyse ne yapyorsunuz burada?" Kral o-Hag her zamanki sakin sesiyle cevap verdi. "Hametmeaplarnn da syledii gibi, Dou'ya giderken yolumuz dt." "Peki Dou'da ne yapmay dnyorsunuz?" "Oras bizim bileceimiz i," dedi Anheg. "Biraz uygar olmaya al," dedi Leydi Polgara erek Kralna, imparatora dnd. "Babamla ben geen yaz sana neler olduunu anlatmtk. Dinlemedin mi?" "O kzm karmanzdan nceydi," dedi imparator. "Ne yaptnz ona? Eskiden de ba belasyd, ama imdi tam bir doal afet olmu." "ocuklar byr Hametmeap," dedi Polgara feylesof edasyla. "Ama kralienin nerisi haklyd. Konumamz lazm, mmknse zel olarak." "Hangi kralieden bahsediyoruz? diye sordu imparator alayla. "Ben burada kralie filan grmyorum." Ce'Nedra'nn baklar sertleti. "Baba," dedi hrsla. "Ne olup bittiini biliyorsun. imdi oyun oynamay brak da mantkl mantkl konualm. ok nemli bu." "Asaletmeap benim oyun oynamadm bilecek kadar iyi tanrlar beni," dedi Ran Borune buz gibi bir sesle. "Hametmeap," diye dzeltti Ce'Nedra. "Asaletmeap," diye srar etti babas. "Hametmeap," diye tslad prenses sesi bir oktav tizleerek. "Asaletmeap," diye hrlad Ran Borune sklm dilerinin arasndan. "Ordularn nnde mark ocuklar gibi kavga etmemiz art m?" diye sordu Polgara sknetle. "Hakl," dedi Rhodar Ran Borune'ye. "Burada pek aptal gibi grnyoruz. En azndan grnty kurtaralm."

318

imparator istemeye istemeye omuzunun stnden biraz gerideki tepelere yerlemi lejyonlarna bakarak, "Pekl," dedi. "Ama unun bilinmesini istiyorum ki, sizinle konuacam tek konu ordunuzun Tolnedra topraklarndan ekilmesi olacak. Beni izlerseniz, adrma gidelim." "Yani lejyonlarnn tam ortasna, yle mi?" dedi Kral Anheg. "Kusura bakma Ran Borune, ama o kadar da aptal deiliz. Niye benim adrma gitmiyoruz?" "Ben de aptal deilim Anheg," dedi imparator. "izninizle," dedi Kral Fulrach yumuak bir sesle, "u bulunduumuz noktann aa yukar tarafsz olduunu kabul edemez miyiz, ileri kolaylatrmak asndan?" Brendig'e dnd. "Albay, buraya byk bir adr kurdurur musunuz ltfen?" "Derhal Hametmeap," dedi ciddi yzl albay. "Grdnz gibi, Sendar pratikliinin bir efsane olmad bir kez daha kantland," dedi Rhodar srtarak. imparator buna da eki bir bakla karlk verdi, ama sonra grg kurallarn hatrlayarak. "oktandr grmedik Fulrach," dedi. "Layla iyi mi?" "Selam syledi," dedi Sendarya Kral kibarca. "Sen akll adamsndr Fulrach," diye patlad imparator. "Bu ilBYL ATO

