Вы находитесь на странице: 1из 65

Tariel Putkaradze

Kartveller

Gür cüler

Tarihsel Yerleşim
Anadili
Lehçeler

2005
Gürcü/Kartvel dilinden Türkçe'ye Abdullah ZORLU
(Arçil ZOİDZE), Giga KAMUŞADZE tercüme etmişlerdir.
Kitabın hazırlamasında emekleri geçen Lela
GACHECHILAZDE ile Yasin MSHALADZE'YE ve Roin
KAVRELİŞVİLİ'YE teşekkürlerimi bir borç biliyorum.

Gürcüceden İnglizce'ye İrine KUTSİA

76
ÖN SÖZ

Bir ulusun dilini öğrenmeden, o ulusun yazılı kaynaklar öncesi


tarihini öğrenmek mümkün değildir. Bunun yanı sıra, Kitabı Mukaddes’in
yazılmasından bu yana, ulus (etnik anlamıyla) ve dil neredeyse eşit
anlamlı kelimeler olmuştur. Örneğin Kartvelgil bilinçde, eskiden beri dil,
ul us ve devle t birbirlerinin yerini alabilmektedir.
Giorgi Merçule’ye göre “Gürcü/Kartvel dili ile Hıristiyanlık
ibadetinin yapıldığı ülkelere (bölgelere) Gürcistan denir”.
Grigol Orbeliani, “Dil ölünce ulus da ölür” der.
İlia Çavçavadze’ye göre “Dil ulusun tarihi... ulusun kimliğinin ilk
işaretidir”. Vaja Pşavela “Ulus dilin annesidir” demiştir.
Zviad Gamsahurdia’ya göre de “Diğer eski dillerde olduğu gibi
Kartvel dilinde de dil sadece dil anlamına değil, halk, ulus, nesil anlamına
da gelir.”
V.Hum boldt, L. Vais berger, G. Rami şvili gib i bilim adamları,
ul us ’u dil birl iği ol ar ak nitelemişlerdir.
Ulus ile dil arasındaki ilişkiyi başka bir yönden de ele alabiliriz.
Bilindiği gibi dünyada varolan, dil veya lehçe denen dilsel birimler,
yalnızca linguistik (fonetik, morfolojik, sentaks, sözcüksel, semantik)
parametrelerle değil, belli bir halkın etnokültürel - ulusal yaklaşımıyla da
ele alınmaktadır. Eğer belli bir toplum, kendini bağımsız bir ulus veya
ulusal birlik olarak tanımlıyorsa, konuştuğu dilsel birim de dil ya da lehçe
olarak adlandırılır. Bir toplumu tanımlayan en önemli unsurlardan biri
yalnızca genetik kodu değil, aynı zamanda o toplumun yazılı ve yazısız
kendi kültürel tarihidir. Bundan dolayı bir halkın tarihi, o halkın yeni
kuşaklarına veya yabancılara, gene o halkın dilinin tarihi ile birlikte
verilmelidir. Kuşkusuz bu kolay çözülecek bir sorun değildir.
Aç ıkl ama : Modern araştırmalarda, belli bir devletin bütün nüfusunun, tek
bir ulus olarak gösterilmesi gibi bir çaba söz konusudur. Bu durumda da,
ülkenin asıl nüfusu ile, resmi dil tarihinin karşılaştırılması gerekliliği ortaya

77
çıkmaktadır.
Her insanın kendi dilsel - etnik - devlet tarihini bilme hakkı vardır.
Oysa farklı bir etno içinde yaşayan kişilerin, her zaman objektif bilgi alma
şansları yoktur.
Her ulusun tarihinin birkaç anlatımı vardır. Bu bilinen gerçek,
tarihin objektif olarak öğrenilebilmesini zorlaştırmaktadır. Geçmişi
herkesce bilinen bir ülkenin tarihi, ülke yönetiminin veya komşu
devletlerin tarihçileri tarafından yazılmaktadır. Bununla birlikte, halkın
bilincinde, geçmişte yaşanmış bazı olaylar unutulmaz ve bu olaylar
kuşaktan kuşağa aktarılarak efsaneye dönüşecek kadar biçim
değiştirebilir. Sonunda araştırmacılar, efsanelerden, belgesel
kaynaklardan veya yeraltındaki arkeolojik buluntulardan gerçeğe yakın
tarihi ortaya koyarlar. Buna rağmen bazı araştırmacılar da, kendi ulusal -
dilsel nedenlerinden veya kişisel yaklaşımlardan dolayı, öznel
olabilmektedirler.
Gerçek tarih ve dil araştırmaları bilindiği üzere, ne yazık ki güçlü
emperyalist devletlerin isteğine uygun biçimde yapılmaktadır. Son
yüzyıllarda Gürcü/Kartvel ulusunun tarihi, kültürü ve dil tarihi, genelde
emperyalizm şeması kullanılarak yazılıyordu. Bilimsel araştırmalar
platformuna Ilia Çavçavadze’nin getirdiği “Ka rtvel gil to plul uk lar ile,
es ki Ön Asy a dünya sı ara sınd aki il iş kil er” konusu, Iv. Cavahişvili
ve Arn. Çikobava’ nın ortaya attıkları “İb eryalı - Ka fk asy alı diller in
akr ab alık teori si” itibar görmüyor, bu uluslar arasında nedense çok az
ilişki bulunduğu sanılıyordu. Öte yandan Gürcistan - Rusya “dostluğu?”
bilinçli olarak sürekli vurgulanıyordu. Kartvelgil lehçeler ayrı diller
olarak tanımlanmıştı. (Buna göre Gürcülük Kartlel, Hevsur, Tuş, Svan,
Laz, Megrel, Acaralı, Mesh gibi milletler olarak tanıtılmıştı);
Gürcüler'in/Kartveller'in (Gürcü/Kartvel dil birliğinin), akraba olmayan
halklardan oluştuğu özellikle vurgulanıyordu.
Sovyetlerin bu ideolojisi, sadece komşu imparatorluklarda mevcut
değildi. (bkz. örn. Avrupa dilleri merkezi grifiyle 2002 yılında İspanya'da
çıkarılan ''Europe of the peoples'' isimli kitapta olduğu gibi)

78
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, bağlı devletlerde, bilimsel
düşünce yeniden yapılandığı gibi, özgürce ifade edilebilmesi de mümkün
oldu. Ne var ki, bu ilgi çeken konularda, özel literatürde yaşanan
terminoloji sorunları, akraba diller arasında, Sovyet geleneğinden
etkilenen bilgilerin değiştirilmesi çalışmalarında zorluklara yol açtı. Öte
yandan Türkiye ile İran devletleri, Gürcü/Kartvel araştırmacılara, Türkiye
ve Iran’da yaşayan Gürcü kökenli nüfusun diksiyonlarının, etnografya ve
folklorunun incelemesi için izin vermiştir. (Bu tür kültürel ve bilimsel
ilişkiler, ülkerimizin dostluk ve akrabalık ilişkilerinin güçlenmesini
sağlamaktadır).
Son yıllarda yapılan linguistik, arkeolojik, etnografik, antropolojik,
tarihsel ve kültürel araştırmaları karşılaştırarak, dildeki problemleri, bazı
kural ve terimleri eleştirerek, “Sovyet geleneğinden” farklı olarak, siyasi
ideolojinin etkisi dışında, bilimsel görüşlere dayanarak, Gürcüler’in dilsel
birlikteliğini, tarihsel ilişkilerini ve Gürcü/Kartvel tarihinin genel
şemasını inceleyebildik.
Bundan dolayı bizler, 1994 yılından bu yana, Kutaisi Akaki Tsereteli
Devlet Üniversitesi Diyalektoloji Enstitüsü Kartvelologları olarak, her yıl
uluslararası sempozyumlar düzenlemekteyiz. Dilbilimciler, etnograflar,
halk bilimciler, tarihçiler, arkeologlar, antropologların katıldığı bu
sempozyumlarda bir araya gelen bilim adamları, bilgi değişimini özgürce
gerçekleştirmektedirler.
Bir kaç sempozyum terminolojik sorunların tartışılmasına ayrılmıştır.
Sempozyumlarda sunulan bildiriler “Kartveluri Memkvidreoba”
(Kartvelgil Miras) adlı bilimsel dergide yayımlanmaktadır.
Bu kitapta Gürcüler'in tarihsel yerleşim yerleri, eski Gürcü/Kartvel
boylarının tarihi ile ilgili tartışmalar ele alınmıştır. Nedense bugüne
kadar, diğer Gürcü/Kartvel boylarını Gürcüleştirip asimile eden, bir
Ka rt i boy unun varlığı ileri sürülmüştür (Bkz. İv. Cavahişvili, 1908, s.
46.51; Niko Marr, 1922, s. 15.1). Ne va r ki, hiç bir ka yna kt a böyle
bir K ar ti boy unun var lığına i li şk in h iç bir i z bul unam amı ştır.
Gürcüler/Kartveller (Lazi, Megreli, Acareli, Meshi, Pşavi, Kartleli

79
gibi...) kendilerini yaşadığı coğrafi bölgeye göre ifade ettikleri isimlerle
nüfuslarının kimliğini tayin etmişlerdir.
Ort ak Kar tvel gil te mel dilin (prodil), Gürc ülerin yazı
dilin in ve s özl ü dik siyonl arının i li şk ileri .
Ort ak Kar tvel gil dilde, modern Gür cü /Ka rtve l di linin
ku rul uş yolu ve Gürcü ya zı kül tür ünün kur ulm asın a Megrel -
La zl ar’ın, Mes hler’ in, Ka rtl ar ’ın ve diğer Gür cü / Kar tvel
to plu kla rının k atılm as ı.
Eski tarih yazıcılarının görüşlerine göre Gürcüler'in doğuşu, tanrı
tarafından bir kaç dili konuşan insan kavimlerinin yaratılışı tarihine
dayanmaktadır. (Babilon kulesi zamanı).
Gürcü/Kartvel dil gruplarının tarihsel ilişkilerini, Kafkasya ve Ön
Asya'nın büyük bölümüne yayılan "Kura-Aras" kültürü içinde
düşünebiliriz.
Gürcistan tarihinin temeli olarak, eski tarihçilerin sözünü ettiği eski
halklarda olduğu gibi, Gürcüler'in de tarih öncesi dönemini, “Büyük Kolh
uygarlığı”nı ortak Kartvelgil dili konuşan halkların kurduğu ve bu
uygarlığın Pitiunti'den (Biçvinta) Ordu'ya kadar Karadeniz kıyısını,
tarihsel Kapadokya'yı, Rioni, Kvirila'yı ve Çoruh'u, Kura'nin yukarı
vadisini (Mtshketa'ya kadar), Tshinvali ile Koban bölgelerini kapsadığı
iddiası doğru görünmektedir.
Eski tarihçiler, diğer eski halklar gibi Gürcüler'in/Kartveller'in
tarihini de eski tanrılar ile sıkı sıkıya bağlamaktadırlar. Zeustan önceki
tanrı olan Yafe ti oğlu Am ir ani -Prome theu s, Proibe riya
medeniyet i, Noe -Ya fet -Ta rş -Ta rga mos, Kitabı Mukaddes'in
mitolojik anlatımlarıdır. “Büyük Kolh uygarlığı” döneminde,
komşularının Kolh a/ Ki lha veya Aia /Da ia ena diye adlandırdıkları bu
ülkeyi, Gürcüler muhtemelen Kartli olarak adlandırıyorlardı. Örneğin
Ka rt i / Kald i / Hald i kökü ile birkaç Karvelgil kabilenin ilişkisi
bulunmaktadır.
Gürcü/Kartvel tarihçileri, Kartlili Pa rnav az ve Laz Kuc i'nin
kralları adlarını vererek tarihi onlarla başlatmaktadırlar. Bu çağlarda

80
Yunanlılar’ın çok iyi bildikleri “Altın ülkesi Aia-Kolheti”, “Ka rt li
devlet i” olarak yeniden canlanmıştır. Bu devlet küçük bir bölgeye
hâkimdi ve başkenti Mtshketa idi.
Tar ihin baş la ngıcından iti ba ren Gürcü ulusunun yazı dilinin ve
genelde, tarihinin belli dönemlere ayrılması daha da kolaylaşmıştır.
Ön Ka rt vel gil (İbery a-K af ka sy a-Ön As ya) dönem İÖ V-III.
yüzyıllar;
Ai et i dö nem i - Büy ük Ko lh (Ort ak Ka rtve lgil) uyga rlığı -
İÖ II. yüzyılın ortalarından İÖ I. yüzyılın ortalarına kadar;
Gür cüs ta n'ın kal kınma sı - Azo, Kuc i ve Pa rnav az
dönemleri - İÖ I. yüzyılın ikinci yarısı;
Geçi ş dönemi -Tar ih s ınırı;
Hıri st iyanlı ğın ba şl angı cından Gorg as ali ’nin öldür mes ine
kada r - İS IV-V. yüzyıllar;
Kölel ik ten Gür cü Me si h düş ünce sinin ol uşm as ına kad ar ki
dönem - VI-IX. yüzyıllar;
Da vit Ağ ma şenebel i ve Kra l Tam ar dönemleri – “Altın Çağ”;
La şa Gior gi’den V . Giorg i’ye kadar ki dönem;
İra n-Tür k s eferleri dönemi -Gürcüstan'ın parçalanması;
Ru s dönemi - XII. Giorgi’den – Devlet Başkanı Zviad Gamsahurdia’
nın öldürülmesine kadar ki dönem;
Eski kuşak araştırmacıların, büyük emeklerle yaptıkları
araştırmaların Gürcüler'in/Kartveller'in dilsel - kültürel tarihinin bir
öznel değerlendirmesi olduğu üzerinde durulacaktır.
Kitabımızın ilk yayınında kitapta yer alan konuların görüşülmesi
amaçlanmıştır.
p.s. Kitabın hazırlamasında emekleri geçen ve bu Kitabi yayınından
önce okuyanlar Prof. Teimuraz Gvantseladze, Kevin Tuite, Manana
Sanadze, Giorgi Kavtaradze ve Vahtang Caparidze'ye teşekkürlerimi bir
borç biliyorum. O'nların yardımlarıyla birkaç konu düzenlenmiştir.
Ayrıca Kitabın hazırlamasında Eka Dadiani, İa Vaşakidze, Levan
Vaşakidze, Şalva kirtadze, Buba Kudava, Teimuraz Putkaradze,

81
Fahreddin Çiliğlu, Emzar Çanturidze ve Hatuna Cavahadze yardımcı
olmuşlardır.

I . K IS IM

HIR İS TİY AN LI K ÖNCE Sİ ÇAĞ

I.Bölüm
Terminolojik Sorunlar

1.1.Dil İle Le hçe Arasındaki İl işki Ve Ulus

Edebiyat biliminde bazen yanyana eşit anlamlı terimler


kullanılmaktadır. Bu terimlerin kullanılması bazı anlaşmazlıklara neden
olmaktadır. Aşağıdaki paragrafta Temi (Toplum), Tomi (Kabile), Etnosi
(Etno), Eri (Ulus), Samtsignobro ena (Edebi dil), Dialekti (lehçe),
Sahelmtsipo ena (Resmi dil), Erovnuli ena (Ulus dili), Utsho ena (Yabancı
dil)...ve v.s Gürcü terimleri incelenmiştir.

1.1.1.Topluluk, Kabile, Etno, Ulus

Yerleşik bilimsel görüşlere göre, ortak tarihsel geçmiş, birlikte


yaşanmış tarihsel coğrafya ve bu coğrafyada doğmuş tarihsel dil, kültür ve
kurulan psikolojik düzen, etnik birliğin, etnik grubun, etnonun, milletin,
ulusun özelliklerini belirten unsurlardır. Edebiyat bilimi de ulusun bu
özelliklerine dayanmaktadır.
Bilim adamlarının bir kısmı, etno, etni k biri m, etnoloji
gru bu gibi terimlerin içine sadece ulus ve boy değil, bölgesel halk
topluluklarını da almaktadır. Örn: 1991 yılında çıkarılmış

82
''ETNOGRAFYA'' adlı kitapta şunlar yazılmaktadır: ''Etnik üst grubu
altında, halkın kendine verdiği isimlerle, ikilem şuuru olan, özel konuşma
dili ve kültüre sahip olan etnonun belli bir kısmı düşünülmektedir''.
Gürcü/Kartvel etnik grupları şunlardır; ''Kartlililer, Kahetliler,
Hevsurlar, İmeretliler, Gurialılar, İngilolar, Megreller ve Raçalılar v.s.”.
Ayrıca bazı bilim adamlarına göre Kartlelilerin, Kahelilerin ve
İmerelilerin su betno terimi ile ifade edilmesi gerekmektedir''.
Maalesef bazı fundamentalist araştırmalarda da yanlışlıklar
görünmektedir. Örn: B. Corbenadze'nin görüşüne göre Kaheli, Guruli,
Kartleli ve v.s etno olarak adlandırılmaktadır. Bu ''etnoların''
yerleştikleri yerlere etnik bölgeler, konuştukları dillere ''etnik lehçeler''
denilmektedir. (B. CORBENADZE 1989, sayfa. 29,42).
Hem yabancı yayınlarda hem de Gürcü yayınlarında, (internet
haberlerinde, ansiklopedilerde, kitaplarda, bazi araştırmalarda) sık sık
Gürcistan, çok dilli ve çok etnik yapılı bir ülke olarak bildirilmektedir.
(bkz. www.etnologue.com). Bir takım yorumlarda, Gürcistan'da etnik
azınlıkların haklarının korunmadığı ifade edilmektedir. Ayrıca, bazı
yabancı bilim adamları, Gürcüler'in/Kartveller'in bir kısmını (örn:
Megrel-Lazları) başka bir halk (ulus) olarak tanımlamakta ve onların
kendi lehçelerine (Megrelce – Lazca) dayanarak, yeni edebiyat dilleri
oluşturmaları için bugün özenli çalışmalar yapmaktadırlar. (bkz:
J.HÜTT,2004, V. FEUERSTEUT,2003).
Hemen altını çizmek istiyoruz ki, Megrel -La zl ar'ın , Ortak
Kartvelgil dile dayanarak kurulmuş olan Kartvelgil edebi dilinin
oluşturulmasında büyük payları vardır.
Rusya'nın emperyalist taleplerine göre kurulmaya çalışılmış olan,
Megrelce - Lazca edebi dili kime yararı olabilir?
Bazı dürüst yabancı bilim adamlarının belirttiğine göre;
Kartvelgil gerçek karşısında gerçekleştirilen haksızlıkların sebebi, Gürcü/
Kartveller bilim adamlarının yanlış yayınlarıdır. Özellikle, Kartvel bilim
adamlarının yazılarında, bazı terimlerin yanlış kullanılması ve bilmeden
bazı Gürcü/Kartvel gruplarının bağımsız etnolara ayrılarak tanıtılması,

83
Gürcistan tarihini bilmeyen topluluklarda ''ezilen'' ve ''geri kalmış''
etnolara, yardımcı olmak çabası fikrini doğurmaktadır. örn: yabancı bilim
adamlarının bir kısmı Svaneti, Lazeti ve Samegrelo’da yaşayan halkların,
günlük konuşma dilinin, edebi Kartvel dilinden farklı olduğu iddiasıyla,
söz konusu halkların yazısı olmayan bağımsız etnolar olduklarını
düşünerek, bunların da kültürel alana çıkmaları gerektiğini
söylemektedirler.
Etno ve Ulu s; ort ak dil, kü lt ürel ru h, tar ih sel birl ik
olduğundan, belirli bir toplumda, ulusun milli birliğinin genel bir şekli
olarak verilen, topluluk statüsü tartışılırken, bu konuya, tüm unsurlarıyla
birlikte yaklaşmak gerekir. Gerçekten de, Gürcü/Kartvel ulusu, tarihi
olarak, birkaç akraba boydan oluşmuştur. Kartvelgil milli kimliğinin,
Gürcü kültürünün ve Kartvel edebi dilinin oluşmasında, Kartvelgil
lehçeleri konuşan, tarihi veya modern Gürcüstan'in içinde ya da dışında
yer almış, tüm akraba Kartvel toplulukları eşit pay sahibi olmuşlardır.
Düşüncemize göre, çeşitli bölgelerin Gürcüler'i: Acaralılar,
Gurialılar, Svanlar, Kahetliler ve diğer Gürcüler/Kartveller için etno,
etn ik gr ub, sube tno tanımı yerine '' topl um'' teriminin kullanılması
daha uygun olacaktır.
Temi (Topl um) Yunanca bir terimdir. Sulhan Saba
ORBELİANİ’ye göre toplum ''ülkenin bir parçasıdır''. D. Çhubianişvili’
ye göre ise “halk, bir toplumdur”.
Etno, etn ik grub, sub etno gibi etnik terimler ile bağımsız
etnostrüktür bir dile sahip olan insan birliklerinin adlandırılması
gerekmektedir. Toplum terimiyle ise, bir etnonun içinde yer alan lokal
grupların adlandırılması gerekir. Benz: etno -to plum -ki şi nasıl birbirini
kapsıyorsa di l-le hçe -ideole kt i de aynı biçimde birbirlerini
kapsamaktadır. Örn: Etnolojik veya linguistik bakımdan Acaralılar,
Gurialılar, İmeretliler, Tuşlar, Herler (İngilolar), Megreller, Lazlar,
İmerhevliler, Mtiullar, Maçahelliler, Samtsheliler, Şavşetliler, Livanalılar,
Taolular, Klarclar, Moheveler, Svanlar, Cavahlar, Hevsurlar, Pşavlar,
Kahetliler, Kartlililer, Raçalılar, Leçhumlular v.s. Gürcü/Kartveller

