You are on page 1of 164

GR

Gorim'in Halk iin bir Tanr aramasnn ve kutsal Prol-gu Danda UL'u bulmasnn hikyesidir.

- Ulgo Kitabna ve baka kitaplardan blmlere dayanarak

NLERN BALANGICINDA yedi tanr dnyay karanlktan dndrerek yaratt;

sonra hayvanlar ve kular, srngenleri ve balklar ve en nihayet de insan yarattlar. O zamanlar gklerde UL adl bir ruh yayordu ve bu yaratl iine katlmamt. Gcn ve akln dier tanrlardan esirgedii iin, yaratlan eylerin ou kusurluydu ve mkemmel deildi. Birok yaratk irkin ve tuhaft. Gen tanrlar bunlar yok etmek istediler ki, dnya yzndeki her ey gzel olsun. Fakat UL elini uzatt ve onlar durdurdu; dedi ki: "Yarattnz yok edemezsiniz. Kendi elenceniz ve keyfiniz iin gklerin huzurunu ve dokusunu bozarak bu dnyay yarattnz. Ancak unu bilin ki, yarattnz her ey, ne kadar korkun olursa olsun, bu aptallnzn bir nianesi olarak kalacaktr. Yarattnz bir tek eyi bile yok etmeye kalktnz gn, her ey birden yok olacak." Gen tanrlar fkelendiler. Yarattklar her korkun ya da irkin yarata dediler ki: "Madem yle, senin tanrn UL olsun." Sonra insan kavimleri arasndan her tanr kendine houna giden bir kavim seti. Tanrs olmayan kavimler kaldnda ise gen tanrlar onlara dediler ki: "UL'a gidin, sizin tanrnz o olacak." UL ise hi sesini karmad. Saysz ve ac dolu nesiller boyu Tanrszlar Batnn orak, sahipsiz topraklarnda dolaarak aladlar. Derken aralarndan Gorim adl adil ve hakkaniyetli bir adam kt. Tanrsz kalabalklar bir araya toplayarak onlara dedi ki: "Babo dolamamzn zorluklan yznden yapraklar gibi kuruyup dyoGiRi 13
12 SHRBAZIN TUZAI

ocuklarmz ve yallarmz lyor. Onlar leceine bir kiinin lmesi yedir. Burada kaln ve bu ovada bekleyin. Ben gidip UL adl tanry arayacam ki ona ibadet edebilelim ve bu dnyada bir yerimiz olsun." Yirmi yl boyunca Gorim UL'u bou bouna arad. Yllar getike salar krlat ve yorgun dt. aresizlik iinde yksek bir dan tepesinde oturup gklere doru haykrmaya balad: "Yeter artk! Artk aramayacam. Tanrlar meerse yalanm, dnya da orak bir bo-lukmu sadece. UL yokmu demek; ben de hayatm
TUZ.

karartan bu lanetten bktm usandm." UL'un Ruhu onu duyarak cevap verdi: "Bana niin kzgnsn Gorim? Sizin yaratlmanz benim suum deildi." Gorim korkuyla yere kapand. UL ona dedi ki: "Kalk Gorim; ben senin tannn deilim." Gorim kalkmad. "Ulu tanrm," diye haykrd; "yzn, hibir tanrnn korumad, hasta ve bitap dm halkndan saklama." "Kalk Gorim," dedi UL. "Kalk ve buray terk et. ikyet etmeyi brak ve kendine baka bir tanr ara. Beni rahat brak." Gorim gene kalkmad. "Ulu tanrm," dedi, "burada bekleyeceim. Halkn a ve susuz. Senin rahmetini ve yaayabilecekleri bir lke istiyorlar." "Bu konumadan skldm," dedi UL ve oradan ayrld. Gorim dada kald ve topraktaki hayvanlar ve havadaki kular onu beslediler. Bir yldan fazla orada bekledi. Sonra tanrlarn yaratt korkun ve irkin yaratklar gelip ayaklarnn dibine oturarak onu seyretmeye baladlar. UL'un Ruhu huzursuz oldu. Sonunda tekrar Gorim'e grnerek, "Hl bekliyor musun?" diye sordu. Gorim secde ederek dedi ki: "Ulu tanrm, halkn senin sevgini ve efaatini bekliyor." UL'un Ruhu kat. Fakat Gorim orada bir yl daha kald. Ejderhalar et, tekboynuzlar su getirdiler ona. UL tekrar gelerek, "Hl burada msn?" diye sordu. Gorim secde ederek, "Ulu tanrm," diye haykrd, "halkn senin efkatinden yoksun kald iin bir bir lyor." UL gene bu hakkaniyetli adamn huzurundan kat. Bir yl daha geti ve bir yl boyunca isimsiz, grnmez yaratklar Gorim'i beslediler. Ve UL'un Ruhu daa gelerek emretti: "Kalk Gorim." Gorim secdeden kalkmayarak, "Ulu tanrm, ac bana," dedi. "Kalk Gorim," dedi UL. Eilerek Gorim'i elleriyle tutup kaldrd. "Ben senin tannn UL'um ve karmda ayakta durman emrediyorum." "Benim ve halkmn tanrs olacaksn yleyse," dedi Gorim. "Ben senin ve halknn tanrsym," dedi UL. Gorim bulunduu yksek yerden, ilesi srasnda onu beslemi olan irkin yaratklara bakt. "Ya bunlar ne olacak tanrm? Basiliskin ve minotorun, ejderhann ve kimerann, tekboynuzun ve isimsiz yaratn, kanatl srngenin ve grnmez yaratn da tanrs olacak msn? nk onlar da kimse kabullenmemi. Ama her birinin kendince gzellii var. Yzn onlardan evirme ulu tannm, nk onlarda byk kymet var. Gen tanrlar onlar sana yollamlard. Eer sen de reddedersen tanrlar kim olacak?" "Ben onlarn yaratlmasna kar kmtm," dedi UL. "Bu yaratklar gen tanrlar tarafndan, onlan azarladm iin nisbet olsun diye bana gnderildi. Canavarlarn tanrs olmayacam." Gorim'in ayaklarnn dibindeki yaratklar szlanmaya baladlar. Gorim yere oturarak, "yleyse bekleyeceim ulu tanrm," dedi. "istediin kadar bekle," dedi UL ve oradan uzaklat. Eskisi gibi, Gorim bekledi ve yaratklar onu beslediler ve UL huzursuz oldu. Ve ulu tanr, Gorim'in kutsal kiilii nnde piman olarak yeniden yanna geldi. "Kalk Gorim," dedi. "Kalk ve tanrna hizmet et." UL eilip Gorim'i kaldrd. "Yannda oturan yaratklar bana getir ki onlara bakaym. Eer dediin gibi bir kymet ve gzellik grrsem, onlarn da tanrs olmay kabul edeceim." O zaman Gorim yaratklar bir bir UL'un huzuruna getirdi. Yaratklar UL'un huzurunda yere kapanp onun efaati iin yalvardlar. Ve UL her bir yaratktaki gzellii daha nce nasl grmemi olduuna at. Ellerini kaldrp onlan kutsad ve dedi ki: "Ben UL'um ve hepinizde gzellik ve kymet buldum. Tanrnz olacam ve siz huzur iinde oalacaksnz." Gorim mutlu oldu ve btn bunlann olduu daa Prolgu, yani "Kutsal Yer" adn verdi. Sonra halkn brakm olduu ovaya, onlan tannlannn yanna getirmeye gitti. Fakat halk onu tanmad, nk UL'un elleri ona dokunduunda deimiti; gvdesi

ve salar kar beyazyd. Halk ondan korktu ve talayarak kovalad. Gorim UL'a yakararak dedi ki: "Ulu tannm, dokunuun beni de15
14
GiRi

SHRBAZIN TUZAI

itirmi; halkm beni tanmyor." UL elini kaldrd ve Gorim'in halk da kendisi gibi bembeyaz oldu. UL'un ruhu gkgrlts gibi bir sesle konutu ve dedi ki: "Tanrnzn szn dinleyin. Bu adam Gorim'dir; sizi halkm olarak kabul edeyim, koruyaym, gzeteyim ve sizin tanrnz olaym diye bana yalvard. Bundan sonra sizin adnz UL-Go olacak; hem beni hem de onun kutsiyetini unutmayasnz diye. Onun dediklerini yapacak ve sizi nereye gtrrse gideceksiniz. Ona itaat etmeyenleri ve izlemeyenleri kknden koparacam, kuruyup yok olacaklar." Gorim insanlara eyalarn ve srlarn alp onun peinden dalara gelmelerini syledi. Ama kavmin ihtiyarlan ne ona, ne de duyduklar sesin UL'un sesi olduuna inandlar. Gorim'le alay ederek dediler ki: "Eer tanr UL'un hizmetknysan bir mucize gster de grelim." Gorim dedi ki: "Teninize ve salarnza bakn. Bu yeterli bir mucize deil midir?" htiyarlar huzursuz olup uzaklatlar. Bir sre sonra geri dnp dediler ki: "Bu UL'un efaatinin ispat deil, senin gittiin murdar yerlerden bamza musallat ettiin bir hastalktr." Gorim ellerini kaldrd ve onu beslemi olan yaratklar, kuzularn bir obann etrafnda toplanmas gibi toplandlar. htiyarlar tekrar korkup uzaklatlar. Ama az sonra gelip dediler ki: "Bu yaratklar birer canavar; hepsi de ok irkin. Sen ulu tanr UL'un hizmetkr deil, bizi mahvetmek isteyen bir eytansn. Biz hl UL'un efaatinin bir ispatn gremedik.'" Gorim sonunda onlardan bkt. Mthi bir sesle yle haykrd: "Ben size duyduunuz sesin UL'un sesi olduunu syledim. Sizin namnza yeteri kadar ac ektim. imdi Prolgu'ya, kutsal yere dnyorum. Benimle gelen gelsin, kalan kalsn." Byle diyerek dnp dalara doru uzaklat. Birtakm insanlar peine takldlar, ama ou kald ve Gorim'le ve ona uyanlarla alay etti: "Hani UL'un efaatini gsteren mucize? Biz Gorim'e itaat etmedik, onun peinden gitmedik, ama bakn, ne kuruyoruz, ne de yok oluyoruz." Bunun zerine Gorim byk bir zntyle onlara bakt ve son kez konutu: "Benden bir mucize istediniz. te size mucize. Tpk UL'un sesinin syledii gibi, gvdesinden koparlm bir dal gibi kuruyorsunuz. Artk yokoldunuz." Sonra kendisini izleyenlerle birlikte dalara, Prolgu'ya doru uzaklat. Kavmin ounluu adrlarna dnd ve Gorim ile gidenlerle alay etti. Bir yl boyunca alay edip gldler. Sonra glmeyi braktlar, nk kadnlar ksrlamt, ocuk douramyordu. Kavim kurudu ve zamanla yok oldu. Gorim'i izleyenler Prolgu'ya vardlar ve orada bir ehir kurdular. UL'un ruhu yanlarndayd ve orada Gorim'i besleyen yaratklarla bar iinde yaadlar. Gorim birok insan mr boyunca yaad; ondan sonraki btn UL Barahiplerine Gorim dendi ve her Gorim ok uzun sre yaad. ki bin yl boyunca UL'un salad bar iinde yaadlar ve bunun ebediyen sreceini sandlar. Ama er tanrs Torak, tanr Aldur'un yapt Ta ald ve insanlarla tanrlar arasnda sava balad. Torak, Ta yeryzn ikiye ayrp araya denizi sokmak iin kulland; bunun zerine Ta onun yzn korkun bir ekilde yakt. Torak Mallorya'ya kamak zorunda kald. Yz yaraland iin ldrmt; Ulgo'nun kavmiyle bar iinde yaayan yaratklar da onunla birlikte ldrdlar. UL'un barna kar ayaklandlar ve ehirleri ykp insanlar ldrdler; geriye pek az insan kald. Kurtulanlar Prolgu'ya kat; yaratklar UL'un gazabndan korktuklar iin onlar

izleyemedi. nsanlar alayp atlar yaktlar. UL onlarn haline zld ve Prolgu'nun altndaki maaralarn yolunu gsterdi. nsanlar UL'un kutsal maaralarna sndlar ve orada yaamaya baladlar. Bir zaman sonra, Byc Belgarath Alornlann kraln ve onun oullarn yanna alarak Mallorya'ya, Ta almaya gitti. Torak pelerine taklmaya kalktnda ise Tan gazab ona engel oldu. Belgarath Ta ilk Riva Kralna vererek, Ta onun soyunda kald srece Batnn gvende olduunu syledi. Zamanla Alornlar dalarak gneye, yeni topraklara aldlar. Dier tanrlarn kavimleri tanrlarn ve insanlarn savandan ylmlar-d; kap baka topraklan istila ettiler ve bu lkelere tuhaf isimler verdiler. Fakat UL'un kavmi Prolgu'da kald ve onlarla ilikiye girmedi. UL onlan korudu ve gizledi; yabanclar kavmin o dada olduunu renemedi. Yzyllar boyuna UL'un kavmi d dnyayla hi ilgilenmedi; dnya son Riva Kralna yaplan suikastle sarsldnda bile. Ancak Torak dev gibi bir orduyla UL'un ocuklannn lkesinden geerek Batya saldrdnda, UL'un ruhu Gorim ile konutu. Gorim
16
SHRBAZIN TUZAI

Birinci Ksm

MARAGOR

kavmini gece vakti gizlice maaralarndan kard. Uyuyan orduya saldrarak ar zayiat verdirdiler. Bylece zayf den Torak'n ordusu, Vo Mimbre denilen yerde Bat ordularna yenildi. O zaman Gorim hazrlanp, galiplerle toplant yapmaya gitti. Dndnde Torak'n ar yaral olduu haberini getirdi. er tanrsnn vcudu, mridi Belzedar tarafndan karlp saklanmt, ama Torak'n Riva soyundan biri tekrar Riva tahtna oturana kadar l gibi uyuyaca syleniyordu. Bu da hibir zaman demekti, nk o soydan kimsenin hayatta olmad biliniyordu. Gorim'in d dnyay ziyareti ok artc bir ey olmutu, ama bundan bir zarar gelmedi. UL'un ocuklar tanrlarnn gzetimi altnda oaldlar ve hayat eskisi gibi devam etti. Ancak Gorim'in eskisi gibi Ulgo Kitab'n okuyarak vakit geirmedii, eski, kfl kehanet parmenleriyle urat da gzden kamad. Ama UL'un maaralarndan kp baka kavimlerin dnyasna giden birinden de bu kadar tuhaflk beklenirdi zaten. Derken bir gn maaralarn giriinde tuhaf bir ihtiyar belirerek Gorim'le grmek istediini syledi. Sesinde yle bir g vard ki, hemen Gorim'i ardlar. Sonra, kavim maaralara sndndan beri ilk defa, UL'un kavminden olmayan biri ieri alnd. Gorim yabancy odasna gtrerek gnlerce onunla grt. Daha sonra beyaz sakall ve hrpani klkl ihtiyar uzun aralklarla maaralara geldi ve her defasnda Gorim tarafndan buyur edildi. Bir keresinde gen bir delikanl Gorim'in yannda byk boz bir kurt grdn syledi. Bu muhtemelen hastalk yznden grlm bir ryayd, ama ocuk szn geri almad. Kavim kendini Gorim'in bu tuhaf huylarna altrd. Yllar geti ve byk tanr UL'un seilmi kavmi olduklarndan emin olan insanlar, UL'a kran duygulan iinde yaayp gittiler.

BRNC BLM

OLNEDRA MPARATORLUUNUN iei, Borune Hanedannn mcevheri, mparatorluk Prensesi Hazretleri Ce'Nedra, Kaptan Greldik'in gemisindeki mee kirili bir kamarada, bir sandn stne bada kurmu, bir yandan bakr rengi sandan bir tutamn ucunu kemirirken, bir yandan da Leydi Polgara'nn Byc Belgarath'n knk kolunu tedavi ediini izlemekteydi. Ksa, uuk yeil bir Orman Perisi tunii giyiyordu ve yanana biraz kl bulamt. Yukardaki gverteden, krek ekerek onlar aknt yukar, kle boulmu Sthiss Tor ehrinden uzaklatran Greldik'in gemicilerine tempo veren davulun dzenli sesi duyuluyordu. Durumun ok feci olduuna karar verdi kendi kendine, imparator babasyla kendini bildi bileli oynad otorite ve otoriteye kar isyan oyununun bir paras olarak balayan bu olay, lmcl bir ciddiyet kazanmt. Haftalar nce bir gece, retmen Jeebers ile Tol Honeth' deki imparatorluk Sarayndan gizlice svtklarnda, ilerin bu kadar ileri gideceini hi dnmemiti. Jeebers ksa bir sre sonra kap gitmiti - zaten geici bir kolaylk salamaktan teye bir anlam yoktu adamcazn; imdi ise bu kuzeyli, ask yzl insanlarn yannda anlamad bir maceraya atlmt. Ad bile prensesin tylerini rperten Leydi Polgara, Perili Ormanda ona oyunun bittiini, hibir numarann, alayp szlanmann ya da dolabn onun, Prenses Ce'Nedra'nn, on altnc ya gnnde Riva Kralnn taht salonunda hazr bulunmasn engelleyemeyeceini kesin bir tavrla bildirmiti; gerekirse zincirlenmi olarak gidecekti oraya. Ce'Nedra Leydi Polgara'nn dediini yapacandan da kesinlikle emindi; bir an iin yzlerce sakall Alor-nun kahkahalar arasnda, angrdayan zincirler iinde, aalanm bir ekilde ylece durduunu hayal etti. Her ne pahasna olursa olsun bunu engellemeliydi, ite o yzden pek gnll bir ekilde olmasa da
20
SHRBAZIN TUZAI MARAGOR

21

aka bakaldrmadan onlar izlemiti. Leydi Polgara'nn gzlerindeki elik lts daima kelepeleri ve zincirleri artryordu ona; bu da prensesi imparator babasnn gcnden ok daha etkili bir biimde itaate zorluyordu. Bu insanlarn neyin peinde olduuna dair pek bir fikri yoktu Ce'-Nedra'nn. Birinin ya da bir eyin peindeydiler ve bunun izi onlar Nyissa'nn ylanl ormanlarna kadar getirmiti. Murgolar da bir ekilde iin iindeydiler ve yollarna bir sr korkun engel karyorlard; Kralie Salmissra da bulamt ie, o kadar ki gen Garion'u kartmt. Ce'Nedra dald hayallerden syrlarak kamarann br tarafndaki Garion'a bakt. Nyissa Kraliesi ondan ne isteyebilirdi? O kadar sradand ki! Kylnn teki, bulak yama, nemsiz biri ite. iyi bir delikanlyd kukusuz; dz, krl salar alnna dp duruyordu ve Ce'Nedra'nn elleri uzanp o salar dzeltmek arzusuyla kanyordu. Ho bir yz vard -sradan tabii, ama ho- ve kendini yalnz hissettiinde ya da korktuunda onunla sohbet edebiliyordu; ayrca huysuz anlarnda da onunla kavga edebiliyordu nk ondan biraz bykt sadece. Ama Garion ona asaletine yakr saygy gstermeyi reddediyordu; herhalde bunun nasl yaplacan bile bilmiyordu. Peki

neden bu kadar iddetle ilgileniyordu bu ocukla? Dnceli dnceli ona bakarak kafasn buna yormaya balad. Gene ayn eyi yapyordu. fkeyle gklerini yznden kard. Niye hep onu gzetliyordu sanki? Ne zaman dalsa, gzleri hep Gari-on'un yzne gidiyordu; ilgin bir yz de yoktu stelik! Kendini onu gzetleyebilecei yerlere gitmek iin bahaneler yaratrken bile yakalamt ka kere. Aptallkt bu! Ce'Nedra sann ucunu kemirdi, sonra biraz dnp tekrar ke-mirdi ve en sonunda gzleri yeniden Garion'un yznn ayrntlarn incelemeye balad. "iyileecek mi?" diye grledi Trellheim Kontu Barak, koca kzl sakaln ekitirip Leydi Polgara'nn Belgarath'n kolundaki asky yerletirmesini izlerken. "Basit bir krk," dedi Polgara profesyonel bir tavrla, sarg bezlerini kaldrrken. "Zaten bizim ihtiyar aptal hzl iyileir." Belgarath yeni sarlm kolunu kprdatrken yzn buruturarak, "Bu kadar canm yakmak zorunda deildin Pol," dedi. Eski, pas rengi tuniinde koyu amur lekeleri ve zerine devrilen aacn eseri olduu belli olan yeni bir yrtk vard. "Kemii yerletirmem gerekiyordu baba," dedi Pol. "Eri kaynamasn istemezsin, deil mi?" "Bence canm yakmak houna gidiyor," dedi Belgarath. "Gelecek sefere kendin yaparsn," dedi Pol soukkanl bir tavrla, gri elbisesini dzelterek. "iki istiyorum," dedi Belgarath dev csseli Barak'a. Trellheim Kontu dar kapya yaklaarak dardaki gemiciye, "Bel-garath'a bir kupa bira getirir misin?" diye sordu. "iyi mi o?" dedi gemici. "Asab bozuk," dedi Barak. "Eer hemen imezse daha da beter olacak." "Hemen gidiyorum," dedi gemici. "Akllca bir karar." Bu da Ce'Nedra'nn kafasn kartryordu ite. Yanlarndaki soylular bu hrpani klkl ihtiyara mthi sayg gsteriyorlard; ama bildii kadaryla bir unvan bile yoktu Belgarath'n. Bir baronla bir lejyon generali arasndaki, bir Tolnedra grandk ile bir Arendiya veli-aht arasndaki, ya da Riva Vekilharc ile erek Kral arasndaki fark bir bakta anlayabilirdi; ama bycleri nereye koyacan bilemiyordu. Materyalist Tolnedral akl, byclerin varln bile kabulle-nemiyordu bir trl. Evet, Bat krallklarnn yansnda eitli unvanlara sahip olan Leydi Polgara'nn dnyann en ok sayg gren kadn olduundan phe yoktu, ama Belgarath serserinin biriydi, yersiz yurtsuz, ou zaman da insanlarn bana bela olan biri. Garion'un onun torunu olduunu da unutmamak gerekir diye sylendi Ce'Nedra kendi kendine. "Artk bize olup bitenleri anlatma vaktin geldi baba," diyordu Leydi Polgara hastasna. "Bu konuda konumak istemiyorum," diye kestirip att Belgarath. Polgara, yznde kstah bir ifadeyle bir bankn zerine uzanm yatan, keskin hatl, alayc, ufak tefek bir Drasniyal soylu olan Prens Kheldar'a dnerek, "Ya sen ipek?" diye sordu. Prens byk bir znt numarasyla Belgarath'a, "Durumumu gryorsun eski dostum," dedi zr diler gibi. "Sr saklamaya kalksam, nasl olsa zorla renir; bu da benim iin pek tatsz olabilir." Belgarath ifadesiz bir suratla ona bakt, sonra fkeyle puflad. - "Konumaya gnll olduumu sanma yani."
22
SHRBAZIN TUZAI

MARAGOR 23

Belgarath arkasn dnd. "Anlayacan biliyordum." "Anlat haydi ipek," dedi Barak sabrszlkla. Drasniyal uzand bankn zerinde dorulup oturarak, "Anlatacak pek bir ey

yok aslnda," dedi. " hafta kadar ne Zedar'n izini bulup Nyissa'ya kadar takip ettik. Birka Nyissa snr muhafzyla karlatk ama ciddi bir sorun kmad. Her neyse, snn geer gemez, Tan izi douya dnd. Buna ardk, nk Zedar o kadar kararl bir ekilde Nyissa'ya doru ilerlemiti ki, ikimiz de Salmissra ile bir anlama yaptn sanyorduk. Belki de herkesin yle sanmasn istemitir. Zedar ok zeki bir adam; Salmissra da stne vazife olmayan ilere burnunu sokmasyla nldr." "O iin icabna bakld," dedi Leydi Polgara ciddi bir tavrla. "Ne oldu?" diye sordu Belgarath. "Sonra anlatrm baba. Sen devam et pek." pek omuzlarn silkti. "Devamnda bir ey yok. Zedar'n izini eski Marag snrnn yaknndaki harabelerden birine kadar srdk. Orada Belgarath'n bir ziyaretisi oldu; ya da en azndan bana yle syledi. Ben kimseyi gremedim. Her neyse, sonra bana planmzn deitiini, nehir aa dnp Sthiss Tor'da sizi bulmamz gerektiini syledi. Daha fazla da aklama yapamad, nk birdenbire ormanda Murgo kaynamaya balamt - bizi mi aryorlard yoksa Zedar' m anlayamadk. O gnden beri Murgolardan da Nyissallardan da saklanarak, geceleri yolculuk ederek buraya gelmeye alyorduk. Bir haberci bile gnderdik nden. Size ulamad m?" "Evvelki gn geldi," dedi Polgara. "Atei vard, o yzden mesajnz almamz epey srd." Kheldar ban sallayarak, "Her neyse," dedi. "Murgolann yannda Grolimler de vard ve bizi zihinleriyle de aryorlard. Belgarath onlarn bizi bulmasn engellemek iin bir ey yapyordu. Herhalde bu zihnini fazla megul ediyordu ki, yrd yere bakmyordu hi. Bu sabah atlardan inmi, bataklk iinden gemeye alyorduk. Belgarath da dalgn dalgn yrrken aa stne devrildi." "Tahmin etmeliydim," dedi Polgara. "Biri yapm olmasn?" "Sanmyorum," dedi ipek. "Tuzak olabilirdi tabii, ama bana yle gelmedi. Aa iinden rmt. Onu uyarmaya altm, ama Belgarath tam altna yrd." "Tamam, tamam," dedi Belgarath. "Ama sahiden uyardm." "stme varma pek." "Seni uyarmaya almadm sanmasnlar da," dedi pek. Polgara ban sallayarak, "Baba!" dedi, sesinde mthi bir hayal knklyla. "Beni rahat brak Polgara," dedi Belgarath. "Onu aacn altndan karp elimden geldiince kolunu sardm," diye devam etti pek. "Sonra da kk bir kayk aldm ve nehirden aa doru yola ktk. Bu kl yamuru balayana kadar her ey yolunda gidiyordu." "Atlar ne yaptn?" dedi Hettar. Ce'Nedra bu uzun boylu, sessiz, siyah deri elbiseli ve kaznm kafasnda tek bir tutam sa olan Algar beyinden biraz ekiniyordu. Hettar hi glmsemiyordu ve "Murgo" laf getiinde atmacaya benzeyen yznde ta gibi bir ifade beliriveriyor-du. Ona insanca bir hava veren tek ey, atlara duyduu sonsuz ilgiydi. "yiler," dedi pek. "Onlar Nyissallarn bulamayaca bir yere baladm. Biz onlar tekrar bulana kadar gvende olurlar." "Gemiye bindiinizde Tan Ctuchik'te olduunu sylemitin," dedi Polgara Belgarath'a. "Nasl oldu bu?" htiyar omuzlarn silkerek, "Beltira ayrntya girmedi," dedi. "Btn syledii Zedar'n Cthol Murgos'a girdii an Ctuchik'in kurduu pusuya dm olduu. Zedar kamay baarm, ama Ta brakmak zorunda kalm." "Beltira'yla m konutun?" "Zihniyle," dedi Belgarath. "Ustann niye Vadiye gelmemizi istediini syledi mi?" "Hayr. Sormak aklna bile gelmemitir. Beltira'y bilirsin." "Oraya gitmemiz aylar alacak baba," dedi Polgara kaygyla kalarn atarak. "Buradan Vadi iki yz elli fersah." "Aldur oraya gitmemizi istiyor," dedi Belgarath. "Bunca yldan sonra onun isteklerine kar

kmaya balayamam." "Bu arada da Ta Rak Cthol'da, Ctuchik'in elinde." "Ona bir faydas olmaz ki Pol. Torak bile iki bin yldr uramasna ramen Ta'a hkmedemiyor. Rak Cthol'un nerede olduunu biliyorum; Ctuchik onu benden saklayamaz. Gidip elinden almaya karar verdiim zaman o da Ta da orada olacaklar. O sihirbazla nasl baa kacam biliyorum." Belgarath "sihirbaz" derken sesinde mthi bir aalama ifadesi vard.
MARAGOR 25 24
SHRBAZIN TUZAI

"Peki bu arada Zedar ne yapacak?" "Zedar'n derdi bandan akn. Beltira onun Torak'n vcudunu saklad yerden alp baka bir yere gtrdn syledi. Torak'n vcudunu Rak Cthol'dan mmkn olduunca uzak tutacandan emin olabiliriz. Bence iler yoluna giriyor. Zaten Zedar' kovalamaktan sklmaya balamtm." Ce'Nedra'ya ok karmak geliyordu btn bunlar. Neden bu tuhaf isimli iki Angarak bycsnn davranlarna ve herkesin hayran olduu o esrarl mcevhere takmlard ki kafalarn? Onun iin u mcevher, bu mcevher fark etmezdi. ocukluu etraf mcevherlerle dolu getii iin sse tabya nem vermez olmutu. u anda bile kulland tek tak, am kozala eklindeki altn kpeleriydi; onlar da altn olduklar iin deil, ban hareket ettirdike ho bir ses karmalarn salayan dzenekleri yznden seviyordu. Btn bunlar yllar nce babasnn saraynda bir masalcdan dinledii Alorn efsanelerinden birine benziyordu. O efsanede de byl bir mcevher vard. Angaraklann tanrs Torak mcevheri almt ve bir byc ile baz Alorn krallar onu geri alarak bir klcn kabzasna takmlar ve Riva sarayndaki taht odasna gizlemilerdi. Baty mthi bir felaketten koruduu syleniyordu. Tuhaftr ki, efsanedeki bycnn ad da Belgarath't, tpka bu ihtiyar gibi. Ama o zaman Belgarath'n binlerce yanda olmas gerekirdi ki bu samayd tabii. Herhalde bu eski efsanevi kahramann onuruna ona bu ad vermilerdi; ya da insanlar etkilemek iin kendisi semiti. Gzleri yine Garion'un yzne kayd. Delikanl yznde ciddi bir ifadeyle odann bir kesinde oturuyordu. Belki de onun bu ciddiyetiydi merakn celbedip gzlerini yzne eken. Tand baka delikanllar -soylular ve soylu ocuklar- cazip ve zeki grnmeye alrlard, ama Garion hi espriler yapp onu elendirmeye almamt. Bunu nasl karlamas gerektiini bilmiyordu. Nasl davranmas gerektiini bilemeyecek kadar odun muydu bu ocuk? Belki de ona hi aldrmad iin byle yapyordu. En azndan deneyebilirdi, deil mi? Hi olmazsa arada bir! Eer Garion onun karsnda kendisini aptal yerine koyacak eyler yapmazsa, onunla nasl baa kabilirdi ki? Anszn ona kzgn olduunu hatrlad. Garion Kralie Salmiss-ra'nn hayatnda grd en gzel kadn olduunu sylemiti; bu korkun lafn affetmek iin henz ok erkendi. Bu terbiyesizce dil srmesi yznden onun canna okuyacakt. Garion'un yzne dik dik bakarken, yeniden yzne den buklelerden biriyle oynamaya balad dalgn dalgn. Ertesi sabah, Cthol Murgos'ta bir yerlerdeki dev bir volkanik patlamann sonucu olan kl yamuru, yeniden gverteye kmaya imkn salayacak kadar azalmt. Nehir kysndaki orman hl biraz pusluydu, ama hava solunabilecek kadar temizdi artk. Ce'Nedra aadaki kamarann boucu havasndan kaarak gverteye frlad. Garion geminin pruvasnda her zaman oturduu korunakl yerde Belgarath ile muhabbete dalmt. Ce'Nedra onunla pek ilgilenmiyordu tabii, ama sabah salarn taramam olduunu da fark etti. iinden hemen koup bir tarak almak ve bu durumu dzeltmek geldiyse de, bu istee direndi. Onun yerine, ilgilendiini hi belli etmeden gvertenin korkuluuna dayanarak konumalarna kulak misafiri

olmaya balad. "...Hep vard zaten," diyordu Garion dedesine. "Eskiden yalnzca konuurdu benimle; samaladm ya da ocuka davrandm zaman hemen sylerdi. Zihnimin bir kesinde hep kendi bana duruyordu." Belgarath salam eliyle dalgn dalgn sakaln kayarak ban sallad. "Senden tamamen ayn bir eymi gibi grnyor. Peki bu iindeki ses herhangi bir ey yapt m hi? Seninle konumak dnda yani?" Garion biraz dnd. "Sanmyorum. Bana baz eyleri nasl yapacam sylyor, ama bunlar yapmas gereken benim yine. Galiba Salmissra'nn saraynda Pol Teyzeyi aramak iin beni vcudumdan ayrd bir kere." Kalarn att. "Hayr," dedi sonra. "Dnyorum da, sadece nasl yapacam gsterdi; yapan bendim yine. Vcudumdan ayrlr ayrlmaz, onu yanmda hissettim; ilk kez birbirimizden ayrlmtk. Ama gremedim onu. Birka dakikalna kontrol devrald ama. Yaptklarmz gizlemek iin Salmissra ile benim yerime o konutu." "Ipek'le ben gideli beri hi bo durmamsn bakyorum." Garion kasvetli kasvetli ban sallad. "ou da berbat ilerdi. Aarak' yaktm biliyor musun?" "Teyzen syledi." "Pol Teyzeyi tokatlad," dedi Garion. "Bamla stne yryecektim, ama ses baka trl yapmam syledi. Ben de elimle vurup, 'Yan!' dedim. O kadar. Sadece 'Yan!' Alev ald. Tam sndrmeye niyetlenmitim ki, Pol Teyze annemle babam ldrenin o olduunu syledi. O zaman atei daha da scak hale getirdim. Sndrmem iin
26
SHRBAZIN TUZAI

bana yalvard, ama sndrmedim." rperdi. "Seni uyarmaya almtm," dedi Belgarath yumuak bir sesle. "Her ey bittikten sonra hi houna gitmeyeceini sylemitim." Garion iini ekerek, "Seni dinlemeliymiim," dedi. "Pol Teyze diyor ki, bu... bu eyi... bir kere kullannca..." "Gc m demek istiyorsun?" dedi Belgarath. "yle diyelim," dedi Garion. "Bir kere kullannca bir daha asla unutamayacam ve tekrar tekrar kullanacam sylyor Pol Teyze. Keke bam kullansaymm. O zaman hi balamazd." "Aslnda yanlyorsun," dedi Belgarath sakin bir sesle. "Aylardr neredeyse kulaklarndan fkracak haldeydin. Benim bildiim kadaryla, en az be-alt kere farknda olmadan kullanmtn bile." Garion hayretle ona bakakald. "Tolnedra'ya girdikten sonra karlatmz deli keii hatrlyor musun? Ona dokunduunda o kadar byk bir grlt kopardn ki adamcaz ldrdn sandm." "Ama onu Pol Teyzenin yaptn sylemitin." "Yalan syledim," dedi ihtiyar sradan bir ey syler gibi. "Sk sk yalan sylerim zaten. nemli olan u: Bu yetenek sende hep vard. Er ya da ge ortaya kacakt. Yerinde olsam amdar' yaktm iin kendimi kt hissetmezdim. Biraz abartl olmu belki; ben olsam baka trl yapardm. Ama gene de adalet yerine geldi diyebiliriz." "Demek bundan hi kurtulamayacam." "Hi. Maalesef durum bu." Prenses Ce'Nedra bu durumdan pek holanmt. te kendisinin bir zamanlar Garion'a syledii eyi Belgarath da onaylyordu. Bu ocuk inatl bir braksa, Pol Teyzesi, dedesi -ve tabii Ce'Nedra'nn kendisi- onun iin neyin iyi ve doru olduunu mendisinden daha iyi bildikleri iin, hayatn hi zorluk ekmeden biimlendirebilirlerdi. "Senin u sese dnelim," dedi Belgarath. "Bir eyler daha rensem iyi olur. Kafann iinde bir dman dolatrman istemiyorum." "Dman deil o," dedi Garion. "Bizden yana." "yle grnyor olabilir," dedi Belgarath, "ama her ey grnd gibi

deildir. Ne olduunu tam olarak bilirsem daha rahat ederim. Srprizlerden hi holanmam." Prenses Ce'Nedra derin dncelere dalmt bile. Fesat ve karmak kk kafasnn derinliklerinde bir fikir canlanyordu; ilgin olanaklar olan bir fikir.

KNC BLM

ILAN NEHRlNlN kk elalelerine yolculuk drt gnlerini ald. Scak hl boucuydu, ama iklime, en azndan ksmen almlard artk. Prenses Ce'Nedra vaktinin ounu gvertede Polgara ile oturarak geiriyor ve Garion'la hi ilgilen-miyormu gibi grnyordu. Tabii onun ac ekip ekmediini kontrol etmek iin sk sk o tarafa gz atmay da ihmal etmiyordu. Hayat tamamen bu insanlarn elinde olduu iin, onlar tavlamas gerektiini biliyordu Ce'Nedra. Belgarath sorun deildi. Birka kk kz tebessm, bir-iki gz krptrmas ve iinden gelivermi gibi grnen bir-iki pck, onu parmanda oynatmaya yeterdi. Bu numaray uygun herhangi bir zamanda yapabilirdi; ama Polgara apayr bir sorundu. Bir kere, Ce'Nedra bu hanmn mthi gzellii karsnda dehete kaplyordu. Polgara kusursuzdu. Gece karas salanndaki beyaz tutam bile bir kusur deil bir vurgu, kiisel bir iaret gibiydi. Prensesi en ok huzursuz eden ise Polgara'nn gzleriydi. Ruh haline gre renkleri gri ile derin bir mavi arasnda deiiyordu ve her eyi gryorlard. O sakin, dimdik bak karsnda numara yapmak mmkn deildi. Prenses o gzlere her baktnda, zincir ngrtlar duyuyordu sanki. Polgara ile iyi geinmesi artt. Gvertede yan yana oturduklar bir sabah, ter iindeki gemiciler krek eker, dumanl, mavi-yeil orman yanlarndan geip giderken, "Leydi Polgara," dedi prenses. "Ne var canm?" Garion'un tuniklerinden birinin dmesini dikmekte olan Polgara ban kaldrd. Scaktan ak mavi elbisesinin yakasn amt. "Byclk nedir aslnda? Bana hep byle bir eyin olmad retilmiti." Tartmaya balamak iin iyi bir nokta gibi grnyordu bu.
29
MARAGOR

28
SHRBAZIN TUZAI

Polgara glmseyerek, "Tolnedra eitimi biraz tek yanldr," dedi. "Gzbaclk gibi mi?" diye srar etti Ce'Nedra. "Yani bir elinle bir ey gsterirken teki elinle bir eyi ahvermek gibi mi?" Bir yandan da sandaletlerinin backlaryla oynuyordu. "Hayr canm, hi alakas yok." "Peki byclkle neler yaplabilir?"

"Snrlarn hi aratrmadk," dedi Polgara, dikiine devam ederek. "Bir ey yaplmas gerektiinde yapyoruz. Yapp yapamayacamz dnerek vakit kaybetmiyoruz. Farkl bycler farkl eyleri daha iyi yapar, tpk baz insanlarn marangozlukta, bazlarnn ise talkta daha yetenekli olmas gibi." "Garion da byc, deil mi? O neler yapabilir?" Bunu da neden sormutu imdi? "Laf nereye getirmek istediini merak ediyordum," dedi Polgara minik kza dimdik bir bak frlatarak. Ce'Nedra hafife kzard. "San srma canm," dedi Polgara. "Ularn kracaksn." Ce'Nedra telala azndaki bukleyi kard. "Garion'un neler yapabileceinden emin deiliz," diye devam etti Polgara. "Herhalde bunu anlayabilmek iin daha erken. Yetenekli olduu belli. Bir ey yaptnda mthi bir grlt karyor; bu da potansiyelinin fazla olduunu gsterir." "yleyse ok gl bir byc olacak." Polgara'nn dudaklarnda hafif bir glmseme belirdi. "Muhtemelen. Tabii kendini kontrol etmeyi renirse." "yleyse," dedi Ce'Nedra, "ona kendisini kontrol etmeyi retmemiz lazm, deil mi?" Polgara bir an iin kzn yzne bakt, sonra glmeye balad. Ce'Nedra kendini biraz sakil hissediyordu, ama o da gld. Yaknlarda bir yerde durmakta olan Garion onlara dnerek, "Neye glyorsunuz?" diye sordu. "Sen anlamazsn canm," dedi Polgara. Garion alnm bir tavrla dnd ve kaskat yryerek uzaklat. Ce'Nedra ve Polgara tekrar gldler. Kaptan Greldik'in gemisi en sonunda kayalarn ve alayan sularn arasnda ilerleyemez hale geldiinde, kuzey kysndaki byk bir aaca balandlar ve kyya kmaya hazrlandlar. Barak rg zrhnn iinde scaktan terleyerek dostu Greldik'in yannda durmu, Hettar'n atlar indirmesini izliyordu. "Eer kanma rastlarsan, selamlarm syle," dedi kzl sakall adam Greldik'e. Greldik ban sallayarak, "Muhtemelen gelecek k gibi Trellhe-im yaknlarnda olurum," dedi. "Hamile olduunu bildiimi syleme istersen. Eve dndmde olumu gstererek bana srpriz yapmak istiyordur. Srprizin tadn karmayalm." Greldik biraz arm gibiydi. "Merel'in yapt ilerin tadn karmay sevdiini sanyordum Barak." "Belki de Merel'le barmamzn vakti geldi. Genken bu kk sava ikimizi de elendiriyordu; ama artk bir yana braksak iyi olacak, en azndan ocuklarn hatr iin." Belgarath gverteye karak sakall ereklerin yanna geldi. "Val Alorn'a git," dedi Kaptan Greldik'e. "Anheg'e nerede olduumuzu ve ne yaptmz anlat. Dier krallara da haber iletsin. Ona u anda An-garaklarla savaa girmesini kesin olarak yasakladm syle. Ctuchik Ta Rak Cthol'de tutuyor. Eer sava olursa Taur Ungas Cthol Murgos snrlarn kapatr, iimiz zaten yeteri kadar zor, bir de bununla uramayalm." "Sylerim," dedi Greldik kukulu bir tavrla. "Ama bundan pek holanacan sanmyorum." "Holanmas gerekmiyor," dedi Belgarath aldrmaz bir tavrla. "Dediimi yapsn yeter." Yaknlarda bir yerde duran Ce'Nedra, bu hrpani klkl ihtiyarn emirler yadrmasn hayretle izliyordu. Egemen krallara nasl byle emir verebilirdi bu adam? Garion da bir byc olduuna gre, ya bir gn o da byle bir otoriteye sahip olursa? Dnp Durnik'le birlikte gemi azya alm bir at yattrmaya alan delikanlya bakt. Hi de otoriter bir hali yoktu. Dudaklarn bzp dnmeye balad. Bir eit cppe ie yarayabilirdi; belki elinde bir by kitab olsa... Hafif bir sakal birde... Gzlerini ksp Garion'u cppeli, sakall ve elinde kitapla hayal etmeye alt. Ce'Nedra'nn gzlerini zerinde hisseden Garion hemen yznde soran bir ifadeyle o tarafa bakt. O kadar sradand ki! Bu basit, iddiasz delikanlnn hayal ettii o klk iindeki hali birden komik geldi gzne. Hi niyeti olmad halde glmeye balad. Garion kzararak arkasn dnd.

Ylan Nehrinin elalecikleri nehirde bu noktadan daha ieri girme31


MARAGOR SHRBAZIN TUZAI

30

yi engelledii iin, bulunduklar yerden tepelere doru epeyce geni bir patika uzanyordu; belli ki ou yolcu da burada karaya kmay tercih etmiti. Sabah gnei altnda vadiden yukar doru atlarn srdler; nehrin kysndaki karmakark cangl hzla geip, Ce'Nedra' nn pek houna giden bir ormana daldlar, ilk tepeye vardklarnda Nyissa'nn iren bataklklarnn kokusunu alp gtren bir meltem kt karlarna. Ce'Nedra'nn morali hemen yerine geldi. nce Prens Kheldar'n yannda at srmeyi dnd, ama Drasniyal eyerinin stnde uyuklamaktayd; ayrca Ce'Nedra bu sivri burunlu adamdan korkuyordu da biraz. Bu sinik ve bilge adamn kendisini bir kitap gibi okuyabildiinin farkndayd ve bu hi de houna gitmiyordu. Atn grubun nne srerek, deti olduu zre ba ekmekte olan Baron Mandorallen'in yanna gitti. Bu hareketinin bir nedeni pis kokulu nehirden bir an nce uzaklamakt, ama baka bir nedeni de vard. Bu Arend soylusunu kendisini ilgilendiren bir konuda sorguya ekmek iin esiz bir frsat gemiti eline. "Prenses Hazretleri," dedi zrhl valye saygyla, Ce'Nedra atn kendi dev sava atnn yanna ektiinde. "Byle ileri koldan gitmeniz tedbirsiz bir hareket olmuyor mu?" "Dnyann en cesur valyesine saldrmaya kim cesaret edebilir ki?" dedi Ce'Nedra pek masum bir tavrla. Baron yznde kasvetli bir ifadeyle iini ekti. "Neden yle iinizi ektiniz valyem?" dedi Ce'Nedra. "Ehemmiyeti yok Prensesim," dedi valye. Patikann iki yannda kk hayvanlar kouturur, bcekler vzldarken, aalarn glgesinde bir sre sessizce at srdler. "valyem," dedi prenses sonunda, "Belgarath' uzun sredir tanr msnz?" "Doduumdan beri Prensesim." " Arendiya'da ona deer verilir mi?" "Deer vermek mi dediniz? Mukaddes Belgarath cihandaki en yce kiidir. Bunu mutlaka biliyorsunuzdur Prensesim." "Ben Tolnedralym Baron Mandorallen," dedi Ce'Nedra. "Biz bycleri pek tanmayz. Arendiya'da Belgarath soylu biri olarak kabul edilir mi peki?" Mandorallen gld. "Prenses Hazretleri, mukaddes Belgarath'n doum tarihi o kadar kadim alarda ki bu sorunuzun bir manas yok." Ce'Nedra kalarn att. Kendisine glnmesinden pek holanmazd. "Peki ama soylu mu, deil mi?" diye srar etti. "O Belgarath," dedi Mandorallen, sanki bu her eyi aklyormu gibi. "Yzlerce baron, binlerce kont, saysz asil var, ama sadece bir Belgarath var. Btn insanlar onun nnde eilir." Ce'Nedra glmsedi. "Peki ya Leydi Polgara?" Mandorallen gzlerini krptrd; o zaman Ce'nedra biraz fazla hzl gittiini fark etti. "Leydi Polgara'nn btn kadnlarn stnde bir yeri vardr," dedi Mandorallen biraz akn bir tavrla. "Prensesim, eer maksadnzn ne olduunu bilseydim, size daha tatminkr cevaplar verebilirdim." Ce'Nedra glerek, "Sevgili Baron," dedi. "nemli ya da ciddi bir maksadm yok; srf merak, biraz da vakit geirmek iin." Patikann sktrlm topranda arkalarndan gelen nal sesleri duydular; Demirci Durnik doru atn hzla srerek yanlarna geliyordu. "Pol Hanm biraz beklemenizi istiyor." "Bir sorun mu var?" dedi Ce'Nedra. "Hayr. Sadece patikann kysnda tand bir bitkiye rastlad. Yapraklarn toplamak istiyor; tbbi adan faydalym. ok zor bulunduunu ve sadece Nyissa'nn bu blgesinde grldn sylyor." Demircinin sade, drst yz,

Polgara'dan sz ettii her zaman olduu gibi sayglyd. Ce'Nedra'nn Durnik'in duygulan hakknda baz kukulan vard, ama bunlan kendine saklyordu. "Bu arada," diye devam etti Durnik, "sizi uyarmam syledi. Etrafta bu bitkiden daha bulunabilirmi. Otuz santim yksekliinde, ok parlak yeil yaprakl, kk mor iekli bir al. Zehiri ldrcym; dokunulduunda bile." "Patikadan ayrlmayacaz Durnik Efendi," dedi Mandorallen. "Hanmefendi ilerlememize msaade edene kadar burada bekleriz." Durnik ban sallayarak geri dnd ve uzaklat. Ce'Nedra ile Mandorallen atlann byk bir aacn glgesine ekerek beklemeye baladlar. "Arendiya'da Garion'u nasl gryorlar?" diye sordu Ce'Nedra aniden. "Garion iyi bir delikanl," dedi Mandorallen; biraz kafas kanm gibiydi. "Ama soylu deil," dedi Ce'Nedra. "Prensesim," dedi Mandorallen dikkatle, "size verilen tedrisat kafanz kartrm galiba. Garion Belgarath ile Polgara'nn kanndan geliyor. Sizin ve benim gibi unvanlan yok belki, ama kan bu cihan32
SHRBAZIN TUZAI

33
MARAGOR

daki en asil kan. Onun arzusu benim iin herkesten nde gelir, ama o kadar mtevaz bir delikanl ki bir ey istemez zaten. Vo Mimbre'de Kral Korodullin'in sarayndaki maceramz esnasnda gen bir kontes onunla evlenip mevki ve itibar kazanrm midiyle Garion'un peine dmt." " Yaa?" dedi Ce'Nedra, biraz keskin bir sesle. "Onu sk sk bir kede yakalayp, cilveyle ve tatl szlerle kendisiyle nianlanmas iin kandrmaya alyordu." "Gzel miydi bari bu kontes?" "Kralln en gzel hanmlarndan biri." "Anlyorum." Ce'Nedra'nn sesi buz gibiydi. "Sizi mteessir edecek bir ey mi yaptm prensesim?" "nemli deil." Mandorallen tekrar iini ekti. "Gene ne var?" diye patlad Ce'Nedra. "Kusurlarm ok fazla." "Sizin kusursuz bir insan olduunuzu sanyordum." Sz azndan kar kmaz piman olmutu. "Heyhat, Prensesim. Aklnzn alamayaca kadar kusurluyum ben." "Pek diplomatik saylmazsnz belki, ama bu da byk bir kusur deil - bir Arend iin tabii." "Ama korkaklk byk bir kusur Prensesim." Ce'Nedra gld. "Korkak m? Siz mi?" "Kendimde bu kusurun olduunu fark ettim," dedi Mandorallen. "Samalamayn," dedi Ce'Nedra; "kusurunuz olsa olsa bunun tam ters ynndedir." "inanmas zor, biliyorum," dedi Mandorallen, "ama emin olunuz, byk bir utanla korkunun elinin kalbimi sktn hissettim." Ce'Nedra valyenin itirafndan tr aknla dmt. Tam duruma uygun bir cevap aryordu ki, birka metre ileride, allarn arasndan byk bir grltyle bir ey frlad. At panie kaplarak dnp komaya balad. Ce'Nedra allarn arasndan zerine atlan iri ve sarms kahverengi yarat ancak gz ucuyla grebildi - iri, sarms kahverengi ve kocaman azl bir yaratk. Bir eliyle eyere tutunurken, teki eliyle de dehet iindeki ata hkim olmaya alt, ama hayvan panik iinde koarken alak bir daln altndan geince, Ce'Nedra trensiz bir biimde yolun ortasna oturuverdi. Elleriyle dizlerinin stnde dorulurken, pusuya yatt yerden beceriksiz bir ekilde frlayan hayvanla yz yze gelerek dondu kald.

lk fark ettii, aslann bir hayli gen olduuydu. Vcudu tamamen gelimiti, ama yelesi daha yeni uzuyordu. Belli ki av konusunda fazla tecrbeli olmayan bir ergendi bu. Aslan patika boyunca koarak uzaklaan atn arkasndan hayal krklyla kkreyerek kuyruunu sallamaya balad. Prenses bir an iin hayvann haline acd: O kadar gen ve o kadar beceriksizdi ki. Sonra bu his yerini fkeye brakt. Bu beceriksiz gen hayvan aalayc bir biimde attan dmesine sebep olmutu. Ayaa kalkp dizlerindeki tozlan silkelerken, "Kist!" dedi elini sallayarak. En nihayet o bir prensesti, karsndaki ise sadece bir aslan; hem de ok gen ve aptal bir aslan! San gzler Ce'Nedra'ya dikilince ksldlar. Sallanan kuyruk anszn durdu. Gen aslann gzleri mthi bir dikkatle irileti ve mele-rek karnn yere yaptrd. st duda kalkarak upuzun beyaz dilerini ortaya kard. Ce'Nedra'ya doru yavaa bir adm att; koca penesini hafife yere dedirdi. "Sakn ha!" dedi prenses fkeyle. "Ses karmaynz Prenses Hazretleri," dedi Mandorallen son derece hafif bir sesle. Ce'Nedra gz ucuyla onun atndan yere yavaa indiini grd. Aslann gzleri sinirli bir ekilde Mandorallen'e kayd. Mandorallen dikkatle, adm adm yryerek aradaki mesafeyi at ve zrhl gvdesi aslanla prensesin arasna girdi. Aslan onu dikkatle izliyordu, ama son ana kadar ne yapmaya altn anlayamad. Derken, bu yemeinin de elinden alndn anlaynca, koca kedinin gzleri hiddetle ksld. Mandorallen yavaa klcn ekti, sonra Ce'Nedra'y hayretler iinde brakarak klc ucundan tutup ona uzatt. "Eer muvaffak olamazsam kendinizi savunmanz iin," dedi aklama kabilinden. Ce'Nedra kukulu bir tavrla klcn kocaman kabzasn iki eliyle birden kavrad. Ancak Mandorallen klc braknca, ucu annda yere dt. Ce'Nedra ne kadar abalarsa abalasn, koca klc yerden kal-dramyordu bile. Aslan hrlayarak iyice yere yapt. Kuyruu hiddetle bir sre rpndktan sonra dimdik kesildi. "Mandorallen, dikkat!" diye haykrd Ce'Nedra, hl klla baa kmaya alrken. Aslan srad. 34
StHlRBAZIN TUZAI

MARAGOR

35

Mandorallen elik zrhl kollarn iki yana aarak ileri bir adm att ve koca kedinin saldrsn karlad. Mthi bir angrtyla arptklarnda Mandorallen kollaryla hayvann gvdesini sard. Aslan mthi penelerini Mandorallen'in omuzlarna geirdi ve penelerin valyenin zrhn trmalamasndan korkun bir gcrt ykselmeye balad. Bu arada da aslan dilerini Mandorallen'in miferine geirmeye alyordu. Mandorallen aslann gvdesini skmaya devam etti. Ce'Nedra klc arkasndan srkleyerek ayak altndan ekilmeye alrken mthi mcadeleyi dehet dolu gzlerle izliyordu. Aslann trmalamalar giderek daha aresiz bir hale gelirken Mandorallen'in zrhnda derin izikler oluuyor, Mimbre valyesinin kollan ise amanszca skmaya devam ediyordu. Kkremeler giderek ac miyavlamalarna dnt; aslan artk dvmeye ya da ldrmeye deil, kamaya alyordu. Debelenip rpnarak valyeyi srmaya alyor, arka ayaklaryla Mandorallen'in zrhl vcudunu dvyordu. Panik iindeki miyavlamalar giderek tizleti. Mandorallen insanst bir abayla kollarn kavuturdu. Ce'Nedra krlan kemiklerin sesini aka duydu; arkasndan koca kedinin azndan kan fkrmaya balad. Gen aslann gvdesi titredi ve ba yana dt. Mandorallen kollarn gevetince, l hayvan kayarak ayaklarnn dibine serildi. Prenses donakalm bir halde, karsnda duran zrh kan ve izik iindeki valyeye bakt. Gzlerinin nnd imknsz bir ey gereklemiti. Mandorallen ellerinden baka bir silah kullanmadan bir aslan ldrmt - hem de onun iin! Sebebini anlamad halde keyifle "Mandorallen!" diye haykrd. "Benim valyemsin sen!"

Nefes nefese kalm olan Mandorallen miferinin siperliini kaldrd. Mavi gzleri bu szlerin etkisiyle irilemiti sanki. Ce'Nedra' nn nnde yere diz kerek, "Prenses Hazretleri," dedi bouk bir sesle. "Nefes aldm mddete sizin sadk valyeniz olacama bu hayvann vcudu zerine yemin ederim." inde bir yerlerde derin bir "klik!" sesi duydu Ce'Nedra; sanki zamann balangcndan beri bir araya gelmeye yazgl iki ey, sonunda kavumutu. O gneli aalkta ok nemli bir ey olmutu, ama bunun ne olduunu bilmiyordu. Bu arada dev csseli Barak yannda Hettar ile drtnala yanlarna geldi; dierleri de hemen onlarn peindeydiler. "Ne oldu?" diye sordu dev erek atndan atlarken. Ce'Nedra duyurusunu yapmak iin hepsinin toplanmasn bekledi. "Bu aslan bana saldrd," dedi sonra, ok sradan bir eyden bahsedi-yormu gibi grnmeye alarak. "Mandorallen de onu plak elleriyle ldrd." "Aslnda elimde bunlar vard Prenses," dedi Mandorallen diz kt yerden zrhl eldivenlerini gstererek. "Hayatmda grdm en cesurca eydi," diye konumay srdrd Ce'Nedra. "Niye diz oktun?" diye sordu Barak Mandorallen'e. "Yaral msn?" "Mandorallen'i valyem ilan ettim," dedi Ce'Nedra. "O da det olduu zre, bu erefi benim elimden almak iin diz kt." Gz ucuyla Garion'un atndan inmesini izliyordu. Delikanlnn yz bir frtna bulutu gibi aslmt. Ce'Nedra iin iin kendini tebrik etti. Eilerek Mandorallen'in anlna kardee bir pck kondurdu. "Kalknz valyem," dedi sonra. Mandorallen gcrdayarak ayaa kalkt. Ce'Nedra kendisinden son derece honut kalmt. Gnn geri kalan olaysz geti. Alak tepelerden getiler ve gne batdaki bulut kmelerinin ardndan yavaa batarken, kk bir vadiye vardlar. Vadinin iinden prl prl, serin, kk bir dere akyordu; gece burada konaklamaya karar verdiler. Koruyucu valye roln benimseyen Mandorallen, Ce'Nedra'nn her emrine kouyordu; Ce'Nedra ise bu hizmeti zarafetle kabul edip, Garion'dan yana gizli baklar frlatarak onun hibir ayrnty karmadndan emin olmaya alyordu. Bir sre sonra, Mandorallen atyla ilgilenmeye gitmi ve Garion da surat asarak uzaklamken, Ce'Nedra o gnk basanlar iin kendini kutlayarak yosun kapl bir kte arbal bir tavrla oturdu. "ok zalimce bir oyun oynuyorsun Prenses," dedi az ileride ate yakmaya alan Durnik hi szn saknmadan. Ce'Nedra armt. Hatrlad kadanyla Durnik, o gruba katlal beri kendisiyle hi dorudan doruya konumaya kalkmamt. Belli ki demirci kraliyet ailesinden birinin varlndan huzursuz oluyor, srekli ondan kayordu. Ama imdi dimdik yzne bakarak konumaya balamt ve ses tonundan onu paylamaya niyetli olduu belliydi. "Neden bahsettiini anlayamadm," dedi Ce'Nedra. "Bence anladn." Sade, drst yz ciddiydi ve baklann hi ka-rmyordu. 37
MARAGOR 36
SHRBAZIN TUZAI

Ce'Nedra ban eerek hafife kzard. "Kyl kzlarn bu oyunu oynadn ok grdm," dedi Durnik. "Kimseye bir faydas olduu grlmemitir." "Kimseyi incitmeye almyorum Durnik. Mandorallen ile aramzda yle bir ey yok; ikimiz de biliyoruz bunu." "Garion bilmiyor ama." Ce'Nedra hayretle, "Garion mu?" dedi. "Zaten mesele de o deil mi?" "Tabii ki deil!" dedi Ce'Nedra fkeyle. Durnik'in baklarndan inanmad belliydi. "Byle bir ey aklma bile gelmedi," diye telala devam etti Ce'Nedra. "Tamamen

sama." "Yaa?" Ce'Nedra'nn savunmas kverdi. "O kadar inat ki," dedi szlanarak. "Hibir eyi gerektii gibi yapmyor." "Drst bir ocuk o. Baka her ne olursa ya da olacaksa olsun, hl Faldor'un iftliindeki sade basit delikanl. Soylularn oyunlarnn kurallarn bilmez. Sana yalan sylemez, pohpohlamaz ya da hissetmedii eyleri sylemez. Bana yle geliyor ki, ok gemeden bana ok nemli bir ey gelecek; ne olduunu bilmiyorum bunun, ama btn gcn ve cesaretini kullanmas gerekecek. Btn bu ocukluklarla onu zayf drme." "Ah Durnik," dedi Ce'Nedra iini ekerek. "Ne yapacam ben?" "Drst ol. Sadece kalbinde ne varsa onu syle. Bir ey deyip baka bir ey kastetme. Garion'a ilemez byle eyler." "Biliyorum, ileri zorlatran da bu ya zaten. O baka trl yetitirilmi, ben baka trl. Asla anlaamayacaz." Tekrar iini ekti. Durnik'in yznde yumuak, neredeyse akac bir glmseme belirdi, "ler o kadar da kt deil Prenses," dedi sonra. "Bata ok kavga edersiniz. Sen de onun kadar inatsn, biliyorsun deil mi? Dnyann farkl yerlerinde domusunuz, ama iiniz o kadar da farkl deil. Birbirinize barrsnz, birbirinizin suratna parmak sallarsnz, ama zamanla geer. Ne iin bardnz bile unutursunuz. Bildiim en iyi evliliklerin bazlar byle balamtr." "Evlilik mi!" "Niyetin bu deil miydi zaten?" Ce'Nedra demircinin yzne hayretle bakt. Sonra aniden glmeye balayarak, "Sevgili Durnik," dedi. "Hi anlamyorsun deil mi?" "Ben grdm eyi anlarm," dedi Durnik. "Grdm de, gen bir adam kafeslemek iin elinden geleni yapan gen bir kz." Ce'Nedra iini ekti. "Dediin gibi hissetseydim bile, bu olanaksz olurdu - ki yle hissetmiyorum tabii..." "Tabii, tabii." Durnik'in pek eleniyormu gibi bir hali vard. "Sevgili Durnik," dedi Ce'Nedra. "Byle bir eyi dnemem bile. Benim kim olduumu unutuyorsun." "Yok canm," dedi Durnik. "Bunu unutmayalm diye elinden geleni yapyorsun." "Peki bunun ne anlama geldiini bilmiyor musun?" Durnik biraz armt. "Pek anlayamadm." "Ben imparatorluk Prensesiyim, imparatorluun mcevheri; o yzden de imparatorlua aitim. Kiminle evleneceim konusunda fikrim bile sorulmayacak. Karan babam ve Danmanlar Kurulu verir. Kocam zengin ve iktidar sahibi biri olur - muhtemelen de benden ok yal. Evliliim imparatorluun ve Borune Hanedennn yararna bir itir. Bana danmazlar bile." Durnik'in dili tutulacakt neredeyse. "Ama rezalet bu!" diye patlad. "Tam yle deil," dedi Ce'Nedra. "Ailemin karlarm korumaya hakk var; bense onlar iin deerli bir mlkm." Tekrar iini ekti, mitsiz, aresiz bir tavrla. "Seme hakk bende olsayd iyi olurdu tabii. Eer yle olsayd Garion'a senin sandn gzle de bakabilirdim belki - tabii olacak i deil, o baka. Ama bu durumda en fazla arkada olabiliriz." "Bilmiyordum," dedi Durnik sade, pratik yznde derin bir kederle. "Bo ver Durnik," dedi Ce'Nedra hafife almaya alarak. "Bunun byle olacan her zaman biliyordum zaten." Ama gznn kysnda kocaman, parlak bir gzya belirince, Durnik onu teselli etmek iin almaktan ypranm elini beceriksizce koluna koydu. Birdenbire Ce'Nedra Durnik'in boynuna sarlp yzn gsne gmerek hkrmaya balad. "Hadi, alama," dedi Durnik beceriksizce kzn sarslan omuzlarn okayarak; "alama artk." 39
MARAGOR

NC BLM

ARION O GECE hi de iyi uyuyamad. Gen ve tecrbesizdi belki, ama salak deildi; Prenses Ce'Nedra'nn oynad oyun ise ortadayd. Ce'Nedra onlara katldndan beri geen aylar boyunca kendisine kar tavr deimi, sonunda aralarnda zel bir arkadalk domutu. Garion Ce'Nedra'dan holanyordu, Ce'Nedra da ondan. Bu noktaya kadar her ey yolundayd. Peki niye ii tadnda brakamyordu Ce'Nedra? Garion bunun kadn zihninin ileyiiyle ilgili bir ey olduuna karar verdi. Dostluk belli bir noktay, mulak ve esrarl bir snn geince, kadn otomatik olarak ileri kartrmak iin mthi bir zorlama hissetmeye balyordu. Ce'Nedra'nn Mandorallen ile oynad kk oyunun gerek hedefinin kendisi olduundan kukusu yoktu; bir hayal krklna daha uramasn diye valyeyi uyarmasnn iyi bir fikir olup olmayacan dnd. Ce'Nedra'nn bu koskoca adamn hisleriyle oynamas, mark bir ocuun anlamsz zalimliinden baka bir ey deildi. Mando-rallen'i uyarmas gerekiyordu. Arend kaln kafall yznden apak karsnda duran eyi gremeyebilirdi. Ancak te yandan, Mandorallen o aslan da ldrmt. Byle mthi bir cesaret rnei, kk ve havai prensesi derinden etkilemi olabilirdi pekl. Ya hayranl ve kran duygusu saplantya dnmse? afaktan hemen nceki karanlk saatlerde aklna gelen bu fikir, Garion'un uyumasn tamamen engelledi. Ertesi sabah kalktnda gzlerine kum atlm gibiydi ve iinde mthi bir kayg vard. Gnein yatk klarnn aa tepelerinde oynat, mavimsi sabah vakti atlarn srerlerken, Garion dedesinin yanna yanap ihtiyarla muhabbet ederek huzur bulmay umdu. Tabii neden yalnzca bu deildi; Ce'Nedra hemen nnde, Pol Teyzenin yannda mazbut bir tavrla at srmekteydi ve Garion ona gz kulak olmasnn iyi olacan dnyordu. Bay Kurt sessizdi; ters ve sinirli grnyor, ikide bir de elini sol kolundaki sargnn altna sokmaya alyordu. "Oynayp durma sununla baba," dedi Pol Teyze arkasna bakmadan. "Kanyor ama." "yileiyor da ondan. Kurcalama." Bay Kurt aznn iinden sylenerek elini ekti. "Vadiye hangi yoldan gitmeyi dnyorsun?" diye sordu Pol Teyze ihtiyara. "Tol Rane zerinden dolarz," dedi Kurt.

"Mevsim geiyor baba," dedi Pol. "Eer yolu ok uzatrsak, dalarda kt havayla karlaabiliriz." "Biliyorum Pol. Maragor'dan gemeyi mi tercih ederdin?" "Samalama." "Maragor bu kadar tehlikeli mi?" diye sordu Garion. Prenses Ce'Nedra geriye dnp aalayc bir bak frlatarak, "Sen hibir ey bilmez misin?" diye sordu aalayc bir tavrla. Garion dorulup aklna gelen bir dzine uygun cevaptan birini vermeye hazrland. Bay Kurt uyaran bir tavrla ban sallayarak, "Vazge," dedi ona. "Kavgaya balamak iin vakit ok erken." Garion dilerini skt. Sabah serinliinde bir saat daha at srdkten sonra Garion sinirlerinin biraz yattn hissetti. Derken Hettar yanlarna yaklaarak Bay Kurt'a, "Atllar geliyor," dedi. "Ka kiiler?" dedi Kurt hemen. "En az bir dzine. Batdan geliyorlar." "Tolnedral da olabilirler." "Bir bakaym," diye mrldand Pol Teyze. Ban kaldrp bir an iin gzlerini yumdu. "Hayr," dedi sonra. "Tolnedral deiller. Mur-go bunlar." Hettar'n gzleri ksld. "Dvecek miyiz?" diye sordu dehet verici bir hevesle, elini klcna gtrerek. "Hayr," diye kestirip att Kurt, "saklanacaz." "Kalabalk deiller ki..." "Tamam Hettar," dedi Kurt. Sonra, "ipek," diye seslendi ileriye doru. "Batdan Murgolar geliyor. Dierlerini uyar ve saklanacak bir yer bul."
41
MARAGOR SHRBAZIN TUZAI
40

pek hemen ban sallayarak drtnala uzaklat. "Yanlarnda Grolim var m?" diye sordu Kurt Pol Teyzeye. "Sanmyorum," dedi Pol kalarn atarak. "Aralarndan birinin zihni biraz tuhaf, ama Grolim deil." pek geri dndnde, "Sa tarafta kk bir allk var," dedi. "Saklanabileceimiz kadar byk." "Haydi gidelim yleyse," dedi Kurt. allk byk aalardan elli metre kadar ierideydi. Kk bir boluun evresini sarm sk allardan oluuyordu. Ortadaki boluk amurluydu ve tam merkezinde kk bir pnar vard. pek atndan atlam yere yakn bir aly klcyla kesiyordu, "ieride gizlenin," dedi onlara. "Ben gidip izlerimizi sileceim." aly alp srnerek dar kt. "Atlarn grlt etmemesine dikkat et," dedi Kurt Hettar'a. Hettar ban sallad, ama gzlerinde hl hayal krkl okunuyordu. Garion diz kp emekleyerek sk alln kysna vard, sonra yerdeki yapraklarn stne oturup boum boum gvdeli aalarn arasndan yolu gzlemeye balad. pek geri geri yryerek elindeki aly sallyor, dal paralarn ve yapraklan anayoldan alla kadar getikleri yola sprerek izlerini rtyordu. ok abuk hareket ediyordu, ama izlerin tamamn rtmek iin de ok dikkatli davranyordu. Garion arkasnda knlan dallarn sesini ve bir yaprak hrts duydu, sonra Ce'Nedra emekleyerek gelip yanna oturdu. "alln kysna bu kadar yakn oturma," dedi Garion alak bir sesle. "Sen de," dedi Ce'Nedra. Garion bunu da sineye ekti. Prensesin lk, iek kokusuna benzer bir kokusu vard ve her nedense bu koku Garion'da gerginlik yaratyordu. "Ne kadar uzaktalar dersin?" diye fsldad Ce'Nedra.

"Nereden bileyim?" "Byc deil misin?" "O kadar iyi deilim daha." pek izleri silmeyi bitirdikten sonra bir an durup gzden kard bir ey olup olmadn kontrol etti. Sonra o da emekleyerek alln iine girdi ve Garion'la Ce'Nedra'nn birka metre tesinde yere -meldi. "Lord Hettar Murgolarla dvmek istiyordu," diye fsldad Ce'Nedra. "Hettar ne zaman Murgo grse dvmek ister." "Neden?" "Kkken Murgolar annesiyle babasn ldrmler. Ona da seyrettirmiler." Ce'Nedra nefesini tutarak, "Korkun!" dedi. "ocuklar," dedi pek alayc bir tavrla, "msaade ederseniz nal seslerini duymaya alyorum." Aynldklar yolun ilerilerinde bir yerlerden trsta gelen at seslerini duydu Garion. Yapraklarn iine iyice gmlp, nefes bile almadan gzlemeye koyuldu. Yoldan gelen Murgolar on be kii kadard; rg zrhlar giymilerdi ve kavimlerinde det olduu zre yanaklar yaralyd. Balanndaki adam ise yamal, pis bir tunik giyiyordu ve siyah salyd. Tra olmamt, gzlerinden biri dierinden baka bir tarafa bakyordu. Garion onu hemen tand. pek derin bir nefes ald ve tslayarak, "Brill," diye mrldand. "Brill de kim?" diye fsldad Ce'Nedra. "Sonra anlatnm," diye fsldad Garion. "t!" "Bana t deme!" diye parlad Ce'Nedra. tpek'in bak ikisini de susturdu. Brill elleriyle ksa, sert hareketler yaparak Murgolara bir eyler sylyordu. Sonra parmaklann aarak ellerini havaya kaldrd ve sylediklerini vurgulamak istermi gibi ileriye doru sallad. Murgolar ifadesiz yzlerle balann salladlar ve Garion'la dierlerinin sakland alla dnerek yola daldlar. Brill yolda ilerlerken, "Gznz ak tutun," diye haykrd. "Haydi gidelim." Murgolar gzleriyle evreyi aratrarak ar tempo ilerlemeye baladlar. kisi alln o kadar yaknndan geti ki, Garion atlarnn ter kokusunu bile duyabiliyordu. "Bu heriften bktm artk," dedi Murgolardan biri yanndakine. "Yerinde olsam belli etmezdim," dedi teki. "Ben de her insan gibi emir almay bilirim," dedi ilki, "ama bu herif canm skmaya balad. ki kreinin arasna bir bak pek yakr." "O bundan pek holanmaz ama, ayrca bunu becermek de zor olabilir." 43
MARAGOR

42
SHRBAZIN TUZAI

"Uyuyana kadar beklerim." "Onun uyuduunu hi grmedim." "Herkes uyur; er ya da ge." "Sen bilirsin," dedi ikincisi omuz silkerek. "Ama yerinde olsam byle bir ie kalkmazdm; Rak Hagga'y bir daha grmek istiyorsan tabii." Uzaklatka konumalar duyulmaz oldu. melmi oturan tpek sinirle trnaklarn yemeye balad. Gzleri kslmt ve yz gergindi. Sonra aznn iinden kfretmeye balad. "Ne oldu tpek?" dedi Garion fsldayarak. "Bir hata yaptm," dedi tpek huysuz bir tavrla. "Haydi tekilerin yanna gidelim." Dnerek allarn arasndan ortadaki pnara doru emeklemeye balad. Bay Kurt bir ktn stne oturmu, dalgn dalgn sanl kolunu kayordu. "Eee?" dedi ban kaldrarak. "On be Murgo," dedi ipek. "Bir de eski dost." "Brill," dedi Garion. "Dierlerine o komuta ediyordu."