gnca macerada ne iin var?" "Bu da zel olarak tartmay istediimiz konulardan bir deil mi?" diye araya giriverdi Polgara. "Tahta kimin geecei konusundaki kavga ne alemde?" diye sordu Rhodar havadan sudan bahseder gibi. "Hl havada," diye cevap verdi Ran Borune ayn tavrla. "Ama Honeth'ler glerini birletirmeye baladlar." "Yazk," diye mrldand Rhodar. "Honeth'lerin ad pek iyiye kmamtr." Albay Brendig komutasnda birtakm Sendarya askeri, ayrln biraz ilerisinde iri, rengrenk bir adr kurmaya balad. "Dk Kador'la hesaplatn m baba?" diye sordu Ce'Nedra. "Dk Hazretleri hayatn arlna dayanamad," dedi Ran Borune kk bir kahkaha atarak. "Dikkatsiz biri hcresinde biraz zehir brakm, o da tadna bakaym demi. Muhteem bir cenaze treni yaptk." Ce'Nedra glmsedi. "Kardma zldm." "adr hazr," dedi Fulrach. "ieri girelim mi?" adra girip askerlerin ortaya yerletirdii byk masaya oturdular. mparatorun protokol efi Lord Morin, Ce'Nedra'nn sandalyesini tuttu. "Sal nasl?" diye fsldad Ce'Nedra kahverengi cppeli brokrata. "Pek iyi deil prenses," dedi Morin. "Yokluunuz onu itiraf etmek istemedii kadar ok zd." "Yemeklerini doru drst yiyor mu bari? Dinleniyor mu?" "Elimizden geleni yapyoruz Asaletmeap," dedi Morin omuzlarn silkerek. "Ama babanz idare etmesi kolay bir insan deil." "lac yannda m?" "Tabii Asaletmeap, onu almadan hibir yere gitmem." "iimize bakalm," diyordu Rhodar. "Taur Urgas bat snrm kapatt, gney Murgolan da Rak Goska evresinde konulandrldlar. Mallorya mparatoru 'Zakath, Thull Zelik dnda bir s kurup birliklerini gemilerle buraya aktaryor. Vaktimiz kalmad Ran Borune." "Taur Urgas'la grmeler sryor," dedi mparator. '"Zakath'a da hemen tam yetkili bir eli yollayacam. Eminim savaa gerek kalmadan halledilebilir btn bunlar." "Taur Urgas'la dilin kopana kadar konuabilirsin," diye homurRlVA KRALiESi 319

dand Anheg. '"Zakath ise kim olduunu bile bilmiyordur senin, bilse de umursamaz. Glerini birletirdiklerinde saldrya geecekler. Bu sava engellemek mmkn deil. Bence iyi de oldu. u Angaraklann iini bitirelim artk." "Pek medeni bir tavr deil bu Anheg," dedi Ran Borune. "mparator Hazretleri," dedi Kral Korodullin resmi bir tavrla. "erek Kral heyecanla konuuyor olabilir, ama sylediklerinde byk hakikat pay var. Dou'dan gelecek bir istilann tehdidi altnda yaamaya mecbur muyuz ebediyen. Bu ii kendimiz halletsek daha iyi olmaz m?" "ok ilgin bir sohbet, ama bunlarn hibirine gerek yok," diye araya girdi Ce'Nedra soukkanllkla. "nemli olan u: Riva Kral geri dnd; Tolnedra da Vo Mimbre Anlamas'na gre onun nderliini kabul etmek zorunda." "Olabilir," dedi babas. "Ama gen Belgarion'u gremiyorum. Bir yerde mi unuttunuz? Yoksa Riva'daki mutfakta bulak ykasn diye orada m braktnz?" "Bu sana hi yakmad baba," dedi Ce'Nedra fkeyle. "Batnn Hkmdarnn sana ihtiyac var. Anlama kurallarna uymay reddederek btn Boruneleri ve Tolnedra'y rezil mi edeceksin?" "Hayr kzm," dedi mparator elini kaldrarak. "Tolnedra imzalad her anlamann her maddesine titizlikle uyar. Anlama Belgari-on'a boyun ememi sylyor, ben de yle yapacam. Hele bir gelsin de ne istediini sylesin bakalm." "Ben onun adna davranyorum," dedi Ce'Nedra. "Anlama'da bu yetkinin devredilebilir olduuna dair bir madde hatrlamyorum." "Ben Riva Kraliesiyim," dedi Ce'Nedra fkeyle; "Belgarion ortak ynetim yetkisini kendi eliyle tand bana." "Dn gizlice yapld herhalde. Beni armamanza alndm dorusu." "Dn vakti geldiinde yaplacak baba. Bu arada ben Belgarion ve Riva adna konumaya yetkiliyim." "stediin kadar konu kzm," dedi babas omuz silkerek. "Ama ben dinlemek zorunda deilim. u anda sen sadece Riva Kralnn ni-anlssn. Kars ve kraliesi deilsin. Eer kanunlara kelimesi kelimesine uyacaksak, evlendiin gne kadarda benim otoriteme tabisin. Eer zr dileyip o salak zrh karr, doru drst bir ey giyersen,
320
BYL ATO RlVA KRALiESi 321