84
ulusunu oluşturan toplumlardır. Tarihi olarak Abhazlar da Gürcü
ulusunun bir toplumuydu, ancak Rusya İmparatorluğunun böl - parçala -
yönet politikasının, kültür emperyalizminin baskısına dayanamayacak
kadar az olmaları, yöresel diyalektin neredeyse kaybolmuş olması,
Abhazlar'ın Gürcü/Kartvel ulusundan kopma yönündeki fikirlerini
arttırmıştır.
Gürcistan'a yerleştirilen etnik gruplardan; Osetyalılar,
Yunanlılar, Tatarlar, Ruslar ve Ermeniler, tarihin bu döneminde, Gürcü
ulusunun ve toplumunun bütünlüğü içinde Gürcistan'in bir parçası
olamazlardı. Çünkü ne Gürcü/Kartvel dili konuşuyorlar, ne de Gürcistan
kanunlarını kabul etmektedirler. Bu etnik gruplar Rusça konuşan
topluluklar olup, Sovyet kültür asimilasyonundan fazlasıyla
etkilenmişlerdir.
Hangi etnik gruba dâhil olurlarsa olsunlar, Gürcistan'da yaşayan
her halk, yaşadığı vatanın yani Gürcistan'ın devlet dilini, Gürcü edebi
dilini benimsemeli ve saygı göstermelidir. Ancak böyle bir durumda
kendilerini toplumun bağımsız ve özgür bir üyesi olarak hissedebilirler ve
ancak bundan sonra bizim Fransız, Alman, İspanyol vb. halklara
benzediğimizi söyleyebilmemiz mümkün olur. Sadece böyle bir durumda
Kartvel ulusunu, asıl gürcü/Kartvel toplumu ile beraber diğer etnik
gruplar beraber oluşturuyor diyebiliriz.
Bilimsel literatürde ''Etnonim'' teriminin yanlış kullanılması
başlangıçta ciddi bir anlaşmazlığa neden oluyordu. Bilimsel terminolojide
''e tnonim '' olarak sadece Gürcü/Kartvel, Rus, Osetyalı v.s halklar değil
Kaheli, Kartleli, İmereli, Megreli v.s sayılmaktadır. (P.TSHADAİA, N.
HAZARADZE, T. OÇİAURİ, B. CORBENADZE, G.TOPURİA, V.
OTİNAŞVİLİ ve b.g). Rusça, İngilizce ve diğer sözlüklerde ''etnonim''
olarak halkların isimleri sayılmaktadır. Bundan dolayı ''etnonim '' olarak
ulus, etno, etnik grup veya etnografik grubun düşünülmesi
gerekmektedir. Boy ismi olarak kabul edilen Top lum terimi yerine
Temonim (themonym) terimini de kullanabiliriz. Gürcü ulusunun
toplumu vey a Kar tvel ul us unun ayrılmaz parçaları olan Svanlar,

85
Megreller, Lazlar, Acaralılar, Gurialılar, Kahetliler, Kartlililer, Raçalılar,
İmeretliler, Pşavlar, Hevsurlar, Tuşlar, İngilolar, Klarclar, Şavşetliler,
İmerhevliler, Fereidanlılar'ın ''etnonim '' değil Temonim olarak
adlandırılmaları doğrudur.
1.1.2. Yazım Dili, Konuşma Dili, Lehçe, Devlet Dili, Milli Dil, Anadil,
Yabancı Dil, Analehçe.

Modern bilimsel kitaplarda ve ansiklopedilerde dünyada mevcut


olan dillerin sayısının 4000–7000 arasında değiştiği belirtilmiştir. Yaklaşık
üç bin dil biriminin statüsü usta dilbilimciler tarafından ayrı ayrı
incelenmiştir. Dil ile lehçeyi karşılaştırmak amacıyla bilim adamlarının
bazılarının kullandığı terimlerin ve tanımların birçok farklılıklar içermesi
anlama problemlerine neden olmaktadır. Bize göre bu sorunu araştırırken
iki noktanın birbirinden ayrılması gerekir.
Birincisi;
—Mevcut halklar tarafından konuşulan diller ve lehçeler tarihi
olarak birbirinden nasıl ayrılmışlardır?
İkincisi ise;
—Dil ve lehçenin birbirinden ayrı olarak düşünülmesi için
Modern dilbilimcilerin ortaya koydukları kriterler nelerdir?
Hemen belirtmek istiyoruz ki genel olarak dil ve lehçenin
birbirlerinden ayrılma problemi yalnızca linguistik verilere göre
çözülemez. Kültürel gelenekleri olan dünyadaki hiçbir dil linguistik
verilere göre (fonetik – morfolojik – sentaks – semantik kriterler) dil
olarak tanımlanmamıştır. Modern bilim edebiyatında ise belli bir
değişiklik geçirdikten sonra diyalektin dil olarak kabul edebileceği sınır
hala kimse tarafından tasdik edilmemiştir. Örn. Çin, Alman, İtalyan, Arap
dillerinin bazi diyalektlerini konuşan halklar birbirleri ile
anlaşamamaktadırlar. Oysa konuştukları diller lehçe olarak tanıtılmıştır
ve bir yazı diline bağlanmışlardır. Benzerlerinin tam tersine: Siyasi
sebeplerden dolayı Türk dilinin Azeri lehçesi bağımsız dil olarak
tanıtılmıştır. Romen dilinin bir lehçesi olan Moldova lehçesi ve Kartvel

86
dilinin bir lehçesi olan Megrelce de bağımsız diller olarak tanıtılmıştır.
Etnik - politik sebeplerden dolayı aynı fonetik - gramer
sistemlere sahip olan diller bazen farklı diller olarak nitelendirilmektedir.
(Beyaz Rusya dili ve Rusça, Romen dili ve Moldova dili, Azerice ve
Türkçe) ve tersine bazen farklı gramer sistemleri olan diller aynı diller
olarak nitelendirilmektedir (Prusya dili ve Bavaria dili).
Bilinen Gürcü yazı kültürü Lazlar tarafından da kurulmuştur ve
en önemlisi yazılı Gürcü/Kartvel dili yalnız ''Kartl-Kahuri'' diksiyonu
veya diğer lehçelerin temelleri üzerine değil, ortak Kartvelgil dil modeli
üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla Gürcü yazılı kültürü Kahetlilere ve
Meshlere ait olduğu kadar Lazlara da aittir.
Gürcistan'da yaşayan modern Megrel - Lazlar edebi Kartvel
dilinin ataları tarafından kurulduğunu iyi bilmektedirler. (Özellikle
Krallar - Bagrat, I. Giorgi veya Gürcistan'i birleştiren başka krallar, Gürcü
yazın insanları: İovane LAZ, İovane MİNÇHİ, Stepane SANANOİSDZE,
İovane PETRİTS v.s Lazeti, Klarceti ve Egrisiden idiler). Ama Türkiye'de
yaşayan Lazlar için atalarının kurduğu tarihi anadil – yazılı Gürcü/
Kartvel dili artık yabancıdır. Onlar kültürel ilişkiler için Türkçe
kullanmaktadırlar. (benz: Gürcüstan'da ve Türkiye'de Megrellerin ve
Lazların ''ev dili'' Megrelce - Lazca lehçeleridir).
Burada belirtmeli ki, Lazlar'ın folklöründe Gürcistan Kralı Tamar
önemli yer tutmaktadır. XII yuzyılda faaliyet gösteren Bütün Gürcistan
Kralı Tamar Svaneti'de, Samegrelo'da, Hereti'de ve Tarihi Mesheti'de (Tao
dahil olmak üzere), Pşav-Hevsureti'de, Kartl-Kaheti'de, İmereti'de olduğu
gibi çok sayda Laz şiirler ile efsanelerde anılmaktadır. Ayrıca diğer
Gürcü/Kartvel bölgeleri gibi lazistan'da da eski köprü ile kalelerin inşaatı
Kral Tamarın adına bağlıdır. Düşmanın adını kendi hayatında
memnuniyetle kim dile getirir ? tabi ki hiç kimse, işgal ve asimile eden
kralın övülmesi vefat ettiğinden sonra hemen kesilir. Efsanelerde Tamar'ın
anıldığından ise Kartvelgil/Gürcüler'in hafizalarında ortak gürcü/Kartvel
kültürün var olduğunu öğrenmiş oluyoruz.
. Bizim eski tarihçiler ile din adamlarımız (Grigol HANDSTELİ, Leonti

87
MROVELİ, Vahuşti, Sulhan-Saba, İlia ÇAVÇAVADZE, İakob
GOGEBAŞVİLİ, Konstantine GAMSAHURDİA) hiç bir zaman
Gürcüler'in/Kartveller'in birkaç dile sahip olduklarından
bahsetmemişlerdir. Onlar Kartveller'in tarihsel kültür dilinin ve
anadilinin yeni edebi Gürcü dili olduğunu; Odişuri (Megrelce), Meshuri,
Kahuri, Svanuri v.s’nin bölgesel lehçeler olduklarını belirtmekte idiler.
1790 yılında Kartli-Kaheti, Samegrelo, Imereti, Guria kralları
“İveryalıların Birlik Antlaşmasını” imzaladılar. Bu antlaşmada bu
bölgelerde yaşayan insanların kanlarının, kiliselerinin, dinlerinin,
dillerinin aynı olduğu yazmaktadır. Kartveller geleneksel olarak
kendilerini tek dili olan insanlar olarak sayıyorlardı.

Kitapta dil ve leh çe terimleri hakkında birçok görüş


bulunmaktadır.
Çeşitli bilimadamlarının görüşleri ile tanışalım:
Dil - asıl sistemdir, lehçe ise sistemin (milli dilin) varyantıdır.
Lehçe konuşanların aralarında anlaşmaları gerekmektedir. (P.PİNKE, B.
B.CORBENADZE, G.NEBİERİDZE)
Dil - üstünlük, kullanımın yüksek derecesi, yazı olması,
standartlık, yazı statüsü demektir. Lehçeler arasında anlaşma olması
önemli değildir. (V.JİRMUNSKİ, E. TSOSERİA, T. KLOUPEK,
C.HENGEN v.s.).
G.BELMAN, V. KONİG ve diğerlerinin belirttiğine göre lehçe ve
dil arasında sınır zor çizilebilir.
Bazi araştırmalara göre dil birimine statüsünü ona sahip olan
topluluk vermelidir (H.HARMAN, P.AUER...).
Dil sisteminin varyantlarına göre ortaya konulan görüşler kesin
değildir. Çünkü fonematik, morfolojik - sentaksis ve kelime - semantik
yapılarına göre Rusça, Beyaz Rusça, Ukraynaca ve Polonyaca, Alman
dilinin lehçelerine göre birbirlerine daha yakındırlar. Bir taraftan
sosyolinguistik, diğer taraftan da “kendi” linguistik ölçütlerine göre dil
birimlerini, dil veya lehçe olarak nitelendirilmek için yapılan uğraşlar

88
sunidir ve beraberinde bir yarar getirmeyecektir.
Aç ıkl ama : Bildiğimiz gibi, Gürcistan’da İ. VOSTORGOV’un Gürcü karşıtı
görüşlerini ilk defa N.Marry teşhir etmiştir. N.Marry, linguistik açıdan bir
dilin iki lehçesini “kültürel uzaklık” nedeniyle iki dil (Lazca ve Megrelce)
olarak kabul ediyordu.
Rusça birkaç yüzyıldan beri bağımsız bir dil olarak edilmişken
Rusça'yı Slav dili lehçelerinden biri olarak kabul etmenin neye yararı
olabilir? Ve ya Megrelce (Odişuri) diksiyonu uzun yüzyıllar boyunca
Gürcüler'in/Kartveller'in lehçelerinden biri olarak kabul edilmişken XX.
yüzyılda Megrelcenin statüsünün değiştirilmesi neye hizmet edebilir?
Cevap bir tane olacaktır. Böyle davranışlar ile “Megrel – Lazlar”
ve Svanlar, İovane Laz’ın ve Petre İberi’nin faaliyetleri ile gelişimine
başlayan, 16 asırlık ve çok büyük bir kültürel geçmişi kaybedeceklerdir.
Dünyada mevcut olan dillerin ve lehçelerin hiç biri ses
uyumlarına göre nitelendirilmemiştir. Bundan başka, birçok akraba dil
arasında ses uyumu hiç yoktur ya da tam tersine lehçe olarak tanıtılmış
dilsel birimler arasında doğal ses uyumu mevcuttur.(Almanca, Çince,
Japonca gibi dillerde). Bazen ses uyumları toplumlar ve idiolektler içinde
de tespit edilmiştir.
Belli bir dili konuşan topluluk tarafından, dil ile lehçenin
ayrımının tayin edilmesi, yeni kurulan ve yazı kültürüne sahip olmayan
dilsel birimler arasında karşılıklı olumlu sonuçlara yol açacaktır. Yazılı
kültürü olmayan dilsel birimin kendini tanımlaması yazısız dil
çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. (benz. Kuzey Kafkasya dilleri) Yazılı
kültüre uzun zamandır sahip olan topluluklara sorulduğunda bazı
problemler çıkabilecektir, zira topluluğun aydın kısmı için eski dil ve
kültür, ana dil olarak algılanırken cahil kısım için yabancı olarak
görünecektir. Örneğin eğer edebi Japonca’yı bilmeyen çiftçi kullandığı
lehçeyi dil olarak kabul ederse, kendi eski kültüründen bilinçsiz olarak
ayrılmaktadır. Örn: XX. yüzyıla kadar Abhaz aydınları, diğer Gürcüler
gibi Kartvelgil kültürün mirasçısı olduklarını bilmekteydi, ama Rus
İmparatorluğu’nun emperyalist çabaları ile aydın Abhazlar’ı
öldürmesinden sonra bu bölgenin bugünkü nüfusunun büyük bir kısmı

89
ortak Kartvelgil geçmişi reddetmektedir.
Eğer herhangi bir uzman dil ve lehçe nitelendirmesi yaparken
ölçüt olarak ses uyumunu alırsa, onun için akraba dilsel birimlerin dil –
lehçe olarak sınıflandırılması farklı bir şekilde gerçekleşecektir. Kriter
olarak anlamayı alırsa, birçok dilsel birimin statüsünün incelenmesi
gerekecektir. Karvelgil lehçeler olan Ingilo ve Guri a lehçeleri başka
başka diller olarak tanıtılacaktır.
Tabi ki, her araştırmacının her hangi bir ölçütü seçme, tartışarak
dilleri veya lehçeleri sınıflandırma hakkı vardır. (bak. Bu anlayışa göre T.
Gamkrelidze Slav dillerini üç gruba ayırmaktadır. T.Gamkrelidze, Z.
Kiknadze... 2003, s. 616). Benim fikrime göre mevcut olan dillerin statüsü
etno - kültürel ve siyasi - dini ölçütlere göre değerlendirilmiştir.
Lehçe belirli bir milletin ortak - halk edebi dilinin alt kolu olup
ülke toprağının bir kısım nüfusunun veya herhangi bir sosyal katmanının
sözlü ilişkilerinin aracıdır. Başka bir deyimle eğer belirli bir diksiyon
kodu konuşan insanlar tarihsel olarak söz konusu olan yazı dilinin
kurulmasına katkıda bulundular ise, bu lehçe akraba yapısı olan yazı
dilinin lehçesi olarak kabul edilecektir..
Dolayısıyla, ortak - halk edebi dilinin (yazı kültürünün)
yaratılmasına katılmayan ve diğer milletin kurduğu dili kullanan halkın
konuştuğu dil “yazı sı olmay an” dil olarak nitelendirilmelidir. Bilindiği
gibi şu şema aktüeldir: Ulus - Bu ulusun yazı dili - Bu ulusun
toplumlarının sözlü dilleri.

1.1.3. Modern Kartveller 'in Dilsel Birimlerinin Sınıflandırılması

Çeşitli dönem dil bilimcileri ortak Kartvelgil dilin teorik modeli


hakkında aynı sonuçlara varmaktadırlar.
Belli ki ortak kartvelgil dili, Gürcüler'in/Kartveller'in son 16
yüzyıl boyunca yazılı örnekleri olan gürcü dili devam ettirmektedir.
Kartveller 'in yazı dilinin ortak Kartvelgil dilin devamı olduğu açıktır.
Kartvel edebi dilinin kurulmasına başlangıçtan beri bütün
Kartvelgil kuşaklar katılıyordu. (Örn: İlk Gürcüce yazılar İovane Laz’ın ve
Petre İber'in adına bağlı Jerusalem Kudüs Manastırı’nda tespit

90
edilmektedir). Egrisi’de, Lazeti’de, Svaneti’de, Tao-Klarceti’de,
Mesheti’de, Abhazeti’de, Kartli’de, Kaheti’de zengin kültürel merkezler
vardı. Dolayısı ile bu Gürcü/Kartvel bölgelerinin halkının tarihi olarak
kurulmuş bir yazı dili ve kendilerine ait lehçeleri vardır. Arn.
ÇİKOBAVA'ya göre Kartvel yazı dili Zanca ve Svanca lehçelerinin
katılmasıyla kurulmuştur. (Arn.ÇİKOBAVA,1998).
Ortak Kartvelgil dilden, Zanca - Svanca lehçelerinin
kurulmasının M.Ö. birinci bin yılın sonlarında gerçekleştirildiğini tahmin
etmekteyiz. Ayrıca T. Gamkrelidze ile G. Maçavaria’nin görüşlerine göre
Gürcüce ile Zanca diyalekt varyantlarının birbirlerinden ayrılması Miladi
dönemde olmuştur.
Yüzyıllar boyunca Gürcüler/Kartveller edebi ana dili kurup yazı
dillerini geliştiriyordu. Dolayısıyla Gürcüler’in milli kültürel ve milli
devlet bilincini yüzyıllar boyunca bu ortak ve geleneksel yazı kültürü
sağlamaktaydı (örn: Araplar’ın, Çinliler’in ve diğer halkların bilincini
eskiden beri günümüze kadar yazı kültürü sağlamaktadır).
Kartveller'in mevcut olan ''ezberi'' ve ''ev'' diksiyonları fonetik,
morfolojik, sentaks, kelime - semantik yapılarına göre edebi dilin (Ortak
Kartvelgil modelin) ikinci varyantıdır. Örneğin, aşağıda bahsi geçen
Kartvelgil lehçelerin aynı temel ünlüleri ile ünsüzleri ve refleksleri
ortakdır. (Sadece bazı sınır bölgelerindeki Kartvelgil lehçelerde diğer
dillerin etkileriyle kurulmuş olan yumuşak telaffuz biçimleri vardır).
Yukarıda bahsedildiği üzere Gürcülerin ''ev'' diksiyonları bizim
için lehçe olarak nitelendirilecektir. Lehçeler üç gruba bölünecektir;
Merkez, sınırlara yakın ve tarihsel Gürcüstan'ın dışında mevcut olan
lehçeler:
Aç ıkl ama : Bilindiği gibi müziksel diller mevcuttur ve her müziksel dilin
müziksel lehçeleri vardır. Uzmanlara göre (N. Maisuradze, 2002, s. 242)
Gürcü/Kartvel müziksel dili mevcuttur ve Svan, Megrel, Kah, Tuş, Guria,
Imereti gibi lehçeler Gürcü müziksel dilinin lehçeleridirler.
Bize göre edebi Kartvel dilinin etkisiyle Gürcüler'in modern sözlü
-konuşma birimlerinin; Merkez, sınır yakınlarında bulunan ve tarihi
Gürcüstan’ın dışında mevcut olan lehçelere sınıflandırılması gerekir.
Merkez lehçeleri: Kah, Kartli, İmereti, Leçhumi, Guria lehçeleri;