"Brill mi?" ihtiyarn gzleri aknlkla ald. "Emirleri o veriyordu," dedi pek. "Murgolar da itaat ediyorlard. Bu durumdan pek holanmyorlard ama denileni de yapyorlard. Ondan korkuyorlard belli ki. Bence Brill sradan bir kiralk katilden fazla bir ey." "Rak Hagga nerede?" diye sordu Ce'Nedra. Kurt hemen ban ona evirdi. "tki Murgonun konumasn dinledik," dedi prenses. "Rak Hag-ga'l olduklarn sylediler. Cthol Murgos'taki btn ehirleri bildiimi sanrdm, ama bunu hi duymamtm." "Rak Hagga dediklerinden emin misin?" dedi Kurt gergin baklarla. "Ben de duydum," dedi Garion. "Syledikleri isim buydu: Rak Hagga." Bay Kurt ciddi bir suratla ayaa kalkt. "yleyse acele etmemiz lazm. Taur Urgas savaa hazrlanyor." "Nereden anladn?" dedi Barak. "Rak Hagga, Rak Goska'nn bin fersah gneyindedir; eer Murgo kral savaa hazrlanmasayd, asla buralara gelmezlerdi." "Gelsinler," dedi Barak meum bir srtla. "Senin houna gidiyor tabii, ama benim bitirilmesi gereken bir iim var. Rak Cthol'a gitmem lazm; bunun iin de Murgo ordularnn arasndan gememeyi tercih ederim." ihtiyar fkeyle ban sallad. "Bu Taur Urgas ne yapyor?" dedi sonra. "Henz vakit gelmedi." Barak omuzlarn silkti. "imdi olmu, sonra olmu ne fark eder." "Bu sava yle deil. Daha nce bir sr eyin olmas lazm. Ctuc-hik bu manya zaptedemiyormu?" "Taur Urgas'n esiz cazibesinin srr, nceden kestirilemeyen iler yapmasndadr," dedi ipek kara bir alayla. "Yann ne yapacan kendisi bile bilmez." "Murgolarn kraln tanyor musunuz?" diye sordu Mandorallen. "Tanmtk," dedi ipek. "Birbirimizden pek holanmayz." "Brill'le Murgolar gitmitir artk," dedi Bay Kurt. "Yolumuz uzun, ok da vakit kaybettik." Telala atna kotu. Gn batmadan az nce, iki da arasnda uzanan yksek bir geitten getiler ve kar taraftan birka mil mesafedeki kk bir vadide konakladlar. "Atei kk tut Durnik," dedi Bay Kurt demirciye. "Gneyli Murgolann gzleri ok keskindir; atein n birka mil teden bile grebilirler. Gece yans misafir gelmesini istemem dorusu." Durnik ciddi bir tavrla ban sallayarak ate ukurunu her zamankinden derin kazd. Gece yatmak iin hazrlanrlarken, Mandorallen Prenses Ce'Ned-ra'nn hizmetine komakta kusur etmiyor, Garion da bu durumu eki bir suratla izliyordu. Pol Teyze ona Ce'Nedra'ya hizmet etmesini syledii zamanlar iddetle itiraz etmi olmasna ramen, imdi kk kzn valyesi onun her emrini yerine getirirken sanki hakk olan bir ey elinden alnm gibi hissediyordu Garion. "Hzmz artrmamz lazm," dedi Kurt, jambon, peynir ve ekmekten oluan yemeklerini bitirdiklerinde, "ilk frtnalar balamadan dalar gemi olmalyz; ayrca Brill ile Murgolanna da yakalanmamamz gerek." Yeri ayayla temizleyip, bulduu bir denekle bir harita izmeye balad. "Buradayz," dedi. "Tam nmzde Maragor var. Batdan dolanp Tol Rane'den geecek ve sonra kuzeydouya, Vadiye yneleceiz." "Maragor'dan gesek daha kestirme olmaz m?" dedi Mandorallen kabataslak haritay gstererek. "Belki," dedi ihtiyar. "Ama mecbur olmadka buna kalkmaya44
StHlRBAZIN TUZAI

DRDNC BOLUM

hm. Maragor hortlakldr; o yzden uzak durmak daha iyidir." "Gayri maddi glgelerden korkacak ocuklar deiliz biz," dedi Mandorallen biraz kaslarak. "Kimse cesaretinden kuku duymuyor Mandorallen," dedi Pol Teyze; "ama Mara'nn ruhu Maragor'da alyor. Onu incitmemek daha iyi olur." "Aldur Vadisi'ne ne kadar yolumuz var?" diye sordu Durnik. "ki yz elli fersah," dedi Kurt. "En iyi artlarda bile, bir aydan fazla bir sre dalarda olacaz. imdi biraz uyuyalm. Yarn zor bir gn olacak."

E
RTES SABAH, gnein ilk soluk klan dou ufkunda belirirken uyandklarnda, yerde gm rengi bir kra, vadinin dibindeki pnarn kylarnda ise ince bir buz tabakas vard. Pnara yzn ykamaya giden Ce'Nedra, suyun yzeyinden ince bir buz tabakasn eline alarak hayretle bakt. "Dalarda hava abuk sour," dedi Garion, klcn beline takarken. "Biliyorum," dedi Ce'Nedra ters bir tavrla. Garion, "Bo ver," deyip kendi kendine sylenerek uzaklat. Parlak sabah gneinde hzl bir trsla dalardan inmeye baladlar, iri bir kaya kntsnn oluturduu keyi dnnce, bir zamanlar Maragor, Maraglar lkesi olan geni yayla belirdi karlarnda. a-

yrlar tozlu bir gz yeiline dnmt, dereler ve gller gne nda parlyordu. Uzakta, yaylann ilerilerinde, kck grnen bir harabenin prltlar vard. Garion Prenses Ce'Nedra'nn ban evirip bakmamaya altn fark etti. Biraz aalarnda, kprerek akan bir derenin kayalar oyarak oluturduu dik yamal bir vadide, bir grup kaba saba kulbe ve yamuk adrlar vard. Vadinin yamalar toprak yollar ve patikalarla kaplyd ve on-on be hrpani klkl adam ellerinde kazmalarla dere kysn kazyor, sulan amurlu bir kahverengiye eviriyorlard. "Burada bir kasabann ne ii var?" dedi Durnik. "Kasaba saylmaz," dedi Kurt. "O adamlar dere kylann kazp kumu eleyerek altn aryorlar." "Altn var m peki?" dedi tpek gzleri parlayarak. "Biraz," dedi Kurt. "insann

vaktini harcamasna deecek kadar yok."


46
MARAGOR
47

SHRBAZIN TUZAI

"O zaman niye urayorlar?" "Kim bilir?" diye omuzlarn silkti Kurt. Mandorallen ve Barak baa getiler ve hep beraber bu yerleim yerine giden kayalk patikadan inmeye koyuldular. Yaklatklarnda, ellerinde pasl kllar olan iki adam bir kulbeden frlayp yola kt. Adamlardan biri zayf, trasz ve geni alnlyd; zerinde de yal, Tolnedra ii bir ceket vard. Ondan ok daha uzun boylu ve iri yapl olan dier adamn paralanm tunii ise onun bir Arendiya serfi olduunu gsteriyordu. "Durun bakalm," diye haykrd Tolnedral. "Silahl insanlarn gemesine izin vermiyoruz. Ne iiniz var burada?" "Yolu tkyorsun arkada," dedi Barak. "Saln iin zararl olabilir." "Bir banrsam elli silahl adam gelir hemen," dedi Tolnedral. "Geri zekllk etme Reldo," dedi iriyan Arend. "u elikler giymi adam bir Mimbre valyesi. Eer gemeye kararlysa, bu dadaki btn adamlar toplasan bile onu durdurmaya yetmez." Endieyle Mandorallen'e bakarak, "Maksadnz nedir valyem?" diye sordu saygyla. "Yolu takip ediyoruz sadece," dedi Mandorallen. "Cemaatinizle bir alakamz yok." Arend homurdanarak, "Bu bana yeter," dedi. "Brak gesinler Reldo." Klcn ip kemerine soktu. "Ya yalan sylyorsa?" dedi Reldo. "Ya altnmz almaya gelmilerse." "Ne altn salak?" dedi Arend aalayarak. "Btn kampta bir yks dolduracak kadar bile altn yok. Ayrca Mimbre valyeleri yalan sylemez. Eer dvmek istiyorsan ben sana engel olmayaym. bitince senden geriye kalanlar toplar bir delie tkarz." "Doru konu Berig," dedi Reldo ask bir suratla. "Konumazsam ne olacak?" Tolnedral iriyan adama pis pis baktktan sonra dnp aznn iinden lanetler okuyarak uzaklat. Berig onun arkasndan gldkten sonra Mandorallen'e dnerek "Buyrun gein valyem," dedi. "Reldo hep byle konuur. ekinecek bir ey yok." Mandorallen ar ar ilerlerken, "Evinizden pek uzaa dmsnz dostum," dedi Berig'e. Berig omuzlarn silkti. "Arendiya'da beni tutacak hibir ey kalmamt. Lordumla aramda da bir domuz meselesinden anlamazlk kt. Asmaktan bahsetmeye balaynca, ansm baka bir lkede denemeye karar verdim." "Akllca bir karar gibi grnyor," dedi Barak. Berig ona gz krpt. "Yol buradan doruca dereye iner. Sonra da u kulbelerin arkasna kar. Orada Nadraklar var. Size sorun karabilecek tek adam Tarlek, ama o da dn gece o kadar sarho oldu ki, muhtemelen hl uyuyordun" Sendaryal gibi giyinmi, bo bo bakan bir adam adrlardan birinden frlad. Anszn ban kaldrp kpek gibi ulumaya balad. Berig bir ta kaparak adama frlatt. Sendar eilerek tatan kurtuldu, sonra kpek gibi havlayarak kulbelerden birinin arkasnda gzden kayboldu. "Gnn birinde una bir iyilik edip baklayvereceim," dedi Berig eki bir suratla. "Her gece sabaha kadar aya bakarak uluyor." "Derdi nedir?" dedi Barak. Berig omuzlarn silkti. "Kak. Maragor'a girip hortlaklara yakalanmadan altn alp kaabileceini sand. Yanlyordu tabii."

"Ne yaptlar ona?" diye sordu Durnik irilemi gzlerle. "Kim bilir?" dedi Berig. "kide bir, biri ya sarho olur, ya da hrsna yenilir ve bu ii becerebileceini zanneder. Halbuki hortlaklara ya-kalanmasan bile bir faydas yok. Elinde altnla Maragor'dan gelen adam arkadalar soyar. Kimse bulduu altna sahip kamadktan sonra niye uraasn ki?" "Burada pek cazip bir topluluk kurmusunuz," dedi pek alayla. Berig glerek, "Bana uyar," dedi. "Arendiya'daki lordumun elma bahesinde bir aaca ss olmaktan iyidir." Dalgn dalgn koltuk altn kad. "Gidip biraz kazaym bari," diye iini ekti sonra. "yi anslar." Dnerek adrlardan birine doru uzaklat. "Haydi gidelim," dedi Kurt. "Byle yerlerde gn ilerledike kargaa artar." "Buralar iyi biliyorsun galiba baba," dedi Pol Teyze. "Saklanmak iin iyidir buralar," dedi Kurt. "Kimse soru sormaz. Hayatmda birka kere saklanmam gerekti de." "Acaba neden?" Birbirine yaslanm kulbeler ve yamal adrlar arasndaki tozlu sokaktan alayarak akan dereye doru ilerlemeye baladlar. "Hey, bekleyin!" diye seslendi biri arkalarndan. Hrpani grn49
MARAGOR
SHRBAZIN TUZAI
48

iti bir Drasniyal, elindeki deri keseyi sallayarak arkalarndan kouyordu. Nefes nefese yanlarna vardnda, "Neden beklemiyorsunuz?" dedi ters bir tavrla. "Ne istiyorsun," dedi pek. "Kza elli dirhem saf altn veririm," dedi Drasniyal nefes nefese, elindeki keseyi sallamaya devam ederek. Mandorallen kalarn atarak elini klcnn kabzasna gtrd. "Brak ben halledeyim Mandorallen," dedi atndan atlayan pek yumuak bir sesle. Ce'Nedra nce armt, ama sonra fkeden kprmeye balad. Garion onu sakinletirmek iin kolunu tuttuunda patlamak zereydi. "Bekle," dedi Garion alak sesle. "Ne cesaretle..." "t. Seyret. pek halleder." "Bu verdiin komik bir fiyat," dedi pek; bu arada dalgn dalgn parmaklarn oynatp duruyordu. "ok gen ama," dedi teki Drasniyal. "Daha eitim grmemi. Sahibi hanginiz?" "Bunu sonra konuuruz," dedi pek. "Daha iyi bir teklifin yok mu?" "Btn param bu," dedi hrpani klkl adam szlanarak; o da parmaklarn sallyordu. "Buradaki haydutlarla ortakla da giremem. Krn yzn bile grmyor insan o zaman." pek ban sallayarak, "Kusura bakma," dedi. "Sz konusu bile deil. Durumu anlyorsundur herhalde." Ce'Nedra boulur gibi sesler karyordu. "Ses karma," dedi Garion. "Sandn gibi deil." "Daha yal olanna ne dersin?" dedi hrpani klkl adam. "Elli dirhem veririm ona da." pek birdenbire adama bir yumruk patlatnca, hrpani adam geri ekilerek elini azna gtrd ve kfr etmeye balad. "ine unu Mandorallen," dedi pek kaytsz bir tavrla. Ask yzl valye geni azl klcn ekerek atn hl kfretmekte olan Drasniyalnn stne srd. Bir korku l koyveren adam dnerek kamaya balad. "Ne dedi?" diye sordu Kurt pek'e. "nnde durduun iin gremedim." "Btn bu blge Murgo kaynyormu," dedi pek atna binerken. "Kheran son bir hafta iinde en az bir dzine Murgo grubunun buraya uradn syledi."

"Bu hayvan tanyor muydun?" dedi Ce'Nedra. "Kheran' m? Tabii. Okul arkadamdr." "Drasniyallar olaylar yakndan izlemeyi sever Prenses," dedi Kurt. "Kral Rpodar'n her yanda casuslar vardr." "O korkun adam Kral Rhodar'n casusu muydu yani?" pek bayla onaylayarak, "Kheran aslnda bir Markidir," dedi. "Normal artlar altnda son derece kibar bir adamdr. Size sayglarn iletmemi syledi Prenses." Ce'Nedra hayretler iinde kalmt. "Drasniyallar birbirleriyle parmak iaretleriyle konuur," dedi Garion. "Herkesin bunu bildiini sanrdm." Ce'Nedra'nn gzleri ksld. "Kheran aslnda, 'Kzl sal pilice zr dilediimi syle,' dedi," dedi Garion pek kendinden honut bir tavrla, "pek'le konumak iin bir bahane bulmas gerekiyordu." "Pili mi?" "O syledi, ben sadece aktardm," dedi Garion telala. "Sen bu iaret dilini biliyor musun?" "Tabii ki." "Yeter Garion," dedi Pol Teyze sert bir sesle. "Kheran hemen buradan uzaklamamz gerektiini sylyor," dedi pek Bay Kurt'a. "Murgolar birilerini anyorlarm - muhtemelen de bizi." Anszn kampn teki tarafndan fkeli haykrlar ykseldi. Birka dzine Nadrak, kulbelerinden frlayarak, vadiden gelen bir grup Murgonun karsna dikilmilerdi. Murgolarn banda insandan ok hayvana benzeyen dev gibi bir adam vard. Sa elinde korkun grnl bir grz tutuyordu. "Kordoch!" diye haykrd adam. "Bir daha buraya gelirsen seni ldreceimi sylemitim." Murgo atllarnn arasndan kp dev Nadrakn karsna dikilen kii, Brill'in ta kendisiydi. "Sen zaten hep ok konuursun Tarlek," diye haykrd o da. "Bu defa layn bulacaksn Kordoch," dedi Tarlek, grzn sallayarak ilerlerken. "Geri ekil," dedi Brill dier atllardan aynlarak. "Seninle uraacak vaktim yok."
50
SHRBAZIN TUZAI

51
MARAGOR

"Artk hibir eye vaktin olmayacak Kordoch." Barak keyifle srtarak, "Bu frsattan istifade ederek uradaki arkadamzla vedalamak isteyen yok mu?" diye sordu. "ok uzun bir yolculua kmak zere gibi grnyor." Ama Brill'in sa eli birden tuniinin iine dalarak, ani bir hareketle tuhaf grnl, gen eklinde, on be santim byklnde elik bir nesne kard. Adam ayn hareketle nesneyi Tarlek'e frlatt. elik gen havada fini frl dnp gnete prltlar saarak ilerledi ve mide bulandrc bir yrtlma sesiyle dev Nadrakn gsne gmld, ipek hayretle tslad. Az ak kalan Tarlek aptal aptal Brill'in suratna bakarak elini gsne gtrd. Sonra grz elinden dt, dizleri bkld ve yzkoyun yere kapakland. "Gidiyoruz!" diye haykrd Bay Kurt. "Dereden aa! Haydi!" Talk dere yatana drtnala daldlar. Atlarnn ayaklan saa sola amurlu sular sratyordu. Birka yz metre ileride ieri dnerek akll, dik bir yamac trmanmaya baladlar. "Bu tarafa!" diye bard Barak daha dz bir zemini gstererek. Garion dnmeye vakit bile bulamamt; yalnzca atna skca tutunup dierlerinden kopmamaya alyordu. Geriden zayf barlar duyuluyordu. Alak bir tepeyi atktan sonra Kurt'un iaretiyle durdular. "Het-tar," dedi ihtiyar, "bak bakalm peimizdeler mi?" Hettar atn evirip tepenin stndeki bir aa kmesine doru srd.

tpek mosmor bir suratla lanetler okuyup duruyordu. "Sana ne oldu imdi?" dedi Barak. pek kfretmeye devam etti. "Nesi var bunun?" diye sordu Barak Bay Kurt'a. "Dostumuz berbat bir srprizle karlat," dedi ihtiyar. "Yanl bir hesap yapt; aslnda ben de ayn hatay yaptm. Brill'in kulland o silahn ad 'engerek dii'dir." Barak omuzlann silkti. "Bana tuhaf bir bak gibi grnd sadece." "O kadar basit deil," dedi Kurt. " yan da ustura gibi keskindir ve ulan genellikle zehirlidir. Engerek dii Dagailerin zel silahdr, pek'i o kadar sinirlendiren de bu." "Tahmin etmeliydim," diye syleniyordu ipek. "Brill yle sradan bir Sendaryah kiralk katile gre fazla iyiydi." "Bunlar neden bahsediyorlar Polgara?" dedi Barak. "Dagai Cthol Murgos'taki gizli bir cemiyettir," dedi Polgara. "Eitilmi katiller, suikastiler. Sadece Ctuchik'e ve kendi yallanna kar sorumludurlar. Ctuchik asrlardr onlar yoluna kanlar tasfiye etmek iin kullanyor. ok etkilidirler." "Murgo kltrnn tuhaflklanyla hi ilgilenmedim," dedi Barak. "Eer birbirlerini arkadan vurmak iiyorlarsa hi itirazm olmaz." Hettar'n bir ey grp grmediini anlamak iin tepeye bir gz att. "Brill'in kulland ilgin bir oyuncak, ama zrh ve iyi bir kl karsnda hibir etkisi olmaz." "Taral gibi konuma Barak," dedi ipek, kendisini toplamaya balayarak. "Dzgn atlm bir engerek dii rg zrh kesip geer; eer yntemini biliyorsan, bu aletlere ke bile dndrebilirsin. Bunun dnda, Dagailer seni plak elleri ve ayaklanyla da ldrebilirler; zrh giymisin giymemisin fark etmez." Kalarn atarak, "Dnyorum da Belgarath," dedi, "belki batan beri hatalydk biz. Aarak'n Brill'i kullandn zannettik, ama tam tersi de olabilir. Brill'in ok iyi bir katil olmas lazm, yoksa Ctuchik onu bizi gzlemek iin batya yollamazd." Yznde korkun bir glmseme belirdi. "Acaba ne kadar iyi?" dedi parmaklann gererek. "Birka Dagai ile karlatm, ama en iyilerinden biriyle kapma frsatm olmamt hi. ok ilgin olabilir." "Dalmayalm," dedi Kurt. Ihtiyann yz ciddilemiti. Pol Teyzeye bakt; aralannda sessiz bir konuma geti sanki. "Ciddi olamazsn," dedi Pol. "Baka seeneimiz yok Pol. Her taraf Murgo dolu; ok fazlalar ve ok yaknmzdalar. Hareket edecek yerimiz kalmad. Bizi Mara-gor snnna sktrdlar. Er ge ovaya kamak zorunda kalacaz. Bu karan kendimiz verirsek tedbir alma ansmz olur." "Hi houma gitmedi bu baba," dedi Pol Teyze. "Benim de gitmiyor," dedi ihtiyar. "Ama peimizdeki Murgolar-dan kurtulmazsak Vadiye ktan nce asla varamayz." Hettar tepeden inerken, "Geliyorlar," dedi alak sesle. "Bir grup da batdan yolumuzu kesmeye alyor." Kurt derin bir nefes alarak, "Bence bu tartacak bir ey brakmyor Pol," dedi. "Haydi gidelim." Ovann kysndaki son alak tepelere yaylm aa kuana gir52 53
MARAGOR SHRBAZIN TUZAI

diklerinde, Garion bir kez geriye bakt. Gerilerinde kalan meyilden aa en az yarm dzine toz bulutu yaklayordu. Murgolar dalarn drt bir yanndan onlan kstrmaya geliyorlard. Drtnala aalarn arasna daldlar ve hzla kk bir vadiden getiler. En nde giden Barak birdenbire elini kaldrarak, "leride birileri var," dedi. "Murgolar m?" dedi Hettar elini klcna uzatarak. "Sanmam," dedi Barak. "Grdm adam daha ziyade o altn arayclarna

benziyordu." ipek gzleri parlayarak ne kt. "Bir fikrim var," dedi dierlerine. "Brakn u adamlarla ben konuaym." Atn drtnala kaldrarak, pusu kurmu adamlarn arasna dald. "Yoldalar!" diye haykrd sonra. "Hazr olun! Geliyorlar; atlan altn ykl!" Pasl kl ve baltalarla silahlanm hrpani klkl adamlar allarn ve aalann arasndan karak ufak tefek adamn etrafn sard, tpek el kol hareketleri yaparak hzl hzl konuuyor ve arkalarndaki tepeyi iaret ediyordu. "Ne yapyor bu?" dedi Barak. "Hnzrca bir ey herhalde," dedi Kurt. tpek'in evresindeki adamlar nce kukulu bir tavrla onu izliyorlard, ama o heyecanla konutuka adamlarn yz ifadesi de deiti. Sonunda tpek geri dnerek arkadalarna bakt ve abartl bir kol hareketiyle, "Haydi gidiyoruz!" diye haykrd. "Bunlar bizden!" Atnn ban evirip vadinin talk yamacn trmanmaya balad. "Dalmayalm," dedi Barak, rg zrhnn altnda omuzlarn kprdatarak. "Numarasnn ne olduunu bilmiyorum ama bazen bu planlar geri teper." Ask suratl serserilerin arasndan hzla geip Ipek'in peinden yamac trmandlar. "Ne dedin onlara?" diye seslendi Barak hzla at srerken. "On be Murgonun Maragor'a girip uval altn kaptklarn syledim," diye gld ufak tefek adam. "Yerleim yerindeki adamlarn Murgolann yolunu kestiini, onlarn da altnla birlikte buradan dolamaya altklarn syledim. Eer siz bu vadiyi tutarsanz, biz de bir ilerideki vadiyi tutarz dedim." "Bu serseriler Brill'le adamlarnn tepesine ecekler yani," dedi Barak. "Yaa," dedi pek glerek. "Ne feci deil mi?" Yollarna drtnala devam ettiler. Yanm mil kadar sonra Bay Kurt kolunu kaldrnca herkes durdu. "Yeteri kadar uzaklatk," dedi Kurt. "imdi hepiniz beni dikkatle dinleyin. Bu tepeler Murgo kaynyor, o yzden mecburen Maragor'dan geeceiz." Prenses Ce'Nedra nefesini tuttu ve yz bembeyaz oldu. "Korkma canm," diye onu sakinletirmeye alt Pol Teyze. Kurt'un yz ok ciddiydi. "Ovaya kar kmaz birtakm sesler duymaya balayacaksnz. lgilenmeyin ve atnz srmeye devam edin. Ben nde olacam; hepiniz beni dikkatle izleyin. Elimi kaldrr kaldrmaz hemen durup atlarnzdan inmenizi istiyorum. Gzlerinizi yerden ayrmayn ve ne duyarsanz duyun, sakn banz kaldrmayn. Orada asla grmek istemeyeceiniz eyler var. Polgara ve ben sizi bir tr uykuya daldracaz. Bize direnmeyin. Geveyin ve size ne dersek onu yap n." "Uyku mu?" dedi Mandorallen. "Ya saldrya urarsak? Uykuda olursak kendimizi nasl savunuruz?" "Orada sana saldracak hibir canl yok Mandorallen," dedi Kurt. "Koruman gereken vcudun deil, akln." "Ya atlar?" dedi Hettar. "Atlara bir ey olmaz. Onlar hortlaklar grmezler bile." "Yapamam," dedi Ce'Nedra. Sesinden bir histeri krizinin eiinde olduu anlalyordu. "Maragor'a giremem." "Girebilirsin canm," dedi Pol Teyze ayn sakin, yattrc sesle. "Yanmdan ayrlma. Sana bir ey olmasna izin vermem ben." Garion'un ii, korkmu kk kz iin derin bir acma duygusuyla doldu. Atn onunkinin yanna ekerek, "Ben de yannda olacam," dedi. Ce'Nedra ona kran duygusuyla bakt, ama alt duda hl titriyordu ve yznn rengi umutu. Bay Kurt derin bir nefes alp arkadaki tepeye bakt. Gelen Murgo-larn kaldrd toz bulutlan iyice yaklamt. "Peki," dedi sonra; "haydi gidelim." Atn evirip hafif bir trsla vadinin azna, nlerinde alan ovaya doru ilerlemeye balad. Ses bata ok hafif ve ok uzaktaym gibiydi; neredeyse ormandaki dallarn

arasndaki rzgrn, talarn arasndan akan suyun sesine benziyordu. Ama ovann iine girdike iddeti artt ve daha anlalr olmaya balad. Garion gerilerinde kalan tepelere neredeyse zlemle bakt, sonra atn Ce'Nedra'nn yanna ekip, kulaklann kapamaya 54
SHRBAZIN TUZAI

alarak gzlerini Bay Kurt'un srtna dikti. Ses arada bir lklarla blnen srekli bir alama halini almt. Bunlarn hepsinin gerisinde ise, dier sesleri tayan mthi bir figan vard; tek bir sesti bu belli ki, ama o kadar gl ve kapsaycyd ki, Garion'un beyninin iinde nlyor, dnmesine bile imkn tanmyordu. Bay Kurt anszn elini kaldrd ve Garion hemen attan atlayp gzlerini aresiz bir ekilde yere dikti. Gz ucuyla kprdayan bir ey grd ama oraya bakmay reddetti. Pol Teyze sakin, gven verici bir sesle konumaya balad. "Bir ember oluturmanz istiyorum," dedi onlara. "Birbirinizin elini tutun. Bu embere hibir ey giremeyecek ve siz de gvende olacaksnz." Elinde olmadan titreyen Garion ellerini uzatt. Sol elini kimin tuttuunu bilmiyordu, ama sa elini aresizlikle yakalayan kck elin Ce'Nedra'nn eli olduunu anlad. Pol Teyze emberin ortasnda durdu ve Garion onun mevcudiyetinin hepsini kapladn hissetti. emberin dnda bir yerde de Kurt'un durduunun farkndayd, ihtiyar Garion'un damarlarnda hafif hafif atan ve kk patlamalar halinde o tandk grleme sesini karan bir ey yapyordu. O mthi tek sesin figan giderek artt ve younlat. Garion panie kaplmann eiinde olduunu hissetti, ie yaramayacakt. Hepsi ldracakt. "Sus," dedi Pol Teyze; Garion onun kafasnn iinde konumakta olduunu fark etti. Panik duygusu snd ve tuhaf, huzur dolu bir halsizlik hissetti. Gzleri arla; alama sesi zayflad. Sonra rahatlatc bir scaklk iinde derin bir uykuya dald.

BENC BLM

ARON zihninin Pol Teyzenin yaratt o koruyucu bilinsizlik halinden ne zaman syrldn bilemiyordu, ama bu ok nce olmu olamazd. Tereddtle, sanki suyun derinliklerinden yzeye kyormu gibi, uyku halinden kt ve dierleriyle birlikte kazk gibi admlarla atlara doru yrmekte olduunu fark etti. tekilerin yzleri ifadesizdi, hibir eyin farknda deildiler. Pol Teyzenin "uyu, uyu, uyu," komutunu hl duyuyordu, ama artk onu itaat etmeye zorlayacak

kadar gl deil gibiydi. Ancak bilincinde hafif bir farkllk vard. Zihni uyank olmasna ramen duygular hl uykudayd. Etrafndaki nesnelere sakin, saduyulu bir mesafeyle bakmakta olduunu fark etti; dncelerini sk sk karmakark eden duygular artk onu engellemiyordu. Pol Teyzeye uyank olduunu sylemesi gerektiini biliyordu, ama belirsiz bir nedenden tr bunu yapmad. Sabrla bu kararn evreleyen kavramlar ve fikirleri incelemeye; konumama tercihinin altnda yatan esas dnceyi aratrmaya balad. Bunu yaparken, kafasnn iinde o teki zihnin bulunduu sessiz keye rastlad. Onun alayc bir keyifle kendisini izlediini hissetti sanki. "Eee?" dedi sessizce. "En nihayet uyandn bakyorum," dedi teki zihin. "Hayr," diye dzeltti Garion titizlikle, "aslnda bir yanm hl uyuyor." "O yann zaten ayak altnda dolap duruyordu. Artk konuabiliriz. Tartacamz ok ey var." "Kimsin sen?" diye sordu Garion; bir yandan da Pol Teyzenin atna binmesi yolunda verdii talimata uyuyordu.

"Aslnda bir adm yok." "Benden ayr bir varlksn ama, deil mi? Yani benim bir param

57 56
MARAGOR StHRBAZIN TUZAI

deilsin?" "Hayr," dedi ses. "Ayryz." Atlar Pol Teyze ile Bay Kurt'u izleyerek ayrlkta yrmeye balamlard. "Ne istiyorsun?" dedi Garion. "lerin olmas gerektii gibi olmalarn salamaya alyorum. ok uzun bir sredir bununla urayorum." Garion sesin sylediklerini dnmeye balad. evresinde feryat ve figan sesleri gittike artm, iniltiler ve lklar korosu iyice belirginlemiti. Bulank, yar olumu baz ekiller belirmeye balayarak ayrlktan atlara doru szld. "ldnyorum, deil mi?" diye sordu Garion zgn bir tavrla. "Dierleri gibi uyumadm iin hortlaklar beni delirtecek, deil mi?" "Sanmam," dedi ses. "Grmek istemeyecein baz eyler greceksin, ama bunun akln bandan alacan zannetmiyorum. Hatta kendin hakknda daha ileride faydal olacak baz eyler bile renebilirsin." "Sen ok yalsn, deil mi?" dedi Garion, kafasnda bu soru belirir belirmez. "O kelime benim durumumda bir ey ifade etmiyor." "Dedemden de yal msn?" diye srar etti Garion. "ocukluunu bilirim. Onun senden bile inat bir ocuk olduunu bilmek iini rahatlatr belki. Gitmesi gereken yne evirmek ok vaktimi ald." "Kafasnn iinden mi yaptn bunu?" "Tabii." Garion atnn, nnde ekillenmekte olan bulank grntlerden birinin iinden hi farkna varmadan getiini grd. "yleyse o seni tanyor, deil mi? Eer kafasnn iinde idiysen yani." "Orada olduumu bilmiyordu." "Ben burada olduunu hep biliyordum ama." "Sen farklsn. Konumamz gereken de bu zaten." Aniden tam Garion'un gzlerinin nnde bir kadn kafas belirdi. Gzleri yuvalarndan uramt ve az sessiz bir lk atar gibi akt. Kesilmi olan boynundan sel gibi kan akyor ve bolukta kaybolup gidiyordu. "p beni," dedi kadn atlak bir sesle. Garion gzlerini kapatnca yz kafann iinden geip gitti. "Grdn m," dedi ses havadan sudan konuur gibi. "Korktuun kadar kt deilmi."

"Nasl farklym yani?" diye sordu Garion. "Yaplmas gereken bir ey var; yapacak olan da sensin. Tm dierleri sadece senin iin bir hazrlkt." "Yapmam gereken ey nedir?" "Vakti gelince bileceksin. Eer ok erken renirsen korkabilir-sin." Ses alayc bir tona brnd. "Zaten seninle uramak yeteri kadar zor..." "yleyse neden konuuyoruz?" "nk yapmann neden art olduunu bilmen lazm. Vakti geldiinde yardm olur." "Pekl," dedi Garion. "ok zaman nce, olmamas gereken bir ey oldu," diye sze balad kafasnn iindeki ses. "Evren belirli bir nedenle varoldu; amacna doru da hi sapmadan ilerliyordu. Her ey olmas gerektii gibi oluyordu; derken bir ey ters gitti. ok byk bir ey deildi, ama tam doru anda ve doru yerde oldu - ya da belki yanl anda ve yanl yerde oldu demek lazm. Her neyse, bu olay evrenin gidiatn deitirdi. Anlayabiliyor musun?" "Galiba," dedi Garion kalarm atarak. "Hani bir eye ta atarsn da, bir yerden sekip bambaka bir yere gider. Bir keresinde Doroon bir kargaya ta atmt, ama ta aacn gvdesinden sekip Faldor'un camn krmt... Byle bir ey, deil mi?" "Aynen yle," dedi ses Garion'u kutlayarak. "O ana kadar yalnzca bir tek olaslk vard; esas ihtimal. Birdenbire iki olaslk oluverdi. Biraz daha ileri gidelim. Doroon ya da sen hemen bir ta daha atsanz, ilk ta Faldor'un camna ulamadan nce vurup ynn yeniden kargaya evirmek mmkndr." "Belki," dedi Garion kukuyla. "Doroon pek iyi nianc deildir."

"Ben Doroon'dan ok daha iyi niancym," dedi ses. "Zaten varolmamn btn nedeni de buydu. ok zel bir anlamda, sen benim attm tasn. Eer teki taa tam doru ekilde vurursan, onun ynn deitirip, bata amaland yne dnmesini salayacaksn." "Ya vuramazsam?" "O zaman Faldor'un cam krlr." Kollan kesilmi ve vcuduna bir kl sapl bir kadn frlad anszn Garion'un nne. lklar atp inleyerek kollarnn kalntlarn ona uzatt ve fkran kanlar doruca yzne geldi. Garion kan sil-

58 59
SHRBAZIN TUZAI MARAGOR

mek iin elini yzne gtrnce kupkuru olduunu grd. At hi aldrmadan, sylenip duran hortlan iinden geti. "Olaylar doru akna geri dndrmemiz lazm," dedi ses. "Yapman gereken ey btn bunlarn anahtar. Uzun bir sre boyunca olmas gereken ile olmakta olan iki ayr yne gittiler. imdi tekrar birbirlerine yaklayorlar. Bulutuklar nokta, senin davranman gereken nokta olacak. Baarrsan her ey yoluna girecek; baaramazsan her ey yanl ynde ilerlemeye devam edecek ve evrenin varolmasnn amac baarszla urayacak." "Ne zaman balad bu?" diye sordu Garion. "Dnya yaratlmadan nce. Tanrlardan bile nce." "Baaracak mym?" diye sordu Garion. "Bilmiyorum," dedi ses. "Neyin olmas gerektiini bilirim ben, neyin olacan deil. Bilmen gereken baka bir ey daha var. Bu hata olduu zaman, iki olaslk belirdi; bir olasln daima bir amac vardr. Bir amacn olmas iin, o amacn bir farkndal olmas gerekir. Basite syleyecek olursak, ben buyum ite: evrenin esas amacnn farkndal." "Ama imdi bir farkndalk daha var deil mi?" dedi Garion. "Baka bir farkndalk yani, dier olasla ait olan." "Sen sandmdan da zekiymisin." "O da ilerin ters gitmeye devam etmesi iin almayacak m?"

"Korkarm yle. imdi nemli ksmna geldik iin. Zaman iinde hangi yne gidileceinin kararnn verilecei nokta ok yaklat; senin de buna hazr olman gerek." "Niye ben?" diye sordu Garion, boazna sarlmaya alan gvde-siz bir eli iterek. "Bakas yapamaz m?" "Hayr," dedi ses. "iler yle yrmyor. Evren hayal edemeyecein kadar ok milyon yldr seni bekliyor. Zamann balangcndan beri bu olaya doru ilerliyorsun sen. Bu olay yalnzca sana ait. Yaplmas gerekeni yapabilecek olan tek varlk sensin; evrende olup olacak en nemli olay bu - yalnzca bu dnyada deil, evrenin btnndeki tm dnyalarda. Buraya bile asla ulaamayacak olan dnyalarda yaayan insan rklar var ve sen baaramazsan yok olacaklar. Seni asla tanmayacak, asla teekkr edemeyecekler, ama varolular sana bal. teki olaslk hatt mutlak kaosa ve evrenin yokoluuna gidiyor, sen ve ben ise baka bir eye doru gidiyoruz." "Neye?" "Baarrsan yaayp greceksin." "Pekl," dedi Garion. "Ne yapmam gerekiyor - imdi yani?" "Mthi bir gcn var. Yapman gerekeni yapabilesin diye sana verildi bu g, ama onu kullanmay renmen lazm. Belgarath ve Pol-gara renmene yardmc olmaya alyorlar, o yzden onlara direnmekten vazge. Vakit geldiinde hazr olman gerek; vakit ise sandndan ok daha yakn." Yollarnn stnde kopuk kafasn salarndan tutmu bir hortlak duruyordu. Garion yaklarken hortlak kafay havaya kaldrd; azndan lk la lanetler dklmeye balad. Hortlan iinden getikten sonra Garion yeniden kafasnn iindeki sesle konumaya alt, ama gitmiti sanki. Yklm bir iftliin talarnn yanndan getiler. Hortlaklar talara m geenleri batan karc tavrlarla yanlarna aryorlard. "Kadn oran ok fazla," dedi Pol Teyze Bay Kurt'a sakin bir sesle. "Irkn bir zellii," dedi Kurt. "Dokuz doumdan sekizi kz olurdu. Bu da kadnerkek ilikilerinde baz dzenlemeler yapmay gerektiriyordu." "Herhalde pek houna gitmitir," dedi Pol alayla. "Maraglar olaylara dier rklar gibi bakmazlard. Evlilik onlar iin hibir zaman pek saygdeer bir kurum olmamtr. Baz konularda ok liberaldiler." "Yaa? O olayn terimi bu demek, ha?" "Dar kafal olma Pol. leyen bir toplumdu, nemli olan da bu." "O kadarck m baba?" dedi Pol. "Ya yamyamlklar?" "O bir hatayd. Biri kutsal kitaplarndaki bir blm yanl yorumlam. tahtan deil dinsel nedenlerle yamyamlk yapyorlard. Aslna bakarsan Maraglan severdim. Cmert ve arkada canlsydlar, birbirlerine de ok drst davranrlard. Hayatn tadn karrlard. Burada altn olmasayd, o kk kusurlarn da oktan halletmi olurlard." Garion altn unutmutu. Kk bir dereden geerlerken ldayan suya baktnda, dipteki akllarn arasnda parlayan sar noktacklar grd. Birden karsna plak bir hortlak karak, "Beni gzel bulmuyor musun?" diye haykrd. Sonra karnndaki kocaman yaray tutarak iki yana at ve barsaklarn derenin kysna dkt. Garion rerek dilerini skt.
60
SHRBAZIN TUZAI

"Sakn altn dnme!" dedi iindeki ses hemen. "Hortlaklar hrsa gelirler. Altn dnrsen ldrrsn." Yola devam ederken Garion altn fikrini kafasndan atmaya alt. Ama Bay Kurt konuyu deitirmiyordu bir trl. "Altnn sorunu hep bu olmutur. En ktleri eker kendisine. Bu vakada da Tolnedra-llan ekti."

"Onlar yamyaml yok etmeye alyorlard baba," dedi Pol Teyze. "ou insan bu alkanl iren bulur." "Maragor'daki btn dere yataklar altn dolu olmasa buna kalkrlar myd acaba?" Pol Teyze bir Tolnedra mzrayla ilenmi ocuk hayaletinden gzlerini kararak, "Altn imdi kimsenin deil," dedi. "Mara o iin icabna bakt." "Evet," dedi Kurt, ban kaldrp drt bir yandan geliyormu gibi duran mthi figan dinleyerek. ok tiz bir nota duyunca yzn buruturarak, "Bu kadar ok barmasa keke," dedi. Tapnaa benzer bir yerin ykntlarnn yanndan getiler. Beyaz talar devrilmi, aralarnda otlar bitmiti. Yakndaki bir aata bir sr ceset aslm, iplerinin ucunda dne dne sallanyorlard, "indirin bizi," diye syleniyordu cesetler, "indirin bizi buradan." "Baba!" dedi Pol Teyze birden, ykk tapnan ilerisindeki ayn gstererek. "uraya bak! Bu insanlar gerek." Cppeli ve kukuletal bir sra insan, yava yava ayrdan geiyor ve omuzlarndaki sra asl ann ackl sesi eliinde ilahi sylyorlard. "Mar Terrin keileri," dedi Kurt. "Tolnedra'nn vicdan. Korkacak bir ey yok." Kukuletal adamlardan biri ban kaldrp onlar grnce, "Geri dnn!" diye haykrd. Dierlerinden ayrlp onlara doru komaya balad. Koarken Garion'un grmedii baz eylerden saknmak iin yolunu deitirip duruyordu. "Geri dnn!" diye haykrd tekrar. "Cannz kurtarn. Dehetin kalbine gidiyorsunuz. u tepenin tesi Mar Amon. Sokaklarnda Mara'nn ta kendisi dolayor!"

ALTINCI BLM

IRA HALiNDE YRYEN KEtLER yollarna devam ettiler ve ar ar alan ann sesi ayrn te yanna getike azalarak kayboldu. Bay Kurt derin dncelere dalm, salam eliyle sakaln kayordu. Sonunda iini ekerek, "Onunla imdi burada hesaplasak daha iyi olacak galiba Pol," dedi. "Yoksa o bizi takip edecek." "Vaktini boa harcyorsun baba," dedi Pol Teyze. "Ona laf anlatmak mmkn deildir. Daha nce de denedik." "Hakl olabilirsin," dedi Kurt. "Ama en azndan denemeliyiz. Yoksa Aldur bize krlr. Belki nelerin olup bittiini renince en azndan laf dinlemeye balar." Gneli ayrda kulak trmalayan bir lk yanklannca Bay Kurt yzn ekitti, "insan bu kadar zamanda barmaktan yorulacan dnr. Pekl, haydi Mar Amon'a gidelim." Atn dehet iindeki keiin gsterdii tepeye evirdi. Suratnn tam nnde bir hortlak sylenip duruyordu. "Kes be!" dedi sinirle. Hortlak aknlkla

titreerek kayboldu. Ta eskilerde bu tepeyi aan bir yol vard belki de. imlerin arasnda izi belli belirsiz grlebiliyordu; ama hibir canl ayann deme-dii otuz iki yzyl, neredeyse silip yok etmiti yolu. Dolana dolana tepeye kp Mar Amon harabelerine baktlar. Hl duygusuz ve mesafeli olan Garion, normalde grmeyecei ve fark etmeyecei eyler grd ehirde. Ykm eksiksiz olmasna ramen, ehrin biimi aka belli oluyordu. ehrin tek caddesi helezon eklinde dolaarak tam ortadaki yuvarlak meydana kyordu. Garion tuhaf bir igryle bu ehrin bir kadn tarafndan tasarlanm olduunu fark etti hemen. Erkeklerin kafalar dz izgiler halinde alyordu, oysa kadnlar daha ziyade yuvarlaklarla dnyorlard.
62
SHRBAZIN TUZAI

Bata Pol Teyze ve Bay Kurt, dierleri de bilinsiz yzlerinde bo ifadelerle, ehre doru tepeden inmeye baladlar. Garion en arkadan geliyor ve yerden bitip plak ve yaral vcutlaryla akln elmeye alan hortlaklara bakmamaya alyordu. Maragor'a girdiklerinden beri iittikleri figan, daha iddetle, daha yakndan duyulmaya balad. Zaman zaman yanklarla kararak bir korodan geliyormu gibi duyulan bu yrtnrcasna alayn tek ve mthi gl bir ses olduunu anlad Garion; o kadar mthi bir acyla doluydu ki, kralln drt bir yannda yanklanyordu. ehre yaklatklarnda buz gibi ve rm ceset kokusu tayan mthi bir rzgr kt. Garion otomatik olarak pelerinine sarnmaya davrandysa da, rzgrn ne pelerinini, ne de yerdeki uzun imenleri kprdatmadn fark etti. Bu durumu zihninde evirip evirerek deerlendirdi; bir yandan da hayalet rzgrn getirdii rm ceset kokularna burnunu kapatmaya alyordu. Eer rzgr imenleri kprdatmyorsa, gerek bir rzgr olamazd. Ayrca atlar alamalar duymadna gre, bunlar da gerek alamalar olamazd. Souun tpk rzgr ve ac dolu figan gibi, gerek deil ruhsal olduunu kendi kendine tekrarlamasna ramen buz kesilip titremeye devam etti. Tepeden bakldnda Mar Amon batan aa yklm gibi g-rndyse de, ehre girdiklerinde Garion salam kalm duvarlarn ve byk kamu binalarnn etrafn sardn hayretle fark etti. Pek uzak olmayan bir yerlerden de ocuk kahkahalar geliyordu. Daha uzaklarda da birileri ark sylyordu. "Niye bunu yapyor?" dedi Pol Teyze zntyle. "Bir ie yarad yok ki..." "Sahip olduu tek ey bu Pol," dedi Bay Kurt. "Sonu hep ayn ama." "Biliyorum, ama ksa bir sre iin de olsa unutmasna yardmc oluyor." "Hepimizin unutmak istedii eyler var baba. Ama yolu bu deil." Kurt etraflarndaki salam grnl binalara hayranlkla bakarak, "ok iyi ama," dedi. "Tabii yle olacak," dedi Pol. "O bir tanr ne de olsa. Gene de bir yaran yok." Barak'n at farknda olmadan doruca bir duvarn iine yryerek tan iinde kaybolup birka metre tede yeniden belirene kadar, Garion teyzesiyle dedesinin neden bahsettiklerini anlayamamt. Du63 varlar, binalar, tm ehir bir hayaldi bir anyd. rme kokusu getiren souk rzgr bir de duman kokusu tamaya balamt imdi. Garion imlerin zerinde parlayan gne n grmesine ramen, bir nedenle karanlk artyordu. ocuk kahkahalar ve uzaktaki ark sesi zayflad; onlarn yerini lklar ald. evresindeki duvarlar kadar gerek grnen parlak zrhl, miferi tyl bir Tolnedra lejyoneri sokaktan koarak yaklat. Klcndan kan damlyordu; yznde iren bir srt vard ve gzleri deli gzleriydi. Sokak yaral ve paralanm gvdelerle doldu birden. Her yer kana buland. Hayal korkun bir zirveye yaklatka, figan da kulak trmalayan bir la dnt. Helezon eklindeki cadde sonunda Mar Amon'un merkezindeki geni, yuvarlak
MARAGOR

alana kt. Buz gibi rzgr yanan ehrin duvarlarnda uulduyordu ve insan etini paralayan kllarn korkun sesi Garion' un tm kafasn doldurdu. Hava daha da karard. Youn duman bulutlan arasnda saysz l Maragn hayali anlar, meydann talanna serilmiti. Ancak meydann tam ortasnda ne hayal ne de hortlak olan bir ey duruyordu. Dev gibi, panldayan mthi bir mevcudiyet; varolmak iin gzlemcinin zihnine ihtiya duymayan bir gereklik. Kollannda, lanetlenmi Maragor'un tm llerinin zeti gibi grnen bir ocuk cesedi vard. ocua evrilmi yz, insanlk d bir acyla kaslmt. Varlk figan ediyordu ve Garion akln koruyan bu yan uyku durumunda bile tylerinin dehetle diken diken olduunu hissetti. Bay Kurt yzn buruturarak atndan indi. Meydan dolduran ceset hayallerinin zerinden dikkatle atlayarak o mthi varla yaklat. S ay gy la eilerek, "Mara Efendimiz," dedi. Mara uludu. "Mara Efendimiz," dedi Kurt yeniden. "nemli bir sebep olmasa acnz iinde sizi rahatsz etmezdim, ancak sizinle konumam lazm." Korkun yz kasld, Tannnn yanaklanndan kocaman gzyalan szld. Mara hi konumadan kollarndaki ocuk cesedini uzatarak ban kaldrd ve yeniden figana balad. "Mara Efendimiz!" dedi Kurt tekrar, srarla. Mara gzlerini kapatp ban edi ve ocuun cesedine sanlarak hkrmaya devam etti. "Faydasz baba," dedi Pol Teyze ihtiyara. "Byle olduu zaman
MARAGOR

65 64
SlHtRBAZIN TUZAI

ona ulamak mmkn deildir." "Rahat brak beni Belgarath," dedi Mara alayarak. Mthi sesi Garion'un kafasnn iinde bir nabz gibi atyordu. "Beni elemimle ba baa brak." "Mara Efendimiz, kehanetin gerekleme gn geldi," dedi Kurt. "Bana ne?" dedi Mara hknp ocuun cesedini barna basarak. "Kehanet l ocuklarm bana geri verecek mi? Ben kehanetin ulaamayaca bir yerdeyim artk. Beni rahat brakn." "Dnyann kaderi ok yaknda olacak eylere bal Mara Efendimiz," diye srar etti Kurt. "Dounun ve Batnn krallklar son savaa hazrlanyorlar ve lanetli kardeiniz Tekgz Torak uykusunda kprdanmaya balad bile; yaknda uyanacak." "Uyansn," dedi Mara kollarndaki cesede eilip yeniden gzyalarna boularak. "Onun hkmranlna boyun mu eeceksiniz Mara Efendimiz?" diye sordu Pol Teyze. "Ben onun hkmnn tesindeyim Polgara," dedi Mara. "Katledilmi ocuklarmn topran terk etmeyeceim; buraya ne insan ne de tanr girebilir, istiyorsa dnyay alsn Torak." "Gitsek iyi olacak baba," dedi Pol Teyze. "Onu etkilemek mmkn deil." "Mara Efendimiz," dedi Bay Kurt hl alayan tanrya. "Kehanetin aralarn getirdik huzurunuza. Gitmeden nce onlara inayetinizi balamaz msnz?" "Artk inayetim yok Belgarath," dedi Mara. "Sadece Nedra'nn katil ocuklar iin lanetim var. Al bu yabanclar ve git buradan." "Mara Efendimiz," dedi Pol Teyze sert bir sesle. "Kehanetin yerine gelmesinde sizin de paynz var. Bizi ynlendiren elikten yazg sizi de ynlendiriyor. Herkes gnlerin balangcnda payna yazlm olan yerine getirmeli; nk kehanet yolundan saparsa dnya yok olur." "Yok olsun," diye inledi Mara. "Artk bana hibir mutluluk vermiyor, yok olsun gitsin. Elemim ebedi, ondan vazgemeyeceim; bunun bedeli varolan her eyin yok olmas olsa bile. Aln kehanetin ocuklarn ve gidin buradan." Bay Kurt kabullenerek eilip selam verdi, sonra dnerek dierlerinin yanna gitti.

Yznden mitsiz bir fke okunuyordu. "Durun!" diye grledi Mara aniden. ehrin ve cesetlerin hayalleri titreerek kayboldu. "Nedir bu?" diye grledi Tanr. Bay Kurt hemen ona dnd. "Ne yaptn sen Belgarath?" dedi Mara sulayarak. Anszn irilee-rek dev gibi olmutu. "Ya sen Polgara? Benim elemim sizin elenceniz midir? Acm yzme mi arpmak istiyorsunuz?" "Efendimiz?" dedi Pol Teyze. Tanrnn bu ani gazabna bir anlam verememiti. "Bu ucube!" diye grledi Mara. "Bu ucube!" Dev surat fkeyle kaslmt. Mthi bir hiddetle onlara doru yryerek Prenses Ce'-Nedra'nn atnn tam nnde durdu. "Seni parampara edeceim!" diye haykrd prensese. "Beynini deliliin solucanlanyla dolduracam Nedra'nn kz. Hayatnn sonuna kadar ikence ve dehete boacam seni." "Onu rahat brakn!" diye haykrd Pol Teyze. "Hayr Polgara," dedi Mara lgn gibi. "Gazabm onun zerine olacak." Korkun, kaslm elleri bo bo bakan prensesin yzne doru uzand, ama Ce'Nedra ne geri ekildi, ne de olanlarn farkna vard. Tanr hayal knklyla tslayarak dnp Bay Kurt'un karsna dikildi. "Aldatldm!" diye haykrd. "Zihni uykuda." "Hepsi uyuyor Mara Efendimiz," dedi Kurt. "Tehditleriniz ve korkutmanz onlar etkilemez. Gkyz bamza kene kadar haykrsa-nz da sizi duyamaz." "Seni cezalandracam Belgarath," diye tslad Mara. "Polgara'y da. Bu kstahlnz iin acy ve deheti tadacaksnz. Bu saldrganlarn zihninden uykuyu ekip alacam; o zaman zerlerine saldm acy ve delilii bilecekler." Daha da buy uy erek bir de ve dnt. "Yeter artk! Mara! Dur!" Ses Garion'un sesiydi, ama Garion konuann kendisi olmadn biliyordu. Mara'nn ruhu ona dnerek dev kolunu vurmak ister gibi kaldrd; ama Garion atndan inerek bu tehditkr deve yaklatn fark etti. "ntikamn burada sona eriyor Mara," dedi Garion'un azndan kan ses. "O kz benim amacm iin gerekli. Ona dokunmayacaksn." Garion lgn Tanr ile uyuyan prensesin arasna girmi olduunu korkuyla fark etti. "ekil yolumdan ocuk, yoksa seni ldrrm," dedi Mara. "Kafan kullan Mara," dedi ses, "tabii bugne kadar ulumaktan kafa diye bir ey kalmsa sende. Kim olduumu biliyorsun." 67
MARAGOR

66
SHRBAZIN TUZAI

"O benim!" diye uludu Mara. "Ona binlerce yaam verip hepsini tek tek kopararak alacam." "Hayr," dedi ses, "Yapmayacaksn." Tanr Mara yeniden dorulup kollarn kaldrd; ama ayn zamanda gzleriyle Garion'u inceliyordu - yalnzca gzleriyle deil, zihniyle de. Garion Kralie Salmissra'nn taht salonunda ssa'nn Ruhu ona dokunduu zaman hissettii o mthi dokunuu hissetti gene. Mara' nn yal gzlerinde onu tandn gsteren korkulu bir ifade belirdi. "Onu bana ver," diye yalvard Tanr. "Dierlerini al, ama Tolnedraly bana ver. Yalvaryorum." "Hayr." Bundan sonra olan eyin by olmadn Garion hemen anlad. By yapld zaman hep olan o grlt ya da o tuhaf aldama hissi yoktu. Onun yerinde Mara'nn zihnini onu ezercesine stne ynelttii korkun bir bask vard. Sonra kafasnn iindeki zihin Ma-ra'ya karlk verdi. Ortadaki g o kadar bykt ki, dnya ieremez-di o kadar gc. Mara'ya vurmaya kalkmad; yle bir ey yapsa bu arpmayla dnya bile atlayabilirdi. Yalnzca direndi; kprdamadan ve

kprdatlamaz olarak Mara'nn lgn gazabnn karsnda durdu ylece. Bir an iin Garion kafasnn iindeki zihnin farkndal-n paylat ve onun ihtiamndan rkerek geri ekildi. O ksack anda, dev helezonlar halinde boluun kadife siyahl iinde dnen saysz gnein douunun, galaksiler halinde bir araya gelilerinin ve fini frl dnean nebulalann ancak bir saniye srdn hissetti. Bunlarn da tesinde, zamann kendisiyle yz yze geldi - bir bakta balangc ve sonu grverdi. Mara geri ekilerek, "Boyun eiyorum," dedi atlak bir sesle. Sonra eilerek Garion'un nnde selam verdi. Aclar iindeki yznde tuhaf bir alakgnlllk seziliyordu. Dnerek yzn ellerinin arasna ald ve sarsla sarsla alamaya balad. "Elemin sona erecek," dedi ses yumuak bir tavrla. "Bir gn yeniden mutluluu bulacaksn." "Asla," diye hkrd Tanr. "Benim elemim ebediyen srecek." "Ebediyet ok uzun bir zamandr Mara," dedi ses. "Ve onun sonunu ancak ben grebilirim." Alayan Tanr cevap vermeden uzaklat ve Mar Amon ykntlarnda figan yeniden yanklanmaya balad Bay Kurt da Pol Teyze de Garion'a bakakalmiard, ihtiyar azn atnda sesi huu iindeydi. "Mmkn m bu?" "Her eyin mmkn olduunu ikide bir syleyen sen deil misin Belgarath?" "Dorudan doruya mdahale edebileceini bilmiyorduk," dedi Pol Teyze. "Arada srada yle bir iteklemem, baz neriler yapmam gerekiyor. Eer hafzanz zorlarsanz, bunlardan bazlarn hatrlayabilirsiniz bile." "ocuk farknda m bunun?" diye sordu Pol. "Tabii. Bu konuda biraz konutuk." "Ne kadarn anlattn ona?" "Anlayabilecei kadarn. Merak etme Polgara, ona zarar vermem. Bu olup bitenlerin ne kadar nemli olduunu anlad. Hazrlanmas gerektiini ve bunun iin ok az vakti olduunu da biliyor artk. Artk buradan gitseniz iyi olacak. Tolnedral kzn varl Mara'ya ok ac veriyor." Pol Teyze bir ey syleyecekmi gibi oldu, sonra uzaklardaki alayan Tanrnn glgesine gz iliince, ban sallayarak vazgeti. Atnn ban evirerek herkesi ykntlardan uzaklatrd. Atlarna binip Pol Teyzeyi izlemeye baladklarnda, Bay Kurt Garion'un yanna yaklaarak, "Belki yolda biraz sohbet edebiliriz," dedi. "Soracak bir sr sorum var." "Gitti dede," dedi Garion. "Yaa," dedi Kurt hayal knklyla. Gne batmaya balamt artk. Mar Amon'dan bir mil kadar mesafede bir korulukta gecelediler. Ykntlardan aynlal beri hi hortlak grmemilerdi. Uyuyanlara yemek yedirilip yatrldktan sonra, Pol Teyze, Garion ve Bay Kurt kk atein banda oturdular. Zihnindeki varlk gideli beri Garion kendini giderek daha fazla uykulu hissediyordu. Artk hi duygusu kalmamt ve bamsz dnemiyordu sanki. "tekiyle konuabilir miyiz?" dedi Bay Kurt mitle. "Burada deil," dedi Garion. "Hep yannda deil miydi?" "Her zaman deil. Bazen aylarca yok olur. Bazen daha da fazla. Bu defa uzun sredir buradayd; Aarak yanal beri." " Yanndayken tam nerede oluyor?" dedi ihtiyar merakla. "Burada," dedi Garion kafasna dokunarak.
68 SHRBAZIN TUZAI

"Maragor'a girdiimizden beni uyank miydin?" dedi Pol Teyze. "Tam uyank deildim," dedi Garion. "iryanm uyuyordu." "Hortlaklar gryor muydun?" "Evet." "Ama hi korkmadn ha?"

"Hayr. Bazlar beni artt, biri de midemi bulandrd." Kurt telala ona bakt. "imdi de miden bulanmaz deil mi?" "Hayr, sanmam. En bata baz eyler hissedebiliyordum. imdi ise hibir ey hissetmiyorum." Kurt bir sonraki sorusu iin doru kelimeleri semeye alyormu gibi atee bakt bir sre. "Konutuunuz zaman kafandaki o teki varlk sana ne syledi?" "ok zaman nce olmamas gereken bir eyin olduunu ve benim ileri dzeltmem gerektiini syledi." Kurt glerek,"Az ama z konumu," dedi. "Sonucun ne olacan da syledi mi?" "Bilmiyor." Kurt iini ekerek, "Bir yerlerde avantaj ele geirmi olduumuzu umuyordum, ama yanlmm galiba, ki kehanet de hl geerli demek ki." Pol Teyze gzlerini krpmadan Garion'a bakyordu. "Uyandnda btn bunlar hatrlayabilecek misin?" "Sanrm." "yleyse dikkatle dinle, tkisi de ayn olay ngren iki kehanet var. Grolimler ve btn Angaraklar bunlardan birini izliyor, biz tekini izliyoruz. Kehanetlerin her biri, olay iin baka bir sonu ngryor." "Anladm." "iki kehanet de, ayn olayda bulumalarna kadar olacaklarda hibir eyi atlamyor," diye devam etti Pol. "Daha sonra olacak her eyin ynn, o olayn nasl sonulanaca belirleyecek. Kehanetlerden biri kazanacak, br kaybedecek. Olmu olan ve olacak olan her ey, o noktada birleecek. Hata silinecek ve evren bir ynde ya da teki ynde yoluna devam edecek, sanki en batan beri zaten o ynde gidiyormu gibi. Tek fark u ki, eer baaramazsak ok nemli bir ey hi olmayacak." Garion mthi bir yorgunlukla ban sallad. "Beldin buna kesien yazglar teorisi diyor," dedi Bay Kurt. "Eit 69
MARAGOR

derecede olas iki olaslk. Beldin bazen ok yksekten atar." "Bu tandk bir kusur baba," dedi Pol Teyze. "Uyusam iyi olacak galiba," dedi Garion. Kurt ve Pol Teyze baktlar. Sonra Pol Teyze, "Pekl," diyerek onu battaniyesine doru gtrd. stn rtp battaniyesini dzelttikten sonra, serin elini alnna koyarak, "Uyu Belgarion'um," diye mrldand. Garion uyudu.

YEDNC BLM

YANDIKLARINDA birbirlerinin elini tutmu, bir halka halinde duruyorlard yine. Ce'Nedra Garion'un sol elini tutmutu, Durnik de sandayd. Uyku dalrken Garion'un bilinci hzla yerine geldi. Rzgr serin ve dirilticiydi; sabah gnei ise pnl pnld. Tam nlerinde sar-kahverengi tepeler ykselmeye balyordu; lanetli Maragor ovas ise gerilerinde kalmt. pek uyanr uyanmaz ihtiyatl gzlerle etrafna baknarak, "Neredeyiz?" diye sordu hemen. "Maragor'un kuzey snrnda," dedi Kurt; "Tol Rane'nin seksen fersah dousunda." "Ne kadar uyuduk?" "Bir hafta kadar." pek etrafna baknmaya devam ederek kendini zaman ve mesafe farkna altrmaya alt. "Gerekli olmasa yapmazdnz herhalde," dedi sonunda. Hettar hemen atlara bakmaya gitti. Barak ise elleriyle ensesini ovuturuyordu. "Bir ta yn stnde uyumu gibiyim," dedi szlanarak. "Biraz yr," dedi Pol Teyze. "Adalelerin alr." Ce'Nedra elini Garion'un elinden ekmemiti. Garion bunu ona hatrlatsam m diye dnd. Kzn eli elinin iinde pek scak ve minik duruyordu; hi de fena bir his deildi. Sonunda bu konuyu hi amamaya karar verdi. Hettar geri dndnde kalar atlmt. "Diilerden biri yavrulamak zere Belgarath," dedi. "Ne kadar vakti var?" diye sordu Kurt hemen ban kaldrarak. "Kesin olarak bilemem, ama bir aydan fazla deil, ilk yavrusu olacak."
74

SHRBAZIN TUZAI

75
ALDUR VADiSi

"Ykn indirip dier atlara databiliriz," dedi Durnik. "Yk tamazsa bir ey olmaz." "Olabilir," dedi Hettarpek ikna olmadan. Mandorallen dikkatle nlerindeki sararm tepelerin eteklerini izliyordu. "Gzetleniyoruz Belgarath," dedi sonra ciddi bir suratla, mavi gkyzne ykselen birka duman stununu gstererek. Bay Kurt gzlerini ksarak dumanlara bakt ve yzn ekitti. "Altn avclardr herhalde. Hasta bir kzn stne en akbabalar gibi, Maragor snrlarndan hi ayrlmazlar zaten. Bir baksana Pol." Pol Teyzenin gzlerinde o uzak bak belirmiti bile. nlerindeki tepeleri taradktan sonra, "Arendler," dedi. "Sendarlar, Tolnedrallar, iki de Drasniyal var. Pek akll deiller." "Murgo yok mu?" "Yok." "Sradan serseriler demek ki," dedi Mandorallen. "Byle haydutlarn bize byk bir zarar dokunamaz." "Mmkn olduu kadar kavgadan kamak istiyorum," dedi Kurt. "Bu tr tesadfi atmalar tehlikelidir ve kimseye de bir faydas olmaz." Bkknlkla ban sallad.

"Ama Maragor'dan elimizde altn olmadan ktmza inandramayz onlar, o yzden atma kanlmaz galiba." "Eer istedikleri altnsa, biz de onlara altn verelim," dedi tpek. "Yanma o kadar altn almadm pek," dedi ihtiyar. "Gerek olmas gerekmiyor ki," dedi tpek gzleri parlayarak. Yk atlarndan birine giderek byk adr bezi paralan ald ve otuzar santimlik kareler halinde kesti. Karelerden birinin iine iki avu akl doldurduktan sonra kn yapp azn salam bir iple balad. Avu-cunda tartarak, "Bir kese altna benzemiyor mu?" dedi sonra. "Gene bir uyanklk peinde," dedi Barak. tpek Barak'a bakarak yzn buruturdu, sonra hemen birka kese daha yapt. "Ben nden gideyim," dedi keseleri eyerlerine asarlarken. "Siz arkadan gelin; brakn ben konuaym. Ka kiiler Polgara?" "Yirmi kadar." "ok iyi," dedi tpek kendinden emin bir tavrla. "Gidelim mi?" Atlarna atlayp ovaya alan geni kuru nehir yatana doru ilerlemeye baladlar, pek nden gidiyor ve drt yan kolluyordu. Yatan azna geldiklerinde Garion tiz bir slk sesi duydu ve ileride gizlenmeye alarak yer deitiren glgeler grd. Nehir yatann iki yannda ykselen dik duvarlar rahatsz ediciydi. "Biraz akla ihtiyacm var," dedi ipek. Kylarn eiminin daha yumuak olduu bir yeri iaret ederek, "uras," dedi. Oraya vardklarnda, "Haydi!" dedi atn hemen evirerek. "Yukar!" Saa sola akllar saarak tpek'in peinden yukan trmandlar. Onlar trmanrken atlarnn nallarndan boucu, sar bir toz ykseliyordu. Yatan ilerisindeki allarn arkasndan fkeli sesler ykseldi; bir grup serseri klkl adam ortaya frlayp diz boyu otlarn arasnda yollarn kesmek iin komaya baladlar. Dierlerinden daha yaknda olan ve cann diine takp koan kara sakall bir adam nlerine srayp pasl klcn ekti. Mandorallen hi tereddt etmeden atn adamn stne srd. Kara sakall adam bir lk atp yuvarlanarak dev sava atnn nallarnn altndan zor kurtuldu. Yatan zerindeki tepeye vardklarnda durup yakn dzen toplandlar. "Buras iyi," dedi pek, etrafndaki araziye bakarak. "u kalabaln kayplarn dnecek kadar yeri olsun istiyorum. Mutlaka kayplarn dnmeliler." Bir ok slk alarak geldi, ama Mandorallen aalayan bir ifadeyle daha ok havadayken kalkanyla eldi. "Durun!" diye bard serserilerden biri. Zayf, iek bozuu suratl bir Sendard adam; yeil, pis bir tunik giymiti ve bir bacanda da kirli bir sarg vard. "Kimsin sen?" diye haykrd pek aldrmaz bir tavrla. "Adm Kroldor," dedi sargl adam kendini pek nemseyen bir tavrla. "Ekya Kroldor. Adm duymusunuzdur." "Pek duydum diyemem," dedi pek sevimli bir tavrla. "Altnlarnz ve kadnlarnz brakp gidin," dedi Kroldor; "belki cannz balarm o zaman." "Eer yolumuzdan ekilirsen belki biz senin cann balarz." "Elli adamm var," dedi Kroldor; "hepsinin de benim gibi gz dnm halde." "Yirmi adamn var," diye dzeltti pek. "Kaak serfler, korkak kyller, sinsi hrszlar. Benim adamlarm ise eitimli savalar. stelik biz atlyz, siz yayasnz." "Altnlarnz brakn," dedi hreti kendinden menkul ekya. "Gelip kendin al." Kroldor adamlarna, "Haydi yryn!" diye haykrarak ne atld. Arkasndaki kanun kaaklarndan ikisi sararm otlar arasnda onu izALDUR VADiSi

77

76
SHRBAZIN TUZAI

ledilerse de ayaklan geri geri gidiyordu. Dierleri ise olduklar yerde durup Mandorallen, Hettar ve Barak' rkek bir tavrla seyretmeye baladlar. Birka adm sonra Kroldor adamlarnn peinde olmadn fark etti. Durup hrsla arkasna dnerek, "Korkaklar!" diye haykrd. "Acele etmezsek dierleri de gelecek. O zaman bize hi altn kalmaz." "Bak ne diyeceim Kroldor," dedi ipek. "Bizim acelemiz var; tayamayacamz kadar da altnmz." Eyerine asl akl keselerinden birini eline alarak manal manal sallad. "Al." Keseyi otlarn stne frlatt. Sonra bir kese daha alp tekinin yanna att. Onun iaretiyle herkes eyerlerindeki keseleri yerdeki yna ekledi. "Al bakalm Kroldor," dedi ipek. "Sana on kese iyi, sar altn, hem de hi dvmeden. Fazlasn istiyorsan, kann dkmek zorundasn." Kroldor'un arkasndaki serseri klkllar birbirlerine baktlar, sonra gzlerini itahla uzun otlarn stndeki kese ynna dikerek yanlara doru almaya baladlar. "Adamlarn lml olduklarn dnmeye baladlar Kroldor," dedi ipek alayla. "Burada hepsini zengin edecek kadar altn var; zengin insanlar ise gereksiz risklere atlmak istemez." Kroldor ona fkeyle bakarak, "Bunu unutmayacam," dedi. "Eminim unutmazsn," dedi ipek. "imdi biz gidiyoruz. Yolumuzdan ekilmenizi tavsiye ederim." Mandorallen bata, Barak ve Hettar onun iki yannda, yava, teh-ditkr bir tempoyla ilerlemeye baladlar. Ekya Kroldor son ana kadar yollarnda durdu, sonra lanetler okuyarak yana kat. "Haydi gidelim," dedi ipek. Atlarn mahmuzlayarak drtnala kaldrdlar. Arkalarnda kanun kaaklar biraz dolanp sonra anszn kese ynna doru komaya balad. Annda kk, pis kavgalar kmaya balad; daha keselerden biri bile alamadan adam yere serilmiti. Uzaktan bile fke lklar duyulabiliyordu. iki mil kadar drt nala gittikten sonra atlarn dizginlediklerinde, Barak kahkahalarla glyordu. "Zavall Kroldor," diye gld. "Sen habis bir adamsn ipek." "insan tabiatnn aalk ynleri zerine bir aratrma yaptm," dedi ipek masum bir tavrla. "Daima iime yarayan bir yann bulabiliyorum." "Bu olanlardan tr Kroldor'u sulayacaklar," dedi Hettar. "Biliyorum, ama bu da liderliin risklerinden biri ite." "Onu ldrebilirler bile." "Umarm yle olur. Eer ldrmezlerse baya hayal krklna urarm." Gnn geri kalannda sararm tepenin eteklerinde yollarna devam edip, atelerinin nn blgede sryle dolaan haydutlara yerlerini belli etmeyecei korunakl bir kanyonda gecelediler. Ertesi sabah erkenden kalkp le vakti dalara vardlar. Kayalk uurumlar arasndan geip serin ve sert haval, sk bir ladin ve kknar ormanna girdiler. Aalarda hl yaz sryor olmasna ramen, ykseklerde sonbaharn ilk belirtileri grlmeye balamt. allarda yapraklar saranyordu, havada da hafif, dumanl bir pus vard. Her sabah uyandklarnda yerde kra gryorlard. Ama hava kuruydu, o yzden hzl ilerleyebiliyorlard. Derken, dalk alana girdiklerinden bir hafta kadar sonra bir akam vakti, batdan kaln bir bulut tabakas yaklaarak beraberinde rutubetli bir souk getirdi. Garion eyerinin arkasndan pelerinini alarak omuzlarna att; hzla souyan hava onu rpertmeye balamt. Durnik ban kaldrp havay kokladktan sonra, "Sabah olmadan kar y aar, "dedi. Garion da karn serin, tozlu kokusunu alabiliyordu havada. Ask yzle ban sallad. Bay Kurt homurdanarak, "ilerin bu kadar uzun sre yolunda gitmeyeceini biliyordum," dedi. "Ne yapalm," diye ekledi sonra, "daha nce de k grdk." Ertesi sabah Garion kafasn adrdan kardnda, kara kknarlarn altndaki zeminin iki- santim karla kapl olduunu grd. Yumuak kar taneleri szlerek sessizce yerleiyor ve yz metreden tesini yan effaf bir pus ardnda gizliyordu. Hava souk ve griydi; kar rtsnn altnda kapkara grnen atlar ayaklann yere vurup kar taneleri zerlerine konduka kulaklarn titretiyorlard. Nefesleri rutubetli

soukta buhar gibiydi. Ce'Nedra Pol Teyze ile paylat adrdan ktnda bir sevin l att. Garion onun Tol Honeth'te pek fazla kar grmemi olduunu dnd; kk kz bir ocuk rahatlyla, yaan kar tanelerinin arasnda koturup duruyordu. Kafasna iyi nianlanm bir kartopu yediinde anlayla glmsedi. Sonra da kzn peine taklp onu kartopu yamuruna tuttu; Ce'Nedra da aalann arasnda kouturup 79
SHRBAZIN TUZAI ALDUR VADS
78

lklar ve kahkahalar atyordu. Sonunda onu yakaladnda suratn karla ykamaya karar vermiti, ama kirpikleri karla kaplanan Ce'Ned-ra boynuna sarlp buz gibi olmu burnunu yanana dayayarak onu pt. Garion ensesinden aa bir avu kar atlana kadar aldatlmakta olduunu fark edemedi. Sonra Ce'Nedra elinden kurtulup kahkahadan krlarak adrlara doru kat; Garion ise kar erimeden tuniinin iinden karabilmek iin tepinip duruyordu. le vakti yerdeki kar cvklat ve ya kesintisiz, tatsz bir sulu kara dnd. Dallarndan sular damlayan ladinler arasndan, iinde bir derenin kayalardan alayarak akt bir koyaa vardlar. Bay Kurt sonunda herkesi durdurup, "Cthol Murgos'un bat snrna yaklatk," dedi. "Biraz tedbir alma vaktidir." "Ben nden gideyim," dedi Hettar hemen. "Bence bu iyi bir fikir deil," dedi Kurt. "Sen Murgo grrsen ne yapacan belli olmaz." "Ben giderim," dedi ipek. Kukuletasn kaldrmt, ama uzun burnunun ucundan hl sular damlyordu. "Yarm mil kadar nden gider etraf kollarm." "Bir ey grrsen slk al," dedi Kurt. "Tamam." ipek atn trsa kaldrarak koyaktan yukar doru uzaklat. Akama doru yamur donmaya ve aalarla kayalar gri bir buz tabakasyla kaplamaya balad, iri bir kaya kntsn dndklerinde pek'i kendilerini bekler buldular. Bu noktada dere klm, koyak dan sarp yamalarna doru almt. "Karanln basmasna bir saat var," dedi ufak tefek adam. "Ne dersiniz, yola devam m edelim, yoksa koyan iine doru inip geceleyelim mi?" Bay Kurt gzlerini ksp nce gkyzne, sonra da yamacna bakt. Dik yama bodur aalarla kaplyd, orman snr ise pek uzakta deildi. "Bunun etrafndan dolanp br taraftan aa inmemiz lazm. En fazla iki millik yol var. Haydi gidelim." ipek bayla onaylayarak uzaklat. Dan yamacndan dolatklarnda, iki gn nce getikleri zirve ile aralarnda duran derin bir yarla kar karya buldular kendilerini. Akam yaklatka yamur da azalmt; Garion yarn br tarafn ak bir ekilde grebiliyordu. Yarm millik akln teki kysnda bir hareket arpt gzne. "Bu da nedir?" dedi parmayla gstererek. Bay Kurt sakalndaki buzlan silkeleyerek, "Ben de bundan korkuyordum," dedi. "Neden korkuyorsun?" "Algrothlar." Garion irenme duygusuyla rperdi ve onlara Arendiya'da saldran pullu derili, kei suratl maymunlan hatrlayarak, "Kasak iyi olmaz m?" diye sordu. "Bize ulaamaz," dedi Kurt. "Yarn derinlii en az bir mil. Ama Grolimlerin vahi hayvanlarn stmze saldn da anlam olduk. Bundan sonra gzmz ak tutalm." Elini yola devam edelim anlamnda sallad. Uurumun aznda aralksz esen rzgrn etkisiyle kulana iyice zayflam olarak gelse de, Garion yarn teki tarafndaki Algrothun srsne haber vermek iin kard havlama seslerini duyuyordu. Az sonra yarn kar tarafnda iren yaratklardan bir dzinesi birbirlerine havlaya havlaya koturmaya balamt; bu

tarafta dan dik yamacndan ilerideki geide doru at sren gruba ayak uydurmaya alyorlard. Geit yardan uzaa gtrd onlar; bir mil kadar sonra kk bir kknar koruluunda gecelemek iin durdular. Ertesi sabah daha da souktu hava; ama bulutlu olmasna ramen yamur yamyordu. Tekrar yann kysna geri dnerek yollarna devam ettiler. Algrothlar hl ayn hizada kouyor, havlayp lklar atarak a gzlerle onlar izliyorlard. Kar taraftaki aalann arasnda belli belirsiz grnen baka glgeler de vard, ilerinden birinin dev cssesi insana benziyordu, ama kafas bir hayvan kafasyd. Hzla koan bir hayvan srs, yelelerini ve kuyruklarn rzgrda dalgalandrarak drtnala yann kysna yaklat. "Bakn!" dedi Ce'Nedra. "Vahi atlar." "Onlar at deil," dedi Hettar ciddi bir yzle. "Ata benziyorlar ama." "Benziyorlar ama deiller." "Hrulgin," dedi Bay Kurt. "Hrulgalar at gibi drt bacakl hayvanlardr, ama sivri dileri ve toynak yerine de peneleri vardr." "Ama yleyse..." Prensesin gzleri irileti. "Evet, etoburlar." Prenses rpererek, "Ne feci!" dedi. "Yar daralyor Belgarath," diye homurdand Barak. "Bunlardan birinin benimle ayn tarafta olmasn istemem dorusu."

r
81
ALDUR VADiSi

SHRBAZIN TUZAI
80

"Merak etme. Hatrladm kadaryla yar yz metreye kadar dara-lacak, sonra tekrar genileyecek. Bu tarafa geemezler." "Umarm hafzan seni yanltmyordun" Gkyz paral bulutluydu ve sert bir rzgr bulutlan kartrp duruyordu. Szlen akbabalar yarn stnde daireler iziyorlard; kuzgunlar da aatan aaca uarak tyorlard. Pol Teyze kular onaylamayan bir tavrla izledi ama sesini karmad. Yollarna devam ettiler. Yar gittike darald. Sonunda kar taraftaki Algrothlann vahi suratlarn grebilir oldular. Yeleleri rzgrda dalgalanan Hrulgin kinemek iin azlarn atklarnda uzun, sivri dileri bile grlebiliyordu. Yarn en dar noktasnda, rg zrhl bir grup Murgo kar taraftaki kyya drtnala yaklat. Atlar yorgunluktan ter iindeydi; Murgolar da yorgun ve ask suratlydlar. Durup Garion'la dostlarnn tam karlarna gelmelerini beklediler. Tam kyda, bir onlara, bir ta aalarda akan nehre bakan Brill duruyordu. "Nerede kaldnz?" diye seslendi ipek; sesi dalgacyd, ama yzeyin hemen altnda bir elik sertlii vard. "Kayboldunuz sandk." "Merak etme, kaybolmayz Kheldar," dedi Brill. "Karya nasl getiniz?" "Drt gnlk yola kadar geri dnn," diye haykrd ipek geldikleri yn gstererek. "ok dikkatli ararsanz bu tarafa geen kanyonu bulabilirsiniz. Bulmak bir-iki gnden fazla vaktinizi almaz." Murgolardan biri sol bacann altndan ksa bir yay kararak okunu takt; yay Ipek'e ynelterek gerdi ve oku frlatt, ipek ok yardan aa geni bir helezon izerek derken sakin bir ifadeyle izledi, sonra, "iyi at," dedi.