seni affederim belki. Yoksa seni cezalandrmak zorunda kalacam." "Cezalandrmak m? Cezalandrmak ha!" "Bana barma Ce'Nedra," dedi imparator fkeyle. "ler hzla ktye gidiyor," diye fsldad Barak Anheg'e alayla. "Ben de fark ettim," dedi Anheg. "Ben Riva Kraliesiyim," diye haykrd Ce'Nedra babasna. "Sen salak kzn tekisin" diye haykrd babas. "Bu kadar yeter baba," dedi Ce'Nedra ayaa frlayarak. "Lejyonlarnn komutasn derhal bana devredeceksin, sonra da Tol Honeth'e dneceksin ki hizmetkrlarn seni battaniyelere sarp lapayla beslesinler Belli ki iime yaramayacak kadar bunamsn." "Bunadm m?" diye grledi imparator ayaa frlayarak. "Ykl karmdan! Bu le kokulu Alorn ordunu da topraklarmdan kar, yoksa lejyonlarma sizi atmalarn emredeceim." Ce'Nedra ona aldrmadan adrn kapsna yrmeye balamt bile. "Geri dn!" diye haykrd imparator. "Daha lafm bitmedi." "Bitti baba," diye haykrd Ce'Nedra. "imdi benim syleyecek laflarm var. Barak, eyerine baladn torbaya ihtiyacm olacak." adrdan frlayp fkeden

deli gibi sylenerek atna atlad. "Ne yaptn bildiinden emin misin?" diye sordu Barak. Anga-rak altn torbasn onun eyerine balarken. "Tamamiyle," dedi Ce'Nedra ok sakin bir sesle. Barak'n gzleri ksld. "Kendini ok abuk topladn bakyorum." "Hi kaybetmemitim ki Barak." "ieride numara m yapyordun yani? "Tabii ki. En azndan ksmen. Babamn kendine gelmesi bir saat kadar alr, o zaman da ok ge olacak. Rhodar'a orduyu harekete hazr hale getirmesini syle. Lejyonlar da bize katlacak." "O da nereden kt?" "imdi onlar almaya gidiyorum." adrdan kan Mandorallen'e dnerek, "Nerede kaldn?" diye sordu. "Gel haydi, bir refakatiye ihtiyacm var." "Nereye gidiyoruz?" diye sordu valye. Ce'Nedra, "Grrsn," diyerek atn evirdi ve tepe yukar, toplu haldeki lejyonlara doru ilerledi. Barak'la bir bakan Mandorallen de atna atlayp onu izledi. nden giden Ce'Nedra, elini tlsma dedirerek, "Leydi Polgara," diye fsldad. "Beni duyuyor musunuz?" Tlsmn bu ekilde ie yarayacandan emin deildi, ama denemek zorundayd. "Leydi Polgara," diye fsldad yeniden, biraz telala. "Ne yapyorsun Ce'Nedra?" diyen Polgara'mn sesini aka duydu kk kralie. "Lejyonlarla konuacam," dedi Ce'Nedra. "Hepsinin beni duymasn salayabilir misiniz?" "Evet, ama lejyonlar yurtseverlik nutuklarndan pek etkilenmeyeceklerdir. " "Onlar iin baka bir nutkum var." "Baban burada kriz geiriyor. Az kprmeye balad." Ce'Nedra zntyle iini ekerek, "Biliyorum," dedi. "Sk sk olur. ilac Lord Morin'in yannda. Ltfen dilini srmasna engel olun." "Bunu bile bile yaptn, deil mi Ce'Nedra?" "Lejyonlarla rahata konumak iin zamana ihtiyacm vard," dedi prenses. "Krizden zarar gelmez. Hayat boyunca hep geirdi bu krizleri. Kriz bitince burnu kanar ve mthi ba arr. Ltfen ona iyi bakn Leydi Polgara. Onu gerekten seviyorum, biliyorsunuz." "Elimden geleni yaparm. Ama sonra bu konuda uzun bir konuma yapacaz seninle. Yaplacak ey vardr, yaplmayacak ey vardr." "Baka seeneim yoktu Leydi Polgara. Garion iin yapyorum bunu. imdi lejyonlarn beni duymasn salayn. ok nemli bu." "Peki Ce'Nedra, ama sakn aptalca bir ey yapma." Ce'Nedra hzla karsnda dizilmi sancaklar inceleyip, iyi tand Seksen nc Lejyonun amblemini seerek atn o yne srd, ilk olarak kendisini ahsen tanyacak ve onun kim olduuna ordunun geri kalanna kar kefil olacak kiilerin karsna kmalyd. Seksen bir tren ktasyd ve karargh geleneksel olarak Tol Honeth'deki imparatorluk saraynn bahesindeydi. Seme bin askerden oluuyordu ve grevi saray muhafzlyd. Ce'Nedra'nn Seksen n btn askerleriyle gz ainal vard, ounun adn bile biliyordu. Kendine gvenen bir havada yanlarna yaklat. "Albay Albor," diye kibarca selamlad Seksen n iri yan, krmz suratl ve akaklarna hafife kr dm komutann. "Asaletmeap," diye saygyla selam verdi albay. "Sarayda yokluunuzu ok hissettik."
322