91
Sınır yakınlarında bulunan lehçeler: Mesh lehçeleri; Acara,
Livane, Macaheli, İmerhevi, Tao, Samtshe, Cavah lehçeleri;
Her lehçeleri; Kak, Aliabat lehçeleri;
Phov lehçeleri; Gağma-Tuş, Pşav, Hevsur, Mohevi, Mtiulur
-Gudamaki;
Raça lehçeleri; Ovalı Raça, Dağlı Raça lehçeleri;
Svan lehçeleri; Laşh, Lentehi, Çoluri, Balskvemouri,
Balszemouri lehçeleri;
Zan lehçeleri: Megrel, Laz(Hopa, Vitse-Arkabe, Atina) lehçeleri;
Açı kla ma: Gürcüler'in/Kartveller'in tarihi topraklarının dışında bulunan
Gürcü lehçeleri: Fereidani ''Çveneburiler'in Gürcücesi'' ve Kizlar-Mozdoki
lehçeleri;G.SİÇİNAVA, M.DZADZAMİA ve İsaki JVANİA'nin görüşlerine
dayanarak Rusya yanlısı politikacı A.ÇAÇİA şunları yazmaktadır: ''Yıllar
boyunca Gürcüler'in/Kartveller'in üçte birinin konuştuğu en eski ve kelime
hazinesi ile dünyadaki en zengin dillerden biri olan bu dil, Gürcüler
tarafından bazen lehçe, bazen bozuk Kartvel dili olarak tanımlanmakta idi.”
(A. ÇAÇİA, 2002.sayfa 264) ve şöyle devam etmektedir: “Megreller'in kendi
kurulmuş dilleri ve kültürleri var” (“Gali”' gazetesi 2004.16-31 Ağustos).
Kartvel kültür tarihini iyi bilenlerin, Megreller'in dilinin ve
kültürünün atalarının yüzyıllar boyunca kurduğu genel Gürcü dilinin ve
kültürünün bir parçası olduğunu hatırlamaları gerekmektedir.
Kartvel edebi dilinin bitmez tükenmez pınarı olan son derece
değerli Megrel lehçesini korumak ve incelemek gerekmektedir. (Bu iş için
sadece Kutaisi Diyalektoloji Araştırma-Bilimsel Enstitüsünün faaliyetleri
yetmez). Kartvelgil lehçeleri öğrenmek ve korumak için özel devlet
programları hazırlamak gerekmektedir. İshak JVANİA ile taraftarlarının
gizli amaçlarını ilk defa büyük eylem adamları Zviad ve Konstantine
GAMSAHURDİA açıklamışlardı.
Svanların, Megrellerin, Lazların ve diğer Gürcü topluluklarının
sözlü dillerini tanımlarken, bilim edebiyatında kullanılan ''m illi di l'',
''e tni k dil '' terimlerinin kullanılmasının yanlış olduğunu
düşünmekteyiz, çünkü bu terimler bağımsız etnokültürel birliği yani
ulusu ifade ediyorlar.
Etnik dil bağımsız bir etnonun dilidir. (Etno, ilk yaşadığı yerin
dili ile kültürün birliği üzerine kurulmuş olan tarihi insan grubudur,

92
toplumudur) ; benz.:
Ulu s (m illiye t) – To plum (M illet in Böl gesel Yü zü) -
Ki şi
An adil – L ehçe (D ilin Bölge sel Y üz ü) – İd iolek t
Olabilen bağlantılar aşağıdaki şemayla gösterilebilir. (Her şema gerçeğe
belli bir dereceyle yakındır).
Aç ıkl ama ; 1. Tarihi Yazı Dili; 2.Postkreol Yazı Dili; 3.Tarihi Sözlü Dil; 4.
Sözlü Kreol; 5.Yerli Diyalekt; 6. Sosyal Diyalekt (Aşağıdaki şema eksiksiz
olduğunu iddia etmiyoruz).

93
Dilsel Yazılı Dil Sözlü Dil Diyalekt
Birimler
Post Sosy
Tarihi Tarihi Kreole Yerli
Kreole al
Şekil-İşlev İşaretleri
Farklı
Fonotaktik + + + + + _ +
Kurallar
Linguistik Morfolojik
İşaretler -Sentaks + + + + + _ +
Özellikler
Kelime
+ + + + + +
Özellikleri
Yazılı
+ + _ _ _ _
Normlar
Sözlü
Normatif + + + + + _
Normlar
İşaretler
Doğal
+ + + + + _
Diksiyon
Etnonun
dili
+ + + + _ _
(Ulusun
dili)
Etnik
-Toplumsal Toplumun
+ + + + + _
İşaretler Dili

Sosyal
Grubun + + + + + +
Dili
Etnonun
Kültürle
Olan + _ + _ + _
Sürekli
Kültürel İlişkisi
-Tarihsel Pro – Dil _
İşaretler ile Sürekli + + _ + _
İlişki
Yazılı 94 _
+ _ _ _ _
Gelenek
İlk
1.2. Gürcüler 'i Tanımlayan Es ki ve Yeni İsimler

1.2.1. Proto - Kartvelgil (İberyalı – Kafkasyalı - Ön Asyalı) ve Kartvelgil


Kavimleri Tanımlayan İsimler

Bilim edebiyatında şöyle bir gerçeksiz, tasdik olmayan görüş


mevcuttur ki en eski zamanlardan beri (Örn: M.Ö.III. binyıldan,
bazılarına göre ise V.bin yıldan) üç farklı dile sahip olan üç Kartvelgil boy
vardı; Kartlar, Zanlar (Megrel-Lazlar) ve Svanlar. Sonraki dönemlerde
Kart boyu diğer boyları asimile etmiştir yani diğer boylar Kartlaşmıştır.
İlk önce hiç bir kaynakta Karti boyunun var olduğunu tespit eden
bir ize rastlanmadığını belirtmek isteriz. Bundan dolayı Kartlaşma
-Kartvelileşme iddiası temelsiz görünüyor. Sadece M.Ö. III-II binli
yıllarda değil I. binyıl sonlarında da yirmi kadar Kartvelgil boyun olduğu
belgelere dayanarak tespit edilmektedir. Her bir boyun kendi yerleşim
yeri ile farklı diksiyonu vardı (dil, lehçe). Örn: Kura Nehri’nin doğduğu
yerde yaşayan Makronlar hakkında Ksenofont şunları yazmaktadır:
''Makronlar'la ilişkiler zorlaşmıştır, birden Atina'da esir olarak bulunan
ve O'nun askeri olan bir kişi çocukluk dilini hatırlayıp Ksenofont'e
tercümanlık yaptı. (Ksenofont,1967,s.86). Tabi ki Makronlarla olan
ilişkide başka kartvelgil lehçeleri bilenler tercümanlık yapamadılar. Benz:
Ksenofont (435-355) Kura başlarından Ordu'ya kadar olan geniş
topraklarda Karduhlar'la, Kolhlarl'a, Haldeler'le, Halibler'le, Tibarenler'le,
Mosinoikler'le, Fasianiler'le, Taohiler'le görüşmüştür.
Eğer M.Ö. I. bin yılda yirmi kadar Kartvelgil boyun var olması
mümkünse, III. bin yılda bugün de yaşamakta olan üç boyun var olmasına
nasıl inanalım? Bu halde cevapsız bir soru sorulabilir: Diğer boylar
nereden ve nasıl ortaya çıktılar ve sonradan nerede kayboldular? Böyle
uzun bir zaman diliminde büyük medeniyetler bile yok olmaya karşı
koyamaz iken bu üç boy 5000 yıl boyunca nasıl oldu da hiç değişmeden
kalabildi?
Bizce “Kartvelgil Boylar” teriminin (Abxaz-Adigeler, Vainax,

95
Lek-Dağıstan gibi) M.Ö.V.–III. Bin yıllardaki Kafkasya ve Küçük Asya
topluluklarını ifade etmek için kullanılması mümkün değildir. Bugünkü
etnolar 5000 - 7000 yıl önce olamazlardı. Bu dönemlerde “Kura – Araks”'
medeniyetini kuran Proto - Kartvelgil, diyelim ''İberyalı – Kafkasyalı -
Ön Asyalı” büyük nesil mevcuttu. Bu büyük nesil temelinde,
M.Ö.II.binyılda o zamanki Kafkasya' da dominant olan ve ''Kolha
Medeniyetini'' kuran Kartvelgil etno ve diğer Kafkasya etnoları
oluşmuştur. (T.Putkaradze, 199,s. 11.13).
M.Ö. I.binyıl başlangıcında savaşlar ve sürgünler nedeniyle Ortak
Kartvelgil Nesil 20’den fazla Kartvelgil boy olarak dağılmıştı. Bu boylar
M.Ö. I. Binyılın II. yarısında birleşti ve Kuci - Parnavaz'in birleşik krallığı
olarak yeniden kalkındı. Sonraki zamanlarda bu devlet arasıra çeşitli
bölgesel beyliklere ayrılıp yine birleştiriliyordu.
Modern dünyada var olan her ulusun (etnonun) dili, karakteri,
yaşadığı toprakları, son 10 yüzyılda bile ciddi değişikliklere uğramıştır.
Son 10 yüzyılda bile bu değişiklikler olmuşsa, 40 - 60 yüzyıllar boyunca
özellikle olacaktı. Örn: IV. - III. bin yıllarda yaşayan büyük geleneklere
sahip olan halklar bile (Sümerler, Mısırlılar, Hattiler) tarih sahnesinden
yok olmuşlardır. Hal böyle iken, daha az sayıdaki etnik grupların bugüne
kadar dillerinin ve kültürlerinin hemen - hemen değişmemiş şekilde
korunması inanılmaz bir durumdur.
Dillerinde ergatif konstrüksiyonlar olan Huritler'in ve Hatlar'ın,
Kartvelgil - Kafkasyalı etnonimlere ve toponimlere yapısal olarak
benzeyen onomastik birimleri olan Ön Asyalı ve Kafkasyalı diğer eski
halkların (boyların), bugünkü İberyalı – Kafkasyalı dillere (ergatif
konstrüksiyon) sahip olan etnoların ortak dedeleri oldukları daha
mantıklı görünmektedir.
Tarih öncesi dönemde Kartvelgil - Kuzey Kafkasyalı - Ön Asyalı
neslin birçok boyunun olduğunu zannediyoruz. Onların bir kısmı ya
tamamen yok olmuştur ya da komşularıyla karışmıştır. Bir kısmı da
modern İberyalı - Kafkasyalı etnolarda görünüyor.
Bundan dolayı eski zamanlardan “Büyük Kolha Medeniyeti’ne”

96
kadar mevcut olan boyların Ortak Kafkasyalı - Ön Asyalı nesil olarak
nitelendirilmesi gerekiyor. M.Ö. II.binyıl sonlarında ise artık Kartvelgil
ve Kuzey Kafkasyalı boylar hakkında konuşabiliriz.
Bu şartlar altında aşağıda Proto - Kartvelgil veya İberyalı –
Kafkasyalı - Ön Asyalı boyları sayacağız. Onların büyük bir kısmını
Gürcüler'in/Kartveller'in ataları olarak sayabiliriz:
Muşkiler / Moshiler / Meshler (Hekatios Mileteli' ye göre
Moshiler Kolh boyudur), Daianeliler / Diauhiler / Taohiler, Kolaeliler,
Haldeler, Tabaliler / Tibareniler / İberiler/ Saspeireliler/ Saspiriler,
Koitiler/ Koitiler / Kvitiler, Korakslar, Marlar, Bekeyrler, Halidzoniler
/Halibler, Haldeliler / Kaldeliler, Mosinoikler / Heptakometler, Didzerler,
Bidzerler, Dzidritler, Makronlar / Makrokefallar, Pasianlar, Melanklarlar,
Ekriktike, Ekekeirler, Heniohler, Sanlar / Canlar, Sanigler / Sanşkler,
Lazlar, Abhazlar / Abasklar, Svanlar / Misimieliler, Svano-Kolhlar,
Amarantlar (Kolha Boyları), Tusklar, Kahlar, Phoveliler, Herler...

Yukarıdaki boyların büyük kısmının akrabalık ilişkileri


hakkındaki güvenilir belgeler daha Antik Dönemden vardır. (Örn:
Agatia'ya göre, Misimieliler, Kolhlar ve Apsililer akraba boylardır). Bazı
eski Kartvelgil boylar tamamen yok olmuştur. (Örn: Gugar boyları
hakkında bkz: İv. Cavahişvili,1950.s.24-33); Bazılarının isimleri ise
bugüne kadar Kartvelgil toplumların (Meshler, Taoliler, Lazlar, Svanlar,
Phoveliler, Megreller, Herler, Kahlar) ya da belli bir halkın (örn:
bugünkü Abaz-Abhazların, Ermenilerin...) ismi olarak süregelmiştir.
Bu Kartvelgil boylardan M.Ö. II-I binyıllarda Kartvelgil etnonun
oluştuğunu tahmin etmeliyiz.
Kolh lar - M.Ö XII-VIII yüzyılların Asur ve Urartu
kaynaklarında Kilhi ve Kulha/Kolha coğrafi terimlerine rastlamaktayız.
Bu terimler Yunan - Rum kaynaklarındaki Ko lhoi ve Ko lhi isimleri ile
eşit anlamlı terimlerdir.
Bilim Edebiyatında N.Marry Kolhlar'in eski siyasi birliğinin M.Ö.
II.binyılların sonunda ve M.Ö.I.binyılların başlarında (M.Ö.VII y.y. 20’li

97
yıllarına kadar) güneydoğu karadenizde ve Çoruh vadisinde olduğu
belgelerle tasdik etmiştir. VIII - VII yüzyıllarda Kolhlar'ın merkezi Batı
Gürcüstan'da Rioni civarlarına taşınmıştır. (G.Melikişvili, T.Mikeladze,
N.Lomouri, M.İnadze, O.Lortkipanidze, 1986, s.68 - 69).
“Argonotlar'ın Altın Post” için yaptıkları sefer hakkındaki Yunan
efsanesi bugünkü batı Gürcüstan’ı içine alan eski Kolheti ile sıkı bir
biçimde ilişkilidir.
Ak.Uruşadze ve diğerlerinin tahminlerine göre eski zamanlarda
Yunanlar “Kolheti” ismi içinde bütün Kartvelgil dünyayı
düşünmekteydiler. (Ak.Uruşadze,1964. s.6). Bugünkü arkeolojik kalıntılar
bu düşüncenin doğru olduğunu tasdik etmektedir. Tabii ki, eski Kolheti
sadece bugünkü batı Gürcistan değildir, Kolheti'nin daha büyük
toprakları (Kura nehrinin yukarı kolları ve Çoruh vadisi) bugünkü
Türkiye Cumhuriyeti topraklarındadır.
Yunan kaynaklarında “Ko lhid a Ga ia” terimi ilk defa M.Ö.VIII
yüzyılın şairi olan Evmile Korianteli’nin eserinde görülmektedir.
Kolh ida yerine Yunanlar Aia terimini kullanmaktaydılar (bkz:
M.İnadze, 1955, G.Melikişvili; 1965. N.Lomouri; 1962, Ş.Asatiani; 1993,
M.İnadze; 1993).
Psevdo - Skisaks'e göre Kolhlar'ın yerleştikleri topraklar
Dioskuria'dan Apsiras nehrine kadar, yani Sohumi'den Çoruh'a kadar
yayılmıştır. (T.Kauhçişvili, 1976, s.84)
Herodot Kolhlar'ın Mısırdan geldiklerini iddia ediyordu. Ona
göre güney denizden kuzey (Pontus) denize kadar dört boy yaşıyordu.:
Farslar, Midieliler, Sasperler ve Kolhlar (Herodot, 1975.s. 156, 262).
Burada “Kolh” ve “Sasper” isimlerinin bir boy ismi değil, birleşik
boy isimleri oldukları bellidir. (Kolhlar hakkında bkz: İv. Cavahişvili,
1950, s.12).
Bu durum Ksenofont'in seyahat defterleri ile Psevdo-Skilaks'in
belgelerini karşılaştırmakla tespit edilebilir.
Psevdo-Skilaks Trapezunt'i ile Kerasunt civarlarında Bidzeriler,
Ekekeiriler, Bekeirler, Makrokefaller ve Mosinoikler'in olduğunu

98
söylemektedir.
Hemen hemen aynı dönemde yaşayan Ksenofont ise Trapezunt
-Kerasunt bölgesinde sadece Kolhi boyunun olduğunu söylemektedir.
(T.Mikeladze, 1967,s.97) Benz: Apolonios Rodoseli (III y.y) “Kibirli Kralla
Kolh boyları yardım edemezler” demiştir.
Mitridate, Pompeus savaşları hakkında konuşurken Kolhlar'i
anmaktadır. II. Yüzyılın eylem adamı olan Apiane (Apiane,1959,s.198)
Kara Denizin kuzey kenarlarında yaşayan büyük birleşik boyları Kolhlar
sanıyordu. Benz., Doğu Gürcistan'da bu dönemde İberler
yerleşmekteydiler.
Ariane'ye göre Kolhlar Trapezuntiler'in komşularıdırlar.
Yanlarında Sanlar (Ksenofont'e göre Sanlar Drilerdir), Makronlar ve
Heniohlar vardırlar (Yunan yazarlar...1983,s.158).
Bugünkü Batı Gürcüstan'ın/Kartveller ülkesinin nüfusunu Ariane
(IIy.y) Lazlar olarak adlandırmaktadır. Lazika’da Reoni isimli nehir
akmaktadır ve bu yerlerde Kolhlar eski zamanlarda kale
yapmışlardır...(Yunan yazarlar...1983,s.188). Bu dönemlerde ''Kolhi'' ve
''Laz'' terimleri yanyana söylenmektedir. Örn: V. yüzyılın anonim yazarı
şunları yazmaktadır: “Dioskuria'dan Apsar sularına kadar yaşayan
Kolhlar'a sonraki zamanlarda Laz ismi verilmiştir.” (Georgika,1965,s.6)...
İpolit Romaeli (IIIy.y), Amine Martseline (IVy.y), Epifan Kvipreli
(314-403y.) ve diğerleri daha geç zamanlarda ''Ko lhl ar '' terimini tercih
etmişlerdir.
Bazıları ise “Lazlar” terimini kullanmıştılar. Örn: Yuhanna Lade (VIIy.y.)
şunları yazmaktaydı: “Lazlar'ın hegemonları olduğu için bugün
''Kolhike'ye Lazike derler”. Agatia Skolastikos (VIy.y.): “Pasis'i,
Kafkasya'yı ve civarlarında bulunan ülkelerin nüfuslerını tanıyanlar
eskiden Lazlar'ın Kolhi ismini taşıdıklarına inanacaklardır.” Lazlar
Kolhlılar'ın eski ülkesinden gurur duymaktadırlar.
(Georgika,1936,s.27,50)...
Benz: Yuhanna Tsetse (1100-1180y.y.): “Kolhalr Hintli İsketler
olup onlara Lazlar da denilmektedir, yaşadıkları yerler Abazgalar'ın, eski

99
Masagetiler'in yakınlarındadır.”: “Kv it ai a” Kolheti'nin kentidir, Kolhlar
ise Laz boylarındandır, Abazgalar'ın yakınlarında oturmaktadırlar.”;
“Kolhlılar Asyalı İskitlerdir ve Levkisir isimleri de var. Asya bölgesinde
Pasis civarlarında yaşamaktadırlar”...(Georgika,1967,s.32,36-37)...
Eski Yunanlılar'a göre Kolheti aynı Aya'dir. Herodot'un
belirtiğine göre “Argonotlar Aya'ya Kolhida'ya altın post için gemi ile
giderlerdi.” (Herodot,1975, s.472-473);
II.yüzyılın eylem adamı D.Perieget'in “Yeryüzünün Tasviri”'ne
göre: Kolhlar Avrupa'dan gelmişlerdir. (T.Kauhçişvili,1976,s.93); Bu
belgede Avrupa'dan kara (pontus) denizin doğu kenarlarına İberyalılar'ın
geldikleri efsanesi de tasvir edilebilir”.
İv. Cavahişvili'ye göre ''Ko lha '' ismi eski Gürcü taşrası olan
“Kola” dan gelmektedir. Kol a/ Kol-Ko lhi Gürcü/Kartvel kaynaklarında
Kol a kökü eskiden beri geçmektedir, ikinci varyantı olan Kolheti Kartvel
diline Yunan dilinden geçmiştir. Benz., Patrik Nikon'in vakayinamesinde
Gürcistan'ın isimlerinden biri “Ko lhek ia ”dır. (G. Paiçadze,1993).
M.Ö.II.binyılların orta çağlarında Kerasunt bölgesinde, Halis
(Kızılırmak) ve Çoruh vadilerinde, modern Batı Gürcistan'da ve Kura
nehri’nin yukarı vadilerinde kuvvetli bir siyasi birlik kurulmuştur. Bu
birliğin ilk ismi Yunanca(?) Ay a olabilirdi. (Benz: Ayeti; bakz: Dayaeni,
Tao) Kendisine verilmiş isim ise Kar tli idi.
M.Ö. XII - VIII yüzyıllarda bu birlikte güçlü Kolha boyu
hegemondu. Bu devlet komşu devletlerin belgelerinde ve Yunan
yazarların ve gezginlerin hafızasında “Kolheti” olarak kalmıştır. Bu
dönemlerde Kolheti, Karadenizin tüm doğu kenarını ve Doğu Gürcistan’ı
kapsıyordu. (Benz., G.Melikişvili, 1954,s.4129...
Yunan kaynaklarına ve bugünkü arkeolojik bulgulara göre
''Büyük Kolha medeniyeti'' bugünkü doğu Gürcistan/kartveller ülkesi ve
Kuzey Kafkasya'nın büyük bir kısmını içine alıyordu. M.Ö. VI. yüzyılda
yaşayan Hekatios Mileteli' ye göre Korakslar ve Kuzey Mesopotamya'da
yaşayan Moshlar Kolha boylarındandır. (T.Kauhçişvili,1976,s.43).
Sanl ar / Ça nla r; Memnon’a (I.yy) ve Strabon'a (I.yy) göre daha