"Salaklk etme," diye haykrd Brill oku atan Murgoya. Sonra tekrar Ipek'e dnerek, "Hakknda ok ey duydum Kheldar," diye seslendi. "Belli bir nmz var tabii," dedi ipek mtevaz bir tavrla. "Dedikleri kadar iyi misin bir grmek istiyorum bugnlerde." "Bu merak lmcl bir hastaln ilk belirtisi olabilir." "En azndan birimiz iin." "yleyse bir sonraki karlamamz iple ekeceim," dedi ipek. "Ama imdi iznini rica edeyim sevgili dostum; acil bir iimiz var da..." "Bir gzn arkanda olsun Kheldar," dedi Brill tehditkr bir tavrla. "Bir gn orada olabilirim." "Bir gzm hep arkamdadr zaten Kordoch," diye seslendi ipek; "o yzden beni seni bekler bulursan arma. Seninle konumaktan pek mutlu oldum. Yaknlarda gene grelim." Elinde yay olan Murgo bir ok daha att. O da ilkinin peinden yara dt gitti. ipek glerek grubun bana geti, uurumun kysndan uzaklatlar. Yolda, "Ne ho bir adam," dedi kendi kendine. Sonra ban kaldrp amur gibi gkyzne bakt. "Ne kadar harika bir gn." Gn ilerledike bulutlar younlap karardlar. Rzgr artarak aalarn arasnda uuldamaya balad. Bay Kurt'un nderliinde onlar Brill ile Murgolardan ayran uurumdan uzaklaarak kuzeydouya ilerlemeye baladlar. Gece olunca aalarn balad snrn hemen altnda kayalk bir aklkta durdular. Pol Teyze yemek yapt. Yemek biter bitmez de atelerini sndrdler, "iaret fiekleri yakmamza gerek yok," dedi Kurt. "Yan aamazlar ki," dedi Durnik. "Gene de risk almayalm," dedi Kurt. Snen atein korlanndan uzaklap karanl seyretmeye balad. Garion da ani bir kararla peine takld. "Vadiye daha ne kadar var dede?" diye sordu. "Yetmi fersah," dedi ihtiyar. "Dalarda hzl gidemiyoruz tabii." "Hava da ktleiyor." "Yaa, ben de fark ettim." "Ya byk bir kar frtnas karsa?" "Geene kadar bir yere snnz." "Ya..." "Garion, bunun doal olduunu biliyorum, ama giderek teyzene benziyorsun. On yedi yandan beri o da bana hep 'Ya yle olursa, ya byle olursa,' deyip durur. Yllardr bunu dinlemekten bktm usandm." "zr dilerim." "zr dilemene gerek yok. Yapma yeter." Yukanda, kapkaranlk gkyznde aniden dev kanatlann rpnts duyuldu. "Bu da ne?" dedi Garion aknlkla. "Sus bakaym!" Kurt ban yukan kaldrarak bekledi. Dev bir kanat rpma sesi daha duyuldu. "ok ackl."
82
SHRBAZIN TUZAI

"Ne bu?" "Ad yok. Byk, aptal ve irkin bir yaratk. Tanrlar bunlardan yalnzca tane yarattlar, ilk iftleme mevsiminde iki erkek birbirini ldrd. Ben kendimi bildim bileli yalnz yayor bu zavall." "ok byk galiba," dedi Garion karanla doru bakp stlerindeki dev kanatlarn sesini dinleyerek. "Neye benziyor?" "Bir ev kadar byk. Grmek istemezdin." "Tehlikelimi?" "ok tehlikeli, ama karanlkta iyi gremez." Kurt iini ekti. "Grolimler onu maarasndan karp peimize takm olmallar. Bazen ok ileri gidiyorlar." "tekilere de syleyelim mi?"

"Canlarn skmaktan baka ie yaramaz. Bazen hi konumamak eniyisidir." Dev kanatlarn sesi yeniden geldi ve karanlktan uzun, ac dolu bir lk duyuldu; lkta o kadar ackl bir yalnzlk ifadesi vard ki, Garion'un iinde mthi bir acma hissi belirdi. Kurt yeniden iini ekti. "Yapabileceimiz bir ey yok. Haydi adrlara dnelim."

SEKZNC BLM

ALARIN karla kapl zirvelerine doru dik ve uzun yollarna devam ederlerken, hava da giderek daha souk ve deiken olmaya balad. Ykseldike aalar giderek seyreldi ve kld; sonunda tamamen yok oldular. Trmandklar srt yasslaarak dalardan birine yasland. Dik bir meyili karak rzgra tamamen ak kaya ve buz ktlelerinden oluan bir alanda yol almaya baladlar. Bay Kurt durup soluk akam nda etrafna baknarak ynn tayin etmeye alt. "Bu taraftan," diye iaret etti sonunda, ki zirve arasnda dz bir alan uzanyordu ve onun tesinde gkyz rzgrla karmakark olmutu. Pelerinlerine smsk sarnp yoku yukar yola koyuldular. Hettar atmaca yznde dertli bir ifadeyle atn Kurt'un yanna srerek, "Gebe ksrak zor durumda," dedi. "Galiba vakti yaklayor." Pol Teyze hibir ey sylemeden ata bakmaya gitti. Dndnde ask suratla, "En fazla birka saati kalm baba," dedi. "Bu tarafta hi korunakl bir yer yok," dedi Kurt etrafna baknarak. "Belki geidin br tarafnda vardr," dedi Barak sakal rzgrda dalgalanarak. Kurt ban sallayarak, "Farkl olacan sanmyorum," dedi. "Acele etmemiz lazm. Geceyi burada geiremeyiz." Yksee ktka arada srada yzlerini yakan bir sulusepkene yakalanyorlard. Rzgr daha da iddetlenip kayalarn arasnda uuldamaya balad. Tepeye vanp dzle knca, frtna btn iddetiyle yzlerine arpt. Sulusepken saanak halinde iniyordu artk. "Bu taraf daha da beter Belgarath," diye haykrd Barak rzgrn sesini bastrmaya alarak. "Aalara ne kadar yolumuz var?"

r
84
SHRBAZIN TUZAI ALDUR VADS

85

"Daha millerce yol var," dedi Kurt, uuan pelerinine sarnmaya abalayarak. "Ksrak bu yola dayanamaz," dedi Hettar. "Snak bulmalyz." "Yok," dedi Kurt. "Aalara varana kadar plak kaya ve buzdan baka bir ey yok." Hi farkna varmadan, hatta azn aana kadar ne diyeceini bile bilmeden haykrd Garion: "Maara olmaz m?" Bay Kurt dnp ona dikkatle bakarak, "Hangi maara?" dedi. "Nerede?" "Dan yamacndaki maara. Pek uzak deil." Garion maarann orada olduunu biliyordu, ama nereden bildiini bilmiyordu. "Emin misin?" "Tabii. Bu taraftan." Garion atn evirip sol taraflarndaki dev, sarp zirveye doru trmanmaya balad. Rzgr onlar savurmaya alyor, sulusepken yar yarya kr ediyordu. Ama Garion kendinden emindi. Bilmedii bir nedenle, etraflarndaki her kaya tamamen tandk geliyordu. Dierlerinin biraz nnden gidiyordu, nk hepsinin sorular soracan biliyordu; onunsa verecek cevab yoktu. Zirvenin bir kesini dolanp, yama boyunca uzanan geni bir kntya vardlar. knt yama boyunca dolanarak gidiyor, ilerilerde, yaan sulu-sepkenin iinde kayboluyordu. "Nereye gtryorsunuz bizi delikanl?" diye haykrd Mandoral-len. "Az kald," diye bard Garion geriye doru. Dan sarp granit yamacn dolandka knt darald. Sivri bir dnemeci dndklerinde, ancak yryecek genilikte kalmt artk. Garion andan inip dnemeci dnd. Dner dnmez de rzgr dorudan doruya yzne esmeye balad. Kr olmamak iin eliyle gzlerini koruyarak yoluna devam etti. Bylece yrrken, dokunacak kadar yaknna geldii halde kapy gremedi. Yamataki kap demirden yaplmt, pas ve zaman yzeyini delik deik etmiti. Faldor'un iftliindeki kapdan daha geniti; tepesi ise yukarlarda, sulusepken iinde kaybolup gidiyordu. Garion'un hemen arkasndan gelen Barak, elini uzatp demir kapya dokundu. Sonra dev gibi yumruuyla kapya vurdu. Kapnn iinden yankl bir ses duyuldu. "Gerekten de maara varm," diye seslendi geriye. "Ben de rzgrn akln bandan aldn sanmtm." "ieri nasl gireceiz," diye bard Hettar rzgrdan zor duyulan bir sesle. "Kap da kadar salam," dedi Barak kapy tekrar yumruklayarak. "Bu rzgrdan kurtulmamz lazm," dedi Pol Teyze; bir kolunu koruyucu bir tavrla Ce'Nedra'nn omuzuna atmt. "Eee, Garion?" dedi Bay Kurt. "Kolay," dedi Garion. "Doru noktay bulmam lazm." Ne aradn kendisi de bilmeden, parmaklarn buz gibi demirin stnde gezdirdi. Farkl bir noktaya rastgelince, "Buras," dedi. Sa elini noktaya dayayarak hafife itti. Kap mthi bir gcrtyla hareket etmeye balad. Delik deik demir yzeyin tam ortasnda, daha nce grnmeyen ustura kesii gibi bir izgi belirdi aniden; aralktan pas tanecikleri yad ve rzgra karp gitti. Garion kapya dedirdii sa avucundaki gms lekede tuhaf bir scaklk

hissetti. Merakla itmeyi brakt, ama kap hareket etmeye devam etti. Sanki avucundaki lekenin varlna tepki gstererek alyordu. Elini ektiinde bile hareket ediyordu hl. Elini kapatnca kap durdu. Elini at ve kap gcrdayarak daha da ald. "Oynama canm," dedi Pol Teyze. "A unu." Dev kapnn ardnda maara karanlkt, fakat kapal bir maarada olmas gereken rutubetli hava yoktu ieride. Ayaklaryla zemini dikkatle yoklayarak ieri girdiler. "Bir dakika," diye fsldad Durnik; tuhaf bir ekilde alak sesle konumak zorunda hissediyordu kendini. Eyer torbalanndan birini atn duydular; ardndan elie arpan akmaktann sesi geldi. Birka kvlcm uutu, sonra demircinin kava flemesiyle kk bir alev grnd. Kav iyice alev alnca Durnik torbadan ald mealeyi tututurdu. Mealenin alevi bir iki titretikten sonra ykseldi. Durnik mealeyi kaldrnca herkes maaraya bakmaya balad. Maarann doal olmad hemen belli oluyordu. Duvarlar ve zemin dmdzd, neredeyse cilal gibiydi; mealenin alevi parlak yzeylerden yansyordu. Maara tam bir daire eklindeydi, ap da otuz be metre kadard. Duvarlar ykseldike ie doru kavisleniyordu; yksekteki tavan da daire eklindeydi. Zeminin tam ortasnda yedi metre kadar apnda, yuvarlak bir ta masa vard. Masann ykseklii Barak'n boyundan da fazlayd; ta bir bank masay epeevre saryordu. Kapnn tam karsndaki duvarda, yuvarlak bir kemer eklinde

r
ALDUR VADiSi

SHRBAZIN TUZAI 86
87

mine vard. Maara serindi, ama bekledikleri gibi mthi bir souk da yoktu ieride. "Atlan getireyim mi?" diye sordu Hettar alak sesle. Bay Kurt bayla onaylad. Titreen mealenin nda yz akn grnyordu, gzleri ise dncelere dalm gibiydi. ieri giren atlarn nallar dz ta zeminde sakrdad; atlar etraflarna bakarak sinirle kulaklarn oynattlar. "minede hazrlanm bir ate var," dedi Durnik. "Yakaym m?" Kurt ban kaldrd. "Ne? Ha, evet. Yak tabii." Durnik mealesini mineye uzatnca dizili odunlar hemen alev ald. Ate abucack ykseldi; alevler allmadk lde parlakt. Ce'Nedra hayretle, "Duvarlar!" dedi. "Duvarlara bakn!" Atein kayalann kristal yapsnda bir ekilde krlarak btn kubbeyi gkkua renklerine boyuyor, maaray yumuak, rengrenk bir kla dolduruyordu. Hettar duvar boyunca dolarken bulduu baka bir kemerli akla bakarak, "Burada bir pnar var," dedi. "Frtnada snmak iin iyi bir yer." Durnik mealesini sndrp pelerinini kard. Daha ate yanar yanmaz maara snvermiti. Bay Kurt'a bakarak, "Buray biliyordun, deil mi?" diye sordu. "Daha nce hibirimiz buray bulamamtk," dedi ihtiyar dnceli gzlerle. "Hl varolduundan bile emin deildik." "Bu acayip maara neyin nesidir Belgarath?" dedi Mandorallen. Bay Kurt derin bir nefes ald. "Tanrlar dnyay yaratrken, herbi-rinin yaptklarn, yapacaklarn, yani dalan, rzgrlar, mevsimleri birbirine nasl uydurup uyum iinde ilemelerini salayacaklarn tartmak iin arada bir toplanmalan gerekiyordu. Etrafna baknd. "Bulutuklar yer buras."

"Burun kanatlar merakla titreyen pek, dev masay evreleyen banka trmanmt. "Burada anaklar var," dedi. "Yedi tane; yedi de bardak. anaklarda bir eit meyva var galiba." Elini uzatmaya hazrland. "ipek," dedi Bay Kurt sert bir sesle. "Hibir eye dokunma." Ipek'in eli havada dondu kald; ufak tefek adam hayretle Bay Kurt'a bakt. "Oradan insen iyi olacak," dedi Kurt ciddi bir tavrla. "Kap!" diye haykrd Ce'Nedra. Hep birden o tarafa dndklerinde dev kapnn yavaa kapanmakta olduunu grdler. Barak bir lanet savurarak kapya atld, ama ge kalmt. Daha o dokunamadan, dev kanatlar maarada yanklanan bir sesle kapand. Iriyar adam yznde dehet dolu bir ifadeyle dierlerine dnd. "Merak etme Barak," dedi Garion. "Tekrar aabilirim." Kurt yznde sorgulayan bir ifadeyle dnp Garion'a bakt o zaman. "Maaray nereden biliyordun?" Garion aresizce kekeleyerek, "Bilmiyorum," dedi. "Biliyordum ite. Son bir gndr maaraya yaklamakta olduumuzu hissediyordum hep." "Bunun Mara ile konuan sesle bir ilgisi var m?" "Sanmyorum. imdi burada deil zaten. Maaray bilmem ok farkl bir ey gibi geliyor bana. Ondan deil de benden gelen bir bilgi gibi, ama nasl olduunu bilmiyorum. Sanki bu maarann burada olduunu hep biliyormuum, ama bugne kadar dnmemiim gibi. Aklamas ok zor." Pol Teyzeyle Bay Kurt uzun uzun baktlar. Kurt tam baka bir soru soracakm gibi grnyordu ki, maarann te yanndan bir inilti geldi. "Biri yardm etsin," dedi Hettar telala. Karn i ve sk nefes alan bir at, sanki yere yklacakm gibi sallanyordu. Hettar yannda durup ona destek olarak, "Dourmak zere," dedi. Hepsi dnp doum sancs eken ksran yanna gittiler. Pol Teyze hemen komutay eline alp emirler yadrmaya balad. Ksra yere yatrdlar. Hettar ve Durnik hemen ona yardm etmeye baladlar; bu arada Pol Teyze de kk bir tencereyi suyla doldurup atein stne koydu. "Biraz yer an bana," dedi dierlerine dik dik bakarak; bu arada da ifal otlann tad antay ayordu. "Hepimiz ayak altndan ekilsek iyi olacak," dedi Barak, nefes almaya alan ata huzursuz bir tavrla bakarak. "Harika bir fikir," dedi Pol. "Ce'Nedra, sen burada kal. Yardmna ihtiyacm var." Garion, Barak ve Mandorallen birka metre uzaa ekilip srtlarn parlayan duvara dayayarak oturdular. Bu arada pek'le Bay Kurt da maarann dier blmlerini kefe kmlard. Ksran banda duran Durnik ile Hettar' ve atein bandaki Pol Teyze ile Ce'Nedra'y seyrederken, Garion dncelere dald. Onu eken maarayd, bun88 SHRBAZIN TUZAI ALDUR VADiSi 89

dan kukusu yoktu. imdi bile zerinde tuhaf bir etkisi olduunu fark ediyordu. Ksran durumu acil olmasna ramen, onunla ilgilenemi-yordu bir trl. Maaray bulmasnn olup bitenlerin yalnzca ilk ksm olduundan emindi nedense. Yapmas gereken baka bir ey daha vard ve bu dalgnl da ona hazrlkt sanki. "itiraf etmesi ok zor," diyordu Mandorallen ciddi bir edayla. "Fakat vazifemizin acil olmas sebebiyle, bu kusurumu aka ifade etmeliyim. Olur a, bu kusurum byk bir tehlike annda bir korkak gibi dnp kamama ve sizi hayati tehlike iinde brakmama sebep olur." "ok bytyorsun," dedi Barak. "Hayr Lordum. Benim bu vazife iin uygun olup olmadm kararlatrmak iin bu mevzuyu dnmenizi rica ediyorum sizden." Gcrdayarak ayaa kalkt. "Nereye gidiyorsun?" diye sordu Barak. "Bu mevzuyu rahata mnazara etmeniz iin yannzdan ayrlyo-

rum. "Otur yerine Mandorallen," dedi Barak sinirle. "Yzne syleyemeyeceim hibir eyi arkandan sylemem." Atein yaknnda, ba Hettar'n kucanda yatmakta olan ksrak yeniden inledi, "lacn daha hazr deil mi Polgara?" diye sordu Het-tar endieyle. "Daha deil," dedi Pol Teyze. Sonra birtakm kuru yapraklan tp toz haline getirmeye alan Ce'Nedra'ya dnerek, "Biraz daha iyi ez canm," diye talimat verdi. Durnik ksran stnde durmu elleriyle karnn yoklayarak, "Yavruyu evirmemiz gerekebilir," dedi. "Galiba ters geliyor." "la etkisini gsterene kadar bir ey yapma," dedi Pol Teyze. Bir yandan da kaynayan suya toprak bir kavanozdan gri bir toz dkyordu. Ce'Nedra'nn elinden yapraklarn durduu kab alp onlar da suya katarak kartrmaya devam etti. "Kanaatimce," dedi Mandorallen, "sylediklerimin ehemmiyetini anlamyorsunuz Lord Barak." "Ne dediini anladm. Bir kere korkmusun. Dertlenecek bir ey yok. Herkesin bana gelir bu." "Fakat ben bununla yaayamyorum. Korkunun ne zaman geri gelip beni erkek gibi davranmaktan alkoyacan dnerek dehete kaplyorum." Durnik ksraktan ban kaldrarak, "Korkmaktan m korkuyorsun?" diye sordu hayretle. "Nasl bir ey olduunu bilemezsiniz dostum," dedi Mandorallen. "Karnn kaslp ta gibi oluyor," dedi Durnik. "Azn kuruyor, kalbin de sanki biri eline alm da skyormu gibi oluyor, deil mi?" Mandorallen gzlerini krptrd. "O kadar ok bama geldi ki, nasl bir ey olduunu ok iyi biliyorum." "Sizin banza m geldi? Siz ki tandm en cesur insanlardan birisiniz." Durnik eki bir glmsemeyle, "Ben sradan bir insanm Mandorallen," dedi. "Sradan insanlar srekli korku iinde yaarlar. Bunu bilmiyor muydun? Havadan korkarz, gl insanlardan korkarz, geceden korkarz, karanlkta dolaan canavarlardan korkarz, yalanp lmekten korkarz, yaamaktan bile korkanz. Sradan insanlar hayatlarnn her annda korkarlar." "Nasl dayanyorsunuz peki buna?" "Baka seeneimiz var m? Korku hayatn bir parasdr Mandorallen. Bizim de bir tek hayatmz var. Alrsn. Her sabah eski bir elbise gibi stne giye giye, artk fark etmezsin bile. Bazen glmek ie yarar, biraz da olsa." "Glmek mi?" "Korkuya onun varln bildiin, ama gene de yapman gerekeni yapacan gsterir." Durnik ksran karnna masaj yapmakta olan ellerine bakt. "Baz insanlar lanet okurlar, kfrederler ya da nara atarlar. Etkisi ayn oluyor herhalde. Herkes korkuyla mcadele etmek iin kendi yntemini bulmal. ahsen ben glmeyi tercih ederim. Nedense daha uygun gibi geliyor." Durnik'in szleri aklna yattka, Mandorallen'in yz giderek daha dnceli bir hal ald. "Bunu dneceim," dedi sonunda. "Dostum, bu tavsiyeleriniz yznden size hayatmdan daha da fazlasn borlanm olabilirim." Ksrak yeniden inledi; derin, ac dolu bir iniltiydi bu. Durnik dorulup kollarm svamaya balad. "Yavrunun evrilmesi lazm Pol Hanm," dedi kesin bir tavrla. "Hemen yapmazsak anneyi de yavruyu da kaybederiz." "nce unu iireyim," dedi Pol Teyze kaynayan tencereye biraz souk su ekleyip ltarak. "Ban tut," dedi Hettar'a. Hettar ban sallayarak kollarn doum sancsyla kvranan ksran bana dolad.
ALDUR VADiSi 91 90
SHRBAZIN TUZAI

"Garion," dedi Pol Teyze ksran dilerinin arasndan kakla ilacm dkerken, "haydi

Ce'Nedra'yla sen dedenle Ipek'in yanna gidin." "Daha nce hi tay evirmi miydin Durnik?" diye sordu Hettar kaygyla. "Tay evirmedim, ama buza evirdim. Atlar ineklerden ok farkl deildir." Barak ayaa frlad. Yznde yeilimsi bir renk belirmiti. "Ben de Garion ve Prensesle gideyim," diye grledi. "Herhalde size bir faydam dokunmaz." "Ben de sizinle geleyim," dedi Mandorallen. Onun yz de bembeyaz olmutu. "Kanaatimce dostlarmza ebelik edebilmeleri iin yer asak iyi olacak." Pol Teyze iki savaya hafif bir glmsemeyle bakt, ama bir ey sylemedi. Garion ve dierleri telala uzaklatlar. pek'le Bay Kurt dev masann teki tarafnda, parlak duvardaki baka bir akln nnde durmulard. "Hayatmda hi buna benzeyen meyva grmemitim," diyordu ufak tefek adam. "Grm olsan aardm," diye cevap verdi Kurt. "Yeni toplanm gibi taze grnyorlar." Ipek'in eli kendiliinden mey vay a doru uzand. "Ben olsam yapmazdm," diye uyard Kurt. "Tatlarn merak ediyorum." "Meraktan zarar gelmez, ama tatmaktan gelebilir." "Merakta kalmaktan nefret ederim." "Geer." Kurt Garion'la dierlerine dnerek, "At nasl?" diye sordu. "Durnik tay evirmeleri gerektiini sylyor," dedi Barak. "Ayaklarnn altndan ekilsek iyi olur diye dndk." Kurt ban sallad. Sonra ban evirmeden, "ipek!" diye bard. "Pardon," dedi ipek elini ekerken. "Oradan uzaklasana sen. Ban belaya sokacaksn yoksa." ipek omuzlarn silkerek, "Zaten hep yaptm eydir," dedi. "Haydi ipek," dedi Kurt sert bir sesle. "Her dakika sana gz kulak olamam ki." Parmaklarn kolundaki pis ve paralanmaya balam sargnn altna sokarak kand. Sonra, "Yeter artk," dedi. "Garion, u nesneyi kolumdan kar." Kolunu uzatt. Garion geri ekilerek, "Yok canm," dedi. "Ondan izin almadan byle bir ey yaparsam Pol Teyze bana ne der biliyor musun?" "Samalama, ipek, sen yap u ii yleyse." "nce ban belaya sokma diyorsun, sonra da Polgara'y kzdrmam neriyorsun. Tutarszsn Belgarath." "Peki, peki," dedi Ce'Nedra. ihtiyarn kolunu tutarak minik parmaklaryla sargnn dmlerini zmeye balad. "Bunun senin fikrin olduunu unutma ama. Garion bana ban ver." Garion isteksiz bir tavrla hanerini uzatt. Prenses sargy keserek amaya balad. Sonunda destek tahtalar yere dt. "Ne iyi bir ocuksun sen yle," diye glmsedi Bay Kurt rahatlam bir halde kolunu kayarak "Bana bir kyak borlu olduunu unutma," dedi Ce'Nedra. "Halis muhlis Tolnedral," dedi ipek. Bir saat kadar sonra Pol Teyze yznde karanlk bir ifadeyle yanlarna geldi. "Ksrak nasl?" diye sordu Ce'Nedra hemen. "ok zayf, ama iyileecek." "Ya bebek at?" Pol Teyze iini ekti. "ok ge kaldk. Elimizden geleni yaptk, ama bir trl nefes aldramadk." Ce'Nedra yz bembeyaz kesilerek iini ekti. "Vazgemiyorsunuz deil mi?" dedi sularcasna. "Yapabileceimiz bir ey yok canm," dedi Pol Teyze zntyle. "ok uzun srd. Doduunda gc kalmamt." Ce'Nedra inanamayarak ona bakakald. "Bir ey yapn!" dedi sonra. "Siz byc deil misiniz? Bir eyler yapn!" "zgnm Ce'Nedra, ama bu bizim gcmzn tesinde. O engelin tesine geemeyiz."

Kk prensesin gzleri doldu, sonra ac ac alamaya balad. Pol Teyze hkran kk kz kucaklad. Ama Garion harekete gemiti bile. Maarann ondan ne beklediini aka biliyordu artk; hi dnmeden bu arya uydu. Komadan, acele bile etmeden ta masann etrafndan dolanp atein bana gitti. Hettar kucanda kprtsz duran tayla, yere bada kurmu oturuyordu. Ba zntyle ne eilmiti, uzun tek tutam sa da p gibi bacaklar olan hayvancazn yzne dyordu. "Onu bana ver Hettar," dedi Garion.
92 SHRBAZIN TUZAI

"Garion! Yapma!" Pol Teyzenin arkadan gelen sesi korku doluydu. Hettar atmaca yznde keder dolu bir ifadeyle ban kaldrd. "Ver onu bana Hettar," dedi Garion ok alak bir sesle. Hettar azn amadan, ate nda hl slak slak parlayan cansz, kk gvdeyi kaldrarak Garion'a uzatt. Garion diz kerek tay yere uzatt ve ellerini minicik gs kafesine dayayarak "Nefes al!" dedi fsldayarak. "Denedik Garion," dedi Hettar. "Her eyi denedik." Garion iradesini toplamaya balad. "Yapma Garion," dedi Pol Teyze sert bir sesle. "Mmkn deil bu; kendine zarar vereceksin." Garion onu dinlemiyordu. Maara o kadar yksek sesle konuuyordu ki, baka bir eyi duymas kabil deildi. Btn dncesini tayn slak, cansz gvdesi zerinde younlatrd. Sonra sa elini uzatp avucunu l hayvann lekesiz kestane rengi omuzuna dedirdi. nnde bo bir duvar vard sanki - siyah ve dnyadaki her eyden daha yksek, almaz ve akl almayacak kadar sessiz. Dener gibi duvar itti, ama duvar kprdamad. Derin bir nefes alarak kendini tamamen mcadeleye verdi. "Yaa," dedi. "Garion, dur." "Yaa," dedi Garion yeniden, siyahla kar abasn derinletirerek. Bay Kurt'un, "Artk ok ge Pol," dediini duydu bir yerlerde. "Artk geri dn yok." "Yaa," diye tekrarlad Garion; iinden ykselen dalga o kadar bykt ki, btn gcn tketti. Parlak duvarlar titreti, sonra sanki dan ilerinde bir ana vurulmu gibi nlamaya balad. Ses titredi, tnlayp ykselerek kubbeli maarann iini doldurdu. Duvarlardaki k anszn parlaklat, maarann ii gndz gibi aydnland. Garion'un elinin altndaki minik gvde titredi, tay derin bir nefes ald rpererek. p gibi bacaklar kprdamaya balaynca, Garion dierlerinin huu iinde ilerini ektiini duydu. Tay bir kez daha nefes ald ve gzleri ald. "Mucize," dedi Mandorallen bouk bir sesle. "Belki daha da byk bir ey," dedi Bay Kurt gzlerini Garion'un
93
ALDUR VADiSi

yznden ayrmadan. Ba boynunun ucunda dik duramayan tay debelendi. Bacaklarn altnda toplayp abalayarak ayaa kalkt, sonra igdsel olarak, tkezleyerek annesine doru gitti. Garion ona dokunmadan nce lekesiz, koyu kahverengiydi tay; imdi ise omuzunda parlak beyaz bir leke vard, tam Garion'un avucundaki leke kadar. Garion zorla ayaa kalkt ve dierlerinin yanndan geip sendeleyerek uzaklat. Duvardaki pnara giderek yzne ve boynuna buz gibi suyu arpt. Sonra pnarn yanna diz kerek uzun bir sre nefesinin normale dnmesini bekledi. Derken dirseinde utanga, hafif bir dokunu hissetti. Bitkin bir halde ban kaldrnca, artk yere salam basan tayn yannda durmu, slak gzlerinde byk bir hayranlkla kendisine

bakmakta olduunu grd.

r
ALDUR VADiSi 95

DOKUZUNCU BLM

RTES SABAH frtna dindi, ama ksran iyilemesi ve tayn gcn toplamas iin bir gn daha maarada kaldlar. Garion kk tayn ilgisinden biraz huzursuz olmutu. Maarada nereye giderse gitsin, o yumuack gzleri stnde hissediyordu; tay da durmadan yanna koup burnunu srtyordu. Dier atlar da onu sessiz bir sayg ile gzlyorlard. Mahcubiyet verici bir durumdu ksacas. Yola kacaklan gn, orada kalm olduklarn gsterecek btn izleri dikkatle temizlediler. Bunu ne kimse nerdi, ne de bir tartma oldu, hepsi birden hibir ey sylemeden, kendiliklerinden giritiler ie. Tam karlarken Durnik kapdan pnl prl kubbeye bakarak, "Ate hl yanyor," diye sylendi." "Biz knca kendiliinden sner," dedi Kurt. "Zaten ne yaparsan yap sndremezdin herhalde." Durnik ban sallayarak, "Haklsn galiba," dedi. "Kapy kapa Garion," dedi Pol Teyze atlan maarann nndeki balkon gibi kntya getirdiklerinde. Garion biraz utanarak dev demir kapnn kenanndan tutup ekti. Az nce Barak btn gcyle ekmesine ramen kapy kprdatama-mt, ama Garion dokunduu anda hareket etmeye balad. Hafif bir iti kapnn yavaa kapanmaya balamasna yetti, iki kanat, mthi, yanklanan bir gmbrtyle birleti; kavuma noktasnda yalnzca incecik, zor grlen bir izgi kald. Bay Kurt elini delik deik olmu demire dayad; gzleri uzaklara dald. Sonra iini ekerek dnd ve baa geerek iki gn nce getikleri kntdan geriye doru yola koyuldu. Kaya dnemecini dner dnmez atlarna binip devrik kayalar ve erimeye balam buz ktleleri arasndan, geidin birka mil aasn-daki ilk

allklara ve bodur aalara doru ilerlediler. Rzgr hl sertti, ama gkyz maviydi ve ok yakn grnen birka dank buluttan baka bir ey yoktu yukarda. Garion atn Bay Kurt'un yanna srd. Maarada olup bitenler kafasn kartrmt; dncelerine bir eki dzen vermesi gerekiyordu. "Dede," dedi. "Ne var Garion?" dedi ihtiyar dalgnlndan syrlarak. "Pol Teyze niye beni durdurmaya alt? Tayla ilgilenirken yani?" "nk tehlikeli bir ey yapyordun," dedi ihtiyar. "ok tehlikeli." "Neden tehlikeli?" "mknsz bir ey yapmaya alrken fazla g harcarsn; eer srar edersen lmcl olabilir." "lmcl m?" Kurt ban sallad. "Kendini tketirsin ve sonunda kendi kalbinin arpmasn salayacak kadar bile gcn kalmayabilir." "Bunu bilmiyordum," dedi Garion mthi bir aknlk ve korkuyla. Alak bir daln altndan gemekte olan Kurt eildi. "Belli oluyordu." "Sen hibir ey imknsz deildir demez misin hep?" "Mantk snrlan dahilinde Garion, mantk snrlan dahilinde." Birka dakika, atlannn nallannn yosun kapl orman zemininde kard sesleri dinleyerek, sessizce yollarna devam ettiler." "Bu mesele hakknda bir eyler renmem gerekiyor belki," dedi Garion sonunda. "Fena fikir deil. Ne renmek istiyorsun?" "Her eyi galiba." Bay Kurt glerek, "Bu ok uzun bir zaman alabilir korkanm," dedi. Garion hayal krklna uramt. "O kadar karmak m?" "Hayr. Aslnda ok basit, ama basit eyleri aklamak daima daha zordur." "Bu bana mantkl gelmedi," dedi Garion biraz fkeyle. "Ya?" dedi Kurt neeyle ona bakarak. "Basit bir soru soraym sana o zaman, iki iki daha ne eder?" "Drt," dedi Garion hemen. "Neden?"
ALDUR VADiSi 97

96
StHlRBAZIN TUZAI

Garion bir an iin bocalad. "nk yledir de ondan," dedi sonra gvensiz bir sesle. "Ama neden?" "Nedeni yok. yledir ite." "Her eyin bir nedeni vardr Garion." "Pekl, iki iki daha niye drt eder?" "Bilmiyorum," dedi Kurt. "Belki sen bilirsin diye dnmtm." Mavi gkyznn nnde bembeyaz duran yamr yumru l bir aacn yanndan getiler. "Byle bir yere varabilecek miyiz?" dedi Garion. Kafas daha da karmt. "Aslnda baya mesafe katettik," dedi Kurt. "Bilmek istediin tam olarak nedir?" Garion becebildii kadar ak szl davranarak, "Byclk nedir?" diye sordu. "Daha nce sylemitim ya. irade ve Sz." "Bunun pek bir anlam yok ama." "Peki, bir de yle dn. Byclk ellerin yerine zihninle bir ey yapmaktr. ou insan bunu yapmaz, nk el ile yapmann daha kolay olduunu zanneder." Garion kalarn atarak, "Pek zor grnmyor," dedi. "nk sen u ana kadar yaptklarn igdsel olarak yaptn. Oturup nasl yapacan dnmedin, sadece yaptn." "Bylesi daha kolay deil mi? Neden iinden geldii gibi yapma-yasn da dnesin?" "nk doalama byclk nc snf byler yapabilir; ta-mamiyle

kontrolszdr. Zihninin gcn serbest brakrsan her ey olabilir. Bir ahlak yoktur, yi ve kt byden gelmez, senden gelir." "Yani Aarak' yaktmda, sorumlu by deil de ben miydim?" Garion bu fikirden huzursuz olmutu. Bay Kurt ciddi bir tavrla ban sallad. "Ama o taya da can verenin sen olduunu unutmasan iyi olur. Bunlar birbirini dengeliyor." Garion ban evirip, bir kpek yavrusu gibi hoplayp zplayarak kendisini izlemekte olan taya bakt. "Yani diyorsun ki, iyi de olabilir, ktde." "Hayr," dedi Kurt. "Kendi bana bynn iyi veya ktyle bir ilgisi yoktur. Onu nasl kullanacana karar vermene de bir katks olmaz, istediini yapabilirsin - yani hemen hemen her eyi. Dalarn tepelerini devirip, aalan tersine evirebilirsin, ya da cann isterse bulutlar yeil yapabilirsin. Karar vermen gereken, bir eyi yapp yapamayacan deil: nemli olan u: yapmal msn?" '"Hemen hemen her eyi' dedin," dedi Garion. "Ona geliyordum, " dedi Kurt alaktan geen bir buluta bakarak. Pas rengi bir tunik giymi, gri kukuletal, gkyzne bakan sradan bir adamdan hibir fark yoktu. "Kesinlikle yasaklanm olan tek bir ey vardr. Hibir eyi asla yok edemezsin." Garion bunu pek anlayamamt. "Aarak' yok ettim ama, deil mi?" "Hayr. Sen onu ldrdn. Bu ikisi farkl eyler. Sen onu atee verdin, o da yanarak ld. Bir eyi yok etmek, onun yaradln geri evirmeye almaktr. Yasak olan bu." "Peki eer bunu denersem ne olur?" "Gcn sana geri dner ve annda yok olursun." Garion gzlerini krptrp, Aarak'la karlamasnda bu yasak snra ne kadar yaklam olduunu hatrlayarak buz gibi oldu. "Aradaki fark nasl anlayabilirim?" diye sordu alak bir sesle. "Yani birini sadece ldrmek istediimi, yok etmek istemediimi nasl belli edeceim?" "Deney yapmak iin iyi bir alan deil bu," dedi Kurt. "Birini ille de ldrmek istiyorsan kl kullan. Umarm sk sk byle bir ey yapmak zorunda kalmazsn." Yosunlu kayalardan akan kk bir dere banda durup atlarn su-ladlar. "Bak Garion," dedi Kurt. "Evrenin nihai amac yaratmaktr. Onun arkasndan dolap yaratmak iin o kadar urat eyleri yok etmene izin vermez her eyden nce. Birini ldrdnde btn yaptn onu biraz deitirmektir sadece. Canl halden l hale deitirirsin. Hl oradadr. Onu yok etmek iin iradeni kullanp btn varoluunu ortadan kaldrmalsn. O yzden "kaybol", "yok ol" gibi eyler sylemek zere olduunda, kendini yok etmenin snrna gelmi olacan unutma. Bu yzden duygularmz daima kontrol altnda tutmamz gerek." "Bunu bilmiyordum," dedi Garion. "rendin artk. Bir akl tan bile yok etmeye alma." "akl tan bile mi?" "Evren akl ta ile insan arasnda fark gzetmez." ihtiyar adam Garion'a biraz ters bir tavrla bakt. "Teyzen aylardr sana kendini

r
98

99
SHRBAZIN TUZAI ALDUR VADS

kontrol altnda tutmann gerekliliini anlatmaya alyordu; sense ona durmadan kar koydun." Garion ban nne eerek, "Ne yapmaya altn anlamamtm," dedi zr

dilercesine. . "nk onu dinlemiyordun. Dinlememek senin en byk kusurun Garion." Garion kzard. "Sen ilk kez byle eyler yapabildiini kefettiinde ne olmutu?" dedi sonra laf deitirme gayretiyle. Kurt omuzlarn silkti. "Byk bir ta yerinden oynatmaya alyordum. Kollarm ve srtm yeterince gl deildi, ama zihnim glyd. Sonra da bu gle birlikte yaamay renmekten baka arem kalmad; nk bir kere ortaya ktktan sonra, artk ortadan kaldrlamaz. O noktada hayatn deiir ve kendini kontrol etmeyi renmek zorunda kalrsn." "ler hep buraya varyor galiba." "Daima," dedi Kurt. "Aslnda grnd kadarda g deil. Man-dorallen'e bak." Durnik'in yannda at srmekte olan valyeyi iaret etti. "Mandorallen ok iyi bir dost; drst, iten, son derece soylu. Ama drst olalm; hayat boyunca zihni zgn bir fikir tarafndan bir kere bile rahatsz edilmemi - bugne kadar. imdi korkuyla baa kmaya alyor ve bu aba da onu dnmeye zorluyor; belki de hayatnda ilk kez. Ac ekiyor ama gene de yapyor bunu. Eer Mandorallen o snrl aklyla korkuyu kontrol etmeyi renebiliyorsa, sen l de dier duygularn kontrol etmeyi renebilirsin. Ondan ok daha akll olduunu biliyoruz." nden gitmekte olan ipek yanlarna gelerek, "Belgarath," dedi, | "bir mil kadar ileride grmeni istediim bir ey var." "Tamam," dedi Kurt. "Sylediklerimi dn Garion. Daha sonra | gene konuuruz." Sonra pek'le birlikte atlarn drtnala kaldrp aalarn arasnda kayboldular. Garion ihtiyarn kendisine sylediklerini dnmeye balad. Onu en ok rahatsz eden, hi istemedii bu yetenein srtna ykledii ezici sorumluluktu. Tay hep yannda gidiyordu. Bazen aalarn arasna kouyor, sonra drtnala, kk toynaklar slak zeminde sular saarak tekrar geri dnyordu, kide bir de durup gzleri sevgi ve gvenle dolu, Garion'u seyrediyordu. "Yapma unu," dedi Garion taya. Hayvancaz tekrar uzaklat. Prenses Ce'Nedra Garion'un yanna gelmiti. "Belgarath'la ne konuuyordunuz?" diye sordu. Garion omuzlarn silkerek, "Bir sr ey," dedi. Prensesin yz ifadesi derhal hafife gerildi. Tantklarndan bu yana geen aylar boyunca Garion bu tr tehlike iaretlerini okumay renmiti, iinden bir ses, prensesin kavga karmak iin yanp tututuunu sylyordu. Kendini bile artan bir igryle, bu szsz fkenin kaynan anlad. Maarada olup bitenler Ce'Nedra'y ok sarsmt ve o sarslmay sevmiyordu. Daha da kts, prenses tay tavlamak ve sahiplenmek iin giriimlerde bulunmu, ama tay onu tamamen grmezden gelmiti. Hayvancazn tm ilgisi Garion'ayd; o kadar ki ackt anlar dnda annesini bile ihmal ediyordu. Ce'Nedra sarslmaktan holanmad gibi, grmezden gelinmekten de nefret ederdi. Garion ac ac kavgay engelleme ansnn ne kadar az olduunu dnd. "zel konumanza burnumu sokmak istemem tabii," dedi prenses burnu havada. "zel deildi. Byden ve olabilecek kazalar nasl engelleyebileceimizden bahsediyorduk. Baka hatalar yapmak istemiyorum." Ce'Nedra bu szleri kafasnda evirip evirdi, ama kzacak bir ey bulamad. Bu yumuak cevap onu daha da huzursuz etmiti. "Byye inanmyorum," dedi sonunda. Son zamanlarda olanlarn nda bunun sama sapan bir ifade olduu ortadayd; laf azndan kar kmaz bunu fark eden Ce'Nedra'nn yz daha da gerildi. Garion iini ekerek, "Pekl," dedi. "Kavga etmek istediin zel bir konu var m, yoksa hemen ciyaklamaya balayp konuyu sonradan m uydurmak istiyorsun?" "Ciyaklamak m?" Ce'Nedra'nn sesi birka oktav birden tizleti. "Ciyaklamakha!" "Ulumak diyelim istersen," dedi Garion elinden geldiince fke-lendirmeye alarak. Kavga kanlmaz olduuna gre, Ce'Nedra'nn kendi grltsnden onu duyamaz hale gelmesinden nce birka laf sokuturmak istiyordu. "ULUMAKHA!" diye uludu Ce'Nedra.

Kavga Barak'la Pol Teyze gelip onlar ayrana kadar, on be dakika srd. Pek tatminkr bir kavga deildi aslnda. Garion kk kza pek de iinden gelmeden hakaret ediyordu; Ce'Nedra ise o kadar f100
SHRBAZIN TUZAI

101
ALDUR VADiSi

keliydi ki, laflarnda hibir incelik kalmamt. Sona doru kavga, "mark velet" ve "salak kyl" szlerinin skc bir biimde evredeki dalardan yanklanmasna dnmt. Bay Kurt'la pek geri dndler. "Neydi o lklar?" diye sordu Kurt. "ocuklar oyun oynuyorlard," dedi Pol Teyze Garion'a dik dik bakarak. tpek, "Hettar nerede?" diye sordu. "Arkamzda," dedi Barak. Ama yk atlarna doru dndnde uzun boylu Algan gremedi. Kalarn atarak, "imdi buradayd," dedi. "Belki de atn dinlendirmek iin birka dakikalna durmutur." "Kimseye bir ey sylemeden mi?" dedi pek. "Onun yapaca i deil. Ayrca yk atlarn da hi kendi balarna brakmazd." "Bir sebebi vardr mutlaka," dedi Durnik. "Dnp arayaym," dedi Barak. "Hayr," dedi Bay Kurt. "Biraz bekleyelim. Dalarn orasna burasna dalmann lemi yok. Eer dnlecekse, beraber dneriz." Beklediler. Rzgr evredeki amlarn dallarn sallayarak ackl, i eker gibi bir ses karyordu. Pol Teyze sonunda derin bir nefes vererek "Geliyor," dedi. Sesinde ok sert bir tn vard. "Eleniyor-mu meerse." Yolun gerilerinde siyah deri elbiseleri iinde Hettar belirdi. Tek tutam sa rzgrda dalgalanarak, rahat bir trsla ilerliyordu. Elinde iki bo, ama eyerli atn dizginlerini tutuyordu. Yaklatnda kendi kendine slk almakta olduunu duydular. "Neler yapyordun?" diye sordu Barak. "Peimizde iki Murgo vard," dedi Hettar, sanki bu her eyi akl-yormu gibi. "Beni de arabilirdin," dedi Barak krlm bir tavrla. Hettar omuzlarn silkerek, "Yalnzca iki taneydiler," dedi. "Ayrca altlarnda Algar atlar vard, ben de stme alndm bu durumu." "Zaten Murgolor konusunda daima stne alnacak bir sebep bulursun," dedi Pol Teyze. " Yaa, hep yle oluyor, deil mi?" "Bize haber vermek hi aklna gelmedi mi?" "Sadece iki taneydiler," dedi Hettar yeniden. "Fazla uzun srmeyecekti ki." Pol Teyze gzlerinde tehlikeli bir prltyla azn amaya hazrland. "Bo ver Pol," dedi Bay Kurt. "Ama..." "Ne de olsa onu deitiremezsin; ne diye kendini yoruyorsun ki? Ayrca peimize taklanlarn hevesini krmak da fena olmaz." Pol Teyzenin tehditkr baklarna aldrmayan Hettar'a dnd. "Bu Mur-golarBrill'in yanndakilerden miydi?" Hettar ban sallayarak, "Hayr," dedi. "Brill'inkiler gneyliydi ve Murgo atlarna biniyorlard. Bunlar kuzey Murgolanndand." "Gzle grnr bir farklar var mdr?" dedi Mandorallen merakla. "Zrhlan biraz farkl oluyor; gneyliler biraz dah'a yass suratl ve ksa boyludurlar." "Algar atlarn nereden bulmular?" diye sordu Garion. "Srlere baskn yapyorlar," dedi Hettar ask suratla. "Algar atlar Cthol Murgos'ta ok para eder; bu yzden de baz Murgolar Algar-ya'ya at almaya gelir. Elimizden geldiince heveslerini krmaya alyoruz." "Bu atlar iyi halde deil," dedi Durnik, Hettar'n getirdii atlara bakarak. "Hem ok yorulmular hem de stlerinde kam izleri var." Hettar karanlk bir suratla ban sallad. "Murgolardan nefret etmek iin bir neden

daha." "Gmdn m onlar?" diye sordu Barak. "Hayr, pelerinden gelen baka Murgo varsa bulsun diye ortada braktm. Takip etmek isteyenlere bir ders olur." "Bakalarnn da izlerini buldum," dedi pek. "ileride bir dzine kadarMurgonun nal izi var." "amamak gerek," dedi Bay Kurt sakaln kayarak. "Ctuchik btn Grolimlerini salm; Taur Urgas da blgeye devriyeler koymutur. Bizi durdurmak isteyeceklerdir. Bence mmkn olduunca hzla Vadiye gitmeliyiz. Bir kere Vadiye varrsak bizi rahatsz edemezler. "Bizi Vadiye kadar izleyemezler mi?" diye sordu Durnik gergin bir halde etrafna baknarak. "Hayr, Murgolar Vadiye giremez, her ne sebeple olursa olsun. Orada Aldur'un Ruhu var; Murgolar da ondan lesiye korkar." "Vadiye ka gnlk yolumuz kald?" diye sordu pek. "Hzl gidersek drt ya da be," dedi Kurt. "Yola koyulalm yleyse."

r
ALDUR VADiSi

103

ONUNCU BLM

ALARIN YKSEKLERNDE ka evirmekte olan hava, tepelerden indike yumuayarak sonbahara dnd. Mara-gor'un stndeki ormanlar ladin ve kayn aalaryla doluydu; aalarn altnda ise sk allklar vard. te tarafa geince ise allklar iyice azalyor, en ok grlen aa ise am haline geliyordu. Hava daha kuru gibiydi, tepeler de uzun, sar otlarla kaplyd. Seyrek allklarn krmz yapraklarla kapl olduu bir alandan getiler; biraz daha aalara indiklerinde bitki rts nce sarya sonra tekrar yeile dnd. Bu mevsim deiimi Garion'a ok tuhaf gelmiti. Doadaki dzen anlayn altst ediyordu bu. Aldur Vadisi'nin hemen stndeki yamalara vardklarnda altn rengi, hafife

tozlu bir yaz sonu olmutu gene. Blgede dolaan Murgo devriyelerinin izlerine sk sk rastlasalar da, hibiriyle karlamadlar. Tanmsz bir snn getikleri andan itibaren ise Murgo atlarnn izleri grlmez oldu. Dz, yuvarlak talardan alayarak ve grldeyerek akan bir dere boyunca ilerlediler. Dere, Algar yaylas boyunca akp, sekiz yz fersah kuzey batlarnda erek krfezine dklen Aldur Nehri'ni oluturan kollardan biriydi Aldur Vadisi, ktann belkemiini oluturan iki sradan kesitii yerdeydi tam. Yemyeildi; uzun imenler ve yer yer, tek bana duran dev aalarla kaplyd. Etrafta adeta sr kadar evcil grnl geyikler ve vahi atlar otluyordu. Tarlakulan havada dnp duruyorlar, ortal arklaryla dolduruyorlard. Vadiye girerlerken Garion kularn Pol Teyze nereye giderse orada kmelendiklerini fark etti. Baz cesur kular omuzlarna bile konuyor, arklaryla ona hayranlklarn belirtip, hogeldin diyorlard. "Bunu unutmutum," dedi Bay Kurt Garion'a. "Birka gn boyunca onunla konumak zor olacak." "Yaa?" "Vadideki her ku urayp bir hogeldin der imdi ona. Ne zaman buraya gelse yle olur. Kular Polgara'y grnce deliye dnyorlar." Karmamank ku seslerinin arasnda akyan seslerin bir fslt gibi, "Polgara. Polgara. Polgara," dediklerini duyar gibi oldu Garion. "Hayal mi gryorum, yoksa gerekten konuuyorlar m?" diye sordu. "Daha nce fark etmemi olmana atm," dedi Kurt. "On fersahtr yanndan getiimiz her ku, onun adn sylyordu." "Bana bak Polgara, bana bak," diyordu sanki bann etrafnda ykselip ykselip dala geen bir krlang. Polgara ona glmseyin-ce abalarn artrd. "Daha nce konutuklarn hi duymamtm," dedi Garion hayretler iinde. "Onunla hep konuurlar," dedi Kurt. "Bazen saatlerce susmazlar. Pol'n zaman zaman ok dalgn grnmesinin sebebi de budur. Kular dinliyordur. Teyzen konumalarla dolu bir dnyada yayor." "Bilmiyordum bunu." "ou kii bilmez zaten." Tepelerden inerken uysal uysal Garion'un yanndan yrmekte olan tay, Vadinin sk otlarnn arasna girince keyiften deliye dnd. Mthi bir hzla ayrlarda komaya, ince bacaklaryla zplayarak otlarn arasnda yuvarlanmaya balad. Geni kavisler izerek imen kapl alak tepeleri drtnala katediyor, kasten otlayan geyik srlerinin arasna dalp onlar il yavrusu gibi datyor, sonra da pelerinden kouyordu. "Buraya gel!" diye haykrd Garion. "Seni duymaz imdi," dedi Hettar kk atn numaralarn glmseyerek izlerken. "En azndan duymuyormu gibi yapar. ok eleniyor." "Hemen buraya gel!" Garion bu emri zihniyle taya gnderdi, ama tonu istediinden biraz daha sert olmutu. Tayn n ayaklar kasld ve kayarak durdu. Sonra dnp itaatkr bir ekilde, gzlerinde zr dileyen bir ifadeyle Garion'un yanna geldi. "Kt at seni!" diye azarlad onu Garion. Tay boynunu bkt. "Azarlama," dedi Kurt. "Sen de bir zamanlar gen olmutun." Garion annda azndan kan sze piman olarak uzand ve minik
104 105
ALDUR VADiSi StHlRBAZIN TUZAI

hayvann omuzunu okad. "Tamam, tamam," dedi zr diler gibi. Tay ona kran dolu gzlerle bakarak tekrar otlarn arasnda komaya balad; ama bu defa pek uzaklamyordu. Prenses Ce'Nedra Garion'u izliyordu. Her nedense ne zaman ondan yana baksa kendisini izlediini gryordu Garion. Dalgn gzlerle, bakr rengi salarndan bir tutam

azna gtrm ineyerek kendisine bakarken buluyordu. Sanki gzleri hi stnden ayrlmyormu gibi geliyordu Garion'a. Tam anlayamad bir nedenle bu onu son derece geriyordu. "O tay benim olsayd ona bu kadar zalimce davranmazdm," dedi Ce'Nedra inedii sa azndan kararak. Garion buna cevap vermemeyi tercih etti. Vadiden aa doru inerken, birbirinden epeyce ayrk duran, son derece eski grnml ykk kulenin yanndan getiler. Zamanla ve havann etkisiyle byk lde anm olsalar da, her birinin yirmi metre ykseklikte olduu anlalyordu. Sonuncusu ok scak bir atete yanm gibi kapkara olmutu. "Burada sava m oldu dede?" diye sordu Garion. "Hayr," dedi Kurt hznle. "Bu kuleler kardalerime aitti. u Bel-sambar'nd, onun yaknndaki de Belmakor'un. ok uzun bir sre nce ldler." "Byclerin hi lmediini sanyordum." "Yaamaktan bktlar - belki de umutsuzlua kaplmlardr. Kendilerini yok ettiler." "intihar m ettiler?" "Bir anlamda evet. Ama bundan daha eksiksiz bir yokolutu onlarnki." ihtiyar ayrllara girmek istemedii iin, Garion da fazla stne varmad. "Ya o yanm olan kule?" diye sordu sonra. "O kimindi?" "Belzedar'm." "BelzedarTorak'n safna getiinde siz mi yaktnz onu?" "Hayr. Kendi yakt. Herhalde bize artk kardeliin bir yesi olmadn gstermek istiyordu. Belzedar dramatik hareketleri hep severdi zaten." "Senin kulen nerede peki?" "Vadinin daha iinde." "Bana gsterir misin?" "istersen tabii." "Pol Teyzenin de kendi kulesi var m?" "Hayr. Byrken benim kulemde yayordu. Sonra da Vadiden ayrlp dnya ilerine kart. Ona hibir zaman bir kule yapamadk." Akama kadar at srdler, sonra muazzam genilikteki bir ayrn ortasnda tek bana duran bir aacn altnda konakladlar. Aacn dallar neredeyse birka dnmlk bir alan kaplyordu. Ce'Nedra hemen atndan atlayp kzl salar rzgrda uuarak aaca kotu. "ok gzel!" diye haykrd ellerini saygyla aacn gvdesine dedirerek. Bay Kurt ban sallayarak, "Orman Perileri byledir," dedi. "Bir aa grr grmez lgna dnerler." Durnik kalann atarak, "Ne cins olduunu karamadm," dedi. "Mee deil." "Belki gneye zg bir trdr," dedi Barak. "Ben de bylesini hi grmemitim." "ok yal," dedi Ce'Nedra yanan aacn gvdesine dayayarak. "stelik bir tuhaf konuuyor. Ama beni sevdi." "Peki ama cinsi ne?" dedi Durnik. Aa her eyi kategorize etme huyuna meydan okuduu iin hl kalar atkt. "Dnyada trnn tek rneidir o," dedi Bay Kurt. "Hibir zaman isim vermedik ona. Bizim iin hep aat. Bazen burada toplanrdk." "Ne meyvesi, ne yemii ne de tohumu var," dedi Durnik, drt bir yana yaylm dallarna altndaki zemini inceleyerek. "yle eylere ihtiyac yok," dedi Kurt. "Dedim ya, trnn tek rnei. Hep buradayd, hep burada kalacak. oalmak gibi bir arzusu yok." Durnik kayglanmt: "Hi tohumsuz aa duymamtm." "Bu zel bir aa Durnik," dedi Pol Teyze. "Dnya yaratld gn filizlenmi. Dnya varolduka da burada duracak. oalmaktan baka bir amac var." "Ne o ama?" "Bilmiyoruz," dedi Kurt. "Tek bildiimiz dnyadaki en yal canl olduu. Belki de amac budur. Belki yaamn srekliliini gstermektir amac."

Ce'Nedra ayakkablarn karm, keyifli, sevgi dolu sesler kararak kaln dallara trmanmaya balamt. "Acaba Orman Perilerinin sincaplarla bir akrabal var mdr?" dedi ipek. Kurt glmsedi. "Eer bize ihtiyacnz yoksa, Garion'la benim biraz iimiz var."
106 107
ALDUR VADiSi SHRBAZIN TUZAI

Pol Teyze soru sorarcasna bakt ihtiyara. "Eitim vakti Pol," dedi Kurt. "idare ederiz baba," dedi Pol. "Akam yemeine dner misiniz?" "Bize yemek ayrn. Haydi bakalm Garion." Tm Vadiyi stp gzelletiren altn rengi akam nda, yeil ayrlardan geerek sessizce atlarn srdler. Bay Kurt'un ruh halindeki tuhaf deiiklik Garion'u artmt. Daha nce ihtiyarda hep kendiliinden, hesapsz bir hal vard. Sanki hayatn, yaadka kuruyor, zorda kald zamanlar da ansa, zeksna ve gcne gveniyordu. Burada, Vadide ise huzurlu gibiydi, d dnyadaki olaylardan etkilenmiyordu. Aatan iki mil kadar ieride baka bir kule vard. Kaba talardan yaplm, tknaz ve yuvarlak bir kuleydi bu. Tepesine yakn bir yerde drt rzgra bakan drt kemerli penceresi vard, ama kaps yoktu. "Kulemi grmek istemitin," dedi Kurt atndan inerken, "te." "Dierleri gibi ykk deil bu." "Arada bir elden geiriyorum. Yukan kalm m?" Garion atndan inerken, "Kaps nerede?" diye sordu. "Tam urada," dedi Kurt kavisli duvardaki iri bir kayay gstererek. Garion kukuyla taa bakt. Bay Kurt tan nne giderek, "Benim," dedi. "Al." Garion'un ihtiyarn szyle birlikte hissettii uultu ok sradand, her gn yapla yapla allm, gndelik bir ey. Kaya itaatkr bir ekilde dnerek, dar, eri br bir kap azn ortaya kard. Kurt Ga-rion'a kendisini izlemesini iaret ederek kapnn ardndaki lo odaya girdi. Garion kulenin iinin sand gibi bo olmadn, ortasnda yalnzca helezon eklinde bir merdiven bulunan yekpare bir kaide olduunu fark etti. "Gel bakalm," dedi Kurt ypranm ta basamaklar trmanmaya balayarak. Yar yolda basamaklardan birini gstererek, "Buna dikkat et," dedi. "Gevektir." "Niye tamir etmiyorsun?" dedi Garion gevek basama atlayarak. "Hep niyet ediyorum da bir trl frsat bulamyorum. ok uzun sredir byle gevek. O kadar altm ki, eve dndmde aklma bile gelmiyor tamir etmek." Kulenin tepesindeki oda ok byk ve ok dankt. Her ey kaln bir toz tabakasnn altndayd. Odann sana soluna dalm masalar, parmen paralan ve rulolaryla, tuhaf grnl modeller ve aletlerle, kaya ve cam paralaryla doluydu; iki tane de ku kafesi vard. Masann birinde tuhaf bir ubuk vard; o kadar tuhaf bir biimde kvrlp bklm ve dmlenmiti ki, Garion gzyle kvrmlarn izleyemiyordu. "Nedir bu dede?" diye sordu. "Polgara'nn oyunca," dedi ihtiyar dalgn dalgn tozlu odaya bakarken. "Ne ie yaryor?" "Bebekken Polgara'nn sesini kesmeye yaryordu. O ubuun tek bir ucu vardr. teki ucunu bulmak iin tam be yln harcad." Garion gzlerini byleyici tahta parasndan zorlukla ayrarak, "ok zalimce bir ey yapmsn ocua," dedi. "Bir ey yapmak zorundaydm," dedi Kurt. "ocukken kulak trmalayan bir sesi vard. Beldaran sessiz, mutlu bir kk kzd, ama teyzen bir trl tatmin olmak bilmezdi." "Beldaran kim?"

"Teyzenin ikiz kardei." htiyar sessizleti ve gzleri hznle pencereden grnen manzaraya dald. Sonra iini ekerek yuvarlak odaya dnd. "Buray biraz temizlemem gerek galiba," dedi toza ve dankla bakarak. "Ben de yardm edeyim," dedi Garion. "Aman dikkat et de bir ey krma," dedi ihtiyar. "Bunlarn bazlarn yapmak yzyllar ald. Masalarn zerindeki vr zvn eline alp sonra tekrar ayn yere koyarak odada dolamaya balad; bazlarn stndeki tozu flyordu sadece. Byle bir yere varamayaca belliydi. Sonunda durdu ve alak, kaba bir sandalyeyi seyretmeye balad; sandalyenin arkal sanki uzun sre gl penelerle kavranm gibi izikler iindeydi. Yeniden iini ekti. "Neyin var?" dedi Garion. "Poledra'nn sandalyesi," dedi Kurt. "Karmn. Buraya tner beni seyrederdi, bazen yllar boyu." "Tner miydi?" "Bayku suretini ok severdi de." "Yaa." Garion nedense ihtiyar adamn evlenmi olabileceini hi dnmemiti; tabii Pol Teyzeyle ikiz kardei onun kz olduuna gre bir zaman evlenmi olmas gerekiyordu aslnda. Bu bilinmeyen ein
ALDUR VADiSi

109
SHRBAZIN TUZAI
108

bayku suretini sevmesi, Pol Teyzenin de ayn sureti tercih etmesini aklyordu bir bakma. Poledra ve Beldaran adl bu iki kadnn kendi gemiiyle yakndan ilintili olduunu anlyordu, ama gene de iinde onlara kar manasz bir fke vard. Teyzesiyle dedesinin hayatlarnda kendisinin asla bilemeyecei bir zaman paylamlard onlar. ihtiyar bir parmeni yana itip, altndan bir ucunda mercek olan tuhaf bir alet kard. "Kayboldun sanmtm," dedi alete sevgiyle. "O kadar zamandr bu parmenin altnda saklanyormusun demek ki." "Nedir o?" dedi Garion. "Dalarn nedenini aratrdm sralarda yaptm bir alet." "Dalarn nedeni mi?" "Her eyin bir nedeni vardr," dedi Kurt aleti havaya kaldrarak. "Bak, yle alyor..." Lafn yarda keserek aleti masaya brakt. "Aklamas ok zor. Zaten ben de tam olarak hatrlamyorum. Belze-dar Vadiye geldiinden beridir elimi srmemitim. O vakitler btn almalarm yanda kesip onu eitmek zorunda kalmtm. Etrafndaki,toza ve dankla bakt. "Bouna urayorum. Ne de olsa her ey yeniden tozlanacak." "Belzedar geldiinde yalnz miydin?" "Ustam buradayd. Bak, uradaki onun kulesi." Bay Kurt kuzeydeki pencereden, bir mil kadar uzaktaki uzun ince bir kuleyi gsterdi. "Gerekten burada myd?" diye sordu Garion. "Ruhu deil de kendisi yani?" "Evet. Gerekten buradayd. Tanrlar dnyay terk etmeden nceydi." "Sen hep burada m yayordun?" "Hayr. En bata hrsz gibi gelmitim, alacak bir eyler aryordum... Yok, bu tam doru olmad. Geldiimde senin yandaydm ve lmek zereydim." "lmek zere mi?" Garion armt. "Donuyordum. Bir yl nce, annem ldkten sonra, doduum ky terk etmitim.

lk k Tanrszlarn kampnda geirmitim. O sralarda ok ihtiyardlar." "Tanrszlarm?" "Ulgolar, daha dorusu Gorim'le Prolgu'ya gitmeyenler. Gorim'i izlememeye karar vermelerinden sonra bir daha ocuklar olmad; bu yzden beni aralarna aldklarna ok sevindiler. Ama o zamanlar dillerini anlamyordum; bana fazla ihtimam gstermeleri de sinirime dokunmutu. Baharda katm. Sonbaharda tekrar yanlarna dnyordum ki, buralarda bir yerde erkenci bir kar frtnasna yakalandm. Ustamn kulesine srtm yaslayp lmeyi bekledim -onun kule olduunun farknda bile deildim. Kar yznden bir ta yn gibi grnyordu. Hatrladm kadaryla kendime baya acyordum o srada." "Tahmin ederim," dedi Garion tek bana lm beklemenin nasl bir ey olduunu dnerek. "inleyip duruyordum. Bu ses ustam rahatsz etmi olmal ki beni ieri ald. Herhalde szlanmam kesmekten baka bir amac yoktu. Daha ieri girer girmez, alacak bir eyler aranmaya baladm." "Ama sonunda seni byc yapm." "Hayr, nce hizmeti yapt, kle gibi bir ey. Kim olduunu bile renemeden be yl yannda altm. Bazen ondan nefret bile ettim galiba, ama sebebini bilmesem de, onun her istediini yapyordum. Barda taran son damla, koca bir kayay yolundan ekmemi emretmesi oldu. Btn gcmle uramama ramen kprdatamadm bile. En sonunda o kadar fkelendim ki, zihnimle kprdatmay denedim. Zaten onun da bekledii buymu. Ondan sonra daha iyi anlar olduk. Adm Garath iken Belgarath diye deitirdi ve beni rencisi yapt." "Mridi yapmad m?" "O biraz daha sonra oldu. renecek ok eyim vard daha. Bana ilk kez 'mridim' dediinde, baz yldzlarn neden kaydn inceliyordum; o ise nehir kysnda bulduu gri, yuvarlak bir ta zerinde alyordu." "Peki kefedebildin mi? Yldzlarn neden kaydn yani?" "Evet; o kadar karmak bir ey deil. Dengeyle ilgili. Dnyann dnmeye devam etmesi iin belli bir arlkta olmas gerekiyor. Yavalamaya balaynca, yakndaki birka yldz derek aradaki arlk farkn kapatyor." "Hi aklma gelmezdi." "Benim de gelmedi -ok uzun bir sre boyunca." "O szn ettiin ta..." "Aldur Ta," dedi Kurt. "Ustam ona dokunana kadar sradan bir tat. Neyse, rade ve Szn srrn rendim. Pek de sr deil aslnda. Hepimizde olan bir ey; daha nce sylemi miydim bunu?" "Galiba."
SHRBAZIN TUZAI 110
ALDUR VADiSi 111

"Sylemiimdir. Bazen kendimi tekrarlyorum." htiyar bir parmen alp gz att, sonra tekrar yerine brakt. "Balayp da bitiremediim o kadar ok ey var ki," dedi iini ekerek. "Dede?" "Ne var Garion?" "Bu ey... Sahip olduumuz ey... Bununla neler yapabiliriz?" "Bu zihnine bal Garion. Bynn karmakl, onu kullanan zihnin karmaaklna bal bir eydir. uras ak ki, onu younlatran zihnin hayal edemeyecei bir eyi yapamaz. Zaten almalarmzn amac da bu; gcmz daha iyi kullanabilmek iin zihnimizin ufkunu geniletmek." "Ama herkesin zihni farkl aslnda." Garion'un kafasnda bir fikir belirmeye balyordu. "Evet." "Yani o zaman bu ey..." "G" kelimesini kullanmamak iin elinden geleni

yapyordu. "Yani, herkeste farkl farkl m? Bazen sen bir ey yapyorsun, bazense Pol Teyzeye yapmasn sylyorsun." Kurt bayla onaylad. "Her birimizde farkldr. Hepimizin yapabilecei ey ler var tabii. Mesela hepimiz nesneleri hareket ettirebiliriz." "Pol Teyze ona bir ey diyordu..." Garion bir an iin hatrlayama-yarak tereddt etti. "Yer deitirme," dedi Kurt. "Bir eyi bir yerden baka bir yere tama. Yapabilecein en basit eydir; genellikle de ilk yaptn ey. Ama en ok grlty de o karr." "Pol Teyze de yle demiti." Garion Sthiss Tor'da sudan kard kleyi hatrlad; lm olan kleyi. "Polgara benim yapamadm baz eyleri yapabilir," dedi Kurt. "Daha gl olduu iin deil, farkl dnd iin. Senin neler yapabileceinden emin deiliz, nk zihninin nasl altn bilmiyoruz. Benim yapmaya asla kalkmayacam eyleri kolayca yapabiliyorsun. Belki de ne kadar zor olduklarn anlamadn iin." "Bunu anlayamadm." htiyar Garion'un yzne bakt. "Gerekten de anlamyorsun galiba. Kuzey Tolnedra'daki kyde, hani Arendiya'dan ayrldktan hemen sonra karmza kan lgn keii hatrlyor musun?" Garion ban sallad. "Onun deliliini tedavi ettin. nemli gibi grnmyor belki, ama onu tedavi ettiin anda, deliliinin doasn da anlam olman gerekiyor. Bu ok zor bir eydir, ama sen bunu yaparken dnmedin bile. Tabii bir de tay meselesi var." Garion pencereden kulenin evresindeki krlarda neeyle koan kk ata bakt. "Tay lmt, ama sen ona soluk aldrdn yeniden. Bunu yapabilmen iin lm anlaman gerekir." "Bir duvar ite, o kadar," dedi Garion. "Btn yaptm te tarafna uzanmakt." "Bence bundan ibaret deil. Senin yaptn son derece g kavramlar ok basit terimlerle grselletirebilmek. Bu ok az bulunan bir yetenek, ama renmen gereken tehlikeler de ieriyor." "Tehlike mi? Nasl yani?" "Ar basitletirme. Biri lmse, lm olmas iin iyi bir neden vardr ou kez, kalbine saplanm bir kl gibi mesela. Eer onu diriltirsen, ayn nedenle tekrar lr. Daha nce de sylediim gibi, bir eyi yapabiliyor olman, onu yapman gerektii anlamna gelmez." Garion iini ekerek, "Korkarm bu i ok vaktimizi alacak dede," dedi. "Kendimi kontrol altnda tutmay renmem gerek; neleri yapamayacam renmem gerek ki imknsz bir eyi yapmaya kalkp kendimi ldrmeyeyim; neleri yapabileceimi ve neleri yapmam gerektiini de renmem gerek. Keke bunlar hi gelmeseydi bama." "Zaman zaman hepimiz isteriz bunu," dedi ihtiyar. "Ama karan veren biz deiliz. Teyzen de ben de, zaman zaman yapmak zorunda kaldmz eylerden holanmamzdr; ama yaptmz eyler kim olduumuzdan daha nemli, o yzden sevelim sevmeyelim, bizden beklenenleri yapyoruz." "Peki ya, 'Hayr, yapmayacam,' dersem?" "Diyebilirsin herhalde; ama demeyeceksin, deil mi?" Garion tekrar iini ekerek, "Hayr," dedi, "demeyeceim galiba." ihtiyar byc kolunu delikanlnn omuzuna atarak, "Senin de byle dneceini biliyordum Belgarion," dedi. "Senin de yazgn bizimki gibi." teki, gizli adn duyunca Garion her zamanki gibi rpererek, "Niye beni o adla aryorsun?" diye sordu. "Belgarion mu?" dedi Kurt yumuak bir sesle. "Dn bir evlat. Ne anlama geldiini dn. Sana yllardr niye hikyeler anlatp duruyorum sanyorsun, konumay sevdiim iin mi?" Garion dikkatle dnmeye balad. "Senin adn Garath't," dedi

T
112
SHRBAZIN TUZAI

sonra dnceli bir tavrla. "Ama Tanr Aldur, adn Belgarath olarak deitirdi. Zedar nce Zedar'd, sonra Belzedar oldu, sonra tekrar Ze-dar'a dnd." "Benim kymde olsa, Polgara'nn ad sadece Gara olurdu. Pol da Bel gibi bir tak. Yalnzca kadnlar iin olan. Ad benim admdan geliyor, nk kzm. Senin adn da yle." "Garion - Garath," dedi delikanl. "Belgarath - Belgarion. Evet, birbirine uyuyor." "Tabii uyacak," dedi ihtiyar. "Fark ettiine sevindim." Garion srtt. Sonra birden aklna bir ey geldi. "Ama daha gerekten Belgarion deilim, deil mi?" "Tam deil. Daha yapman gereken eyler var." "O zaman ie balasam iyi olacak," dedi Garion biraz esefle. "Madem baka seeneim yok." "Her nedense sonunda buraya geleceini biliyordum," dedi Bay Kurt. "Bazen benim Garion, senin de Faldor'un iftliine arada bir ziyarete gelen ihtiyar masalc olduumuz gnleri zlemiyor musun? Hani Pol Teyze mutfakta yemek hazrlard, ben mutfaktan sana iki alardm da samanlkta saklanrdk?" Garion iinin sla hasretiyle yandn hissetti. "Bazen Garion, bazen." Kurt'un gzleri uzaklara dalmt. "Bir daha o gnlere dnemeyeceiz, deil mi?" "Hayr, ayn ekilde dnemeyiz." "Ben Belgarion olacam, sen de Belgarath. Ayn kiiler bile olmayacaz artk." "Her ey deiir Garion," dedi Belgarath. "Bana kayay gster," dedi Garion anszn. "Hangi kayay?" "Gcn kefettiin gn, Aldur'un sana yolundan ekmeni syledii kayay." "Ha," dedi Belgarath, "o kaya. Bak ite oradaki beyaz kaya. Senin tayn toynaklarn biledii kaya hani." "ok bykm." "Teekkr ederim," dedi Belgarath tevazuyla. "Bana da yle gelmiti." "Ben de yerinden oynatabilir miyim dersin?" "Deneyene kadar bilemezsin Garion," dedi Belgarath.