BYL ATO

Ce'Nedra bunun yalan olduunu biliyordu. Kendisinin zel muhafzl grevi kararghta zar atarak datlrd. Zarda kaybeden alrd grevi. "Sizden kk bir ricam olacak Albay," dedi elinden geldiince batan kanc bir tavrla. "Elimden gelen bir eyse tabii Asaletmeap," dedi Albor ihtiyatla. "Babamn lejyonlarna hitap edeceim, kim olduum konusunda kukular olmasn istiyorum," dedi scak ve sahtekr bir tavrla glmseyerek. Albor Horb ailesindendi, o yzden Ce'Nedra ondan pek holanmazd. "Seksen nc Lejyonun elinde bydm iin, siz benim kimliime kefil olabilirsiniz." "Haklsnz Asaletmeap," dedi Albor. "Dier lejyonlara ulaklar gnderip kim olduumu bildirebilir misiniz acaba?" "Derhal Asaletmeap," dedi Albor. Bu ricada tehlikeli bir yan grememiti. Ce'Nedra adamcaza acd. Seksen n askerleri sarayn rahatna alp biraz ya balam olduklarndan, ulaklar ar tempoyla dier lejyonlara dald. Ce'Nedra bir yandan Albay Albor ve subaylaryla muhabbet ederken, bir yandan da babasnn kriz geirmekte olduu adra ve Tolnedra genel kurmay heyetinin bulunduu altn renkli tenteye bakyordu. Merakl bir subayn ortaya kp ne yaptn sormas hi iine gelmezdi u anda. Sonunda daha fazla gecikmenin tehlikeli olabileceine karar verdiinde, zr dileyerek yanlarndan ayrlp herkes tarafndan grlebilecei bir noktaya srd atn. "Borunu al Mandorallen," dedi valyesine. "Kendi kuvvetlerimizden epeyce uzaktayz Hametmeap," dedi Mandorallen. "Ltfen hitabnzda ihtiyatl olunuz. Ben bile Tolned-ra'nn btn lejyonlanyla karlamakta zorluk ekebilirim." "Bana gven Mandorallen," dedi Ce'Nedra glmseyerek. "Hayatm sizindir Hametmeap," diyerek borusunu kaldrd valye. Boru sesi sona ererken, Ce'Nedra o tandk mide bulantsyla, zengilerinin zerinde dorularak, "Lejyonerler," dedi. "Ben imparatorunuzun kz Prenses Ce'Nedra'ym." Dnyadaki en iyi al deildi belki, ama bir yerden de balamas lazmd; bu ateli bir nutuktan ziyade bir tiyatro gsterisi olacakt. O yzden biraz sakaletten zarar gelmezdi.
RlVA KRALiESi 323

"Size iiniz rahat etsin demeye geldim," diye devam etti Ce'Nedra. "Karnzda duran ordu bar iin geldi buraya. Bu yeil ayr, bu kutsal Tolnedra topra sava meydan olmayacak bugn. En azndan bugn, lejyonerler imparatorluu savunmak iin kanlarn dkmeyecekler." Lejyonlardan bir rahatlama dalgas geldi geti. Asker ne kadar profesyonel olursa olun, savatan kanmak iyi haberdir daima. Ce'Nedra derin bir nefes ald. Bir numara gerekiyordu imdi, laf sylemek istediklerine evirebilecek bir numara. "Bugn yarm pirin kronunuz iin lmek zorunda kalmayacaksnz." Yarm pirin kron, standart lejyoner gndeliiydi. "Ama yann iin sz veremem size. Kimse imparatorluun sizden ne zaman hayatnz feda etmenizi isteyeceini bilemez. Belki yann gl bir tccarn karn korumak iin lejyonerlerin kanlarn dkmesi gerekebilir." Ellerini aresizce iki yana at. "Ama zaten hep byle deil miydi? Lejyonerler pirin iin lsnler ki, bakalar altnlar toplayabilsin." Askerlerden alayc glmeler ykseldi bu sz zerine. Ce'Nedra babasnn askerlerinin muhabbetlerinden, bu yaknmann her lejyone-rin dnya grnn merkezinde yattn biliyordu. "Kan ve altn -Bizim kanmz, onlarn altn," lejyonlarn ataszyd neredeyse. Onu dinliyorlard artk. Mide bulants azald, sesi glendi. Sonra onlara bir hikye anlatt; ocukluundan beri en az yarm dzine