100
önce Makron olanlar şimdi Sanlardır. (T.Kauhçisvili 1987, s.22;
T.Kauhçişvili, 1976, s.94, 146, 233).
Çanlar hakkında ilk defa Ariane konuşmaktadır (II.yy).
“Kolhlar'ın komşuları Çanlardır, yani Sanlardır.”
Piskopos Evstati'ye göre “Eski Makronlar'a şimdi San diyorlar,
San yerli diksiyon ile Çan demektir.” (T.Kauhçişvili,1976,s.94); Benzer
olarak Prokopi Kesarieli’ye göre (VI.yy) “Bazılarının söylediklerine göre
Sanlar Trapezuntlular'ın komşularıdırlar ve onlara şimdi Çanlar, Kolhlar
ya da Lazlar diyorlar. Ama bu isimlerin hiç biri gerçeğe uygun değil.
Çanlar deniz kenarından çok uzakta, Armeniler'in yanında ve dağlarda
yaşamaktadırlar. Lazlar ise Kolhlardır.”(Georgika,1965,s.120).
Bahsi geçen zamanlarda yaşayan araştırmacı Prokopi Kesariel’e
inanmamak mümkün değildir: “Lazlar’ın ve Çanlar’ın aynı halk olarak
tanımlanması imkânsızdır. Onlar akraba Kartvelgil boylardır. Çanlar'ın ve
Sanlar'ın isimlerini birbirleri ile ilişkilendirmek daha gerçekçidir.
Arnold Çikobava'nın tahminlerine göre ‘San’ ‘Zan’ demektir.
(Arn. Çikibava,1936,s.3). S.Canaşia'ya göre ismin kökü Sandır. Bu ismin
ilk harfinden Kuzey Megrelya'da Zan / Tsan kelimeleri, Güney
Megrelya'da (Çaneti'de) Çan kelimesi türetilmiştir. (S.Canaşia,1959. s.27-
34).
Amiane Martseline'nin “Tarih” adlı kitabında bir taraftan Çanlar,
diğer taraftan Lazika Armeniler'in komşularıdır.
Prokopi Kesariel (VI.yy) Çanlar hakkında çok detaylı bir incelem
yapmıştır. Ona göre Çanlar Trapezuntiler'ın komşuları değildi. Çanlar
dağlarda, Ermeniler'le yan yana yaşamakta idiler. (Lazlar, yani Kolhlar ise
deniz kenarında yaşayan bir halktır).
Lazlar ve Çanlar daha sonraki zamanlarda da farklı Kartvelgil
boylardır. Örneğin Lazika teriminin yanısıra Bizans kaynaklarında
Çanaria terimi de geçmektedir. (Bkz: IX.yy eylem adamı Konstantine
Porfirogenet; Georgika,1952,s.292)
XIV. yüzyılın I. yarısında Trabzon İmparatorluğunda, Kral
Basil'in kızı ve eşi arasında başlayan iç savaşlar sırasında, Lazlar, Çanlar ve

101
bütün yerli halk, Paleologos soyundan çıkmış olan İrine'ye, Komnenos
ailesinden çıkan Ana Hutlu’yu tercih etmiştir. Laonike Halkokondile’ye
göre Çanidler Kolheti topraklarında Amastria kentine kadar olan yerleri
elde tutuyorlardı. (Georgika, 1970,s.107).
S.Khauhçişvili'ye göre Bizans İmparatorluğu’nun, Trabzon
Krallığı’nın topraklarını elde edememesinin sebebi, Trabzon Krallığı’nın
nüfusunun büyük kısmının Gürcü boyu Çanlardan oluşması idi.
(Georgika 1967, s.164)
Belli ki ya Çanlar’ın yaşadığı topraklar değişmiş ya da akraba
boylar olan Çanlar ve Lazlar birbilerine karışmışlardır. Çanlar kesinlikle
Kartvelgil soydan gelmektedir.
Ab ha z / Eb zler / Obezler / Ab az ga lar / Aba sk la r /
Ab adz ahl ar / Ab aza hla r / A bh az lar
“Abhaz” kelimesinin kökenini ve ona şekilsel ve semantik olarak
bağlı isimlerin kökenlerini, Abhaz ve Abaz boylarının tarihini birçok
bilim adamı incelemiştir. Son zamanlarda yapılan ve bir sonuca varan
araştırmalar T. Gvantseladze’ye aittir. (T.Gvantseladze, 1993, T.
Gvantseladze, 1998) Abhaz dilinin superstrat tabakalarını inceleyen T.
Gvantseladze şunları söylemektedir; “Bugünkü Abhazlar'ın ataları
Karadeniz kıyılarında İsa'dan sonra V. yüzyıla kadar yaşamamışlardı.
Abhazlar'ın ilk memleketi Kafkas Dağ sırtının kuzeyinde ''Kubani'' Nehri
vadisinde bulunmaktaydı. Abhazlar'ın büyük bir kısmı burada 1561 yılına
kadar yaşamakta idiler. Modern Abhaz etnonun oluşmasındaki en büyük
katkı, bugünkü Abhazya topraklarında Abhazlar'ın gelişine kadar yaşayan
Kolh nüfusuna aittir. T.Gvantseladze'ye göre Abhaz - Abaz boy birliğinin
ilk adı Ya-pas-a / A-baz-a idi ve sonra bu kelimelerden Abaza, Apsua,
Abhaz kelimeleri türetilmiştir. (T.Gavntseladze,1998.s.38).
T. Gvantseladze'nin ortaya koyduğu “Abh az” kelimesinin
kökünün türetilme yolu bize göre tartışılacaktır. Ona göre “Abhaz” kökü,
Çerkez kökenli “Aba za ha ” dan gelmektedir. “Abaza ha”, Aşağı – Abaza
(Çerkezce “ha” “aşağı” anlamına gelmektedir). Çerkezce Abaza – ha /
Abzaha, Megrelce Abhaza, Gürcüce Abhaz. (T. Gvantseladze,1998,s.38).

102
Bize göre M.Ö önce III-II binyıllarda Kartvelgil boylar, Abhaz -
Abaz, Çerkez – Adige ve Vainah boyları büyük İberyalı - Kafkasyalı
etnonun içinde yer alıyordu. Dolayısıyla onların kuşakları olan birkaç
boyun veya etnonun bir kökten türetilmiş isimleri vardır. Özellikle
I.binyılda mevcut olan Kartvelgil kökenli “Abh az, Ab si l, Abş il” ve
Kuzey Kafkasyalı “A ps ua, Ab aza ha, Ab aza”, kökenleri ortak fakat
farklı boyları tanımlayan isimlerdi. Bunların bazıları yok olmuştur (Absil,
Abşil), bazıları akraba boylarla karışmıstır, bazıları ise bugüne kadar
kalmıştır.
Şimdi kaynaklarla tanışalım:
Ariane (II.yy): “Trabzon'dan eski Aka'ya kadar Kolhlar, Sanlar
(Ksenofont, “Sanları” “Driller” olarak adlandırmıştır), Makronlar,
Heniohler, Dzidritler, Lazlar, Absiller, Abasklar, Sanigler, Dzilkler gibi
boyların yaşadığı yerlerden geçtik. Lazlar'ın komşuları Absillerdir.
Absiller'in komşuları Abasklar'dır. Abasklar'ın kralı Resmag'tır.
Abasklar'ın komşuları Sanigler'dir. (Yunan yazarlar, 1989, s. 158–159).
Abasklar, Sanigler'in yukarı tarafında, dağlarda yaşamaktadırlar.” (T.
Kauhçişvili, 1976, s. 100 – 101)
Sonraki yıllarda Abazglar'ın yaşadıkları yerler genişlemiştir.
Örneğin Bizans İmparatoru Konstantin Porfirogenet (912 – 959), oğluna
işgal ettiği yerlerin boylarını tanıtırken Abazgi hakkında şunları
söylemektedir:
“Ciketi sınırlarından sonra, yani Nikopsia Nehri’nden
Soteriupolis'e kadar deniz kenarı 300 mil boyunca Abazglar'ın ülkesidir.”
(Georgika, 1952. s. 232). Soteriupolis ismi tartışmalıdır. Bazı
araştırmacılar bu şehri “Biçvinta”, bazıları ise “Sohumi” olarak kabul
etmektedir. Bize göre “Abazgi” ismi ile 10.yy’da bütün Batı Gürcistan
anılıyordu. Abazgi’nin güney sınırı olarak bahsedilen Soteriupolis kentini,
bugünkü Türkiye topraklarında, Nikopsia Nehri’nden yaklaşık üçyüz mil
boyunca aramamız gerekiyor. Bu dönemin kartvel kaynakları Abhazya'yı
Gürcistan’ın ülkesi, ''Bizim Ülkemiz'' olarak kabul etmektedir.
P.İngorokva şu yorumu yapmaktadır: “Kartlis Tshovreba’ya göre

103
Abhazya ve Egrisi, Gorgasali’nin zamanında Bizanslar'ın işgal
edemedikleri Batı Gürcistan topraklarında bulunmaktaydı. Göründüğü
gibi Abhazya Tsihegoci'ye kadar, Egrisi ise Tsihegoci'den Lihi'ye kadar
idi.”
Abhazya’ya Bizanslılar “Abazgia” diyorlardı.
Eski zamanlardan XVI. ve XVII. yüzyıllara kadar, Abaz / Abazg /
Abhaz, hem Avrupa’da hem de Asya'da Ciklerden farklı olarak Kartvelgil
(İberia / Kolha) kökenli olarak nitelendirilmiştir.
Hem eski zamanlarda hem de orta çağlarda Abhazlar, diğer
Kartvelgil boylarla beraber tek Kartvelgil Devlet ve dil - kültürünü
oluşturmaktaydı. İsa'dan sonra I.binyıl sonlarında mevcut olan Gürcü
Devleti, kartvel ve yabancı kaynaklarda “Abhazya” olarak anılıyor.
Birleşik Gürcistan “Abhazya Krallığı” ismini taşıyordu. VIII. – X.
Yüzyıllarda II. Leon, Teodos, I. Giorgi, III. Konstantine, II. Giorgi, III.
Leon gibi “Abhaz” kralların - beylerin milli - devlet siyasetinin asıl
amaçları şunlar idi;
— Batı Gürcistan Kilisesinin, Konstantinepolis Patriktiğinden
bağımsızlığını kazanması ve Gürcü bağımsız Kilisesine bağlanması,
— Gürcü/Kartvel dilinin kullanıldığı Kilise Merkezleri yapmak,
— Bütün Gürcüstan’ın siyasi birliği için savaşmak,
— Kuzey Kafkasyalı kardeş halkların hristiyanlaşması ve bu yolla
Gürcü Devleti’nin sınırlarının korunması. (L. Ahaladze,2004,s.12)...
Abhazya nüfusunun, komşu halklar olan Karaçaylar, Balkarlar ve
Ruslar tarafından Kartvel olarak kabul edildiği görünmektedir. Kuzey
Kafkasya halklarının bazılarında, Avrupa ve eski Rus kaynaklarında,
Ab az a / Obezi / Ebze terimlerinin Kartvel kelimesi ile aynı anlamda
kullanılması tesadüf değildir. Örneğin Papa IV. İnokent'in elçisi olan ve
1246’da Moğolistan’a seyahat eden elçi Yuhanna de Plano Karpin,
Gürcistan'a Georgi ani a, Gür cüle re ise Georg ian lar yani Obezler
diyor. (S. Canaşia, 1959, s.53).
XIV – XVI. yüzyıl Rus kaynaklarında “Obezi” Gürcistan
demekti. O zamanki Slavlar için “Abaza”, “Gürcü” anlamına geliyordu.

104
Çünkü Slavlar için Abaza, Egriseli, Svan, Kaheli veya Mesh aynı idi.
Benzer bir şekilde Kafkasya'ya geç zamanlarda gelmiş olan Karaçaylar ve
Balkarlar için Gürcüleri tanımlayan isim “Ebze” (Abaza) idi. Bazen “Ebze”
“Svan”, bazen de “Raçvel” demekti. (T. Gvantseladze,1993);
XVII. yüzyıl gezgini Evliya Çelebi, Abhazya'ya “Aba sa” diyor.
Abaz – Abadz / Abas - Abaz-h- / Abaza-h- / Abadza-h ve Abazh
köklerinden ‘h’ sesinin metatezi ile türetilmiş Abhaz kökü mantıklı olarak
görünmektedir.
Aç ıkl ama : Yuhanna Tsetse'nin (X.yy) belgelerine göre Abazglar'ın ismi
eskiden Mesagetlerdi. (Georgika, 1967,s.25); Heredot’a göre Mesagetler göçer
ve şavaşçı bir boy idi. Strabon'a göre Abazglar, Hvarazmlardılar. Stepan
Bizantieli'ye göre ise Mi sg et le r İberyalıların bir boyudur (Georgika, 1936, s.
282). Yaygın görüşe göre Masagetler Orta Asyalı İskitlerdir. Benzer bir şekilde
Teopane Bizantieli (VI.yy)’ye göre Eski Masagetler şimdiki Türklerdir. Onlara
Farslar Kermihion derler (Georgika, III, s.253).
Bilim edebiyatında Apşil / Abazg terimleri, Asur kaynaklarında
mevcut olan Abeşala ve Hubuşki terimlerine bağlıdır. (Z. Ançabadze,
1976; Ş.İnalipa, 1976, M. Kurdiani, 2001, s.126–130; M. Kurdiani, 2002,
s.80) Kronolojik olarak bu kadar uzak olan kelime birimlerinin
özdeşleştirilmesi için daha fazla delil gerekmektedir. Fakat İsa'dan önceki
II.binyılların Asur kaynaklarında tespit edilmiş “Ab eş al a” ile ortak
Kartvelgil terimler “Abesa” ve “Zan”, “Obaşa / Abaşa” terimleri arasında
bağlantı olması mümkündür (bkz., M. Çuhua 2003, s. 73); Aba z-, Ab aş-
ve (Ab aş -i l-, Abş il - / Apsi l köklerinin ortak olması da mümkün
olarak görünmektedir. Benzer bir şekilde, Z. Çumburidze, 2002: “Aba şa”
ismi, İbranice “Abas” isminden gelebilir. “Aba-şa” Aba'ya ait demektir.
Yukarıdaki görüşlerden kesin olarak anlaşılan şudur ki, iki farklı
Kartvelgil - Kafkasyalı boy olan Ap si l-A psa r ve Ab az g-A bh azl ar,
yüzyıllar boyu öz Kartvelgil boylar gibi ortak Kartvelgil kültürel – tarihi
alanda veya devlette yaşamakta idi.
Aç ıkl ama : Bilim edebiyatında İberi’nin ve Kolhi’nin farklı etnolar
oldukları görüşü hakimdir. Kolha dili ile kültürü ve İberya dili ve kültürü
bizim için eşit anlamlı terimlerdir. Anlama problemlerini önlemek için bizler
“Ka rt vel gi l“ terimini kullanmayı tercih ediyoruz. Dolayısı ile İberyalı -

105
Kafkasyalı yerine ise Kartvelgil – Kafkasyalı terimini kullanmaktayız. (Benzer
olarak, Arn. Çikobava İberyalı - Kafkasyalı diller yerine Kartvelgil – Kafkasyalı
terimini kullanmayı düşünmekteydi).
Tarihi Kuzeybatı Gürcistan'da eski zamanlardan beri Kartvelgil
-Kafkasyalı boylar yaşamaktaydılar. (Zanlar, Sanigler, Svanlar, Apsarlar,
Abazlar...) Bu boylar arasında ilişkinin ve kültürün temel dili ortak
Kartvelgil dil idi. Dolayısıyla onların diksiyonlarına Gürcü/Kartvel
dilinden birçok kelime geçmiştir.
Bugün mevcut olan Kartvelgil - Kafkasyalı boyların (Apsua
-Abhazlar, Adigeler, Çerkezler, Çeçenler - İnguşlar, Lekler) arasında,
dilsel ayrılma döneminin II.binyıllar başlarında başladığı sanılmaktadır.
Gürcülerin ve Apsua - Çerkez boylarının birbirlerinden ayrılması
M.Ö.I.binyılın ilk yarısında olduğu görünmektedir. (Yüzyıllar sınırında
Zanca - Svanca lehçeleri oluşmaya başlamıştır). Gürcü nüfusun ve Kuzey
Kafkasyalı (Adige - Çerkez) boyların karışması ile Abhaz dili M.S. XV –
XVIII. yüzyıllarda şimdiki halini almıştır.
Benzer bir şekilde Evliya Çelebi'ye göre 1641 yılında Gudauta
nüfusu Gürcüce (Megrel lehçesi) konuşmaktaydı. (P.İngirikva,1957,s.133)
Bu boyların yaşadığı yerlerin birbirlerine karışması bir tesadüf değildir.
(Konu ile ilgili bkz., D. Letodiani,1971).
Bu boyların Kartvelgil alandan ayrılmaları Kafkasya'da
Türkiye'nin güçlenmesinden sonra başlamıştır. Abhaz halkının milli
kimliği, Çarist ve Sovyet ideolojilerin etkisi ile 1864 yılından bugüne
kadar tamamen değişmiştir. (T.Gvantseladze,2004,s.19) Rusya,
Kafkasya’yı elde ettikten sonra Abhazya ile Kuzey Kafkas Halkını sürgüne
göndermeye ve Kartvelgil alandan yabancılaştırmaya başladı. Örneğin
Rus İmparatorluğu 1894 yılında Adler – Soçi – Tuapse bölgesinden,
Gürcülerle akraba olan Ubıh, Çerkez, Apsua - Abhaz halklarını sürgün
etti.
Ap si ller / Ap şiller / Aps ua la r / Ap sa rl ar. Apsiller'i ilk defa
Ariane tespit etmiştir. O'na göre Apsiller, Kodori vadisinde yaşıyorlardı.
Z. Ançabadze, Apsiller'in ilk yaşadıkları yerler olarak modern Gali

106
bölgesini sanıyor. (Z. Ançabadze, 1964). Bilim adamlarının bir kısmına
göre, Abazglar gibi Apsiller de Kartvelgil boy idi. (S.Canaşia,
S.Kauhçişvili, D.Mushelişvili ve v.s.). Bazılara göre ise onların nesilleri
modern Abhazlardır. (Apsualar) (G. Melikişvili, Z. Ançabadze, N.
Lomouri...).
Bazı bilimadamlarına göre Apsiller İskit boyu idi. (Örn., Stepane
Bizantieli, IV-VII.yy) Benzer bir şekilde Kolhi Ayetes İskit Kralıdır,
Medeia ise İskit Kralının kızıdır. (Libanios, İsadan sonra IV.yy)
Makronlar İskit boyudur, Kolhlar Asyalı İskitlerdir (Yuhanna Tsetse
XV.yy). Gördüğümüz gibi Abasglar ve Apsiller, Kolhlar ve Makronlar
kadar İskitlerdir. (Ayrıntı için bkz: T. Kauhçişvili, 1976; s. 102).
Ariane zamanında Abazglar ve Apsiller farklı Kartvelgil -
Kafkasyalı boylar idi.
Kartvelgil Apş – el - i / Aps – il - i, Aps –ar - i etnonimlerinin
Ap s kökünden türetilmiş olduğu gürüşü mantıklıdır. (T. Gvantseladze,
1998, s. 34, 39) Oysa Mas / A+mas / Abaz- /Abaş- /Abas / Abaş-il / Abas-il
/ Abaşel -/ Abas-ar-/ Abşil- / Apsil- / Apşel- /Apsar- süreçleri de
mümkündür.(Benz., Apsirte ve Apsorosi isimleri).