ON BRNC BLM

ARON ertesi sabah uyandnda, yalnz olmadn fark etti hemen. "Nerelerdeydin?" diye sordu sessizce. "izliyordum," dedi zihninin iindeki teki bilin. "Bakyorum sonunda yola geldin." "Baka seeneim mi vard ?" "Yoktu. Kalksan iyi olacak. Aldur geliyor." Garion hemen yataktan frlad. "Buraya m? Emin misin?" Kafasnn iindeki ses cevap vermedi. Garion temiz bir tunikle pantolon giydi ve yarm izmelerini dikkatle temizledi. Sonra ipek ve Durnik'le paylat adrdan kt. Gne doudaki yksek dalarn tepesinden yeni belirmeye balamt ve kla glgeyi ayran izgi, Vadinin ile kapl ayrlan zerinde acelesiz bir ihtiamla hareket ediyordu. Pol Teyzeyle Belgarath, zerinde kk bir tencerenin kaynad atein banda alak sesle konuuyorlard. Garion da onlara katld. "Erkencisin," dedi Pol Teyze uzanp Garion'un salarn dzelterek. "Uyanmtm zaten," dedi Garion. Aldur'un ne taraftan geleceini merak ederek etrafna baknd. "Deden dn uzun uzun konutuunuzu syledi." Garion ban sallayarak, "Baz eyleri daha iyi anlyorum imdi," dedi. "Zorluk kardm iin zr dilerim. Pol onu barna basarak, "nemli deil canm," dedi. "Birtakm zor kararlar vermen gerekiyordu." "Bana kzgn deil misin?" "Tabii ki deilim canm." Dierleri de uyanm, sabah mahmurluu iinde esneyip gerineSHRBAZIN TUZAI

114 ALDUR VADiSi 115

rek adrlarndan kmaya balamlard. tpek atein bana yanap gzlerini ovuturarak, "Bugn ne yapyoruz?" dedi. "Bekliyoruz," dedi Belgarath. "Ustam bizimle burada buluacan syledi." "ok merak ediyorum. Daha nce hi bir tanr ile karlamamtm." "Meraknz yaknda tatmin olacak Prens Kheldar," dedi Mandoral-len. "Baknz." Altna adrlarm kurduklar byk aacn yaknlarnda, ayrlar arasndan mavi cppeli biri yaklayordu. evresinde yumuak mavi ktan bir hare vard; etrafna yayd mevcudiyet duygusu gelenin bir insan olmadn hemen belli ediyordu. Garion bu mevcudiyet karsnda hazrlksz yakalanmt. Kralie Salmissra'nn taht salonunda ssa'nn ruhuyla karlatnda, zihni Ylan Kralienin iirdii uyuturucularn etkisiyle dumanlanmt. Keza, Mar Amon ykntlarnda Mara ile karlatnda da zihni yar yarya uykudayd. Ama imdi, sabahn ilk klarnda, tmyle uyank olarak bir tann ile kar karyayd. Aldur'un yznde yumuak ve son derece bilge bir ifade vard. Uzun sa ve

sakal bembeyazd; Garion bu beyazln yallktan de-< il, bilinli bir tercih olduunu hissetti. Yz ona ok tandk geliyordu. Belgarath'a benziyordu, ama Garion hemen bu dncenin tersine dndn hissetti; esas Belgarath Aldur'a benziyordu, sanki yzyllardr sren ilikileri, Aldur'un hatlarn Belgarath'n yzne izmiti. Farklar da vard tabii. Belgarath'n yzndeki hnzr ve aylak ifade, Aldur'un sakin yznde yoktu. O Belgarath'a ait bir zellikti, belki de yedi bin yl nce karl bir gn Aldur'un kulesine ald hrsz delikanlnn son kalntsyd o ifade. "Usta," dedi Belgarath, yaklaan Aldur'a saygyla eilip selam vererek. "Belgarath," dedi Tann. Sesi ok yumuakt. "Grmeydi ok oldu. Yllar sana acmasz davranmam." Belgarath eki bir suratla omuzlarn silkti. "Bazen yllarn arln hissediyorum Usta. Srtmda ok yl tayorum, biliyorsun." Aldur glmseyerek Pol Teyzeye dnd. "Sevgili kzm," dedi efkatle uzanp sandaki beyaz tutama dokunarak. "Her zamanki gibi. gzelsin." "Siz de her zamanki gibi naziksiniz Usta," dedi Pol glmseyerek selam verirken. nn arasnda ok youn, zel bir ba oluu vermiti; yeniden bulumalarn kutlayan bir zihinsel birleme sanki. Garion zihniyle bu birliin ancak snrlarna dokunabiliyordu ve kendisi darda kald iin biraz da kskanyordu; ama hemen onu dlamak gibi bir niyetleri olmadn anlad. Yalnzca binlerce yllk bir yoldal, ta antik alardan kalma bir tecrbe paylamn tazeliyorlard, o kadar. Sonra Aldur dnerek dierlerine bakt. "Nihayet gnlerin balangcndan beri ngrld zere bir araya gelmisiniz. Kaderin aletlerisiniz siz, kinatn yeniden bir olaca o mthi gne kadar efaatim her birinizin zerine olsun." Aldur'un bu bilmece gibi kutsamas, Garion'un arkadalarnda huu ve merak karm bir duygu uyandrmt. Gene de derin bir sayg ve tevazuyla eilerek selam verdiler. Derken Ce'Nedra Pol Teyze ile paylatklar adrdan kt. Minik kz alabildiine gerinerek, parmaklaryla karmakark, alev rengi salarn taramaya alyordu. zerinde bir Orman Perisi tunii ve sandaletleri vard yalnzca. "Ce'Nedra," dedi Pol Teyze. "Buraya gel." "Peki Leydi Polgara," dedi prenses itaatkr bir tavrla. Ayaklan yere basmyormu gibi yryerek atein yanna gelirken, dierleriyle birlikte durmakta olan Aldur'u grd ve gzleri falta gibi alarak durdu. "Bu Ustamz, Ce'Nedra," dedi Pol Teyze. "Seninle tanmak istiyor." Prenses kafas kanm halde bu panldayan mevcudiyete bakakal-d. Hayatnda onu byle bir karlamaya hazrlayacak hibir ey yoktu. Ban eerek utanga bir tavrla, kirpiklerinin arasndan Aldur'a bakt; kk yz otomatik olarak ve sanatkrane bir biimde en ekici ifadesini taknmt. Aldur yumuak bir tavrla glmsedi. "Bilmeden cezbeden bir iee benziyor." Sonra prensesin gzlerinin ta iine bakt. "Ama bu iein mayasnda elik var. Grevi iin uygun. efaatim zerine olsun ocuum." Ce'Nedra buna igdsel olarak zarif bir reveransla karlk verdi. Garion onun eildiini ilk kez gryordu. Derken Aldur dnerek Garion'a bakt. Garion'un dncelerini
116
SHRBAZIN TUZAI

117
ALDUR VADiSi

paylaan bilinle Tanr arasnda bir anlk bir karlama oldu. O bir anda karlkl sayg ve paylalan bir sorumluluk duygusu vard. Sonra Garion zihninde Aldur'un zihninin devasa dokunuunu hissetti ve Tanrnn o anda btn ve duygu ve dncelerini bilip anladn fark etti. "Selam Belgarion," dedi Aldur ciddi bir tavrla. "Usta," dedi Garion, sebebini bilmeden tek dizinin stne kerek.

"Zamann balangcndan beri senin geliini bekliyorduk. Btn umutlarmzn kayna sensin." Aldur elini kaldrd. "Seni kutsuyo-rum Belgarion. Senden memnunum." "Sevgili Polgara," dedi Aldur Pol Teyzeye. "Bize paha biilmez bir hediye verdin. Belgarion sonunda geldi ve dnya onun geliiyle sarsld." Pol Teyze tekrar eildi. "imdi ayr bir yere gidelim," dedi Aldur Belgarath'la Pol Teyzeye. "Greviniz balad ve sizi bu yola ynelttiim zaman vadettiim bilgileri vermem gerek. nceleri bulank olan imdi aydnland, artk nmz grebiliyoruz. Hepimizin bekledii gne bakarak hazrlklarmz yapalm." ateten uzaklat ve Garion Aldur'u evreleyen kl harenin imdi Pol Teyzeyle dedesini de kapladn grd. Bir an duyduu bir grlt yznden ban evirdi; tekrar dndnde de yok olmutu. Barak derin bir nefes vererek, "Belar!" dedi. "insan yaadka neler de gryor!" "Cmle beerin fevkinde bir erefe mazhar olduk," dedi Mando-rallen. Grdkleri eyin o kadar etkisinde kalmlard ki, ylece durmu birbirlerine bakyorlard. Byy bozan Ce'Nedra oldu. "Pekl," dedi prenses, "yle kazk gibi durmayn. Atein bandan ekilin bakalm." "Ne yapacaksn?" dedi Garion. "Leydi Polgara megul olduuna gre," dedi kk kz haval bir tavrla, "kahvalty ben hazrlayacam." bilir bir ekilde atee yaklat. Pastrma ok fena yanmamt, ama Ce'Nedra'nn ak atete ekmek kzartma giriimi felaketle sonuland; lapann iinde ise uzun , sre gnete kalm toprak sertliinde yumrular vard. Ama Garion ve dierleri onun verdiklerini hi ses karmadan yediler; bu arada da Ce'Nedra'nn "Skysa aznzdan bir eletiri szc ksn," baklarndan gzlerini karmaya alyorlard. "Konumalar ne kadar srer acaba?" dedi pek kahvaltdan sonra. "Tanrlarda pek zaman kavram yoktur," dedi Barak, bilge bir tavrla sakaln svazlayarak. "Akamdan nce dneceklerini sanmam." "Vakit varken atlara bir bakaym yleyse," dedi Hettar. "Yolda ounun orasna burasna al rp takld. Bir de nallarn kontrol edeyim; ihtiyatl olmakta fayda vardr." "Ben de sana yardm edeyim," dedi Durnik ayaa kalkarken. Hetar bayla onaylad ve birlikte atlarn baland yere doru uzaklatlar. "Benim de klcmn aznda bir-iki entik var," dedi Barak, kemerinden bir biley ta karp ar klcn kucana uzatarak. Mandorallen adrndan zrhn getirerek yere serdi ve dikkatle zerinde bere ve pas lekeleri aramaya balad. ipek elindeki zarlar mitle havaya atp tutarak Barak'a bakt. "Eer seni ok zmeyecekse," dedi iriyan adam, "paramn biraz daha cebimde kalmas beni mutlu edecek." "Buras mutlu aile yuvas kokusundan geilmiyor," diye szland tpek. Sonra iini ekerek zarlarn cebine att ve ine iplik alarak, dalardan geerken yrtlan tuniini tamire koyuldu. Ce'Nedra yeniden dev aala muhabbetine dnmt; dallar arasnda dolanyor, bir daldan dierine kedi evikliiyle atlarken gereksiz riskler alyordu Garion'a gre. Onu birka dakika seyrettikten sonra, sabahki mthi karlamay dnmeye dald Garion. ssa ve Ma-ra ile de karlamt, ama Aldur farklyd. nsanlardan her zaman iin ayr kalmay seen bu Tanrya Belgarath'la Pol Teyzenin gsterdikleri ballk, Garion'a ok ey sylyordu. Byd Sendarya'da dinsel trenler yalnzca bir tanrya ynelik deildi, yi bir Sendar, btn tanrlara dua ederdi, Torak'a bile. Ama Garion imdi Aldur'a zel bir ballk ve sayg hissetmeye balamt; bu yzden teolojik sorunlarn zmek iin epeyce dnmesi gerekecekti. Aatan kafasna kk bir dal dnce, fkeyle ban kaldrd. Ce'Nedra tam tepesinde, yznde hnzrca bir glmsemeyle duruyordu. "ocuk," dedi en yukardan ve aalayc ses tonuyla, "kahvalt tabaklan souyor. Eer yalan kurursa, ykamas zor olur."

ALDUR VADiSi
119

118
SHtRBAZIN TUZAI

"Ben senin bulakn deilim," dedi Garion. "Bulaklar yka Garion," diye emretti Ce'Nedra, sann ucunu kemirerek. "Kendin yka." Zavall sa tutamn daha da vahice srarak kt kt bakt kz. "Niye san ineyip duruyorsun?" diye sordu Garion sinirle. "Ne diyorsun sen?" dedi Ce'Nedra san azndan ekerek. "Ne zaman sana baksam aznda bir tutam sa var." "Yok yle bir ey," dedi Ce'Nedra fkeyle. "Bulaklar ykayacak msn?" "Hayr." Gzlerini ksarak yukar bakt. Ksa Orman Perisi tunii kzn bacaklarn yakksz lde fazlaca gsteriyordu. "Niye gidip giyinmiyorsun?" diye sordu sonra. "Bazlarmz yar plak dolamandan hi holanmyoruz." Bu laftan sonra kavga hemen rotasna oturdu. Sonunda Garion son sz syleme gayretinden vazgeip fkeyle uzaklat. "Garion!" diye haykrd Ce'Nedra. "Sakn kap bu kirli bulaklar bana brakaym deme." Garion kulak asmayarak yrmeye devam etti. Biraz yrdkten sonra dirseinde tandk bir dokunu hissederek dalgn dalgn tayn kulaklarm okad. Minik hayvan keyifle titreyerek, sevgiyle Garion'a srnd, sonra artk kendini tutamayarak drtnala ayra koup sakin sakin bir eyler kemirmekte olan bir tavan ailesini kovalamaya balad. Garion glmsedi. Sabah, prensesle kavgann keyfini karmasna izin veremeyecei kadar gzeldi. Vadide zel bir eyler vard sanki. evrelerindeki dnya yaklaan kla souyor, frtnalar ve tehlikelerle dolu hale geliyordu; ama burada Aldur'un koruyucu eli zerlerindeydi sanki, bu zel mekn scaklkla, huzurla ve ebedi, byl bir sknetle dolduruyordu. Hayatnn bu zor dneminde, mmkn olduunca ok scaklk ve huzura ihtiyac vard. Halletmesi gereken bir sr sorun duruyordu karsnda; o yzden de ksa da olsa frtnasz, tehlikesiz bir dnem gerekiyordu ona. Belgarath'n kulesine giden yolu yarlamt ki, daha batan beri ayaklarnn onu o tarafa gtrdn fark etti. Uzun imenler ile slanmt ve izmeleri srlsklamd, ama bu bile bu gzel gnn keyfini karamad. Kuleye bakarak evresinde birka tur att. Kap yerine geen ta kolayca buldu, ama amamaya karar verdi, ihtiyarn kulesine davetsiz girmek yakk almazd; zaten kapnn Belgarath'n sesinden bakasna cevap vereceinden de emin deildi. Bu son dnceyle birden durdu ve dedesini ne zamandan beri Bay Kurt olarak dnmekten vazgeip, en sonunda Belgarath olduunu kabul ettiini hatrlamaya alt. Bu nemli bir deiimdi, bir dnm noktasyd. Dncelere dalm bir halde, dnp ihtiyarn kulenin penceresinden gsterdii beyaz kayaya doru yrmeye balad krlar arasndan. Dalgn dalgn elini kayaya dayayp itti. Kaya kprdamad. Garion iki elini dayayp tekrar itti, ama kaya gene hareketsiz kald. Geriye ekilip durumu deerlendirdi. ok da byk bir kaya deildi. Yuvarlak ve beyazd, ancak beline kadar geliyordu. Ar olduu belliydi, ama bu kadar da kprdatlamaz bir ey olmamalyd. Eilip altna baknca meseleyi kavrad. Tan alt taraf dzd, yani yuvarlanmas mmkn deildi. Kprdatmann tek yolu, bir tarafn havaya kaldrp devirmekti. Tan etrafn dolap her adan inceledi. Sonunda belki de kprdatlabileceine karar verdi. Eer btn gcyle yklenirse, bir ucunu kaldrabilirdi belki. Oturup kara kara dnerek ta seyretmeye balad. Zaman zaman yapt gibi kendi kendine konuarak sorunu anlalr hale getirmeye alyordu. "lk yapmam gereken ey, kprdatmaya almak," dedi sonunda. "O kadar da imknsz grnmyor. Kprdamazsa, baka yoldan deneriz."

Kalkp kararl admlarla kayaya yaklat, parmaklarn altna sokup yklendi. Hibir ey olmad. "Biraz daha kuvvetle denemeli," dedi kendi kendine. Bacaklann ap tekrar yklendi. Kaldrmaya alrken boynundaki kiriler geriliyor, btn vcudu kaslyordu. On kalp at boyunca btn gcyle inat kayay kprdatmaya alt; yuvarlamay denemiyordu artk, ondan vazgemiti, yalnzca kprdatmak, onu varln kabule zorlamak istiyordu. Zemin ok yumuak olmamasna ramen, tan arlna kar direnirken ayaklan bir santim kadar yere gmld. Ta brakp nefes nefese yere ktnde ba dnyor, gzlerinin nnde kk klar uuuyordu. Tan souk, przl yzeyine dayanarak birka dakika kadar kendine gelmeye alt. "Pekl," dedi sonunda. "Artk bu yolun ie yaramadn ren-

T
120
SHRBAZIN TUZAI ALDUR VADiSi 121

mis olduk." Geriye ekilip yere oturdu. Daha nce ne zaman zihniyle bir ey yaptysa, hep igdsel olmutu bu; hepsi bir krize annda tepki gsterme eklindeydi. Hi oturup kastl bir biimde buna hazrlanmamt. Daha en batan, btn koullarn farkl olduunu kefetti. Tm dnya dikkatini datacak eylerle doluydu. Kular tyordu. Rzgr yzn okuyordu. Elinde bir karnca yryordu. Ne zaman iradesini toplamaya alsa, bir ey dikkatini ekiveriyordu. Bu ii yapmann belli bir hissi olduunu biliyordu; sanki alnyla bir eyi ne doru itiyormu gibi, bann arka tarafnda bir gerginlik. Gzlerini kapatt; bunun bir faydas oldu sanki. Geliyordu. Yava yava oluyordu, ama iradesinin toplanmakta olduunu hissedebiliyordu. Aklna bir ey geldi ve elini tuniinin iine sokarak avucundaki lekeyi tlsmna dedirdi. Bu dokunula byyen gc, iddetle grldeye-rek artt. Gzlerini amadan ayaa kalkt. Sonra gzlerini aarak inat beyaz kayaya sert sert bakarak, "Kprdayacaksn," diye mrldand. Sa elini tlsmndan ayrmadan, sol elini avucu yukar gelecek ekilde ileri uzatt. "Haydi!" dedi sert bir sesle, sonra sol elini bir eyi kaldrr gibi yukar doru hareket ettirdi, iindeki g alayarak akt sanki, grleme sesi kulaklarn sar edecek lye ulat. Kayann kenar yava yava otlardan ayrld. Altndaki gvenli, rahat karanlkta yaamakta olan kurtlar ve bcekler, gne yla karlanca huzursuzca kprdanmaya baladlar. Kaya, Garion'un kar konulmaz bir ekilde kaldran eline itaat ederek yava yava havaland. Bir an iin kenar zerinde dengede durmaya alt, sonra yavaa devrildi. Kayay elleriyle kaldrmaya alt zaman duyduu yorgunluk, iradesini gevettii an duyduu bu iliklerine kadar ileyen bitkinlik hissi karsnda hi kalrd. Kollarn otlarn zerinde kavuturarak ban kollarna dayad. Bir-iki dakika sonra bu tuhaf duruma ayd. Hl ayakta duruyordu ama kollarn otlarn zerinde kavuturmutu. Kafasn kaldrp aknlkla etrafna baknd. Kayay kprdatmasna kprdatmt, buras kesindi; nk kaya u anda yuvarlak tepesi stnde duruyordu ve slak taban havadayd. Ama bu arada baka bir ey daha olmutu. Kayaya dokunmam olmasna ramen, onu kaldrrken arl stne binmi, ona ynelttii g sadece kayay etkilememiti. Garion dehetle koltuk atlarna kadar vadinin sert toprana gmlm olduunu fark etti. "Ne yapacam imdi?" dedi kendi kendine aresizce. Kendini akld yerden kurtarmak iin tekrar iradesini kullanma fikrini hemen kafasndan att. Bunu

aklna bile getiremeyecek kadar bitkindi. evresindeki topra biraz gevetip ar ar yukan trmanmak iin debelenmeyi denedi, ama kprdayamad bile. "Bak senin yznden bama ne geldi," dedi kayaya. Kaya aldr etmedi. Aklna bir fikir geldi. "Orada msn?" diye sordu hep yannda olan bilince. Zihninde derin bir sessizlik vard. "mdat!" diye haykrd. Kayann altndaki kurtuklar ve bceklere gelmi olan bir ku tek gzyle ona bakt, sonra tekrar kahvaltsna dnd. Garion arkasnda hafif bir ayak sesi duydu ve dnp bakmaya alt. Tay dehetle ona bakyordu. Minik at tereddtle burnunu uzatt ve Garion'un yzne srd. "Cici at," dedi Garion, yalnz olmad iin biraz rahatlayarak. Aklna yeni bir fikir geldi. "Gidip Hettar' getir," dedi ata. Tay biraz srayp oynadktan sonra gene yzn okad. "Yapma," dedi Garion. "Bu i ciddi." Dikkatle, zihnini tayn dnceleri arasna sokmay denedi. En az on yol denedikten sonra, tesadf eseri doru yntemi buldu. Tayn zihni amasz ve dzensiz bir ekilde oradan oraya sryordu. Bir bebek zihniydi bu; dnce yoktu, yalnzca duyu izlenimleri vard. Garion yeil imen, koma, gkteki bulutlar ve scak st imgeleriyle karlat. Sonra kk zihindeki o mthi merak duygusunu ve tayn ona duyduu esiz sevgiyi grd. Ar ar, zorlana zorlana, tayn dank dnceleri arasnda Het-tar'n bir resmini oluturdu Garion. Neredeyse sonsuza kadar srd bu ura. "Hettar," dedi Garion tekrar tekrar. "Git Hettar' getir. Bamn dertte olduunu syle." Tay etrafta biraz kouturduktan sonra dnp burnunu Garion'un kulana soktu. "Ltfen dinle beni," diye haykrd Garion. "Ltfen!" Sonunda, neredeyse saatler sonra, tay anlad galiba. Birka adm uzaklat, sonra tekrar dnp burnunu Garion'un suratna srtmeye
122
SHRBAZIN TUZAI

balad. "Hettar-Git-Getir!" diye emretti Garion her kelimeyi vurgulayarak. Tay eindi, sonra dnp drtnala uzaklat - ama ters yne doru. Garion kfretmeye balad. Bir yldan beridir Barak'n kelime hazinesinin olduka renkli bir blmne maruz kalmt. Hatrlad tm kfrleri altar yedier kere tekrarladktan sonra doalamaya bavurdu. Ortadan kaybolmu olan taydan bir dnce kprts geldi. Hayvancaz kelebek kovalamakla meguld. Garion ulumak isteiyle yanp tutuarak yeri yumruklamaya balad. Gne ykseldi ve hava snd. Hettar ve pek, hoplayp zplayan tayn peinden gelip onu bulduklarnda, vakit leyi oktan gemiti. "Nasl becerdin bunu?" dedi pek merakla. "Bu konuda konumak istemiyorum," diye mrldand Garion, rahatlama ile utan aras bir duygu iinde. "Bizim yapamadmz birok eyi yapabiliyor tabii," dedi Hettar, atndan atlayp Durnik'in kreini eyerinden alrken. "Anlayamadm ey, insan niye byle bir ey yapmak ister." "Eminim ok hakl bir sebebi vardr," dedi pek. "Sorsak m dersin?" "ok karmak bir eydir herhalde," dedi pek. "Bizim gibi basit insanlar anlayamaz mutlaka." "Sence ii bitmi midir?" "Soralm istersen." "Rahatsz etmeyelim derim ben," dedi Hettar. "ok nemli bir eydir belki de." "Mutlaka yledir," dedi pek.

"Ltfen beni buradan karr msnz?" diye yalvard Garion. "ini bitirdiinden emin misin?" dedi pek kibar bir tavrla. "Bit-mediyse bekleyebiliriz." "Ltfen!" dedi Garion. Neredeyse alayacakt.

N
EDEN KALDIRMAYA ALITIN?" diye sordu Belgarath Garion'a, ertesi sabah Pol Teyze ile birlikte dnp de pek ve Hettar'dan, delikanlnn nceki gn leden sonra ne halde bulunduunu rendiinde. "Devirmenin baka yolu yok gibi gelmiti," dedi Garion. "Yani altndan tutup yuvarlamak gibi..." "Niye tepesine yakn bir yerden itmedin? yle yapsan yuvarlan-verirdi." "Aklma gelmedi." "Yumuak topran yle bir basnca dayanamayacan bilmiyor musun?" diye sordu Pol Teyze. "imdi rendim," dedi Garion. "Ama o zaman da beni geri frlatmaz myd?" "Kendini salama almalsn," dedi Belgarath. "Zaten iin nemli bir ksm da bu. radenin bir ksm itmeye, bir ksm da kendini sabit tutmaya gidecek. Yoksa kendini itmi olursun." "Bilmiyordum. Acil bir durum olmadan ilk kez deniyorum byle bir eyi... Keser misin ltfen!" dedi Garion, pek krd potu anlattndan beri kahkahadan krlmakta olan Ce'Nedra'ya ters bir sesle. Ce'Nedra daha da fazla glmeye balad. "Ona baz eyleri anlatmalsn baba," dedi Pol Teyze. "Glerin birbirlerine nabl tepki gsterdii konusunda en ufak bir fikri bile yok." Eletiren bir tavrla Garion'a bakarak, "Frlatmaya kalkmadn iin anslsn," dedi. "Kendini Maragor yolunun yansna kadar geri frlatrdn y oksa." "Glecek bir ey yok bunda," dedi Garion ak ak srtmakta olan dostlarna. "Sandnz kadar kolay deil." Kendini kk drm olduunun farkndayd, ama dostlarnn alaylarnn krgnla m

ON KNC BLM

T
ALDUR VADiSi

125 124
SHRBAZIN TUZAI

yoksa utanca m daha fazla yol atndan emin deildi. "Gel bakalm delikanl," dedi Belgarath. "Galiba batan balamamz lazm." "Bilmiyorsam benim kabahatim deil," diye itiraz etti Garion. "Daha nce syleseydin." "Hemen deneylere balayacan bilmiyordum," dedi ihtiyar. "oumuz yerel corafyay deitirmeye balamadan nce birinin klavuzluk etmesini bekleriz." "Hi olmazsa yerinden oynattm ya," dedi Garion kendini savunarak. ayrlarn arasndan ihtiyarn kulesine doru yrmeye balamlard. "Harika. Peki kayay eski yerine koydun mu? "Niye? Ne fark eder ki?" "Vadide hibir eyin yerini deitirmeyiz. Burada bulunan her eyin bir sebebi vardr, hepsinin tam da kendi yerlerinde durmas gerekir."

"Bilmiyordum," dedi Garion zr dilercesine. "Artk biliyorsun. Haydi gidip kayay yerine koyalm." Sessizce yrmeye devam ettiler. "Dede?" dedi Garion sonunda. "Evet?" "Kayay kprdattmda sanki gcm tm evremden alyordum. Sanki her yandan bana doru akyordu. Bunun bir anlam var m?" "By byle yaplr," dedi Belgarath. "Bir ey yaptmzda gcmz evremizden alrz. Mesela sen amdar' yaktnda sy evrenden topladn; havadan, topraktan, o civarda bulunan herkesten. O atei yakmak iin herkesten biraz s aldn. Kayay devirdiinde de yaknndaki her eyden topladn gc." "Ben iimden geldiini sanyordum." "O ancak bir ey yarattnda olur," dedi ihtiyar. "O gcn iimizden gelmesi gerekir. Baka her ey iin, dn alrz. Oradan buradan azar azar g toplar, sonra hepsini tek noktaya yneltiriz. Hi kimse en kk eyi yapacak kadar gc bile kendisinde tayamaz." "Demek bir eyi yok etmek istediimizde de olan bu," dedi Garion, birden iine doarak. "Btn gc topluyor, ama serbest brakamyor. O zaman da..." Ellerini hzla iki yana at. Belgarath gzlerini ksp ona bakarak, "Senin akln bir tuhaf alyor evlat," dedi. "En zor eyleri kolaycack anlayveriyorsun, ama basit eyleri kavrayamyorsun, te kaya." Ban sallad. "Byle duramaz. Onu yerine koy; ama bu defa o kadar grlt yapma. Dn kopardn grlt tm Vadide yankland." "Ne yapacam?" dedi Garion. "Gc topla," dedi Belgarath. "Etrafndaki her eyden." Garion gc toplamaya alt. "Benden deil yahu!" diye haykrd ihtiyar. Garion evresine uzanp gc toplama alannn dnda brakt dedesini. Bir-iki saniye sonra tm vcudu kanncalanyor, salar diken diken oluyordu. "imdi ne yapyorum?" dedi dilerini skp gc denetim altnda tutmaya alarak. "Kayay iterken bir yandan da arkana g ver." "Arkamda neye dayanacam ki?" "Her eye - kayaya da. Hepsi ayn anda olmal." "Arada ezilmez miyim?" "Vcudunu ger." "Acele edelim dede," dedi Garion. "Patlayacak gibiyim." "Daha brakma. imdi iradeni taa ynelt ve sz syle." Garion kollarn ne uzatp gerdi, "t!" dedi sonra. inden alayarak akan gc hissetti. Ta yanklanan bir gmbrtyle yuvarland ve nceki sabahki yerine oturdu. Garion birden btn vcudunu berelenmi gibi hissederek bitkin bir halde dizlerinin stne kt. "'it' mi dedin?" dedi Belgarath aknlk iinde. "'it'de, dedin." "'t' de, demedim, 't' dedim." "Devrildi ite. Ne dediimin ne nemi var?" "Bu bir slup meselesi," dedi ihtiyar skntl bir suratla, "'t' ok bebeksi oluyor." Garion halsiz halsiz glmeye balad. "Yani bizim de bir haysiyetimiz var Garion," dedi ihtiyar haval bir tavrla. "yle 't', 'Zpla', 'Hopla' gibi laflar edip durursak bizi kimse ciddiye almaz." Garion kahkahalarn durdurmaya altysa da beceremedi. Belgarath fkeli bir tavrla kendi kendine sylenerek uzaklat. Dierlerinin yanna dndklerinde adrlarn toplanm ve atlarn
126 SHRBAZIN TUZAI ALDUR VADiSi 127

yklenmi olduunu grdler. "Burada kalmamzn bir anlam yok artk," dedi Pol Teyze. "tekiler de bizi bekliyor. Bir eyler retmeyi baarabildin mi bari baba?" Belgarath yznde onaylamayan bir ifadeyle homurdand. "iler yolunda gitmedi galiba." "Sonra aklarm," diye kestirip att ihtiyar. Garion'un yokluunda Ce'Nedra an ilgi gsterererk ve stoklarndan bir kucak dolusu elmann da yardmyla, kk tay hkimiyeti altna almay baarmt. Tay hi utanmadan srekli kk kzn peinde geziyordu, Garion'a uzaktan baktnda da hibir sululuk hissi duymad belli oluyordu. "Hayvan hasta edeceksin," dedi Garion sulayarak. "Elma atlara iyi gelir," dedi Ce'Nedra burnu havada. "Bari sen bir ey syle Hettar," dedi Garion. "Bir zarar olmaz," dedi karga burunlu Algar. "Atlarn gvenini kazanmak iin byle eyler yapmak dettendir." Garion baka bir itiraz bulmak iin kafasnn patlattysa da bulamad. Her nedense hayvancazn Ce'Nedra'nn peinde dolamas kanna dokunuyordu, ama bunun nedenini de tam olarak anlayamyordu. Atlarn srerlerken, "Bu Polgara'nn szn ettii tekiler de kim Belgarath?" diye sordu ipek. "Kardelerim," diye cevap verdi ihtiyar byc. "Ustamz geldiimizi haber vermi onlara." "Bycler Kardelii hakknda bir sr hikye duymutum. Sylenildii kadar etkileyici kiiler mi bari?" "Biraz hayal krklna urayacaksn bence," dedi Pol Teyze resmi bir tavrla. "Bycler ounlukla bir sr kt alkanl olan huysuz ihtiyarlardr. Aralarnda bydm iin onlar iyi tanrm." Omuzuna konmu hayranlkla akyan ardkuuna dnerek, "Evet," dedi, "biliyorum." Garion atn teyzesinin atna yaklatrarak kulann akmalarn dikkatle dinlemeye balad. Bata bu ses sadece grlt gibi geliyordu ona; gzel ama anlamsz. Sonra yava yava anlam krntlar bulmaya balad - biraz undan, biraz bundan. Ku yuvasnn, benekli kk yumurtalarnn, gndoumlanmn ve umann engin keyfinin arksn sylyordu. Derken, sanki kulaklar birdenbire alm gibi, Garion anlamaya balad. Tarlakular umaktan ve ark sylemekten, sereler gizli yemliklerden bahsediyorlard arklarnda. Gkte uan bir atmaca, tek bana rzgrda szlmenin ve vahi bir av keyfinin yalnz arksn sylyordu. Etrafndaki hava anszn szlerle doluverince, Garion huu iinde kald ylece. Pol Teyze ciddi bir tavrla ona bakarak, "Bu da bir balang," dedi, ama ne kastettiini aklamak zahmetine katlanmad. Garion nnde yeni alan dnyaya ylesine dalmt ki, iki gm sal adama grmedi nce. Yksek bir aacn altnda yan yana durmu, atl grubun yaklamasn bekliyorlard. Birbirinin ayn mavi elbiseler giymilerdi; salar ok uzundu, ama sakallar yoktu. Garion yzlerine baktnda gzlerinin kendisine oyun oynadn sand. Birbirlerine o kadar benziyorlard ki, ayrmak olanakszd. "Belgarath, kardeimiz," dedi biri. "O kadar..." "...Uzun zaman oldu ki grmeydi," diye tamamlad teki. "Beltira," dedi Belgarath. "Belkira." Atndan atlayp ikizleri kucaklad. "Sevgili kk Polgara," dedi biri sonra. "Vadi sensiz..." diye balad teki. "...ok ssz." diye tamamlad ilki. Ardndan kardeine dnp hayranlkla, "ok airane oldu bu," dedi.

"Saol," dedi teki tevazuyla. "Bunlar kardelerim Beltira ve Belkira," dedi Belgarath atlarndan inmekte olan arkadalanna. "Hi uramayn. Kimse onlar birbirlerinden ayrt edemez." "Biz ayrabiliyoruz," dedi ikizler bir azdan. "Ondan bile emin deilim," dedi Belgarath glmseyerek. "Zihinleriniz birbirine o kadar yakn ki, dnceleriniz birinde balayp tekinde bitiyor." "Sen de hep ileri karmaklatrrsn baba," dedi Pol Teyze. "Bu Beltira," diyerek tatl yzl ihtiyarlardan birini pt. tekini perken, "Bu da Belkira," dedi. "ocukluumdan beri onlar ayrt edebiliyorum." "Polgara btn..." "...Srlarmz bilir." ikizler glmsediler. "Peki ya..." "...Arkadalarnz kim?" "Onlar tanyacaksnz herhalde," dedi Belgarath. "Bu Mandoral-len, Vo Mandor Baronu." "Koruyucu valye," dedi ikizler selam vererek.
ALDUR VADiSi

129 128
SHRBAZIN TUZAI

"Drasniyah Prens Kheldar." "Klavuz," dediler. "Trellheim Kontu Barak." "Korkun Ay." Iriyan erek'e dikkatle baktlar. Barak'n yz biraz karard, ama bir ey demedi. "Algaryah o-Hag'n olu Hettar." "Atlann Efendisi." "Bu da Sendaryal Durnik." "iki Kere Yaayan Adam," diye mrldandlar derin bir saygyla. Durnik aknlkla bakakald. "Ce'Nedra, Tolnedra imparatorluu Prensesi." "Dnyann Kraliesi," dediler yerlere kadar eilerek. Ce'Nedra sinirli bir tavrla gld. "Buda..." "...Ancak Belgarion olabilir," dedi ikizler yzlerinde mutluluk ifadesiyle. "Seilmi Kii." ikizler beraberce ellerini uzatp bana dokununca, sesleri Garion'un kafasnn iinde nlad: "Selam Belgarion, Hkmdarlar Hkmdar, dnyann umudu." Garion bu selama o kadar armt ki, ban sallamakan baka bir ey gelmedi elinden. "Biraz daha yalakalk ederseniz kusacam," dedi yeni, ters ve bouk bir ses. Konuan bir aacn arkasndan kmt. ok ksa boylu, biimsiz ve tknaz bir adamd bu; pislik iindeydi ve son derece irkindi. Eri bacaklar, aa gvdesi gibi boum boumdu. Omuzlan ok geniti, elleri ise dizlerinin altna kadar iniyordu. Srtnda koca bir kambur vard; buruuk yz ise bir insan yznn ekilsiz bir karikatr gibiydi. Yoluk, demir grisi salar ve sakal yap yapt; aralarna yapraklar ve dal paraalan karmt. Korkun yznde ise srakli olarak aalama ile fke karm bir ifade vard. "Beldin," dedi Belgarath yumuak bir tavrla. "Geleceinden emin deildik." "Zaten gelmemem gerekiyordu beceriksiz herif," dedi irkin adam. "Her zamanki gibi ileri yzne gzne bulatrdn Belgarath." ikizlere dnerek, "Bana yemek getirin," diye emretti. ikizler, "Tabii Beldin," diyerek hemen dnp uzaklatlar. "ok gecikmesin," diye haykrd arkalanndan. "Bugn keyfin yerinde galiba Beldin," dedi Belgarath, ama sesinde hi de alayc bir ton yoktu. "Niye bu kadar neelisin?" irkin cce yzn buruturarak bakt, sonra havlar gibi gld. "Belzedar' grdm.

Dank bir yataa benziyordu. Bana ok kt bir ey gelmi olmal; byle eyler pek houma gider." "Sevgili Beldin Amca," dedi Pol Teyze pis, ufack adam sevgiyle kucaklayarak. "Seni ok zledim." "Beni tavlamaya alma Polgara," dedi Beldin, ama gzleri biraz yumuamt. "Babann olduu kadar senin de kabahatin var bu ite. Hani Belzedar'a gz kulak olacaktnz? Ustann Tan ele geirmeyi nasl baard?" "Bir ocuk kullanm galiba," dedi Belgarath ciddi bir tavrla. "Ta masumlara bir ey yapmaz." "Masum diye bir ey yoktur," diye homurdand cce. "Btn insanlar kt doar." Tekrar Pol Teyzeye dnerek yukardan aaya szd. "imanlyorsun," dedi sonra. "Kalalarn kan dingiline dnm." Durnik derhal yumruklarn skarak korkun ccenin stne yrd. Cce glerek kocaman ellerinden birini uzatp demirciyi yakasndan yakalad. Sonra hi g harcamadan akn Durnik'i kaldrp birka metre teye frlatt, "istersen ikinci hayatna hemen balayabilirsin," diye homurdand tehditkr bir sesle. "Bana brak Durnik," dedi Pol Teyze demirciye. "Beldin," dedi ardndan, "son ne zaman ykanmtn?" Cce omuzlarn silkerek, "iki ay nce yamur yamt," dedi. "iselemi herhalde. Temizlenmemi domuz al gibi kokuyorsun." Beldin srtarak, "Hah, imdi oldu," dedi. Sonra kkrdad. "Yllar dilini trpledi diye korkmutum." Bunun zerine ikisi, Garion'un hayatta duyduu en tyler rpertici hakaretlerle atmaya baladlar. Havada o kadar irkin kelimeler ve tasvirler uuuyordu ki, Barak'n bile gzleri yuvalarndan urad, Mandorallen bembeyaz kesildi. Ce'Nedra ise kpkrmz kesilerek duyamayaca bir yere kat. Ama hakaretler ne kadar beter olursa, korkun Beldin o kadar keyifleniyordu. Sonunda Pol Teyze o kadar aalk bir laf etti ki, Garion iki bklm oldu; ama irkin kk adam kahkahadan krlarak yere yuvarland ve topra yumruklamaya balad. "Tanrlar akna, seni ok zlemiim Pol," dedi soluk solua. "Gel de bir pck ver bakalm."

T
130
SHRBAZIN TUZAI ALDUR VADiSi

131

Pol glmseyerek adamn pis suratn pt. "Sefil Kpek." "Koca inek." Beldin glmseyerek Pol Teyzeyi smsk kucaklad. "Kaburgalarm salam kalsa iyi olur amca." "Hi bir yerini krdm m senin yavrucuum?" "yi ya, byle devam edelim." kizler ellerinde duman tten koca bir tabak yahni ve dev bir bira marapasyla Beldin'in yanna geldiler. irkin adam merakla tabaa bakt, sonra yahniyi yere dkp taba frlatt att. "Fena kokmuyor," diyerek bana meldi ve iki eliyle yahniyi yerden alp azna tkmaya balad; arada bir durup, etlere yapan irice akl talarn tkr-yordu. Yemei bittii zaman marapadaki biray bir dikite iti ve gkgrlts gibi bir sesle geirdi. Sonra oturup yal parmaklaryla kafasn kamaya balayarak, "iimize bakalm," dedi. "Nerelerdeydin?" diye sordu Belgarath. "Cthol Murgos'un ortalarnda bir yerde. Vo Mimbre savandan bu yana bir tepede oturmu, Belzedar'n Torak' saklad maaray gzlyordum." "Be yz yldan beri ha?" dedi ipek hayretle.

Beldin omuzlarn silkerek, "Aa yukar," dedi kaytsz bir tavrla. "Birisinin bizim Yank Surat'a gz kulak olmas gerekiyordu. Eh, benim de nemli bir iim yoktu o sralar." "Belzedar' grdn syledin," dedi Pol Teyze. "Bir ay kadar nceydi. Peinden eytan kovalyormu gibi maaraya gelip Torak' kard. Sonra bir akbabaya dnerek Torak'n vcuduyla utu gitti." "Herhalde Ctuchik Nyissa snrnda Ta elinden aldktan sonradr bu," dedi Belgarath. "Onu bilemem. O senin sorumluluundu, benim deil. Benim iim Torak'a gzclk etmekti. Kller size kadar geldi mi?" "Hangi kller?" diye sordu ikizlerden biri. "Belzedar Torak' maaradan kardnda da patlad; ii dna kt. Herhalde Tekgz'n vcudunu evreleyen g yzndendir. Ben ayrldmda patlamalar hl devam ediyordu. "Biz de patlamann sebebini merak etmitik," dedi Pol Teyze. Btn Nyissa en az iki santim kl altnda kald. "iyi. Keke daha derin olsaym." "Peki bu arada..." "...Torak hi kprdad m?" diye sordu ikizler. "Siz ikiniz doru konuamaz msnz?" dedi Beldin. "Kusura bakma..." "...Tabiatmz byle." irkin kk adam fkeyle kafasn sallad. "Her neyse. Hayr. Torak be yz yl boyunca hi kprdamad. Belzedar onu maaradan kardnda st yosun tutmutu." "Belzedar' izledin mi?" "Tabii." "Torak' nereye gtrd?" "Nereye olacak geri zekl! Mallorya'daki Cthol Mishrak harabelerine tabii ki. Dnyada Torak'n arln kaldrabilecek birka yer var zaten; Cthol Mishrak da onlardan biri. Belzedar'n Torak' Ctuc-hik'ten ve Ta'tan uzak tutmas lazm; o yzden gidebilecei tek yer oras. Malloryal Grolimler Cthucik'in otoritesini kabul etmiyorlar, o yzden onlarn yannda emniyette olur. deyecei bedel ok yksek olur mutlaka, ama onlar da Cthucik'i Mallorya'ya sokmazlar - tabii Chhucik birMurgo ordusu toplayp igale kalkmazsa." "Ne de iyi olur ama," dedi Barak. "Senin ay olman gerek, eek deil," dedi Beldin. "Bo yere mitlenme. Ne Ctuchik, ne de Belzedar tam da u anda byle bir savaa kalkmazlar, hele Belgarion dnya yznde bir zelzele gibi dolarken asla." Pol Teyzeye bakarak yzn buruturdu. "una biraz daha sessiz olmay retemez misin? Yoksa kafan da kn gibi hantallat m?" "Terbiyeni takn amca," dedi Pol. "ocuk gcn yeni tanyor. Hepimiz balarda biraz sakarlk etmitik." "Onun bebeklik etmeye vakti yok Pol. Gney Cthol Murgos'a zehirli hamambcei gibi yldzlar yayor; Rak Cthol'dan Rak Hagga' ya kadar btn l Grolimler mezarlarnda inleyip duruyorlar. Vakit geldi, hazr olmas gerek." "Hazr olacak amca." "Umarm," dedi pis adam eki bir suratla. "Cthol Mishrak'a dnecek misin?" diye sordu Belgarath. "Hayr. Ustamz burada kalmam syledi, ikizlerle yapacak ilerimiz var ve vaktimiz de ok az." "Bizimle de..." "...Konutu." "Kesin yahu!" diye haykrd Beldin. Sonra Belgarath'a dnerek,
132 SHRBAZIN TUZAI

nc Ksm

ULGO
"Rak Cthol'a gidiyor musun?" diye sordu. "Daha deil nce Prolgu'ya gidip Gorim'le konumam lazm. Ayrca oradan birini daha alacaz." "Grubun tamam olmadn fark etmitim zaten. Peki sonuncusrf ne olacak?" Belgarath ellerini iki yana at. "Ben de o konuda dertliyim zaten.jj Henz izini bulabilmi deilim - stelik bin yldr aryorum." "Birahanelerde aramsndr da ondan." "Ben de ayn eyi fark ettim amca," dedi Pol Teyze tatl bir tebessmle. "Prolgu'dan sonra nereye gidiyoruz?" diye sordu Barak. "Ondan sonra Rak Cthol'a gideriz herhalde," dedi Belgarath ciddi bir tavrla. "Ta Ctuchik'ten geri almamz lazm; ayrca Murgo sihir-bazyla keskin bir tartma yapmaya niyetliyim ok uzun bir zamandan beri."

ON NC BLM

RTES SABAH kuzeybatya dnp, sabah gneinde Vadinin yemyeil ayrlar zerinde parlayan Ulgo dalarnn dik, beyaz tepelerine doru yola koyuldular. "Kar var," dedi Barak. "Zor bir yolculuk olabilir." "Hep karldr," dedi Hettar. "Daha nce hi Prolgu'ya gittin mi?" diye sordu Durnik. "Birka kere. Ulgolarla iletiimi koparmamaya alrz. Ziyaretlerimiz ounlukla trenseldir." Prenses Ce'Nedra minik yznde skntl bir ifadeyle Pol Teyzenin yannda at sryordu. Sonunda, "Ona nasl tahamml edebiliyorsunuz Leydi Polgara?" diye patlad. "O kadar irkin ki." "Kimden bahsediyorsun canm?" "O korkun cceden." "Beldin amca m?" dedi Pol Teyze yznde hafif bir aknlk ifadesiyle. "O hep byledir. Yakndan tanmadan anlayamazsn." "Ama size ok korkun eyler syledi." "Gerek duygularn byle saklyor," dedi Pol Teyze. "Aslnda ok iyi kalpli bir insandr, ama insanlar d grnne bakp ondan baka trl olmasn bekliyorlar. ocukken vcudu biimsiz ve korkun olduu iin ailesi onu aralarndan atm. Sonunda Vadiye geldiinde, Ustamz d grnndeki irkinliin ardnda saklanan zihinsel gzellii grm ama." "O kadar pis olmas art m?"

Pol Teyze hafife omuzlarn silkti. "Biimsiz vcudundan nefret eder, o yzden de hi bakmaz." Sonra prensese sakin bir ifadeyle bakarak, "Dnyadaki en kolay ey, d grne bakarak yargda bulunmaktr Ce'Nedra," dedi. "ou kez yanl olur bu yarglar. Beldin amcayla ben birbirimizi ok severiz, o yzden de byle karmakark ha-

T
137
ULGO 136 SHRBAZIN TUZAI

karetler icat ederiz, iltifat etsek sahtekrlk olurdu; sonu olarak gerekten de ok irkin biri." "Anlamyorum," dedi Ce'Nedra kafas karm bir halde. "Sevgi kendini ok tuhaf yollarla gsterebilir," dedi Pol Teyze. Ses tonu nemsemez gibiydi, ama baklar deliciydi. Ce'Nedra Garion'a abucak bir gz att, sonra hafife kzararak gzlerini kard. Garion atn srerken, Pol Teyzesiyle prenses arasndaki bu konumann ne anlama geldiini dnd. Pol Teyzenin kk kza nemli bir ey sylemeye alt belliydi, ama bunun ne olduunu anlayamamt. Birka gn Vadinin iinde yol aldlar, sonra da Ulgolarn yurdu olan sivri tepelerin eteklerine vararak trmanmaya baladlar. Onlar ilerledike, mevsim yeniden deiti. Trmanmaya baladklarnda sonbahar balaryd ve aadaki vadiler kzl yapraklarla alev alm gibiydi. Bir kademe ykseldiklerinde, aalar plakt artk, doruklardan uuldayarak gelen rzgr ise, k rzgr gibi srcyd. Gkyz giderek karard ve stlerindeki kayalklardan bulutlar szlmeye balad. Kayalk yamalar trmandka, arada bir yamur iselemeye, kar serpitirmeye balad. Karl bir akamst, "Artk Brill'i kollamaya balasak iyi olur," dedi pek umutla. "Grnme vakti geldi." "Pek sanmam," dedi Belgarath. "Murgolar Vadiye olduu kadar Ulgoland'a da girmekten ekinirler. Ulgolar Angaraklardan nefret eder." "Alornlardaeder." "Ama Ulgolar karanlkta grebiliyor," dedi ihtiyar. "Bu dalara gelen Murgolarn ilk gecelerinin sabahna kamama gibi bir eilimi oluyor. Brill'i dnmemiz gerekmez." "Yazk," dedi pek hayal knklyla. "Ama gene de gzlerimizi ak tutmann zarar olmaz. Ulgo dalarnda Murgolardan beter eyler vardr." pek kmseyerek, "O hikyeler biraz abartl deil mi?" dedi. "Hayr. Hi deil." "Bu havali canavarlarla doludur Prens Kheldar," dedi Mandoral-len ufak tefek adama. "Birka sene kadar evvel, tandm bir dzine kadar aklsz valye, cesaret ve kahramanlklarn tecrbe etmek iin bu dalara doru yola koyulmulard. Hibiri dnmedi." Bir sonraki srta vardklarnda, bir k frtnas btn gcyle yzlerine arpt. Trmandka giderek artm olan kar, uuldayan rzgrla neredeyse yatay olarak yayordu. "Bu frtna geene kadar bir yere snmamz lazm Belgarath," diye seslendi Barak, rzgrn sesini bastrmaya alarak. Frtnadan neredeyse umak zere olan ay postundan pelerinini tutmaya alyordu. "nmzdeki vadiye inelim," dedi Belgarath kendi peleriniyle bouarak. "Aadaki aalar rzgr biraz krar." Srt ap vadinin dibinde kmelenmi olan amlara yneldiler. Garion pelerinine iyice sannp ban edi rzgra kar. Vadinin dibindeki sk amlar frtnann iddetini kesiyordu, ama durduklarnda kar

iddetini iyice artrmt. "Bugn daha fazla ilerleyemeyiz Belgarath," dedi Barak, sakallarnda biriken karlar sprmeye alarak. "Buraya snp sabah bek-lesek daha iyi olacak." "Bu da ne?" dedi Durnik anszn, ban yana yatrp dinlemeye alarak. "Rzgr," dedi Barak pek aldrmadan. "Hayr. Dinleyin." Rzgrn uultusunu bastran tiz bir kineme sesi duydular. "uraya bakn," diye iaret etti Hettar. Bir dzine kadar ata benzer hayvann pelerinden srt aarak gelmekte olduunu grdler hayal meyal. Tipiden ekilleri iyi seilmiyordu, ama birer hayalet gibi szldklerini fark edebiliyorlard. Tam stlerindeki ykseltide ise, yelesi ve kuyruu rzgrda savrulan dev gibi bir aygr duruyordu. Kinemesi ise tiz bir l andryordu. "Hrulgin!" dedi Belgarath. "Kaamaz myz?" diye sordu pek umutla. "Sanmam," dedi Belgarath. "Zaten kokumuzu aldlar. Kamaya kalkarsak, Prolgu'ya kadar peimizi brakmazlar." "yleyse onlara kokumuzdan korkmay ve duyduklar yerden kamay retmemiz lazm," dedi Mandorallen, kalkannn tutamaklarn sktrarak. Gzleri parlyordu. "Eski alkanlklarna geri dnyorsun Mandorallen," dedi Barak huysuz bir sesle. Hettar'n yz atlaryla iletiim kurduu zamanki ifadesiz haline gemiti. Sonunda rperdi ve yznde bir irenme ifadesi belirdi.
ULGO

139 138
StHtRBAZIN TUZAI

"Eee?" dedi Pol Teyze. "Bunlar at deil," diye sze balad Hettar. "Onu biliyoruz Hettar," dedi Pol Teyze. "Bir ey yapabilir misin? Korkutup karabilir misin mesela?" Hettar ban sallayarak,"Alar Polgara," dedi. "Kokumuzu da almlar. Sr ba, normal bir at srsnde olduundan ok daha gl bunlarn arasnda. Eer o olmasayd gsz olanlarndan bir iki tanesini korkutabilirdim." "yleyse hepsiyle dveceiz," dedi Barak ciddi bir suratla kalkann koluna takarak. "Sanmam," dedi Hettar gzlerini ksarak. "Burada her ey sr ba olan aygrda dmleniyor. Btn sr onun etkisi altnda. Eer onu ldrrsek dierleri kaar." "Pekl," dedi Barak. "yleyse aygra saldralm." "Bir grlt karmalyz," dedi Hettar. "Meydan okuma gibi bir ey. O zaman aygr ne kp meydan okumaya cevap verir. Yoksa ona ulamak iin btn sryle savamak zorunda kalrz." "Belki bu onu tahrik eder," dedi Mandorallen. Sonra borusunu kaldrarak frtnayla uzaklara kadar yaylan bir ses kard. Aygr hemen tiz bir lkla cevap verdi. "Oluyor galiba," dedi Barak. "Bir daha al Mandorallen." Mandorallen borusunu tekrar ttrd ve aygr ona yine cevap verdi. Sonra dev hayvan srttan drtnala inerek srnn iinden onlara doru komaya balad. En ne getiinde tekrar bir lk atp aha kalkarak peneleriyle havay dvd. "Oldu," diye haykrd Barak. "Haydi!" Atn mahmuzlaynca koca kr at karlar saarak ileri frlad. Hettar ve Mandorallen de iki yanna getiler ve lapa lapa yaan kar altnda burnundan buharlar fkran Hrulga aygrna saldrdlar. Mandorallen mzran dorulttu; drtnala Hrulgann zerine doru giderken tuhaf bir ses yayld rzgrla. Mandorallen glyordu. Garion klcn ekerek atn Pol Teyzeyle Ce'Nedra'nn nne srd. Bunun muhtemelen bir ie yaramayacan biliyordu, ama olsun. iki Hrulga, belki de sr bann sessiz bir emriyle ne atlp Barak ve

Mandorallen'in yolunu kesti; aygrsa Algarn sr iin en byk tehlikeyi oluturduunu anlam gibi Hettar' karlad. lk Hrulga bir kedi gibi penelerini ap dilerini gstererek aha kalktnda, Mandorallen mzran eerek hrlayan canavarn gsne saplad. Hrulga azndan kanl kpkler saarak ve Mandorallen'in krlan mzran peneleriyle parampara ederek geriye devrildi. Barak karsndaki ikinci Hrulgann pene darbesini kalkanyla karlayarak, ar klcn savurduu gibi kafasn paralad. Hayvan debelenerek karlar arasna yld. Hettar ve sr ba, yaan karda birbirlerini tartmaya baladlar. Gzlerini mthi bir dikkatle birbirlerine dikmi, usul usul birbirlerinin etrafnda dolanyorlard. Anszn aygr tek bir hareketle aha kalkp penelerini iki yana aarak srad. Ama zihni srcsnn zihniyle kenetlenmi olan Hettar'n at, bu mthi saldrdan yana kaarak kurtuldu. Hrulga dnp yeniden saldrd, ama Hettar'n at tekrar yana kat. fkeden lgna dnen aygr bir lk daha atp penelerini aarak tekrar saldrd. Hettar'n at yana bir adm att, sonra yaklat ve Hettar eyerinden srayp aygrn srtna oturuverdi. Uzun, gl bacaklarn Hrulgann gsnde kenetleyerek sa eliyle de hayvann yelesine yapt. Aygr trnn tarihinde ilk kez srtnda bir binicinin arln hissedince ldrd. Srayp aha kalkarak ve lklar atarak Hettar' srtndan atmaya alt. Saldrmaya hazrlanan srnn dier yeleri duraklayp, neler olup bittiini anlayamayarak dehetle aygrn binicisinden kurtulma gayretlerini izlemeye baladlar. Mandorallen ve Barak da atlarn dizginleyip akn akn Hettar'la kudurmu aygrn tipinin iinde daireler izerek komalarn izlediler. Sonra Hettar sol elini izmesine sokarak uzun, geni bir haner kard. Atlan tanyordu ve nereye vuracan biliyordu. lk darbesi ldrc oldu. Hrulgann kousundan altst olmu olan kar, birden kzla boyand. Aygr son bir kez lklar atarak ve azndan kan boanarak aha kalkt, ardndan bir an iin titreyen bacaklar zerinde ayakta durmaya alt. Sonra yava yava dizleri boand ve yana devrildi. Hettar aygr tam derken yere atlad. Hrulga srs dnp lklar atarak tipinin iine doru kamaya balad. Hettar ciddi bir yzle hanerini karda temizleyip tekrar izmesine soktu. Bir an iin elini l aygrn boynuna dedirdi, sonra dnp inenmi karlar arasnda, aygrn srtna atlarken frlatp att klcn aramaya koyuldu. sava aalarn arasna dndklerinde, Mandorallen ve Barak, Hettar'a derin bir saygyla bakyorlard.

T
ULGO 141 140
SHRBAZIN TUZAI

"Deli olmalar ok yazk," dedi Algar dalgn dalgn. "Bir an iin, sadece bir an iin ona ular gibi oldum ve beraberce hareket ettik. Sonra delilii geri geldi, o zaman da ldrmek zorunda kaldm. Eer eitilebilselerdi..." Szn yarda kesip ban sallad. "Neyse." Omuzlarn silkti zntyle. "Byle bir yarata binmek istemezdin herhalde," dedi Durnik akn bir tavrla. "Hayatmda hi byle bir ata binmemitim," dedi Hettar alak bir sesle. "Asla unutamayacam." Uzun boylu adam dnp biraz uzaklat ve durup rzgrla savrulan kar seyretmeye balad. Gece amlarn altnda kamp kurdular. Ertesi sabah rzgr azalmt, ama yola ktklarnda hl lapa lapa kar yayordu. Yerde diz boyu kar vard ve atlar trmanrken tkezliyorlard.

Bir srt daha aarak bir sonraki vadiye doru inmeye baladlar. pek kukuyla sessizce yaan kara bakarak, "Byle giderse gmlp kalacaz Belgarath," dedi. "Hele trmanmaya devam edersek." "Bir ey olmaz," dedi ihtiyar. "Bundan sonra bir dizi vadi var; doruca Prolgu'ya kyorlar. Zirveye kmamz gerekmeyecek." "Belgarath," dedi nde gitmekte olan Barak, geriye bakarak. "Burada taze izler var." Gsterdii yerde, yollarnn zerindeki taze karda yeni olduu belli olan izler vard. ihtiyar biraz ilerleyerek durdu ve izleri inceledi. "Algroth izi," dedi sonra. "Aman dikkatli olalm." Salarn sollarn kollayarak vadiye indiklerinde Mandorallen biraz duraklayp kendisine yeni bir mzrak kesti. "Durmadan krlan bir silaha pek gvenmezdim ben olsam," dedi Barak, valye atna binerken. Mandorallen zrhn gcrdatarak omuz silkti. "Her yanmz aa dolu Lordum." Vadinin dibini rten amlarn arasndan tandk bir havlama sesi duyan Garion, "Dede," diye uyard. "Duydum," dedi Belgarath. "Ka taneler dersiniz?" diye sordu ipek. "Bir dzine kadar," dedi Belgarath. "Sekiz," diye dzeltti Pol Teyze. "Sekiz taneyseler saldrmaya cesaret ederler mi?" dedi Mandorallen. "Arendiya'da tesadf ettiklerimiz kalabalktan cesaret alyorlard." "Bence inleri bu vadide," dedi ihtiyar. "Her hayvan inini korur. Mutlaka saldracaklardr." "yleyse onlar biz bulalm," dedi valye kendinden emin bir tavrla. "Daha sonra pusuya dmektense, kendi istediimiz zaman saldrp imha etmek daha doru olur." "Kesinlikle eski gnlere dnyor," dedi Barak Hettar'a, eki bir suratla. "Bu defa hakl ama," dedi Hettar. "Sen itin mi?" dedi Barak pheyle. "Geliniz Lordlanm," dedi Mandorallen neeyle. "u hayvanlar imha edelim ki yolumuza huzur iinde devam edebilelim." Karlar arasndan, havlayan Algrothlann sesine doru uzaklat. "Geliyor musun Barak," dedi Hettar klcn ekerken. Barak iini ekerek, "Ne yapaym, geleyim bari," dedi ackl bir sesle. Belgarath'a dnerek, "Uzun srmez," diye ekledi. "Kana susam arkadalarmzn balarn belaya sokmalarn engellemeye alacam." Hettar gld. "Mandorallen'den beter oluyorsun yani," dedi Barak Hettar'a, valyenin peinden giderlerken. Garion'la dierleri, yaan kar altnda gergin bir ekilde beklemeye baladlar. Derken, aalarn arasndan gelen havlama sesleri, aknlk lklarna dnt. Darbe sesleri, yaralanan hayvanlarn lklar ve savalarn birbirlerine seslenileri duyuldu bir sre. On be dakika kadar sonra , atlarnn nallarndan karlar salarak, drtnala geri dndler. "kisi kat," dedi Hettar esefle. "ok yazk," dedi ipek. "Mandorallen," dedi Barak skntl bir suratla, "kt bir alkanlk edinmisin. Dvmek ciddi bir itir; senin ikide bir kkrdayp kahkahalar atman ise iin ciddiyetini karyor." "Sizi rahatsz m ediyor Lordum?' "Rahatszlk deil de... Konsantrasyonumu bozuyor." "ileride miktarn azaltmaya gayret ederim." "ok sevinirim." "Nasl gitti?" dedi ipek. "Dv bile saylmaz," dedi Barak. "Gafil avladk hepsini. Kabul etmesi zor ama, u kkrdayan arkadamz bu defa haklym."

T
SHRBAZIN TUZAI

142

Vadide atlarn srerlerken, Garion Mandorallen'in bu tavr deiikliini dnmeye koyuldu. Tayn doduu maarada Durnik Man-dorallen'e korkunun ona glerek yenilebileceini sylemiti. Durnik tam olarak bunu kastetmemiti mutlaka, ama Mandorallen onun sylediklerini kelime anlamyla almt demek ki. Barak' rahatsz eden kahkahalar, karlarndaki dmana deil, iindeki dmana ynelikti. Saldrya geerken kendi korkusuna glyordu Mandorallen. "Doal deil bir kere," diyordu Barak pek'e alak sesle. "Ondan rahatsz oluyorum. Ayrca nezaket kurallarna da aykr. Ciddi bir dve girecek olsak onun byle kkrdayp durmas hepimizi mahcup eder. insanlar ne dnr sonra?" "Amma da byttn Barak," dedi ipek. "Bana ok ho grnyor dorusu." "Neresi ho bunun?" "Mizah duygusuna sahip bir Aren, dnya yznde bir yenilik saylr. Konuan kpek gibi bir ey..." Barak fkeyle kafasn sallad. "Biliyor musun ipek, seninle ciddi bir ey tartmaya almann hibir anlam yok. Laf sokuturma gay-1 retin yznden her eyi sulandryorsun." "Hepimizin kk kusurlar vardr," dedi pek yumuak bir tavrla.

G
ON DRDNC BLM
biydi. N BOYUNCA kar giderek azald. Akamst, sk bir ladin koruluunda geceyi geirmek iin durakladklarnda, havada birka tembel kar tanesi kalmt sadece. Ancak gece scaklk iyice azald; ertesi sabah uyandklarnda ise buz gi"Prolgu'ya ne kadar kald?" diye sordu ipek, titreyen ellerini atee uzatm snmaya alrken. "iki gn," dedi Belgarath. "Havay dzeltmek iin bir ey yapamazsn deil mi?" diye sordu ipek umutla. "Mecbur kalmadka byle eyler yapmay sevmem," dedi ihtiyar. "ok geni bir blgede birok eyi altst eder. Ayrca Gorim kendi dalarnda byle mdahalelerde bulunmamzdan holanmaz. Ulgolar byle eylere biraz mesafeli yaklarlar." "Ben de byle diyeceinden korkuyordum." O sabahki yollan o kadar dolambalyd ki, le vakti Garion ynn tamamen kaybetmiti. Isrc soua ramen, gkyz kapal, kurun grisiydi. Sanki dnyann tm rengi donarak kaybolmutu. Gkyz griydi, kar dmdz bir beyazd, aa gvdeleri ise kapkarayd, izledikleri derenin suyu bile kar kapl kylarn arasndan siyah akyordu. Belgarath kendinden emin bir tavrla ilerliyor, getikleri her vadide, bir sonrakinin yolunu gsteriyordu. "Emin misin?" diye sordu tir tir titreyen ipek bir noktada. "Sabahtan beri aknt yukar gidiyorduk, imdi aa dnyoruz." "Bir-iki mil sonra baka bir vadiye kacaz. Gven bana ipek. Daha nce de buradan

getim." pek kaln pelerinine daha sk sarnp, "Tanmadm arazide biraz sinirli oluyorum," dedi izledikleri derenin karanlk sularna bakarak.
ULGO

145
144
SHRBAZIN TUZAI

Derenin yukarlarndan tuhaf bir ses yankland; kahkahaya benzeyen garip bir uluma. Pol Teyzeyle Belgarath hemen birbirlerine baktlar. "Bu da ne?" dedi Garion. "Kaya kurdu," dedi Belgarath. "Kurt sesine benzemiyor." "Deil zaten, ihtiyar kukuyla etrafna baknd. "Bunlar ounluk-' la le yerler; eer vahi bir sryseler muhtemelen saldrmazlar bize. Daha kn balan; ok a deillerdir. Ama bir Eldrak tarafndan gdlen bir sryse, bamz dertte demektir." zengileri zerinde dorulup etrafa baknarak, "Biraz hzlanalm," diye seslendi Mandoral-len'e. "Gzlerini de ak tut." Arkalarnda tiz, kahkahaya benzer uluma sesi iddetlendi. "Bizi izliyorlar baba," dedi Pol Teyze. "Duyuyorum," dedi ihtiyar. Vadinin iki yann kaygl baklarla,, incelemeye balad. "Bir gz atsan iyi olacak Pol. Srprizleri sev-, mem." Pol Teyzenin baklar uzaklara dald ve zihniyle vadinin ormanlk kylarn taramaya balad. "Bir Eldrak var baba. Bizi izliyor. Kafasnn ii lam ukuru gibi." "Hep yledir zaten," dedi ihtiyar. "Adn yakalayabildin mi?" "Grul." "ite bundan korkuyordum. Onun blgesine yaklatmz bili-j yordum zaten." Parmaklarn azna sokarak slk ald. Barak'la Mandorallen durup dierlerinin kendilerine yetimelerini J beklediler. "Bamz dertte," dedi Belgarath ciddi bir tavrla. " Yakn- j larda bir yerlerde yannda bir kaya kurdu srs olan bir Eldrak var. Bizi izliyor. Her an saldrabilir." "Eldrak nedir?" diye sordu ipek. "Eldraklar Algrothlar ve Trollerle akrabadr, ama daha zeki ve da-l haindirler." "Sadece bir tane mi?" diye sordu Mandorallen. "Yeter de artar bile. Bununla karlamtm. Ad Grul. iri, hzl ve' zalimdir. Hareket eden her eyi yer ve yemeye balamadan nce l m diri mi olduuna da aldrmaz." Kaya kurtlarnn kahkahaya benzeyen uluma sesleri yaklat. "Bir yer bulup ate yakalm," dedi ihtiyar. "Kaya kurtlar atetenl korkar; mecbur kalmadka hem onlarla hem de Grul'la dvmenin! lemi yok." "Buras olur mu?" dedi Dumik, nehrin karanlk sularna doru uzanan geni, karla kapl bir dzl gstererek. knt kyya kum ve akldan oluan dar bir yolla balanyordu. Barak, "Buray savunabiliriz Belgarath," dedi gzlerini ksp kntya bakarak. "Nehir arkamz korur; bu dar geitten de ancak teker teker gelebilirler." "Olur," dedi Belgarath. "Haydi." Atlarn karla kapl dzle srp ayaklaryla genie bir alan temizlediler; bu arada Durnik de knty kyya balayan yolu yar yarya kapatan iri bir aa kknn altnda ate yakmaya alyordu. Birka dakika iinde, kkn evresinde turuncu alevler ykselmeye balamt. Durnik kk tamamen tutuana kadar atei kuru dal para-lanyla besledi. "Yardm edin," diye seslendi dierlerine, atein stne daha iri dallan yarken. Barak ve Mandorallen akntnn aklln kysna yd dal paralan ynna koup irice ktkleri toplamaya baladlar. On be dakika sonra dar geidi tamamen kaplayan koca bir kamp ateleri olmutu; ate onlar kydan tamamen aynyordu.