versiyonunu duyduu bir hikyeyi. Grevini yapp parasn biriktiren bir askerin hikayesiydi bu. Kars da bir lejyonerle evli olmann getirdii zorluklara ve ayrlklara gs germiti. Lejyondan tezkeresini aldnda evine dnp kk bir dkkn satn alm, yllar sren fedakrlklarnn mkfatn grmeye baladna inanmt. "Sonra bir gn kars hastaland," diye devam etti Ce'Nedra hikyeye. "Doktorun creti ise ok yksekti." Konuurken bir yandan da eyerine bal altn torbasn zyordu. "Doktor bu kadar para istedi ondan," dedi torbadan kan krmzs Murgo altn alp havaya kaldrarak. "Lejyoner zengin bir tccara gidip doktora verecei paray dn ald. Ama ou doktor gibi bu da arlatann tekiydi, o yzden paray havaya atm oldu." Ce'Nedra ok sradan bir ey yapyormu gibi altnlar arkasndaki imenlere alverdi. "Askerin iyi ve sadk kars ld. Asker tam onun matemini tutarken zengin tccar gelip, 'Sana dn verdiim para nerede?' diye sordu." altn daha alp havaya kaldrd. '"Nerede doktorun cretini demen iin verdiim kzl al324 BYL ATO
RlVA KRALiESi 325
r

-r

tnlar?' Ama lejyonerin altn yoktu. Elleri bombotu." Ce'Nedra parmaklarn ap altnlar yere brakt. "Bylece tccar, alacana karlk lejyonerin dkknna el koydu. Zengin daha zengin oldu. Peki lej-yonere ne oldu? Adamcazn bir klc vard tabii, yi bir asker olduu iin klcn bileli tutmutu hep. Karsnn cenazesinden sonra klcn alp krlara gitti ve ucunu karnna dayayp stne kapakland. Bu hikye de bylece bitti." Onlar tavlamt artk. Anlatt hikye bilinmeyen bir ey deildi, ama saa sola sat altnlar yeni bir hava getirmiti. Birka An-garak altn daha alp ilk kez gryormu gibi bakarak, "Neden son zamanlarda grdmz btn altnlar krmz dersiniz?" diye sordu. "Benim bildiim altn san olur. Btn bu krmz altnlar nereden geliyor?" "Cthol Murgos'tan," diye haykrd baz askerler. "Yaa," dedi prenses altnlara eki bir yzle bakarak. "Murgo altnnn Tolnedra'da ne ii var?" Altnlar frlatp att. Lejyonlarn elik disiplini sarslr gibi oldu, askerler ellerinde olmadan bir adm attlar ona doru. "Tabii sradan askerlerin pek krmz altn grd yok. Bir Murgo neden sradan bir askere rvet versin ki, subaylar ya da lejyoner-lerin ne zaman, nerede kan dkeceklerine karar veren gl adamlar varken?" Baka bir altn alp bakt. "Biliyor musunuz, galiba bunlarn hepsi Cthol Murgos'tan gelmi," dedi altn atarken. "Ne dersiniz, Murgolar Tolnedra'y satn almaya m alyorlar acaba?" fkeli homurdanmalar duyuldu. "Niyetleri buysa, Angarak krallklarnda bu altnlardan daha ok olmal, deil mi? Bu konuda ok hikye duydum. Cthol Murgos madenlerinin dipsiz olduunu, Gar og Nadrak'ta nehirlerin dipteki altn yznden kzl aktn sylemezler mi zaten? Dou lkelerinde altn toprak kadar ucuz olmal." Bir altn daha alp baktktan sonra frlatp att.