1.2.2. Gürcülerin kendilerine verdikleri isim- “Kartveli”

Eski Gürcü/Kartvel tarih kaynaklarında Bütün Gürcüler’in


Devletinin ismi Kartlidir. Örneğin “Kartlis Tshovreba” ya göre Parnavaz
(M.Ö.IV.yy) tarafından yeniden kalkındırılan “Kar tli” içine sekiz büyük
beyliği (ülkeyi) alıyor. Egrisi, Svaneti, Margueti, Kaheti, Hereti, Kuheti,
Gardabani, Taşiri, Abotsi, Cavaheti, Kola, Artaani, Samtshe, Acara,
Klarceti.
İsadan sonra I-II. binyılların sınırında “Ka rt li” terimi Sa-
kartvelo (Ya da Birleşik Sakatvelo) ya dönüşmüştür.
Gürcü kaynaklarına göre Gürcülerin kendilerine verdikleri genel
isim “Ka rt u-el -i” dir. Kaynaklarda “Kar tveli” ismi ilk defa VII.
yüzyılda görünmüştür. Oysa bu terim daha önceden de kullanılıyordu.

107
Örneğin kaynaklara göre Egriseli Stepane Sananoisdze, Çilekeş Abhaz
(Argveteli) Davit ve Konstantine, Şavşeli Papaz Prohor, Taoeli Papaz
İovane, Svan Rahip Yuhanna Kstshianisdze…..Benzer olarak: X-XI
yüzyıllarda Kuzey Kafkasya nüfusunun büyük bir kısmı kültürel olarak
Gürcüdür. (Bkz: D. Mushelişvili, 1993).
Kart- ,Kartu-, Kartl-, Kartvel ve Kartul köklerinin birbirleri ile
bağlantıları bize göre şöyledir:
Kartvelgil dilsel alanda tespit edilmiş kelimelerin karşılaştırılması
sonucu Kart ve Kartu köklerini ayırabiliriz. Benz. Kart-l-i, Kartu-el-i,
Kart-ul-i. Belli ki “l” çok eski bir ektir. Benz: Tov-s-Tov-l-i ve Zanca:
Tviri / Tiri; Sahe-Sah-l-i, Sah-el-i ve Zanca: Ohori: Tes-av-s, Tes-l-i ve
Zanca: Tasi, Koçi-koç-l-i ve Acara şivesi: Koçal-i; Edebi Gürcü dili: Matkli
ve Zanca: Montkori; Edebi Gürcü dili: Dzagli ve Zanca: Coğori, Svanca:
Jağu / Jeğu; Edebi Gürcü dili: Tapli ve Zanca: Topuri, Svanca: Tu (Tapu;
G.Maçavariani) Edebi Gürcü dili: Sishli ve Zanca: Zish, Benz., Tsuhs-
(m)tsuh-r-i; Mama ve Mam-r-i, Deda ve Mded-r-i, -L / R’ nin işlevi bir
niteliğin tasvir edilmesidir. Ayrıca, Kart- / Kartu- kökünün belli bir
anlamı olması mantıklıdır. Bu köklerden türetilmiş Kart-l-i ve Kartu-el-i
nitelik ve aitlik ifade etmektedir.
Kart-l- / Kartu-el- in etnonim olan Hald i' den geldiğini
düşünebiliriz ama bu halde -l-/el- ekinin işlevi belirsiz kalır. (Etnonimden
aynı anlamlı etnonimin türetilmesi hiç mantıklı değildir. Bir yandan
Urart-Kafkasyalı Tanrı ''Hald i'' isminde, diğer yandan ise Kartvelgil
sanılan Ha ldil iler ve Ka duhl ar etnonimlerinde (Benz: Movses
Horenats'in yazısında Van Bölgesi’nin güneyinde tespit edilmiş
Kordul ula r'ın ül keler i (benz.: Erm: Kordu ve Kart. Ka rdu ; Erm.
Torgomi ve Gürcüce Tar ga mosi ...). Hald ve Kardu köklerinin
bulunması, Kar tli ve Ka rt ueli kelimelerinin Urart-Kafkasyalı tanrı
olan Haldi / Kardu kelimesinden geldiğini söylememize izin vermektedir.
Ka rt uli kelimesinin Kartu kökünden türetilmiş olduğu
düşünülmektedir. ul- eki Kartu köküne eklenmektedir: Kartu-Kartu-ul-i-
Kartuli; Büyük tarihsel kataklizm sırasında, Tanrı Hald i'nin olduğu yer

108
değişip daha kuzeye, bugünkü Gürcistan topraklarına gelmiş olabilir. Z.
Gamsahurdia'ya göre ''etnolojik bakımdan'', ''Kaldevli'' sadece Babilli
Semit anlamına değil, bilim edebiyatında ''Şumer'' adı ile bilinen en eski
presemit halk anlamına da geliyor.
İvane Cavahişvili'nin görüşüne göre Fars, Babilli ve Gürcü de
Kaldelidirler. Benzer olarak Kaldeliler (Kaldu), M.Ö.1.binyılda Aramca
konuşan tarihi göçer Semit boylardır. M.Ö. 9.yy.dan beri Babil'in
güneyinde yerleşmişlerdi. Eski Gürcü geleneğine göre “Kaldea” halkların
ilk yurdudur. (Benz., Beyrut yakınlarında bulunan Kalde köyü).
1.Strabon'a göre (Georgika, XII, 3, 19-24), Trabzon’un ve
Farnakya'nın yukarısında Ka ldelil er - Es ki Hal ibler
ya şa ma kt aydıl ar. Homeros onlara Halidzonlar ve Alib demektedir.
(Bkz: D.Bakradze, 1989, s.34 ve P.İngorokva, 1954, s. 285); Benz.,
Urartular da Ha ldelerdir. (S. Canaşia, 1952, s. 1-3);
2. ''Abo'nun Çilesi'' ve Movse Horenatsi'nin ''Ermeni Coğrafyası''
kitaplarına göre Kaldia / Haldea / Haitiki aynı zamanda Çaneti /
Çanivkidir. Benz., Karadeniz Bölgesi’nde bulunan Ha ldi taşrası, Bizans
İmparatorluğu’na aitti ve Trabzon Bölgesiyle sınırlanmıştı. Benz.,
Trabzon'a yakın Haldia’nın Gürcü ülkesinin, Davit Kuropalati'ye ait
topraklar olduğunu Gürcü tarihçileri söylemekteydiler. (Sumbat Davit
oğlu, 1449, s.70; ''Matiane Kartlisai'' S.285), VIII. yy. Yunan
kaynaklarında Trabzon Bölgesinin ismi Lazikadır. Gürcü kaynaklarında
(Giorgi Mtatsmindeli) bu topraklara Megreller'in bölgesi diyorlar.
3. Adige dilinin Şapsığ lehçesinin Hakhuç kolunda Gürcüler'i
ifade eden eski isim Khalgdedir. (Bu bilgi Ruslan Natxua ile Mixeil
Labadze’ye aittir).
4.Çoruh Nehri’nin doğduğu yerde gümüş yatakları olan Ka ldi a
şe hri bulunuyordu.
5.Lazeti'nin ortalarında bugünkü Türkiye sınırlarında bulunan
Of kasabası içinde, Rize ile Sürmene arasında Ha ldi isimli yerleşim yeri
ve Ha ldi dağı bulunmaktadır.
6.Gürcistan'ın bugünkü sınırları içinde birkaç Ka lde tespit

109
edilmektedir. Kafkas Dağlarında Halde isimli buzul, Ha ldeç al a Nehri
ve Ha lde köyü vardır. İki farklı yerde yani büyük Kafkas Dağları
eteklerinde ve Kura – Çoruh – Halis – Araks – Tigros - Evprat
civarlarında Mosh Dağlarında iki coğrafi özel isim olan Kola’nın ve
Kalde’nin yan yana olması tesadüf değildir.
Fikrimizce Daiaen, Kulhi ve Urartu bölündükten sonra oluşan
Gürcü boylarının bir sonraki birleşme süreçlerinde, Azon – Kuci -
Parnavaz öncesi dönemde Kartvelgil boyların idarecileri, atababalarının
tanrılarından Kartu / Halde / Haldia / Haldi den türetilmiş Kartu > Kartu-
eli ortak - birleşik ismini, aynı kökten gelen Haldi / Karti – Kart-l-i ismini
ise ülkelerinin ismi olarak almışlardır.

1.2.3. Gürcüleri Tanımlayan Terimlerin Dilbilimsel Şeması

Kitapta gösterdiğimiz etnonimler ile temonimlerin dilbilimsel


analizlerinden sonra, farklı zamanlarda ve farklı dillerde Gürcüleri ifade
etmek için kullanılan isimler, Kart / Kald / Hald, Mosoh / Muşk- / Mesh-/,
Kolh- / Kilh- / Kulh-, İber / İver / Sper ve Abaz / Abazh kökleri etrafında
sınıflandırılmaktadır.
Kartvelgil boyların ve toplumların isimlerinin etimolojik zinciri,
üç temel grupla açıklanabilir:
a) Kar tu (el i):
Ortak Kartvelgil etnonun kendine verdiği isim olan “Kar tue li”
tanrı ismi olan “Kar tu” dan geliyor. Bu kelimenin köküne sadece Kald
(Kaldea), Hald (Haldeliler), Kard-u-h kökleri değil, Hal-ib kökü de
bağlanabilir. Fakat ib- eki nitelendirilmeden bir şeyi kanıtlamak mümkün
değildir.
Diğer yandan Hal – ib (Halibi) köküne, Hal - idz - on ve Hal - ib -
e şekillerini bağlamak mümkündür. Hal - is kelimesinde Hal kökünü
ayırmak da mantıklı bir tahmindir. (Halisi - Kızılırmak Nehri).
Kar - t, Hal - d, Hal - is, Hal – ib, Hal – idz - on şekillerinin
kökleri olan Kar / Khal / Hal köklerinin ve ortak Kartvelgil kelime “Khar”

110
(Khari(Öküz))’ın ortak kökenli olduğunu zannetmekteyiz. Öküze
tapınma hem Ön Asya’da hem de Kartvelgil boylarda da yaygındı. En eski
Gürcü parası olan ''Kolhuri Tetri'' de öküz başının yer alması tesadüf
değildir.
b) Mes hi:
Ma si s (dağ) ve Pas is (nehir) kelimelerine ve etnonim
Pa si anl ar kelimesine dayanarak mas / pas kökünü ayırabiliriz. Benz.;
Yunan mitolojisinde, Etnark, Kolhi Pasis'in oğlu olarak kabul ediliyor.
Pasis ise su tanrısıdır (T.Mikeladze, 1955, s.33-34). Yunan düşüncesine
göre su tanrısı ve kolhida eş anlamlı kelimelerdir. Mes-h varyantı,
Yunanca “Me shi ke” kelimesinde ve Gürcüce “Me sh” temoniminde
tespit edilmiştir. Meskin- Meşeh- ve Mtsheta- şekillerinde de Mes-h
varyantını bulmak mümkündür.
Mosh şekli, İncilde Mosoh, Mosok, Muşk-, Yunancada Mosh /
Mosohon ve Gürcücede Mush köklerinde korunmuştur. (Mushi Ahaltsihe
de bir köydür).
c) Sani:
Zan / San, ortak Kartvelgil boyları ifade eden en eski köklerden
biridir. Benz.: Bir yandan ön dilde telaffuz edilen sert sessizlerin
değişmesi ile türetilmiş varyantlar: San-, San-ig, Zan-, Çan-, Tsan- (Tsan-
ar-); Diğer yandan ise: S - S dudaksılaşarak verilmiş Svan- /Şon- ve Mu -
şuan- kökleri: San kökünden Hen – io – h kökünün türetilmiş olması
mümkündür: San – Sen - Hen.
İberyalı - Kafkasyalı diller gibi Pro - Kartvelgil ve Ortak
Kartvelgil dil sistemlerinde, dudaksıl sessizlerin olması mümkündür.
Zaman ilerledikçe dudaksıl yapılar ya çift dudaklı spirantlara
dönüşmüştür ya da kaybolmuştur. Zan lehçelerinde, A yerine O sesinin
türetilmesinin, O sesinin dudaksıl sessizin yanında olmasından
kaynaklandığı sanılmaktadır. Dudaksıl sessizin etkisiyle ünlü A, ünlü
O’yu türetmiştir.
d)Kolh i:
Tarihi Gürcü taşrası olan “Kol a” ismi, temel kökü korumaktadır.
Kol / Kor kökünden Kol – h / Kil – h / Kul - h/, Kor – a - ks, Ma – kr – on

111
türetilmiştir. Benz.: Kl – ar – c ve Kl – u – h – or.
En eski Gürcüleri ifade eden “Ko la” etnoniminin fonetik
varyantları çok azdır. Bu durum Kolh kökünün Kartvelgil olmadığı
anlamına mı geliyor?
e)İber –i :
Temel kök Hper / Sper görünmektedir. (Benz. Sper, Sper Denizi),
Bunlardan: Hper – İper – İber – İver (İberia / İveria); Sper – i / Sas –per
(Sasperitler) / Sa – peir / Sa – veir / Ha – sper / Hesper - (Hesperitler) > Su
–sper / Svi – sper - (Svispiritler);
Hper – Hber – Ber – Ver – Vir – Virk (Vr – a - ts) > Vir - şan;
Ver-, Var-, Var – u – ç – an, Gurçan-, Gurgan- (Georgian-), Gurc-, Kurg,
(XIII.yy.da tespit edilmiştir. S.Canaşia, 1959,s.53). Gurdz (Osetçe formu),
Gruzin- (Guruzin-)... Benz.: Çerkesçe; Kurcg “Tiflis” ve Osetçe Gurcgn
“Uzun boylu”.

1.3. Çeşi tl i Tarihi Çağlar Ve Ülkeler in Çeşitli


Dillerd eki Adlan dır ılmaları

Otoetnonim ile diğer etnonimlerin karıştırılması ve ülke


sınırlarının farklı bir şekilde tespiti tarihsel süreçlerin analizini
engellemektedir. Belli bir ulusun tarihi süreçte kendisi ait olarak
gösterdiği sınırlar, komşularının bu konudaki görüşlerinden farklı
olmaktadır. Eski dönemlerden bugüne kadar bazen aynı etnonimin (veya
koronimin) iki veya daha fazla halkın (ülkelerin) adlandırılması için
kullanılmış olması çok rastlanan bir durumdur. Benz.: Doğu Muşklar -
Gürcülerin atababaları ve Batı Muşklar - Friglerin atababaları. Abaza /
Ebze, Gürcü ve Abaza bugünkü Karaçay - Çerkezya Özerk Cumhuriyeti
nüfusunun bir kısmı olan Abazaların bir ismidir.
Bugünkü Gürcüstan'ın sınırları ve Gürcü ulusunun yakın tarihi
ile ilgili olarak politikacıların görüşlerini dikkate almasak bile, Gürcü, Rus
ve Abhaz kökenli ProRus tarihçilerin bu konular üzerinde çok farklı
görüşleri vardır.

112
Tarihi araştırırken terimlerin özdeşleşmesine çok dikkat
etmeliyiz. Örneğin “Sak artvelo” terimi bugün bizim görüşümüze göre
tarihi Abhazya'yı da içine almaktadır, ama ProRus Abhazlar için Rusça
terim “Gr uzi a” Gürcistan'ın bu eski bölgesini içine almıyor. Onlarca yıl
sonra objektif bir araştırmacı “Sak artvelo ” ve Pro - emperyalist
araştırmacı tarafından kullanılan “Gr uzi a” terimlerini birbirlerinden
ayırmak zorunda kalacak ve kendisini okuyanlara “Sakartvelo” teriminin
tam çeviriminin “Gruzia” olmadığını söyleyecektir.
Bu düşüncemize Lazika - Egrisi ve İberia - Kartli örneklerini
temel alarak devam edeceğiz.
Gürcü ve yabancı tarihçiler tarafından aynı sanılan Lazika -
Egrisi, Egrisi – Kolheti (Bkz., R.Topçişvili, 2002, s.7) ve İberia - Kartli
terimlerinin eşlenmesi mümkün değildir. Çünkü :
Lazika teriminin, dolayısıyla Lazika Devleti’nin tarihi
Romalıların görüşlerine göre kurulmuştur. Egrisi terimi ve bu terimle
ifade edilen Gürcistan'ın bir bölgesinin tarihi Ka rtve lgil anlayışla
yazılmıştır. Kolhe ti terimi hemen hemen bütün eski Gürcistan'ın
ismidir ama Egr is i ise Kartli'nin (yani Gürcistan'ın) sadece bir kısmıdır:
Benz.,
Gürcü kaynaklar, M.S.VII. yüzyıla kadar ve IX. yüzyıldan sonra
Egrisi'yi Gürcistan'ın içinde görmektedir.(ve gerçekten öyle idi). Yunan –
Roma ve Bizans kaynaklarına göre ise aynı dönemde Laz ik a İberia içine
girmiyordu. Bu görüşler gerçeğe az da olsa yakındır. Çünkü Egrisi ve
Gürcistan'ın diğer bölgelerinin bazı kısımları Romalılar ve Bizanslılar
tarafından işgal edilmişti.
Yunan - Bizans terimi olan Laz ik a çeşitli zamanlarda çeşitli
toprakları ifade ediyordu. Egrisi ise başka idi. Egrisi ile Lazika'yı aynı
anlamlı varsayarak yapılan tahliller çok şüphelidir. Bizim tarihimiz de
böyle yanlış eş anlamlı varsayımlara göre yazılmıştır.
Bugün çok yaygın olan düşünceye göre, M.Ö.VI.yüzyıldan Davit
Kurapalat çağına kadar (M.S.X.y.y.) yanyana iki Gürcü Devleti, Kolheti ve
İberia yani daha sonra Egrisi – Lazika ve Kartli – İberia hüküm
sürüyordu. Bu yanlışlığın sebebi terminolojik karışıklıktır.

113
1970 yılında yayınlanmış olan ''Gürcistan Tarihi Üzerinde
Araştırmalar” kitabının 1.cildinin VIII. faslında “Kolheti M.Ö. VI - IV
yüzyıllarda”, IX. fasılda ise “Kartli (İberia) M.Ö. VI - IV yüzyıllarda”
yazmaktadır. (Benz., D.Mushelişvili, 2002, s.15 M.Ö IV. yüzyılda Doğu
Gürcü Krallığı Kartli/İberia kurulmuştur.) ve v.s..
M.Ö. I. binyüzyılın II. yarısında Gürcülerin iki bağımsız
devletinin mevcut olduğu hangi kesin kaynaklara göre tespit ediliyor? Bu
dönemin yabancı kaynaklarının hiç biri ülkemizi böyle bölmüyor.
Yukarıda gördüğümüz gibi Gürcüstan'ın tarihi topraklarında
M.Ö.I.binyılda Gürcülerin çok sayıda boyunun olduğu görünmektedir.
Benz., A.Uruşadze, 1964, s.6: “Önceden Yunanlılar Kolheti terimini
içinde Bütün Kartvelgil dünyayı düşünmekteydiler”.
M.Ö. VI – III. yüzyıllarda İberia’nın Kolheti’den ayrı olduğu
yorumu hangi kaynaklara dayanarak yapılıyor?
Hekatayos Mileteli, Ksenopont, Herodot, Psevdoakilaks, Platon,
Aristoteles vs. İberia üzerine konuşmuyorlar. Ka fk as İber ia 'sı ve
Doğ u İberler terimleri ilk defa M.Ö.IV yüzyıllarda yaşayan Megastene,
Teoprasto, Dionis Perieget'in yazılarında görmekteyiz. (V. Vaşakidze,
1993, s.61). Mitridate Savaşları döneminde, Romalı kaynaklara göre,
İber ia / İber ler sadece Doğu Gürcistan toprakları ile sınırlıdır. (Lazika -
Güneybatı Gürcistan ?). Bu doğaldır. Gürcü kaynaklarına göre de II - I
yüzyıllarda Gürcü Devleti zayıflamıştı. Topraklarının bir kısmını Roma
İşgal etmiş bir kısmını da kısmını da Armenia işgal etmişti. Pontus
Krallığı da Kartvelgil boylarla ve topraklarla güçlenmişti.
Aç ıkl ama : Plutarke'ye göre Kafkasya'nın başlıca ulusları Albanlar ve
İberlerdir. İberler Batıda Mesheti Dağlarında ve Pontus Denizi’nin
yakınlarında, Albanlar ise doğuda, Hazar Denizi’nin yakınlarında yaşıyorlardı.
(İv. Cavahişvili, 1950, s.18).
Leonti Mroveli'ye göre, Parnavaz'ın veya Gorgasali'nin Kartli’si,
Kura Nehrinin ve Çoruh Nehrinin yukarı vadisini, Liahvi, Rioni, Enguri,
Kodori, Bzipi vadilerini içine alıyor ise hemen hemen Kolha Arkeoloji
kültürü (yani Ayet'in Aya Kolhası da) de aynı toprakları kapsıyor.
Bizim düşüncemize göre, Lazika ve İberia, Roma ve Bizans
kaynaklarında eş anlamlı terimler olarak yüzyıl sınırından beri

114
kullanılıyor.
Sonuç olarak:
M.Ö.I.binyılın ortasında İberia ve Kolheti’yi ayrı ayrı düşünmek
bir çok yanlışlığa yol açmıştır. Örneğin bazılarına göre Gürcülerin
Birleşik Devleti hiç bir zaman olmamıştır.
Tarih biliminde araştırma iddiamız yok ama bizim için belli ki,
Gürcü Ulusunun objektif tarihini yazmak gerekiyor.