"Sabahtan beri ilk defa biraz snabildim," diye srtt ipek atee yaklaarak. "Geliyorlar," dedi Garion. Aa gvdeleri arasnda hareket eden ekiller ilimiti gzne. Barak alevlerin arasndan sahile bakarak, "Baya iri hayvanlar, deil mi?" dedi ask suratla. "Eek byklndedirler," dedi Belgarath. "Ateten korktuklanndan emin misin?" diye sordu ipek gergin bir tavrla. "ou zaman." "ou zaman m?" "Arada srada aresiz kalabilirler - ya da Grul onlan saldrmaya zorlayabilir. Ondan da ateten korktuklan kadar korkabilirler." "Belgarath," dedi sansar suratl Drasniyah isyan ederek, "baz bilgileri kendine saklamak gibi ok kt bir huyun var." Kaya kurtlarndan biri tam nehir kysna gelip havay koklayarak gergin bir tavrla atee bakmaya balad. n bacaklan arka bacaklarndan bir hayli daha uzundu; bu da ona yan ayakta duruyormu gibi bir grnm veriyordu. Srtnda ise, adaleli bir kambur vard. Burnu ksayd ve yz neredeyse bir kedininki gibi dzd. izgiyle benek

T
146
SHRBAZIN TUZAI

147
ULGO

aras desenli krk siyah-beyazd. Sinirle bir aa bir yukar yryerek ve arada bir kahkaha gibi bir uluma sesi kararak, mthi bir dikkatle onlar izlemeye koyuldu. Az sonra yanna bir kaya kurdu daha geldi, sonra bir tane daha. Nehir kysna yaylp dolanarak ve uluyarak beklemeye baladlar; ancak hibiri atee yaklamyordu. "Kpee hi benzemiyorlar," dedi Durnik. "Benzemezler," dedi Belgarath. "Kpeklerle kurtlar akrabadr; kaya kurtlan ise tamamen baka bir aileye mensup." Kydaki irkin yaratklarn says ona ulamt; ulumalar da bir koro gibiydi artk. Derken Ce'Nedra bembeyaz bir suratla ve dehetten irilemi gzlerle bir lk kopard. Eldrak aalarn arasndan karak uluyan srnn tam ortasna geldi. Boyu iki buuk metreydi ve siyah bir krk vard. Farkl rg zrh paralarn birbirine ince deri paralaryla tutturarak yaplm bir zrhl elbise vard stnde. Kaya paralaryla dvlerek alm ve yaratn dev gsne uydurulmu bir gs zrh da gene kselelerle hepsinin stne tutturulmutu. Koni eklinde elik bir miferin arkas yarlarak alm ve yaratn koca kafasna uydurulmutu. Eldrakn elinde dev gibi, elik kapl ve ivili bir sopa vard. Ancak Ce'Nedra' nn lk atmasna sebep olan, yaratn yzyd. Eldrakn hi burnu yok gibiydi; alt enesi iyice ne kkt ve iki tane dev gibi di kyordu bu eneden. kk kalarnn altnda yuvalarna gmlm olan gzleri mthi bir alkla parlyordu. "Daha fazla yaklama Grul," dedi Belgarath souk, lmcl bir sesle. "Grat Grul'un dana m geldi gene?" diye homurdand canavar. Sesi kaln, yankl ve kan dondurucuydu. "Konuuyor mu?" dedi tpek hayretler iinde. "Niye peimizdesin Grul?" dedi Belgarath. Yaratk ate gibi gzleriyle onlara bakarak, "Am Grat," diye hrlad. "Git baka yerde avlan," dedi ihtiyar, canavara. "Niye? At var, insan var, ok yemek var burada." "Ama kolay yemek deil Grul," dedi Belgarath.

Grul'un yzne korkun bir glmseme yayld. "nce dv," dedi, "sonra yemek. Gel Grat, gel gene dvelim." "Grat m?" dedi pek. "Beni kastediyor. Adm telaffuz edemiyor, enesinin ekli yznden." "Sen bu yaratkla dvtn m?" dedi Barak hayretle. Belgarath omuzlarn silkti. "Kolumda sakl bir bam vard; beni yakaladnda karnn detim. Pek dv saylmazd." "Dv!" diye grledi Grul koca yumruuyla gs zrhn dverek. "Demir," dedi sonra. "Gel Grat. Bakalm Grul'un karnn kesebilir misin imdi. Grul demir giydi, insanlar gibi." Donmu topra elik kapl sopasyla dvmeye balayarak, "Dv!" diye haykrd. "Gel, Grat. Dv!" "Belki hep birden saldrrsak birimiz ansl bir darbe indirmeyi baarabiliriz," dedi Barak, canavara dnceli dnceli bakarak. "Plannz kusurlu Lordum," dedi Mandorallen. "O sopann menziline girersek, birok yoldamz kaybederiz." Barak hayretle ona bakarak, "Sen ihtiyatl davranmay neriyor-sun ha Mandorallen?" dedi. "Sen?" "En dorusu bu ii benim tek bama yapmam olacaktr," dedi valye ciddi bir tavrla. "Mzram uzaktan bu canavarn cann alabilecek tek silah." "Hakl olduu bir yan var tabii," dedi Hettar. "Gel, dv!" diye grledi Grul sopasyla topra dvmeye devam ederek. "Pekl," dedi Barak pek ikna olmadan. "yleyse biz iki yandan saldrarak dikkatini datalm. O zaman Mandorallen saldrabilir." "Kaya kurtlan ne olacak?" dedi Garion. "Bir ey denemek istiyorum," dedi Durnik. Yanan dallardan birini alarak canavann evresindeki srye doru frlatt. Kaya kurtlar havlayarak telala daln evresinden katlar. "Ateten korkuyorlar gerekten," dedi demirci. "Hep beraber durmadan ate atarsak cesaretleri knlr ve kaarlar bence." Hepsi atee yaklatlar. "Haydi!" diye haykrd Durnik. Ellerinden geldiince hzla yanan dallan frlatmaya baladlar. Kaya kurtlan havlayarak katlar, bazlar ise yanarak lklar atmaya balad. evresindeki sr bu ani ate yamuru altnda panik halinde kouturmaya balaynca, Grul fkeyle grledi. Yanan hayvanlardan biri can acs ve korkuyla lgna dnerek Grul'a saldrmaya kalkt. Eldrak mthi bir eviklikle kaya kurdunun nnden ekilip sopasy-

148 SHRBAZIN TUZAI

la hayvan yere yaptrd. "Sandmdan hzlym," dedi Barak. "Dikkatli olmamz gerek." "Kayorlar!" diye bard Durnik yanan bir dal daha frlatarak. Yanan dal yamuru altnda sr panie kaplm ve uluyarak ormana doru kamaya balamt. fkeden deliye dnen Grul nehir kysnda tek bana kalm, sopasyla karla kapl topra dvyordu. "Gelin dvn!" diye grledi yeniden. "Gelin dvn!" Dev bir adm atarak sopasn bir daha yere indirdi. "Ne yapacaksak imdi yapmalyz," dedi ipek gergin bir sesle. "yice kudurdu. Birka dakika daha beklersek yanmza gelecek." Mandorallen bayla onaylayarak atna binmeye hazrland. "nce dikkatini datalm," dedi Barak ar klcn ekerken. "Haydi!" diye haykrarak

atein stnden atlad. Dierleri de onu izleyerek, dev Grul'un karsnda bir yarm daire eklinde dizildiler. Garion da klcna davrand. "Sen dur," dedi Pol Teyze. "Burada kal." "Ama..." "Dediimi yap." pek'in birka metre teden ustaca frlatt bir bak, Grul tam Ba-rak'la Durnik'in zerine yrrken canavarn omuzuna sapland. Grul uluyarak dnp, koca sopasn sallayarak Ipek'le Hettar'a saldrd. Hettar eilerek saldry savuturdu, ipek ise hemen srayarak sopann menzilinin dna kt. O srada Durnik nehir kysndan toplad yumruk byklnde kaya paralaryla canavar taa tuttu. Grul iyice kudurarak arkasna dnd, sivri dilerinden kpkler damlyordu. "Haydi Mandorallen!" diye haykrd Barak. Mandorallen mzran dorultup sava atn mahmuzlad. Dev, zrhl hayvan, nallan akllar saarak ileri atld, atein stnden srad ve akn Grul'un stne doru komaya balad. Bir an iin planlan baarl olacakm gibi grnd. lmcl, elik ulu mzrak Grul' un gsne dorulmutu ve onu delip gemesini hibir ey engelleye-mezmi gibi grnyordu. Ama canavarn eviklii hepsini artt yine. Grul yana srayarak ivili sopasn Mandorallen'in mzrana indirerek tahtay parampara etti. Ancak Mandorallen'in iddetli saldrsn durdurmak mmkn deildi. Atyla birlikte dev yarata kulaklan sar eden bir grltyle arpt. Grul sopasn drerek yere devrildi; Mandorallen'le at da onun stne.
149

ULGO

"Hcum!" diye grledi Barak; hepsi birden yerdeki Grul'un stne kl ve baltalaryla saldrdlar. Ama canavar Mandorallen'in atnn karnna ayaklann dayayarak koskoca hayvan frlatp att. Dev bir yumruk Mandorallen'in brne inip valyeyi birka metre savurdu. Barak, Hettar ve pek tam yetimilerdi ki, Durnik kafasna inen bir yumrukla olduu yerde dnp yere devrildi. "Baba!" diye haykrd Pol Teyze nlayan bir sesle. Anszn Garion'un arkasndan yeni bir ses ykseldi - nce derinden bir hrlama, hemen ardndan da tyleri diken diken eden bir uluma. Garion arkasna dnnce, daha nce bir kere de kuzey Arendiya ormanlarnda grm olduu kocaman kurtla karlat. htiyar boz kurt atein stnden atlayp mthi dilerini gstererek kavgaya katld. "Garion sana ihtiyacm var!" Pol Teyze koluna yapm olan panik iindeki prensesten kurtulmaya alarak, gsnden tlsmn karyordu. "Tlsmn kar - hemen!" Garion anlamamt ama tuniinin altndan tlsmn kard. Pol Teyze sa elini tutup, avucundaki lekeyi kendi tlsmndaki bayku resmine dokundurdu; kendisi de Garion'un tlsmn teki eliyle kavrad. "radeni younlatr," dedi sonra. "Neye?" "Tlsmlara. abuk!" Garion iradesini toplad ve gcn bir biimde Pol Teyzenin ve tl-smlann de etkisiyle son derece artm olarak iinde biriktiini hissetti. Pol Teyze gzlerini kapatp ban kuruni gkyzne doru kaldrarak, "Anne!" diye haykrd. Sesi o kadar glyd ki, dar vadide bir boru sesi gibi yankland. G Garion'un iinden o kadar byk bir dalgayla boald ki, ayakta duramayarak dizlerinin stne kt. Pol Teyze de yannda yere yld. Ce'Nedra aknlkla bard. Garion g bela kafasn kaldrdnda, kudurmu Grul'a saldrmakta olan bir deil iki kurt olduunu grd: Dedesi olduunu bildii byk boz kurt ve ondan biraz daha kk,

tuhaf, titreen mavi bir kla evrili baka bir kurt. Grul uraarak ayaa kalkm, bou bouna zrhl vcuduna darbeler indirmekte olan adamlara dev yumruklann sallamaya balamt. Barak yedii bir yumrukla teye savrularak dizlerinin stne dev-

T
SHRBAZIN TUZAI

150

rilmi, sersemlemi bir halde ban sallyordu. Grul Hettar' bir yana itip, gzlerinde mthi bir keyif pnltsyla kollarn iki yana aarak Barak'n stne yrd. Ancak mavi kurt stne atlp yzne doru hrlad. Grul yumruunu sallad, ama aknlkla yumruun kurdun titreen gvdesinin iinden getiini grd. Sonra, arkasna dolaan Belgarath'n, kurtlarn kadim taktiini kullanarak korkun dileriyle bacann liflerini koparmasyla birlikte, bir lk atp geri devrilmeye balad. Dev Grul, koca bir aa gvdesi gibi uluyarak yere serildi. "Kalkmasna izin vermeyin!" diye grledi Barak sendeleyerek ayaa kalkp oraya koarken. Kurtlar Grul'un suratna saldryor, o da kollarn sallayarak onlar kovalamaya abalyordu. Elleri her defasnda titreen mavi kurdun iinden geiyordu. Mandorallen bacaklarn iki yana am, geni klcnn kabzasn iki eliyle kavram, canavarn vcuduna birbiri ardna darbeler indiriyor, Grul'un gs zrhnda uzun oluklar oluuyordu. Barak kafasna mthi darbeler indirerek klcyla pasl miferden kvlcmlar karyordu. Hettar ise bir yanda kl elde hazr bekliyordu. Grul Barak'n bir darbesini elmek zere kolunu kaldmnca, Hettar atlp klcn canavarn aa kan koltukaltndan geni gsne saplad. Kl cierini deince Grul'un azndan kanl kpkler boand. Canavar debelenerek yan oturur bir duruma geti. Tam o anda, bir kenarda beklemekte olan ipek atlarak Grul'un arkasna geti, hanerinin sivri ucunu ensesine dayayarak kabzasna iri bir kayayla vurdu. Haner mide bulandrc bir atrtyla kemii delip geerek canavann beynine sapland. Grul titremeye balad, sonra olduu yere devrildi. Bunu izleyen sessizlik annda iki kurt, canavann l gvdesi zerinden birbirlerine baktlar. Mavi kurt gz krpt sanki. Sonra Garion' un ak seik duyabildii bir kadn sesiyle, "ok ilgin," dedi. Sonra da son bir kez titreerek ortadan yok oldu. Garion'a bu son anda yznde bir glmseme varm gibi geldi. ihtiyar boz kurt ban havaya kaldrarak uludu; bu seste o kadar mthi bir ac ve kayp hissi vard ki, Garion'un yrei yerinden sk-lyormu gibi oldu. Sonra ihtiyar kurt bulanklat; bir an sonra yerinde diz km Belgarath duruyordu. Ayaa kalkt ve beyaz sakalla-nndan gzyalan szlerek atee doru yrd.

ON BENC BLM

II T YLEECEK Mi?" diye sordu Barak endieyle, Durnik'in aka-ndaki kocaman mor ii inceleyen Pol Teyzenin tepesinde dikilerek. "Ciddi bir ey deil," dedi Pol Teyze; sesi mthi bir bitkinliin etkisiyle zayf kyordu.

Garion yanlarnda ban ellerinin arasna alm oturuyordu. Btn gc vcudundan koparlp alnmt sanki. Hzla snmekte olan atein korlarnn br yannda, tpek'le Hettar Mandorallen'in ezilmi gs zrhn karmaya alyorlard. Bir omuzdan teki kalaya kadar aprazlamasna uzanan ezik, Grul'un darbesinin kuvvetinin sessiz tanyd; darbe krek kemiklerinin arasndaki kaylar ylesine germiti ki, zmek imknszd neredeyse. "Kesmek gerekecek galiba," dedi ipek. "Ltfen Prens Kheldar," dedi Mandorallen, onlar kaylarla urarken acyla yzn buruturarak; "mmknse bunu yapmaynz. O kaylar, zrhn stme oturmas iin ok lzumlu. Yerlerine yenisini bulmak zor olur." "Bu alyor," dedi, kay ksa bir demir ubukla zorlamakta olan Hettar homurdanarak. Toka anszn yerinden frlaynca zrh an gibi tt. "imdi bu da gevedi," dedi ipek, teki omuz tokasn da aarak. Onlar ezik gs zrhn karnca, Mandorallen rahat bir nefes ald, sonra tekrar acyla yzn buruturdu. "Buras acyor mu?" diye sordu ipek, valyenin gsnn sa yann eliyle yoklayarak. Mandorallen acyla homurdand ve yz sarard. "Bir-iki kaburgan atlam galiba sevgili dostum," dedi ipek. "Pol-gara bir baksa iyi olur." "Biraz sonra," dedi Mandorallen. "Atm nasl?"
ULGO

153
152
SHRBAZIN TUZAI

"iyileecek," dedi Hettar. "Sa n bacanda bir lif incinmi, o kadar." Mandorallen rahatlad. "Onun iin endielenmiim." "Ben bir ara hepimiz iin endielendim," dedi ipek. "u bizim iri oyun arkadamzla baa kamyorduk az kalsn." "iyi dvt ama," dedi Hettar. ipek ona pis pis bakt, sonra zerlerinde birikmeye balayan gri bulutlara bir gz att. Korlarn zerinden atlayp, gzlerini buzlu nehre dikmi oturan Belgarath'n yanna giderek, "Buradan ayrlmamz lazm Belgarath," dedi. "Hava tekrar ktleiyor; bu gece nehrin ortasnda kalrsak hepimiz donarz." "Beni rahat brak," diye mrldand Belgarath gzlerini nehirden ayrmadan. "Polgara?" dedi ipek, Pol Teyzeye dnerek. "Bir sre ona bulama," dedi Pol Teyze. "Git, birka gn kalabileceimiz korunakl bir yer bul." "Ben de geleyim," dedi Barak topallayarak atna doru yrrken. "Sen yerinde kal bakalm," dedi Pol Teyze sert bir sesle. "Dingili knk kan gibi gcrdyorsun. Kendine kalc bir zarar vermeden yaralarna bakacam." "Ben bir yer biliyorum," dedi Ce'Nedra, ayaa kalkp pelerinine sarnarak. "Nehir aa gelirken grmtm. Sana gstereyim." ipek sorar gibi Pol Teyzeye bakt. "Haydi gidin," dedi Pol Teyze. "Buras gvenlidir artk. Hibir hayvan bir Eldrakla ayn vadide yaayamaz." pek glerek, "Neden acaba?" dedi. "Geliyor musun Prenses?" Atlarna binip karlann iinde uzaklatlar. "Durnik'in kendine gelmesi gerekmez mi?" diye sordu Garion teyzesine. "Brak uyusun," dedi Pol Teyze. "Uyannca ba ardan atlayacak." "Pol Teyze?" "Evet?" "teki kurt kimdi?" " Annem Poledra." "Ama o..."

"Evet yle. Bu ruhuydu." "Bunu yapabiliyor musun?" Garion yaptklar eyin bykl karsnda donakalmt. "Tek bama yapamam. Bana yardm etmen gerekiyordu." "O yzden mi byle..." Konumak bile zor geliyordu yorgunluktan. "Bunu yapmak ikimizin de btn gcn tketti. ok soru sorma Garion. ok yorgunum ve yapacam bir sr i var." "Dedem iyi mi?" "Kendine gelir zamanla. Mandorallen, buraya gel." valye atein kmrlerinin stnden adayarak yavaa Pol Teyzeye doru yrd; bir yandan da elini gsne bastryordu. "Gmleini karman lazm," dedi Pol Teyze. "Ayrca, ltfen otur." Yarm saat kadar sonra Ipek'le prenses dndler, "iyi yer," dedi ipek. "Dere kysnda kk bir koruluk. Su var, korunak var, bize gereken her ey var orada. Yaras ciddi olan var m?" "Kalc bir ey yok," dedi Pol Teyze Barak'n kll bacana merhem srerken. "Acele edebilir misin Polgara?" dedi Barak. "Bu soukta yan plak durmak iyi olmuyor." "Mzmzlanp durma," dedi Pol kalpsiz bir tavrla. Ipek'le Ce'Nedra'nn onlan gtrd yer, nehrin biraz yukarsnda kk bir vadicikti. Dadan gelen minik bir ay buradan nehre dklyordu; ii ise boydan boya gen amlarla doluydu. ay izleyerek ieri girdiler ve birka yz metre sonra, amlann ortasnda kk bir akla vardlar. Akln kysndaki amlar, arkalarndaki aalarn basksyla ne doru eilip, akln stn at gibi rtmt neredeyse. "iyi yer," dedi Hettar onaylayan bir tavrla etrafna baknarak. "Nasl buldun?" "Ben bulmadm, o buldu," dedi ipek, Ce'Nedra yi gstererek. "Aalar syledi," dedi prenses. "Gen amlar ok gevezedir." Dnceli dnceli etrafna baknd, sonra, "Atei urada yakalm," dedi akln yukarsnda, ayn kysnda bir yeri gstererek. "adrlar da hemen yaknna, aalarn yanna kurarz. Atein etrafn talarla evirin, yaknndaki dallan da temizleyin. Aalar ateten ok rahatsz olur. Eer ateimizi kontrol altnda tutarsak bizi rzgrdan koruyacaklarn sylediler. Ben de sz verdim." Hettar'n atmaca suratnda bir tebessm belirdi.

T
154 SHRBAZIN TUZAI

"ok ciddiyim!" diye bard Ce'Nedra minik ayan yere vurarak. "Tabii Hametmeap," dedi Hettar eilerek. Dierlerinin alacak hali olmadndan, adrlar kurup atei yakma ii Ipek'le Hettar'a dt. Ce'Nedra bir general gibi, sert bir sesle emirler yadryordu onlar alrken. Her halinden de pek elendii belli oluyordu. Garion bunun zayflayan n bir oyunu olduundan emindi, ama ate ilk yakldnda aalar geri ekildiler sanki; bir sre sonra yeniden, onlar korumak istercesine kk akln stn rttler. Garion yorgun argn kalkarak kuru dal paralan aramaya kt. "Eveet," dedi Ce'Nedra ibilir bir tavrla atein etrafnda dolanarak; "yemek iin ne istersiniz?" Tam gn, Eldrakla karlama srasnda hrpalanan savalarla Mandorallen'in at iyileinceye kadar o aklkta kaldlar. Garion'un btn gc, Pol Teyze Poledra'nn ruhunu arrken tkenmiti; ama o gece iyi bir uykudan sonra biraz kendine geldi. Gene de ertesi gn kolayca yoruluvenyordu. Ce'Nedra'nn atein bandaki ibilir tavrla-nna

dayanamad iin zamannn ounu Durnik'e Mandorallen'in zrhn dzeltirken yardm ederek geirdi. O i bittikten sonra da elinden geldiince atlarla oyaland. Daha nce hi hayvan eitme tecrbesi olmamasna ramen, kk taya birtakm numaralar retmeye balad. Dikkati sk sk dalmasna ramen hayvancaz bundan holanyor gibiydi. Durnik, Barak ve Mandorallen'in sakatlklar anlalr bir eydi, ama Belgarath'n sessizlii ve etrafnda olup bitenlere hi aldrmamas Garion'u kayglandryordu. htiyar iine dt melankoliden kurtulamyor, ya da kurtulmak istemiyordu sanki. Sonunda, "Pol Teyze," dedi Garion nc gnn akam, "bir eyler yapsan iyi olacak. Gitmeye haznz, ama yolu gsterecek olan dedem. u anda ise nerede olduuna aldrmyor bile." Pol Teyze bir kayann stne oturup atei seyre dalm olan ihtiyar bycye bakarak, "Haklsn galiba," dedi. "Gel benimle." Atein yanndan geip ihtiyann tam karsna dikilerek, "Pekl baba," dedi sert bir sesle, "bu kadar yeter." "Git bamdan Polgara," dedi Belgarath. "Hayr baba," diye cevap verdi Pol, "dnyaya geri dnme vaktin geldi."
155

ULGO

"ok zalimce bir eydi yaptn," diye szland ihtiyar. "Anneme mi? Onun bir ikyeti yok." "Nereden biliyorsun? Anneni hi tanmadn ki sen. Sen doarken ld o." "Ne alakas var imdi bunun?" Dik dik babasnn yzne bakt. "Baba," dedi sonra, "annemin ne kadar inat olduunu senin herkesten iyi bilmen lazm. Annem ben doduumdan beri yanmdayd; birbirimizi de gayet iyi tanyoruz." Belgarath'n baklar kukuluydu. "Onun da bu ite hepimiz kadar rol var. Eer bunca yldr biraz dikkat etseydin, aslnda hi aramzdan aynlmam olduunu grrdn." ihtiyar sulu bir tavrla etrafna baknd. "Yaa," dedi Pol Teyze ineli bir sesle. "Aslnda biraz dikkatli davranman gerekirdi. Annem ok hogrldr, ama onu bile ileden kardn zamanlar oldu." Belgarath huzursuz bir tavrla boazn temizledi. "O yzden artk akln bana topla ve kendine acmaktan da vazge." Belgarath gzlerini ksarak, "Hakszlk ediyorsun ama Pol," dedi. "Adaletli davranacak kadar vaktim yok baba." "Neden o sureti setin?" diye sordu Belgarath acl bir sesle. "Ben semedim baba, kendi seti. Zaten kurt onun doal sureti deil mi?" "Neredeyse unutuyordum." "O unutmam." ihtiyar dorulup omuzlann dikletirerek, "Etrafta yiyecek bir eyler var m?" diye sordu birden. "Yemekleri prenses piiriyor," diye uyard Garion. "Onun hazrlad eyleri yemeden nce bir kere daha dn istersen." Ertesi sabah, tehditkr grnts hi deimeyen gkyz altnda adrlann sktler, eyalann topladlar ve ay boyunca nehir vadisine doru ilerlediler. "Aalara teekkr ettin mi canm?" diye sordu Pol Teyze prensese. "Evet Leydi Polgara," dedi Ce'Nedra. "Aynlmadan hemen nce." "Aferin," dedi Pol Teyze. Hava sonraki iki gn boyunca da frtna gelecekmi gibiydi. So-

T
157
156
ULGO SHRBAZIN TUZAI

nunda, tuhaf bir piramide benzeyen bir tepeye yaklatklarnda, tipi btn iddetiyle patlad. Zirvenin yamalar dikti ve yamakta olan karlarn arasnda, yukar doru ykselip gidiyordu. Bu yamalarda evredeki tepelere benzeyen dzensizliklerin hibiri yoktu. Garion bu fikri hemen reddetmesine ramen, bu tuhaf, keli zirvenin bir ekilde yaplm olduunu, bilinli bir tasarmn eseri olduunu dnmeden edemedi. "Prolgu," dedi Belgarath, bir eliyle pelerinini tutmaya alp dier eliyle tepeyi gstererek. "Oraya nasl kacaz?" diye sordu tpek, kar frtnas iinde hayal meyal grnen dimdik yamaca bakarak. "Yol var," dedi ihtiyar. "uradan balyor." Tepenin bir yanndaki dev bir kaya ynn iaret etti. "yleyse acele edelim Belgarath," dedi Barak. "Bu frtna daha da ktleyecek." ihtiyar bayla onaylayarak ne geti. "Oraya vardmzda," diye bard uuldayan rzgrn sesini bastrmaya alarak, "bir ehir greceksiniz. Terk edilmi bir ehir. Ama sada solda baz eyler bulabilirsiniz. Sakn bir eye dokunmayn. Ulgolarn Prolgu hakknda tuhaf inanlar vardr. Burasnn kutsal bir yer olduuna inanrlar; her eyin de olduu yerde kalmasn isterler." "Maaralara nasl gireceiz?" diye sordu Barak. "Ulgolar bizi ieri alr," dedi Belgarath. "Geldiimizi oktan fark etmilerdir zaten." Dan tepesine kan dimdik yol darackt ve bir yan uurumdu, inip atlarn yedee aldlar. Trmanrken rzgr onlar savuruyor, tipi kar tanesinden ok ta parasna benzeyen tanelerle yzlerini dvyordu. Dolana dolana tepeye ulamak iki saatlerini ald. Vardklarnda Garion souktan uyumutu. Rzgr sanki onu uuruma atmak ister gibi esiyordu, o da uurumun kysndan uzakta durmak iin elinden geleni yapyordu. Yamalarda rzgr berbatt, ama tepede daha da beter oldu; artk aralksz bir ekilde, lklar atarak esiyordu. Geni, kemerli bir kapdan geip, kar frtnasnn ve kulaklarnda lgnca uuldayan rzgrn ortasnda, terk edilmi Prolgu ehrine girdiler. Bo caddelerin iki yannda kaln, uzun stunlar kar frtnasnn iine doru ykseliyordu. Zaman iinde mevsimlerin etkisiyle atlarn kaybetmi olan binalarn tuhaf, yabanc bir grn vard. Grd baka ehirlerdeki yaplarn keskin keli slubuna alm olan Garion, Ulgo mimarisinin eimli kelerine aknlkla bakyordu. Hibir ey dik a yapmyordu. Bu alar karmaas Garion'un kafasn kartryor, anlayamad bir inceliin ipularn veriyordu sanki. Yaplarn zamana meydan okuyan bir devasal vard; zaman iinde anan talar, binyllar nce nasl yerletirilmilerse ylece sapasalam duruyorlard birbirleri stnde. Durnik de yaplarn bu tuhaf zelliini fark etmiti ve yznde bunu onaylamayan bir ifade vard. Rzgrdan korunmak ve trmann yorgunluunu atmak iin bir binann arkasna dolarlarken, eimli kelerden birinde elini gezdirip, "Bunlar hi ekl diye bir eyden bahsedildiini duymamlar m?" diye sylendi eletirel bir tavrla. "Ulgolan nerede bulacaz?" diye sordu Barak ay derisi pelerinine daha da sarnarak. "Az kald," diye cevap verdi Belgarath. Atlarn yeniden tepeye kardlar ve tuhaf, piramit gibi binalarn arasnda ilerlemeye koyuldular. "Dehetengiz bir yer," dedi Mandorallen. "Ne zamandr byle terk edilmi?"

"Torak dnyay paraladndan beri," diye cevap verdi Belgarath. "Be bin yldr." Kalnlamaya balayan kar rtsnde, geni bir caddeyi geerek etrafndakilerden daha byke bir binaya vardlar ve stnde dev bir ta blok bulunan geni bir kapdan geerek ieri girdiler, ieride hava sakindi. Birka kar tanesi sessizce ak atdan szlyor, yerde incecik bir rt oluturuyordu. Belgarath zeminin tam ortasndaki iri, kara taa doru yrd. Ta ehirdeki binalarn tepesi kesik piramit biiminin aynyd; yerden bir metre kadar yksekte dz bir yzey oluturuyordu. "Sakn dokunmayn buna," dedi tan etrafndan dolanrken. "Tehlikeli mi?" diye sordu Barak. "Hayr," dedi Belgarath. "Kutsal. Ulgolar onun kirletilmesini istemezler. UL'un ta kendisinin o ta oraya yerletirdiine inanrlar." Ayayla kar rtsn temizleyerek zemini dikkatle inceledi. Kalarn hafife atarak, "Neredeydi bakalm," dedi kendi kendine. Sonra dierlerinden biraz farkl renkte bir tan stn temizleyerek, "Hah ite," diye homurdand. "Bir trl yerini ezberleyemiyorum. Klcn

T
SlHtRBAZIN TUZAI

158

ver Barak." riyan adam hi ses karmadan klcn ekip ihtiyar bycye uzatt. Belgarath stn temizledii tan yanna diz kerek Barak'n ar klcnn kabzasyla kere vurdu. Darbeler tan alt bomu gibi yankland. ihtiyar biraz bekleyip sinyali tekrarlad. Hibir ey olmad. Belgarath nc kez taa eit aralkl darbe indirince, devasa salonun kesinden bir gcrt ykseldi. "Bu da ne?" dedi ipek gergin bir sesle. "Ulgolar," dedi Belgarath ayaa kalkp dizlerini temizleyerek. "Maaralarn kapsn ayorlar." Gcrt sesi devam etti ve birden salonun dou duvarnn dibinde, alt-yedi metre kadar telerinde soluk bir k izgisi belirdi. izgi bir arala dnt ve zemindeki dev bir ta ar ar kalkmaya balad, ieriden gelen k ok zayft. "Belgarath," dedi yanklanan kaln bir ses ieriden. "Yadho, groja U L." " Yad ho, groja UL Vad mar Ishum," diye cevap verdi Belgarath resmi bir tavrla. "Veedmo, Belgarath. Mar Ishum Ulgo," dedi sahibini gremedikleri ses. "Bu da ne?" dedi Garion aknlkla. "Bizi maaralara davet etti," dedi ihtiyar. "Gidelim mi?"

ON ALTINCI BLM

TLARI Ulgo maaralarnn karanlna inen dimdik akla girmeye ikna etmek iin btn gcn kullanmak zorunda kald Hettar. Dik koridordan aa adm adm yrrken korkudan gzleri yuvalarndan uramt zavall hayvanlarn. Ta kapak tepelerinde gmbrtyle kapannca hepsi yerlerinden srad. Tay Garion'a o kadar yakn yryordu ki, ikide bir birbirlerine arpyorlard; Garion hayvancazn her admda titrediini hissedebiliyordu. Koridorun sonunda, yzleri tl gibi bir kumala rtl iki kii duruyordu. Ipek'ten bile ksa boyluydular, ama kara cppelerinin altnda omuzlarnn ok geni olduu belli oluyordu. Hemen arkalarnda, krmzms zayf bir kla aydnlanan, dzensiz ekilli bir salon vard. Belgarath iki adama yaklanca, saygyla eildiler. Aralarnda ksa bir konuma geti, sonra adamlar tekrar eilerek, salonun teki ucundaki bir akl iaret ettiler. Garion huzursuz bir ekilde k kaynan arad, ama tavandan sarkan tuhaf, sivri kayalarn arasnda bir yerlerde kaybolmu gibiydi. "Bu taraftan gidiyoruz," dedi Belgarath alak sesle, peeli adamlarn gsterdii maara azna doru yrrken. "Yzleri niye rtl?" diye sordu Durnik fsldayarak. "Gzlerini kap aldnda ieri giren ktan korumak iin." "Ama binann ii neredeyse karanlkt," diye itiraz etti Durnik. "Ulgolar iin aydnlk saylr," dedi ihtiyar. "Dilimizi konuamyorlar m?" "Birka kii, fazla deil. Darsyla fazla temaslar yok. Acele edelim; Gorim bizi bekliyor." Girdikleri koridor ksa bir sre sonra anszn o kadar byk bir maaraya ald ki, Garion maaralarn her yann kaplyormu gibi

T
ULGO 161 160
SHRBAZIN TUZAI

grnen o soluk kta kar taraf gremedi. "Bu maaralar nereye kadar gidiyor Belgarath?" diye sordu Man-dorallen; belli ki girdikleri yerin ihtiamndan etkilenmiti. "Kimse bilmiyor. Ulgolar buraya indiklerinden beri her yan kefettiler, ama onlar da hl yeni maaralar buluyorlar." Giriteki salondan sonra izledikleri tnel onlar maarann kubbeli tavannn yaknnda, yksek bir yere karmt. Buradan maarann zeminine doru duvara bitiik, geni bir yol iniyordu. Garion kydan aa bir gz att. Aadaki karanln iinde bir yerlerde olan zemini grmek mmkn deildi. rpererek duvara yasland ve bir daha da hi ayrlmad. Aa indike dev maarann sessiz olmadn fark ettiler. Son derece uzak bir

yerden, kaln erkek seslerinden oluan bir koronun arks duyuluyordu. Szler ta duvarlardan gelen yanklar yznden anlalmyordu, ark yanklana yanklana sonsuza kadar tekrarlanyor gibiydi sanki. Sonra, tam son yanklar da biterken koro yeniden arksna balad; ark hznl, minr bir tondayd ve iinde uyumsuz gibi duyulan sesler vard. Tuhaf bir biimde, ilk cmlelerdeki uyumsuz sesler yanklanarak sonraki cmlelerle st ste biniyor, onlarla kararak Garion'un tm varln etkileyen ok derin bir armonik finale ulayordu. Koro arky bitirince yanklar birbirine karyor ve Ulgo maaralar o son akoru tek bana, tekrar tekrar sylyordu. "Hayatmda hi byle bir ey duymamtm," diye fsldad Ce'-Nedra Pol Teyzeye. "ok az insan duymutur bunu," dedi Polgara; "ses baz tnellerde gnler boyu yanklanr." "Syledikleri neydi." "UL iin bir ilahi. Her saat ba tekrarlanr, yanklar da onu bir saat boyunca srdrr. Bu maaralar ayn ilahiyi be bin yldr sylyor." Baka sesler de vard: metalin metale srtnme sesi, Ulgolarn genizden gelen diliyle blk prk konumalar ve ayn anda bir dzine ynden birden gelen sonsuz bir yontma sesi. "Burada ok insan yayor olmal," dedi Barak, kydan aa bakarak. "art deil," dedi Belgarath. "Ses bu maaralarda hi lmez, ayn eyler tekrar tekrar yanklanr duru." "Ik nereden geliyor?" diye sordu Dumik kafas karm bir tavrla. "Hi meale grmyorum." "Ulgolar iki deiik kayann tozunu birbirine kartrrlar," diye cevap verdi Belgarath. "Bunlar karnca parldar." "ok zayf bir k," dedi Durnik maarann zeminine doru bakarak. "Ulgolann fazla a ihtiyac yoktur." Maarann zeminine varmak yarm saatlerini ald. Dipteki duvarlarda dzenli aralklarla dan iine doru giden maara ve tnel aklklar vard. Garion nnden geerken tnellerden birine bakt. Tnel ok uzundu ve soluk bir kla aydnlatlmt; birok baka tnel ve koridor azlar vard stnde. Uzaklarda birka Ulgonun bir yerden bir yere gitmekte olduu grlebiliyordu. Maarann tam ortasnda kocaman, sessiz bir gl vard. Bata, nereye gittiini bilen Belgarath olmak zere gln kysndan dolatlar. Garion hafif bir su prts duydu; bir balkt belki, ya da yukarlarda bir yerlerden kopup gelen bir akl ta. Maaraya girdiklerinde duyduklar arknn sesi hl yanklanyordu; kimi yerlerde hafif, kimi yerlerde daha iddetli. Tnellerden birinin aznda iki Ulgo onlar bekliyordu. Belga-rath'a eilerek selam verip bir eyler sylediler. Onlar girite karlayanlar gibi bunlar da ksa boylu ve geni omuzluydular. Salar uuk renkliydi, gzleri ise ok iri ve simsiyaht. "Atlan burada brakacaz," dedi Belgarath. "Merdiven inmemiz lazm. Bu adamlar atlara bakacak." Hl titremekte olan tay annesiyle kalmaya ikna etmek iin Garion'un epey laf etmesi gerekti, ama hayvancaz sonunda anlad. Sonra Garion tnellerden birine girmekte olan dierlerine yetimek iin komak zorunda kald. Girdikleri tnele alan bir sr kap vard, kaplarn arkasnda da kk odacklar. Bunlarn bazlar ilikti belli ki, bazlar da yaama meknlaryd. Odalardaki Ulgolar tnelden geenlere aldrmadan ilerine devam ettiler. Bu ak renk sal insanlarn bazlar metal, bazlar da ta iliyordu, birka tanesi da tahta ya da kuma. Bir Ulgo kadnn kucanda bebei vard. lk girdikleri maarada ark sesi yeniden balad. Daire halinde oturmu yedi Ulgonun hep bir azdan bir eyler okumakta olduu bir odann nnden getiler. "Hayatlarnn byk ksmn dini trenlerle geirirler," dedi Belgarath oradan geerlerken. "Ulgolann hayatnn merkezinde din vardr."

T
SlHtRBAZIN TUZAI

162
ULGO

163

"Skc olmal," diye homurdand Barak. Tnelin sonunda dimdik aa inen basamaklar vard. Duvara tutunarak inmeye baladlar. "nsan burada kolaylkla kaybolabilir," dedi pek. "Ne yne gittiimizi kaybettim." "Aa," dedi Hettar. "Teekkrler." Merdivenler bitince baka bir maaraya girdiler, gene tavana yakn bir yerinden. Bu kez maarann bir ucundan teki ucuna ince bir kpr uzanyordu. "Buradan geeceiz," dedi Belgarath, teki tarafa doru geni bir kemerle uzanan kprye yryerek. Garion kprden aa gz atnca, maara duvarnda bir sr aklk grd. Bu aklklarda bir dzen yoktu; geliigzel dizilmi gibiydiler. "Burada ok insan yayor olmal," dedi dedesine. htiyar ban sallayarak, "Byk Ulgo kabilelerinden birinin maaras," dedi. Kprnn teki ucuna yaklatklarnda, UL iin sylenen kadim ilahinin ilk uyumsuz notalar duyuldu yeniden. "Baka ark bilmezler mi?" dedi Barak eki bir suratla. "Bu sinirime dokunmaya balad." "Grdm ilk Ulgoya sylerim," dedi pek dalga geerek. "Seni sevindirmek iin baka bir ark bulurlar artk." "Aman ne komik!" "arklarna herkesin baylmad hi akllarna gelmemi demek ki?" "Keser misin ltfen?" dedi Barak keskin bir sesle. "Sylemeye balayal be bin ylck olmu alt taraf." "Tamam pek," dedi Pol Teyze ufak tefek adama. "Nasl isterseniz hanmefendi," dedi pek alayla. Kprnn te yannda baka bir tnele girdiler. Bir yol ayrmna^ vardklarnda Belgarath kendinden emin bir tavrla sola yneldi. "Emin misin?" diye sordu pek. "Yanlyor olabilirim, ama bana bir ember iziyormuuz gibi geliyor." "iziyoruz." "Herhalde sebebini aklamazsn." "Girmek istemediimiz bir maara var. Onun etrafndan dolayoruz. "Neden girmek istemiyoruz?" "Salam deil nk. En kk ses bile tavann kertebilir." "Yaa." "Maaralarda byle tehlikeler vardr tabii." "Ayrntya girmen gerekmez eski dostum," dedi pek huzursuz bir ekilde tavana bakarak. Ufak tefek Drasniyal her zamankinden ok konuuyordu. Garion kendisinin de evresindeki kayalar yznden hissettii bask duygusundan hareket ederek pek'in halini biraz anlar gibi oldu. Baz insanlar kapal yerlerde bulunmaya dayanamaz; pek de onlardan biriydi herhalde. Garion da tavana bakt ve stlerindeki dan basksn hissetti. Bundan huzursuzlua kaplan tek kii pek deildi muhtemelen. zledikleri tnel, ortasnda cam gibi berrak bir gl olan bir maaraya alyordu. Gl ok sd ve dibi beyaz akllarla doluydu. Tam ortasnda bir adack vard, adada da Prolgu ehrinin kalntlanndaki o tuhaf, piramit biimli yaplara benzeyen bir bina. Bina stunlarla evrelenmiti ve sada solda beyaz tatan yontulmu sralar vard. Maarann on metre kadar ykseklikteki tavanndan sarkan zincirlerin ucunda parlak

kristal kreler sallanyordu. Bunlarn verdii k gene de soluktu, ama getikleri tnellerdeki ktan ok daha parlakt. Adaya uzanan beyaz mermer bir yol vard; yolun ucunda da durgun sularn tesinden onlara bakan ok yal bir adam duruyordu. "Yadto, Belgarath," diye seslendi yal adam. "Groja UL." "Gorim," diye cevap verdi Belgarath resmi bir tavrla eilerek. " Yad ho, Groja UL." Sonra mermer yoldan gln ortasndaki adaya geerek yal adamn elini iten bir tavrla skt. Bu arada genizden gelen Ulgo diliyle konuuyordu. Ulgo Gorim'i ok yalyd. Uzun salar ve sakal gm rengiydi, cppesi ise kar beyazyd. htiyar adam evresine o kadar saygn bir huzur hissi yayyordu ki, Garion hemen ok kutsal bir kiiyle kar karya olduunu anlad - belki de insanlar arasndaki en kutsal kiiydi bu. Gorim Pol Teyzeye kollarn uzatt, o da yal adam sevgiyle kucaklad. kisi de o resmi selamlama ifadesini kullandlar: "Yad ho, Groja UL." "Arkadalarmz dilinizi bilmiyorlar eski dostum," dedi Belgarath Gorim'e. "Darnn diliyle konusak kzar msn?" "Tabii ki kzmam Belgarath," dedi Gorim. "UL bize insanlarn birULGO

165
SHRBAZIN TUZAI

164

birini anlamasnn ok nemli olduunu sylyor. Sizin iin yiyecek ve iecek hazrlattm." Gorim her birinin yzne bakarken, Garion adamn gzlerinin dier Ulgolardan farkl olarak koyu, neredeyse meneke rengine yakn bir mavi olduunu fark etti. Sonra Gorim dnerek onlar piramit biimindeki binann iine davet etti. "ocuk dodu mu?" diye sordu Belgarath, dev ta kapdan ieri girerken. Gorim iin ekerek, "Hayr Belgarath," dedi, "henz domad. Bense ok yorgunum. Her doumda umutlanyorum, ama birka gn sonra ocuun gzleri siyaha dnyor. UL'un benimle ii bitmedi demek ki daha." "Umudunu kesme Gorim," dedi Belgarath dostuna. "ocuk doacak mutlaka - UL ne zaman isterse o zaman." "yle, yle," diye iini ekti Gorim. "Ama kabileler gitgide hu-zursuzlanyor; uzak tnellerde dedikodular yaplyor, bazen daha da beteri. Yobazlar giderek daha yksek sesle konuur oldular, yeni sapknlklar ve mezhepler domaya balad. Ulgo'nun yeni bir Gorim'e ihtiyac var. Ben vaktimi yz yl atm bile." "UL'un senden bekledikleri var hl," diye cevap verdi Belgarath. "UL'un ileri bizimkilere benzemez, zaman da bizden farkl grr o." Girdikleri oda kare eklindeydi, ama Ulgo mimarisinin zellii olan o meyilli duvarlara sahipti, iki yanda alak sralar olan ta bir masa vard odann ortasnda, stnde de meyve dolu kseler. Kselerin arasnda ise, uzun srahiler ve yuvarlak, kristal bardaklar vard. "Dalarmza kn erken geldiini duydum," dedi Gorim. "iki snmanza yardm eder." "Gerekten de souk dars," dedi Belgarath. Sralara oturup yemeye baladlar. Meyvelerin yabans bir tad vard, srahilerdeki berrak iki ise mideden hemen yaylveren bir scaklk veriyordu ilerine. "Size tuhaf gelen detlerimiz iin bizi balayn," dedi Gorim, zellikle Barak'la Hettar'n meyve yemeye pek hevesli olmadklarn grerek. "Biz merasimlere bal insanlarz. Halkmzn UL'u arayarak geirdii yllarn ansna, yemeimize hep meyve ile balarz, et arkadan gelecek." "Maaralarda bu yiyecekleri nasl buluyorsunuz Kutsal Gorim?" diye sordu pek kibarca. "Toplayclarmz geceleri maaralardan kar," dedi Gorim. "Bize getirdikleri meyve ve tahln yabani olduunu sylyorlar, ama ben baz verimli vadileri ekip bimeye baladklarndan kukulanyorum. Ayrca getirdikleri eti de

yabani srlar avlayarak elde ettiklerini sylyorlar, ama o konuda da phelerim var." Yumuak bir tavrla glmsedi. "Kk yalanlarna ses karmam hi." Gorim'in ak szllnden cesaret alan Durnik, dan tepesindeki ehre girdiklerinden beri kafasn kurcalayan soruyu sordu: "zr dilerim Efendim, ama neden mimarlarnz btn binalar yamuk yapyor? Hibir ey dik a yapmyor, her ey eimli." "Anladm kadaryla bunun arlk ve destekle ilgisi var," diye cevap verdi Gorim. "Her duvar aslnda devriliyor, ama birbirlerinin zerine devrildikleri iin, hibiri bir parmak bile kprdayamyor. Ayrca bu biim bize babo gezdiimiz zamanlardaki adrlarmz hatrlatr." Durnik bu yabanc fikri kabullenmeye alarak kalarn att. "Peki Aldur Ta'n geri alabildin mi Belgarath?" diye sordu Gorim ciddileerek. "Henz deil," dedi Belgarath. "Zedar' Nyissa'ya kadar takip ettik, ama Cthol Murgos'a getiinde Ctuchik onu pusuya drp Ta elinden ald. Ta imdi Ctuchik'te, Rak Cthol'da." "YaZedar?" "Ctuchik'ten kat ve uyandrlmasn engellemek iin Torak' alarak Mallorya'da Cthol Mishrak'a gitti." "yleyse Rak Cthol'a gitmen gerekecek." Belgarath bayla onaylarken, bir Ulgo hizmetkr duman stnde kocaman bir rostoyu masann stne brakp saygyla selam vererek uzaklat. "Zedar'n arplmadan Ta nasl alabildii belli oldu mu?" diye sordu Gorim. "Bir ocuk kullanm," dedi Pol Teyze. "Masum bir ocuk." "Ah," dedi Gorim dnceli dnceli sakaln okayarak. "Zaten kehanet de 'Ve ocuk Seilmi Kii'ye doum hakkn verecek,' demez mi?" "Evet," dedi Belgarath. "ocuk imdi nerede?" "Bildiimiz kadaryla Rak Cthol'da, Ctuchik'in elinde." "yleyse Rak Cthol'a m saldracaksn?" "Bunun iin bir ordu gerekir; o kaleyi almak da yllarmza mal 167
ULGO

166
SHRBAZIN TUZAI

olur. Baka bir yol olduunu sanyorum. Kitab- Darine'deki bir blm, Rak Cthol'un altndaki maaralardan bahsediyor." "O blm biliyorum Belgarath. ok mulaktr. Bu anlama da gelebilir tabii, ama ya deilse?" "Kitab- Mrin de onu doruluyor ama," dedi Belgarath savunmaya geerek. "Kitab- Mrin daha da beterdir eski dostum. O kadar mulaktr ki neredeyse sabuklamalardan ibarettir." "Bana yle geliyor ki, her ey bittikten sonra bir gn geriye baktmzda, Kitab- Mrin'in en doru metin olduunu greceiz. Baka dayanaklarm da var aslnda. Murgolar Rak Cthol'u ina ederken, Sendaryal bir kle kap Batya dnmeyi baarm. Onu bulduklarnda atei varm ve sayklyormu, ama lmeden nce hep dan altndaki maaralardan bahsetmi. Srf bu da deil. erek kral Anheg Torak Kitab'nn bir nshasn ele geirdi. Orada da ok eski bir Grolim kehaneti var: Tapnan altn ve stn iyi koruyun, nk Cthrag Yaska kendisini karmak iin gkten ve topraktan dmanlar aracaktr!" "Bu daha da mulak," diye itiraz etti Gorim. "Grolim kehanetleri genellikle yledir. Ama elimde baka bir ey yok. Eer Rak Cthol'un altnda maaralar olduu fikrini reddedersem, gidip oray kuatmam gerekir. Bunun iin Batnn btn ordularn toplamam lazm, ayrca Ctuchik de ehri korumak iin btn Angarak ordularn toplayacaktr. Her ey son bir sava iaret

ediyor, ama yeri ve zaman kendim semek istiyorum. Murgo orak Topraklan da semek isteyeceim bir yer deil." "Dilinin altnda bir ey var, deil mi?" Belgarath ban sallad. "Rak Cthol'un altndaki maaralar bulup, bizi oradan ehre karacak bir gaipiye ihtiyacm var." Gorim ban sallayarak, "imknsz bir ey istiyorsun Belgarath," dedi. Gaipilerin hepsi yobazdr, mistiktir. Hibirini Prolgu'nun altndaki kutsal maaralar terk etmeye ikna edemezsin - hele imdi. Btn Ulgo ocuun doumunu bekliyor ve her yobaz da ocuu bulup kabilelere aklayacak kiinin kendisi olduuna inanyor. Onlardan birine seninle gitmesini emredemem. Gaipiler kutsal kii saylrlar, onlar zerinde otoritem yok." Belgarath taban itip bardana uzanarak, "Bu sandn kadar zor olmayabilir Gorim," dedi. "Benim istediim gaipinin ad Relg." "Relg mi? O hepsinin en beteridir. Peine taklm birtakm adamlarla birlikte d tnellerde toplantlar yapyor, her saat ba onlara vaazlar veriyor. Ulgo'daki en nemli insan olduuna inanyor. Bu maaralar terk etmeye asla ikna edemezsin onu." "kna etmem gerekmeyecek Gorim. Relg'i seen ben deilim. O karar ben domadan ok nce verilmiti bile. artabilir misin buraya?" "istersen artaym," dedi Gorim kukuyla, "Ama geleceini sanmyorum." "Gelecektir," dedi Pol Teyze kendinden emin bir tavrla. "Sebebini bilmese de gelecektir. Bizimle de gelecektir Gorim. Bizi bir araya getiren g, onu da yanmza katacak. Bizim nasl seme ansmz yoktuysa, onun da yok."

T
169
ULGO

ON YEDNC BLM

ER EY OK SIKICIYDI. Prolgu'ya gelene kadar ektikleri kar ve souk belalar, Ce'Nedra'y uyuturmutu; bu maaradaki scaklk ise uykusunu getiriyordu. Belgarath'la bu tuhaf, nahif, ihtiyar Gorim'in ne olduu belirsiz, bitmek tkenmek bilmeyen konumalar da uykusunu getiriyordu. Bir yerlerde o tuhaf, maaralarda sonsuza dek yanklanan ark balad; o da uykusunu getirdi. Bir tek hayat boyunca

ald grg kurallar eitimi uyank durabilmesini salyordu. Yolculuk Ce'Nedra asndan tam bir faciayd. Tol Honeth scak bir ehirdi, soua hi alkn deildi. Ayaklar bir daha hi snama- 'I yacakm gibi geliyordu ona. Darbelerle, dehetlerle ve tatsz srprizlerle dolu bir dnya kefetmiti. Tol Honeth'deki imparatorluk Saraynda, imparator babasnn snrsz gc onu her trl tehlikeden koruyordu; imdi ise her trl tehlikeye ak hissediyordu kendini. Kendi kendine kar drst olduu ender anlardan birinde, Garion'a kt davranmasnn nedeninin bu yeni gvensizlik duygusu olduunu kabul etmiti. Gvenli, korunakl kk dnyas elinden alnmt; imdi kendini akta, korumasz hissediyor, korkuyordu. Zavall Garion, diye dnd. Ne kadar iyi bir ocuktu. Huysuz davranlarndan en ok onun ekmi olduunu hatrlaynca utand. Yaknda, ok yaknda, oturup Garion'a btn bunlar anlatacna sz verdi kendi kendine. Akll ocuktu, anlard mutlaka. O zaman aralarnda beliren soukluk da ortadan kalkard mutlaka. Ce'Nedra'nn kendisine baktn hisseden Garion ona bir gz att, sonra aldrsz bir tavrla baklarn evirdi. Ce'Nedra'nn gzleri ta gibi sertleti. Ne cesaretle! Hemen bunu kaytlara geirip Garion'un eksiklikleri listesine katt. Nahif grnl ihtiyar Gorim, o tuhaf sessiz Ulgolardan birini, Belgarath ile Leydi Polgara'nn tarttklar adam armaya yollam, sonra yeniden genel konulara dnmlerdi. "Dalardan kazasz belasz geebildiniz mi?" diye sordu Gorim. "Bir-iki rahatszlk oldu," dedi iriyar, kzl sakall Trellheim Kontu Barak. Hafife almann bu kadar da grlmemitir, diye dnd Ce'Nedra. "Ama UL'a krler olsun ki hepiniz iyisiniz," dedi Gorim. "Hangi canavarlar darda ki bu mevsimde? Yllardr maaralardan kmadm, ama hatrladm kadaryla kar balaynca hepsi maaralarna ekilirdi." "Hrulginle karlatk Kutsal Kii," dedi Baron Mandorallen. "Birka da Algrothla. Bir de Eldrak vard." "Eldrak bamza epey dert at," dedi pek. "Hi artc deil. Neyse ki fazla Eldrak kalmad artk. Korkun canavarlardr." "Bize de yle geldi," dedi pek. "Hangisiydi?" diye sordu Gorim. "Grul," diye cevap verdi Belgarath. "Daha nce de karlamtk onunla; belli ki kin tutmu. Ne yazk ki onu ldrmek zorunda kaldk Gorim. Baka are yoktu." "Ah," dedi Gorim zntl bir sesle. "Zavall Grul." "ahsen onu zleyeceimi sanmyorum," dedi Barak. "Kusura bakmayn ama Kutsal Kii, bu dalardaki canavarlarn en ktlerini temizlemek iyi bir fikir olmaz myd?" "Onlar da bizim gibi UL'un ocuklar," dedi Gorim. "Ama onlar olmasayd, d dnyaya dnebilirdiniz," dedi Barak. Gorim glmseyerek, "Hayr," dedi yumuak bir tavrla. "Ulgolar artk maaralarn terk etmeyecekler. Be bin yldr burada yaadk, deitik. Gzlerimiz gne na dayanamyor artk. Yukardaki canavarlar buraya ulaamazlar; dalarda dolamalar da yabanclarn Ulgo'ya girmesini engeller. Belki de en iyisi byle, nk biz de yabanclarn yannda kendimizi pek iyi hissetmiyoruz." Gorim dar ta masada tam Ce'Nedra'nn karsnda oturuyordu. Bu canavarlar konusu onu zmt belli ki. Bir an iin Ce'Nedra'ya bakt, sonra zayf elini uzatarak kk enesini tutup masann zerinde asl duran krenin na doru kaldrd yzn. "Btn yabanc yaratklar canavar deildir," dedi kocaman meneke rengi gzlerinde huzur dolu ve bilgece bir ifadeyle. "u Orman Perisinin gzelliine bakn."
170 ULGO 171
SHRBAZIN TUZAI

Ce'Nedra armt. Gorim'in dokunuuna deil, nk yallar onun iek gibi yzn grnce hep ayn hareketi yaparlard kendini bildi bileli. Onu artan ihtiyar adamn onun tam bir insan olmadn hemen anlayvermesiydi. "Syle ocuum," dedi Gorim, "Orman Perileri hl UL'a saygl m?" Bu soruya hi hazrlkl deildi Ce'Nedra. "zgnm Kutsal Kii," dedi bocalayarak. "ok yakn zamanlara kadar UL'un adn bile duymamtm. Her nedense retmenlerim ne halknz ne de Tanrnz pek tanmyorlard." "Prenses Tolnedra'da eitim grd," dedi Leydi Polgara. "Borune ailesinden. Borune hanedanyla Orman Perileri arasndaki ba duymusunuzdur. Bir Tolnedral olduu iin, Ce'Nedra'nn tanrs Ned-ra." "Faydal bir Tanr," dedi Gorim. "Bana biraz kasnt gelir, ama iyi bir tanrdr. Peki ya Orman Perileri? Onlar hl Tanrlarn tanyorlar m?" Belgarath zr diler gibi boazn temizledi. "Korkarm tanmyorlar Gorim. Buradan uzaklatlar ve geen alar boyunca UL hakknda bildiklerini unuttular. Zaten pek de yle dine ya da trene aldran yaratklar deillerdir." Gorim zntl bir yzle, "imdi hangi tannya tapyorlar?" diye sordu. "Hibirine," dedi Belgarath. Birka tane kutsal korular var; bazen ok saygdeer bir aacn kklerinden bir-iki put yapyorlar. Ama o kadar. Hi yle elle tutulur bir dinleri yok." Bu tartmadan biraz rahatsz olmutu Ce'Nedra. Konumadaki bir boluu yakalayarak doruldu ve Gorim'e batan karc bir tavrla glmsedi, ihtiyar adamlarn kalbini kazanmann yolunu ok iyi bilirdi. "Eitimimin nasl da eksik kalm olduunu ok iyi anlyorum Kutsal Kii," diye yalana balad. "Gizemli UL, Orman Perilerinin geleneksel tanrs olduuna gre, onu tanmam gerek. Umarm bir gn onun hakknda bilgi edinebilirim. Her ne kadar buna layk olmasam da, belki de kz kardelerimin Tanrlarna yeniden kavumalarnn arac olabilirim." ok sanatl bir konuma olmutu bu. Ce'Nedra kendisiyle gurur duyuyordu. Ama Gorim'in yle mulak bir ilgi ifadesiyle yetinmeye niyeti olmadn grnce ard. "Kz kardelerine inancmzn kalbinin Ulgo Kitab olduunu syle," diyordu ihtiyar adam. "Ulgo Kitab," diye tekrarlad prenses. "Bunu unutmayacam. Tol Honeth'e dner dnmez bu kitabn bir nshasn ele geirip kendi ellerimle Perili Orman'a gtreceim." Herhalde bu Gorim'i mutlu etmeye yeterdi. "Korkarm Tol Honeth'de bulacan nshalar aslna pek benzemez," dedi Gorim. "Yabanclar halkmn dilini kolay kolay anlamazlar; evirisi de ok zordur." Ce'Nedra bu tatl ihtiyarn can skmaya baladna karar verdi. "Btn kutsal kitaplarda olduu gibi," diyordu Gorim, "bizim Kutsal Kitabmz da tarihimizle i ie gemitir. Tanrlarn bilgelii yledir ki, verdikleri dersleri hikyelerin iine gizlerler. Zihnimiz hikyelerden holanr, Tanrlarn mesajlar da bylece aklmza yerleir. Farkna varmadan, bir yandan elenirken, bir yandan da reniriz." Ce'Nedra bu teoriyi biliyordu. retmeni Jeebers bu konuda uzun ve skc konumalar yapmt birok kereler. Konuyu deitirmenin zarifane bir yolunu arayarak saa sola baknmaya balad. "Hikyemiz ok eskidir," diye devam etti Gorim hi taviz vermeden. "Dinlemek ister misin?" Kendi uyanklna kurban giden Ce'Nedra'nn kabul etmekten baka seenei yoktu. Gorim hikyesine balad: "Gnlerin Balangcnda, dik bal tanrlar dnyay karanlktan varettiklerinde, gn sessizliinde, yalnzca UL adyla bilinen bir ruh yaard." Ce'Nedra dehet iinde Gorim'in btn kitab okumaya niyetli olduunu fark etti. Ama ksa bir sre ac iinde kvrandktan sonra, hikyenin kendisine tuhaf bir ekilde ekici geldiini hissetti. Kabul etmek istemese de, ilk Gorim'in, kendisine Prolgu'da grnen kaytsz ruha yakar onu etkilemiti. Nasl bir insand ki bu, bir tanny sulamaya cesaret edebiliyordu? Gorim'i dinlerken, gz ucuyla bir prlt grr gibi oldu. O tarafa baktnda, oradaki bir

duvar oluturan dev kayalardan birinin ok ilerinde hafif bir k belirdiini fark etti. Bu k, tavandan sarkan kristal krelerin ndan ok farklyd. "Ve sonra Gorim'in yrei sevinle doldu," diye devam ediyordu ihtiyar adam. "Ve btn bunlarn vuku bulduu yere Prolgu, yani Kutsal Yer adn verdi. Sonra Prolgu'dan ayrlarak..." "Ya! Garach tek, Gorim!" Ulgo dilinde tkrr gibi sylenmiti 173
ULGO 172
SHRBAZIN TUZAI

bu szler; konuan ise fkeden kuduruyordu sanki. Ce'Nedra dnp yeni gelen kiiye bakt. Btn Ulgolar gibi ksa boyluydu, ama omuzlar ve kollan o kadar fazla gelimiti ki, neredeyse bir hilkat garibesine benziyordu. Renksiz salar bakmsz ve karmakarkt. Kukuletal, amura bulanm deri bir ceket giymiti; gzleri fanatik bir ifadeyle parlyordu. Hemen arkasnda bir dzine Ulgo daha vard ve onlarn yzleri de aknlk ve fkeyle burumu-tu. Deri ceketli fanatik hzl hzl, tkrr gibi konumaya devam ediyordu. Gorim'in yz asld, ama kapdaki gz dnm adamn hakaretlerini sabrla dinledi. Sonra, adam nefes almak iin durduunda Bel-garath'a dnerek zr diler gibi, "Bu Relg," dedi. "Neyi kastettiimi anlyor musun? Onu herhangi bir eye ikna etmek imknszdr." "Ne iimize yarayacak ki bu?" dedi Barak; belli ki yeni gelen adamn tavrndan rahatsz olmutu. "Medeni bir dil bile bilmiyor." Relg ona aalayan bir yzle bakarak, "Dilinizi biliyorum yabanc," dedi. "Ama bu kutsal maaralar o aalk seslerle kirletmek istemiyorum." Sonra tekrar Gorim'e dnd. "Ne hakla Kutsal Kitabn szlerini imansz yabanclara sylyorsun?" htiyar Gorim'in yumuak yz hafife sertleti. "Bu kadar yeter Relg," dedi kesin bir tavrla. "Gizli tnellerde seni dinleyecek kadar saf insanlara neler anlattn beni ilgilendirmez; ama benim evimde sylediklerin ilgilendirir. Sen ne dnrsen dn, ben hl Ulgo Gorim'iyim ve sana hesap vermek zorunda deilim." Relg'in arkasnda duran izleyicilerinin akn yzlerine bakt. "Burada umuma ak bir toplant yapmyoruz," dedi sonra Relg'e. "Ben buraya seni ardm, adamlarn deil. Yolla onlar." "Onlar bana bir zarar vermeyesin diye geldiler," dedi Relg. "Ben senin hakkndaki gerekleri syledim; iktidardakiler gereklerden korkar." "Relg," dedi Gorim buz gibi bir sesle. "Benim hakkmda sylediklerini ne kadar az nemsediimi bilsen inanamazsn. imdi yolla adamlarn, yoksa ben yollayacam." "Onlar sana itaat etmezler," dedi Relg. "Liderleri benim." Gorim'in gzleri ksld ve ayaa kalkt. Sonra Ulgo dilinde Relg'in adamlarna hitaben konumaya balad. Ce'Nedra ne dediini anlayamyordu ama anlamas da gerekmiyordu zaten. Sesindeki otorite ifadesini hemen fark etmiti; nur yzl ihtiyar Gorim'in bu ifadeyi bu kadar mutlak bir gle kullanmas da hayrete drmt onu. Babas bile bu tonda konumaya cesaret edemezdi. Relg'in arkasndaki adamlar huzursuz gzlerle birbirlerine baktlar ve korkulu yzlerle geri ekilmeye baladlar. Gorim son bir emir szc haykrnca da dnp kamaya baladlar, Relg bir an arkalarndan bakt; sesini ykselterek onlar geri aracakt neredeyse, ama sonra vazgeti. "ok ileri gidiyorsun Gorim," dedi sonra. "Bu otoriteyi dnyevi meselelerde kullanmaya hakkn yok." "O otorite bana ait Relg," diye cevap verdi Gorim. "Nerede kullanacama da ben karar veririm. Sen benimle din meselelerini tartmay setin, ben de adamlarna ve sana kim olduumu hatrlattm." "Beni neden ardn buraya?" dedi Relg. "Yanndaki bu kutsanmam kiiler gzlerimin safln lekeliyor."

"Senin hizmetine ihtiyacm var Relg," dedi Gorim. "Bu yabanclar Kadim Dmanmzla, herkesten daha fazla lanetlenmi olanla savamaya gidiyorlar. Dnyann kaderi onlarn grevlerine bal ve senin yardmna ihtiyalar var." "Dnyadan bana ne?" diye cevap verdi Relg aalayan bir tavrla. "Yaral Torak'tan bana ne? Ben burada UL'un ellerinde gvendeyim. Onun bana burada ihtiyac var; bu kutsal maaralardan ayrlp imanszlarn ve canavarlarn yannda safiyetimi kaybetmeyeceim." "Eer Torak hkim olursa, btn dnya safiyetini kaybeder," dedi Belgarath. "Eer biz baarsz olursak, Torak dnyann kral olacak." "Ulgo'nun kral olamaz," diye cevap verdi Relg. "Onu hi tanmyorsun," dedi Polgara. "Maaralardan ayrlmayacam," diye diretti Relg. "ocuun doumu yakn; onu Ulgo'ya tantmak ve Gorim olana kadar da gzetip yol gstermek iin seildim ben." "ok ilgin," dedi Gorim alayla. "Peki bu seimi sana kim haber verdi?" "UL benimle konutu," dedi Relg. "Tuhaf. Maaralar UL'un sesine hemen cevap verir. yle olsa tm Ulgo sesini duymu olurdu." "Benim yreime seslendi," dedi Relg telala. "Ne tuhaf bir ey yapm," diye cevap verdi Gorim yumuak bir sesle. "Bunlarn bir nemi yok imdi," diye szlerini kesti Belgarath.

T
175
ULGO 174
SHRBAZIN TUZAI

"Bize gnll olarak katlman tercih ederim Relg, ama istesen de is-temesen de bize katlacaksn. Hepimizden daha byk bir g emrediyor bunu. istediin kadar tartp direnebilirsin, ama buradan ayrldmzda yanmzda olacaksn." Relg tkrd. "Asla! Burada UL'un ve Ulgo Gorim'i olacak ocuun hizmetinde kalacam. Eer beni zorlamaya kalkarsanz, adamlarm buna izin vermez." "Bu kstebee niin ihtiyacmz var ki Belgarath?" diye sordu Barak. "Sadece ayak ba olur bize. Hayatlarn kendi kutsallklarna hayran olarak geiren insanlardan iyi yol arkada olmaz. Zaten benim yapamayacam neyi yapabilir ki bu?" Relg kzl sakall deve hor grerek bakt. "Koca azl koca adamlarn beyni kk olur. Bana dikkat et imdi kll adam." Odann eik duvarna yrd. "Bunu sen yapabilir miydin?" Elini sanki suya dal-dryormu gibi kaya duvarn iine soktu. ipek hayretle bir slk alarak fanatiin yanna kotu. Relg elini duvardan karnca tam o noktay yoklayp ta zorlayarak, "Nasl yaptn bunu?" diye sordu. Relg pis bir kahkaha atarak arkasn dnd ona. "Bu yetenei yznden ona ihtiyacmz var ipek," dedi Belgarath. "Relg bir gaipi. Maaralar bulabiliyor; bizim de Rak Cthol'un altndaki maaralar bulmamz lazm. Gerekirse Relg kayalarn iinden geerek bize bulabilir o maaralar." "Nasl yapyor ki bunu?" diye sordu ipek, gzlerini Relg'in duvarda elini soktuu yerden ayrmadan. "Maddenin tabiatyla ilgili bir ey," dedi byc. "Bizim kat sandmz ey aslnda o kadar da kat deil." "Bir ey ya katdr, ya da deildir," diye diretti ipek akn bir yzle. "Kat, bir yanlsamadr," dedi Belgarath. "Relg kendi gvdesini oluturan paracklar, kayay oluturan paracklarn aralarndaki boluklardan geiriyor." "Sen de yapabilir misin?" diye sordu ipek kukucu bir tavrla. Belgarath omuzlarn silkerek, "Bilmiyorum," dedi. "Hi denemedim. Her neyse, Relg maaralarn kokusunu alabiliyor ve onlara ulaabiliyor. Muhtemelen kendisi de bunu nasl

yaptn bilmiyordur." "Beni kutsiyetim ynlendirir," dedi Relg kstah bir tavrla. "Belki de yledir," dedi byc hogrl bir tavrla. "Maaralarn kutsiyeti ekiyor beni, nk btn kutsal eyler beni eker kendisine," diye devam etti Relg. "O yzden Ulgo maaralarndan ayrlmak kutsiyete srtm dnp kfre gitmek demektir." "Greceiz," dedi Belgarath. Ce'Nedra'nn daha nce fark etmi olduu kayadaki ma, titremeye ve bir nabz gibi atmaya balad; sonra prenses kayann iinde bulank bir ekil grr gibi oldu. Derken ekil belirginleti ve kayalar sanki havaym gibi, ilerinden geerek odaya kt. Odaya giren kii Gorim'e benziyordu sanki, onun gibi cppeli ve sakallyd, ama ok daha salam yaplyd. Fakat bir an sonra Ce'Nedra insandan ok daha fazla bir eyle kar karya olduunu hissetti. Huu iinde rpererek, kutsal bir varln huzurunda olduunu anlad. Relg sakall varl grdnde tir tir titremeye balayarak yere kapand. Varlk sknetle secde etmi yobaza bakt. Sonra, "Kalk Relg," dedi sonsuzluun btn yanklarn iinde tayan sakin bir sesle. Dardaki maaralar bu sesle nlamaya balad. "Kalk Relg, kalk ve Tanrna hizmet et."
ULGO 177

ON SEKZNC BLM

E'NEDRA iyi eitim grm bir kzd. Grg kurallarn o kadar iyi renmiti ki, bir imparatorun ya da kraln huzuruna knca ne yapmas gerektiini ezbere bilirdi. Ama bir tanrnn fiziksel varl onu artyor, korkutuyordu. Cahil bir kyl kz gibi sakil ve sakar hissediyordu kendini. Titriyordu ve hayatnda ilk defa ne yapmas gerektii hakknda en ufak bir fikri bile yoktu. UL hl Relg'in dehet iindeki yzne bakyordu. "Zihnin sana sylediklerimi bozup altst etmi olum," dedi ciddi bir ifadeyle. "Szlerimi evirip kerdi arzularna uydurmusun, benim irademe deil." Relg dehet dolu gzlerle irkildi. "Sana Gorim olacak ocuun Ulgo'ya senin yolunla geleceini sylemitim," diye devam etti UL. "Onu bytmeye ve gzetmeye hazr olman sylemitim. Peki bu yzden kibirlenmen gerektiini de sylemi miydim?"

Relg yeniden tir tir titremeye balad. "Sana ayrlk vaazlar ver dedim mi? Ulgo'ya yol gstersin diye setiim Gorim'e kar isyan kar dedim mi?" Relg kt. Yere kapanp "Affet beni Tannm," diye yalvarmaya balad. "Kalk Relg," dedi UL sert bir sesle. "Senden honut deilim; bu gsterdiin hrmet de houma gitmiyor, nk aslnda kalbin kibir dolu. Ya irademe uyacaksn, ya da seni ben uyduracam. Kendine duyduun bu kstaha gvenden artacam seni. Ancak o zaman senin iin setiim greve layk olabilirsin." Relg yznde mthi bir pimanlk ifadesiyle, sendeleyerek ayaa kalkt ve "Tanrm..." diye boulur gibi konumaya balad. "Szlerimi dinle ve soru sormadan itaat et Relg. Sana buyruum odur ki, Aldur'un mridi Belgarath ile gideceksin ve ona yardm etmek iin elinden geleni yapacaksn. Ona sanki benmiim gibi itaat edeceksin. Anladn m?" "Anladm Tannm," dedi Relg boyun eerek. "taat edecek misin?" "Bana ne emrediyorsan yapacam Ey Tannm! Hayatma mal olsa bile." "Hayatna mal olmayacak Relg, nk sana daha ihtiyacm var. Mkfatn hayal edemeyecein kadar byk olacak." Relg ban edi. Bunun zerine Tanr Gorim'e dnerek, "Biraz daha dayan olum," dedi. "Yllar sana ar gelse de. Yknn kalkmasna ok kalmad. Senden honut olduumu bilesin." Gorim de ban edi. "Belgarath," diye selamlad UL bycy. "Yaptn ileri izliyorum ve Ustann senden duyduu gururu paylayorum. Kehanet senin ve kzn Polgara'nn yardmyla hepimizin bekledii ana yaklayor." Belgarath da ban eerek, "ok zaman oldu Kutsallann En Kutsal," diye cevap verdi. "Hibirimizin batan kestiremeyecei eyler olup duruyor." "Doru," dedi UL. "Hepimiz zaman zaman ardk. Aldur'un bu dnyaya hediyesi doum hakkna kavutu mu?" "Tamamen deil Kutsallann En Kutsal," dedi Polgara ciddi bir ifadeyle. "Ama kylarna dokundu ve hepimizi baanl olaca yolunda mitlendirdi." "Selam sana Belgarion," dedi UL akn gen adama. efaatim stne olsun; bil ki byk grevin baladnda ben de Aldur'la birlikte yannda olacam." Garion eilip selam verirken, Ce'Nedra gen adamn selamnn pek sakil olduunu dnd. ok yaknda ona bu konularda biraz ders vermesi gerekecekti. Tabii Garion itiraz edecekti buna, ok inatyd nk; ama Ce'Nedra yeterince drtklerse onun da yola geleceinden emindi. Zaten hepsi kendi iyilii iindi. UL hl Garion'a bakyordu, ama yzndeki ifadede bir deiiklik vard. Ce'Nedra'ya yle geldi ki, UL sessizce baka bir varlkla konuuyordu; Garion'un bir paras olan ama gene de ondan farkl olan bir varlkla. Sonra UL ciddi bir yzle ban sallayarak prensese dnd.

T
178
SHRBAZIN TUZAI

ULGO 179

"Daha ocuk," dedi Polgara'ya. "Olgun yata, Kutsallarn En Kutsal," dedi Polgara. "O bir Orman Perisi; onlar ufak tefek olurlar." UL prensese yumuak bir glmsemeyle baknca, Ce'Nedra bu glmsemenin scaklndan parlamaya balad sanki. "Bir iee benziyor, deil mi?" dedi sonra. "Hl dikenleri var Kutsallarn En Kutsal," dedi Belgarath hafif alayc bir tavrla.