Lejyonerler bir adm daha attlar. Subaylar durmalar iin emirler yadrdlarsa da, kendileri de prensesin altnlar frlatp durduu imenlere hevesle bakyorlard. "Belki de ordum Angarak lkelerinde ne kadar altn olduunu grme frsat bulur," dedi Ce'Nedra onlara. "Murgolar bu tr numaralan Arendiya'da, Sendarya'da ve Alom krallklarnda da eviriyorlar. On-lan cezalandrmaya gidiyoruz biz de." Aklna bir ey gelmi gibi durdu. "Ordumda her zaman iyi askerlere yer var," dedi dalgn dalgn. "Lejyonerlerin lejyonlanna sadk ve Tolnedra sevgisiyle dolu olduunu biliyorum, ama belki aranzda gnde yarm kron cretten tatmin olmayanlar vardr. Bu kiiler orduma katlrlarsa sevinirim." Tkenmeye yz tutan torbasndan bir altn daha ald. "ie bakn, bir Murgo altn daha," dedi yere brakrken. Lejyonlardan hep bir azdan bir inilti ykseldi. Prenses iini ekerek, "Ama bir eyi unutuyoruz," dedi. "Ordum hemen yola kyor. Oysa sizin izin almanz haftalar srer." "zin kimin umurunda," diye haykrd biri. "Askerden kamay dnmyorsunuz herhalde," dedi Ce'Nedra dehetle. "Prenses altn veriyor!" diye haykrd bir bakas. "Pirin metelikler Ran Borune'nin olsun." Ce'Nedra elini torbaya daldnp son altnlan da kararak, "Sahiden beni izleyecek misiniz?" diye sordu en masum sesiyle. "Srf bunun iin?" Son altnlar da yere att. imparatorun genel kurmay tam o anda hayati bir hata yaparak, prensesi tevkif etmek iin bir atl birlii yollad. Ce'Nedra'nn paralar sat yere doru drtnala giden atllan gren lejyonerler, niyetlerini yanl anlayp tamamen daldlar. Ordu yerdeki paralar toplamaya koarken subaylan ineyip geti. "Ne olursunuz emniyetli bir yere ekilelim Hametmeap," dedi Mandorallen klcn ekerek. "Bir saniye valye Mandorallen," diye cevap verdi Ce'Nedra sknetle. Kendisine doru koan a gzl lejyonerlere bakarak, "Ordum hemen yola kyor," dedi. "Eer imparatorluk Lejyonlar bize katlmak istiyorlarsa, ho geldiler." Sonra atn dndrp, yannda Mandorallen, kendi kuvvetlerine doru ilerlemeye balad. Ardnda binlerce ayan uygun adm yrdn duydu. Lejyon-lann iinde birileri "Ce'Nedra! Ce'Nedra!" diye tempo tutmaya balad, herkes de buna ayak uydurdu. Prenses Ce'Nedra gnete parlayan salan uuarak drtnala yoluna devam etti; isyanc lejyonlar da ardndan geliyordu. Prenses szlerinin tmnn aldatmacadan ibaret olduunu ok iyi biliyordu. As-turya ormanlanndan ve Mimbre ovasndan toplad Arendler nasl kolay bir zafere ulaamayacaklara, bu lejyonerler de umduklan serveti bulamayacaklard. Umutsuz bir sava iin toplamt bu orduyu.
326
BYL ATO

Garion'un ak iindi her ey; belki de ondan da daha byk bir ey iin. Eer yazglarn kontrol eden Kehanet ondan bunu bekliyor-duysa, kar kmas mmkn deildi zaten. nlerinde ne byk aclar yatarsa yatsn, bu kadarn baarmt ite. Ce'Nedra hayatnda ilk kez kaderinin kendi elinde olmadn kabul ediyordu. Kendisinden ok daha gl bir ey ynetiyordu onu; o da itaat etmeliydi. Binlerce yl yaayan Polgara ve Belgarath kendilerini bir fikre, bir kavrama adayabilirlerdi belki, ama henz on alt yanda olan Ce'-Nedra'nn

balanmak iin daha insanca bir eye ihtiyac vard. u anda, Gar og Nadrak ormanlarnda bir yerlerde kum rengi sal, ciddi yzl bir delikanlnn gvenlii, hatta hayat onun abalarna balyd. Prenses sonunda aka teslim olmutu. Kendi kendine Garion'un gvenini boa karmayacana yemin etti. Bu ordu yetmezse, bedeli ne olursa olsun bir ordu daha toplayacakt. Ce'Nedra iini ekerek omuzlarn dikletirdi ve gneli ayrda Tolnedra lejyonlarn ordusuna katmaya yrd.

Belgariadm Drdnc Kitab burada sona enyor.

Beinci Kitap olan Efsuncunun Son Oyunu'nda Belgarion habis Torak'la karlaacak ve insanlarn, tanrlarn ve Kehanetlerin kaderini tayin ederek bu destan sona erdirecek.