II. B ölü m - Mil attan Önce G ürcü ler ; O rtak


Kar tvel gi l Di lin T ar ih lend ir ilme si V e
Kur ams al Mo del i

2.1. Kafkasya lı - Kartvelgi l Etno nun Anayurdu

2. 1. 1. Ki ta bı Mu ka ddes ’te V e Mi toloj ide Görü şler

Eski Ahit'e göre yeryüzünde tek bir dil konuşan insanlığın yok
olmasından sonra Tanrı, yeni ve çok dilli modeli yarattı. Çok dilli toplum
çeşidinin daha dayanıklı olduğu ortaya çıkmıştır.
Roma - Bizans geleneklerine göre Gürcüler Nuh'un üç oğlundan
biri olan Yafet'in soyundandır.
Eski Kartvelgil geleneğe göre Yafet'in torununun oğlu Targamos
İberyalı – Kafkasyalı soyun atababasıdır. (Yafet – Yavan – Tarşis -
Targamos).
Targamos’un sekiz oğlu ile akrabaları Babil Kulesi’ nin
yıkılmasından sonra Kuzey Anadolu'ya ve Kafkasya’ya gelmişlerdi.
Haosi, Kartlosi, Bardosi, Movakani, Leki, Herosi, Kavkasi, Egrosi,
olan Targamos’un oğullarının isimlerinden dolayı Gürcülerin ataları, Ön
Asyayı ve bütün Kafkasyayı, akrabalarının yerleştikleri yer olarak kabul
ediyorlardı. (Bkz., M. Sanadze,s. 166-167).
“Kartlis Tshovreba”nın bu kısmının yazarına ve genelde bu kitabı

115
yazanlara göre Haos'un nesli Gürcülerin kardeşleri ve İberyalı -
Kafkasyalı nesildendir. (Hint - Avrupa dilli olan Ermeniler Kafkasya'ya
biraz daha geç dönemde, Urartu'nun yıkılmasından sonra gelmişlerdir).
Ermeni dilinin Hint - Avrupa kökenli olduğunu bilmeyen eski tarihçiler
Ermeniler'in İberyalı – Kafkasyalı - Urartu kökenli olduğunu
düşünüyorlardı. Antropolojik bakımdan Ermeniler de Kafkasyalı - Ön
Asyalı ırka aittirler.
Karadeniz, Kafkas Dağları, Hazar Denizi ve Akdeniz arasında
bulunan Targamos'a ait topraklar, eskiden beri kardeş olan halklarındır.
M.Sanadze'nin vardığı sonuca göre “Kartlis Tshovreba”nın giriş
kısmında bahsedilen coğrafik veriler, VII - VIII yüzyılların
Kafkasyasındaki durumu belirtmektedir. (M. Sanadze, 2001çs. 170 - 175)
Tanrısal gerçekler ve İncil etnarklarının gerçeğini araştırmak
bilimsel alanına girmez. Bizim için ilginç olan şudur:
“Bir çok yüzyılın düny a geleneğine ve yazılı kayna kla ra
göre Kut sa l Ki ta pt aki Bab il Ku les i'nde “diller in karışm as ı”
sonu cu or tay a çık an ul usl ar ara sınd a olan Gürc üler, düny anın
en es ki u lu sla rından bi ridir”.
Yunan Mitolojisine göre Zeus öncesi Tanrı olan Yafet’in oğlu
Promete’yi Zeus yenmiş ve Kafkas Dağları’na zincirlemişti. Ön Yunan
(Proto İberyalı) nüfusun Tanrısının (S. Kauhçişvili, Z. Gamsahurdia)
Kafkasya ile özdeleşmesi sonucu, eski Yunanlıların Promete'yi İberyalı -
Kafkasyalı soyun sembolü olarak kabul etmiş olduklarını tahmin
ediyoruz.
“Promete”nin Gürcü prototipi Gürcü Mitolojisinde “Amirani”dir.
Bilimsel alanda mevcut olan görüşlere göre, Yunan “Prometheus”
ile Gürcü “Amirani” eski ve aynı putperest tanrı isimleridir. Bu olay bilim
edebiyatında Ön Yunan Medeniyeti ile Gürcü Medeniyetinin genetik
bağlantıları olduğunu düşünmemize izin vermektedir.

2.1.2. Bi limsel G örüşler


2. 1. 2. 1. Göç kuramı

116
Gürcülerin tarihsel yerleşim yerleri Küçük Asya'da, Kuzey
Mezopotamya ve Tigros - Evfrat yakınlarında bulunan Kaldea / Halde /
Kartu idi. Gürcülerin ataları Kafkasya'ya İsa'dan önce I.binyıl
başlangıcında geldiler. (İ.Çavçavadze, 1955, s. 113, İv. Cavahişvili, 1960,
s.412, 432, 435. İv. Cavahişvili, 1950, s. 28, 247 - 251). Bazı Yunan
kaynaklarına göre de Gürcüler, Kafkasya'ya Batı Avrupa'daki İberyadan
Doğu İberya'ya yani Karadeniz kıyılarına yerleştiler.
Bilim adamlarının bir kısmı, arkeologların buldukları
kafataslarını ölçerek göç teorisinin ispatlanması üzerinde
çalışmaktadır.(Iv. Cavahişvili, 1980, s. 28, 50, 55).
Modern antropologlara göre Gürcistan topraklarında en eski
zamanlardan beri nüfusun sürekli genetik birliği tespit edilmiştir.
Bazı tarihçilere göre bugünkü Gürcistan topraklarında Gürcü
olmayanlar (ya olmayanlar da) yaşamıştı. Örneğin Bugünkü Gürcistan
topraklarında, Ön Helen döneminde Gürcü olmayan başka kabileler
yaşamışlardı. “Moktsevai Kartlisai” ye (Kartli'nin Hristiyanlaşması)
dayanarak bazı araştırmacılar BunTürk lerin Kafkasya’nın otokton halkı
olduğunu ileri sürmektedirler. (Y. Zeyrek, 2003; M. Seydov, 1969).
Son zamanlarda Buntürkler hakkinda G.Alasania özel bir makale
yazmıştır. Bu meseleyi detaylı bir şekilde inceledikten sonra tarihçi
şunları yazıyor: “D. Bakradze gibi bu konuları Midia dönemine götüren
araştırmacıların fikirlerinin doğru olduğunu düşüniyoruz. Gürcü
kaynaklarında sözü edilen Buntürkler ise İskitlerdir. Hazarlar ve
Buntürkler İskitlerdir. (G. Alasania, 2000.s.23).
Fars Kralı “Kaihosro” tarafından kovulan “Türkler”in İskitler olarak
düşünülmesi mantıklıdır. (Bak. Eski Doğu Halk Tarihi. s.526.’da yazılana
göre 626 – 615 yıllarında Kiahsar, İskitleri yenerek onları Midiadan
kovdu ve tüm İran Ovasını birleştirdi). Tahminen, “Türk” yalnızca
İskitleri değil bütün vahşi boyları ifade eden bir terimdi.
Türk / Buntürk terimlerine gelince; “Kartlis Tshovreba”ya göre
İskender öncesi dönemde Farslar’dan kaçan Türklerin büyük bir kısmı
“Bütün Gürcüler'in” izni ile, Mtsheta’ya yakın Sarkine kentinde

117
yerleştiler. Gürcüler, Farslardan korktukları için Türklerle dostça ilişkiler
kurmaya karar verdiler. Gelenler kayalar içinde oyulmuş bir yer bularak
Mtshetalıların önderinden bu yeri istediler. Bu arazi verildikten sonra
oraya yerleştiler. Oturdukları yere “Sarkine” ismini verdiler. (s.15, 18).
Benz: Kral Nabukodonosor’dan kaçan Urialılar (Yahudiler), Mtshetalı
öndere vergi vermeleri karşılığında Zanav’da yerleştiler. (s.15-16)
“Moktsevai Kartlisai” ya göre Zanav’da Kaldelilerden kaçan Hunlar
yerleşiyorlar. Bilim edebiyatında Hunlar İskitlerdir, Kaldeliler ise
Farslardır. (G. Arahamia, 1994. M. Sanadze, 2000).
Her iki kaynakta da Türkler'in büyük bir kısmının Sarkine’de,
Hunların veya Urialılar'ın ise Zanav’da yerleştikleri açıkça yazmaktadır.
Eski tarihçilerin “İskit”leri tanımlamak için Türk ve Hun terimlerini
kullanma ihtimalı azdır. Bizce İskitler sadece Türk/Buntürk demektir.
Bizce Buntürk terimi sıfat ile ismin birleşmesiyle oluşan bir
kelimedir. Buni Türk > Bun Türk. Buni baş, asıl, temel demektir. (Bak.I.
Abuladze) Buni- asıl, ana. Bundan dolayı Buntürk- “Türkler'in asıl kısmı’’
anlamına geliyor. Mtsheta yakınlarında İskender, Sarkine’de yoğun bir
şekilde yerleşmiş olan Türkler'in büyük bir kısmını gördü. Benz: Diğer
Türkleri / İskitleri Gürcüler başka şehirlere dağıttılar.
“Moktsevai Kartlisai”nin “Kartlis Tshovreba’’nın kaynaklarından
biri olduğu sanılmaktadır. Adı geçen kaynak sanki Kafkasya’da Türkler’in
otokton olduğu ve Gürcüler’in bu bölgeye göç yolu ile geldiği iddiasını
desteklemektedir. Kartlis Tshovreba ve Moktsevai Kartlisai genel
çizgilerde birbirlerine benzemektedir.
Türkçe konuşan Ha za rla r Kafkaslar’da ilk defa İsa’dan sonra V.
yüzyılda görünmektedirler. Kı pça kl ar ise XI. yüzyılda
görünmektedirler. İsa’dan önce VI. – IV. yüzyıllarda Hazarlar / Türkler
Hint - Avrupa dilli halklardır. İsa’dan sonra X. – XI. yüzyıllarda Hazarlar
ve Türkler ise Türk dilli halklardır.
Asıl farklılık ise şudur. “Kartlis Tshovreba’’ ya göre Gürcülerin
izniyle Türkler / Buntürkler yoğun bie şekilde sadece Sarkine’de
yerleştiler. İskender zamanında Gürcüler ve Gürcü olmayanlar

118
Buntürkler gibi vahşiydiler. “Moktsevai Kartlisai” ye göre ise Kartli’de
önceden Buntürkler oturmaktaydı. Onların yaşadığı şehirler Sarkine,
Kaspi (Uplist Urbnisi, Odzrhe idi. Kaynakların birliği açıktır.
Yukarıda yazılan bölümlerin yazıldıkları tarihlerin öğrenilmesi
meseleyi çözebilir. “Moktsevai Kartlisai” nin Şatberdi varyantının
girişindeki Buntürkler’in şehirleri Sarkine, Kaspi, Urbnisi, Odzrhe,
“Kartlis Tshovreba’’da da geçmektedir. Fakat onlar nihai olarak Gürcü
şehirleridir. Kartlis Tshovreba’da diğer şehirler de geçmektedir:
Samşvilde, Tsunda, Hertvisi, Tuharisi, Dzveli (eski), Mtsheta, Zanavi,
Rustavi, Hunani ve v.s Mtsheta en büyük ve ünlü şehirdir ve
“Moktsevai”nin yazarı niçin ondan bahsetmiyor bilemiyoruz.
Mtsheta kurulmadan önce “Moktsevai Kartlisai” nin hiç bir
bölümünü yazamadığı bellidir ve öyle görünüyor ki bize ulaşabilen
“Moktsevai’’ nin giriş kısmı “Kartlis Tshovreba” nın bir parçasının kısa ve
bozulmuş bir varyantıdır. Bunu yukarıda bahsedilen bölümlerin birbirine
karışması da ispatlamaktadır. “Kartlis Tshovreba’’ da yazan “mihvevit”
kelimesi “çok” anlamına gelmektedir. Bu durumda yazıyı şu şekilde
anlamamız lazım gelmektedir. İskender Kartli’de, Mtsheta yakınlarında
Buntürklere benzeyen yabani Gürcüleri gördü.
Hristiyan yazar eski çağların putperest Gürcülerini XI – XII.yy
vahşi insanlarına yani Türklere ve Kıpçaklara benzetiyor.
Yazının sonraki parçasında yazar Kartli’de mevcut olan dilleri
saymaktadır. (Ermenice, Gürcüce, Hazarca, Asurca, Yunanca, İbranice
S.16) fakat onların arasında Türkçe yoktur.
Eski yazara göre Hazar dili, İskitlerin dilidir. Bu dili Kaihosro’nun
kovduğu Türkler (İskitler) konuşmaktadır. Leonti Mroveli’ ye göre ise
Hazarlar Türklerdir. Dolayısıyla ona göre Hazar dili, Türk/Buntürklerin
dilidir. Benzet: Kuzey Kafkasya'da Türkçe konuşan Hazarlar ilk olarak
İsa'dan sonra V.yy. görünmektedir. Kıpçaklar ise XI.yy.’da görünüyor.
Milattan önce VI – IV.yy da Hazarlar ve Türkler Hint - Avrupa dilli
halklar idiler. Milattan sonra X - XI yy da Hazarlar ve Türkler/Buntürkler

119
Türkçe konuşmaktaydılar.
Dillerin bölünmesinden sonra yani çok eski çağlardan beri (Uluslar
ortaya çıktıktan sonra) Kafkasya'da Yafet’in soyu – Targamos’un oğulları
Kartlosi, Egrosi, Kahosi, Herosi... yerleşmişlerdi. Zaman ilerledikçe onlara
başka milletler de karıştı. Dolayısıyla Kartli’de altı dil konuşulmaktaydı.
Parnavaz Gürcü dilini yaydıktan sonra Kartli içinde Gürcüce dışında
başka bir dil konuşulmamaktaydı. (Kartlis Tshovreba. s.16.26)
Bu ve başka sebeplerden dolayı Kafkasya'da Gürcülerin otokton
olmadığını ispat eden hiç bir kaynak yoktur.
2. 1. 2.2 . Tran sk af ka sya 'da Yerli To plul uk lar la İlgil i
Kur aml ar
2. 1. 2.2 .1. Kaf ka sya ’nın Bu Tarafı. T. Gamkrelidze’nin ile V.
İvanov'un görüşlerine göre Gürcüler, en eski zamanlardan beri Güney
Kafkasya’da özellikle Küçük Kafkas Dağı’nın (Meshet-Cavaheti bölgeleri)
merkezi ile batı kısmında yaşamışlardır. Gürcüler bu bölgeden dalga dalga
Kuzey Kafkasya’ya gelmişlerdir. Ancak bu düşünceyi ispatlayacak
kesinlikte kaynaklar mevcut değildir.
2. 1. 2.2 .2.G üney Kafk as ya. Kafkasya’nın merkezinde (Güney
Kafkasya’da) Gürcülerin otokton bir halk olduklarının teorisi, delillerle
ilk defa B. Kuftin tarafından ortaya atılmıştır. (B. Koftun, 1949, s. 14 - 16,
37) “Dilbilimciliğe, Antropolojiye, Arkeolojiye ve Tarihi Coğrafyanın
ortak verilerine göre Kafkasya’da Gürcülerin atalarının otokton oldukları
bugün şüphe götürmezdir.(D. Mushelişvili, 2002,s.5).
Kuftin’e göre Tsalka’da bulunan belgeler, Kuzey Kafkasyalı kültür
ve eski Kretalı kültür arasında paralel bir ilişki olduğunu ortaya
koymaktadır.

2.1 .2. 3. Ka fk asy a - Ön Asya 'da Ye rli Toplu luk la rla


İlgil i Kur aml ar
S. Canaşia, 1952. s.96 - 100, S.Canaşia, 1987, s. 20 - 24, 44, 51:
“Gürcüler, Ön Asya'nın eski yerli nüfusudur. Eski zamanlarda (yaklaşık

120
5000 - 6000 yıl önce) Gürcülerin atababaları Ön Asya'da
(Mezopotamya'dan Kafkasya'ya kadar) yaşıyorlardı. Onlar, buralardan
Güney Avrupa’ya (Balkan, Apenin ve Pirine Yarımadaları) ve Afrika'nın
Kuzey kıyılarına yayılmışlardı. Sonra onların yerleştikleri yer daraldı ve
sadece Küçük Asya ile sınırlandı.
Gürcülerin en yakın atababaları Kuzey Mezopotamya'dan
Kafkasya'ya kadar yerleşmiş olan Heta – Subarlardı. M.Ö.I.binyılın
başlangıcından itibaren Gürcülerin yerleşim merkezi gittikçe kuzeye
doğru kaymıştır.
Bu düşünce Fransız Bilimadamı Dibua de Monpere'den
gelmektedir.
Bilimadamı Revaz Gabaşvili farklı bir düşünce ortaya koymuştur.
“Kafkasya'dan Basra Körfezi’ne kadar ve Hindistan'dan İberia
Yarımadası’na kadar (İspanyol) yüksek bir medeniyete sahip ve tek bir
dil konuşan Kafkas - Kaldeli ırka mensup bir halk yaşamıştı.” (R.
Gabaşvili, 2001, S. 18);
S. Canaşia'nın düşüncelerini iki bölüm olarak inceleyelim:
a)Kuzey Mezopotamya – Kafkasya : Gürcülerin atalarının
yaşadıkları yerler ;
b)Ön Asyalı nüfusun Güney Avrupa ile Akdeniz’in Güney
kıyılarına yayılması;
S. Canaşia'nın görüşlerine göre M.Ö.V – III. binyıllarda Ön Asyalı
– Kafkasyalı bir etno mevcuttu. Bu etnonun kolları Hur it ler, Hat la r
(Ön Asya’nın merkezi) ve Kaf ka sya lı İb erler (Halis, Çoruh, Kura,
Rioni Vadileri ve Kafkasya etekleri) idi. Bu Ön Asyalı - Kafkasyalı soya,
Kura - Aras kültürü ilişkilendiriliyor. M.Ö.III.binyılın sonunda Hint
-Avrupalı boyların baskısı ile bu halklar birbirlerinden uzaklaşmışlardır.
M.Ö.II.binyılın II.yarısında dillerinde ergatif şekiller hakim olan halkın
bir kısmı yani Kartvelgil – Kafkasyalı soy (Moshlar / Muskler, Tabalar /
Tubalar / İberler, Çerkesler, Nahlar...) Halis, Kura, Çoruh, Rioni, Kvirila,
Enguri, Liahvi Vadilerinde ve Kuzey Kafkasya'nın bir bölümünde Büyük
Kolha Medeniyetini kurmuştur. Kolha kültürünü kuran halkın

121
devletinin resmi dili tahminen ortak Kartvelgil dil idi. Bu dilin mirasçısı
yazılı Gürcü dilidir.
Ön Asyalı - Kartvelgil dillerin paralel noktaları, modern
antropologların vardıkları sonuçlar, kültürel araştırmalar ve arkeolojik
bulgular böyle bir yargıya varmamızı mümkün kılmaktadır.
Kura - Araks kültürünün sınırları, Kafkasya'yı (Batıda
Samtredia'ya kadar), Doğu Anadolu'yu, Kuzeybatı İran'ı, Doğu Akdeniz
kıyılarını, Avrupa'nın bir kısmını, Suriye – Filistin’i kapsıyordu.
Arkeologlara göre Kura - Araks kültürünün en eski örnekleri
Kafkasya'daki ilkel kültürde tespit edilmiştir. Buna gör e Kur a- Ar ak s
kül tür ünün asıl yar atı cıla rı Huri t di line ve Ka rtve lgil dile
sahi p olan Kaf ka sya ka bi lelerid ir. Böylece Kar tvelg il
boyl arın oto kton old uğu idd ia sı gü çlenme kted ir.
Kura - Araks kültürünün Kafkasya – Hat – Hurit kökenli insanlar
tarafından kurulduğu iddiası mantıklı görünmektedir.(Benz., G.
Melikişvili, 1970, s. 338).
Bilimsel gelişmenin bu noktasında, çok önemli bilgiler olmasına
rağmen, Güney Avrupa ve Afrika'nın kuzey kısmındaki insanların, Hint
- Avrupalı olmayan nüfusun ve Ön Asya'nın otokton Proto - Kartvelgil
halklarının (dillerinin) akraba olduklarını ispat etmek hala çok zordur.