"Bu onun deerini daha da artryor Belgarath. Onun ateinin ve dikenlerinin amacmza gzelliinden daha faydal olaca bir gn de gelecek." UL Garion'a yznde tuhaf, bilmi bir glmsemeyle bakt. Ce'Nedra her nedense kzarmaya baladn hissetti ve sonra meydan okurcasna ban kaldrd. "Buraya seninle konumak iin geldim kzm," dedi UL Ce'Nedra'ya ciddi bir yzle. "nk dostlarn giderken sen burada kalmalsn. Sakn Murgolann krallna gideyim deme, nk eer Rak Cthol'a gitmeye kalkacak olursan mutlaka leceksin; sen olmadan da karanla kar mcadele yenilmeye mahkm. Dostlarn dnene kadar burada, Ulgo'nun gvenli maaralarnda kalmalsn." Bu Ce'Nedra'nn anlayaca dildi ite. Bir prenses olarak otoriteye boyun emesi gereken an bilirdi. Hayat boyunca istediklerini elde etmek iin szlanm, sylenmi ve numaralar evirmise de, babasna hi aka isyan etmemiti. Ban eerek "Emrettiiniz gibi yapacam Kutsallarn En Kutsal," dedi, Tanrnn szlerinin ne anlama geldiini bile dnmeden. UL ban sallayarak, "Bylece kehanet korunmu oluyor," dedi. "Her birinizin bu ite grevleri var. Benim de. Sizi artk oyalamayacam ocuklarm. Yolunuz ak olsun. Tekrar greceiz." Sonra birden yokoldu. Son szleri Ulgo maaralarnda yankland. Bir anlk sessizlikten sonra, sanki tek tek her Ulgo bu kutsal ziyaretin ihtiamyla sesini ykseltmi gibi, o tandklar ilahi, dev bir koro tarafndan sylenmeye balad. "Belar!" diye derin bir nefes verdi Barak. "Siz de hissettiniz mi?" "UL'un mevcudiyeti ok etkileyicidir," diye ona katld Belgarath. Sonra bir kan kaldrp alayc bir tavrla Relg'e bakarak, "Fikrini deitirdin galiba," dedi. Relg'in yz kl rengiydi ve hl titriyordu. "Tanrmn emrine uyacam," dedi. "Nereye gitmemi isterse oraya gideceim." "Bu iin hallolmu olmasna sevindim," dedi Belgarath. "u anda Rak Cthol'a gitmeni istiyor. Daha sonras iin baka planlan da vardr belki, ama imdilik Rak Cthol'u dnelim biz." "Sana sorgusuz sualsiz itaat edeceim," dedi fanatik. "Tpk Tanrma itaat eder gibi." "yi," dedi Belgarath, sonra hemen konuya girdi." Yukardaki kt havay ve zorluklan atlatmann bir yolu var m?" "Bir yol biliyorum," dedi Relg. "Uzun ve zahmetlidir, ama bizi at insanlarnn topraklannn hemen stndeki tepelere kanr." "Grdn m?" dedi ipek Barak'a. "Faydal olmaya balad bile." Pek ikna olmama benzeyen Barak homurdand. "Neden Rak Cthol'a gittiimizi renebilir miyim?" diye sordu Relg. Tanrsyla karlamasndan sonra btn huyu suyu deimiti. "Aldur Ta'n geri alacaz," dedi Belgarath. "O tatan bahsedildiini duymutum," dedi Relg. ipek kalann atarak, "Rak Cthol'un altndaki maaralan bulabileceinden emin misin?" diye sordu Relg'e. "Onlar UL'un maaralan-na benzemez herhalde; Cthol Murgos'taki maaralar pek kutsal deildir muhtemelen, hatta tam tersidir." "Nerede olursa olsun her maaray bulabilirim," dedi Relg kendinden emin bir tavrla. "Peki yleyse," diye devam etti Belgarath. "Her ey yolunda giderse maaralardan geip kimseye grnmeden ehre kacaz. Ctuchik'i bulup Ta elinden alacaz." "Mcadele etmeyecek mi?" diye sordu Durnik. "Umanm eder," dedi Belgarath ateli bir sesle. Barak glerek, "Tam bir Alorn gibi konutun Belgarath," diye takld. "Bu pek bir erdem saylmaz," dedi Polgara. "Rak Cthol'un sihirbazyla vakti geldiinde hesaplarm," dedi byc ask bir suratla. "Her neyse, Ta alr almaz tekrar maaralara inipkaanz." "Btn Cthol Murgos da peimizde olur," dedi ipek. "Murgolarla epey uratm, inat bir halktr." "Bu sorun karabilir," dedi Belgarath. "Peimizde uzun sre kal-malann istemem. Eer bir Murgo ordusu peimizden Batya girerse, bu bir istila harekt

olarak grlr; o zaman da henz hazr olmad-

lii
ULGO 181 SHRBAZIN TUZAI
180

mz bir sava balar. Fikri olan var m?" Etrafna baknd. "Hepsini kurbaaya evir," dedi Barak omuzlarn silkerek. Belgarath ona pis pis bakt. "Canm bu da bir fikir," dedi Barak kendini savunarak. "Onlar aramaktan vazgeene kadar maaralarda saklanalm," diye nerdi Durnik. Polgara ban sallayarak, "Olmaz," dedi. "Belli bir zamanda belli bir yerde olmamz lazm. Zaten ucu ucuna yetieceiz. Cthol Murgos' ta bir maarada saklanarak bir ay harcayamayz." "Nerede olmamz gerekiyor Pol Teyze?" diye sordu Garion. "Sonra anlatrm," diye laf deitirdi Pol, Ce'Nedra'ya kaamak bir bak frlatarak. Prenses hemen Polgara'nn szn ettii olayn kendisiyle bir ilgisi olduunu anlayp meraktan kvranmaya balad. Dnceli bir suratla Grul'la dv srasnda krlan kaburgalarn yoklamakta olan Mandorallen, hafife ksrerek, "Acaba ziyaret edeceimiz arazinin bir haritasna sahip misiniz Mukaddes Gorim?" diye sordu nezaketle. Gorim biraz dndkten sonra, "Galiba bir haritam olacakt," dedi. Bardan hafife masaya vurunca, Ulgo hizmetkr hemen odaya girerek yanna geldi; Gorim ona bir eyler syleyince de yeniden dar kt. "Hatrladm kadaryla harita ok eskiydi," dedi Gorim. Pek doru da olmayabilir. Haritaclarmz yeryzndeki mesafeleri anlamakta biraz zorluk ekerler de." "Mesafeler mhim deil," dedi Mandorallen. "Dier memleketlerin Cthol Murgos hududundaki vaziyetlerini hatrlamak istiyorum sadece. Mektepteyken corafyam pek iyi deildi." Hizmetkr geri dnerek Gorim'e rulo halinde bir parmen uzatt, o da parmeni Mandorallen'e verdi. valye haritay ap bir sre inceledikten sonra, "Hatrladm gibiymi," dedi. Sonra Belgarath'a dnd: "Yanl hatrlamyorsam kadim dostum, Murgolann Aldur Vadisi'ne giremeyeceklerini sylemitiniz." "Evet, yle," dedi Belgarath. Mandorallen haritada gstererek, "Rak Cthol'a en yakn hudut Tolnedra hududu," dedi. "Mantk o cihete, yani en yakn hududa doru kaacamz syler." "Pekl," dedi Belgarath. "O zaman arkamzda bir sr iz brakarak Tolnedra'ya kayormu gibi yapalm. Sonra kayalk bir blgede izlerimizi belli etmeden dnp, kuzeybatya, Vadiye doru gidelim. Bu kafalarn kartrmaz m? O zaman bizim eski yolumuzu takip edip zaman kaybedeceklerinden emin olamaz myz? Tabii mutlaka bir sre sonra hatalarn anlayp tekrar peimize taklrlar, ama aray birka fersah am oluruz o vakte kadar. Onlara yasak olan Vadiye de girmek istemeyeceklerinden, peimizi tamamen brakabilirler." Herkes haritaya bakyordu. "Bu fikri sevdim," dedi Barak, kocaman eliyle valyenin omuzu-na bir aplak atarak. Mandorallen irkilerek elini krk kaburgalarna gtrd. "Kusura bakma Mandorallen," dedi Barak. "Unutmutum." pek haritay dikkatle inceliyordu. "Bu planda i var Belgarath," dedi sonunda. "uradan yukan dnersek..." diye iaret etti, "dou sradalarnn tepesine karz. Bizim inecek bol bol vaktimiz olur, ama onlar bir millik bir inie kalkmaya kolay kolay karar veremezler." "o-Hag'a haber yollayabiliriz," dedi Hettar. "Eer birka kabile tam orada bekliyor olursa,

Murgolarn byle bir maceraya kalkmas daha da gleir." Belgarath sakaln kad. "Pekl," dedi sonunda. "Bu yolu deneyelim. Relg bizi Ulgo'dan karr karmaz gidip baban ziyaret edeceksin Hettar. Ona planmz anlat ve bizi karlamak iin birka bin savayla Vadiye gelmesini syle." Uzun boylu Algar tek sa tutamn dalgalandrarak ban sallad; ama yznden hayal krklna urad belli oluyordu. "Hi hayale kaplma Hettar," dedi ihtiyar. "Seni zaten Cthol Mur-gos'a gtrmeye niyetim yoktu. Ban belaya sokman iin her trl frsat var orada." Hettar zntyle iini ekti. "zme kendini Hettar," dedi ipek. "Murgolar fanatik bir rktr. En azndan bazlarnn, aada onlar kim beklerse beklesin, peimizden gelmeye kalkacaklarndan emin olabilirsin. Tabii o zaman dierlerine gzda vermek iin bunlarn iini halletmen gerekir." Hettar'n yz aydnland. "pek," dedi Leydi Polgara sert bir sesle. Ufak tefek adam masum bir yzle ona dnd. "Peimize taklmalarn engellemeliyiz Polgara." "Tabii, tabii," dedi Polgara alayla. ULGO
182
SHRBAZIN TUZAI

183

"Murgolann Vadiye dolumasn istemeyiz, deil mi?" "Tamam ipek." "Ben o kadar da kana susam biri deilimdir." Polgara srtn dnd ona. pek masum masum iini ekerek, "Hakkmda hep kt eyler dnyor," dedi. O ana kadar Ce'Nedra'nn UL'a hi dnmeden verdii szn sonularn dnecek kadar vakti olmutu. Dierleri az sonra gidecekti ve o burada kalacakt. Daha imdiden kendini yalnz hissetmeye ba-'| lamt; dierleri onun dahil olmad planlar yapyorlard bile. Dndke daha da kt geliyordu. Alt duda titremeye balad. Ulgo Gorim'i, bilge yznde anlayl bir ifadeyle onu seyrediyor-1 du. "Geride kalmak kolay deildir," dedi yumuak bir sesle; kocaman| gzleri Ce'Nedra'nn zihninin iine bakyordu sanki. "Maaralarm; da sana yabanc geliyor; karanlk ve kasvetli." Ce'Nedra sesini karmadan bayla onaylad. "Ama bir-iki gnde gzlerin bu a alr," diye devam etti Gol rim. "Bu maaralarda, dardan hi kimsenin asla grmemi oldutf| gzellikler vardr. Evet, iek yok belki, ama mcevherlerin yerlerH den ve duvarlardan iek gibi fkrd gizli maaralar var. Gnesizi dnyamzda aa yok, ama saf altndan damarlarn birbirine dolana-| rak yere kadar indii yerler var." "Aman dikkat edin Kutsal Gorim," dedi ipek. "Prenses Tolnedral-/! dr. Ona byle eyler gsterirseniz, gzlerinizin nnde histeri krizi | geirebilir." "Hi komik deil Prens Kheldar," dedi Ce'Nedra buz gibi bir ses-| le. "Pimanlktan mahvoldum Prenses Hazretleri," dedi pek mthij bir ikiyzllkle gsterili bir selam vererek. Prenses elinde olmadan gld. Bu fare suratl ufak tefek Drasniya-j h o kadar utanmazd ki, ona kzmak bile mmkn olmuyordu. "Ulgo'da kaldnz srece benim sevgili torunum olacaksnz prenses," dedi Gorim. "Sessiz gllerimizin kysnda yryler yaparz, oktan unutulmu maaralar kefederiz. Konuuruz. D dnya Ulgo hakknda pek az ey bilir. Belki de bizi anlayan ilk yabanc olursunuz." Ce'Nedra birden uzanp ihtiyarn zayf elini yakalad. O kadar tatlrj bir ihtiyard ki! "eref duyarm Kutsal Gorim," dedi iinden gelerek. O gece -geri yerin altndaki bu garip lkede gece ile gndz pek fark etmiyordu ama- Gorim'in piramit biimindeki evinde, rahat yataklarda uyudular. Ertesi sabah

birtakm Ulgolar atlan Gorim'in maarasna getirdiler. Herhalde onlarn geldii merdivenli yoldan daha uzun bir yoldan dolamlardr, diye dnde prenses. Arkadalar yol hazrlna balamlard bile. Ce'Nedra bir kenarda oturmu ve kendini daha imdiden yapayalnz hissetmeye balamt. Gzleri tek tek arkadalarnn yzlerinde dolayor, sanki hepsini hafzasna kaydetmeye alyordu. Sra Garion'a gelince gzleri doluverdi. Mantkszd belki, ama onun iin kayglanmaya balamt. O kadar pervaszd ki. Bir kere gznn nnden ayrlnca, kendisini tehlikeye atacak iler yapacandan ad gibi emindi. Tabii Polgara ona dikkat ederdi, ama ayn ey deildi. Birden Garion'un yapaca aptalca eyler ve bunlarn kendisinde neden olaca sknt yznden ona kzd. Bir ey yapar de azarlamak iin bahane bulurum midiyle dik dik bakmaya balad. Gorim'in evinden kp onlar geirmemeye, herkes gittikten sonra kapda yle kala kalmamaya karar vermiti. Ama herkes geni kemerli kapdan kmaya balaynca, bu kararll eriyip gidiverdi birden. Hi dnmeden Garion'un peinden koup onu yakalad. Garion aknlkla dnnce parmaklarnn ucunda ykselip yzn minik ellerinin arasna alarak onu pt. "Dikkatli olacaksn, tamam m!" dedi. Sonra Garion'u tekrar pt ve dnp alayarak eve kotu. Garion arkasndan hayretler iinde bakakald. Drdnc Ksm

CTHOL MURGOS
ON DOKUZUNCU BLM

NLERDR KARANLIKTAYDILAR. Relg'in tad soluk k bir kerteriz noktas oluturuyordu sadece; izlenecek bir ey. Karanlk Garion'un yzne bastryordu; grnmeyen kayalara arpmamak iin bir elini uzatm, engebeli zeminde tkezleyerek yryordu. Tek sorun kf kokulu karanlk da deildi. stndeki ve drt bir yanndaki dalarn inanlmaz arln da hissediyordu. Ta, stne kmt; onu kapatm, millerce uzanan kesintisiz kayalarn iine hapsetmiti. Hi durmadan kysnda dolat panik duygusuyla mcadele ediyor, lk atmamak iin dilerini skyordu. Relg'in izledii dolambal yolun bir hedefi yokmu gibi grnyordu. Yol ayrmlarnda yapt seimler keyfiydi sanki; ama kendisi gitmi ans kalm seslerin rutubetli havada fsldat, gemiten kalan seslerin sonsuza dek yankland, mrldanan maaralarda sarslmaz bir gvenle ilerliyordu. Klavuzlarnn bu kendine gveni Garion'un mantksz bir panie kaplmamasnn tek nedeniydi. Bir noktada yobaz duraklad.

"Ne oldu?" dedi pek. Sesinde Garion'un da zihninde hissedip durduu her an panie kaplabilirmi havas vard. "Burada gzlerimi rtmem lazm," dedi Relg. Balk pulu gibi metal plakalarn st ste bindirilmesiyle olumu, tuhaf bir zrh giyiyordu. Zrhn beli kemerliydi ve bana bir kapon gibi geerek yalnzca yzn akta brakyordu. Kemerinde ar, kvrk bir haner vard ki, grn bile Garion'un tylerini rpertiyordu. Zrhnn altndan bir bez paras kararak dikkatle yzne rtt. "Niye yapyorsun bunu?" diye sordu Durnik. "ilerideki maarada bir kuvars daman var," dedi Relg. "Dardaki gne n yanstyor. Ik ok parlak."

T
188
SHRBAZIN TUZAI CTHOL MURGOS

189

"Gzlerin balyken ne yne gideceini nasl anlayabilirsin ki?" dedi pek. "Bez o kadar kaln deil. Gerektii kadar grebilirim. Haydi gidelim." Yrmekte olduklar koridorda bir keyi dndklerinde, Garion ilerideki gne n grd. inden a doru komak geldiyse de bu arzuya direndi. lerlerlerken Hettar' izleyen atlarn nallan ta zeminde takrdayp duruyordu. Maara devasayd ve prldayan kristal bir kla doluydu. Parlak bir kuvars erit tavan boyunca uzanyor, maaray gz kamatran bir prltya bouyordu. Tavandan byk sarktlar sallanyor, yerden ykselen dikitler de onlar karlyordu. Maarann merkezinde baka bir yeralt gl uzanyordu. Gln yzeyi, yukar utaki minik bir elaleden dklen sularla kpr kprd; sularn prts maarada kk gm bir an sesi gibi sonsuz kereler yanklanyor ve artk millerce geride kalm olan Ulgos maaralarndaki sonsuza dek tekrarlanan arky hatrlatp onunla uyum iinde akp gidiyordu. Her yan kaplayan renkler Garion'un gzlerini kamatrmt. Kuvars damarndaki kristal prizmalar krarak renkli n demetlerine dntryor ve maaray gkkua renkleriyle dolduruyordu. Garion birdenbire bu gz kamatrc maaray Ce'Nedra'ya gsterme isteiyle yanp tututuunu fark ederek hayretler iinde kald. "abuk," dedi Relg, yzndeki pee rtmeye yetmiyormu gibi bir elini gzlerine kapayarak. "Neden burada mola vermiyoruz ki?" dedi Barak. "Dinlenmeye ihtiyacmz var, buras da iyi bir yere benziyor." "Buras btn maaralar iindeki en kt yerdir," dedi Relg. "Sen karanl seviyor olabilirsin," dedi Barak. "Ama biz o kadar da baylmyoruz." Gzlerini maarann iinde gezdirdi. "Gzlerini kapat salak," diye haykrd Relg. "Szlerine dikkat et arkadam." "Eer rtmezsen, buradan ktktan sonra kr olursun. Gzlerinin karanla almas iki gn ald. Burada fazla kalrsak, ilk gnk gibi olursun." Barak Ulgo'ya bir sre dik dik bakt. Sonra homurdanp ban sallayarak, "Kusura bakma," dedi. "Anlamamtm." zr dilercesine elini Relg'in omuzuna koydu. "Dokunma bana!" diye haykrd Relg, Barak'n koca elinden kaarak. "Ne var?" "Dokunma bana - sakn dokunma." "Ne oluyor buna?" dedi Barak. "Onu kirletmeni istemiyor," dedi Belgarath. "Kirletmek mi? Onu mu?" "Bedensel safl onun iin ok nemli. Onun asndan bakarsan, her dokunu onu kirletebilir."

"Kirletebilir mi? Domuz kadar pis zaten." "Baka tr bir pislikten bahsediyoruz. Haydi yola devam edelim." Barak fkeyle sylenip homurdanarak en arkadan yrmeye balad. Baka bir karalk tnele girdiler; Garion zlemle gerilerinde kalan parlak maarann snen na bakt. Sonra bir keyi dndler ve k kayboldu. Mrldanan karanlkta zamann hesabn tutmann imkn yoktu. Arada bir yemek ve dinlenmek iin durmalar hari tutulursa, tkezle-ye tkezleye ilerliyorlard. Garion'un uykusu dalarn onu ezdii kbuslarla doluydu. Hafif bir rzgr rmcek a gibi yanan okad-nda, bir daha gkyzn greceinden midi kesmiti. Hesaplayabildii kadaryla, Ulgo'daki son aydnlk maaradan ayrlp bu sonsuz karala atlal be gn olmutu. nce bu lk hava akmnn bir hayal olduunu sand, ama sonra maarann rutubetli, kf kokulu havas iinde aa ve imen kokular da duymaya balaynca ilerilerde bir yerde bir akln, bir kn olduuna kanaat getirdi. Darnn lk havas giderek daha hissedilir hale geldi ve imen kokusu ilerlemekte olduklar tneli doldurdu. Zemin yukar doru meyillendi ve karanlk hi fark ettirmeden azalmaya balad. Sonsuz karanlktan dnyann tarihindeki ilk sabaha doru ilerliyorlard sanki. Arkadan gelen atlar da temiz hava kokusunu alm olacaklar ki, hzlarn artrdlar. Ama Relg giderek yavalad, daha da yavalad. Sonunda tamamen durdu. Pullu zrhndan ykselen metal hrts durumunu ele veriyordu. Relg titriyor, kendini nndeki kadere hazrlamaya alyordu. Peesini yeniden yzne rtm, hrlamaya benzeyen Ulgo dilinde ateli ateli, yalvarr gibi bir eyler mrldanmaya balamt. Yzn rttkten sonra isteksizce, ayaklarn sryerek yrmeye balad yeniden. leride altn rengi bir k belirdi. Tnelin az kta, n aa gvdeleriyle dzensiz bir aklk olarak hayal mey al grlebiliyordu. Hettar'n uyarlarna aldr etmeyen kk tay, birden kk toynak-

T
190
CTHOL MURGOS

191
SHRBAZIN TUZAI

lanyla byk bir patrt kararak akla doru atlp dar, a frlad. Belgarath kk hayvann ardndan gzlerini ksarak bakp sakaln kad. "Ayrldmzda annesiyle birlikte onu da yannda gtrsen iyi olacak," dedi Hettar'a sonra. "Durumu hi ciddiye almyor, ama Cthol Murgos ok ciddi bir yerdir." Hettar ciddi ciddi ban sallad. "Yapamayacam," dedi Relg anszn, srtn a dnp tnelin kayalk duvarna yaparak. "Yapamayacam." "Tabii ki yaparsn," dedi Pol Teyze onu sakinletirmeye alarak. "Alman iin yava yava karz." "Dokunma bana," dedi Relg dalgn bir tavrla. "Bu i skc olmaya basyor," diye homurdand Barak. Garion ve dierleri a duyduklar aln etkisiyle, hevesle ilerlediler. Maarann azndaki allarn arasndan syrlp gnna ktlar ve hemen gzlerini kapattlar elleriyle. Ik nce Garion'un gzlerine bak gibi sapland, ama birka dakika sonra tekrar grebildiini fark etti. Maarann ksmen rtl olan az, kayalk bir yamacn ortasna yakn bir yerdeydi. Arkalarnda kar kapl Ulgo dalan lacivert gkyz nnde, sabah nda parlyor, nlerinde ise deniz gibi geni bir ova uzanyordu. Sonbaharla altn rengine dnm olan uzun imenler, sabah meltemiyle byk dalgalar yaparak titreiyorlard. Ufka kadar uzanan ovaya bakan Garion, kendisini bir kbustan uyanm gibi hissetti. Arkalarndaki maara aznn hemen iinde, Relg arkasn a dnerek yere diz

km, gsn ve omuzlarn yumruklayarak dua ediyordu. "imdi ne yapyor bu?" dedi Barak. "Bir nevi arnma ayini," dedi Belgarath. "Kendini tm gnahlardan arndrp maaralarn zn ruhuna almaya alyor. Bunun darda hayatta kalmasna yardm edeceine inanyor." "Ne kadar srer?" "Bir saat kadar herhalde. Epeyce karmak bir ayindir." Relg dua etmeye ksa bir ara verip yzne bir pee daha rtt. "Kafasna biraz daha kuma sararsa boulacak," dedi pek. "Ben yola ksam iyi olur," dedi Hettar eyer kaylarn skarken. "o-Hag'a sylememi istediin baka bir ey var m?" "u ana kadar olup bitenleri tekilere de anlatmasn syle," dedi Belgarath. "ler yle bir hale geldi ki, artk herkesin tetikte olmasn istiyorum." Hettar bayla onaylad. "Nerede olduumuzu biliyor musun?" dedi Barak. "Tabii," dedi uzun boylu Algar nndeki nndeki dmdz, hibir ayrt edici zellii olmayan ovaya bakarak. "Rak Cthol'e gidip dnmemiz en az bir aymz alr," dedi Belgarath. "Eer frsat bulursak, aaya inmeye balamadan dou yamacnda iaret atei yakarz. oHag'a bizi orada beklemesinin ok nemli olduunu syle. Murgolann Algarya'ya girmesini istemiyorum. Daha savaa hazr deilim." "Orada olacaz," dedi Hettar atna atlarken. "Cthol Murgos'ta dikkatli olun. Atnn ban evirerek bayr aa, ovaya doru ilerlemeye balad; tayla annesi de peinden geliyorlard. Tay bir an durup Garion'a bakarak kinedi, sonra tekrar annesinin peine takld. Barak karamsar bir yzle ban sallayarak, "Hettar' zleyeceim," diye grledi. "Cthol Murgos ona gre deil," dedi pek. "Tasma takmak zorunda kalabilirdik." "Biliyorum," diye iini ekti Barak, "ama gene de zleyeceim." "Ne yne gidiyoruz?" dedi Mandarollen gzlerini ksp ovaya bakarak. Belgarath gneydouyu gstererek, "Bu tarafa," dedi. "Vadinin st tarafndan geip dou yamacna varacaz, sonra da Mishrak a Thull'un gney ucundan dolaacaz. Thullar Murgolar kadar dzenli devriye karmaz." "Thullar mecbur kalmadka hibir ey yapmaz," dedi ipek. "Gro-limlerden paay kurtarmaya harcarlar vakitlerinin tamamn." "Ne zaman yola kyoruz?" diye sordu Durnik. "Relg dualarn bitirir bitirmez," dedi Belgarath. "Kahvalt iin vaktimiz var yleyse," dedi Barak alayc bir tavrla. Btn gn boyunca, lacivert bir sonbahar gkyz altnda, Gney Algarya'nn ayrlarla rtl dzlklerinde yol aldlar. Durnik'in eski, kukuletal bir pelerinini zrhnn stne giymi olan Relg, kazk gibi bacaklaryla doru drst ata binemiyordu. Nereye gittiine bakmak-tansa, ban yukar doru kaldrmamaya alyor gibiydi. Eki ve onaylamayan bir suratla onu izleyen Barak, "iini retmek gibi olmasn ama Belgarath," dedi birka saat sonra, "Bu adam

T
CTHOL MURGOS 193 SHRBAZIN TUZAI 192

bamza bela karacak gibi grnyor." "Ik gzlerini actyor Barak," dedi Pol Teyze iriyar savaya. "Ayrca da ata binmeye alk deil. O kadar nyargl olma." Barak yzndeki ifadeyi hi deitirmeden azn smsk kapatt.

"Hi olmazsa ayk kalacana gvenebiliriz," dedi Pol Teyze. "Ki ayn eyi kk grubumuzun baz yeleri iin sylemek mmkn deBarak huzursuz bir tavrla ksrd. Kavisler izerek akan bir derenin aasz kysnda kamp kurdular o gece. Gne battktan sonra Relg biraz rahatlad, ama bu defa da atee bakmamaya gayret ediyordu. Derken bir ara ban kaldrp akamn ilk yldzlarn grd. Bir an iin az ak kalakald ve peesiz yznden ter boand. Sonra kollaryla ban rtp boulur gibi bir lkla yzkoyun yere kapand. Garion, "Relg!" diye haykrarak adamn yanna koup dnmeden onu yakalamaya alt. "Dokunma bana!" diye inledi Relg ani olarak. "Samalama. Neyin var? Hasta msn?" "Gkyz," diye hrlad Relg. "Gkyz! Korkun!" "Gkyz m?" Garion armt. "Gkyznn nesi var?" Ban kaldrp tandk yldzlara bakt. "Sonu yok," diye inledi Relg. "Sonsuza kadar ylece gidiyor." Garion birdenbire meseleyi anlad. Maaralarda mantksz bir ekilde korkan kendisiydi, nk kendisini kapatlm gibi hissediyordu. Burada, ak gkyz altnda da Relg ayn kr dehete kaplmt. Garion Relg'in muhtemelen hayat boyunca hi Ulgo maaralarndan kmam olduunu anlad. "Merak etme," dedi onu teskin etmeye alarak. "Gkyz sana bir ey yapmaz. Orada duruyor sadece. Aldrma." "Dayanamyorum." "Bakma oy leyse." "Orada olduunu biliyorum ya... Btn o boluk..." Garion aresizce Pol Teyzeye bakt. Teyzesi konumaya devam etmesini iaret edince, "Bo deil ki," dedi syleyecek laf arayarak. "Bir sr eyle dolu... Bir sr... Bulutlar, kular, k, yldzlar..." "Ne?" dedi Relg ban kaldrarak. "Onlar da ne?" "Bulutlar m? Canm herkes..." Garion durdu. Belli ki Relg bulutlarn ne olduunu bilmiyordu. Hayatnda hi bulut grmemiti. Garion bunu da hesaba katarak ne syleyeceini tekrar dnd. Aklamak kolay olmayacakt. Derin bir nefes ald. "Pekl, bulutlardan balayalm." Aklamak epey uzun srd. Relg sylediklerini anlyor muydu, yoksa gkyzn dnmemek iin kelimelere mi sarlyordu, Garion bunu anlayamad. Bulutlar fasln getikten sonra, kular biraz daha kolayd, ama tyleri anlatmakta zorland. Garion tam kanatlan anlatrken Relg szn keserek, "UL sana Belgarion dedi," dedi. "Adn Belgarion mu?" "Yani..." dedi Garion biraz huzursuz olarak. "Tam olarak deil. Aslnda adm Garion, ama teki ad da bana aitmi... Ama daha sonra, bydmde..." "UL her eyi bilir," dedi Relg. "O sana Belgarion dediyse adn Belgarion'dur. Ben sana Belgarion diyeceim." "Yapmasan daha iyi olur." "Tanrm bana kzd," diye inledi Relg. Sesinde hastalkl bir kendinden irenme havas vard. "Onu hayal krklna urattm." Garion bu noktaya nereden geldiklerini anlayamad. Yaad paniin ortalk yerinde, Relg bir de teolojik bir krizin dehetine dmt her naslsa. Srtn atee dnp yere oturdu ve omuzlar derin bir umutsuzlukla kt. "Deersizim," dedi neredeyse hkrarak. "UL kalbimin sessizlii iinde benimle konutuunda, btn dier insanlardan daha yce olduumu sandm. Ama imdi pislikten de beterim." Acyla kafasn yumruklamaya balad. "Yapma!" dedi Garion. "Bir yerini sakatlayacaksn. Bu da nereden kt imdi?" "UL bana ocuu Ulgo'ya aklayacak kiinin ben olacam syledi. Ben de onun gznde ayrcalkl bir yerim olduunu sandm." "Hangi ocuktan bahsediyoruz?" "ocuk. Yeni Gorim. UL halkn byle ynlendirir ve korur. Eski Gorim'in yapaca iler bittiinde, UL onun yerine geecek ocuun gzlerine zel bir iaret koyar. UL bana ocuu Ulgo'ya getirecek olann ben olduumu sylediinde, szlerini bakalarna aktardm; onlar da bana sayg duyup UL'un azndan konumam istediler. Etrafmda
."

gnah ve ahlakszlk olduunu gryordum; bunlara kar szler syledim ve insanlar beni dinlediler. Ama szler benimdi, UL'un deil. O kadar kibirlendim ki, UL adna konutum. Kendi gnahlarm grme-

T
SHRBAZIN TUZAI 194 CTHOL MURGOS

195

yip bakalarnn gnahlarn mahkm ettim." Relg'in sesi youn bir kendini hakir grmeyle bouklamt. "Ben kirliyim," dedi. "Menfur bir yaratm. UL elini kaldrp yok etmeliydi beni." "Bu yasaktr," dedi Garion dnmeden. "Kimin gc yeter ki UL'a bir eyi yasaklamaya?" "Bilmiyorum. Btn bildiim, yok etmenin yasak olduu, tanrlara bile. rendiimiz ilk ey budur." Relg aniden ban kaldrnca, Garion mthi bir hata yapm olduunu anlad. "Sen tanrlarn srlarn biliyor musun?" diye sordu fanatik, inanamayarak. "Onlarn tanr olmas nemli deil," dedi Garion. "O yasak herkes iin geerli." Relg'in gzlerinde bir umut belirdi. Diz kp Garion'un nnde secde ederek, "Gnahlarm bala," diye yalvard. "Ne?" "Deersizdim ama kendimi yce grdm." "Bir hata yapmsn, o kadar. Bir daha yapma yeter. Ltfen kalk Relg." "Habisim ben, temiz deilim." "Sen mi?" "Kadnlara kt gzle baktm." Garion utanla kzanp sinirli bir ekilde ksrerek, "Hepimizin ara sra bana gelir byle eyler," dedi. "Kt niyetliydim, habistim" diye inledi Relg. "Kendi habasetimle y anyorum." "Eminin UL seni anlamtr. Kalkar msn ltfen Relg? Hi gerek yok buna." "Azm dua ederken aklm ve kalbim baka yerdeydi." "Relg..." "Gizli maaralar arayp buldum, ama UL'a adamak iin deil, srf bulmann keyfi iin. Tanrmn bana verdii hediyeyi kirlettim." "Relg, ltfen..." Relg kafasn yere vurmaya balad. "Bir keresinde UL'un sesinin yankland bir maara buldum. Bakalarna haber vermedim, UL'un sesini kendime sakladm." Garion korkmaya balad. Fanatik Relg iyice ileden kyordu. "Cezalandr beni Belgarion," diye yalvard. "Gnahlarm iin bana ar bir ceza ver." Garion birdenbire zihninde bir alma hissetti. Ne syleyeceini kelimesi kelimesine biliyordu. "Ben byle bir ey yapamam Relg," dedi ciddi bir tavrla. "Seni ne cezalandrabilir ne de affedebilirim. Eer yapmaman gereken bir ey yapmsan, bu UL ile senin aranda. Eer cezalandrlman gerektiini dnyorsan, bunu sen yapmalsn. Ben yapamam. Yapmam." Relg ac iindeki yzn kaldrarak Garion'a bakt. Sonra boulur gibi bir lk atarak ayaa frlad ve inleyerek karanlklar iinde kayboldu. "Garion!" Pol Teyzenin sesinde o tandk azarlama edas vard yine. "Ben bir ey yapmadm," dedi Garion ani bir biimde. "Ne dedin ona?" diye sordu Belgarath. "Bir sr gnah ilediini syledi," dedi Garion. "Benden onu cezalandrmam ve

affetmemi istedi." "Eee?" "Byle bir ey yapamazdm dede." "ok zor bir ey mi?" Garion ona bakakald. "Alt taraf biraz yalan syleyecektin. ok mu zor yani?" "Yalan m? Byle bir konuda m?" Garion bunun dncesinden bile dehete kaplmt. "Ona ihtiyacm var Garion. Eer dinsel bir histeriye kaplrsa iime yaramaz. Kafan kullan biraz evlat." "Yapamam dede," dedi Garion inatla. "Bu konu onun iin yalan sylenemeyecek kadar nemli." "Gidip Relg'i bulsan iyi olacak baba," dedi Pol Teyze. Belgarath Garion'a bakarak kalarn att. "Bu mesele kapanmad daha evlat," dedi fkeyle parman sallayarak. Sonra kendi kendine homurdanarak Relg'in peinden uzaklat. Garion birdenbire Cthol Murgos yolculuunun ok uzun ve huzursuz olacandan emin oluverdi.
CTHOL MURGOS

197

YRMNC BLM

YIL YAZ ovalarda ve Algarya dzlklerinde uzun srmt, ama sonbahar ksa oldu. Maragor'un stndeki dalarda ve Ulgo zirvelerinde karlatklar kar frtnalar, kn erken geleceini ve sert geeceini belli etmiti zaten; krlk araziden dou sradalarna yaklatka, geceleri souk olmaya balamt bile. Garion'un Relg'in sululuk duygusuyla baa kamamas yznden mthi fkelenmi olan Belgarath, biraz sakinlemiti. Ama bu defa da, o kanlmaz mantyla Garion'un omuzlarna korkun bir grev ykledi. "Her nedense sana gveniyor," dedi ihtiyar, Garion'a. "O yzden onu sana emanet ediyorum. Ne yaparsan yap, ama bir daha dalmamasn sala." Relg nceleri Garion'un onu konuturma abalarna karlk vermedi, ama bir sre sonra, stndeki ak gkyz yznden bir panik krizine daha kapldnda konumaya balad; nceleri kesik kesik, ama sonra bardaktan boanrcasna. Garion'un korktuu gibi Relg'in en sevdii konu gnaht. Relg'in en basit eyleri bile gnah saymas karsnda hayretten hayrete dyordu Garion. rnein, yemekten nce dua etmeyi

unutmak byk bir kfrd Relg'e gre. Yobazn kasvetli kusurlar listesi uzadka, Garion bunlarn ounun fiilde deil fikirde gnahlar olduunu fark etti. En sk ortaya kan konu ise, kadnlar hakkndaki ehevi hislerdi. Relg'in bunlar uzun uzun tasvir etmesi Garion'u ok huzursuz ediyordu. "Kadnlar bizim gibi deil tabii ki," dedi yobaz bir gn yan yana at srerlerken. "Zihinleri ve kalpleri bizimki gibi kutsiyete ynelik deil. O yzden de vcutlaryla bizi batan karp gnaha ekmek istiyorlar." "Niye byle yapyorlar sence?" dedi Garion ihtiyatla. "nk kalpleri ehvetle dolu," dedi Relg sert bir tavrla. "Faziletli insanlar batan karmaktan zel bir zevk alyorlar. Bu yaratklarn nasl dolambal yollara bavurduunu anlatsam inanamazsn Belga-rion. En akl banda kadnlarda bile grdm bunu, en imanl mritlerimin karlarnda. Durmadan dokunuyorlar insana, kazaym gibi yapp srtnyorlar; elbiselerinin yeni syrlsn da yuvarlak kollar grlsn diye, etekleri alsn da ayak bilekleri grnsn diye ellerinden geleni yapyorlar byk bir kstahlkla." "Rahatsz oluyorsan bakma sen de," dedi Garion. Relg onu duymad bile. "Onlarn yanma girmelerini yasaklamak bile geti aklmdan, ama sonra mritlerimi onlarn habasetinden korumak iin gzmn nnde bulunmalarnn daha iyi olacan dndm. Bir ara mritlerim arasnda evlenmeyi yasaklamaya niyetlendim, ama daha yal olanlar byle yaparsam btn genlerin beni terk edeceini syledi. Hl da bunun ok kt bir fikir olmadna inanyorum." "Bu btn mritlerini kaybetmene neden olmaz m?" dedi Garion. "Yani ok uzun bir sre evlilii yasaklarsan? Evlilik yoksa ocuk da olmaz, anlatabiliyor muyum?" "Zaten ben de buray zememitim," dedi Relg. "Peki ya ocuk ne olacak? Yeni Gorim? Eer iki kii evlenip bir ocuk yapacaklarsa, yani o zel ocuu yapacaklarsa, sen de onlan yapmamaya ikna edersen, UL'un istedii bir eyin gereklemesini engellemi olmaz msn?" Bunu daha nce hi dnmemi gibi az ak kald Relg'in. Sonra, "Gryor musun?" diye inledi. "Elimden geleni yaptm halde, gnahn tam ortasna dyorum ite. Ben lanetliyim Belgarion, lanetli. Ben bu kadar ktyken UL neden ocuu bulmak iin beni seti ki?" Garion iler nndan kmasn diye hemen konuyu deitirdi. Dokuz gn boyunca bir ot denizi iinde dou sradalarna doru yol aldlar; bu dokuz gn boyunca da herkes, Garion'un ruhunu rencide eden bir aldrmazlkla onu durnadan sylenen yobazla ba baa brakt. Garion giderek suratn asp dierlerine fkeli baklar frlatmaya baladysa da, kimse ona aldrmad. Ovann dou kysnda byke bir tepeyi atklarnda, dou sradalarnn mthi duvaryla karlatlar. Yerden bir mil boyunca dimdik ykselen sarp yama, iki yne doru da gz alabildiince gidiyordu.
CTHOL MURGOS

198
199 SHRBAZIN TUZAJ

"imknsz," diye kestirip att Barak. "Asla trmanamayz." "Trmanmamz gerekmez," dedi pek. "Bir yol biliyorum." "Gizli bir yoldur herhalde." "Tam olarak gizli deil," dedi pek. "Pek fazla insan bilmiyor; ama gz nnde bir yerde - nereye bakacan bilirsen tabii. Bir keresinde Mishrak a Thull'u acele terk etmem gerekmiti de, o zaman buldum." "Neredeyse her yeri en az bir kere aceleyle terk etmen gerekmi gibi geliyor bana." ipek omuzlarn silkti. "Benim mesleimde renilen en nemli eylerden biri de, ne zaman kaacan bilmektir." "ilerideki nehir bir mani tekil etmeyecek mi?" diye sordu Mando-rallen, kendileriyle sarp, karanlk yama arasnda akmakta olan Aldur Nehri'nin prltl sularna

bakarak. Bir yandan da elini brnde dolatrarak aryan yerlerini kontrol ediyordu. "Yapma Mandorallen," dedi Pol Teyze. "Byle elleyip durursan hi iyilemez sonra." "Kanaatimce neredeyse ifa bulmular Leydim," dedi Mandorallen. "Sadece biri biraz acyor." "iyi ite, rahat brak." "Birka mil yukarda bir geit var," dedi Belgarath Mandorallen'in sorusuna cevaben. "Bu mevsimde nehir alalmtr, o yzden gemekte zorluk ekmeyiz." Tekrar baa geip, yumuak initen aa, Aldur'a doru atn srd. Akama doru nehri getiler ve te tarafta adrlarn kurdular. Ertesi sabah yamacn dibine ulatlar. "Yol birka mil kadar gneyde," dedi ipek, tepelerinde ykselen kara yama boyunca atn srerken. "Yama yznden mi trmanacaz?" diye sordu Garion; yukar bakmaya almak boynunu antmt. ipek ban sallad. "Yol aslnda bir dere yata. Yamacn iinden gidiyor. Biraz dar ve diktir, ama tepeye gven iinde varrz." Bu szler Garion'un moralini biraz dzeltti. Yol mthi yamata bir atlakt sadece; iinden kan su sznts da yamacn dibindeki kayalk dkntler arasnda kaybolup gidiyordu. "Tepeye kadar gittiinden emin misin?" diye sordu Barak, darack bacay kukuyla inceleyerek. "Gven bana," dedi ipek. "Mmknse gvenmeyeyim." Yol berbat, dik ve kayalkt. Bazen o kadar daralyordu ki, geebilmeleri iin yk atlarnn yklerini indirmeleri ve krlp yass, dev basamaklar oluturmu olan bazalt kayalar stnde elleriyle ekerek yrtmeleri gerekiyordu. Yanktan szan su her eyi amura eviriyordu. Daha da beteri, batdan yaklaan yksek, ince bulutlarla birlikte yukarlarndaki Mishrak a Thull'dan bir souk hava akm da gelmeye balamt. k iki gnlerini ald; yarn kysndan bir mil kadar ieride tepeye vardklarnda, herkes yorgunluktan bitmiti. "Biri beni sopalam gibiyim," diye inledi Barak yangn tepesindeki allk kk vadide yere kerken. "Hem de kocaman, pis bir sopayla." Hepsi dikenli allarn arasnda yere oturup o korkun trmann yorgunluunu zerlerinden atmaya altlar. "Etrafa bir bakaym," dedi birka dakika sonra. Ufak tefek adam tam bir akrobat vcuduna sahipti - esnek, gl ve kendini abuk toparlayan bir vcut. Dikenli allar arasnda eilerek vadinin kysna trmand ve srnerek tepeye ulap etraf gzlemeye balad. Birka dakika sonra da hafif bir slk alarak yanna gelmelerini iaret etti. Barak homurdanarak ayaa kalkt. Durnik, Mandorallen ve Garion da kazk kesilmi bacaklaryla ayaa kalktlar. "Bakn bakalm ne istiyor," dedi Belgarath. "u anda kprdayacak halim yok." Drd gevek akllara basarak tepe yukar, bir alln altna sinmi gzclk yapan Ipek'in yanna trmandlar. Son birka metrede srnmeleri gerekti. "Mesele nedir?" dedi Barak ufak tefek Drasniyalya tepeye vardklarnda. "Misafirimiz var," dedi ipek, gri gkyznn altnda uzanan kayalk, orak, kahverengi dzlkte bir noktay gstererek. ileride rzgrla savrulan yere yakn bir toz bulutu, atllarn geldiini gsteriyordu. "Devriye mi?" dedi Durnik alak sesle. "Sanmam," dedi ipek. "Thullar ata binmeyi sevmezler. Genellikle yaya devriye gezerler." Garion orak dzle bakp, "nlerinden koan biri yok mu urada?" dedi atllarn yarm mil kadar nndeki bir noktay gstererek. "Yaa," dedi ipek, tuhaf bir hznle.
200 CTHOL MURGOS
201 SHRBAZIN TUZAI

"Ne oluyor?" dedi Barak. "Esrarl havalar taknma ipek, hi ekecek halim yok." "Grolimler," dedi ipek. "Kovaladklar da kurban edilmekten kamaya alan birThull. ok sk olur byle eyler." "Belgarath' ikaz etmeli miyiz?" diye sordu Mandorallen. "Gerekmez herhalde," dedi pek. "Bu blgedeki Grolimler dk rtbelidir. By konusunda bir becerileri olduunu sanmam." Durnik, "Ben gene de gidip syleyeyim," diyerek geriye kayd, sonra kalkp ihtiyarn Pol Teyze ve Relg ile birlikte dinlenmekte olduu yere doru yrd. "Grnmediimiz srece sorun olmaz," dedi pek. "Grnd kadaryla sadece kiiler ve kaan Thulldan baka bir eyle ilgilenmiyorlar." Kaan adam yaklamt. Ban ne eimi, kollarn sallaya sallaya kouyordu. "Ya bu vadide saklanmaya kalkarsa?" dedi Barak. ipek omuzlarn silkerek, "Grolimler de peinden gelir," dedi. "O zaman bizim de bir eyler yapmamz gerekir deil mi?" ipek yznde arpk bir glmsemeyle ban sallad. "O zaman aralm adamcaz," dedi Barak klcn kn iinde geveterek. "Benim de aklmdan byle bir ey geiyordu." Durnik akllar trdatarak yanlarna gelip, "Kurt Grolimleri gzlemenizi syledi," dedi. "Ama bu vadiye girmedikleri srece mdahale etmeyecekmisiniz." "Th," dedi ipek esefle iini ekerek. Kaan Thull artk rahatlkla grlebiliyordu. Kemerli, kaba bir tunik giymi, kaln gvdeli bir adamd. amur rengi, dank salar vard; yzndeki ifade ise panie kaplm bir hayvann ifadesi gibiydi. Saklandklar yerin otuz adm kadar andan geti; Garion adamn tslayan nefes sesini duydu. Koarken dehet iinde bir hayvan gibi inleme sesleri karyordu. "Hi saklanmaya almazlar," dedi ipek acma dolu alak bir sesle. "Sadece kaarlar." Ban sallad. "Biraz sonra yetiecekler," dedi Mandorallen. Adamn peindeki i Grolimlerin siyah cppeleri ve cilal elik maskeleri vard. "Eilin," dedi Barak. kntnn kysnn ardna sindiler. Birka saniye sonra atl, atlarnn nallan sert toprakta gmbrdeyerek drtnala nlerinden geti. "Birka dakika sonra yakalayacaklar onu," dedi Garion. "Yarn kysna kouyor. Kapana kslacak." "Sanmyorum," dedi ipek karanlk bir suratla. Bir an sonra uzun, dehet dolu, aalara doru uzaklap snen bir lk duydular. "Bunu bekliyordum," dedi pek. Yamacn yksekliini dnnce Garion'un tyleri diken diken oldu. "Geri dnyorlar," dedi Barak. "Yere yatn." Grolim saklandklar yerin yanndan geerken biri Garion'un duyamad bir ey syledi, dier ikisi de gldler. "Dnyada Grolim eksik olsa daha iyi bir yer olabilir," dedi Mandorallen ask yzle fsldayarak. "Cazip bir fikir," dedi ipek. "Ama Belgarath onaylamayabilir. Brakalm gitsinler. Bir de bunlar aramaya kacak olanlarla uramayalm." Barak uzaklaan Grolimlerin ardndan zlemle bakt, sonra esefle iini ekti. "Haydi aa inelim," dedi pek. Dnp allarn arasndan emekleyerek vadinin dibine indiler. Belgarath ban kaldrp, "Gittiler mi?" diye sordu. "Gidiyorlar," dedi ipek. "O lk neydi?" diye sordu Relg. " Grolim bir Thullu yamatan aa yuvarlad," dedi ipek. "Neden?" "Dini bir tren iin seilmi ama katlmay reddetmi."

"Reddetmi ha!" dedi Relg fkeyle. "yleyse bana geleni haket-mi." "Grolim trenlerinin nasl eyler olduunu pek anladn sanmyorum Relg," dedi ipek. "Kii tanrsnn iradesine boyun emeli," dedi Relg sesinde ruhani bir tonla. "Dinsel ykmllklerin mazereti olmaz." pek gzlerinde fkeli bir parltyla," Angarak dini hakknda ne biliyorsun Relg?" diye sordu Ulgolu fanatie. "Ben sadece Ulgo diniyle ilgilenirim." "Yarg vermeden nce insan neden bahsettiini bilmeli." "Tamam ipek," dedi Pol Teyze.
202
CTHOL MURGOS 203 SHRBAZIN TUZAI

"Hayr Polgara, bu defa olmaz. Mmin dostumuzun baz gerekleri bilmesi iyi olur. Dnyaya bak biraz genilesin." Tekrar Relg'e dnd. "Angarak dininin temel treni birok insana iren gelir. Thullar hayatlarn bundan kamaya vakfetmilerdir. Thull lkesinde hayatn temel gerei bu." "Korkun bir halk demek ki," dedi Relg sert bir sesle. "Hayr. Thullar aptaldr, kabadr, ama korkun filan deillerdir. Szn ettiim tren insan kurban edilmesi Relg." Relg yzndeki peeyi ap inanmayan gzlerle ufak tefek Dras-niyalya bakakald. "Her yl iki bin Thull Torak'a kurban edilir," diye szne devam etti pek Relg'in akn yzne delici gzlerle bakarak. "Grolimler kiilerin kendi yerlerine bir kle vermelerini kabul ediyor, o yzden her Thull hayatn, ansm yaver gitmez de kurban olarak seilirim korkusuyla, kendi yerine kurban tana sunulacak bir kle alacak paray biriktirerek geirir. Ama kleler lr bazen; ya da kaarlar. Klesi olmayan bir Thull seilirse o da ounlukla kamaya alr. O zaman Grolimler peine taklr. ok idmanl olduklar iin ilerini iyi yaparlar. Bu gne kadar kurtulmay baaran bir Thull duymadm hi." "Grevleri boyun emek," dedi Relg inatla; ama sesi artk o kadar gvenli kmyordu. "Nasl kurban ediliyorlar?" diye sordu Durnik alak bir sesle. Thullun yamatan aa atlamay semesi onu etkilemiti belli ki. "Basit bir ilem," dedi tpek Relg'e dikkatle bakarak. "ki Grolim Thullu kurban tana srtst yatrp tutarlar, ncs de kalbini kesip karr. Sonra kalbini sunak ateinde yakarlar. Torak Thullun gv-desiyle ilgilenmez; yalnzca kalbini ister." Relg irkildi. "Kadnlar da kurban ederler," diye devam etti ipek. "Ama kadnlarn kamak iin daha kolay bir yollan var. Grolimler hamile kadnlar kurban etmezler; hesaplar karr nk. O yzden Thull kadnlar srekli olarak hamile kalmaya alr. Bu da dnyada neden bu kadar ok Thull olduunu ve Thull kadnlarnn adnn neden ktye km olduunu aklar." "Feci bir ey," diye haykrd Relg. "lm byle bir ahlakszla yedir." "lm ok uzun srer Relg," dedi ipek souk bir glmsemeyle. "Biraz ahlakszlk ise kolay unutulur, eer unutmak istiyorsan tabii. Hele hayatn buna balysa." Thullarn hayatndaki dehetleri dinleyen Relg'in yz karmakark olmutu. "Kt bir adamsn sen," dedi Ipek'e; ama sesi inandrclktan uzakt. "Biliyorum," dedi ipek. Relg Belgarath'a yaklaarak, "Syledikleri doru mu?" diye sordu. Byc dnceli dnceli sakaln kayarak, "Eh," dedi, "gereken her eyi syledi galiba. Din kavram deiik halklar iin farkl eyler ifade eder Relg. Tanrnn tabiatna bal bir eydir. Bunu kafanda akla kavutursan iyi olur. Yapman gereken

eyleri kolaylatrr en azndan." "Sylenecek her ey sylendi galiba baba," dedi Pol Teyze. "Daha yolumuz uzun." "Haklsn," dedi Belgarath ayaa kalkarken. Thull lkesinin bat snrna yaylm kayalar ve allardan oluan orak topraklar boyunca ilerlediler. Yamatan bu yana durmadan esen rzgr ok souktu, ama kasvetli, gri gkyz altnda yalnzca birka yerde ince bir kar rts vard. Relg'in gzleri zayf a alt; g kaplayan bulutlar da paniini yattrd. Ama hl duruma almakta zorluk ektii belliydi. Yer stndeki bu diyar ona yabancyd ve karlat her ey nyarglarn sarsyordu. Ayn zamanda kiisel bir dini bunalm da yayordu ve bu yzden tuhaf eyler syleyip beklenmedik eyler yapabiliyordu. Kh yznde mthi bir kendine gven ifadesiyle tekilerin gnahlarn lanetliyor, kh kendinden irenme krizine girip, yaknndaki herkese uzun nutuklar halinde gnahlarn ve sularn itiraf ediyordu. Zrhnn balnn ereveledii soluk yz ve kocaman kara gzleri, bu elien duygularn etkisiyle srekli ac ekiyor gibiydi. Dierleri, hatta sabrl, iyi kalpli Durnik bile, Relg'den kaar olmular, onunla ilgilenmeyi tamamen Garion'a brakmlard. Relg ikide bir durup dua ediyor ya da anlalmaz, kk ayinler yapyordu. Bu ayinler ou kez toprakta debelenmeyi gerektiriyordu. "Bu hzla Rak Cthol'e bir ylda varrz ancak," diye homurdand Barak byle bir ayin srasnda. Bir yandan da yol kenarna diz km kendi kendine sylenen fanatie pis pis bakyordu. "Ona ihtiyacmz var," dedi Belgarath. "Onun da bunlara ihtiyac var. O kaldrabiliyorsa biz de kaldrrz."
CTHOL MURGOS

205 204
SHRBAZIN TUZAI

"Cthol Murgos'un kuzey snrna varyoruz," dedi tpek, ilerideki alak tepeleri gstererek. "Snn getikten sonra byle ikide bir duramayz Gney Kervan Yoluna varana kadar elimizden geldiince hzl ilerlememiz lazm. Murgolar srekli devriye gezerler ve yolun dndaki yabanclara kt davranrlar. Yola vardktan sonra sorun yok, ama varmadan nce duramayz." "Kervan yolunda bizi sorguya ekmezler mi Prens Kheldar?" dedi Mandorallen. "Garip bir topluluuz, Murgolar ise phecidir." "Bizi gzlerler," dedi ipek, "ama yolda kaldmz srece iimize karmazlar. Taur Urgas ile Ran Borune arasndaki anlama, kervan yolunda serbest hareket hakk tanyor; hibir Murgo da anlamay bozup kraln zor durumda brakmaya cesaret edemez. Taur Urgas kendisini mahcup duruma drenlere hi iyi davranmaz." Souk, bozbulank bir leden sonra, Cthol Murgos'a girdiler ve hemen atlarn drtnala kaldrdlar. Bir fersah kadar gittikten sonra Relg atn durdurmaya niyetlendi. "imdi olmaz Relg," dedi Belgarath sert bir sesle. "Sonra." "Ama..." "UL sabrl bir tanrdr, bekler. Haydi devam et." Yksek, orak yaylada, pelerinleri arkalarnda souk rzgrda dalgalanarak drtnala kervan yoluna doru ilerlediler. Yola varp atlarn dizginlediklerinde vakit akama yaklayordu. Gney Kervan Yolu tam olarak bir yol saylmazd, ama asrlar boyu zerinden geen yolcular izlerini brakmlard, tpek keyifle etrafna baknarak, "Baardk," dedi. "Artk tekrar namuslu tccarlar olduk; dnyadaki hibir Murgo bize karamaz." Atn douya evirdi ve mthi bir kendine gvenle baa geti. Omuzlarn dikletirip iindi ve kasnt bir hava taknd. Garion onun yeni bir rol iin kafasnn iinde hazrlk yapmakta olduunu anlad. Batya giden, evresi muhafzlarla dolu bir Tolnedra kervanyla karlatklarnda, tpek dnmn tamamlamt; Tolnedral tccar bir meslekta rahatlyla selamlad. "tyi gnler, Saygdeer Yksek Tccar," dedi Tolnedralya, rtbe iaretlerini

hemen fark ederek. "Bir dakikanz varsa yol hakknda bilgi almak istiyorum. Siz doudan geliyorsunuz, bizse batdan. Bilgi alveriinde bulunmamz faydal olabilir." "Harika fikir," dedi Tolnedral. Saygdeer Yksek Tccar, geni alnl, kalpl bir adamd. Buz gibi rzgra kar, krkl pelerinine skca sannmt. "Adm Ambar," dedi ipek, "Koruluyum." "Tolnedral nezaketle ban eerek, "Kalvor," diye kendini tantt, "Tol Horb'dan. Douya gitmek iin zor bir mevsim semisiniz Ambar." "Zaruret," dedi pek. "Param kstl, Tol Honeth'de k geirmeye kalksaydm, oradaki fiyatlar beni batrrd." "Honethler a gzldr," dedi Kalvor. "Ran Borune hl sa m?" "Ben ayrldmda sad." Kalvor yzn buruturarak, "Taht kavgas da hl sryor mu?" diye sordu. pek gld. "Evet." "Tol Vordue'l o domuz Kador hl nde mi gidiyor." "Kador ban belaya sokmu diye duydum. Prenses Ce'Nedra'nn canna kastetmi, imparator da onu insan rkndan uzaklatracak tedbirler alyormu." "Ne gzel bir haber," dedi Kalvor gzleri parlayarak. "Bat yolu nasl?" diye sordu ipek. "Pek kar yok," dedi Kalvor. "Ama zaten Cthol Murgos'ta hi kar yoktur. Kuru bir krallk buras. Souk fazla ama, zellikle geitlerde. Dou Tolnedra'daki dalar ne lemde?" "Biz geerken kar balamt." "Ben de bundan korkuyordum," dedi Kalvor kasvetli bir yzle. "Bahara kadar bekleeniz iyi olurdu Kalvor. nnzdeki yol zorlu." "Rak Goska'y terk etmem gerekiyordu." Kalvor dinleyen biri var m diye etrafa baknarak, "Belal bir yere gidiyorsunuz Ambar," dedi ciddi bir sesle. "Yaa?" "Rak Goska'ya gitmek iin iyi bir zaman deil. Oradaki Murgolar ldrm." "ldrm m?" dedi ipek kaygyla. "Baka bir aklamas yok. Aklnza gelebilecek en sudan bahanelerle namuslu tccarlar tutukluyorlar; Batda gelen herkes her an gzetim altnda. Hele bir bayan iin hi uygun bir yer deil." "Kz kardeim," dedi ipek Pol Teyzeye bakarak. "O da yatrmma ortak, ama bana pek gvenmez. Onu dolandrmayaym diye benimle birlikte gelmekte srar etti." "Yerinizde olsam Rak Goska'ya gitmezdim," dedi Kalvor.

T
CTHOL MURGOS 207
206 SlHtRBAZIN TUZAI

"Her eyimi bu yolculua yatrdm bir kere," dedi pek aresiz bir tavrla. "Baka ne yapabilirim ki?" "Aka syleyeyim Ambar, cann seviyorsan Rak Cthol'a gitme. Tandm iyi bir tccar, bir Murgonun evinde kadnlarn blmne girmekten sulu bulundu." "Olur byle eyler. Murgo kadnlarnn pek gzel olduu sylenir." "Ambar," dedi Kalvor skntl bir ifadeyle. "Adam yetmi yandayd." "yleyse oullar babalarnn erkekliiyle gurur duyabilir," diye gld pek. "Ne yaptlar adama?" "Mahkm edip kaza geirdiler," dedi Kalvor rpererek. "Askerler hepimizi toplayp seyrettirdiler stelik." pek kalarn att. "Sulamann doru olma ihtimali var m?" "Adam yetmi nde Ambar," dedi Kalvor tekrar. "Tabii ki yaland sulama. Taur

Urgas btn Batl tccarlar kasten Cthol Mur-gos'tan uzaklatrmak istiyor diyeceim neredeyse. Rak Goska bizim iin gvenli deil artk." pek yzn buruturdu. "Taur Urgas'n ne dndn kim bilebilir ki?" "Rak Goska'da yaplan btn alverilerden kr ediyor. Tccarlar karmak iin deli olmas gerekir." "Taur Urgas'la tantm," dedi ipek ask bir suratla. "Akl banda olmak gibi bir kusuru yoktur." Yznde aresiz bir ifadeyle etrafna baknd. "Kalvor, elimde avucumda ne varsa bu ie yatrdm. Eer geri dnersem batarm." "Dalar getikten sonra kuzeye dnebilirsiniz," dedi Kalvor. "Nehri geip Mishrak a Thull'da Thull Mardu'ya gidebilirsiniz." ipek suratn buruturdu. "Thullarla i yapmaktan nefret ederim." "Bir ihtimal daha var," dedi Tolnedral. "Tol Honeth ile Rak Goska arasndaki yar yol noktasn biliyor musunuz?" pek bayla onaylad. "Orada hep bir Murgo ikmal istasyonu vard zaten - yiyecek, yedek at, gerekli eyler filan satan bir yer. Her neyse, Rak Goska'da sorunlar kmaya baladndan beri, birka giriimci Murgo oraya yerleip, kervanlar olduu gibi satn almaya baladlar, atlaryla filan beraber. Fiyatlar Rak Goska'da olduu kadar cazip deil, ama biraz olsun kr edebilirsiniz; tehlikeye atlmadan hem de." "Ama dn yolculuu iin mal alamayacam," diye itiraz etti ipek. "Tol Honeth'e eli bo dnersem, krmn yarsn kaybederim." "Ama cannz kurtarrsnz Ambar," dedi Kalvor. Sanki tutuklanmaktan korkuyormu gibi sinirli sinirli etrafna baknarak, "Bir daha Cthol Murgos' a dnmeyeceim," dedi sonra kararl bir sesle. "Ben de herkes gibi risk almasn bilirim, ama dnyann btn altnna bile bir daha Rak Goska'ya gitmem." "Bu yan yol noktas ne kadar uzaklkta?" dedi ipek dertli bir tavrla. " gnlk yol," dedi Kalvor. "iyi anslar Ambar; kararnz ne olursa olsun." Dizginleri yakalad. "Gece iin konaklamadan nce birka fersah daha yol almak istiyorum. Tolnedra dalarnda kar olabilir, ama hi olmazsa Cthol Murgos'tan ve Taur Urgas'n elinin altndan uzakta olacam." Bayla selam verip, hzl bir trsla batya doru yola koyuldu. Muhafzlar ve yk atlar da peine takldlar.
CTHOL MURGOS

209

YRM BRNC BLM

NEY KERVAN YOLU dou-bat dorultusunda sralanm bir dizi yksek ve orak vadiyi takip ederek kvrla kvrla gidiyordu. evredeki zirveler yksekti, muhtemelen batdaki dalardan da yksek; ama zirvelerde pek az kar vard. stlerindeki bulutlar gkyzn pis bir griye evirmiti, ama eer bulutlarda biraz nem varsa da bu kum, kaya ve dikenli allardan oluan kuru araziye brakmyorlard. Kar yamamasna ramen ac bir souk vard. Srekli esen rzgr bak gibi kesiyordu. Douya doru hzla ilerlediler. "Belgarath," dedi Barak omuzunun zerinden geriye bakarak, "ilerideki ykseltide bir Murgo var, hemen yolun gneyinde." "Grdm." "Ne yapyor?" "Bizi gzlyor. Yoldan ayrlmadmz srece bir ey yapmaz." "Hep byle gzlerler," dedi ipek. "Murgolar krallklarndaki herkesi gzaltnda tutmay severler." "Kalvor, u Tolnedral hani," dedi Barak, "abartyor muydu sence?" "Hayr," dedi Belgarath. "Bence Taur Urgas kervan yolunu kapatp tm Batllar Cthol Murgos'tan kovmak iin bir bahane aryor." "Neden?" diye sordu Durnik. Belgarath omuzlarn silkti. "Sava yaklayor. Taur Urgas bu yoldan Rak Goska'ya giden tccarlarn bir ksmnn casus olduunu biliyordur. Yaknda gneyden ordular gelecek; askerlerinin saysnn ve hareketlerinin sr olarak kalmasn istiyordur." "Bu kadar ssz ve orak bir diyardan nasl bir ordu kabilir ki?" dedi Mandorallen. Belgarath evresindeki yksek ssz le bakt. "Bizim grmemize izin verilen Cthol Murgos'un ok kk bir blm. Gneye doru binlerce fersah uzanyor; oralarda hibir Batlnn grmedii, adn bile bilmediimiz ehirler var. Kuzeydeki Murgolar, gerek Cthol Mur-gos'u gzlerden gizlemek iin kurnazca bir oyun oynuyorlar." "yleyse harp yakn m dersin?" "Gelecek yaz olabilir," dedi Belgarath. "Daha byk ihtimalle bir sonraki yaz." "Hazr olacak myz? dedi Barak. "Olmaya alacaz." Pol Teyze irendiini belirten bir ses kard. "Ne oldu?" dedi Garion hzla ona dnerek. "Akbabalar," dedi Pol Teyze, "iren yaratklar." Bir dzine kadar iri gvdeli ku, kervan yolunun bir yannda, yerdeki bir eyin stne m kanat rpyordu. "Ne yiyorlar?" diye sordu Durnik. "Yamacn tepesine vardmzdan beri hibir hayvan grmedim." "At olabilir," dedi ipek. "Belki de insandr. Burada baka bir ey yaamaz." "insan olsayd gmmeden brakrlar myd?" diye sordu demirci. "Ksmen," dedi ipek. "Bazen ekyalar kervan yolunda i yapmann krl olacan dnrler. Murgolar da onlara yanldklarn anlamalar iin uzun bir zaman tanrlar." Durnik pek anlamadan bakt. "Murgolar ekyalar yakalar," dedi ipek, "sonra boazlarna kadar gmp brakrlar.

Akbabalar bu durumdaki bir insann kendini sa-vunamayacan renmitir. ou zaman sabrsz davranp, adamn lmesini beklemeden yemeye balarlar." "Ekyalarla baa kmak iin fena yol olmayabilir," dedi Barak, neredeyse onaylayarak. "Bazen Murgolardan da iyi fikirler kabiliyor." "Ama ne yazk ki Murgolar anayolda olmayan herkesin ekya olduuna inanr." Akbabalar toplama yerlerinin yirmi metre tesinden geen yolculara hi aldr etmeden korkun yemeklerine devam ettiler. Kanatlan ve gvdeleri yedikleri eyi gizliyordu; Garion buna kretti. Her ne yiyor idiyseler, pek byk bir ey deildi. "yleyse gece mola verdiimizde yoldan fazla ayrlmayalm," dedi Durnik, rpererek gzlerini akbabalardan ayrrken.

T
CTHOL MURGOS

211 210
SHRBAZIN TUZAI

"ok iyi fikir Durnik," dedi ipek. Tolnedral tccarn yan yol noktasnda kurulan derme atma panayr hakknda verdii bilgi doru kt. nc gn akama doru bir tepeyi atlar ve kervan yolunun kysndaki byk bir ta binann evresindeki adrlar grdler. Uzaktan ufack grnen adrlar, vadideki bitmek bilmez rzgrda rpnp duruyorlard. "Ne diyorsun?" diye sordu pek Belgarath'a. "Ge oldu," dedi ihtiyar. "Ne de olsa bir ara durmamz gerekecek. Burada durmazsak dikkat ekeriz." pek bayla onaylad. "Ama Relg'i gizlememiz gerekecek," diye szlerine devam etti Belgarath. "Yanmzda bir Ulgo grenler bizim sradan tccarlar olduumuza inanmaz." pek bir an dnd, sonra, "Onu bir battaniyeye saralm," dedi. "Soranlara hasta olduunu syleriz. nsanlar hastalardan uzak durur." Belgarath ban sallayarak, "Hasta numaras yapabilir misin?" diye sordu Relg'e. "Hastaym zaten," dedi Ulgo; hi de aka ediyormu gibi bir hali yoktu. "Buralar hep souk mudur?" Haprd. Pol Teyze ona yaklat ve elini alnna uzatt. "Dokunma bana," dedi Relg kendisine uzanan elden kaarak. "Kes samalamay," dedi Pol. Yzne dokunarak dikkatle bakt. "Souk algnl baba," dedi sonra. "Kamp kurar kurmaz bir ila vereyim. Neden daha nce sylemedin?" diye sordu fanatie. "UL'un gnderdii her eye dayanrm," dedi Relg. "Gnahlarmn cezas bu." "Hayr," dedi Pol Teyze. "Gnahla, cezayla ilgisi yok. Sadece souk algnl." "lecek miyim?" diye sordu Relg soukkanl bir tavrla. "Tabii ki hayr. Daha nce hi nezle olmadn m?" "Hayatmda hi hasta olmadm." "Eh, bu laf bir daha edemezsin artk," dedi pek dalga geerek. Yk atlarnn birinden bir battaniye alarak ona uzatt. "unu srtna al, bana kadar da ek. Ac ekiyormusun gibi yap." "ekiyorum zaten," dedi Relg ksrmeye balayarak. "Ama yle grnmen de de lazm," dedi pek. "Gnah haknda dn mesela, o zaman berbat grnrsn." "Ben hep gnah hakknda dnrm," dedi Relg ksrmeye devam ederek. "Biliyorum," dedi pek. "Ama bu defa biraz daha derin dn." Kuru souk rzgr altnda, tepeden aa, adrlar topluluuna doru ilerlediler. Tccarlarn pek az adrlarn dndayd, darda olanlar da ilerini aceleyle

halledip mthi souktan kaarak tekrar ieri snyordu. "nce ikmal istasyonuna urayalm," dedi pek, adrlarn arasndaki yayvan ta binay gstererek. "Daha doal grnrz. Konumay bana brakn." "pek, seni gidi sefil Drasniyal hrsz," diye kaba bir ses ykseldi yakndaki adrlardan birinden. pek'in gzleri yuvalarndan urad, sonra birden srtmaya balayarak, "Ben bu Nadrak domuzunu tanyorum galiba," dedi, adrdan duyulabilecek kadar yksek sesle. adrdan kemerli, yerlere kadar inen, siyah uha bir palto giymi, kafasna da smsk bir krk apka geirmi uzun boylu bir Nadrak frlad. Siyah salan, seyrek bir sakal vard adamn. Gzleri tm Anga-raklarda olduu gibi eimliydi; ama Murgolann l gzlerinin aksine, bu Nadrakn gzleri ihtiyatl bir dostlukla parlyordu. "Seni hl yakalayamadlar m pek?" diye sordu grltl bir sesle. "Bugne kadar birini derinin yzm olacandan emindim oysa." "Her zamanki gibi sarhosun," diye srtt pek. "Ka gndr iiyorsun Yarblek?" "Sayan kim?" dedi Nadrak glerek; ayakta duruken biraz sallanyordu. "Cthol Murgos'ta ne iin var ipek? iko kraln seni Gar og Nadrak'ta grevlendirmemi miydi?" "Yar Nadrak sokaklarnda biraz fazla tannr oldum," dedi pek. "Artk insanlar beni grnce yollann deitiriyorlard." "Acaba neden!" dedi Yarblek alayla. "Ticarette dolandnrsn, zarda hile yaparsn, bakalarnn kanlarm tavlarsn, selik bir de casussun. Bunlar insanlarn senin iyi ynlerini grmelerini engellememeli - her neyse o iyi ynler." "Mizah duygun her zamanki gibi mthi Yarblek." "Tek kusurum da budur zaten," dedi akrkeyif Nadrak. "n o attan pek. adrma gel de beraber sarho olalm. Arkadalann da getir." Tekrar adrna dald. "Eski bir tandk," dedi pek telala, atndan yere atlarken. "Gvenilir biri midir?" dedi Barak kukuyla.

T
212
SHRBAZIN TUZAI

CTHOL MURGOS 213

"Tamamen deil, ama fena deildir. Bir Nadrak iin hi fena deildir. Btn olup bitenleri bilir; yeterince sahro olursa faydal malumat bile alabiliriz." "Gel buraya ipek," diye haykrd Yarblek gri uha adrnn iinden. "Gidelim bakalm ne diyecek," dedi Belgarath. Hepsi yere atlayp atlarn Nadrak'n adrnn nne baladlar ve ieri girdiler. adr geniti, duvarlar ve yerler ise kaln kzl hallarla kaplyd. adr direine bir ya kandili aslyd, demir bir mangaldan da ho bir scaklk yaylyordu. Yarblek adrn arka tarafnda halya bada kurmutu; elinin altnda da koca siyah bir f vard. "Gelin, gelin," dedi kaba bir tavrla; "kapy da kapatn. Souk giriyor." ipek, "Bu Yarblek," dedi dierlerine; "fena olmayan bir tccar ve berbat bir sarhotur. Uzun zamandr tanrz." "adrm sizindir," diye hkrd Yarblek umursamazca. "Harika bir adr olduu sylenemez, ama sizin ite. Eyerimin yanndaki ynn iinde bardak var; bazlar temiz bile olabilir, ielim." "Bu Pol Hanm, Yarblek," dedi ipek. "Gzel kadn," dedi Yarblek patavatsz bir tavrla. "Ayaa kalkamadm iin zr dilerim hanmefendi, ama biraz rahatszm da; yediim bir ey dokundu herhalde." "Tabii," dedi Pol Teyze alayc bir glmsemeyle, "insan midesine ne attna dikkat etmeli." "Ben de en az bin kere kendime ayn eyi sylemiimdir." Pol Teyze kukuletasn indirip

pelerinini karrken gzlerini ksp dikkatle bakt, sonra, "Bu ok gzel bir kadn ipek," dedi. "Satmay dnmezsin herhalde." "Beni almaya paran yetmez Yarblek," dedi Pol Teyze hi alnmadan. Yarblek bir an bakakald sonra kahkahalara boularak, "Tek-gz'n burnu adna," dedi. "Haklsn, eminim yetmez. Herhalde elbiselerinin altnda bir yerde bir ban da vardr; seni almaya kalksam karnm deersin, deil mi?" "Tabii." "Ne kadn!" dedi Yarblek. "Dans da edebiliyor musun?" "Hayatnda hi grmediin gibi Yarblek," dedi Pol Teyze. "Bir dans etsem kemiklerin erir." Yarblek'in gzleri parlad. "Hepimiz sarho olduumuzda bizim iin dans edersin belki." "Bakalm," dedi Pol Teyze yarm bir vaatle. Garion teyzesinin hi alk olmad bu ak szll karsnda app kalmt. Belli ki Yarblek bir kadnn byle davranmasn bekliyordu, ama Pol Teyze Nadraklann bu detlerini ne zaman renmiti de byle hi yz kzarmadan gerekli cevaplar verebiliyordu? "Bu Bay Kurt," dedi ipek tantrmaya devam ederek. "isimlere bo ver," diye elini sallad Yarblek. "Ne de olsa hemen unuturum." Ama gene de hepsine tek tek dikkatle bakt. "Aslna bakarsan," dedi sonra, hi de grnd kadar sarho olmadn ima eden bir sesle, "hibirinizin adn bilmesem daha iyi. insan bilmedii eyi syleyemez. Sizin gibi kark bir grubun bu boktan Cthol Mur-gos'a namuslu bir i iin gelmi olmas imknsz. Kendinize bardak aln. F neredeyse azna kadar dolu." Ipek'in iaretiyle herkes eski eyerin yanndaki anak mlein arasndan birer bardak alarak, fnn dibindeki Yarblek'in yanna oturdu. "iyi bir ev sahibi olarak bardaklarnz benim doldurmam gerekir, ama ok dkyorum," dedi Yarblek. "Herkes kendi alsn." Yarblek'in biras koyu kahverengiydi ve neredeyse mey vah bir tad vard. "ilgin bira," dedi Barak kibarca. "Biracm fya kurutulmu elma koyuyor," dedi Nadrak. "Acln alyor biraz." Ipek'e dnd. "Murgolar sevmezdin hani?" "Sevmem." "O zaman Cthol Murgos'ta ne iin var?" ipek omuzlarm silkerek, "i," dedi. "Kimin ii? Senin mi, Rhodar'n m?" pek gz krpt. "Ben de yle tahmin etmitim. Eh, iyi anslar. Yardm etmek isterdim, ama burnumu sokmasam daha iyi olur. Murgolar bize siz Alorn-lara gvendiklerinden daha az gveniyorlar. Haksz da deiller hani. Adna layk her Nadrak, bir Murgonun boazn kesme frsatn asla karmaz." "Kuzenlerinize olan sevginiz yreime dokundu," diye srtt ipek. "Kuzenmi!" diye tkrd Yarblek. "Grolimler olmasayd, o ii donmu rk nesiller nce yeryznden silmitik." Kendine bir bardak
CTHOL MURGOS

215 214
SHRBAZIN TUZAI

*
bira daha doldurup havaya kaldrd: "Kahrolsun Murgolar!" "Kadeh kaldrabileceimiz ortak bir ey bulduk galiba," dedi Barak glmseyerek. "Kahrolsun Murgolar!" "Taur Urgas'n knda ban ksn," diye ekledi Yarblek. Biray kafasna dikti, sonra bo bardan fya daldrp yeniden doldurdu. "Biraz sarhoum," dedi sonra.