2. 1. 3. Ön Asyanın Kül türe l Dünya sı Ve Kar tvelg il -


Ka fk asy alı (İbery alı-K af ka sya lı) Dil Ala nı, Ön Asy alı -
Ka fk asy alı A kr ab a D iller in İ li şk i Şem as ı

Biz, Kura - Araks kültürünü kuranların Kafkasyalı – Hat – Hurit


kökenli halk olduğunu düşünmüştük. Bilim edebiyatında mevcut olan
farklı düşüncelerin incelenmesinden sonra bu sorun ile ilgili olarak ilginç
bir yön ortaya çıkmıştır. Yani Kura - Araks kültürünü yaratan halklar
arasında Kuzey Kafkasyalı boylar pek hesaba katılmamıştır.
O. Caparidze'ye göre, Kur a - Ar ak s kü lt ür ünün ası l
yar at ıcıl arı özell ikle Hur it dil li ol an Kaf ka sy alı - Ka rtvel gil

122
boyla rıdır;
T. Gamk relidze ’nin ve V. İvanov' un (19 84, s. 894 )
görü şler ine göre; Ku ra - Ar ak s kül tür ünü yar at anl ar ve
sü rdürenler Huri t, Güney Kafk as ya lı (Ka rtvel gil) ve Hin t -
Avr up alı e tnolardır.
Benz., E. Krupnov ve R. Munçaev gibi Rus arkeologlarına göre;
Kura - Araks kültürünü yaratanların, İberyalı - Ka fk asy alı dilsel etnik
birlik olması mümkündür.
Gördüğümüz gibi son zamanların araştırmacılarının yazılarında
Kura - Araks kültürünü yaratanlar, “Güney Kafkasyalı” yani Kartvelgil
etnodur. Onların yazılarında “İbery alı – Kaf ka sy alı” etno
görünmemektedir.
Onların görüşlerine göre İberyalı - Kafkasyalı dilsel birliğin
geçmişte varolması şüphelidir. Ya da böyle bir dilsel birlik var idi ise M.Ö.
III. binyılda bölünmüştü. Dolayısıyla bu dilin sahibi olan halk Kura-Araks
kültürünün yaratıcısı olamazdı.
G. Melikişvili'nin (1870, s. 338) düşüncelerine göre İberyalı -
Kafkasyalı etnonun birliğin var olduğunu düşünsek bile M.Ö.III.binyılda
bu birliğin olması mümkün değildi. Zira III.binyılda “İberyalı - Kafkasyalı
dillerin ayrı ayrı grupları vardı. (Ortak Kartvelgil, Ortak Dağıstanlı...).
Benz., O. Caparidze'ye göre de Kafkasyalı dilsel ve kültürel birlik
M.Ö.V.binyılda artık bölünmüş durumda idi. III.binyılda Kafkasyalı
nüfusun temel etnik grupları artık tamamen kurulmuştu.
Yukarıda bahsettiklerimizden sonra Gürcülerin dilsel, kültürel,
etnik kökenleri hakkında görüşlerimizi şu şekilde aktarabiliriz.
Ön Asy alı – Kaf ka sy alı b üy ük soyd an, M.Ö.III.
binyıld a (Kur a –Ar ak s’ ın II.dönemi) ay rılmı ş ol an İbery alı -
Ka fk asy alı dils el - etni k birli kde M.Ö. II.binyıl boy unca dil -
leh çe bö lünmes i dah a dah a da derinle şiyor. (Dil sel
deği şimle rin hı zlı olm as ının seb ebi etnol arın birbir lerine
kar ışma sı da ola bili rdi). Yüzyıll ar boyunc a birço k di lsel bi rim
ku ruld u. Am a bu dil sel bir imler temel fonem at ik yapıyı,

123
erg at if, eylemin zorl uğun u ve ort ak kö kenli k elime h az ines ini
kor umu şla rdır. Do layı sı ile Hiyeroglif yaz ı sa yes inde bilinen
Ön Asy alı Dil sel Biriml erin kalıntıl arı , Modern Ka rtvel gil
dilde, Çer ke s (Ab ha z-A dige) , Nah /Çe çen ve Le k diller inde
kor unma kt adır.
İbery alı - Kaf ka sya lı dil lerin ve diğe r Ön Asy alı eski
dillerin ilişki şeması aşağıda gösterilmektedir.

Kafkasyalı-Ön Asyalı
Dilsel Birlik

Doğu İberyalı Batı İberyalı -


Hurit - Urartu Sümer dili -Kafkasyalı Dil
dili Hat Dili

Ortak Kartvelgil
Dil
2.2. Aieti'den Parnavaz'a Kadar: “Büyük Kol h
Uygar lığı " ; Aieti 'nin Ülkesinin Olası Resmi Dili Olan
Or tak Kar tvelg il Dilin Var Olduğu Döne m Ve Bu
Dil in Kura msa l Mode li

2.2.1. Arkeolojik Bulgulara Göre Kolh Uygarlığının Sınırları

Arkeologların bugünkü araştırmalarına göre, II. binyılın


ortalarından itibaren Çoruh vadisi’nde ve Kura nehri’nin yukarı kısmında
Kolha Medeniyetinin varolduğu tespit ediliyor. Örneğin Kars müzesinde
tarihi Tao ve Artaani(bugünkü Ardahan) topraklarında bulunmuş olan,
II.binyılın orta dönemine ait Kolha Medeniyeti örnekleri korunmaktadır.
Kolha - Koban kültürünün yayıldığı bütün alanlar ile kronolojik
sınırları göz önüne alırsak, Kolha Kültürünü kuran kuşağın veya devletin
siyasi - kültürel alanının, Çoruh vadisini, tüm Batı Gürcistan'ı, Mtsheta

124
dâhil Kura nehrinin yukarı yakasını, Liahvi vadisini ve Kuzey
Kafkasyanın bir kısmını içine aldığını söyleyebiliriz. Benz., Tarihi
kaynaklara göre Kolha Medeniyeti’nin sınırları içine, II.binyılda yaşayan
Kask/Musk/Mosh halklarını ve M.Ö.IV. – III. Yüzyılda yaşayan Moshike
halkının topraklarını (Halis (Kızılırmak) Nehri’ne kadar) aldığı
düşünülmektedir.(N. Hazaradze, 1984, s.193). Yuk arı Efra t bölge sine
M.Ö. XII. yü zyılda gelmi ş olan (yoks a ya şa yan? -T.P) Muş kl ar
ve M.Ö. X.yüzyılın son çeyreğine tarihl i Ha rt ap u Luviu r
hiyero glif yazıl arında ad ları ge çen Mu sk la r, esk i Yun an yazılı
kayna kl arın a göre org ani k ola ra k Ka rvelg il Mo sh -Me sh
kö kenli boyl arın ya şa dıkl arı yerler le ili şk ilendir iliyorl ar.
Muşklar'ın, Musklar'ın ve Meshler'in (Moshler) aynı olduğu ve
Kartvelgil kökenli oldukları bellidir. Muşklar'ın ve Tarihi Kapadokya'nın
topraklarının hemen hemen aynı oldukları da belirtilmeye değer bir
husustur. İkisi de Halis (Kızılırmak) havuzunun sınırlarındadır.
Dolayısıyla “Muşklar'ın Kapadokyalılar'la akraba mı oldukları” sorusu
aklımıza gelmektedir.(Benz., İoseb Plavius: “Mo shil er'e bi raz ön ce
Ka pa doky alı ism i ver ildi.”). Moshiler'in topraklarının bölünmesi
hakkında Strabon önemli bilgiler veriyor. O'na göre yüzyıllar sınırında
Moshlar'ın ülkelerinin bir kısmı Kolhlar'a, ikinci kısmı İberler'e,
üçüncüsü de Ermenilere aittir. (T. Kauhçişvili, 1976, s. 145).
Sonuç olarak: Tarihi Kolha, Hunan'dan İspir (Kara) Denizine ve
Kura ile Çoruh Nehirlerinin doğdukları yerlere kadar Güney Kafkasya
topraklarını içine alıyordu.

2.2.2. Kolh Uygarlığını Yaratan Etnonun Dili

Bazı bilimadamlarına göre Kolhlar Megrelce, bazılarına göre


Svanca, bazılarına göre Abhazca, bazılarına göre ise İskit dilini
konuşuyorlardı.
XX. yüzyılın 90’lı yıllarında bilim edebiyatında farklı bir görüş
ortaya atıldı. R.Gordezia'nin görüşlerine göre efsanevi Kolha nüfusunun

125
büyük kısmı henüz bölünmemiş Gürcüce - Zanca konuşuyordu. Bu dil
Kolha'nın resmi dili idi. (R. Gordeziani, 1993, s. 38 - 39). R. Gordeziani
son kararını “Pasisi” terimini analiz ettikten sonra yapmıştır. Hesiode
(VIII-VII y.y.) zamanında tespit edilmiş “Pasisi” bugünkü Poti (Pati)
toponiminin eş anlamlısıdır. Yani “Zanca” daha kurulmamıştı.
Kolha - Koban kültürünün yayılma alanı genişti. Bu medeniyet
Çoruh vadisini, bütün batı Gürcistan'ı, Mtsheta dâhil Kura nehri’nin
yukarı yakasını, Liahvi vadisi’ni ve Kuzey Kafkasyanın bir kısmını içine
alıyordu. Gördüğümüz gibi M.Ö.I.binyılda burada pek çok Kartvelgil -
Kafkasyalı boy yaşıyordu. Tabii ki, onların kendilerine ait lehçeleri
(diksiyonları) vardı. Bu dönemde bu boyların ortak Kolha (Kartvelgil)
dilinin olduğunu düşünmek mantıklıdır.
Bilim edebiyatında Kartvelgil dil ve lehçelerin “ayrılma” şeması
tartışmalıdır. Özellikle G. Deeters, G. Klimov, T. Gamkrelidze, G.
Maçavariani ve diğerlerinin görüşlerine göre ortak Kartvelgil dilden önce
Svanca ayrılmıştır. Sonra Zanca - Gürcüce birliği bölünerek Zan ve Gürcü
dillerine ayrılmıştır.
Biz bu görüşü kabul etmiyoruz. Arn. Çikobava ile K.
Lomtatidze’nin görüşlerinin daha doğru olduğunu düşünmekteyiz. Bu
bilimadamlarının görüşlerine göre, ortak Kartvelgil dilden önce Zan –
Svan dil birliği ayrılmış, sonra ise Zan – Svan birliği, Zanca ve Svanca
lehçelerine ayrılmıştır. Bu sürecin yüzyıllar sınırında olduğu
düşünülmektedir. Modern Gürcü dili ortak Kartvelgil dile yakındır. Bazı
dillerin etkisi ile (Türkçe, Farsça...) sınır yakınlarında oturan Gürcülerin
lehçelerini değişmiştir. Svan ve Laz lehçelerinde Türkçe’nin etkisi ile
yumuşak seslerin kullanıldığı tespit edilmiştir. Oysa bunun gibi etkiler
Svan ve Laz lehçelerinde, Gürcü diline mahsus olan özellikleri
değiştirememektedir. Dolayısıyla fonematik yapı ile isimlerin ve fiillerin
paradigmaları, ortak Kartvelgil, modern Gürcü, Edebi Gürcü, Gürcü ve
Gürcülerin (Laz, Megrel, Svan, Mesh, Kah...) sözlü diksiyonlarında
aynıdır.

126
kacuri – kočuri, nat’exi - no t’exi, mxa t’vari - maxan t’ali,
Edebi Gürcü Dili : c’ers - ic’ers - ic’ereba, Megrel lehçesi: č’aruns - i
č’aruns - i č’aru...
Edebi Gürcü dili: atesvinebs ve Megrel lehçesi: otasapuans...
vhat’av-v/phant’unk, mhat’av-m/phantunk, davhat’av-dov/phant’unk;
damhat’av-dom/phant’unk; vhat’avdi-v/phat’undi, mhat’avdi-
m/phantundi; vhat’avde-v/phantunda/e; mhat’avde-m/phantunda/e.
davhat’e-dov/phanti, damhat’e-dom/phanti; gavgone-Megrel lehçesi:
gevgoni, Benz. Acara şivesi: gevgone.
Ortak Kartvelgil dil koynesinin temelinde kurulmuş olan genel
Kartvelgil devlet (veya boylararası) dili, Edebi Gürcüce olarak varlığını
devam ettirmektedir. Bu durumun etkisiyle Gürcülerin merkez lehçeleri
değişmemektedir. Örneğin Ortak Kartvelgil dilinden ayrılmış olan Batı
Kartvelgil lehçelerinin bir kısmı (Zan - Svan), Kuzey Kafkasyalı Dillerin
etkileriyle değişip, Svan lehçelerinin oluşmasına yol açmıştır. Önce
Yunanlıların – Bizanslıların daha sonra Türklerin etkisi ile Zan lehçeleri
ciddi değişimlere uğradı. Türkçe'nin etkisiyle, Lazca'dan sonra Her, Tao,
Şavş ve v.s lehçeleri de değişmiştir.
2.2.3. Ortak Kartvelgil Dilin Kuramsal Modeli Ve Var Olduğu Dönem

Ortak Kartvelgil dilin var olduğu tarih hakkında bilim


edebiyatında çeşitli düşünceler mevcuttur. Yaygın olan düşünceye göre
ortak Kartvelgil dilin bölünmesi III - II binyıllarda oldu.
Bizce, Ar. Çikobava'nın, M.Ö.II.binyılda İberyalı - Kafkasyalı dil
birliğinin varolduğu iddiası daha mantıklı olarak görünmektedir. Ar.
Çikobava'nın görüşüne göre İberyalı - Kafkasyalı dil birliği İsa’dan önce
II. binyılda mevcuttu.
“İberyalı - Kafkasyalı diller akraba dillerdir. Bu diller ortak
kökenlidirler ve bu dillerin tahminen üç bin yıl önceki yeri Kafkasyanın
güney toprakları idi. (Arn. Çikobava, 1978, s. 2530) Ortak Kartvelgil dilin
varolduğu tarih ise M.Ö.I.binyıl civarıdır.”

127
İberyalı - Kafkasyalı diller aynı kökenli akraba dillerdir. Kökleri,
ortak Kartvelgil dilde olabilecek ve ortak Kartvelgil dile Farsça'dan girmiş
Gürcü lehçelerindeki kelimeler, ortak Kartvelgil dilin tarihi hakkında
belli bir sonuç verebileceklerdir.
Aç ıkl ama : Ermeni dilinde olan Kartvelgil dilin kelimelerinin daha iyi
incelenmesi gerekiyor. Bu kelimelerin bir kısmının Zan köklerine yakın
olduğu düşünülmektedir. Kafkasya'ya gelmiş Ermeniler “Ararat Dağı”nı “Masi”
olarak adlandırmışlardı. Belli ki bu isim onlar gelmeden önce de vardı ve
Ermenice’ye Zan lehçelerinden bazı kelimeler geçmiş olabilir.
Dolayısıyla yukarıda bahsettiklerimizden şöyle bir sonuca varnak
mantıklıdır.
II.binyılın sonunda “Büyük Kolha” Devleti, Doğu ve Güney
Karadenizi (Biçvinta'dan Ordu'ya kadar), Kura Vadisinin büyük kısmını
ve tüm Çoruh Vadisini içine alıyordu. Bugünkü Lazlar, Megreller,
İmerhevliler, Meshler, Kahetliler, Svanlar, Herler, Phoveliler ve diğer
Kartvelgil soyun büyük ataları olan Aieti ile Medea, daha sonra Kuci,
Parnavaz, Kartam, Rostam, Gorgasali, Leon Chkondideler resmi olarak
ortak Kartvelgil ya da genel Gürcü edebi dilinde konuşup yazıyorlardı. En
önemlisi birlikte bir kaç bin yıllık Kartvelgil (Mosh – Kolh – İber)
uygarlığı oluşturuyorlardı.
Merkezi, tarihi Kola bölgesi olan Büyük Kolha Uygarlığı’nı bu
dile sahip olan halk kurmuştur. Kolha ismi de buradan türetilmiştir.
(Ko la /i > Kol -h- a). M.Ö.I.binyılın başlangıcında bu devlet bir kaç
parçaya bölünmüştür. Batı kısmında Kolha kurulmuştur. (Merkezi Batı
Gürcistan topraklarında Nakalakevi, Vani, Kutaisi) Güneydoğu ve Güney
kısmında ise Diaohi ve v.s kurulmuştur.
Azo, Kuci ve Parnavaz dönemlerinde kısmen birleşmiş Gürcistan
Mtsheta merkezli gelişmişti. Parnavaz Gürcistan'ı beyliklere böldü. Ortak
Kartvelgil dil temelinde alfabe oluşturdu ve resmi bir devlet dini ilan etti.
(Bu dönemde ayrı ayrı İberya ve Kolha mevcut değildi. Benz., G.
Melikişvili, 1970, s. 422).

2.3. Kuci Ve Parnavaz Döneminde Gürcüs tan; 23

128
Yüzy ıl Ö nce Gür cistan’ın Resmi Dil i Ve Kar tvelgi l
Lehçeler, Gür cü Alf abesi

2.3.1. Tarihsel Olgular

M.Ö. I. binyılın orta döneminde, Urartu'nun yıkılmasından


sonra, tarihi Kolha topraklarının doğu ve güneydoğu kısımları Farslar'ın
eline geçmişti. Güney Karadeniz kıyıları Yunanlar'ın elinde idi. Diğer
“Küçük Kolha”, Gürcü kaynaklarına göre Kartli, (Batı Kartli - Egrisi ve
Doğu Kartli) Farslar'a vergi vererek bağımsızlığını sözde koruyordu.
M.Ö.IV.yüzyılda Büyük İskender Farsları yendikten sonra
Gürcüler devletlerini birleştirip geliştirme fırsatı elde ettiler. Yunanlar
tarafından Gürcüler'in başına getirilen Azo, “Gürcüler'in Kralı” statüsünü
aldı. “Kartlis Tshovreba”ya göre, Azo Kuzey Kafkasyanın bile bir kısmını
(Osetya, Lek, Hazarlar) hükmü altına almıştır.
Yunan iç savaşları döneminde (Diadohoslar Savaşları), Mtsheta
önderi Samara’nın mirasçısı Parnavaz ve Egrisi beyi Kuci, Kuzey
Kafkasyalı dostlarının yardımları ile Yunan taraftarı Azo’yu yenerek
devletin birliğini tekrar kurdular. Kuci’nin girişimi ile Birleşik Gürcistan
Kralı Parnavaz olmuştu. Tarihi kaynaklara göre Parnavaz Gürcü dilini
resmi dil ilan etti.
Parnavaz döneminde Kartvelgil boyları, ortak Kartvelgil dilsel
koyne birleştiriyordu. Özellikle Parnavaz - Kuci zamanında bu dil, resmi
ve yazılı dil görevini yapmaktaydı. Benz., Vakanüvise göre Gürcistan
içinde Gürcüceden başka bir dil konuşulmuyordu. Oysa söz konusu
vakanüvise göre Parnavaz zamanında Kartli’de Gürcü dilinin yanısıra
Ermenice yani Urartu dili, Hazarca, Asurca, İbranice ve Yunanca
mevcuttu. Burada Kartvelgil boyların birbirlerinden farklı dillerinden
veya lehçelerinden bahsedilmemektedir.