"Hi belli olmuyor," dedi Pol Teyze. "Seni sevdim kz," dedi Yarblek srtarak. "Keke seni satn alabil-seydim. Kamay dnr msn?" Abartl bir biimde iini ekti Pol Teyze. "Korkarm hayr. Bilirsin kaan kadnn ad ktye kar." "Yaa, yaa," dedi Yarblek onaylayarak. zntyle ban sallad. "Ne diyordum? Haa, biraz sarhoum. Bu konudan hi bahsetmemem gerekir, ama Batllar bugnlerde Cthol Murgos'ta pek emniyette deil - zellikle Alornlar. Son gnlerde garip eyler duyuyorum. Rak Cthol'dan szan bilgilere gre Murgo lkesindeki btn Batllar te-mizleyeceklermi. Taur Urgas Rak Goska'da tacn giyip kralclk oynasn istedii kadar; Rak Cthol'daki ihtiyar Grolim onun cann elinde tutuyor. Murgo kral Ctuchik yle bir elini skverse tahtn bo kalacan iyi bilir." "Birka fersah nce yolda Tolnedral birine rastladk," dedi ipek ciddi bir tavrla. "O da ayn eyleri syledi. Batl tccarlar Rak Goska'da sahte sulamalarla tutuklanyormu." Yarblek onaylad. "Bu daha ilk adm. Murgolann ne yapaca nceden bellidir, nk hi hayal gleri yok. Taur Urgas lkedeki btn Batl tccarlan katlederek Ran Borune' gcendirmeyi gze alamyor henz, ama o da yakndr. Rak Goska u anda kapal bir ehre dnm olmal. Taur Urgas dikkatini d blgelere evirebilir artk. Buraya gelmesinin sebebi de bu olmal." "Ne yapmasnn dedin?" dedi pek bembeyaz bir suratla. "Bilmiyor musun?" dedi Yarblek. "Taur Urgas ordusuyla birlikte snra doru yryor. Tahminimce snn kapatacak." "Buradan ne uzaklktadr imdi?" diye sordu tpek. "Bu sabah be fersah mesafedeymi dediler," dedi Yarblek. "Ne oldu ki?" "Taur Urgas ile aramzda ciddi bir anlamazlk var da," dedi ipek telala. Yznden mthi bir korku okunuyordu. "O geldiinde burada olmamam lazm." Ayaa frlad. "Nereye gidiyorsun?" diye sordu Belgarath hemen. "Gvenli bir yere. Size sonra yetiirim." Dnp adrdan dar frlad. Biraz sonra atnn nal seslerini duydular. "Onunla gideyim mi?" diye sordu Barak Belgarath'a. "Hayatta yakalayamazsn." "Taur Urgas'a ne yapt acaba?" dedi Yarblek. Sonra kkrdayarak, "Kk hrszn nasl katna baklrsa, baya beter bir ey yapm olmal," diye ekledi. "Kervan yolundan aynlmas gvenli mi?" diye sordu Garion, yol kysnda kendilerine ziyafet eken akbabalar hatrlayarak. "Sen onu merak etme," dedi Yarblek emin bir tavrla. ok uzaklardan bir grlt duyulmaya balad. Yarblek, gzlerini nefretle ksarak, "ipek zamannda tym," diye homurdand. Grlt giderek artt ve yankl bir gmbrdemeye dnt. Gmbrtnn ardnda yzlerce azdan kan, minr tonda, homurdanr gibi bir melodi de duyulur oldu. "Bu da ne?" dedi Durnik. "Taur Urgas," diye tkrd Yarblek. "Bu, Murgo kralnn sava arks." "Sava m?" dedi Mandorallen. "Tuar Urgas daima sava halindedir," dedi Yarblek mthi bir fkeyle. "Savaacak kimse olmasa bile. Saraynda bile zrhn karmadan uyur. Bu onu ok pis kokutuyor, ama btn Murgolar pis kokar zaten. Gidip bakaym ne yapyor." Zorlukla ayaa kalkarak, "Burada bekleyin," dedi. "Buras birNadrak adr, Angaraklar arasnda uyulmas gereken baz nezaket kurallar vardr. Askerler bu adra giremez, ieride kaldnz scece gvende olursunuz." Yznde buz gibi bir nefret ifadesiyle adrn kapsna doru atld. ark ve ritmik davul sesleri iyice artt. Tiz fltler uyumsuz bir biimde arkya elik etmeye baladlar, sonunda da aniden borularn kaln sesi duyuldu. "Ne diyorsun Belgarath?" diye grledi Barak. "Bu Yarblek iyi bir adama benziyor, ama ne de olsa Angarak. Bir kelime etse yz Murgo bamza r." "Hakl baba," dedi Pol Teyze. "Ben Nadraklan iyi tanrm; Yarblek hi de grnd kadar sarho deildi."

Belgarath dudaklarn bzerek, "Belki de Nadraklarn Murgolar-dan nefret ettii bilgisine gvenerek kumar oynamasak iyi olacak,"
CTHOL MURGOS SHRBAZIN TUZAI 217 216

dedi." Yarblek'e hakszlk ediyor olabiliriz, ama Taur Urgas bu blgeyi nbetilerle evirmeye vakit bulmadan nce svsak iyi olur. Burada ne kadar kadar kalacan bilmiyoruz; bir yerleirse gitmemiz zor olabilir." Durnik arka duvarda asl duran kzl haly kaldrp yere uzand ve adr direklerini skmeye balad. adr bezini kaldrp, "Buradan srnerek kabiliriz," dedi sonunda. "Haydi gidelim," dedi Belgarath kararn vererek. Birer birer adrn arkasndan srnerek souk rzgra ktlar. "Atlan aln," dedi Belgarath alak sesle. Gzlerini ksarak etrafa baknd. "uradaki kuru dere yata," diye en sonraki adrlarn biraz ilerisindeki akl iaret etti. "Eer adrlarn arkasndan dolarsak, grnmeden gidebiliriz. Zaten herkes u anda Taur Urgas'n geliini seyrediyordur." "Murgo kral sizi tanr m Belgarath?" diye sordu Mandorallen. "Tanyabilir. Geri karlamadk, ama ekalim uzun zamandr Cthol Murgos'ta kulaktan kulaa yaylyor. Risk almamak daha iyi." Atlarn adrlarn arkasndan yrterek olaysz bir ekilde dere yatana vararak gizlendiler. "Dere bu tepenin arkasndan dolaarak geliyor," dedi Barak. "Eer yatan izlersek, gzlerden gizlenebiliriz. Bir kere tepenin arkasna getik mi de atlarmza atlayp fark edilmeden uzaklaabiliriz." "Neredeyse akam oldu," dedi Belgarath gkyzne bakarak. "Biraz ieri girip karanl bekleyelim." Dere yatanda ilerleyerek tepenin arkasna getiler. "Ortal gzlemekte fayda var," dedi Belgarath. Barak ve Garion dere yatandan yukar trmanp, tepede emekleyerek ilerlediler ve bir alln arkasna yattlar. "Geliyorlar," diye mrldand Barak. Ask yzl Murgo askerleri, sekizli sra halinde, kocaman davullarn temposuyla yryerek derme atma panayr yerine giriyordu. Tam ortalarnda, dalgalanan siyah bir sancan altnda, kara atna binmi Taur Urgas vard. Uzun boylu, geni, dk omuzlu, sert hatl ve acmasz suratl bir adamd Taur Urgas. zerindeki rg zrhn kaln halkalar, kzl altn suyuna batrlmt, yle ki, kan iindeymi gibi grnyordu. Belinde kaln, metal bir kemer vard; belinin solunda tad klcn kn mcevherlerle sslyd. Kara kalarnn stne kadar inen sivri tepeli bir miferi vard; Cthol Murgos'un kan krmzs tac da bu miferin stne geirilmiti. Kraln boyun ve ensesini, omuzlarna kadan inen gene rg zrhtan bir kukuleta koruyordu. ikmal istasyonunun tam nne geldiinde, Taur Urgas atn dizginleyerek, "arap!" diye haykrd. Rzgrla tanan sesi o kadar yakndan gelmiti ki, Garion yere biraz daha yapt. kmal istasyonunu ileten Murgo hemen ieri koturup, elinde bir srahi ve metal bir kadehle geri geldi. Taur Urgas kadehi alp iti, sonra kocaman elini yavaa skarak kadehi ezdi. Barak fkeyle homurdand. "Bu da neydi?" diye fsldad Garion. "Taur Urgas'n bir kere kulland kadehten baka kimse iemez," dedi kzl sakall erek. "Eer Anheg byle bir ey yapmaya kalksayd, savalar onu Val Alorn krfezine atarlard." "Buradaki btn yabanclarn isimleri var m sende?" diye sordu kral Murgo dkkncya. Garion rzgrla gelen konumalar ak seik duyabiliyordu.

"Emrettiiniz gibi hametli kralm," dedi adam yerlere kadar eilerek. Kolunun yeninden parmen bir rulo karp hkmdara uzatt. Taur Urgas parmeni ap yle bir gz att, sonra "Bana Nadrak Yarblek'i arn," diye emeretti. Kraln yanndaki subaylardan biri, "Gar og Nadrak'h Yarblek buraya!" diye haykrd. Paltosu rzgrda uuan Yarblek ne kt. "Kuzeyli kuzenimiz," dedi Taur Urgas souk bir tavrla. "Hametmeap," dedi Yarblek hafife eilerek. "Gitsen iyi olur Yarblek," dedi kral. "Askerlerimin aldklar baz emirler var; bazdan emirlerimi yerine getirme hevesiyle karde bir Angarak tanmayabilirler. Kalrsan gvenliini garanti edemem, bana bir ey gelirse de ok zlrm." Yarblek eilerek, "Hizmetkrlanm ve ben hemen buradan aynl-yoruz Hametmeap," dedi. "Eer Nadrak iseler, gitmelerine izin veriyorum," dedi kral. "Ama btn yabanclar burada kalacak. Gidebilirsin Yarblek." "O adrdan tam zamannda kmz," diye sylendi Barak. Tam o srada pasl bir rg zrh ve yal, kahverengi bir yelek giymi bir adam, ikmal istasyonundan kt. Traszd ve gzlerinden biri uursuz bir ekilde parlyordu.
218
SHRBAZIN TUZAI 219 CTHOL MURGOS

"Brill!"dediGarion. Brill kendisinden hi beklenmeyecek bir zarafetle Taur Urgas'n nnde eilerek, "Selam Yce Kral," dedi. Sesinde ne sayg, ne de korku vard. "Burada ne iin var Kordoch?" diye sordu Taur Urgas souk bir tavrla. "Efendimin bir ii iin geldim, Hametli Kral," dedi Brill. "Ctuchik'in byle bir yerde ne ii olabilir?" "ahsi bir i, Yce Kral," dedi Brill cevap vermekten kanarak. "Senin ve dier Dagailerin ne yaptnz bilmek isterim Kordoch. Cthol Murgos'a ne zaman dndn?" "Birka ay nce Torak'n Gl Kolu. ilgilendiinizi bilseydim, haber yollardm. Efendimin ilerini grmemi istedii insanlar, pelerinde olduumu biliyorlar, o yzden gizli davranmyorum." Taur Urgas souk, ksa bir kahkaha att. "ihtiyarlyorsun Kordoch. ou Dagai imdiye kadar oktan ilerini bitirmi olurdu." "Bunlar biraz zel kiiler," dedi Brill omuzlarm silkerek. "Ama artk pek uzun srmez. Oyunun sonuna geldik neredeyse. Bu arada, size bir hediyem var Yce Kral." Parmaklarn aklatnca, adamlarndan ikisi, aralannda nc birini srkleyerek binadan ktlar. Tutsaklarnn tunii kan iindeydi ve ba baygnm gibi nne dmt. Barak dilerinin arasndan tslad. "Biraz avlanmak istersiniz diye dnmtm," dedi Brill. "Ben Cthol Murgos kralym Kordoch," dedi Taur Urgas souk bir sesle. "Ve bu tavrndan hi holanmadm. Dagailerin angaryalarn yapmak gibi bir alkanlm yok. ldrmek istiyorsan kendin ldr." "Bu pek angarya saylmaz Hametmeap," dedi Brill habis bir srtla. "Bu adam sizin eski bir dostunuz." Uzanp tutsan salarndan yakalayarak ban kaldrd kraln grmesi iin. Adam Ipek'ti. Yz bembeyazd ve alnndaki bir kesikten kan damlyordu. "ite Drasniya casusu Kheldar," diye haykrd Brill. "Onu size hediye ediyorum Hametmeap." Taur Urgas, korkun bir keyifle srtmaya balad bunu duyunca. "Harika," dedi. "Kraln sana mteekkir Kordoch. Hediyene paha biilmez." Srt btn yzne yayld.

"Selamlar Prens Kheldar," dedi bir kedi gibi mrldanarak. "oktandr sizi grmek istiyordum ben de. Halledecek eski hesaplarmz var, deil mi?" ipek Murgo kralna bakyor gibiydi, ama Garion uurunun bana gelenleri anlayacak kadar yerinde olduundan hi emin deildi. "Biraz burada kaln Drasniya Prensi," dedi Taur Urgas eytani bir keyifle. "Son elencenizi biraz dnp tanmak istiyorum. Ayrca da tadn karabilmeniz iin tamamen ayk olmanz istiyorum tabii. zel bir muamele yakr size, tercihan da uzun; acelecilik ederek sizi hayal krklna uratmak istemem."
CTHOL MURGOS 221

YlRM KNC BLM

ARAK VE GARION akllar arasndan kayarak dere yatana indiler, "tpek'i yakalamlar," dedi Barak alak sesle. "Brill de oradayd. Belli ki o ve adamlar tam kamaya alrken yakalamlar bizimkini. Taur Urgas'a teslim ettiler." Belgarath yznde berbat bir ifadeyle ar ar ayaa kalkt. "Yoksa..." Szn tamamlayamad. "Hayr, " dedi Barak. "Daha sa. Biraz hrpalamlar, ama sal yerinde." Belgarath derin bir nefes koyvererek, "Neyse," dedi. "Bu da bir eydir." "Taur Urgas onu tanyormu belli ki," diye devam etti Barak, "pek onu baya fkelendirecek bir ey yapm olmal; Taur Urgas da kin tutacak birine benziyor." "Ulaabileceimiz bir yere mi kapattlar bari?" diye sordu Durnik. "Bilemiyoruz," dedi Garion. "Uzun uzun konutular, sonra birtakm askerler onu u binann arkasna gtrd. Oradan gtrdkleri yere gremedik." "Buray ileten Murgo bir ukurdan sz ediyordu," dedi Barak. "Bir ey yapmamz gerek baba," dedi Pol Teyze. "Biliyorum Pol. Buluruz bir ey." Tekrar Barak'a dnerek, "Taur Urgas'n yannda ka asker var?" diye sordu. "En azndan iki alay. Btn aasn igal ettiler." "Yerini deitirerek onu oradan alabiliriz baba," dedi Pol Teyze. "Herhangi bir eyi tamak iin ok uzun bir mesafe Pol," diye itiraz etti ihtiyar. "Ayrca tam olarak nerede olduunu bilmemiz gerekir." "renirim." Pelerinini zmeye hazrland. "Karanla kadar bekle," dedi Belgarath. "Cthol Murgos'ta pek bayku yoktur; gn nda dikkat ekersin. Taur Urgas'n yannda hi Grolim var

myd?" diye sordu Garion'a. "iki tane grdm sanrm." "Bu ileri kartryor ite. Yer deitirme ok grlt karr. Taur Urgas hemen peimize taklr sonra." "Baka fikrin var m baba?" diye sordu Pol Teyze. "Biraz dneyim," dedi ihtiyar. "Ne de olsa karanlk bastrana kadar bir ey yapamayz." Dere yatann biraz ilerisinden hafif bir slk duyuldu. "Bu da kim?" dedi Barak elini klcna atarak. "Hey, Alornlar!" diye bir fslt duyuldu. "Zannmca bu Nadrak Yarblek," dedi Mandorallen. akllar stnde trdayan ayak sesleri duyuldu, sonra Yarblek bir kayann arkasndan ortaya kt. Krk apkasn burnuna kadar indirmi, atksn iyice boynuna dolamt. "Hah, neyse," dedi rahatlam bir sesle. "Yalnz msn?" diye sordu Barak kukulu bir sesle. "Tabii yalnzm," diye homurdand Yarblek. "Hizmetkrlarm nden gnderdim. Amma da abuk katnz." "Taur Urgas'la selamlamak istemedik," dedi Barak. "Aslnda iyi de ettiniz. Sizi o kargaadan karmak ok zor olacakt. Murgo askerleri gitmeme izin vermeden nce adamlanm tek tek kontrol ettiler, hepsinin Nadrak olduundan emin olmak iin. ipek Taur Urgas'n elinde." "Biliyoruz," dedi Barak. "Bizi nasl buldun?" "adrn arkasndaki kazklan tekrar yerlerine akmamsnz; bu tepe de panayrn bu yanndaki en yakn saklanma yeri. Ne tarafa gideceinizi tahmin ettim, zaten arkanzda baz izler de brakmsnz." Nadrakn kaba yznde ciddi bir ifade vard; gn boyu itii biralarn da hibir izi grnmyordu. "Sizi buradan uzaklatrmamz lazm," dedi sonra. "Taur Urgas devriye karmaya balarsa tam kucandas-nz." "nce yoldamz kurtarmamz lazm," dedi Mandorallen. "Ipek'i mi? Unutun bunu. Korkarm eski dostum son hileli zarm att." iini ekti. "Onu ben de severdim." "Daha lmedi, deil mi?" dedi Durnik berbat bir sesle. "Henz sa," dedi Yarblek, "ama Taur Urgas sabah gne doar domaz bu durumu deitirecektir. Bileklerini kessin diye bir bak
CTHOL MURGOS

222 223
SHRBAZIN TUZAI

atacak kadar bile yaklaamadm ukura. Korkarm ok kt bir sabah geirecek." "Bize neden yardm etmek istiyorsun?" dedi Barak. "Sen onun kusuruna bakma Yarblek," dedi Pol Teyze. "Nadrak detlerini bilmiyor." Barak'a dnd. "Seni adrna davet edip bira ikram etti. Yarn sabah gne doana kadar onun kardei saylrsn." Yarblek glmseyerek, "Bizi iyi tanyorsun kz," dedi. "Dansn seyredemedim daha, deil mi?" "Baka bir zaman belki," dedi Pol Teyze. "Belki." melip paltosunun cebinden kvrk bir haner kard. Eliyle yerdeki kumu dzelterek haneriyle bir plan izmeye balad. "Murgolar beni gzleyeceklerdir, o yzden phe ekmeden ekibime alt-yedi kii daha ekleyemem. En iyisi siz karanlk basana kadar burada bekleyin. Ben douya ynelip kervan yolu zerinde bir fersah kadar uzaklkta beklerim. Karanlk knce grnmeden yola kp bana yetiin. Gerisini dnrz." "Taur Urgas neden buray terk etmeni syledi?" diye sordu Barak. Yarblek ask bir suratla, "Yarn byk bir kaza olacak," dedi. "Taur Urgas hemen Ran Borune'e bir zr mektubu yollayacak; tecrbesiz askerlerin haydutlar kovalarken yanllkla namuslu tccarlan ldrdn anlatacak filan. Kazann diyetini demeyi

nerecek ve her ey yoluna girecek. Tolnedrallara 'demek' dedin mi akan sular durur." "Btn kamptakileri katledecek ha?" dedi Barak inanamayan bir ifadeyle. "Plan bu. Btn Batllar Cthol Murgos'tan uzaklatrmak istiyor; birka kaza olursa gelmekten kendiliklerinden vazgeerler diye dnyor." Relg koca gzleri dncelere dalm halde bir kenarda duruyordu. Birden Yarblek'in yere izdii plann yanna geldi. Yeri dzelterek, "Dostumuzu mahpus tuttuklar bu ukurun tam yerini gsterebilir misin?" diye sordu. "Bir iinize yaramaz," dedi Yarblek. "Banda bir dzine adam bekliyor. Ipek'in kt bir hreti var, Taur Urgas kamasn istemiyor." "Sen gster hele," dedi Relg. Yarblek omuzlarn silkip, "Biz kuzey tarafndayz," dedi yere panayr ve kervan yolunu izerek. "Buras ikmal istasyonu," dedi sonra haneriyle iaret ederek. "ukur onun teki yannda, gneydeki byk tepenin eteinde." "Duvarlar nasl?" "Yekpare tatan." "Doal bir oyuk mu, yoksa kazlm m?" "Ne fark eder ki?" "Bilmem gerek." "Kazma izi yok," dedi Yarblek. "Tepesindeki aklk da dzgn deil. Muhtemelen doal bir deliktir." Relg ban sallayarak, "Peki ya arkadaki tepe?" dedi. "Kaya m, toprak m?" "Esas olarak kaya. Bu boktan Cthol Murgos'un her taraf kaya zaten." Relg ayaa kalkarak kibarca, "Teekkrler," dedi. "Aklndan geen tnel kazmaksa, unut o ii," dedi Yarblek ayaa kalkp paltosunun eteklerindeki kumu elleriyle sprerek. "Vakit yetmez." Belgarath yznde dnceli bir ifadeyle, "Saol Yarblek," dedi. "yi bir dostsun sen." "Murgolar kzdrmak iin her eyi yaparm," dedi Nadrak. "Keke ipek iin de bir ey yapabilseydim." "Sen midini kaybetme." "Korkarm pek mit yok. Yola ksam iyi olacak. Eer balarnda durmazsam adamlarm saa sola dalr." "Yarblek," dedi Barak elini uzatarak. "Bir gn buluup u sarho olma iini tamamlayalm." Yarblek srtarak elini skt, sonra dnerek Pol Teyzeyi kucaklad. "Unutma, bir gn bu Alornlardan sklrsan, adrmn kaps sana her zaman aktr." "Unutmam Yarblek," dedi Pol Teyze mazbut bir tavrla. "iyi anslar," dedi Yarblek. "Gece yansna kadar sizi bekleyeceim." Sonra dnerek dere yatandan aa doru uzaklat. "iyi adam," dedi Barak. "Zamanla ondan holanabilirim." "Prens Kheldar' kurtarmak iin plan yapmalyz," dedi Mandoral-len, zrhn atlarn birinin srtndaki ykten karrken. "Baka yol kalmazsa kaba kuvvete bavururuz." "Gene eski gnlere dnyorsun Mandorallen," dedi Barak. "O i halloldu," dedi Belgarath.
CTHOL MURGOS
SHRBAZIN TUZAI 225

224

Barak ve Mandorallen ona bakakaldlar. "Zrhn kaldrabilirsin Mandorallen," dedi ihtiyar. "Ona ihtiyacn f olmayacak." "pek'i oradan kim karacak peki?" dedi Barak. "Ben," dedi Relg alak bir sesle. "Karanln kmesine ne kada kald?" "Bir saat kadar. Neden sordun?"

"Hazrlk yapmak iin biraz zamana ihtiyacm var." "Bir plann var m?" diye sordu Durnik. Relg omuzlarn silkerek, "Plana gerek yok," dedi. "Dolanp o te-| penin arkasna geeceiz. Ben gidip dostumuzu alacam, sonra buradan ayrlabiliriz." "O kadarck m?" dedi Barak. "Aa yukar. Kusura bakmayn." Relg arkasn dnp uzakla-^ maya balad. "Bir dakika. Mandorallen'le ben seninle gelsek iyi olmaz m?" "Beni izleyemezsiniz," dedi Relg. Biraz uzaklatktan sonra diz| kt. Az sonra onun dua eden sesini duydular. "pek'i dua ederek kurtaracan m sanyor bu?" dedi Barak tiksintiyle. "Hayr," dedi Belgarath. "Tepenin iinden geecek ve pek'i alp ayn yoldan karacak. O sorulan Yarblek'e bu yzden soruyordu." "Ne yapacak dedin?" "Prolgu'da ne yaptn unuttun mu? Hani kollarn duvara soktuu zaman?" "Evet ama..." "Bu onun iin ocuk oyunca Barak." "Ya ipek? Onu kayalarn iinden nasl geirecek?" "Bilmiyorum. Ama o yapabileceinden emin." "Eer beceremezse, Taur Urgas sabaha pek'i atete evirme ya-; par. Biliyorsun deil mi?" Belgarath ciddi ciddi bayla onaylad. Barak ban sallayarak, "Tabiata ay kn bu!" diye homurdand. "Fazla takma kafana," dedi Belgarath. Hava kararmaya balad; Relg ise, sesi dzenli biimde bir alalp! bir ykselerek duasna devam etti. Hava tamamen karannca dierleri-'! nin yanna gelerek, "Haznm," dedi. "Gidebiliriz." "Batdan dolaacaz," dedi Belgarath. "Atlara binmeyelim, mum-1 kn olduu kadar da ortaya kmayalm." "ki saatimizi alr," dedi Durnik. "Zaran yok. Askerlerin yerlemesini beklemi oluruz. Pol, bak bakalm Grolimler ne yapyor." Pol Teyze ban sallad; Garion onun aratran zihninin dokunuunu hissetti. "Tamam baba," dedi Pol Teyze birka saniye sonra. "Meguller. Taur Urgas onlara ayin yaptnyor." "Gidelim yleyse," dedi ihtiyar. ihtiyatla, atlanna binmeden dere yatandan aa doru ilerlediler. Gece bulankt; yatan akll kylannn korumasndan ktklarnda buz gibi rzgr yzlerine arpt. Panayr yerinin dousundaki dzlk, rzgrla titreen yz akn atele aydnlanmt; Taur Urgas' in ordusuydu bu. Relg homurdanarak ellerini yzne kapatt. "Neyin var?" dedi Garion. "Ateler," dedi Relg. "Gzlerimi actyor." "O tarafa bakmamaya al." "Tannm bana ok ar bir grev vermi Belgarion," dedi Relg burnunu ekip sonra da kolunun yenine silerek. "Ben ak havada dolamak iin yaratlmadm." "Pol Teyze u souk algnl iin sana bir ila versin. Tad kt olur, ama itikten sonra kendini daha iyi hissedersin." "Bakalm," dedi Relg, Murgo atelerinin zayf ndan gzlerini koruyarak. Panayr yerinin gneyindeki tepe, alak bir granit kntsyd. Binyllardr esen rzgr tepeyi kum ve toprakla rtm olmasna ramen, bu rtnn alt salam kayayd. Tepenin arkasnda durduklarnda, Relg eimli bir granit yzeyi rten topra temizlemeye balad. "Bu taraftan balasan daha iyi olmaz m?" dedi Barak alak sesle. "ok toprak var," dedi Relg. "Ha toprak, ha kaya, ne fark eder?" "ok fark eder. Sen anlamazsn." Eilip dilini granit yzeye de-dirdi, sanki kayann

tadna bakyormu gibi. "Biraz zaman alacak," dedi sonra. Ayaa kalkp dua etmeye balad. Sonra doruca kayann iine girmeye balad. Barak rpererek gzlerini evirdi. "Sizi huzursuz eden nedir Lordum," dedi Mandorallen. "Bunu seyretmek bile kanm donduruyor," dedi Barak.
226 SHRBAZIN TUZAI
CTHOL MURGOS

227

"Bu yeni arkadamz, dnyadaki en iyi yol arkada olmayabilir," dedi Mandorallen. "Ama eer Prens Kheldar' kurtarmakta muvaffak olursa, onu kucaklayp kardeim diyeceim." "Eer ok uzatrsa, sabah Taur Urgas pek'in katn fark ettiinde buraya ok yaknlarda bir yerde oluruz," diye sylendi Barak. "Bekleyip grmekten baka yapacak bir ey yok," dedi Belgarath. Gece bitmek tkenmek bilmez bir ekilde uzayp gidiyordu. Rzgr talk tepenin yamalarnda uulduyor, seyrek allar hrdyordu. Beklediler. Saatler getike Garion'u bir korkudur ald. Ipek'ten sonra Relg'i de kaybettiklerine inanmaya balamt. Arendiya'da, yaral Lelldorin'i arkada brakmak zorunda kaldklar zamankine benzer bir i sknts kaplad zihnini. Biraz da sululuk duyarak, aylardr Lelldorin'i dnmemi olduunu fark etti. Ateli delikanlnn yarasnn ne zaman iyiletiini dnd yoksa iyilememi miydi? Dakikalar getike dnceleri daha da karard. Sonra apansz, hi ses bile karmadan, Relg saatler nce girdii kayadan kverdi. Geni omuzlarnda, panik halinde ona tutunmaya alan ipek vard. Fare suratl ufak tefek adamn gzleri dehetle fal-ta gibi almt; salar ise diken dikendi. Hepsi ikisinin etrafna p, bir yandan da bir Murgo ordusunun burunlarnn dibinde olduunu hatrlayarak, sessizce kutlamaya baladlar. "Ge kaldm iin kusura bakmayn," dedi Relg, pek'i omuzlarndan indirirken. Tepenin ortasnda deiik bir tr kaya vard, o yzden baz ayarlamalar yapmak zorunda kaldm." pek nefes nefese, zangr zangr titreyerek ayakta duruyordu. Sonunda Relg'e dnerek "Sakn bir daha byle bir ey yapma bana," diye kekeledi. "Sakn!" "Derdin ne senin?" dedi Barak. "Bu konuda konumak istemiyorum." "Sizi kaybettiimizi sanmtk dostum," dedi Mandorallen pek'in elini skarak. "Brill seni nasl oldu da yakalad?" diye sordu Barak. "Dikkatsiz davrandm. Burada olacan hi beklemiyordum. Bir boazdan drtnala geerken stme bir a attlar. Atm da dp boynunu krd." "Hettar bundan hi holanmayacak." "Atn diyetini Brill'in derisini yzerken alrm, merak etme. stelik kemie yakn bir yerden." "Taur Urgas senden niye bu kadar nefret ediyor?" diye sordu Barak merakla. "Birka yl nce Rak Goska'daydm. Tam olarak renemediim bir nedenle, bir Tolnedra casusu hakkmda aslsz baz sulamalarda bulundu. Taur Urgas beni tutuklatmak iin asker yollad. Tutuklanmaktan pek holanmam. O yzden askerlerle biraz tarttm. Tartma srasnda bazlar oluverdi; bilirsiniz arada srada olur byle eyler. Maalesef lenlerden biri, Taur Urgas'n byk oluydu. Murgo kral bunu kendisine yaplm zel bir saldn olarak kabul etti. Bazen ok dar kafal olabiliyor." Barak srtt. "Sabah gitmi olduunu grnce mthi hayal krklna urayacak." "Biliyorum," dedi ipek. "Muhtemelen Cthol Murgos'un bu blgesinde kaldrmadk ta brakmayacaktr beni bulmak iin." "yleyse gitme vakti geldi," dedi Belgarath. "Hi aklna gelmeyecek sandm," dedi ipek.

CTHOL MURGOS
229

YRM NC BLM

ECE BOYUNCA ve ertesi gnn byk blmnde durmakszn at srdler. Akam olduunda atlan yorgunluktan tkezlemeye balamt; Garion ise souktan olduu kadar yorgunluktan da uyumu bir haldeydi. "Bir snak bulmamz lazm," dedi Durnik atlarn durdurup geceyi geirecek bir yer baknrlarken. Gney Kervan Yolunun aralanndan dolanp durduu birbirine bal vadilerden ayrlm, merkezi Cthol Murgos dalannn orak arazisine kmlard. Kaya ve kumdan oluan bu dev dzle trmandklarndan beri hava giderek soumutu, dinmek bilmeyen rzgr ise aasz kaya atlaklannda uuldayp duruyordu. Durnik'in yz yorgunluktan knmt, rzgrla gelen yal tozlar knklara doluyor, onlan olduklanndan daha derin gsteriyordu. "Geceyi akta geiremeyiz," dedi Durnik; "bu rzgrda mmkn deil." "u tarafa," diye iaret etti Relg, trmandklan yamataki bir kayal iaret ederek. Gkyz kapal ve gn ok solgun olmasna ramen, gzlerini ksmt. "Orada bir snak var; bir maara." Ipek'i kurtardndan beri hepsi Relg'e farkl bir gzle bakmaya balamt. Gerektiinde harekete gemeyi bildiini gstermesi, bir ayakba deil, gerek bir yol arkada olduunu gstermiti onlara. Belgarath da Relg'i dua etmek iin diz kmenin art olmadna, at stnde de dua edileceine ikna edeli beri, tanrsna yakarlan yolcu-luklann engellemiyordu artk. Dualar bir huzursuzluk kayna olmaktan km, ona zg bir zellik olarak grlmeye balanmt -tpk Mandorallen'in modas gemi lisan ya da Ipek'in alayc laf at-malan gibi. "Maara olduundan emin misin?" diye sordu Barak. Relg ban sallayarak, "Hissediyorum," dedi. Dnp kayala doru at srdler. Yaklatka Relg'in heyecan artt. Atn baa geirip trsa kaldrd, sonra koturmaya balad. Kayaln dibine varnca attan atlayp dev bir kayann arkasna geti ve gzden kayboldu. "iini biliyor belli ki," dedi Durnik. "Bu rzgrdan kurtulursam ok mutlu olacam." Maarann az dard; atlan ieri girmeye ikna edene kadar epey itip kakmak zorunda kaldlar. Ancak ieride bu dar giriin geni, alak tavanl bir maaraya aldn grdler.

Durnik etrafa onaylayan gzlerle bakarak, "iyi yer," dedi. Sonra eyerindeki baltasn zmeye balad. "Odun gerekecek." "Yardm edeyim," diye atld Garion. "Ben de geleyim," dedi tpek telala. Ufak tefek Drasniyal huzursuz bir halde ta duvarlara ve tavana bakp duruyordu. Tekrar dan ktklannda bir hayli rahatlad belliydi. "Neyin var?" dedi Durnik. "Dn geceden sonra kapal yerler biraz sinirlerimi bozuyor," dedi ipek. "Nasld?" diye sordu Garion. "Tan iinden gemek yani?" ipek rpererek, "irenti," dedi. "Kaya bizi emdi sanki, iimden getiini hissettim." "Kurtuldun ama, deil mi?" dedi Durnik. "Bazen kalsam daha iyi olurdu diye bile dnyorum." ipek tekrar rperdi. "Bu konuyu konumak zorunda myz?" plak dada yakacak dal bulmak zor, bulunan kesmek daha da zordu. Sert ve esnek allar, Durnik'in balta darbelerine inatla direniyordu. Bir saat sonra karanlk basmaya baladnda, ancak kucak dal toplayabilmilerdi. "Kimseyi grdnz m?" dedi Barak maaraya dndklerinde. "Hayr," dedi ipek. "TaurUrgas seni anyordur muhtemelen." "Hi phem yok." Etrafna baknd. "Relg nerede?" "Gzlerini dinlendirmek iin maarann ilerine gitti," dedi Belgarath. "Su buldu - aslnda buz. Atlan sulamak iin eritmemiz gerekecek." Durnik'in atei kkt, ellerindeki kstl yakaca hemen bitir-memek iin kk dal paralanyla azar azar besliyordu. Gece olduka rahatsz geti.
231
CTHOL MURGOS

230
SHRBAZIN TUZAI

Sabah, Pol Teyze Relg'e dikkatle batarak, "Artk ksrmyorsun galiba," dedi. "Nasl hissediyorsun kendini?" "iyiyim," dedi Relg yzne bakmamaya alarak. Pol Teyzenin kadn olmas onu mthi rahatsz ediyordu belli ki; o yzden de elinden geldiince karlamamaya alyordu. "Souk algnlna ne oldu?" "Souk algnl tatan geemiyor. Dn gece Ipek'i tepeden kardmda gemiti." Pol Teyze ona ciddi bir ifadeyle bakarak, "Bunu hi dnmemitim," dedi. "Daha nce souk algnln tedavi etmeyi baaramamt hi kimse." "Souk algnl ok da ciddi bir hastalk deil Polgara," dedi ipek skntl bir suratla. "Emin ol, tatan gemek asla revata bir tedavi olamayacaktr." Belgarath'n Murgos orak Topraklar dedii yere varmak drt gnlerini, dik bazalt yamalardan siyah kum zemine inmek ise yanm gnlerini ald. "Bu ukur nasl husule geldi acaba?" dedi Mandorallen, plak kayalar, siyah kum ve kirli gri tuz tarlalanyla dolu dzle bakarak. "Eskiden bir i deniz vard burada," dedi Belgarath. "Torak dnyay paraladnda, dou duvan ykld ve sular Dou Denizi'ne boald." "Seyre deer bir olay m ," dedi Barak. "Tam o srada baka ilerimiz vard." "Bu da ne?" diye haykrd Garion heyecanla, biraz ilerilerinde kumdan ykselen bir eyi gstererek. Gsterdii eyin koca bir kafas ve upuzun bir enesi vard. Kova byklndeki gz ukurlar uursuz bir ifadeyle onlara bakyor gibiydi. "Bir ad olduunu sanmyorum," dedi Belgarath soukkanl bir tavrla. "Sular ekilmeden nce bu denizde yaarlard. Binlerce yl nce hepsi ld." "l deniz canavarnn yanndan geerlerken, Garion onun yalnzca bir iskelet olduunu fark etti. Kaburgalar bir ahrn kirileri b-yklndeydi; bembeyaz

olmu kafatas ise bir attan bile bykt. Bo gz yuvalan onlarn geiini izliyordu sanki. Tekrar elik zrhn giymi olan Mandorallen, kafatasna bakarak, "Korkun bir hayvan," diye mrldand. "u dilere bakn," dedi Barak huu iinde, "insan bir srta ikiye blebilir." "insanlar bu denize girmemeyi renmeden nce," dedi Belgarath, "byle vakalar olurdu." orak dzlkte birka fersah ilerlemilerdi ki, elik grisi gkyznn altnda kara kum tepelerini spren rzgr iddetlenmeye balad. Kum nce rzgrla kprdayp yer deitirmeye, rzgr iddetlendike de uuup yzlerine arpmaya balad. "Bir yere snsak iyi olacak," diye bard Belgarath rzgrn sesini bastrmaya alarak. Dalardan uzaklatka bu kum frtnas daha da beter olacak." "Etrafta hi maara var m?" diye sordu Durnik Relg'e. Relg ban sallayarak, "iimize yarayacak maara yok," dedi. "Hepsi kum dolu." "u tarafa," dedi Barak bir tuzlann kysndaki kaya ynn gstererek. "Arkasna geersek rzgrdan korunuruz." "Hayr," diye haykrd Belgarath. "Rzgr tarafnda kalmalyz. Kum arkada birikir. Diri diri gmlrz sonra." Kaya ynna varp atlarndan indiler. Elbiseleri rzgrda uuuyor, kum orak dzln zerinde dev, kara bir bulut gibi geziniyordu. "Bu ne biim snak Belgarath," diye haykrd Barak, sakal omuzlarna uuurken. "Bu frtna ne kadar srer?" "Bir-iki gn. Bazen bir hafta." Durnik eilip yerden krlm bir kaya paras ald, elinde saa sola evirerek inceledi. "Dzgn krlm," dedi sonra, kaya parasn havaya kaldrarak. "Korunmak iin bir duvar rebiliriz." "ok vakit alr ama," diye itiraz etti Barak. "Yapacak baka iin var m?" Akam olduunda duvar omuz boyuna gelmiti; adrlar bir taraftan duvarn tepesine, bir taraftan da kayaya tutturarak, rzgrn iddetinden biraz olsun korunmay baardlar. Atlan da ieri almak zorunda olduklar iin biraz sk tepiti, ama hi olmazsa frtnann iinde deildiler. Bu darack snakta iki gn kaldlar; rzgr lgnca uulduyor, tepelerindeki gergin adr bezi davul gibi tyordu. Sonunda rzgr hafiflemeye, kara kumlar yere inmeye balad. Bu defa da huzur bozucu bir sessizlik kt ortala. Snaktan ktklannda Relg havaya bakt, sonra yzn elleriyle
232 SHRBAZIN TUZAI CTHOL MURGOS 233

rtp yere kerek deli gibi dua etmeye balad. Gkyz parlak, souk bir maviye dnmt. Garion hemen dua eden fanatiin yanna gidip, elini omuzuna uzatarak, "Merak etme Relg," dedi. "Dokunma bana," dedi Relg duasna devam ederek. ipek elbisesindeki tozu ve kumu silkelerken, "Bu frtnalar ok sk olur mu?'" diye sordu. "Tam mevsimi," dedi Belgarath. "Harika," dedi ipek eki bir suratla. Birden, altlarndaki topraktan derin bir gmbrt sesi gelmeye balad ve yer sarsld. "Deprem!" diye haykrd Belgarath. "Atlan karn oradan!" Durnik'le Barak barnaa koup atlan devrilmek zere olan duva-nn arkasndan kararak serbest braktlar. Birka saniye sonra sarsnt hafifledi. "Ctuchik mi yapyor bunu?" diye sordu

ipek. "Bizimle dvmek iin depremler ve kum frtnalan m yollayacak?" Belgarath ban sallayarak, "Hayr," dedi. "Buna kimsenin gc yetmez. Sebebi u." Gneyi iaret etti. Dzln ok telerinde karanlk tepeler vard. Bunlardan birisinden kaln bir duman stunu, kapkara kavisler izerek gkyzne ykseliyordu. "Volkan," dedi ihtiyar. "Muhtemelen geen yaz patlayp Sthiss Tor'u kle boan volkan bu." "Ate da m?" diye gmbrdedi Barak dan tepesindeki dev buluta bakarak. "Daha nce hi grmemitim." "O dan uzakl en az elli fersah Belgarath," dedi ipek. "Buradaki zemini nasl sarsar?" "Dnya tek bir paradr ipek," dedi ihtiyar. "Bu dan patlamasna sebep olan gler ok byk. Tabii ki biraz sarsnt yaratacak. Haydi yola kalm artk. Frtna getiine gre, Taur Urgas'n devriyeleri bizi aramaya balarlar yine." "Ne tarafa?" diye sordu Durnik, etrafna baknp ynn bulmaya alarak. "O tarafa," dedi Belgarath, duman tten tepeyi iaret ederek. "Ben de bundan korkuyordum," diye homurdand Barak. O gn akama kadar, yalnzca atlan dinlendirmek iin ksa srelerle durarak drtnala at srdler. orak topraklann sonu yoktu sanki. Frtna srasnda kara kumlar yer deitirip yeni tepeler oluturmutu; tuzlalar ise zmparalanm gibi bembeyaz olmutu. Bir zamanlar bu i denizde yaayan deniz canavarlarnn beyaz, dev iskeletlerinin yanndan getiler birka kere. Kemikler sanki kara kumlann iinden yzerek yzeye kyor gibiydiler; souk ve bo gz ukurlan ise yanlarndan drtnala geen yolculara a a bakyordu sanki. O gece gene dank bir kaya ynnn korumas altnda mola verdiler. Rzgr durmutu, ama souk hl devam ediyordu ve yakacak ktt. Ertesi sabah tekrar yola ktklannda, Garion tuhaf, kt bir koku hissetti. "Bu pis koku da nedir?" diye sordu Belgarath'a. "Cthok Gl," dedi Belgarath. "Buradaki denizden geriye kalan su birikintisi. Asrlar nce kurumu olmas gerekirdi, ama yeralt kaynaklan tarafndan besleniyor." "rk yumurta gibi kokuyor," dedi Barak. "Buralardaki yeralt sulan kkrtldr. Ben olsam o glden su imezdim." "Hi niyetim yoktu zaten," dedi Barak yzn buruturarak. Cthok Gl, yal gibi grnen ve dnyann btn l balklan buraya ylm gibi kokan, byk, s bir su birikintisiydi. Bu gibi havalarda yzeyinden dumanlar ykseliyor, zaman zaman patlayan gayzerler onlan kokudan boulacak hale getiriyordu. Gln gney ucuna vardklannda Belgarath durmalann iaret etti. "Bundan sonras tehlikelidir," dedi ciddi bir tavrla. "Atlannza hkim olun. Hep kayaya bastnzdan emin olun. Salam gibi grnen zemin kayabilir; aynca dikkat etmemiz gereken baka eyler de var. Bana bakn ve ne yapyorsam aynsn yapn. Ben durunca durun, ben kounca koun." Kaygyla Relg'e bakt. Ulgo hem ktan hem de gkyznden korunmak iin yzne bir bez daha rtmt. "Ben onun atn tutanm dede," dedi Garion. Belgarath ban sallayarak, "Baka are yok galiba," dedi. "Bir gn bu detinden vazgemesi gerekecek," diye sylendi Barak. "Belki, ama imdi ne yeri, ne de zaman. Haydi gidelim." ihtiyar dikkatle atn srmeye balad. nlerindeki blgeye yaklatklarnda her tarafta buhar ve duman ttmekte olduunu grdler. Geni, gri, kaynayp kabarcklar karan bir amur havuzunu getiler; hemen ileride temiz ve pnl prl bir pnardan kaynar sular keyifle kaynayarak dklyor, bir derecik halinde amurlara karyordu. "Hi olmazsa scak," dedi ipek.
234
SHRBAZIN TUZAI

235

CTHOL MURGOS

Ar miferi iinde ter dkmekte olan Mandorallen, "Ziyadesiyle," diye katld ona. En nde at sren Belgarath, ban hafife yana emi, bir eyler dinliyordu. Birden, "Durun!" diye bard. Hepsi atlarnn dizginlerini ektiler. Tam nlerindeki bir havuz patlad ve pis, gri bir sv amur gayzeri on metre kadar ykseldi. Birka dakika byle devam ettikten sonra sakinleti. "Haydi!" dedi Belgarath. "Koun!" Atn mahmuzlad ve yzeyi hl kpr kpr olan havuzun yanndan drtnala getiler; atlarn nallar yollarna dklm olan kaynar amurlar drt bir yana sratyordu. Getiklerinde ihtiyar tekrar yavalad ve ban yana eip dinleyerek ilerlemeye balad. "Neyi dinliyor?" diye sordu Barak Polgara'ya. "Gayzerler patlamadan nce belli bir ses karrlar," dedi Polgara. "Ben bir ey duymuyorum." "Neyi dinleyeceini bilmiyorsun da ondan." Arkalarnda gayzer yeniden patlad. "Garion!" diye haykrd Pol Teyze, tam Garion ban evirip yerden ykselen amur stununu seyre dalmken. "Nereye gittiine dikkat et!" Garion hzla ban evirdi; nndeki zemin normal grnyordu. "Gerile," dedi Pol Teyze. "Durnik, Relg'in atnn dizginlerini sen tut." Durnik dizginleri elinden alnca, Garion atnn ban evirmeye balad. "Geri geri dedim," dedi Pol Teyze. Garion'un at bir ayan salam grnen topraa bast anda, ayak gzden kayboldu. Garion dizginlere skca yapnca, at sendeleyerek geri ekildi ve titreyerek durdu. Sonra Garion dikkatle, adm adm, izledikleri patikann kayalk zeminine geri ekildi. "Bataklk," dedi pek dehetle. "Her yanmz bataklk," dedi Pol Teyze. "Sakn yoldan ayrlaym demeyin hibiriniz." pek irenerek Garion'un atnn batakln yzeyinde kaybolmakta olan ayakizine bakt. "Derinlii ne kadar?" "Yeteri kadar," dedi Pol Teyze. Batakln iinden, zaman zaman gkyzne amur ya da kaynar su pskrten gayzerlere gelince duraklayarak, dikkatle yollarna devam ettiler. Akama doru, kaynayan batakln tesinde, kayalk bir srta varp durduklarnda, bu berbat blgeden gemek iin harcadklar abayla bitkin dmlerdi hepsi. "nmzde byle baka yer var m?" diye sordu Garion. "Hayr," dedi Belgarath. "Sadece gln gney kys byle." "Etrafndan dolaamaz mydk?" dedi Mandorallen. "Hem yolu uzatrd, hem de bataklk peimizdekilerin hevesini krar." "Bu da ne?" diye haykrd Relg. "Ne ne?" diye sordu Barak. "Bir ses duydum ileriden. ki akl ta birbirine arpm gibi bir ses." Garion aniden yzn hafif bir rzgr yalam gibi bir ey hissetti ve Pol Teyzenin zihniyle ileriyi taramakta olduunu anlad. "Murgolar!" dedi Pol Teyze. "Ka kiiler?" diye sordu Belgarath. "Alt. Bir de Grolim var. Hemen bayrn ilerisinde bizi bekliyorlar." "Sadece alt kii mi?" dedi Mandorallen hayal krklna uram bir tavrla. Barak srtarak, "Kk bir elence," diye katld ona. "Sen de ondan daha iyi deilsin yani," dedi pek iriyan ereke. "Bir plan yapmamz iktiza eder mi Lordum?" diye sordu Mandorallen. "Yok canm," diye cevap verdi Barak. "Alt kii iin mi? Hadi gidip tuzaklarn bozalm." ki sava baa geip kllarn knlan iinde ekilmeye hazr hale getirdiler. "Gne batt m?" diye sordu Relg Garion'a.

"Batyor." Relg gzndeki rty ap peesini kaldrr kaldrmaz, yzn buruturarak koca gzlerini smsk kapatt. "Gzlerini bozacaksn," dedi Garion. "Karanlk basana kadar ama bari." "ihtiyacm olabilir," dedi Relg, bayrn ilerisinde Murgolarn tuzak kurduu yere doru ilerlerlerken. Murgolar hi ses karmadan saldrd. Byk bir siyah kaya yCTHOL MURGOS 237

236
SHRBAZIN TUZAI

nnn arkasndan frlayp, kllarn sallayarak doruca Mandorallen ile Barak'n stne geldiler. Ama iki sava hazrlkl olduklar iin, pusunun baarl olmasn salayacak o bir anlk donup kalverme durumuna dmediler. Mandorallen klcn knndan syrrken sava atn doruca Murgolardan birinin stne srd. zengileri stnde ayaa kalkp, yukardan aa mthi bir darbe indirince, Murgonun kafas ikiye blnd. Murgonun arpmadan dengesini kaybeden at ise, lmekte olan binicisinin stne yuvarland. Barak da atn saldrganlarn stne srerek, Murgolardan birinin iini kl darbesiyle bitirip, adam kanlar iinde yere devirdi. nc Murgo atn yana ekerek Mandorallen'in saldrsndan kurtuldu; ama valyenin srtna indirdii kl darbesi, etkisiz bir ekilde elik zrhtan sekti. Murgo dehet iinde klcn tekrar kaldrdysa da, Ipek'in ustaca frlatt bak boynuna saplannca kaslp kald. Kara cppeli, parlak elik maskeli bir Grolim kayalarn arkasndan ortaya kt. Garion rahibin, adamlarnn teker teker parampara edilmesi karsnda duyduu deheti aka hissedebiliyordu. Grolim dorulunca, Garion adamn iradesini toplamakta olduunu fark etti. Ama ok geti. Relg rahibin yanna varmt bile. Yobaz geni omuzlarn gererek, boum parmaklaryla adamn cppesinin nn yakalad. ok kolay bir ey yapyormu gibi havaya kaldrp, dev bir kayann yzne dayad. nce Relg'in dierlerinden yardm gelene kadar Grolim'i ylece tutacan sandlar. Ama durum biraz farklyd. Relg'in omuzlarnn duruu, henz iini bitirmediini gsteriyordu. Grolim Relg'i yumruklamaya alyordu, ama o hi aldrmadan adam kayaya bastrmaya devam ediyordu. Kaya, Grolim'in evresinde hafife maya balad. "Relg! Yapma!" diye haykrd ipek boulurmu gibi bir sesle. Relg ar ar bastrdka, kara cppeli Grolim rpnarak kayann yzeyine gmlmeye balad.Kaya adam iine girdike stne kapanyordu. Relg itmeye devam etti; kendi kollan da Grolimle birlikte kayaya gmlyordu. Grolim'in gvdesinin tamam kayaya girdikten sonra bile, darda kalan elleri kvranmaya devam etti. Sonra Relg kollarn ekti ve Grolim'i kayann iinde brakt. Kayadan kan iki el son bir kez kasld, sonra birer pene gibi katlp kald. Garion arkasnda Ipek'in rdn duydu. Barak ve Mandorallen, geriye kalan Murgonun ikisiyle dvyorlard imdi; buz gibi havada kl akrtlar her yan kaplamt. Sonuncu Murgo ise gzleri korkuyla irilemi bir halde atn evirip kamaya kalkt. Durnik hi ses karmadan eyerinden baltasn karp adamn peine takld. Ama yetitiinde ona vurmak yerine atyla yolunu kesti. Panik iindeki Murgo klcnn enli yanyla atnn sarsna vurarak yolunu deitirdi ve demirciden kamaya balad. Peinde Durnik, drtnala bayrn gerisine doru uzaklat. Bu arada son iki Murgonun da ii bitmiti. Barak ve Mandorallen, kavga heyecanndan kurtulamadklar iin etraflarnda dman aranyorlard. "Sonuncusu nerede?" diye haykrd Barak. "Durnik onu kovalyor," diye cevap verdi Garion. "Kamasna izin veremeyiz. Dierlerine haber verir sonra."

"Durnik onu halleder," dedi Belgarath. Barak suratn asarak, "Durnik iyi bir adam," dedi. "Ama tam bir sava saylmaz. Gidip ona yardm etsem mi acaba?" Baynn bataklk tarafndan bir dehet l duyuldu, bunu ikinci bir lk izledi. nc lk ise tam ortalk yerinde kesildi; sonra ortal sessizlik brd. Birka dakika sonra Durnik yznde ciddi bir ifadeyle geri dnd. "Ne oldu?" diye sordu Barak. "Kaamad deil mi?" Durnik ban sallayarak, "Batakla sapland," dedi. "Niye baltanla iini bitilmedin?" "insanlara vurmay sevmiyorum," diye cevap verdi Durnik. Yz hl kl rengi olan ipek, Durnik'e bakakalmt. "Yani vurmak yerine onu batakla srdn, sonra da durup boulmasn seyrettin ha! Durnik bu korkun bir ey!" "l ldr," dedi Durnik, kendisinden beklenmeyecek bir rahatlkla, "i bittikten sonra nasl olduu nemli deil, yle deil mi?" Biraz dndkten sonra ekledi: "Ata acdm ama."

*
YRM DRDNC BLM

RTES SABAH douya doru eimle uzanan srt takip ettiler. K gkyz buz maviiydi; gne stmyordu. Relg gzlerini rtm, panikten kurtulmak iin dua edip duruyordu. Birka kere gneydeki tuz ve kum llerinde toz bulutlan grdler, ama bunun Murgo atlarndan m yoksa rzgrdan m kaynaklandn anlayamadlar. le vakti rzgr deiip srekli gneyden esmeye balad. Mrekkep gibi kara, dev bir bulut, gney ufkundaki dalarn tepelerini rtmt. Onlara doru ar ar ama dehetli bir kararllkla ilerliyordu; altnda ise zaman zaman akan imeklerin prlts grlyordu. "Kt bir frtna geliyor Belgarath," diye grledi Barak buluta bakarak. Belgarath ban sallayar, "O frtna deil," dedi. "Kl. Volkan tekrar patlamaya balad, rzgr da kllerini bu tarafa getiriyor." Barak yzn buruturdu, sonra omuzlarn silkerek, "Hi olmazsa grlmekten korkmayz artk," dedi.

"Grolimler bizi gzleriyle aramayacak Barak," diye hatrlatt Pol Teyze. Belgarath sakaln kamaya balad. "Buna kar tedbir almamz gerekecek." "Bu kadar byk bir grubu perdelemek ok zor baba," dedi Pol Teyze. "Hele atlar da katarsak..." "Bence yapabilirsin Pol. Sen bu ii iyi bilirsin." "Sen kendi tarafn salam tutarsan, ben de tutarm, ihtiyar Kurt." "Korkarm sana yardm edemeyeceim Pol. Ctuchik de bizi aryor. u ana kadar birka kere hissettim onu. Benim onunla ilgilenmem lazm. Eer perdelemekle urarsam, saldrdnda hazr olamam." "Tek bama yapamam baba," diye itiraz etti Pol Teyze. "Hi kim239
CTHOL MURGOS

se tek bana bu kadar ok insan ve atlarn perdeleyemez." "Garion sana yardm eder." "Ben mi?" dedi Garion gzlerini yaklaan buluttan ayrp dedesine bakarak. "Daha nce hi byle bir ey yapmad baba," dedi Pol Teyze. "Bir gn renecekti naslsa." "Deneme yapmann ne yeri ne de zaman." "Yapar, yapar, ii kavrayana kadar birka kere yol gster, ok da iyi yapar." "Ne yapmam gerekiyor?" diye sordu Garion hevesle. Pol Teyze Belgarath'a kt kt baktktan sonra Garion'a dnerek, "Gstereyim canm," dedi. "lk yapacan ey sakin olmak. Aslnda ok kolay bir ey." "Ama daha imdi demitin ki..." "Sen benim ne dediimi bo ver de dikkatle dinle canm." "Ne yapmam istiyorsun?" diye sordu Garion kukuyla. "ilk yapacan ey gevemek; sonra kum ve kayalar dn." "O kadar m?" "Sen nce dediimi yap. Younla imdi." Garion kum ve kayalar dnd. "Hayr Garion, beyaz kum deil. Kara kum, evremizdeki gibi." "Ama yle dememitin ki." "Sylememe gerek olacan dnmemitim." Belgarath glmeye balad. "istersen sen buyur baba," dedi Pol Teyze ters bir tavrla. Sonra tekrar Garion'a dnerek, "Haydi bir daha dene canm," dedi. "Bu defa daha dikkatli ol." Garion zihnindeki resmi sabitletirdi. "imdi daha iyi oldu," dedi Pol Teyze. "imdi, kafanda kumlan ve kayalar iyice izdikten sonra, bu dnceyi btn sa yann kaplayacak bir yanm daire eklinde dan yanstman istiyorum. Sol tarafla ben ilgilenirim." Garion abalamaya balad. Bu, o gne kadar yapt en zor eydi. "O kadar zorlama Garion. Buruturuyorsun. Buruuk olunca da iki grnty birbirine eklemem zor oluyor. Dzgn tutmaya al." "zr dilerim." Garion zihnindeki resmi dzeltti. "Nasl grnyor baba," diye sordu Pol ihtiyara. Garion sabit tutmaya alt dnceyi bir eylerin yokladn
SHRBAZIN TUZAI
240

CTHOL MURGOS
241

hissetti. "Fena deil Pol," dedi Belgarath. "Hi fena deil. ocuk yetenekli." "Bana ne yaptmz anlatr msnz ltfen," dedi Garion. Soua ramen alnndan ter tanelerinin biriktiini hissediyordu. "Bir kalkan yapyorsunuz," dedi Belgarath. "Kendinizi kum ve kaya fikriyle

kuatyorsunuz, bu fikir de evrenizdeki kum ve kayayla birleiyor. Grolimler zihinleriyle bizi aramaya kalktklarnda, insanlar ve atlar arayacaklar. Bizi grmeyecekler, nk burada kum ve kaya olacak sadece." "O kadar m?" Garion iin bu kadar basit olmasna sevinmiti. "Tam o kadar deil canm," dedi Pol Teyze. "imdi bunu yayp hepimizi rter hale getireceiz. Yava yava bala, her defasnda bir metre gibi." Bu, o kadar basit deildi ite. Pol Teyzenin istedii yere genile-tinceye kadar birok kere fikrin dokusunu yrtt, iki dncenin birletii yerde ise zihninin Pol Teyzenin zihniyle tuhaf bir biimde kaynatn hissetti. "Oldu galiba baba," dedi Pol Teyze. "Ben sana becereceini sylemitim Pol." Morumsu kara bulut gkyznde tehditkr bir ekilde onlara yaklayor ve alt tarafndan gkgrltleri duyuluyordu. "Eer bu kl Nyissa'dakine benziyorsa, burada kr gibi kalrz Belgarath," dedi Barak. "Merak etme," dedi byc. "Rak Cthol'un ne ynde olduunu biliyorum. Zihniyle bir eyi bulmay beceren bir tek Grolimler deil. Haydi gidelim." Yeniden bayr boyunca yola koyuldular; bulut gkyzn tamamen rtmt artk. Gkgrlts aralksz bir gmbrtye dnmt; kaynayan bulutun iinde imekler akp duruyordu. Uuan milyarlaca kl paras o kadar mthi bir statik elektrik yk oluturuyordu ki, kuru, atrdayan imeklerin ard arkas kesilmiyordu. Buz gibi havada ilk kl tanecikleri szlerek yere inmeye baladnda, Belgarath srttan ayrlp kum lne yneltti onlar. ilk saatin sonunda, Garion zihnindeki resmi sabit tutmann eskisi kadar zor gelmediini fark etti. Artk btn dikkatini bu ite younlatrmas gerekmiyordu, ikinci saatin sonunda ise basit bir angarya haline gelmiti. Giderek younlaan kl yamuru iinde ilerlerken, sknldan kurtulmak iin, Murgo orak topraklarna ilk girdiklerinde grdkleri dev iskeletlerden birini dnd. Uraa didine hayalinde bunlardan birinin resmini oluturup zihninde sabit tuttuu byk resmin iine yerletirdi. Hi fena olmamt dorusu, stelik vakit geirmesine de yardm ediyordu. "Garion," dedi Pol Teyze sert bir sesle. "Ltfen yaratc olmaya alma." "Ne?" "Kumla yetin, iskelet ok gzel, ama tek tarafnn olmas biraz garip grnyor." "Tek taraf m?" "Resmin benim tarafmda iskelet yok, sadece senin tarafnda var. Brak basit kalsn Garion, sslemeye alma." Boucu kl yamuruna kar azlarn ve burunlarn rterek yola devam ettiler. Garion sabit tuttuu resmin kysnda hafif bir yoklama hissetti. Hafif bir kprt; Faldor'un iftliindeki havuzda yakalad kurbaa yavrularnn dokunuu gibi. "Sk dur Garion," dedi Pol Teyze. "Bu bir Grolim." "Bizi grd m?" "Hayr. Bak geip gidiyor." Kprt yok oldu. Geceyi, dzln orasna burasna dalm knk kaya kmelerinden birinin dibinde geirdiler. Durnik gene kaya paralarn st ste yp stne adr bezi gererek bir snak yapt. Ate yakmadlar; kuru et ve ekmekle geitirdiler akam yemeini. Garion ve Pol Teyze, zerlerinde bir emsiye gibi bo kum l grntsn nbetlee tuttular. Garion hareketsiz dururken bu iin ok daha kolay olduunu grd. Ertesi sabah hl kl yayordu, ama gkgz bir gn nceki gibi kapkara deildi. "Diniyor galiba Belgarath," dedi ipek atlarm eyer-lerlerken. "Eer tamamen dinerse, gene devriyelerden saklanmamz gerekecek." ihtiyar bayla onaylayarak, "Acele etsek iyi olur," dedi. "ehrin be mil kadar kuzeyinde saklanabileceimiz bir yer biliyorum. Bu kl yamuru dinmeden oraya varabilsek ok sevinirim. Rak Cthol'un duvarlarndan drt ynde on fersah uzakl grmek mmkndr." "Duvarlar o kadar yksek mi?" diye sordu Mandorallen.

"Hayal edebileceinden de daha yksek." " Vo Mimbre'nin duvarlarndan da m daha yksek?"


242 SlHlRBA/IN TUZAI
CTHOL MURGOS

243

"On kat, elli kat. Anlaman iin grmen gerek." O gn hi dinlenmeden at srdler. Garion'la Pol Teyze dnce kalkanlarn srdrdler, ama Grolimlerin yoklayan dokunular giderek sklat. Garion'un zihnine ynelen bu dokunular apansz geliyordu ve giderek gleniyordu. "ilerini biliyor bunlar baba," dedi Pol Teyze. "Kalkan amaya alyorlar." "Salam tutun," dedi ihtiyar. "Eer biri kalkan delecek olursa ne yapacan biliyorsun." Pol Teyze ciddi bir yzle ban sallad. "ocuu da uyar." Pol Teyze tekrar ban sallayarak Garion'a dnd. "Dinle canm," dedi ciddi bir tavrla. "Grolimler bizi gafil avlamaya alyorlar. Dnyadaki en salam kalkan bile, yeterince hzl ve gl saldnlrsa alabilir. Eer bir Grolim kalkan aarsa, sana durman syleyeceim. Sana 'dur' deyince, hemen grnty silip zihnini geri ekmeni istiyorum." "Anlamadm." "Anlaman gerekmiyor. Dediimi aynen yap yeter. Sana 'dur' dersem, zihnini annda benim zihnimden ayracaksn. ok tehlikeli bir ey yapyor olacam; sana bir zarar gelmesini istemiyorum." "Yardm edemez miyim?" "Hayr canm, bu defa edemezsin." Yola devam ettiler. Kl yamuru iyice hafifledi ve gkyz dumanl, sarmtrak bir maviye dnd. Soluk ve mehtaba benzeyen gne, gneybat ufkunun biraz stnde parlyordu. "Garion, dur!" Bu defaki bir yoklama deil, sert bir darbeydi. Garion heyecanla iini ekerek zihnini uzaklatrd ve kum resmini sildi. Pol Teyze dikildi ve gzleri parlamaya balad. Eliyle kk bir hareket yapt ve tek bir kelime syledi. radesini harekete geirdiinde Garion'un hissettii dalga olaanstyd. Fakat Garion dehetle zihninin hl Pol Teyzeye bal olduunu fark etti. Grnty bir arada tutan kaynama o kadar glyd ki, bir trl kramyordu. Bir aradaki zihinleri bir krba gibi ileri atlrken, Garion da srklendi. Kalkanlarna saldran dncenin zayf izini takip ederek kaynan buldular. Bir eyi kefetmi olmann keyfiyle heyecan iindeki bir zihne dokundular. Hedefini artk kesin olarak bilen Pol Teyze iradesinin tm gcyle vurdu. Dokunduklar zihin irkilerek geri ekilmeye alt, ama artk ok geti. Garion teki zihnin itiini, dayanlmaz bir ekilde genilediini hissetti. Sonra aniden patlad bu zihin, sayklayan bir deliliin eline dt; dehet stne dehet tarafndan ezilerek parampara oldu. Sonra ka balad; kara talar arasnda lk la, kr krne bir ka, korkun, nihai bir kurtulu amacyla yaplan bir ka. Talar yok oldu ve inanlmaz bir ykseklikten sonu gelmeyen bir d balad. Garion son anda zihnini glkle ekip kurtarabildi. "Sana uzakla demitim," diye bard Pol Teyze. "Olmad. Kurtulamadm." "Ne oldu?" diye sordu ipek aknlkla. "Bir Grolim kalkan at." "Bizi grd m?" "Bir an iin. Artk nemi yok. ld." "ldrdn m? Nasl?" "Kendini savunmay ihmal etti. Ben de dncesini izledim." "ldrd," dedi Garion, az nce olanlarn dehetiyle bouklam bir sesle. "ok

yksek bir yerden atlad. Atlamak istedi. Bana gelenlerden kurtulmasnn tek yolu buydu." Midesi bulanmaya balad. "ok grlt ettin Pol," dedi Belgarath skntl bir yzle. "Yllardr byle sakarlk yapmamtn." "Bir yolcum vard da." Garion'a buz gibi bir bakla bakt. "Kabahat benim deil," diye isyan etti Garion. "ok sk tutuyordun, kurtulamadm. Bizi birbirimize balamtn." "Bazen yapyorsun bunu Pol," dedi Belgarath. "iliki fazla ahsile-iyor ve hi ayrlmak istemiyorsun. Sevgiyle bir ilgisi var galiba." "Neden bahsettiklerini anladn m?" diye sordu Barak Ipek'e. "Tahmin etmek bile istemiyorum." Pol Teyze dnceli dnceli Garion'a bakarak, "Belki de benim kabahatim hakikaten," dedi sonunda. "Bir gn brakman gerekecek Pol," dedi Belgarath ciddi bir tavrla. "Belki - ama imdi deil." "Kalkan yeniden kursanz iyi olur," dedi ihtiyar. "Buralarda olduumuzu biliyorlar artk; dierleri de bizi aramaya balar." Pol Teyze ban sallayarak, "Kumlar dn Garion," dedi. Akama kadar at srdler.. Kl iyice azald ve giderek gr alanlar iyice ald. Etraflarndaki kaya ynlar ve kumlardan ykselen
CTHOL MURGOS 245

244
SHRBAZIN TUZAI

birka bazalt stun iyice grnr oldu. orak topraklan dzenli aralarla kesen kayalk srtlardan birine yaklatklarnda, Garion ilerideki pusun iinde karanlk ve ok yksek bir ekil semeye balad. "Karanla kadar burada saklanabiliriz," dedi Belgarath srtn arkasnda atndan inerken. "Geldik mi?" diye sordu Durnik. "Bu Rak Cthol ite," dedi ihtiyar korkun glgeyi gstererek. Barak gzlerini ksarak glgeye bakt. "Ben bunu da sanmtm." "Da zaten. Rak Cthol da tepesinde." "Yani Prolgu gibi mi?" "Meknlar benziyor. Ama burada sihirbaz Ctuchik yayor. Bu da Prolgu'dan ok farkl." "Ben Ctuchik'in byc olduunu sanyordum," dedi Garion. "Neden ona hep sihirbaz diyorsun." "Bu bir aalama szdr," diye cevap verdi Belgarath. "Bizim aramzda 'sihirbaz' kelimesi ar bir hakaret kabul edilir." Atlarn srtn altndaki iri kayalarn arasna balayp on-on be metre kadar yukan trmandlar ve gizlenip geceyi geirmeye hazrlandlar. Kl azaldka sisin arasndaki tepe belirginlemeye balad. Bir dadan ziyade, orak topraklarn arasndan frlam kayalk bir kuleydi bu. Paralanm kayalarla evrili tabannn evresi be mil kadard. Yamalan ise dimdikti ve gece kadar siyaht. "Ykseklii ne kadar?" diye sordu Mandorallen; sesi farknda olmadan fslt gibi kmt. "Bir milden biraz daha fazla," dedi Belgarath. Dimdik bir patika zeminden karak kara kulenin en stndeki yz metrelik blmn evresini dolayordu. "Bunu ina etmek epey zaman almtr," dedi Barak. "Bir yl kadar," dedi Belgarath. "Bunu yaparken Murgolar, Nyis-sallarn ellerine geirebildikleri btn kleleri satn aldlar." "Berbat bir i," dedi Mandorallen. "Berbat bir yer," diye onaylad Belgarath. Serin rzgr son pusu da dattnda, kulenin tepesindeki ehrin biimi de ortaya kt. Duvarlar, tepenin kendisi kadar karayd. Duvarlardan yer yer gzc kuleleri

frlamt. Duvarlarn iinde ise, kararmakta olan gkyzne mzrak gibi saplanan karanlk, yksek kuleler vard. Grolimlerin kara ehrinin dehet uyandran, habis bir havas vard. Bir tepeye tnemi, evresindeki kum, kaya ve kkrt kokan bataklklarla dolu orak topraklar seyrediyordu sanki. orak dzln batsnda, bulut ve kller arasnda batmakta olan gne, tepelerindeki korkun kaleyi kzl bir a bomutu. Rak Cthol'un duvarlan kanyordu sanki. Dnyann ilk gnlerinden beri kurban talannda Torak iin dklen kanlar bir araya gelmi, stlerindeki korkun ehri kzla boyamt sanki; yle ki, dnyann btn okyanuslan bile onu ykamaya yetmeyecekti.
CTHOL MURGOS

247

YRM BENC BLM

ON IIK KIRINTISI DA gkyznden silindiinde, ihtiyat elden brakmadan bayr aa inip, klle kapl kumluk alan getiler ve tepelerinde dikilen kayadan kuleye yaklatlar. Kulenin dibindeki paralanm kayalarla dolu alana varnca atlarndan indiler. Durnik'i atlarn yannda brakp molozlar arasndan dimdik yamac trmanarak, gkyzn kaplayan dev bazalt kayaya vardlar. Birka dakika ncesine kadar gzlerini kapayarak rperip duran Relg, hevesle yrmeye balamt imdi. Kayaya varnca durdu ve elleriyle alnn kayann yzeyine dayad. "Eee?" dedi Belgarath birka dakika sonra, sesinde korkun bir endie ifadesiyle. "Hakl mymm? Maara var m?" "Boluklar var," diye cevap verdi Relg. "ok derindeler." "Ulaabilir misin?" "Bir anlam olmaz. Bir yere kmyor bunlar. Sadece kapal boluklar." "imdi ne olacak?" dedi pek. "Bilmiyorum," dedi Belgarath mthi bir hayal knklyla. "Biraz daha ileriye bir bakalm," dedi Relg. "Baz yanklar duyuyorum. Belki o ynde bir ey vardr." "urada bir eyi akla kavuturmak istiyorum," dedi pek yerinden kprdamadan. "Bir daha kayalarn iinden gemeyeceim. Eer byle bir ey olacaksa, kalp burada beklerim." "Bir yolunu buluruz," dedi Barak. pek inatla ban sallayarak, "Kayadan gemek yok," diye diretti.

Relg ellerini bazalt yzeye hafife dedirerek kaya yzeyi boyunca ilerliyordu bile. "Gleniyor," dedi. "Byk bir maara; yukar doru gidiyor." Peinde dikkatle onu izleyen dierleri, yz metre kadar daha ilerledi. "Tam buradan," dedi kayaya eliyle vurarak. "Aradmz bu olabilir. Bekleyin." Ellerini kayaya dayayp yavaa iine girmeye balad. "Buna dayanamyorum," dedi pek telala ban evirerek. "Bitince bana haber verin." Relg mthi bir kararllkla kayann iine szld, ^^tti mi?" diye sordu ipek. "Giriyor," dedi Barak ciddi ciddi. "Sadece yans darda kald." "Barak, ltfen anlatma." "O kadar da kt myd canm?" diye sordu dev adam. "Bilemezsin. Hi bilemezsin." Fare suratl Drasniyal tir tir titriyordu. Buz gibi karanlkta yarm saat kadar beklediler. Yukarlarnda bir yerlerden bir lk duyuldu. "Bu lk de nedir?" diye sordu Mandorallen. "Grolimler alyor," dedi Belgarath karanlk bir suratla. "Yaralanma mevsimindeyiz; Tan Torak'n yzn ve elini yakt zaman. Yln bu zamannda bir sr kurban verilir - ounlukla da kleler. Torak kann Angarak kan olmasnda srar etmez, insan kan olsun yeter onun iin." Uzaktan ayak sesleri duyuldu, biraz sonra Relg yanlarna gelmiti. "Buldum," dedi. "Maarann az yanm mil kadar ileride. Yan yarya kapanm." " Yukar kadar kyor mu?" diye sordu Belgarath. Relg omuzlarn silkerek, "Yukar kyor," dedi. "Nereye kadar bilemem. renmenin tek yolu girip bakmak. Ama ok yaygn bir maara zinciri olduu belli." "Baka seeneimiz var m baba?" dedi Pol Teyze. 11 Yok galiba." pek, "Gidip Durnik'i araym," diyerek karanlkta kayboldu. Dierleri Relg'i izleyerek paralanm kaya ynnn hemen zerinde, dan yzeyinde kk bir oyua vardlar. "Hayvanlar da ieri sokacaksak buray biraz temizlememiz lazm," dedi Relg. Barak eilip yerden iri bir kaya paras ald. Sendeleyerek bir-iki adm atp bir yana frlat. Kaya tangr tungur yuvarland. "t!" dedi Belgarath. "Pardon," diye mrldand Barak. Talar ounlukla pek iri deildi, ama saylan fazlayd, pek ve Durnik de yanlanna gelince, hep beraber maarann azn temizle249 248
CTHOL MURGOS SHRBAZIN TUZAI

meye koyuldular. Atlarn da sabilecei bir aklk oluturmak bir saatlerini ald. "Keke Hettar burada olsayd," diye sylendi Barak iri bir yk atn iterek ieri sokmaya alrken. "Konu onunla Barak," dedi pek. "Konuuyorum ya!" "Bir de kfretmeden dene." "Biraz trmanmamz gerekecek," dedi Relg, son at da ieri sokup maarann mutlak karanlnda durduklarnda. "Anlayabildiim kadaryla maaralar dikey olarak ilerliyor, o yzden bir kademeden tekine trmanarak geebileceiz." Mandorallen bir duvara yaslannca zrh angrdad. "Byle olmayacak," dedi Belgarath. "Zaten zrhla trmanamazsn. Zrhn burada atlarla brak Mandorallen." valye iini ekerek zrhn karmaya koyuldu.

Relg zrhnn iinden kard iki kesedeki tozlan tahta bir anakta kartrnca, hafif bir k parlamaya balad. "Fena deil," dedi Barak, "ama meale daha parlak olmaz myd." "ok daha parlak olurdu," dedi Relg, "ama o zaman da ben gremezdim. Bu k nereye gittiinizi grmeniz iin yeterli." "Haydi gidelim," dedi Belgarath. Relg ldayan ana Barak'a uzatt ve ne geip onlar karanlk bir koridora soktu. Birka yz metre sonra, karanlkta dimdik ykselen bir kaya ynna geldiler. Relg, "Bir bakaym," diyerek kayalara trmanp karanlkta kayboldu. Birka saniye sonra hafif, garip patlama sesleri duydular ve stlerine kk ta paralan yamaya balad. "Gelebilirsiniz," dedi Relg'in sesi yukandan. Kaya ynna trmandlar ve dimdik bir duvarla karlatlar. "Sada," dedi Relg stlerinden. "Kayada delikler var, onlara tutunarak trmann." Gerekten de kaya yzeyinde on be santim derinliinde yuvarlak delikler vard. "Nasl yaptn bunlar?" diye sordu Durnik deliklerden birini inceleyerek. "Aklamas zor," dedi Relg. "Burada bir kaya knts var. Baka bir tnele alyor." Birer birer kayaya trmanp Relg'in yanna vardlar. Dedii gibi, kaya knts dik bir meyille yukan kan bir tnele alyordu. Tepenin merkezine doru giden bu tneli izlediler, bu arada da sada solda birka tnel azn getiler. "Bunlarn nereye ktna baksak iyi olmaz m?" diye sordu Barak nc ya da drdnc tnel aznda. "Hibir yere kmyorlar," dedi Relg. "Nereden biliyorsun?" "Bir ^ere alan tnelin hissi farkl olur. imdi getiimiz tnel otuz metre sonra bitiyor." Barak kukucu bir tavrla homurdand. Baka bir dik duvara vardlar. Relg ban kaldnp karanlkta kaybolan duvara bakt. "Ykseklii ne kadar?" diye sordu Durnik. "On metre kadar. Trmanmamz iin delikler aacam." Relg diz kp yavaa elini kayaya daldrd. Sonra kolunu gererek hafife evirdi. Kk bir patlama sesi duyuldu, sonra Relg'in eliyle birlikte ta paralar dkld. Delikteki kalntlan da temizleyerek ayaa kalkt ve ilkinden yanm metre kadar yukanda bir delik daha amaya balad. "Zekice," dedi ipek hayranlkla. "Eski bir numaradr," dedi Relg. Relg'in peinden kayaya trmanp, tepedeki darack bir atlaktan ieri girdiler. Barak oflaya puflaya, skarak atlaktan getiinde, derisinin bir ksmn da geride brakmt. "Ne kadar yol geldik?" diye sordu tpek. Sesi biraz heyecanlyd ve gergin bir ekilde drt bir yandan onu sktran kayalara bakyordu. "Tepenin zemininden iki yz elli- yz metre kadar yukanda-yz," diye cevap verdi Relg. "imdi u tarafa gidiyoruz." Eimli bir tneli iaret etti. "Geldiimiz yne dnm olmayacak myz?" diye sordu Durnik. "Bu maara zikzak yapyor," dedi Relg. "Yukan kan tnelleri izlememiz lazm." "Tepeye kadar kyor mu?" "Yukanda bir yerlere alyor. u anda ancak bu kadarm anlayabiliyorum." "Bu da ne?" dedi pek heyecanla. Karanlk tnellerin birinden bir ark sesi geliyordu. ok hznl bir arkyd bu, ama yanklar szlerin anlalmasn engelliyordu. Tek anlayabildikleri, arky syleyenin bir kadn olduuydu. Belgarath biraz dinledikten sonra bir hayret nidas koy verdi. "Ne oldu?" diye sordu Pol Teyze. "Marag!" dedi ihtiyar. "imknsz."
251 250 CTHOL MURGOS

SHRBAZIN TUZAI

"Bu arky biliyorum Pol. Bir Marag cenaze arks. arky syleyen kimse, lmek zere olmal." Dolambal tnellerdeki yanklar arky syleyen kiinin tam olarak nerede olduunu anlamay gletiriyordu, ama ilerledike ses giderek yaklat. "Burada," dedi pek sonunda, bir tnel aznda ban yere yaklatrp dinleyerek. ark birden kesildi. "Yaklamayn," diye haykrd grnmeyen kadn. "Bam var." "Biz dostuz," diye seslendi Durnik. Kadn alayla gld. "Benim dostum yok. Beni geri gtremeye-ceksiniz. Bam kalbime ulaacak kadar uzun." "Bizi Murgo sanyor," diye fsldad pek. Belgarath Garion'un o gne kadar hi duymad bir dilde konumaya balad. Kadn sanki yllardr sylemedii kelimeleri hatrlamaya alyormu gibi duraklaya duraklaya ona cevap verdi birka saniye sonra. "Numara olduunu sanyor," dedi ihtiyar alak sesle. "Ban kalbine dayam, o yzden dikkatli olmalyz." Tekrar karanlk tnele doru seslendi, kadn cevap verdi. Konutuklar, akc, mzikal bir dildi. "iimizden birinin yanna gelmesine izin vereceini sylyor," dedi Belgarath sonunda. "Bize hl gvenmiyor." "Ben giderim," dedi Pol Teyze. "Dikkatli ol Pol. Son anda ba kendisi yerine sana kar kullanmaya karar verebilir." "Ben hallederim baba." Pol Teyze Barak'tan alp koridorda ilerlemeye balad. Bir yandan da sakin bir sesle konuuyordu. Pol Teyze Marag kadnyla konuurken, dierleri de karanlkta durup tnelden gelen mrltlar dikkatle dinlediler. Sonunda Pol Teyze "Gelebilirsiniz," diye seslendi. Bunun zerine tnele girip sese doru ilerlediler. Kadn kk bir su birikintisinin yannda yatyordu. zerinde yalnzca paavralar vard ve ok pisti. Kapkara salar dm dm olmutu; yzndeki ifade ise mitsiz ve bitkindi. Geni elmack kemikleri, dolgun dudaklar ve kapkara kirpiklerle evrelenmi meneke rengi gzleri vard kadnn. zerindeki paavralar beyaz teninin byk bir ksmn akta brakyordu. Relg dehetle iini ekip hemen arkasn dnd. "Ad Taiba," dedi Pol Teyze alak sesle. "Birka gn nce Rak Cthol'un altndaki kle allarndan kam." Belgarath bitkin kadnn yannda diz kerek, "Maragsn, deil mi?" diye sordu. "Annem yle derdi," diye onaylad kadn. "Eski lisan da bana o retti." Kara salar beyaz yzn bir yann rtyordu. "Kle allarnda baka Marag var m?" "Birka tane var galiba, ama emin deilim. teki klelerin ounun dili kesilmitir." "Yemek yemesi lazm," dedi Pol Teyze. "Kimsenin aklna yiyecek almak geldi mi?" Durnik kemerindeki torbay zerek ona uzatt. "Biraz peynirle kurutulmu et var." Pol teyze torbay at. "Senin halkndan insanlarn buraya nasl geldiini biliyor musun?" diye sordu Belgarath. "iyi dn, nk ok nemli olabilir." Taiba omuzlarn silkti. "Biz hep buradaydk." Sonra Pol Teyzenin uzatt yiyecekleri kaparak itahla yemeye koyuldu. "Acele etme," dedi Pol Teyze. "Maraglann nasl olup da Murgo kle allarna getirildii hakknda hibir ey duymadn m?" diye steledi Belgarath. "Annem bizim binlerce yl nce ak gkyznn altnda aalar arasnda yaadmz sylerdi. O zamanlar kle deilmiiz. Ama ona pek inanmadm. Herkes ocuklarna byle masallar anlatr." "Tolnedrallann Maragor istilas zamanlarna ait hikyeler vardr Belgarath," dedi pek. "Baz lejyon komutanlarnn tutsaklarn ldrmek yerine Nyissal klecilere sattklarna dair dedikodular dolar durur. Tam Tolnedrallara yakr bir ey."

"ihtimal dahilinde tabii," dedi Belgarath kalarn atarak. "Burada durmak zorunda myz?" dedi Relg sert bir sesle. Srt hl kadna dnkt ve duruundan fkeli olduu anlalyordu. "Bana niye kzd?" diye sordu Taiba; yorgun sesi dudaklarndan zor dklen bir fslt gibiydi. "plakln rt kadn," dedi Relg. "Namuslu insanlarn gzlerini rahatsz etme." "Ha, mesele bu mu?" Taiba bouk, grtlaktan gelen bir sesle gld. "Bundan baka elbisem yok." Dolgun vcuduna bir gz att. "Ayrca vcudum ne sakat, ne de irkin. Niye saklayaym ki?"
252
SHRBAZIN TUZAI

CTHOL MURGOS 253

"Ahlaksz kadn!" dedi Relg. "O kadar rahatsz oluyorsan bakma," dedi kadn. "Relg'in baz dinsel sorunlar varda," dedi pek alayla. "Bana dinden bahsetmeyin," dedi Taiba rpererek. "Grdnz m," diye homurdand Relg. "Bu kadnda ahlak namna bir ey yok." "Pek yle deil," diye araya girdi Belgarath. "Rak Cthol'da din kelimesi kurban ta ve bak anlamna gelir." "Garion," dedi Pol Teyze. "Pelerinini bana ver." Garion kaln yn pelerinini zerek ona uzatt. Pol Teyze pelerini bitkin kle kadnn vcuduna sararken bir an duralayp dikkatle bakt, sonra "ocuklarn nerede?" diye sordu. "Murgolar ald," dedi Taiba lgn bir sesle, "ki kz bebeim vard - ok gzeldiler. Ama yoklar artk." Garion birden atlp, "Onlar kurtarrz," deyiverdi. Taiba ac ac glerek, "Sanmam," dedi. "Murgolar onlar Grolim-lere verdi, Grolimler de Torak'a kurban etti. Ba kullanan Ctuc-hik'in ta kendisiydi." Garion'un kan dondu sanki. "Bu pelerin scak," dedi Taiba mteekkir bir tavrla elini pelerinin kumanda gezdirerek. "O kadar uzun zamandr yordum ki." Memnun memnun iini ekti. Belgarath ve Pol Teyze Taiba'nn zerinden birbirlerine bakyorlard. "Bir eyleri doru yapyor olmalym," dedi ihtiyar bilmece gibi. "Bunca yl aradktan sonra tesadfen bulu vermek..." "Onun bu olduundan emin misin baba?" "Mutlaka. Her ey uyuyor, en kk ayrntsna kadar." Derin bir nefes alp, "Of," dedi. "Tam bir yldr bununla urayordu." Kendinden pek memnun bir hali vard. "Kle allarndan nasl katn Taiba?" diye sordu yumuak bir sesle. "Bir Murgo kapm kilitlemeyi ihmal etti," dedi kadn uykulu bir sesle. "Katktan sonra bir de bak buldum. Ctuchik'i bulup ldrecektim, ama kayboldum. Buralarda o kadar ok maara var ki. Keke lmeden nce onu ldrebilseydim. Ama artk pek mmkn deil gibi grnyor." tini ekti. "Uyuyacam galiba. ok yorgunum." "Burada bekleyebilir misin?" dedi Pol Teyze. "Gitmemiz lazm, ama dneceiz. Bir eye ihtiyacn var m?" "Ik olabilir," dedi Taiba. "Hayatm boyunca karanlkta yaadm, bari lmm aydnlkta olsun." "Relg," dedi Pol Teyze. "Ona k yap." "Bize gerekebilir," dedi Relg. Sesi hl fkeli gibiydi. "Onun daha ok ihtiyac var." "Dediini yap Relg," dedi Belgarath yobaza sert bir sesle. Relg'in yznde sert bir ifade belirdi, ama gene de iki kesesindeki tozlan yass bir tan stnde kartrp stne biraz su damlatt. Macun gibi karm panldamaya balad. "Teekkr ederim," dedi Taiba.

Relg ne cevap verdi, ne de kadnn yzne bakt. Taiba'y kk su birikintisinin banda yla brakp tnele geri dndler. Kadn yeniden ark sylemeye balad, ama bu kez sesi da-ha yumuakt ve neredeyse uyuyacak gibiydi. Relg onlan karanlk koridorlardan geiriyordu; sk sk yn deitiriyorlard ama yukar, hep yukan gidiyorlard. Srekli karanlkta zamann anlam olmamasna ramen saatlerin getiini fark ediyorlard. Tekrar dik kayalara trmandlar ve dev kaya stunun yukarlarna kan tnellerde dolandlar. Garion trmandka yn duygusunu kaybetti ve Relg'in bile nereye gittiinden emin olmadn dnmeye balad. Bir keyi dnp yeni bir tnele girdiklerinde, hafif bir rzgr yzlerini yalad. Rzgr yannda berbat bir de koku getirmiti. "Bu pis koku da nedir?" dedi pek sivri burnunu krtrarak. "Kle allan herhalde," dedi Belgarath. "Murgolar temizlikten pek anlamaz." "Allar Rak Cthol'un altnda deil mi?" diye sordu Barak. Belgarath ban sallad. "Oradan ehre geiliyor mu?" "Hatrladm kadanyla evet." "Eline salk Relg," dedi Barak Ulgonun omuzuna vurarak. "Dokunma bana," dedi Relg. "Kusura bakma Relg." "Kle allannda nbeti vardr," dedi Belgarath. "Artk ok sessiz olmalyz." Tnelde ayaklannn ucuna basarak dikkatle ilerlediler. Garion doal maarann nerede bitip insan yaps koridorlarn nerede baladndan emin olamad. Sonunda yan ak demir bir kapnn yanndan getiler, "ieride kimse var mdr?" diye fsldad tpek'e. Ufak tefek adam haneri elinde aralk kapdan ieri kafasn uzatp
CTHOL MURGOS 254 255 SHRBAZIN TUZAI

bakt. "Kemikten baka bir ey yok," dedi sonra karanlk bir yzle. Belgarath durmalarn iaret etti. "Bu alt katlar muhtemelen terk edilmi," dedi ok alak sesle. "Yol yapm da bittikten sonra Murgo-lann binlerce kleye ihtiyac kalmamt. Yukar doru yola devam edeceiz, ama ses karmayn ve gzlerinizi an." Koridorun yumuak eiminde sessizce ilerlediler; yollarnn stnde daha baka pasl demir kaplar da vard ve hepsi aralk duruyordu. Yokuun banda, koridor sert bir U dn yapyor ve gene yukar kmaya devam ediyordu. Duvarda Garion'un tanmad bir yazyla yazlm szler vard. Fsldayarak, "Dede," diye yazy iaret etti. Belgarath yazya bakp homurdand. "Dokuzuncu kat. Hl ehrin ok altndayz." "Ne zaman Murgolara rastlamaya balarz?" diye sordu Barak, eli klcnn kabzasnda etrafa baknarak. Belgarath omuzlarn silkti. "Bilemem. Ama bence en st iki- katta insan yayordur sadece." ikinci bir U dnne gelene kadar yrdler. Burada da duvarda o yabanc alfabeyle yazlm yazlar vard. "Sekizinci kat," diye tercme etti Belgarath. "Devam edelim. Birbiri ardndan katlan kmaya devam ettike, kle allarnn kokusu iddetlendi. Tam drdnc kata kan keyi dnyorlard ki, Durnik "ileride k var," diye uyard. "Burada bekleyin," diye fsldad ipek, sonra hanerini yere yakn tutarak, keden szlp kayboldu Ik zayft ve salanyordu; stelik zaman getike yaklayor gibiydi de. "Mealeli biri bu," diye mrldand Barak.

Meale birden titreyerek etrafa salnan glgeler sat, sonra sabitleti; bu defa sallanmyordu, ipek ban silerek geri dnd. "Murgo," dedi dierlerine. Bir ey aryordu herhalde, nk ilerideki hcreler bo." "Ne yaptn ona?" diye sordu Barak. "Hcrelerden birine attm cesedini. Eer aramaya kmazlarsa, kazayla bulunmas mmkn deil." Relg dikkatle gzlerini rtyordu. "Bu kadarck k bile rahatsz ediyor mu?" diye sordu Durnik. "Rengi rahatsz ediyor," dedi Relg. Keyi dnp drtnc kata vardlar ve tekrar yoku kmaya baladlar. Koridorun yz metre kadar ilerisinde duvardaki bir atlaa sokulmu, dzgn bir ekilde yanan mealeye yaklatklarnda eri br, pislik iindeki zeminde taze kan izini de grdler. Belgarath hcrenin kapsnda durup sakaln kamaya balayarak, "stnde ne vard?" diye sordu Ipek'e. "O kukuletal cppelerden," dedi ipek. "Niye sordun?" "Git al o cppeyi." ipek ona bir an bakt, sonra bayla onaylayarak hcreye dald ve elinde kara bir Murgo cppesiyle geri dnd. Cppeyi ihtiyara verdi. Belgarath cppeye bir gz att, sonra eletirel bir tavrla arkasndaki uzun kesii inceleyerek, "Bundan sonrakileri bu kadar yutmamaya al," dedi Ipek'e. ipek srtarak, "Pardon," dedi. "Galiba biraz fazla aceleci davrandm. Bundan sonra daha dikkatli olurum." Barak'a bakarak, "Bana katlmak ister misin?" diye sordu. "Tabii. Geliyor musun Mandorallen?" valye ciddi bir yzle ban sallayarak klcn gevetti. "yleyse biz burada bekleyelim," dedi Belgarath. "Dikkatli olun, ama ii de ok uzatmayn." adam gizlenerek nc kata giden koridorda ilerlediler. Onlar gittikten sonra Pol Teyze, "Saat katr dersin baba?" diye sordu. "Gece yansn birka saat geiyordun" "afaktan nce yeteri kadar zamanmz olacak m?" "Acele edersek." "Acaba gndz burada geirip yarn gece mi ie balasak?" Belgarath kalarn atarak, "Olmaz Pol," dedi. "Ctuchik bir eyler eviriyor. Geldiimin farknda, son bir haftadr hissediyorum bunu; ama daha harekete gemedi. Ona daha fazla zaman tanmayalm artk." "Sana kar koyacaktr baba." "Zaten vakti gelmi de gemiti bile," dedi byc. "Ctuchik'le ben binyllardr henz zaman uygun deil diye birbirimizden saknp duruyorduk. Sonunda zaman geldi ite." Kasvetli bir yzle karanla doru bakt. "Dv baladnda karmaman istiyorum Pol." Pol, ihtiyann ask yzne uzun uzun bakt, sonra ban sallad. "Nasl istersen baba."
CTHOL MURGOS

257

YRM ALTINCI BLM

URGO CBBESl kaba, siyah bir kumatan yaplmt ve stnde, tam Garion'un kalbinin hizasnda, kumaa rlm tuhaf bir amblem vard. Is ve daha da beter bir ey kokuyordu. Sol koltukaltnn hemen altnda kk bir yrtk vard; yrtn evresi slak ve yap yapt. Bu slaklk Garion' un irkilmesine neden oldu. Yzlerini Murgo cppelerinin kocaman kukuletalanyla rtm, kle allarnn son katndaki tnellerden hzla yukan doru ilerliyorlard. Tneller isli mealelerle aydnlatlmt, ama hi muhafza rastlamadlar. Kilitli, pasl demir kaplarn ardndaki kleler ise onlar geerken hi ses karmadlar. Garion kaplarn ardndaki mthi korkuyu hissedebiliyordu. "ehre nasl kacaz?" diye fsldad Durnik. "En st tnelin ucunda bir merdiven var," diye cevap verdi tpek alak sesle. "Muhafz var m?" "Artk yok." Merdivenin tepesinde srgl, zincirli ve kilitli bir demir kap vard. Ancak pek eilip izmesinden ince uzun bir metal alet kararak kilitle biraz oynad ve "klik" sesi duyulunca keyifle homurdand. "Bir gz ataym," diye fsldayarak dar szld. Garion kapnn arkasnda yldzlan ve onlarn nnde heyula gibi duran Rak Cthol binalarn grebiliyordu. mitsiz bir ac l ehirde yankland, hemen ardnda akla hayale smayacak byklkte demir bir gongun sesi duyuldu. Garion rperdi. Birka saniye sonra ipek tekrar kapdan ieri szlerek, "Kimse yok gibi grnyor," diye mrldand alak sesle. "Ne taraftan gidiyoruz?" Belgarath, "u taraftan," diye iaret etti. "Duvarn dibinden tapnaa gideceiz." "Tapnak m?" dedi Relg irkilerek. "Ctuchik'e ulamak iin oradan gememiz lazm," dedi ihtiyar. "Acele edelim; sabaha az kald." Rak Cthol baka ehirlere benzemiyordu. Dev binalar baka yerlerde olduu gibi birbirinden ayr deildi. Sanki Murgolann ve Gro-limlerin zel bir hayat, sahip olduklar zel eyler yokmu gibi, yaplar da Batdaki binalarda grlen bireysellikten yoksundu. Kelimenin tam anlamyla sokaklar bile yoktu, daha ziyade binalar birbirine balayan avlular ve aralarndan, zaman zaman da binalarn iinden geen koridorlar vard. Onlar sessizce karanlk avlulardan ve glgeli koridorlardan geerken, ehir terk edilmi gibiydi; gene de etraflarndaki heyula gibi, sessiz, kara duvarlar, tehditkr bir havayla onlar gzlyordu sanki. Hi beklenmedik yerlerde tuhaf grnl cumbalar duvarlardan frlayp avlularn zerine eiliyordu; dar pencereler onlara itham edermi gibi bakyor, kemerli kap azlarnda glgeler dolanyordu. Rak Cthol'un zerinde insann ruhuna bask yapan kadim bir ktlk havas vard; Garion ve arkadalar Grolim kalesinin karanlk labirentinde ilerlerken, talarn kendilerinden bile ktlk fknyordu sanki. "Nereye gittiini bildiinden emin misin?" diye fsldad Barak tedirgin bir halde. "Buraya daha nce de geldim," dedi ihtiyar alak sesle. "Zaman zaman gelip Ctuchik'in ne yaptna bakarm. Bu merdivenlerden kacaz. ehir surlarnn stne kar bu yol." Merdiven dar ve dikti; iki yannda dev duvarlar, stnde ise kubbeli bir tavan vard. Ta

basamaklar yzyllardr kullanla kullanla anmt. Sessizce ktlar. Yeni bir lk ehirde yankland ve dev demir gongun sesi duyuldu. Merdiven sona erdiinde, d surlarn tepesindeydiler. Buras bir anayol kadar geniti ve tm ehri evreliyordu. D kysndaki korkuluk, artk bir mil aalarnda kalm olan kayalk orak topraklara inen korkun uurumla aralarndaki tek engeldi. Binalarn arasndan ktklarnda buz gibi hava yzlerine arpt yeniden; kara zemin talar ve korkuluu oluturan kaba yontulmu kayalar, yldzlarn souk nda buz gibi parlyordu. Belgarath bir surun tepesindeki ak alana, bir de birka yz metre
CTHOL MURGOS 259 258
SHRBAZIN TUZAI

ilerideki glgeler iindeki binalara bakarak, "Dalsak iyi olur," diye fsldad. "Rak Cthol'da bir araya toplanm insanlar dikkat eker, ki-er ikier gideceiz. Yryn komaya ya da saklanmaya kalkmayn. Sanki burann yerlisiymisiniz gibi davrann. Haydi." Yannda Barak, surun tepesinden yrmeye balad. Kararl admlarla, ama acele etmeden yryorlard. Birka saniye sonra Pol Teyze va Mandorallen de pelerine takld. "Durnik," diye fsldad tpek. "Garion'la ben de gidiyoruz. Relg'le sen bir dakika bekleyip yryn." Murgo kukuletasnn altnda grnmez olan Relg'in yzne bir gz atarak, "yi misin?" diye sordu. "Gkyzne bakmadm srece iyiyim," diye cevap verdi Relg. Sesi sanki dilerini skyormu gibi kyordu. "Haydi gidelim Garion," diye mrldand tpek. Donmu talarda sakin sakin yrmek iin btn kontrol gcn kullanmak zorunda kald Garion. Yannda ufak tefek Drasniyalyla surun aktaki ksmn geerken, her glgeli binadan yzlerce gz onu seyrediyormu gibi geliyordu. Hava kprtsz ve buz gibiydi. Korkuluun talarnn bir ksm da ince bir buz tabakasyla kaplanmt. ilerilerde bir yerdeki tapnaktan bir lk daha ykseldi. Akln ucunda bir kulenin kesi, yolun geri kalan ksmn gzden gizliyordu. "Bir dakika bekle burada," diye fsldad pek, kulenin glgesine sndklarnda. Sonra keyi dnerek gzden kayboldu. Garion buz gibi karanlkta, kulaklarn en kk bir trty bile duymak iin aarak bekledi. Korkulua doru baktnda, yzlerce mekre aadaki orak topraklarn uzak bir yerinde bir atein yandn grd. Kk, kzl bir yldz gibi gz krpyordu ate. Ne kadar uzakta olduunu kestirmeye alt. Anszn, bann stnde hafif bir srtnme sesi duydu. Elini klcna atarak hzla dnd. Kulenin d duvarnda, bann birka metre stndeki bir kntdan glgeler iinde biri kedi gibi sessizce yere atlayp tam nne indi. Garion tandk bir eki ter kokusu duydu. "Grmeydi ok zaman oldu deil mi Garion?" diye sordu Brill pis bir glle. "Yaklama," dedi Garion, klcnn ucunu Barak'n rettii gibi aa doru tutarak. "Seni bir gn yalnz yakalayacam biliyordum," dedi Brill klca hi aldrmadan. Ellerini iki yana aarak hafifie eildi. a gznn beyaz yldz nda parlyordu. Garion klcn tehditkr bir ekilde sallayarak geri ekilmeye balad. Brill hafife yana srad; Garion da gayri ihtiyari klcyla onu izledi. Sonra, Garion'un takip edemedii bir hzla, Brill geri srayarak eliyle delikanlnn koluna bir darbe indirdi. Garion'un klc buz tutmu talar zerinde srayarak bir yana savruldu. Garion aresiz bir halde hanerine uzand. Ama o anda, kulenin kenarndaki karanln iinden yeni bir glge belirdi. Brill brne inen bir tekmeyle inleyerek sendeledi. Yere dtnde hemen talarn zerinde

yuvarlanarak ayaa frlad. Bacaklarn am, ellerini nnde hareket ettiriyordu. tpek Murgo cppesini yere atp ayayla uzaklatrd, sonra o da ellerini aarak hafife eildi. "Senin de civarda olduunu tahmin etmeliydim Kheldar," diye srtt Brill. "Ben de senin burada olduunu tahmin etmeliydim Kordoch," dedi tpek. "Hi eksik olmuyorsun." Brill eliyle tpek'in yzne bir darbe indirmeye kalkt, ama ufak tefek adam bunu kolaylkla savuturdu. "Nasl oluyor da her defasnda nmze gemeyi baaryorsun?" diye sordu tpek muhabbet edercesine. "Bu huyun Belgarath'n cann skmaya balad." Brill'in brne bir tekme sallad, ama a adam evik bir hamleyle geri srad. Sonra glerek, "Siz atlara ok yufka yrekli davranyorsunuz da ondan," diye cevap verdi. "Sizi yakalamak iin ok at atlattm. Esas sen o kuyudan nasl kurtuldun?" Baya meraklanm gibiydi. "Taur Urgas ertesi sabah ldracakt neredeyse." "Vah vah." "Muhafzlarn diri diri derilerini yzdrtt." "Deriiz bir Murgo ne tuhaf grnyordur kimbilir." Brill anszn ellerini uzaratak ileri atld, ama tpek yana kaarak elini Brill'in srtnn ortasna indirdi. Brill homurdanarak yuvarland ve tpek'ten uzaklat. "Dedikleri kadar iyisin galiba," dedi kin dolu bir sesle. "Dene de gr Kordoch," diye meydan okudu pek pis bir srtla. Elerini srekil hareket ettirerek kule duvarnda uzaklat. Garion yrei aznda iki adamn birbirlerinin evresinde dnlerini izliyordu. Brill bu kez iki ayayla birden tekme atarak ileri frlad, ama tpek yere yatarak onun altndan geti, tkisi de tekrar ayaa kalktlar. pek daha ayaa kalkarken sol eliyle Brill'in kafasna bir darbe indirdi.
CTHOL MURGOS 261 260
SHRBAZIN TUZAI

Brill darbeden sarslarak geriledi, ama bu arada da Ipek'in dizine bir tekme indirmeyi baard. "Tekniin savunma arlkl Khelder," dedi, ban sallayp kendine gelmeye alrken. "Bu bir zaaf." "Sadece slup fark Kordoch," diye cevap verdi ipek. Brill baparman Ipek'in gzne doru sallad, ama ipek bu darbeyi eliyle bloke ederek hasmnn karnna bir yumruk indirdi. Brill yere derken bacaklarn makaslayarak Ipek'i de yere devirdi, ikisi de buz tukmu talarda yuvarlanarak ayaa frladlar. Birbirlerine elleriyle indirdikleri darbeleri Garion takip bile edemiyordu. Basit bir hatayd; o kadar basitti ki, Garion bunun bir hata olduundan bile emin olamad. Brill'in Ipek'in suratna sallad yumruk, olmas gerekenden biraz daha iddetliydi, bu yzden de gitmesi gereken yerden bir santim daha ileri gitti, ipek ani bir hareketle hasmnn bileini yakalad ve korkulua doru geri yuvarland, ikisi birden derlerken, bacaklarn karnna toplad. Dengesini kaybeden Brill tam onun zerine dyordu ki, Ipek'in bacaklar yay gibi alarak a adam mthi bir darbeyle zerinden artt. Brill boulur gibi bir lk atarak korkuluun talarndan birine tutunmaya alt, ama hem ok hzlyd hem de ok yksee frlamt. Korkuluun stnden ap aadaki karanla doru dmeye balad. l giderek zayflad ve Torak Tapna'ndan gelen baka bir ln altnda kayboldu. ipek ayaa kalkp korkuluktan aa bir gz att, sonra kule duvarnn dibine sinmi titremekte olan Garion'un yanna geldi. "ipek!" diye haykrd Garion ufak tefek adamn kolunu yakalayarak. "Ne oldu?" diye sordu Belgarath hzla yanlarna yaklaarak. "Brill," dedi ipek kaytsz bir tavrla Murgo cppesini giyerken. "Gene mi?" dedi Belgarath bkm usanm bir halde. "imdi yapt?" "Son grdmde umaya alyordu," dedi ipek.

ihtiyar akn akn ona bakakald. "Pek beceremiyordu ama," diye ekledi ipek. Belgarath omuzlarn silkti. "Belki zamanla renir." "O kadar fazla vakti yok sanki," dedi ipek korkuluktan aa bakarak. Aadan, ok aalardan zayf, yumuak bir "plof' sesi geldi, birka saniye sonra ayn ses tekrarland. "Zplamak umaktan saylyor mu?" dye sordu ipek. Belgarath yzn buruturarak, "Pek saylmaz," dedi. "O zaman vaktinde renemedi demektir," dedi ipek havai bir tavrla. Sonra keyifli bir glmsemeyle etrafna baknarak, "Ne gzel bir gece," dedi kendi kendine. "Haydi yola devam edelim," dedi Belgarath dou ufkuna tedirgin bir ifadeyle bakarak. "Her an hava aydnlanmaya balayabilir." Birka yz metre ileride, tapnan yksek duvarnn glgesinde dierlerine katldlar ve Relg'le Durnik'i beklemeye baladlar. "Nerede kaldnz?" diye fsldad Barak beklerlerken. "Eski bir dostumuza rastladm," dedi ipek alak sesle. Srtt, glgeler arasnda beliren beyaz dilerinden belli oluyordu. "Brill," dedi Garion fsltyla dierlerine. "Ipek'le dvtler, ipek onu aa frlatt." Mandorallen donmu korkulua bakarak, "Epeyce uzun bir yol," dedi. "Yaa," diye ona katld ipek. Barak ses karmadan glerek koca eliyle Ipek'in omuzunu okad. Tam o srada Relg ve Durnik de duvar boyunca gelerek glgeler arasnda dierlerine katldlar. "Tapnaktan gememiz lazm," dedi Belgarath alak sesle. Kukuletalarnzla yznz iyice saklayn ve sakn banz kaldrmayn. Tek sra yryn ve dua ediyormu gibi kendi kendinize mrldann. Eer biri bir ey syleyecek olursa, konumay bana brakn. Ha, bir de, gong her aldnda kurban tana dnp eileceksiniz." Sonra baa geerek, pasl demir eritlerle salamlatrlm kaln, tahta bir kapya doru yrd. Herkesin sraya girmi olduundan emin olmak iin son bir kez arkaya bakt, sonra srgsn ekerek kapy at. Tapnak isli, krmz bir kla aydnlatlmt ve berbat bir ceset ve yank et kokusu vard ieride. Girdikleri kap tapnan kubbesinin arka tarafn boydan boya dolaan, kapal bir balkona alyordu. Balkonun ta korkuluu boyunca kaln stunlar sralanmt. Stunlarn arasnda Murgo cppelerinin yapld kaba, kaln kuman aynsndan perdeler vard. Balkonun arkasnda ise ta duvar boyunca sral kaplar yer alyordu. Garion bu balkonun daha ziyade tapnan grevlilerinin kulland bir yer olduu sonucuna vard. Balkona kar kmaz, Belgarath ellerini gsnde kavuturup
263 262
SHRBAZIN TUZAI

ar bir tempoyla yrmeye ve yksek sesle, dua okur gibi mrldanmaya balad. Aadan dehet ve ac dolu, kulak trmalayan bir lk ykseldi. Garion elinde olmadan yan aralk perdeden aadaki kurban tana bir gz att. Hayat boyunca da bunu yapm olduuna piman oldu. Daire eklindeki tapnan duvarlan cilal kara tatan yaplmt ve kurban tann tam arkasnda elikten dvlm ve ayna gibi parlayana kadar cilalanm dev bir yz vard - Torak'n yz, Grolimlerin takt maskenin asl. ok gzel bir yz olduu phe gtrmezdi, ama ayn zamanda da mthi bir ktlk gizliydi bu gzellikte; insanlarn anlayamayaca kadar derin bir zalimlik. Tanrnn maskesinin karsnda, tapnak Murgolar ve Grolim rahipleriyle doluydu; hepsi diz km, en az bir dzine farkl lehede anlalmaz bir dua okuyorlard. Kurban ta, Torak'n parlak yznn tam altndaki bir ykseltideydi. Kanl kurban tann drt kesinde, birer demir stun zerinde drt ate yanyordu; hemen nnde, yerde, kare eklinde bir ukur vard. ukurdan iren alevler ve kara,

yal bir duman ykseliyordu kubbeye doru. Kara cppeli ve elik maskeli yarm dzine Grolim, kurban tann evresine toplanm, bir klenin plak vcudunu tutuyorlard. Kurban oktan lmt ve gs kesilmi bir domuz gs gibi almt. Torak'n suretinin karsnda ayakta duran Grolimin bir elinde uzun, kvrk bir bak, teki elinde ise kan damlayan bir insan kalbi vard. "Sana bu kurbanmz kabul et, ey Angaraklarn Ejderha Tanrs," diye haykrd rahip korkun bir sesle. Sonra kalbi, duman tten , atelerden birine att. Yanan kmrlerden duman ve buhar fkrd, sonra da mthi bir czrt ykseldi. Tapnak zeminin altnda bir yerden dev demir gongun sesi duyuldu; titreimleri havada uzun bir sre asl kald. Toplam olan Murgolar ve balarndaki Grolimler secde edip yzlerini yere yaptrdlar. Garion birinin kendisini drttn hissetti, pek, kanl kurban tana doru eilmiti. Aadaki dehetten midesi bulanarak Garion da beceriksizce eildi. Alt Grolim klenin cansz vcudunu umursamazca kaldrp ykseltinin nndeki ukura atverdiler. Vcut aadaki atee dnce, ykselen duman kvlcmlarla doldu birden. Garion'un iinden mthi bir fke ykseldi. Hi dnmeden iradesini toplamaya balad. Niyeti bu iren kurban tan ve tepesindeCTHOL MURGOS

ki zalim surat tekbir darbeyle parampara etmekti. "Belgarion!" dedi iindeki ses birdenbire. "Sakn karma. Henz vakti gelmedi." "Dayanamyorum!" diye isyan etti Garion sessizce. "Mutlaka bir ey yapmalym." "Yapamazsn. imdi yapamazsn. Btn ehri uyandracaksn. radeni gevet Garion." "Dediini yap Garion," dedi Pol Teyzenin sesi kafasnn iinde. Garion aresizce fkesini ve iradesini kontrol altna alrken, iindeki o sesle Pol Teyze arasnda sessiz bir selamlama oldu sanki. "Bu kfrn sonu yaklayor Belgarion," dedi ses. "Toprak bile ondan kurtulmak iin gcn topluyor imdi." Sonra ses yokoldu. "Ne yapyorsunuz burada?" diye sordu sert bir ses. Garion gzlerini aadaki iren sahneden ayrd. Maskeli ve cppeli bir Grolim Belgarath'n karsna dikilerek yollarn kesmiti. "Biz Torak'n hizmetkrlaryz," dedi ihtiyar mkemmel bir Murgo aksanyla. "Rak Cthol'daki herkes Torak'n hizmetkrdr," dedi Grolim. "Kurban trenine katlmamsnz. Neden?" "Biz Rak Hagga'dan gelen haclarz," dedi Belgarath. "Mthi ehrimize yeni vardk. Gelir gelmez Rak Hagga Barahibini grmemiz sylendi bize. Bu grevimiz yznden trene katlamyoruz." Grolim pheyle homurdand. "Acaba Ejderha Tann'nn saygdeer rahibi bize Barahibin odasnn yerini syleyebilir mi? Karanlk Tapna pek tanmyoruz." Aadan bir lk daha ykseldi ve demir gong ald. Grolim hemen dnerek kurban tana doru eildi. Belgarath kafasyla iaret edince hepsi dnerek selam verdiler. "Sondan bir nceki kapya gidin," dedi Grolim. Belli ki dindarlk gsterileri onu tatmin etmiti. "Oradan Barahiplerin blmne varrsnz." "Karanlk Tannnn rahibine sonsuz teekkrler," dedi Belgarath eilerek. Tek sra halinde, balar ne eik, dua ediyormu gibi mrldanarak ve ellerini gslerinde kavuturmu olarak elik maskeli Grolimin nnden getiler. "iren!" dedi Relg boulur gibi. "Gnah! Kfr!" "Ban kaldrma," diye fsldad ipek. "Her yanmz Grolim dolu."
264

SHRBAZIN TUZAI CTHOL MURGOS 265

"UL bana kuvvet versin; Rak Cthol yerle bir olana kadar huzur bulmayacam," diye yemin etti Relg. Belgarath balkonun sonlarnda oymal bir kapya gelince durdu ve kapy ihtiyatla at. "Grolim hl bizi izliyor mu?" diye fsldad pek'e. Ufak tefek Drasniyal gerilerde duran rahibe bir gz atarak, "Evet," dedi. "Bir dakika... Hah, gidiyor. Balkonda kimse kalmad." Byc at kapy yeniden kapatt ve balkondaki son kapya yrd. Kilidi yoklaynca kap hemen alverdi. Kalarn atarak, "Daha nce hep kilitli dururdu," diye sylendi. "Tuzak m acaba?" diye grledi Barak, elini Murgo cppesinin altndaki klcna atarak. "Olabilir, ama baka seeneimiz yok." Belgarath kapy ardna kadar at ve hepsi, tam kurban tandan yeni bir lk ykselirken, ieri girdiler. Gong tapnan duvarlarn sarsarken, kap arkalarndan kapand. Anm ta basamaklardan aa inmeye baladlar. Merdiven dard ve iyi aydnlatlmamt; srekli saa dnerek dimdik aa iniyordu. "Tam d duvarn iinden gidiyoruz, deil mi?" diye sordu ipek, solundaki kara talara dokunarak. Belgarath bayla onaylad. "Bu merdivenler Ctuchik'in zel yerine gider." indike indiler; bir noktada duvarlar yekpare kayaya dnt. "ehrin altnda m yayor?" diye sordu Durnik. "Evet," dedi Belgarath. Tepenin bir yanndan dar kan dev bir cumba yaptrd kendine." "Tuhaf bir fikir," dedi Durnik. "Ctuchik tuhaf adamdr zaten," dedi Pol Teyze ciddi bir suratla. Belgarath onlar durdurarak, "Merdivenler otuz metre kadar daha iniyor," diye fsldad. "Ctuchik'in evine giden kapnn nnde iki nbeti bekler. Plan ne olursa olsun, Ctuchik bile bunu deitiremez." "Byc m nbetiler?" diye sordu Barak alak sesle. "Hayr. Daha ziyade tren muhafzlar gibi. Sradan Grolimler." "Hemen saldralm yleyse." "Gerek yok. Sizi onlara iyice yaklatrabilirim. Ama abuk ve sessiz olun." ihtiyar, Murgo cppesinin iinden kara kurdeleyle bal bir parmen rulosu kard. Arkasnda Barak ve Mandorallen, tekrar inmeye balad. Dne dne inerken aydnlk bir alana vardlar. Ta basamaklarn dibi, mealelerle aydnlatlmt; burada kayaya oyulmu bir nevi avlu vard. Dz siyah bir kapnn nnde kollarm kavuturmu iki Grolim rahibi duruyordu. "Kutsallarn En Kutsalnn evine yaklaan kimdir?" diye sordu biri elini klcnn kabzasna gtrerek. "Bir haberci," dedi Belgarath kaslarak. "Efendimize Rak Goska Barahibinden bir mesaj getirdim." Parmeni havaya kaldrarak gsterdi. "Yakla, haberci." "Angarak'n Ejderha Tanrsnn Mridine selamlar olsun," diye haykrd Belgarath, arkasnda Barak ve Mandorallen'le son basamaklar da inerken. elik maskeli nbetilerin nnde durarak, "Bylece grevimi yerine getirmi oldum," dedi parmeni uzatrken. Nbetilerden biri parmeni almak iin elini uzatt, ama Barak'n koca eli bileini kavrayverdi. Dev adamn teki eli de nbetiyi grtlandan yakalad. Dier nbetinin eli hemen klcna gittiyse de, Mandorallen'in ine ulu, uzun ba aadan yukar doru karnna saplannca iki bklm oldu. valye mthi bir dikkatle ban sapn evirerek adamn vcudu iinde dolatrd.

Bak kalbi bulunca, nbeti titredi ve bouk bir iniltiyle olduu yerde kald. Barak'n dev omuzlarnn hafif bir hareketiyle bir atrt duyuldu ve Grolimin boynu dev adamn penesinin gcne dayanamayarak k-nlverdi. Nbetinin ayaklan bir sre daha yerde debelendi, sonra donup kald. Barak, "Kendimi iyi hissetmeye baladm bile," dedi cesedi yere atarken. "Mandorallen'le sen burada kaln," dedi Belgarath. "ieri girdikten sonra rahatsz edilmek istemiyorum." "Tamam, hallederiz," dedi Barak. "Bunlar ne yapacaz?" l nbetileri gsterdi. "Ortadan kaldr unlar Relg," dedi Belgarath Ulgoya. Relg iki cesedin arasna diz kp birer ellerini tuttuunda, ipek telala arkasn dnd. Cesetler onun basksyla ta zemine gmlrken, hafif bir srtnme sesi kyordu. "Bir aya darda braktn," dedi Barak rahat bir sesle. "unu sylemesen olmaz m?" diye yalvard ipek. Belgarath derin bir nefes alarak elini demir kap koluna uzatt. "Pekl," dedi alak sesle. "Haydi bakalm." Kapy at.
CTHOL MURGOS

267

YRM YEDNC BLM

ARA KAPININ ARDINDA imparatorluklarn hazineleri vard. Parlak san, saymakla bitmeyecek kadar altn, yerlere ylmt. Altn paralann arasna serpitirilmi yzkler, bilezikler, zincirler ve talar prl prl parlyordu. Angarak madenlerinin kan krmzs altn kleleri duvarlara dizilmiti. Orada burada, buz gibi parldayan, yumruk byklnde elmaslarla dolu ak sandklar vard. Odann ortasnda, zeri yakutlar, safirler ve yumurta byklnde zmrtlerle dolu kocaman bir masa vard. Pencereler-deki koyu krmz perdeleri, zerlerinde pembe, gl kurusu ve simsiyah incilerin dizili olduu sicimler tutuyordu. Belgarath avn kollayan bir hayvan gibi yryordu; gzleri her yerdeydi, yan ise hi gstermiyordu. Etrafndaki hazinelere hi aldrmadan, yumuak halda hzla ilerleyerek baka bir odaya geti. Bu oda tavana kadar ykselen raflara ylm, smsk sarl parmenlerle doluydu; kara tahta raflarda dizili duran kitaplarn deri srtlan, yryen bir ordu gibiydi sanki, ikinci odadaki masalar kimya deneylerinde kullanlan tuhaf biimli cam kaplarla, pirin ve demirden yaplm, tekerlekler, dililer, makaralar ve zincirlerden oluan aygtlarla doluydu.

nc bir odada, kara kadife rtlerle kapl dev bir altn taht duruyordu. Tahtn bir kolunda beyaz krk bir pelerin, oturacak yerinde ise bir asa ve altn bir ta vard. Cilal zeminde ise, Garion'un anlayabildii kadanyla, btn dnyann haritas, talarla denmiti. "Nasl bir yer buras?" diye fsldad Durnik huu iinde. "Ctuchik'in elenceleri," dedi Pol Teyze irenen bir ifadeyle. "Bir sr sapk zevki vardr ve hepsini birbirinden ayn tutar." "Burada deil," diye sylendi Belgarath. "Haydi yukan kalm." k odaya geri dnerek, kayann iine oyulmu kntnn yuvarlak duvarnn i yzeyi boyunca giden ta basamaklardan kmaya balad. st kattaki oda dehet doluydu. Ortasnda bir ikence masas vard; duvarlarda ise kamlar ve zincirler aslyd. Duvann yanndaki bir masada, parlayan elikten ikence aletleri dzenli sralar halinde dizilmiti: engeller, ine ulu mhlar ve testere azl, dileri arasnda hl kemik ve et paralan olan tuhaf aralar. Odada ar bir kan kokusu vard. "ipek ve sen gidin baba," dedi Pol Teyze. "teki odalarda Garion, Durnik ve Relg'in grmemesi gereken eyler var." Belgarath ban sallayarak, arkasnda ipek, bir kapdan geerek kayboldu. Az sonra dndklerinde Ipek'in yznde berbat bir ifade vard. "Tuhaf sapklklar var bu adamn," dedi rpererek. Belgarath kasvetli bir suratla, "Bir kat daha kacaz," dedi. "En st katta. Ben de yle olduunu dnyordum ama emin olmak istedim." Bir merdiven daha ktlar. Tepeye yaklatklarnda Garion ta ilerinde bir yerde prltl bir kprdayma hissetti; on eken sonsuz bir arkyd bu sanki. Avucun-daki leke ise yanyordu. En st katn ilk odasnda kara tatan bir kurban ta vard; arkasndaki duvarda ise Torak'n elik yz duruyordu. Sap kurumu kanla kapl parlayan bir bak vard tan stnde; kan lekeleri kayann dokusuna kadar sinmiti. Belgarath hzl kedi admlanyla ilerliyordu artk, yznde kararl bir ifade vard. Kurban tann arkasndaki kapdan ieri bir gz atarak ban sallad, sonra kar duvardaki kapal bir kapya yaklat. Parmaklann kapnn tahtasna dedirerek, "Burada," diye mnldand memnun bir tavrla. Aniden derin bir nefes alp snta-rak, "ok uzun bir sredir bu an bekliyordum," dedi. "Oyalanma baba," dedi Pol Teyze sabrsz bir tavrla. Gzleri elik gibiydi ve sandaki beyaz tutam buz gibi parlyordu. "ieri girdiimizde ie kanmaman istiyorum Pol," dedi ihtiyar. "Senin de Garion. Bu Ctuchik'le benim aramzda." "Tamam baba," diye cevap verdi Pol Teyze. Belgarath elini uzatarak kapy at. Kapnn ardndaki oda sade, hatta plakt. Ta zeminde hal yoktu; karanla bakan yuvarlak pencereler ise perdesizdi. Duvarlarda basit mumlar yanyordu ve odann ortasnda bo bir masa vard. Masada srt kapya dnk, kara cppesinin kukuletasn bana ekmi bir adam oturmu, nndeki demir kutuya bakyordu. Garion btn vcudunun kutunun iindeki eye

268 CTHOL MURGOS


SHRBAZIN TUZAI

269

karlk vererek, nabz gibi atmaya baladn hissetti. ark sesi btn benliini doldurdu. Masann nnde sarn, minik bir ocuk duruyordu. O da kutuya bakyordu.

zerinde lekeli bir keten elbise ve kk, kirli ayakkablar vard. Yzndeki ifade bombo gibiydi, ama insann iine ileyen bir masumiyeti vard, ri gzleri masmaviydi ve gven doluydu. Gari-on'un hayatnda grd en gzel ocuktu bu. "Nerede kaldn Belgarath?" diye sordu masadaki adam, arkasna bakma zahmetine bile katlanmadan. Sesi kfl gibiydi. nndeki de mir kutuyu kapad. "Merak etmeye balamtm." "Bir-iki sorun kt Ctuchik," dedi Belgarath. "Umarm ok bek-letmemiizdir." "Oyalanacak bir eyler buldum. Gelin, gelin hepiniz." Ctuchik dnp onlara bakt. Sa ve sakallar beyazd, ama sararmt ve ok uzundu. Yznde derin izgiler vard ve gzleri yuvalarnn iinde prl prld. Kadim ve ok derin bir ktlkle doluydu bu yz. Zalimlik ve kibir, insanlk namna ne varsa silip sprmt; mthi bir bencillik de, yaayan her eyi aalayan kesintisiz bir alayc srt yerletirmiti izgilerine. Gz Pol Teyzeye iliince, "Polgara," dedi alayc bir selamla. "Her zamanki gibi gzelsin. Sonunda Efendimin iradesine boyun emeye raz oldun mu?" Srt irenti. "Hayr Ctuchik," dedi Pol Teyze souk bir sesle. "Adaletin yerine geldiini grmeye geldim." "Adalet mi?" diye gld Ctuchik aalayarak. "yle bir ey yoktur Polgara. Gller istediklerini yapanlar, zayflar da boyun eer. Efendim retti bunu bana." "Yank surat da yanldn retmedi mi?" Barahibin yz bir an iin karard, sonra aldrmaz bir tavrla, omuzlarn silkerek, "Oturmanz ve iecek bir eyler almanz nerirdim, ama korkarm ok kalmayacaksnz," dedi ayn kfl sesle. Sonra dierlerinin her birine tek tek bakarak, "Grubun azalm Belgarath," dedi. "Umarm bazlarn yolda kaybetmemisindir." "Hepsi iyi Ctuchik," dedi Belgarath. "Eminim ilgine ok sevinmilerdir." "Hepsi mi?" dedi Ctuchik lafn yaya yaya. "Akgz Hrsz, iki Kere Yaayan Adam ve Kr buradalar, ama tekileri gremiyorum. Korkun Ay nerede? Koruyucu valye nerede? Atlarn Efendisi ve Oku neredeler? Ya hanmlar? Dnyann Kraliesi ve len Irkn Anas nerede?" "Hepsi iyiler Ctuchik," dedi Belgarath. "Hepsi iyiler." "ok ilgin. Halbuki ben bugne kadar bir-iki tanesini kaybedeceini dnyordum. Kararllna hayranm ihtiyar. Yzyllar boyunca, bir soy aacndan bir kii lse bile kecek olan bir kehaneti hayatta tutmak iin abaladn." Gzleri dald bir an, sonra "Ha," dedi "Anladm, onlan kapda nbeti brakmsn. Gerek yoktu ki Belgarath. Rahatsz edilmememizi emretmitim." Barahibin gzleri Garion'un yznde durdu. "Belgarion," dedi, neredeyse nezaketle. Damarlannda atmakta olan arknn sesine ramen, Garion Barahibin zihninin habis gc ona dokununca souk bir hisse kapld. "Sandmdan daha genmisin." Garion ona meydan okurcasna bakarak, masadaki ihtiyar adamn ani bir saldrsna kar iradesini toplad. "iradeni benim karma karabilir misin Belgarion?" Ctuchik ke-yiflenmiti nedense. "amdar' yaktn, ama o salan tekiydi. Benimle uramann biraz daha g olduunu anlayacaksn. Syle bakalm evlat, houna gitti mi onu yakmak?" "Hayr," diye cevap verdi Garion hazr bekleyerek. "Zamanla holanmay reneceksin," dedi Ctuchik habis bir srtla. "Dmannn senin zihninin penesinde kvranp lk attn izlemek, gcn bize mkafatlarndan biridir." Tekrar Belgarath'a dnerek, "Demek sonunda beni yok etmeye geldin," dedi alayla. "Gerekiyorsa evet. oktandr yaklayordu bu an Ctuchik." "yle, deil mi? Birbirimize ok benziyoruz Belgarath. Bu karlamay en az senin kadar hevesle bekliyordum. Evet, ok benziyoruz. Baka artlar altnda dost bile olabilirdik." "Pek sanmam. Ben basit bir insanm. Senin baz zevklerin bana fazla karmak gelirdi."

"Bo versene sen. Bizim kurallarla snrlandnlamayacamz biliyorsun." "Belki. Ama ben gene de dostlarm kendim semek isterim." "ok skcsn Belgarath. Haydi syle dierlerine de gelsinler." Ctuchik alayla bir kan kaldrd. "Beni yokederken onlarn da izlemesini istemiyor musun? Sana hayran kalrlard." "Olduklar yerde kalsnlar daha iyi." "Canm skma Belgarath. Herhalde Dnyann Kraliesine sayglarm sunma frsatn elimden almayacaksn." Ctuchik'in sesi alay270 SHRBAZIN TUZAI
CTHOL MURGOS 271

cyd. "lmeden nce onun o mkemmel sureti grmek isterim." "Senden pek holanacan sanmam Ctuchik. Ama istersen sayglarn iletirim kendisine." "Israr ediyorum Belgarath. Kk bir arzu benimkisi. Tatmin edilmesi de kolay. Eer onu sen armazsan, ben aracam." Belgarath'n gzleri ksld, sonra yavaa glmsedi. "Demek mesele buymu," dedi alak sesle. "Ben de iimizi kolaylatrmak iin neden bu kadar zahmete girdiini merak ediyordum." "Artk farketmez," dedi Ctuchik bir kedi gibi mrldanarak. "Son hatan yaptn ihtiyar. Onu tutup Rak Cthol'a getirdin. Bana gereken de buydu. Kehanetin burada lyor Belgarath. Sen de onunla birlikte leceksin sanrm." Barahibin gzleri zaferle parlad; Garion Ctuc-hik'in zihninin habis gcnn uzanp bir eyler aramakta olduunu hissetti. Belgarath Pol Teyzeye bakp gz krpt. Ctuchik zihniyle alt katlan tarayp bo olduklann anlaynca gzleri irileti. "Nerede o?" diye haykrd la benzer bir sesle. "Prenses bizimle gelemedi," diye cevap verdi Belgarath ok sakin bir sesle. "Ama zrlerini yollamay da ihmal etmedi." "Yalan sylyorsun Belgarath. Onu yanndan ayrmaya cesaret edemezsin. Dnya yznde gvende olabilecei hibir yer yok." "Ulgo maaralan da m?" Yz bembeyaz olan Ctuchik, "Ulgo mu?" diye inledi. "Zavall Ctuchik," diye iini ekti Belgarath sahte bir zntyle. "Korkarm fena atladn. Plann fena deilmi, ama beni bu kadar yaknna sokmadan nce prensesin yanmzda olup olmadn kontrol etmeyi de mi akl edemedin?" "Dierlerinden biri de olur," dedi Ctuchik gzleri fkeyle parlayarak. "Hayr," dedi Belgarath. "Dierleri senden korunabilir, ilerinde savunmasz olan bir tek Ce'Nedra'yd; ama o da Prolgu'da, UL'un korumas altnda. stersen deneyebilirsin tabii, ama tavsiye etmem." "Lanet olsun sana Belgarath!" "stersen Ta ver de kurtul Ctuchik," dedi Belgarath. "Biliyorsun istersem zorla da alabilirim." Ctuchik kendini kontrol etmeye abalayarak, "Acele etmeyelim Belgarath," dedi. "Birbirimizi yok etmekle ne kazanacaz? Cthrag Yaska elimizde. Dnyay aramzda blebiliriz." "Dnyann yansn istemiyorum Ctuchik." "Hepsini mi istiyorsun?" Ctuchik'in yznde bilmi bir glmseme belirdi. "Ben de yle istiyordum en bata; ama yansna da raz olurum." "Aslnda ben dnyann hibir blmn istemiyorum." Ctuchik'in yznde aresiz bir ifade belirdi. "Peki ne istiyorsun yleyse?" "Ta," dedi Belgarath hi geri adm atmadan. "Ver onu Ctuchik." "Neden glerimizi birletirip Ta kullanarak Zedar' yok etmiyoruz?"

"Neden yokedelim ki?" "Sen de ondan benim kadar nefret ediyorsun. Efendine ihanet etti, Cthrag Yaska'y senden ald." "O kendisine ihanet etti Ctuchik; herhalde vicdan azabndan uyu-yamyordur oktandr. Ama Ta alma plan ok zekiceydi." Belgarath masann nnde koca gzlerini demir kutuya dikmi duran ocua bakarak, "Acaba nereden buldu onu?" dedi. "Masumiyet ve saflk ayn ey deildir tabii, ama ok yakndrlar. Tam bir masum yetitirmek Zedar'a ok pahalya malolmu olmal. Bastrmas gereken igdleri bir dn." "Zaten bu yzden onun yapmasna izin verdim bu ii," dedi Ctuchik. Kk sansn olan sanki kendisinden bahsettiklerini anlam gibi, gzlerinde sonsuz bir gvenle iki ihtiyara bakt. "Mesele u ki," dedi Ctuchik geriye yaslanp elini kutunun stne koyarak, "Ta, Cthrag Yaska, hl benim elimde. Almaya kalkarsan dvrz. Bunun sonucunun ne olacan ikimiz de bilmiyoruz. Neden riske girelim ki?" "Senin ne iine yarar ki o ta. Senin iradene boyun ese bile, ne yapacaksn? Torak' canlandnp ona m teslim edeceksin?" "Dnrm. Ama Torak be asrdr uyuyor ve dnya onsuz da idare ediyor. Onu rahatsz etmemize gerek yok bence." "Bylece Ta da sende kalacak ha?" Ctuchik omuzlann silkerek, "Birinde kalmas lazm," dedi. "Bu niye ben olmayaym?" Hl sandalyesinde geriye kayklm, rahat rahat konuuyormu gibi grnyordu. Saldrdnda ne bir hareket yapt niyetini ele verecek, ne de yznden bir duygu kprts geti.
CTHOL MURGOS 273 272 SHRBAZIN TUZAI

O kadar hzl oldu ki, bir kabartan ziyade tek bir darbe gibiydi saldn; sesi de o tandk grleme deil, tek bir gkgrltsyd. Gari-on bu saldn eer kendisine yneltilmi olsayd yok olacandan emindi. Ama ona deil Belgarath'a ynelmiti. Korkun bir an boyunca Garion dedesinin geceden de kara bir glge tarafndan yutulduu-nu sand. Sonra glge kristal bir kadeh gibi krlp dald gitti. Belga-rath ciddi bir yzle kadim dmannn karsna dikilerek, "Elinden gelen bu mu Ctuchik?" diye sordu, kendi iradesi darbeyi indirirken. Mthi bir mavi k anszn Grolim'i sard ve younluuyla onu ezmeye balad. zerinde oturduu sandalye, sanki zerine mthi bir arlk km gibi parampara olarak etrafa dald. Ctuchik sandalyesinin paralan arasnda yere dt ve mavi iki eliyle itmeye alt. Sonra ayaa frlayarak alevlerle karlk verdi saldnya. Bir an iin Garion, Perili Orman'da yanan Aarak' hatrlad, ama Belgarath atei bir yana itiverdi ve irade ve Szn el hareketine filan ihtiyac olmad yolundaki szn bir yana brakarak, elini kaldnp Ctuchik'e bir yldnm yollad. Byc ve sihirbaz, odann ortasnda durmulur, k, alev ve karanlk dalgalan arasnda dvyorlard. Ortalktaki enerji patlamala-n, Garion'un zihnini uyuturmutu. Kavgann ancak bir ksmnn grnr olduunu ve birok darbenin gremedii, hayal bile edemedii yerlere vurulduunu seziyordu. Odadaki hava tslayp atrdamaya balamt. Tuhaf suretler belirip kayboluyordu; ancak gz ucuyla grebildikleri dev yzler, kocaman eller ve Garion'un adn bile bilmedii bir sr ey. ki korkun ihtiyar hayal ve yanlsamadan oluan si-lahlanyla gerekliin dokusunu paraladka, iinde bulunduklan kayadaki knt titremeye balamt. Hi dnmeden iradesini toplamaya, zihnini younlatrmaya balad Garion. Bunu durdurmalyd. Darbeler genileyerek kendisine ve dierlerine de vurmaya balamt. Belgarath ve Ctuchik birbirlerine duyduklan kinle

kendilerinden gemi, dncesizce hepsini ldrebilecek gleri salyorlard ortala. "Garion! Kanma!" dedi Pol Teyze. Sesi o kadar sertti ki, Garion o olduuna bile inanamad. "Snrdalar. Eer sen de kanrsan ikisini de mahvedersin." Dierlerine iaret etti. "Hepiniz geri ekilin. evrelerindeki hava bile canl." Korkuyla herkes d duvara doru ekildi. Bycyle sihirbazn arasnda bir metre bile yoktu artk; gzleri parlyor, gleri dalgalar halinde dklyordu. Etraflanndaki hava tslyor, cppelerinden dumanlar ykseliyordu. O srada Garion'un gzleri kk ocua takld. Olup bitenleri, sakin, anlamayan gzlerle seyrediyordu. Etrafndaki mthi sesler ve grntler onu irkiltmiyordu. Garion ocuu yakalayp gvenli bir yere ekmek iin gerildi, ama tam o anda ocuk masaya dnd. Skunetle, birden nnde beliriveren yeil bir alev duvannn iinden geti. Atei ya grmemiti, ya da ondan korkmuyordu. Masaya ulanca parmaklanmn ucuna ykselerek, Ctuchik'in az nce bakmakta olduu demir kutuyu ap elini iine soktu. Yuvarlak, cilal, gri bir ta kard iinden. Garion aniden ayn panltl kprdanmay hissetti. O kadar iddetliydi ki neredeyse dayanlmazd. ark sesi iyice ykselerek ku-laklann doldurdu. Pol Teyzenin heyecanla iini ektiini duydu. Gri ta iki eliyle bir top gibi tutan ocuk, dnp doruca Garion'a yrd. Minik yznde kendinden emin bir ifade, gzlerinde ise gven vard. Cilal ta odadaki korkun mcadelenin parlayan klann yanstyordu, ama iinde de bir k vard. Titremeyen, deimeyen, ocuk Garion'a yaklatka iddetlenen bir k. ocuk Garion'un nnde durup ta kaldrarak Garion'a uzatt. Glmseyerek tek bir kelime syledi: "Teslim." Garion'un zihninde mthi bir korku belirdi. O anda doruca Ctuchik'in zihnine bakmakta olduunu anlad. Ctuchik'in zihninde bir resim vard, parlayan ta elinde tutan Garion'un resmi. Ve bu resim, Grolimi dehete dryordu. Garion, kendisine ynelmi korku dal-galann hissetti. Yava yava ve kararl bir tavrla, elini ocuun tuttuu taa doru uzatt. Avucundaki leke taa doru uzanmak istiyordu; zihnindeki ark ise dev bir koro sesiyle ykseldi. Elini uzatrken Ctuchik'in anszn, kstrlm bir hayvan gibi panie kapldn hissetti. Grolimin sesi bouk bir lktan ibaretti: "Yok o//"diye haykrd aresizce, mthi gcnn tamamn ocuun elindeki taa ynelterek. Bir an, lmcl bir sessizlik doldurdu oday. Mthi mcadelenin ortasndaki Belgarath'n yznde bile akn, inanmayan bir ifade vard. Tan kalbindeki mavi panlt bir an ieri ekildi, sonra tekrar parlad.
274
StHfRBAZIN TUZAI

CTHOL MURGOS 275

Uzun salar ve sakallan darmadank olan Ctuchik, az ak, dehet iinde ylece kalakalmt. "yle demek istemedim'" diye uludu. "Hayr yle deil..." Ama yuvarlak odaya yeni ve ok daha mthi bir g girmiti bile. Ne iiyordu, ne de Garion'un zihnine bir bask yapyordu. Daha ziyade, dehet iindeki Ctuchik'in etrafna kapanrken Garion'u kendisine ekiyor gibiydi. Grolimlerin Barahibi delice bir lk att. Sonra imeye balad, derken yeniden bzt, yeniden iti. Sanki talam da iindeki g ta paralyormu gibi, yznde atlaklar belirdi. Garion bu korkun atlaklarn ardnda et ve kemik deil, parlayan bir enerji olduunu grd. Ctuchik parl parl parlamaya balad. Ellerini yalvarrcasna kaldrp, "imdat!" diye bir lk att. Sonra mitsiz bir "HAYIR!" feryad. Sonra grltnn de tesinde bir paralanma sesiyle, To-rak'n Mridi patlayp yoklua dnt. Bu mthi patlamayla savrulan Garion duvara arpt. Hi dnmeden, oyuncak bir

bebek gibi havaya uan kk olan yakalad. Yuvarlak ta duvara arpp sekerek yerde yuvarlanmaya balad. Garion onu yakalamak iin elini uzatnca, Pol Teyze onu bileinden yakalayarak, "Hayr," dedi. "Sakn dokunma. O, Ta." Garion'un eli donup kald. Kk olan Garion'un elinden kurtulup yuvarlanan Tan peinden kotu. Yakalaynca muzaffer bir tavrla glerek "Teslim," dedi. "Ne oldu?" diye mrldand pek, ayaa kalkp kafasn toplamaya alarak. "Ctuchik kendisini yok etti," dedi Pol Teyze ayaa kalkarak. "Ta yok etmeye kalkt, ama Tanrlarn Anas yok etmeye izin vermez." Garion'a bakt. "Yardm et de dedeni kaldralm." Belgarath Ctuchik'i yok eden patlamann neredeyse tam nerkezin-de duruyordu. Patlama onu orann br ucuna frlatmt; orada ylm yatyordu. Gzleri bo bo bakyordu, sa ve sakal da yer yer yanmt. "Kalk baba," dedi Pol Teyze telala ona doru eilerek. Ctuchik'in kayaya gml kulesi titremeye, iine oyulu olduu bazalt tepe sarslmaya balad. Yerin altndan korkun bir gmbrt koptu. Toprak Ctuchik'in yokoluuyla titrerken, duvarlardan kaya ve har paralan yamaya balad zerlerine. Aadaki odalarda, kaplar gmbrtyle ald ve Garion ayak sesleri duydu. "Neredesiniz?" diye haykrd Barak'n sesi. "Yukarda," diye bard ipek merdivenden aaya. Barak ve Mandorallen ta basamaklar hzla ktlar. "kn buradan!" diye grledi Barak. "Kule kayadan ayrlyor. Yukandaki tapnak da kyor. Kulenin kayaya baland yerin tavannda yanm metrelik bir atlak var." "Baba!" diye haykrd Pol Teyze. "Kalk diyorum." Belgarath bo gzlerle ona bakyordu. "Ta onu," dedi Pol Barak'a. Tepenin yannda, kuleyi tutan kayalar, topran titreimlerine dayanamayarak aynlmaya balamt. "Burada!" diye haykrd Relg nlayan bir sesle. Talarn paralanmakta olduu kulenin arka duvarn gsteriyordu. "Buray aabilir misin? Arkasnda bir maara var." Pol Teyze hemen ban kaldnp duvara bakt, sonra parman uzatp "Ykl!" diye emretti. Ta duvar, sanki frtnann srkledii bir saman ynym gibi, arkasndaki maarann iine doru patlayp dald. "Aynlyor!" diye haykrd ipek tiz bir sesle. Kule duvar ile kaya arasnda genilemekte olan atla iaret etti. "Atlayn!" diye bard Barak. "abuk!" ipek atlaktan atlayarak geti ve sonra hemen dnerek nn grmeden onu izleyen Relg'i yakalad. Durnik'le Mandorallen, aralarnda Pol Teyzeyle giderek genileyen atlaktan atladlar. "ocuk!" dedi Garion'un iindeki ses. Artk kaytsz filan da deildi. "ocuu kurtar, yoksa u ana kadar olanlarn hibir anlam kalmayacak." Garion anszk kk olan hatrlayarak irkildi. Dnp kayadan aa yuvarlanmak zere olan kulenin iine kotu. ocuu kollanna alarak Pol Teyzenin kayada at delie dnd yeniden. Barak atlad; ayaklan kar kyda bir an kayd ve kenarda asl kald, sonra dze kmay baard. Garion koarken btn gcn toplamt bile. Atlad anda, iradesinin tamamyla ileri itti kendini. Kollarnda kk olanla kelimenin tam anlamyla uarak getii korkun yangn stnden, sonra da Barak'n geni srtna arparak durdu. Aldur Ta'n kucanda smsk tutan kk olan glmseyerek Garion'a bakt. "Teslim?"
276
SHRBAZIN TUZAI

Garion dnd. Kule bazalt duvardan iyice ayrlm, destek kayalar aa yuvarlanmaya balamt. Ar ar dar doru devrildi. Sonra, paralanan Torak Tapnann yaan talan arasnda, duvardan tamamen ayrld ve aadaki korkun bolua utu gitti. Girdikleri maarann zemini de, bazalt tepeyle beraber sarslyordu. Rak Cthol'un duvarlarndan dev paralar koparak, maarann aznn nnden, yeni domakta olan gnein kzll iinde yamur gibi yamaktayd. "Herkes tamam m?" diye sordu tpek hzla etrafna baknarak. Herkesin gvende olduundan emin olduktan sonra, "Maarann azndan uzaklaalm biraz," diye ekledi. Tepenin bu ksm pek salam deil gibi." "imdi aa inmek istiyor musunuz?" diye sordu Relg Pol Teyzeye. "Yoksa sarsntlarn durmasn m bekleyelim?" "Hareket etsek daha iyi olur," dedi Barak. "Sarsnt durduu anda bu maaralar Murgo kaynamaya balar." Pol Teyze yan baygn Belgarath'a bakt, sonra kendini toplayarak, "Aa ineceiz," dedi kararl bir sesle. "Daha o kle kadn almamz lazm." "Mutlaka lmtr," dedi Relg telala. "Deprem maarasnn tavann kertmitir." Pol Teyze akmak akmak gzleriyle, gzlerinin iine bak Relg'in. Hayatta hi kimse o baka fazla dayanamazd. Relg ban eerek, "Pekl," dedi isteksizce. Dnerek balanna geti ve ayaklannn altnda deprem srerken, maarann karanlna dalarak kayboldular.

Belgariadm nc Kitab burada sona eriyor. Drdnc Kitap olan Byl ato, Garion ve Ce'Nedra'nm, miraslarnn ne olduunu renmelerinin, Kehanetin onlar zorunlu sona doru srklemesinin ve Garion'un byden de zorlu gler olduunu renmesinin hikyesini anlatyor.