2.3.2. Parnavaz Döneminde Resmi Dilin Sesbirimsel Modeli Ve Gürcü


Alfabesi

129
Eski Gürcü edebi dilinin fonematik yapısından bahsederken
Asomtavruli alfabesine büyük önem veriliyor zira Gürcü alfabesinin
benzeri olan eksiksiz bir alfabe sistemini kurmak dilin ses kadrosunun
tam analizini yapmadan mümkün değıldir.
Zaman ilerledikçe Gürcü alfabesi gelişip değişmiştir.
(Asomtavruli, Nushuri, Mhedruli) Ama Kartvelgil dilin fonetik ve
gramatik yapısında önemli bir değişiklik olmamıştır. Yalnızca harflerin
şekilleri değişmiştir.
Gürcü edebi dili için alfabe oluşturulması Parnavaz ismi ile
ilişkilidir. Bilim edebiyatının bir kısmı bu düşünceyi kabul ederken,
ikinci kısım ise Gürcü alfabesinin kuruluş tarihini İsa'dan önce VII yy.
olarak kabul ediyor. Bazı araştırmacılara göre Gürcü alfabesi, Hristiyanlık
resmi din ilan edildikten sonra kurulmuştur.
Piskopos Anania Caparidze çok ilginç düşüncelere sahiptir.
Söylediğine göre alfabe Hristiyanlık kabul edildikten sonra oluşturulsaydı
Gürcü vakanüvisleri bunu mutlaka yazarlardı zira onlar aynı zamanda din
adamları idiler. (A. Caparidze, 1994, s. 90). Hristiyanlık öncesi Gürcü
yazıları korunmamıştır. Nekresi yazıları gibi yeni keşiflerin karşımıza
çıkaracağı sürprizleri Tanrı bilmektedir.
Gürcü alfabesi hangi çağda oluşturulursa oluşturulsun,
ünsüzlerin, sonantların ve ünlülerin ortak kartvelgil sistemi tam olarak
ifade ettiği bellidir. Asomtavruli alfabesi, Nushuri ve Mxedruli alfabeleri
Gürcü edebi dilinin fonematik yapısını tam olarak ifade etmektedir. Bu
olay modern Gürcü edebi dil ve ortak Kartvelgil dil arasındaki ilişkiyi
sabitleştirmektedir.
Kitabın Gürcücesinde bu konuya ait pek çok delil ortaya
konmuştur. Gürcü Asomtavruli alfabesini oluşturanın Finik ve Yunan
alfabe sistemini çok iyi bildiği bellidir.

2.3.3. Çağdaş Kartvelgil Lehçelerin Oluşması Ve Tarihlendirilmesi

130
Bilim edebiyatında ortak kartvelgil dilden lehçelerin ayrılma
tarihleri hakkında farklı görüşler bulunmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz
gibi ortak Kartvelgil dilden ilk önce sözde cızırtı sessizli olan Kar tl –
Ka h – Me sh – Ph ov - Her leh çeler inin ve hışı rtı se ss izli olan
Zan -Sv an lehçe lerinin ayrılm as ının da ha ma ntı klı ve is pa tlı
bir fi kir olduğun u düş ünmek teyiz. Sonraki yıllarda, hışırtılı
sessizlerin bir kısmından diğer dil değişimleriyle beraber modern Laz -
Meg rel leh çeler ini elde et miş ti k. Yumuşak telaffuz ortaya çıktıktan
sonra hışırtı sessizlerin ikinci kısmından Sv anl ar'ın le hçeler i
oluşmuştur. (Bkz., Arn: Çikobava, 1948; K. Lomtatidze, 1993; benz.: K.
Shmidt, 1965; T. Gamkrelidze, G. Maçavariani, 1965, M. Kurdiani, 1996
ve b.g).
Akraba dil sistemleri arasındaki ses uyumu tarihi bir süreç sonucu
oluşmuştur. (Bkz. V.Şengelia, 199). Ortak dil sisteminden lehçe
varyantlarının oluşması, uzun süreli fonetik süreçlerin bir sonucudur.
Ortak Kartvelgil dilin 5 harfinden biri olan Zanca - Svanca “ş” harfinin
türetilme süreci, Suani - Şoni, Asi - Oşi, Katsis - Koçiş ve Kutaisi özel
isminin iyi bilinen Kut ai si / Kute is i / Kut eş i / Kut aş Karvelgil
varyantlarında üstüste gerçekleşmiştir.
Zan – Svan lehçelerinin oluşma tarihini ortaya koymak için
Kutaisi kentinin tarihi ve isim varyantları ilgi çeken bilgiler vermektedir.
Kutaisi isminin Gürcüce kökenli olduğu şüphesizdir. “Kutati”
daha geç oluşmuş Zan lehçesinin varyantıdır.
Svan lehçesindeki “Ku ta ş” varyantının Kutaisi > Kuta – iş - i >
Kuta –iş > Kutaş yoluyla türetilmiş olduğunu düşünmekteyiz. (Benz., A.
Oniani, Z. Sarcveladze,1971, s. 174);
Zan lehçesindeki “Ku te şi” nin ise Kutaisi > Kuteisi > Kuteişi >
Kuteşi yoluyla elde edilmiş görünmektedir.
Kutaisi isminin bütün varyantlarının morfolojik analizi (Özellikle
Svan lehçesindeki Kutaş > Kutaş - i > Kuta – iş - i) toponimin kökünün
“Kuta” (Yunanca: Kota / Koyta) olduğunu desteklemektedir. P.
İngorokva'nın düşüncesine göre, Ciketi'de bulunan “Eski Lazika”

131
toplumunun ismi (Kutaisi / Kotaşi) ile bugünkü Kutaisi kentinin isminin
aynı olması rastlantı değildir.
Böylece, Kutaisi isminin dilbilimsel analizine göre, toponimdeki
Kut / Kuta kökü ve is eki ortak Kartvelgil formdur. Arkeolojik bulgulara
göre Kutaisi kenti M.Ö.VIII – VI.yy.larda kurulmuştur. Dolayısıyla “is”
ortak Kartvelgil formun, Zan – Svan varyantı olan iş / ş ve Zan - Svan
lehçelerine mahsus olan ünsüz sistemi, M.Ö.I.binyılın I.yarısından sonra
oluşturulduğunu düşünmemiz gerekiyor.
Yüzyıllar sınırı dönemine ait Yunan belgeleri, modern Kartvelgil
lehçelerin oluşma tarihinin alt sınırını tespit etmede çok ilginçtir.
Örneğin Klavdios Ptolemaios'e göre (100 - 178) Bzipi'den Rioni'ye kadar
Lazlar, Manrallar, Ekriktikeli halklar yaşamaktaydılar. Onların kuzeyinde
Akayalar, Kerketler ve Suano - Kolhlar yaşamaktaydılar. (T. Kauhçişvili,
1976, s. 160); Benz: Leonti'ye göre Egrisi ve Suaneti eş anlamlıdır.
O zamanki boyların konuştukları diller hakkında açık bir şey
söylemek bugün mümkün değildir. Onların konuştukları dillerin
bildiğimiz dilbilimsel sınırlarda oluşturulmaları mümkün değildir. Oysa
bazı lehçe özellikleri hışırtı lehçe (Zan - Svan) çevresinin oluştuğunu
mutlaka düşünmemiz gerekiyor. Çünkü dilsel faktörler olmadan onları
ayrı ayrı boylar olarak kabul etmek mümkün değildir. Strabon'a göre bazı
halkların Svanlar'a İberler dediklerini belirtmek gerekiyor.
Batı Kartvelgil (hışırtı) lehçe çevresinin oluşması fikrimizce iki
tarihi olaya bağlıdır;
Yüzyıllar sınırında Batı Gürcistan’a Romalılar'ın akınları
başlamıştı, Doğu Gürcistan ise özgürlüğünü hala koruyordu. Farklı devlet
alanlarının olması kültürel birliğe engel oluyordu. Güney ve Batı
Gürcistan’da Gürcü Kartvelgil yazılı resmi dilin statüsünü küçültmüştü.
Dolayısıyla sözlü dile mahsus fonetik süreçleri aktif bir haline getirmişti.
Hışırtı lehçe çevresinin kurulmasını Gürcistan tarihinin bu dönemine
ilişkilendirmemiz gerekmektedir.
Gürcü vakanüvislere göre Kral Saurmag hakimiyetini
güçlendirmek için Kuzey Kafkasya'dan gelerek Didoeti'den Egrisi'ye

132
kadar akraba boylarla beraber yerleşti. Zaman geçtikçe Kartvelgil boylar
bu gelenlerle karıştı, fakat Kuzey Kafkasya lehçeleri (ya da dilleri) iz
bırakmadan kaybolmadı. Svanlar'ın diksiyonlarında Kuzey Kafkasya etkisi
kalmıştır. Lehçelerin kurulma dinamiği bize göre şöyledir.
Lehçeler yazı dilinin sözlü dil ile olan sürekli ilişkileri sonucu
kurulmuştur. Yazı dili başkente yakın olan nüfusların diksiyonlarına daha
etkilidir. Bundan dolayı sınırlara yakın olan lehçelerin daha çok
değişmeleri beklenmelidir. Komşu halkların dilleri ile geleneklerinin
etkileri bellidir. Svan, Her, Phov, Mesh ve Zan lehçelerinde yumuşak
ünlülerin olması düşüncemizi güçlendirmektedir.
M.Ö.I.binyıl sonlarında halkını Kartvelgil boyların oluşturduğu
birkaç tane krallık vardı. Ponto, Lazika, İberya. Bu dönemlerden beri
ortak Kartvelgil dilin doğu varyantlarında yumuşak seslere sahip olan
Fars dilinin etkisi olduğunu düşünmekteyiz. (İsa’dan önce II. yüzyılda
Kura - Araks havuzunda Fars boyları tespit edilmiştir).
Zan ve Svan dilsel birimlerinin oluşumunun sona erdiği tarih
olarak Davit ile Konstantine’nin azap çektikleri tarihi kabul edebiliriz.
Kitapta Çkondidi toponimi tespit edilmiştir. Benz; Yunan - Bizans veya
Gürcü kaynaklarında daha önceden tespit edilmiş toponimler hışırtı tipli
dilsel modeldendir.
Bilindiği gibi Vahtang Gorgasali’den sonra başlayan Gürcistan
Devletinin yıkılması süreci Arap akınları ile sona erdi. Bu dönemlerde
Batı ve Doğu Gürcistan topraklarında kesin olarak iki lehçe oluşmuştu.
Megrel –Çan - Svan ve Imereti – Kartli – Kah – Mesh – Her - Phov
lehçeleri.
Modern Kartvelgil lehçelerin (Zan, Svan, Phov...) oluşmaları
bakımından dilsel birimlerinin analizleri ilgi çekici olarak görünmektedir.
Özellikle, Kartvelgil lehçelerde ergatif halin türetilmesinin özellikleri, x-
kişi ekinin belirtilmesi, sa - (Gürc.) o- (Zan.) eklerinin sınıflandırılması
ve diğer dilsel özellikler, Kartvelgil lehçelerin yüzyıllar sınırında
oluştuklarını göstermektedir.

133
Sonuç yerine

1. Kitapta yer alan bazı bir terimin aç ıklaması ve


genel görüşler
Yerle şik bil imsel görü şlere göre, or ta k tarih sel
geçmi ş, bi rli kte yaş anmı ş ta ri hse l coğr afya ve bu
coğrafy ada doğmu ş tari hs el dil, kü lt ür ve kur ulan
psi koloj ik dü zen, etni k bir liğ in, etni k gr ubun, etnon un,

134
mille tin, ulu sun özelli kler ini belir ten un sur lardır.
Edeb iya t bil imi de u lu sun bu öz elli klerine d ayanm ak tadır.
Etno, etnik, grub, subetno gibi etnik terimler ile bağımsız
etnostrüktür bir dile sahip olan insan birliklerinin adlandırılması
gerekmektedir.
Toplum terimiyle ise, bir etnonun içinde yer alan lokal grupların
adlandırılması gerekir. Benz: etno-toplum-kişi nasıl birbirini kapsıyorsa
dil-lehçe-ideolekti de aynı biçimde birbirlerini kapsamaktadır. Örn:
Etnolojik veya linguistik bakımdan Acaralılar, Gurialılar, İmeretliler,
Tuşlar, Herler (İngilolar), Megreller, Lazlar, İmerhevliler, Mtiullar,
Maçahelliler, Samtsiheliler, Şavşetliler, Livanalılar, Taolular, Klarclar,
Moheveler, Svanlar, Cavahlar, Hevsurlar, Pşavlar, Kahetliler, Kartlililer,
Raçalılar, Leçhumlular v.s. Gürcü ulusunu oluşturan toplumlardır.
Dil belli bir semantik yapilarina göre kurulmuş asıl tarihsel
sistemdir.
Anadil atalar tarafından kurulan kültür dili olup kuşakları
birbirine bağlamaktadır.
Lehçe belirli bir milletin ortak - halk edebi dilinin alt kolu olup
ülke toprağının bir kısım nüfusunun veya herhangi bir sosyal katmanının
sözlü ilişkilerinin aracıdır. Başka bir deyimle eğer belirli bir diksiyon
kodu konuşan insanlar tarihsel olarak söz konusu olan yazı dilinin
kurulmasına katkıda bulundular ise, bu lehçe akraba yapısı olan yazı
dilinin lehçesi olarak kabul edilecektir.
Ort ak - hal k edebi dilinin (y azı kü lt ürün ün)
yar at ılma sın a kat ılmay an ve diğe r mille tin kurdu ğu dil i
ku ll anan ha lkın kon uş tuğ u di l “y azısı olmay an” dil ol ar ak
nit elendirilm elidir.

M. Ö . Pro to Kartvel ve kartvelgil Kabileler i

M. Ö. V-III. binyıllarda dillerinde ergatif konstrüksiyonlar olan

135
Huritler'in ve Hatlar'ın, Kartvelgil - Kafkasyalı etnonimlere ve
toponimlere yapısal olarak benzeyen onomastik birimleri olan Ön Asyalı
ve Kafkasyalı diğer eski halkların (boyların), bugünkü İberyalı –
Kafkasyalı dillere (ergatif konstrüksiyon) sahip olan etnoların ortak
dedeleri oldukları daha mantıklı görünmektedir.
M.Ö. II.binyıl sonlarında ise artık Kartvelgil ve Kuzey Kafkasyalı
boylar hakkında konuşabiliriz.
Bu şartlar altında aşağıda Proto - Kartvelgil veya İberyalı –
Kafkasyalı - Ön Asyalı boyları sayacağız. Onların büyük bir kısmını
Gürcüler'in ataları olarak sayabiliriz.
Muşkiler / Moshiler / Meshler (Hekatios Mileteli' ye göre
Moshiler Kolh boyudur), Daianeliler / Diauhiler / Taohiler, Kolaeliler,
Haldeler, Tabaliler / Tibareniler / İberiler/ Saspeireliler/ Saspiriler,
Koitiler/ Koitiler / Kvitiler, Korakslar, Marlar, Bekeyrler, Halidzoniler
/Halibler, Haldeliler/ Kaldeliler, Mosinoikler /Heptakometler, Didzerler,
Bidzerler, Dzidritler, Makronlar / Makrokefallar, Pasianlar, Melanklarlar,
Ekriktike, Ekekeirler, Heniohler, Sanlar / Canlar, Sanigler / Sanşkler,
Lazlar, Abhazlar / Abasklar, Svanlar / Misimieliler, Svano-Kolhlar,
Amarantlar (Kolha Boyları), Tusklar, Kahlar, Phoveliler, Herler...
edebi Gürcü dilinin etkisiyle Gürcülerin modern sözlü -konuşma
birimlerinin; Merkez, sınır yakınlarında bulunan ve tarihi Gürcüstan’ın
dışında mevcut olan lehçelere sınıflandırılması gerekir.
Merkez lehçeleri: Kah, Kartli, İmereti, Leçhumi, Guria lehçeleri;
Sınır yakınlarında bulunan lehçeler: Mesh lehçeleri; Acara,
Livane, Macaheli, İmerhevi, Tao, Samtshe, Cavah lehçeleri;
Her lehçeleri; Kak, Aliabat lehçeleri;
Phov lehçeleri; Gağma-Tuş, Pşav, Hevsur, Mohevi, Mtiulur
-Gudamaki;
Raça lehçeleri; Ovalı Raça, Dağlı Raça lehçeleri;
Svan lehçeleri; Laşh, Lentehi, Çoluri, Balskvemouri,
Balszemouri lehçeleri;
Zan lehçeleri: Megrel, Laz(Hopa, Vitse-Arkabe, Atina) lehçeleri;

136
Gür cüler in tar ihi to pra kl arının dı şında bul unan Gürc ü
leh çeleri: Fereid ani '' Çvenebur iler' in Gürc üce si' ' ve Kizl ar -
Mozdok i leh çeler i;

Kart-l- / Kartu-el- in etnonim olan Haldi'den geldiğini


düşünebiliriz ama bu halde -l-/el- ekinin işlevi belirsiz kalır. (Etnonimden
aynı anlamlı etnonimin türetilmesi hiç mantıklı değildir. Bir yandan
Urart-Kafkasyalı Tanrı ''Haldi'' isminde, diğer yandan ise Kartvelgil
sanılan Haldililer ve Kaduhlar etnonimlerinde (Benz: Movses Horenats'in
yazısında Van Bölgesi’nin güneyinde tespit edilmiş Kordulular'ın ülkeleri
(benz.: Erm: Kordu ve Kart. Kardu; Erm. Torgomi ve Gürcüce
Targamosi...) Hald ve Kardu köklerinin bulunması, Kartli ve Kartueli
kelimelerinin Urart-Kafkasyalı tanrı olan Haldi / Kardu kelimesinden
geldiğini söylememize izin vermektedir.
Halis, Kura, Çoruh, Rioni, Kvirila, Enguri, Liahvi Vadilerinde ve
Kuzey Kafkasya'nın bir bölümünde Büyük Kolha Medeniyetini
kurmuştur. Kolha kültürünü kuran halkın devletinin resmi dili tahminen
ortak Kartvelgil dil idi. Bu dilin mirasçısı yazılı Gürcü dilidir.
Ortak Kartvelgil dil koynesinin temelinde kurulmuş olan genel Kartvelgil
devlet (veya boylararası) dili, Edebi Gürcüce olarak varlığını devam
ettirmektedir. Bu durumun etkisiyle Gürcüler'in merkez lehçeleri
değişmemektedir. Örneğin Ortak Kartvelgil dilinden ayrılmış olan Batı
Kartvelgil lehçelerinin bir kısmı (Zan - Svan), Kuzey Kafkasyalı Dillerin
etkileriyle değişip, Svan lehçelerinin oluşmasına yol açmıştır. Önce
Yunanlıların – Bizanslıların daha sonra Türklerin etkisi ile Zan lehçeleri
ciddi değişimlere uğradı. Türkçe'nin etkisiyle, Lazca'dan sonra Her, Tao,
Şavş ve v.s lehçeleri de değişmiştir.
Tarihi kaynaklardan Karti kabilesinin adı bilinmiş değildir.
Dolayısyıla II- I. binyıllarda kurulan Kartvelgil-Kolh birliğinin adının bir
kabilenin adından alındığı degil de ortak Tanrı adından alındığı
düşünülmüştür.

137
2. İberya lı - Kafkasya lı dil lerin, ortak Kar tvelgi l
dilin, Edebi Gü rcü ce'nin ve Gür cüler' in m odern
leh çelerin in ilişki şe masi.

Dillerin
M.Ö. VII- genealojik şeması akraba dilsel birimlerin birbirleri ile olan
Ön Asyalı – Kafkasyalı Dilsel Alan
ilişkilerine
IV. Bin göre yapılır. Ama bazen belli bir etnonun (ulusun) tarihinin
de göz önünde tutulması gerekir. Çünkü dilleri dil olarak kabul etmek,
M.Ö. (etnik birimin) varKartvelgil-
ulusun Hurit Sümer ile geneolojik
olmasına göre oluyor.Dolayısı
Hat Kafkasyalı … …
III.bin
şema dilbirimlerinin statüsünü tam olarak belirtmek için ygun değildir.
Kitabımızda yer alan görüşleri göz önüne alarak Dünya dillerinin
Ortak Çerkes Ortak Kartvelgil Ortak Vaynax Ortak Dağıstan
genealojik
M.Ö.II şemasına İberyalıKoyne
Koyne - Kafkasyalı dil koluna Koyne
Koyne sadece Gürcüler'in

Takver - Raça Lehcesi


Zan (Laz-Megrelce)

ortak dili olan ortak Karvelgil dil girecektir. Diğer dilsel birimlerin
Gürcü Kilise - Devlet Dilinin
Svan Lehcesi

Phov Lehcesi
Her Lehcesi
hepsinin bu genel Gürcü dilinin lehçeleri olarak adlandırılması gerekiyor.
Merkez

Eski Gürcü
Mesh
Yüzyıllar Hışırtılı Lehçeler
EskiSınırı
Ön Asyalı dilleri ile ilişkiler gözdevlet
önünde CızırtılıGürcülerin
Lehçeler
dili tutularak sözlü
Varyantleri

birimlerinin tarihi şeması şöyle olacaktır:


M.S.IV-X
yuzyillar

Balskvemo lehcesi

samtshe-cavaheti
Laz. Atina-Vitse-

Balszemo lehcesi

Macaheli lehcesi
Lentehi Lehcesi
Megrel lehcesi

Imereti lehcesi

Livana lehcesi
Acara lehcesi
Kartli lehcesi
Lash lehcesi

Kah lehcesi

Tao lehcesi

tus lehcesi
lehceleri
Hopa

digerler
M.S. XV-XVIII
yüzyııllar

138
Yazı Dilinin Varyantları: Kilise ve
M.S.I.yy.
Bilimsel Stiller
139

Оценить